logo
21 EKİM 2026

Onların Âlemi / Abdullah Bin Mübarek

19.09.2009 00:00:00
 
Abdullah bin Mübârek vefâtı esnâsında, âzâdlı kölesi olan Nasr'a; "Başımı toprağa koy!" dedi. Nasr ağladı. "Niçin ağlıyorsun?" deyince; "Senin iki varlığını, servetini ve şimdi de yoksul olarak ölümünü görüp ağlıyorum." dedi.

 

İbn-i Mübârek; "Ağlama. Zîrâ ben, Allahü teâlâdan zenginler gibi yaşamamı ve yoksullar gibi ölmemi istedim. Sonra sen, bana şehâdeti telkîn et ve ben başka bir söz konuşmadıkça da onu terk etme." buyurdu.Fudayl bin Iyâd'ın oğlu Muhammed şöyle anlattı: Abdullah bin Mübârek'i rüyâmda gördüm. Ona; "En üstün amel nedir?" dedim. "İçinde bulunduğundur." buyurdu. "Hudud boylarında beklemek de cihâd mıdır?" dedim. "Evet." buyurdu. "Allahü teâlâ sana ne muâmele yaptı?" dedim. "Beni sonsuz mağfireti ile mağfiret edip, izzet ve ikrâmlarda bulundu" dedi.Misisli İsmâil ibni İbrâhim anlatır: Hâris bin Atiyye'yi rüyâda görüp ona hâlini sordum; "Rabbim beni mağfiret etti." dedi. "Abdullah bin Mübârek nerededir?" dedim. "O, her gün Allahü teâlânın huzûruna çıkanlardandır." dedi.Nevfel anlatır: "Abdullah bin Mübârek'i rüyâda gördüm ve; "Rabbin sana ne muâmele yaptı?" dedim. O da; "Beni mağfiret etti." buyurdu. "Süfyân-ı Sevrî'ye ne yaptı?" dedim. "O, şehîdlerin içinde yüksek derecelerindedir." buyurdu.

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki askerî varlığının sınır güvenliğine bağlı olduğunu ve güvenlik koşulları sağlanana kadar çekilme takvimi açıklanmayacağını belirtti

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki askerî varlığının sınır güvenliğine bağlı olduğunu ve güvenlik koşulları sağlanana kadar çekilme takvimi açıklanmayacağını belirtti

21.10.2026 13:53:00
Haber Merkezi
 
Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki askerî varlığının sınır güvenliğine bağlı olduğunu ve güvenlik koşulları sağlanana kadar çekilme takvimi açıklanmayacağını belirtti
Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki askerî varlığının sınır güvenliğine bağlı olduğunu ve güvenlik koşulları sağlanana kadar çekilme takvimi açıklanmayacağını belirtti
Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, AFP'ye yaptığı açıklamada, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki askerî varlığının sahadaki tehditler ve güvenlik ihtiyaçları doğrultusunda yeniden değerlendirileceğini söyledi.

"Irak ve Suriye'deki askerî varlığımızı sürdürüyoruz," diyen Güler, gerekli bölgesel ve sınır güvenliği koşullarının sağlandığı değerlendirildiğinde, Türkiye'nin üs bölgelerinin ve bölgedeki askerî varlığının yeniden ele alınacağını ifade etti.

Türkiye, uzun yıllardır Suriye'nin kuzeyinde ve Irak'ta, sınırlarına yönelik tehdit olarak gördüğü PKK ve IŞİD'e karşı askerî varlık bulunduruyor. Ancak son iki yılda bölgedeki siyasi ve güvenlik koşulları değişti.

Suriye'de Beşar Esad yönetiminin Aralık 2024'te devrilmesinin ardından Ankara ile yakın ilişkiler kuran yeni bir yönetim iş başına gelirken, Türkiye'de PKK ile yıllardır süren çatışmayı sona erdirmeye yönelik süreçte de ilerleme kaydedildi. Bu süreç, iktidar tarafından "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırılıyor.

Suriye'de askerî varlığın geleceği
Güler, Esad yönetiminin devrilmesinden bu yana Türkiye ile Suriye'deki yeni yönetim arasında güvenlik alanında yakın koordinasyon kurulduğunu söyledi. Türk askerlerinin Suriye ordusunun kapasitesini güçlendirmeye ve Türkiye sınırlarının güvenliğini sağlamaya yönelik çalışmalara katkıda bulunduğunu belirtti.

Güler, Türkiye'nin Suriye'deki askerî varlığının yeniden değerlendirilmesi için bölgedeki terör tehdidinin tamamen ortadan kaldırılması, sınır güvenliğinin sağlanması ve Suriye genelinde devlet otoritesinin istisnasız ve bütünlüklü biçimde tesis edilmesi gerektiğini ifade etti.

