HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 18 MAYIS 2021, SALI

Oligarşi ile bir küs bir barışık

29.08.2001 00:00:00
Pazartesi günkü "Kılavuzu Fehmi olanın" yazısı hayli ilgi çekmiş olmalı. Çoğu lehte telefonlara cevap vermekten iş yapamaz olduk. Bir iki sitem için arayanlar ise, telefon konuşmalarımızdan sonra ikna oldu.

Bir muhalif okuyucu dün bir kez daha arayarak, "Özür diliyorum sizden. Siz haklı çıktınız. Bugünkü Milliyet ve Hürriyet gazetelerine kurulan Abdullah Gül ve Tayyip Erdoğan fotoğrafı her şeyi anlatıyor" diyor.

Konu şu; biz başından beri Tayyip Erdoğan-Abdullah Gül ikilisinin başını çektiği AKP ile Aydın Doğan'ın Milliyet ve Hürriyet gazeteleri arasındaki kavganın "muvazaa" koktuğunu iddia etmiştik.

Bu danışıklı dövüşün amacının Erdoğan'ın muhafazakar kitleye ihanet eden yeni çizgisini tabana hazmettirme süreci olduğunu hep yazmıştık.

Birileri bize cevap sadedinde gazetelerine Erdoğan'ın "Eski Erdoğan'ı inkar ettiği ben yeni Tayyip'im" içerikli son basın toplantısında sarfettiği, "ben kimseden icazet almam, ben oligarşiye hesap vermem" sahte gürlemelerini cımbızla çekerek manşet atmışlardı.

Biz "Erdoğan, "kimseden icazet almam" sözünü Yahudi lobilerinden, ABD-İngiliz elçilerinden icazet almadan niye sarfetmedi? Bu görüşmeleri bilmediğimizi mi sanıyor" demiştik.

Geçen gün Fehmi Koru'nun oligarşik medyaya akıl veren yazısına dikkat çekerek, Koru'nun, "Erdoğan değişti. Ancak bu değişimi tabana anlatması için süre tanıyın" yollu serzenişini irdelemiştik.

Koru'nun medyaya sitemi hemen cevap buldu ve ilginç bir tesadüf eseri Milliyet Abdullah Gül'ü, Hürriyet Tayyip Erdoğan'ı fotomodel pozu verdirerek manşete taşıdı.

Gerek geçen basın toplantısındaki esip gürlemelerin hemen ikinci haftasında olması, gerekse konuşmanın muhtevası Gül-Erdoğan ikilisinin oligarşi karşısında nasıl süt dökmüş kediye döndüklerini gösteriyordu.

Erdoğan, Hürriyetteki söyleşide öyle oligarşiye yakaran bir üsluba bürünmüştü ki, "yalvaran gözlerin değiştiğine dair" samimiyetini röportajcı patronuna müjdeliyordu.

Abdullah Gül Milliyette adeta Tayyip Erdoğan ile yarışa sokulmuşluğunun farkında olarak oligarşiye yaranmak için neler demiyordu neler:

"Ben Adil Düzen'e hiç inanmadım. Adil Düzen propagandaya dönüktü" diyerek seçmeni nasıl kandırdıklarını anlatıyordu.

Kemal Derviş'in programını ulusal bulduklarını söyleyen Gül, ekonomik krizin sebebinin güvensizlik olduğunu söylüyordu.

Çanakçı Sazak, "Dün inanmadığı adil düzeni savunan sizler, IMF politikalarını savunurken bugün kime güven vereceksiniz" diye sormuyordu.

Gül, "Erdoğan'ın bugünkü halini takdir etmeniz gerekmez mi" diyor, Aydın Doğan'ın röportajcısına.

Gerçi onların takdir etmesinden çok kavga eder havalarının işlerine yaradığını da saklamıyordu.

Oligarşik medyanın Gül'ü, bir başka yerde de, cami cemaatine sağcı olduklarını, oligarşik kesime ise neo-liberal olduklarını söyleyeceklerini müjdeleyerek medyanın özlediği iki yüzlü politikacı tipine uyduklarını ifade ediyordu.

"Oligarşi sözü ağır kaçtı" diyerek de oligarşik patrona özür mesajını iletiyordu.

Bu Tayyip'le oligarşik medyanın bir küs bir barışık görüntüsü her iki tarafın ortak karakter ve misyonunu ele vermiyor mu?

Millet önünde oynanan bu tiyatronun özü ne peki?

Erdoğan değişti mi, değişmedi mi?

Bana göre Erdoğan değişmedi.

Hedef değişmedi, sadece taktik değişti.

Dün devletle millet karşı karşıya getirilerek milletle devlet birbirine düşürüldü. Bu sayede millet ve devlet Batı'nın kucağına itildi.

Bu gün ise aynı azınlık ruhu ile milli değerler hedef alındı. Şimdi bir taşla iki kuş vuruyorlar.

Dün devlete düşman azınlık kimliğini rijid din istismarcısı söylemle saklayanlar bu gün Müslüman Türk kimliğini tartışmaya açarak Anadolu'yu Hıristiyanlaştırıyorlar.

Tayyip Erdoğan'ın "Bugün Türkiye'ye düzgün sakallı, iyi Kur'an okuyan değil iyi idareci lazım" sözleri ile Abdullah Gül'ün kara papazın koynundaki fotoğrafını yan yana koyunca ne demek istediğimizi anlarsınız.

Dün "dinciyim", bugün, "şimdi değilim geçmişte de değildim" diyen Erdoğan'ın, din konusunda bir o yana bir bu yana 180 derece zik zak yapmasına rağmen "Türk Milleti"ne bakışının hiç değişmemesi "azınlık kompleksini" yansıtmıyor mu?

Bizim azınlıklara saygımız sonsuz. Ama bir şartla; ya oldukları gibi görünecekler, ya da göründükleri gibi olacaklar. Misyoner ikiyüzlülüğü ile değil.
 
İbrahim Berk / diğer yazıları
Megadentist



logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.