Esad yönetiminin devrildiği dönemde Suriye'nin kuzeyinde 16 bin ila 18 bin Türk askeri bulunduğu belirtilmişti. Ancak o tarihten bu yana bölgede görev yapan Türk askerlerinin sayısına ilişkin güvenilir, güncel bir veri bulunmuyor.

Geçen ay bir Türk yetkili, Türkiye'nin Suriye'deki askerî varlığının hukuki statüsüne ilişkin görüşmelerin sürdüğünü söylemişti. Güler ise kamuoyuna açıklanmamış olası konuşlanma veya üs planları hakkında önceden değerlendirme yapmanın doğru olmayacağını belirtti.

Bakan Güler, Suriye'deki Türk Silahlı Kuvvetleri'nin gelecekteki konumunun belirlenmesinde ülkenin egemenliği ve toprak bütünlüğünün, iki taraf arasındaki mutabakatın, sahadaki güvenlik koşullarının ve terör tehdidinin seyrinin dikkate alınacağını kaydetti.

Irak'taki askerî varlık ve PKK süreci
Türkiye, Irak'ın kuzeyinde de uzun süredir asker bulunduruyor ve bölgede faaliyet gösteren PKK'ya karşı sınır ötesi operasyonlar düzenliyor. Ankara'nın Irak topraklarındaki askerî üsleri, iki ülke arasındaki ilişkilerde zaman zaman gerilim konusu oluyor.

AFP'ye konuşan Iraklı bir güvenlik kaynağı, Türkiye'nin Irak'ta 2015'ten bu yana asker bulundurduğunu ve ülkedeki Türk askerlerinin sayısının bugün 800 ila bin arasında olduğunu söyledi. Güler ise asker sayısına ilişkin bir rakam vermeden, askerî varlığın yalnızca personel sayısı üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.

Bakan, sahadaki kuvvet yapısının tehdit düzeyi, sınır güvenliği ihtiyaçları ve bölgedeki gelişmeler doğrultusunda şekillendiğini söyledi.

Türkiye'de PKK ile çatışmayı sona erdirmeye yönelik süreç kapsamında örgüt, geçen yıl silah bıraktığını ve kendini feshettiğini açıklamıştı. Bu ay ise Türkiye'nin istihbarat biriminin doğruladığı açıklamalara göre örgüt, Irak'ın kuzeyindeki dört önemli mevziden çekildi.

Güler, sürecin kalıcı sonuç vermesi için PKK'nın fesih kararını bütünüyle uygulaması gerektiğini söyledi. Türkiye'nin sonraki aşamaları yakından takip ettiğini belirten Bakan, sürecin ilerlemesinin güvenlik önlemlerinin gevşetildiği anlamına gelmediğini vurguladı.

Güler ayrıca, Irak'ın silahlı grupları silahsızlandırma ve devlet kontrolüne alma çabalarını yakından takip ettiklerini, Sincar bölgesindeki gelişmeleri olumlu karşıladıklarını ifade etti.

Türkiye, geçen ay Musul yakınlarındaki Başika Üssü'nün kontrolünü kademeli olarak Irak'a devretmeye hazır olduğunu açıklamıştı. Devir için bir takvim paylaşılmadı. Güler, Ankara'nın Irak'la askerî ve güvenlik işbirliğini önümüzdeki dönemde daha ileri bir seviyeye taşımayı hedeflediğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, muhalefeti fon soruşturması üzerinden eleştirdi. "Çamur at izi kalsın." siyasetine izin vermeyeceklerini söyleyen Erdoğan, "Biz buna eyvallah demeyiz." dedi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, muhalefeti fon soruşturması üzerinden eleştirdi. "Çamur at izi kalsın" siyasetine izin vermeyeceklerini söyleyen Erdoğan, "Biz buna eyvallah demeyiz" dedi

21.10.2026 13:20:00
Haber Merkezi
 
  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, muhalefeti fon soruşturması üzerinden eleştirdi. "Çamur at izi kalsın." siyasetine izin vermeyeceklerini söyleyen Erdoğan, "Biz buna eyvallah demeyiz." dedi
  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, muhalefeti fon soruşturması üzerinden eleştirdi. "Çamur at izi kalsın." siyasetine izin vermeyeceklerini söyleyen Erdoğan, "Biz buna eyvallah demeyiz." dedi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Grup Toplantısı'nda konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından satır başları şöyle:

- Önemli gelişmelerin yaşandığı hassas bir süreçten geçiyoruz. Geçen hafta İstanbul'dan Ankara'ya gelirken geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybeden Üsküdar Belediyesi Başkanvekili Dündar Ziya Gültekin'e rahmet, Üsküdar halkına başsağlığı diliyorum. Ziya Gültekin kardeşimiz, Üsküdar aşığı, ilçesini büyük bir tutkuyla seven müstesna bir insandı. Kendisi hem teşkilatımız hem de Üsküdar'da sevilen bir isimdi.

"SOSYAL MEDYADA NEFRET KAMPANYASINA ŞAHİT OLDUK"

- Dün yapılan oylamada Üsküdar Belediyesi Başkanvekili olarak seçilen Muhammed Emin Sarıoğlu'nu tebrik ediyor, kendisinin Üsküdar halkına aşkla hizmet edeceğine gönülden inanıyorum. İnsanı insan yapan değerler vardır, acıya saygı bunlardan biridir. Ziya kardeşimizin hepimizi kedere boğan vefatından sonra özellikle sosyal medyada tek merkezden yönetildiği anlaşılan alçakça bir nefret kampanyasına şahit olduk. İnsanlıktan nasibini almamış bir güruh, hiç tanımadıkları bir insana karşı biriktirdikleri ne kadar cerahat varsa hepsini kustular. Taziye mesajı yayınlayarak insani vazifesini yerine getiren herkese saldırdılar.

"TÜRKİYE'NİN YENİ SİYASET DİLİNE İHTİYACI VAR"

- Siyasette artan kutuplaşmanın tehlikelerine hep dikkat çekiyoruz. Türkiye'nin yeni siyaset diline ihtiyacı var. Son üç haftada büyük bir hayal kırıklığı yaşadık. Muhalefet Türkiye'ye dönük planlardan habersiz. Sorunlara çözüm önerileri yok.

"HAYIRDIR, KİMİNLE SAVAŞTASINIZ?"

- Geçenlerde bir tanesi çıkmış; şuursuzca 'savaştayız' diyor. Hırsı, aklını esir almış bu zaata sormak lazım. Hayırdır; kiminle savaştasınız? Seferberlik çıktı da bizim mi haberimiz yok? Türkiye işgal edildi de biz mi duymadık. Bakınız 24 yıl boyunca bu ülkenin başına çok ciddi sıkıntılar geldi. Ülkemize aba altından sopa gösterenler oldu. Boylarına bakmadan Türkiye'yi alçakça tehdit edenler oldu. Türkiye'yi içeriden çökertmek için Gezi olayları gibi nice dümen çevirdiler.

"MESNETSİZ İTHAMLARDA BULUNMAK BÜYÜK BİR SUÇ"

- Aynı ciddiyetsiz tavrı, fon tartışmalarında da görüyoruz. Dedikodular üzerinden insanların izzetiyle, itibarıyla oynuyorlar. Bakın milletin malına el uzatmak ne kadar büyük bir suçta, aynı şekilde namuslu, şerefli insanlara mesnetsiz şekilde yolsuzluk ithamında bulunmak da o kadar büyük bir suçtur. Bundan daha fenası ise foyan ortaya çıktığı halde işi pişkinliğe vurmaktır. Hem elinde bilgi ve belge olmadan kabine üyelerimizi itham edeceksiniz, devletin kurumlarını töhmet altında bırakacaksın, sonra da çıkacaksın yüzün kızarmadan işi pişkinliğe vurup kulağının üzerine yatacaksın. Biz buna eyvallah demeyiz. Çamur at izi kalsın siyasetine teslim olmayız.

DEAŞ TÜRKİYE’DE PARA AĞI KURMUŞ

DEAŞ’ın finans ağına yönelik İstanbul ve Mersin’de düzenlenen operasyonda 7 kişi gözaltına alındı. Ankara merkezli ayrı soruşturmada ise 14 şüpheli yakalandı. Toplam gözaltı sayısı 21’e ulaştı

20.10.2026 23:00:00
Haber Merkezi
 
DEAŞ TÜRKİYE’DE PARA AĞI KURMUŞ
DEAŞ TÜRKİYE’DE PARA AĞI KURMUŞ
DEAŞ'ın finans ağına yönelik İstanbul ve Mersin'de düzenlenen operasyonda 7 kişi gözaltına alındı. Ankara merkezli ayrı soruşturmada ise 14 şüpheli yakalandı. Toplam gözaltı sayısı 21'e ulaştı.

İstanbul'da 10, Mersin'de 1 adrese düzenlenen baskınlarda, yasa dışı para transferleriyle bağlantılı olduğu belirtilen bir WhatsApp grubu mercek altına alındı. Şüphelilerin, DEAŞ'a fon sağladığı yönünde MASAK raporlarında bilgiler bulunan kişi ve kuruluşlarla para transferi ilişkileri tespit edildi.

28 İLDE 83 ŞÜPHELİ!

DEAŞ'a yönelik operasyonlar bununla sınırlı değil. İçişleri Bakanlığının 25 Eylül 2026 tarihli açıklamasına göre, 28 ilde düzenlenen operasyonlarda 83 şüpheli yakalandı. Şüphelilerin örgüte finans sağlamak ve propaganda yapmakla bağlantılı oldukları belirtildi.

Operasyon yapılan iller arasında Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Diyarbakır, Gaziantep, Hatay, İstanbul, Kayseri, Malatya, Mersin, Samsun ve Şanlıurfa da bulunuyordu.

PARA AĞI NASIL KURULDU?

Son operasyonlar, DEAŞ'ın yalnızca silahlı yapılanmasının değil, para transferleri ve dijital iletişim ağlarının da soruşturulduğunu gösteriyor. İstanbul ve Mersin dosyasında WhatsApp, Ankara dosyasında ise Telegram üzerinden yürütüldüğü belirtilen bağış faaliyetleri gündeme geldi.

Ankara soruşturmasında, Suriye'nin kuzeyindeki kamplarda tutulan DEAŞ mensuplarına mali destek sağlamak veya onları serbest bırakmak amacıyla bağış toplandığı yönündeki bilgiler incelendi. Soruşturmanın Almanya Büyükelçiliğinden iletilen bilgiler üzerine başlatıldığı bildirildi.

PEKİ, YETKİLİLER NEREDEYDİ?

Asıl soru şu: DEAŞ'ın finansal bağlantıları, bağış kanalları ve para transferleri hangi aşamada tespit edildi? Bu ağların ortaya çıkarılması için neden yeni operasyonlar beklendi? Daha önceki soruşturmalarda hangi bağlantılar belirlenmişti?

Bu soruların yanıtı kamuoyuna açık biçimde verilmeden, operasyonların yalnızca gözaltı sayılarıyla değerlendirilmesi yeterli değil. Önemli olan, para ağının tamamının ortaya çıkarılması, finans kaynaklarının kesilmesi ve varsa ihmallerin açıklığa kavuşturulması.

Mekke İttifakı Anlaşması TBMM’de

Mekke İttifakı Anlaşması'na ilişkin kanun teklifi TBMM Başkanlığına sunuldu. Anlaşmanın Meclis gündemine gelmesiyle birlikte Türkiye'nin askerî sorumlulukları, Suudi Arabistan'la ilişkileri ve olası bölgesel çatışmalardaki rolü yeniden tartışılmaya başlandı

20.10.2026 13:33:00
Haber Merkezi
 
Mekke İttifakı Anlaşması TBMM’de
Mekke İttifakı Anlaşması TBMM’de
Mekke İttifakı Anlaşması'na ilişkin kanun teklifi TBMM Başkanlığına sunuldu. Anlaşmanın Meclis gündemine gelmesiyle birlikte Türkiye'nin askerî sorumlulukları, Suudi Arabistan'la ilişkileri ve olası bölgesel çatışmalardaki rolü yeniden tartışılmaya başlandı.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, üç ülke arasında savunma ve güvenlik iş birliğini güçlendirmeyi amaçlıyor. Ancak anlaşmanın Türkiye'ye hangi somut yükümlülükleri getireceği ve olası bir savaş durumunda nasıl uygulanacağı merak konusu.

ANLAŞMADA NELER VAR?

1. Bir ülkeye saldırı, üç ülkeyi de ilgilendirecek

Anlaşmanın kamuoyuna açıklanan çerçevesinde, taraflardan birine yönelik silahlı saldırının diğer tarafları da ilgilendiren ortak bir tehdit olarak değerlendirilmesi öngörülüyor. Bu yönüyle anlaşma, NATO'nun kolektif savunma ilkesine benzetiliyor. Ancak bu durum, diğer ülkelerin otomatik olarak savaşa gireceği anlamına gelmiyor.

2. Ortak savunma ve askerî iş birliği

Anlaşmayla üç ülke arasında savunma kapasitelerinin geliştirilmesi, askerî eğitim, savunma teknolojileri ve güvenlik koordinasyonunun artırılması hedefleniyor. Tarafların bölgesel güvenlik sorunlarına karşı birlikte hareket etmesi amaçlanıyor.

3. Suudi Arabistan'a askerî güç konuşlandırılması gündemde

İttifak kapsamında askerî kuvvetlerin ve savunma kabiliyetlerinin Suudi Arabistan'a konuşlandırılmasına yönelik hazırlıklar da gündeme geldi. Bu gelişme, Türkiye'nin hangi askerî sorumlulukları üstleneceği ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin olası görevlerinin kapsamı konusunda soru işaretleri doğurdu.

TÜRK ASKERİ YEMEN'DEKİ ÇATIŞMALARIN TARAFI OLACAK MI?

Anlaşmayla ilgili en önemli tartışmalardan biri, Türkiye'nin Suudi Arabistan'a verebileceği askerî desteğin bölgesel çatışmalara etkisi.

Özellikle Yemen'deki savaş ve Suudi Arabistan'ın bölgedeki askerî rolü dikkate alındığında, Türkiye'nin bu ittifak üzerinden yeni askerî sorumluluklar üstlenip üstlenmeyeceği tartışılıyor.

Ancak anlaşmanın imzalanması, Türkiye'nin Yemen'de savaşa katılacağı veya bölgeye kesin olarak asker göndereceği anlamına gelmiyor. Böyle bir görevlendirmenin şartları, hukuki dayanağı ve kapsamı ayrıca değerlendirilmek zorunda.

EN KRİTİK SORU: TÜRKİYE HANGİ DURUMDA SAVAŞA GİRECEK?

Kanun teklifinin Meclis gündemine gelmesiyle birlikte yanıt bekleyen soruların başında Türkiye'nin askerî yükümlülüklerinin sınırları geliyor.

- Taraflardan birine saldırı olduğunda Türkiye hangi adımları atmak zorunda kalacak?

- Askerî destek otomatik mi olacak, yoksa her olay için ayrı karar mı alınacak?

- Türk askerinin yurt dışında görevlendirilmesinin kapsamı ne olacak?

- Suudi Arabistan'ın bölgesel güvenlik politikaları Türkiye'nin askerî sorumluluklarını nasıl etkileyecek?

- Anlaşmanın uygulanmasında komuta ve karar alma mekanizması nasıl işleyecek?

Anlaşmanın bütün uygulama ayrıntıları kamuoyuna açık bilgilerden henüz net biçimde anlaşılamıyor. Bu nedenle Meclis görüşmelerinde yükümlülüklerin açıkça ortaya konulması önem taşıyor.

GÖZLER MECLİS'TE

Kanun teklifinin TBMM Başkanlığına sunulmasıyla süreç parlamentoya taşındı. Teklifin komisyon ve Genel Kurul aşamalarında nasıl ele alınacağı, Türkiye'nin üstleneceği sorumlulukların kapsamının anlaşılması açısından belirleyici olacak.

Mekke İttifakı, yalnızca diplomatik bir yakınlaşma değil, Türkiye'nin bölgesel güvenlik politikası ve olası askerî yükümlülükleri bakımından da önemli sonuçlar doğurabilecek bir anlaşma. Kamuoyunun yanıt beklediği temel soru ise şu: Türkiye bu ittifakla bölgesel güvenliğe katkı mı sağlayacak, yoksa kendisini yeni çatışmaların içinde bulma riskiyle mi karşı karşıya kalacak?

Ezine'de 39 kaçak göçmen yakalandı

Çanakkale'nin Ezine ilçesinde sahil güvenlik ve emniyet ekiplerince karada 39 kaçak göçmen yakalandı

20.10.2026 11:22:00
İHA
 
Ezine'de 39 kaçak göçmen yakalandı
Ezine'de 39 kaçak göçmen yakalandı
Ezine ilçesinde bir grup kaçak göçmen olduğu bilgisinin alınması üzerine Sahil Güvenlik Batı Marmara Grup Komutanlığı ve Çanakkale İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri harekete geçti.

Bölgeye Sahil Güvenlik İstihbarat Şube Müdürlüğü, Sahil Güvenlik Kolluk Destek Timi (Kumkale/Koldestim) ve Çanakkale İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri sevk edildi.

Ekipler tarafından 19'u çocuk olmak üzere toplam 39 kaçak göçmen yakalandı.

Kaçak göçmenler işlemlerinin ardından Ayvacık Göçmen Ön Kabul ve Sevk Merkezi'ne (GÖKSEM) teslim edildi.

Üsküdar'da Yeni Parti sürprizi


 
Üsküdar Belediye Başkan Vekilliği seçiminde Cumhur İttifakı'nın adayı belli oldu: Muhammed Emin Sarıoğlu... Başkan vekilliği seçiminde CHP ve Yeni Parti aday çıkarmadı.

20.10.2026 11:04:00
Haber Merkezi
 
Üsküdar'da Yeni Parti sürprizi
Üsküdar'da Yeni Parti sürprizi

Üsküdar Belediye Başkan Vekilliği seçiminde Cumhur İttifakı'nın adayı Muhammed Emin Sarıoğlu oldu.
Üsküdar Belediye Meclisi, Belediye Başkan Vekili Dündar Ziya Gülketin'in 15 Ekim'de Düzce'de geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetmesinin ardından yeniden başkan vekili seçmek üzere belediye meclis salonunda toplandı.
AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir, Cumhur İttifakı'nın adayının Muhammed Emin Sarıoğlu olduğunu bildirdi.

Başkan vekilliği seçiminde CHP ve Yeni Parti aday çıkarmadı.Dolayısyla Sarıoğlu'nun başkan vekili seçilmesi bekleniyor. Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş ise hapse atılmış durumda.

Migrenin 7 belirtisine dikkat!


 
Migren, dünya genelinde milyarlarca insanı etkileyen en yaygın nörolojik hastalık. Türkiye’de ise her yüz kişiden 16 ila 21’i migren hastası. Ülkemizde 13 milyondan fazla kişi migren ağrısı çekiyor! Ancak her baş ağrısı migren değil!

20.10.2026 10:44:00
Murat Çorbacı
 
 Migrenin 7 belirtisine dikkat!
 Migrenin 7 belirtisine dikkat!

Baş ağrısı, çoğunlukla migren sanılarak geleneksel yöntemlerle tedavi etme yoluna gidilen karmaşık bir durum. Mevsim geçişlerinde görülme sıklığı artan migrenle karıştırılan baş ağrılarının yanlış tedavi edilmesi, hastaların yaşam kalitesini olumsuz etkilediği gibi doğru tedaviyi de geciktiriyor. Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Levent Gül, migreni diğer baş ağrılarından ayıran belirtileri ve atakların sıklığını azaltmaya yönelik tedavi seçeneklerini anlattı. İlaç tedavilerinin yanı sıra sinir blokajı gibi girişimsel yöntemlerin de uygun hastalarda değerlendirilebildiğini belirten Prof. Dr. Gül, doğru tanının tedavinin ilk adımı olduğuna dikkat çekti.

Migrende ataklar yaşanıyor!

Migren, tekrarlayan ataklarla seyreden nörolojik bir hastalık. Erişkinlerde migren atakları genellikle 4 ila 72 saat sürüyor. Ağrı çoğunlukla başın bir tarafında hissedilse de iki taraflı da görülebiliyor. Zonklayıcı karakterdeki ağrı, orta veya şiddetli düzeye ulaşarak günlük aktiviteleri zorlaştırabiliyor.

İşte belirtileri

Prof. Dr. Hakan Levent Gül, migreni düşündüren başlıca belirtileri şöyle sıralıyor:

Uzun süren ağrı: Baş ağrısının 4 ila 72 saat devam etmesi.
Tek taraflı ağrı: Ağrının başın bir bölümünde yoğunlaşması.
Zonklama: Ağrının nabız atışı gibi hissedilmesi.
Şiddetli yakınmalar: Ağrının günlük yaşamı ve rutin işleri aksatması.
Hareketle artış: Yürümek, merdiven çıkmak veya eğilip kalkmak gibi aktivitelerle ağrının şiddetlenmesi.
Bulantı ve kusma: Baş ağrısına mide bulantısı veya kusmanın eşlik etmesi.
Işık ve ses hassasiyeti: Aydınlık ortamların, yüksek seslerin ve bazen kokuların rahatsızlık vermesi.

Bu belirtilerin bir arada bulunması migren olasılığını artırabilir. Ancak kesin tanı, kişinin öyküsü ve nörolojik değerlendirmesi doğrultusunda hekim tarafından konulmalıdır.

Bazı gıdaları tüketmemek gerekiyor

Migren ataklarını arttıran yiyeceklerin başında ise çikolata, alkol, mayalı gıdalar, paketli işlenmiş ürünler, deniz ürünleri, işlenmiş et grubu ve turunçgiller geliyor. Migren denildiğinde akla gelen belirtilerden biri de aura. Ancak migren hastalarının büyük çoğunluğunda aura görülmüyor. Aura yaşayan kişilerde ise baş ağrısından önce veya atakla ilişkili olarak geçici görme bozuklukları, uyuşma ya da konuşma güçlüğü gibi nörolojik belirtiler ortaya çıkabiliyor. Aura belirtileri genellikle 5 ila 60 dakika sürüyor. Bununla birlikte, ilk kez ortaya çıkan ani görme veya konuşma bozukluğu, tek taraflı güçsüzlük ya da alışılmışın dışındaki nörolojik belirtiler yalnızca migrene bağlanmamalı. Bu durum acil tıbbi değerlendirme gerektirebilir.

15 günden fazla süren baş ağrısına dikkat!

Prof. Dr. Gül, şunları söyledi: "Baş ağrısının sıklaşması, hastalığın günlük yaşam üzerindeki etkisini artırabiliyor. Üç aydan uzun süre boyunca ayda en az 15 gün baş ağrısı yaşanması ve bu günlerin en az 8'inde migren özelliklerinin bulunması, kronik migren açısından değerlendirme gerektiriyor. Bu nedenle baş ağrısının ne sıklıkta yaşandığını, ne kadar sürdüğünü ve hangi belirtilerle birlikte ortaya çıktığını takip etmek, tanı ve tedavi planlamasına yardımcı olabiliyor. Migren tedavisinde amaç yalnızca mevcut atağı hafifletmek değil, atakların sıklığını ve şiddetini azaltarak kişinin yaşam kalitesini yükseltmek. Bu doğrultuda atak tedavilerinin yanı sıra gerekli görülen hastalarda koruyucu tedaviler de uygulanabiliyor. Koruyucu ilaçlar arasında beta blokerler, bazı antidepresanlar, antiepileptik ilaçlar ve diğer ilaç grupları bulunuyor."

SPK Başkanı istifa etti

Ankara bürokrasisinde hareketli saatler yaşanıyor. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Mahmut Sütçü sağlık sorunlarını gerekçe göstererek görevinden istifa ederken, Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik de Bakan Mehmet Şimşek’e emeklilik dilekçesini sundu

19.10.2026 18:10:00
Haber Merkezi
 
SPK Başkanı istifa etti
SPK Başkanı istifa etti
Türkiye ekonomi yönetiminin iki kritik kurumunda aynı gün içinde peş peşe çarpıcı görev değişiklikleri yaşandı.

Yaklaşık beş aydır Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanlığı koltuğunda oturan Mahmut Sütçü istifa ederken, Hazine ve Maliye Bakanlığı bünyesinde Haziran 2023'ten bu yana Bakan Yardımcılığı görevini yürüten Osman Çelik emeklilik talebinde bulundu.


SPK Başkanı Sütçü sağlık gerekçesiyle bıraktı


Kasım 2024 itibarıyla SPK İkinci Başkanlığına getirilen ve ardından 9 Mayıs 2026 tarihinde Kurul Başkanı olarak atanan Mahmut Sütçü, görevinden ayrılma nedeni olarak sağlık sorunlarını gösterdi.

Sütçü'nün istifası, fon piyasalarında bir süredir devam eden ve kamuoyunun yakından takip ettiği tasfiye ile inceleme süreçlerinin tam ortasında gerçekleşti. SPK, son dönemde fon denetimleri ve piyasa düzenlemelerine yönelik gecikmiş müdahale iddiaları nedeniyle eleştirilerin odağındaydı.


Osman Çelik'ten sürpriz emeklilik dilekçesi


Günün ikinci önemli haberi ise Hazine ve Maliye Bakanlığı'ndan geldi. Geçmişte Hazine Müsteşarlığı ve bankacılık sektöründe üst düzey yöneticilik yapmış olan ve 21 Haziran 2023'ten beri Bakan Yardımcısı olarak görev yapan Osman Çelik, emeklilik dilekçesini Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'e sundu. Çelik'in sunduğu emeklilik talebinin bugünden (19 Ekim 2026) itibaren geçerli olacağı öğrenildi.

Başkent kulislerinde geniş yankı uyandıran bu çifte ayrılığın ardından boşalan koltuklara hangi isimlerin atanacağı henüz netlik kazanmadı. Resmi Gazete'de yayımlanacak yeni atama kararları piyasalar ve ekonomi bürokrasisi tarafından merakla bekleniyor.

Konserdeki çifte ölümün nedeni belli oldu

Şişli'deki 5 bin kişilik konserde fenalaşarak hayatını kaybeden Furkan Aksu ve Mahmud Sami Ramazanoğlu'nun kesin ölüm nedeni Adli Tıp raporuyla netleşti. İstanbul Valisi Davut Gül, trajik olayın konser alanındaki yiyecek veya içeceklerden değil, uyuşturucu kullanımından kaynaklandığını duyurdu

19.10.2026 16:10:00 / Güncelleme: 19.10.2026 16:12:19
Haber Merkezi
 
Konserdeki çifte ölümün nedeni belli oldu
Konserdeki çifte ölümün nedeni belli oldu
İstanbul Şişli'deki İstanbul Kongre Merkezi'nde düzenlenen "Unreal x Jeton" adlı elektronik müzik konserinde yaşanan ve tüm Türkiye'nin gündemine oturan trajik ölümlerin ardındaki sır perdesi aralandı.

Yaklaşık 5 bin kişinin katıldığı etkinlikte fenalaşarak hastaneye kaldırılan üç gençten ikisi hayatını kaybetmişti. Kamuoyunda büyük yankı uyandıran ve sahte alkol ya da zehirlenme şüphelerini doğuran olayın kesin nedeni, Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan ilk raporla kesinleşti.


Olay nasıl gelişti?


17 Ekim gecesi, saat 21.00 ile 04.00 arasında gerçekleştirilen ve yalnızca 18 yaş üstü katılımcıların alındığı elektronik müzik partisinde saat 03.15 sıralarında Furkan Aksu (29), Mahmud Sami Ramazanoğlu (24) ve T.M. (33) isimli üç genç aniden fenalaştı. Çevredekilerin ihbarı üzerine hızlıca olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ilk müdahalenin ardından gençleri Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk etti.

Hastanede doktorların gösterdiği yoğun çabaya rağmen Furkan Aksu ve Mahmud Sami Ramazanoğlu kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Yoğun bakımda tedavisi süren T.M.'nin ise hayati tehlikesinin devam ettiği bildirildi.


Vali Davut Gül'den son açıklama: "Uyuşturucu kaynaklı"


Olayın ardından başlatılan geniş çaplı adli ve idari soruşturma devam ederken, İstanbul Valisi Davut Gül basın mensuplarına yaptığı açıklamada konuya dair resmi detayları paylaştı. Valiliğin yaptığı açıklamaya göre, ölümlerin konser alanı veya organizasyonla bir ilgisi bulunmuyor.

Vali Davut Gül, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

"Konu konserle ilgili değil. Konsere giden üç hemşehrimiz maalesef farklı uyuşturucular kullanmışlar. Bunlar adli tıp raporlarında tespit edildi. Dolayısıyla uyuşturucudan kaynaklı bir ölüm hadisesi meydana geldi. Konserle ya da konserde yenilen ve içilen ürünlerle ilgili bir problem yok. Tarım Müdürlüğümüz numuneleri aldı. Ayrıca ölüm ve yaralanma olduğu için adli süreç devam ediyor."

Soruşturma kapsamında İstanbul Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin konser alanında yaptığı aramalarda ise herhangi bir olumsuzluğa rastlanmadığı belirtildi. Organizasyon firmasının tüm yasal izin ve belgelerinin eksiksiz olduğu kaydedildi.


Cenazeler ailelerine teslim edildi


Hayatını kaybeden gençlerin cenazeleri, Yenibosna'daki Adli Tıp Kurumu morgunda yapılan otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından acılı ailelerine teslim edildi.

Furkan Aksu'nun (29) cenazesi, tören ve defin işlemleri için memleketi Zonguldak'a gönderildi. Aksu bugün memleketinde toprağa verildi.

İşlemleri tamamlanan Mahmud Sami Ramazanoğlu'nun (24) cenazesi de ailesi tarafından teslim alınarak son yolculuğuna uğurlanmak üzere nakledildi.

Gözler şimdi, hastanede yaşam mücadelesi veren T.M.'den gelecek iyi haberlere ve olayla ilgili yürütülen adli soruşturmanın yargı aşamasına çevrilmiş durumda.

İstanbul'da barajlardaki doluluk oranı arttı

Son yağışların ardından İstanbul'daki barajların doluluk oranı belirgin bir şekilde arttı

19.10.2026 15:10:00
İhlas Haber Ajansı
 
İstanbul'da barajlardaki doluluk oranı arttı
İstanbul'da barajlardaki doluluk oranı arttı
İstanbul'da geçtiğimiz haftada etkili olan şiddetli yağışların ardından barajlardaki doluluk oranı belirgin bir şekilde arttı. Bu oran bir haftada yüzde 16'lik artışla yüzde 53,14 oldu.

Megakent İstanbul'da geçtiğimiz hafta etkili olan şiddetli yağış, barajlardaki doluluk oranının artmasını sağladı. İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ)'nin 19 Ekim verilerine göre, geçtiğimiz hafta yüzde 37 civarında olan doluluk oranında yaklaşık yüzde 16'lik bir artış oldu. Böylece bu oran yüzde 53,14'e yükseldi.

İstanbul barajlarında son durumu:

Ömerli Barajı: yüzde 77,39

Darlık Barajı: yüzde 88,83

Elmalı Barajı: yüzde 79,97

Terkos Barajı: yüzde 36,98

Alibey Barajı: yüzde 76,6

Büyükçekmece Barajı: yüzde 30,35

Sazlıdere Barajı: yüzde 31,95

Istrancalar Barajı: yüzde 61,73

Kazandere Barajı: yüzde 8,08

Pabuçdere Barajı: yüzde 3,76



logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.