HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 18 HAZİRAN 2021, CUMA

Oruç tutarsa bizi-II

21.04.2021 00:00:00

Oruç tutarsa bizi, dara düşmeyiz, dikenli tarlada dahi hara düşmeyiz, hararetin baştan aştığı zaman ve zeminlerde bile kora düşmeyiz, kimi yüzlerin bembeyaz, kimi yüzlerin de simsiyah olacağı o günde inşallah kara düşmeyiz, hesap endişesi sebebi ile herkesin birbirinden kaçacağı o günde inşallah ahu zara düşmeyiz, zora düşmeyiz.

Oruç tutarsa bizi, evimiz barkımız şenlenir, gönlümüz gözümüz şenlenir, yurdumuz yuvamız şenlenir, ovamız obamız şenlenir, köyümüz kentimiz şenlenir, çarşımız pazarımız şenlenir.

Oruç tutarsa bizi, renklerimiz albayrağa, ala dönüşür, tüm tatlarımız bala dönüşür, dillerimiz en güzeli söyleyen, en güzelden söyleyen ve en güzele çağıran dile dönüşür, ellerimiz daima veren ele dönüşür.

Oruç tutarsa bizi, orucu emredenin emirlerine amade oluruz, fermanlarına ram oluruz, dermanları ile şifa buluruz.

Oruç tutarsa bizi, biz yalanı yalancıyı tutmayız, biz talanı talancıyı tutmayız, biz zalimi zulümkârı tutmayız.

Oruç tutarsa bizi, gezegenimizin en ücra köşelerinde de olsalar, dertlilerle hemdert olmayı, halleri perişan olanlarla hemhal olmayı öğretir.

Oruç tutarsa bizi, hem ölülerimize hem de dirilerimize mekân olan ve uzay boşluğunda kendisine Yüce Yaratıcı tarafından tayin edilen yörüngede seyr ü sefer eden bu dünyanın bize emanet olduğu fikrini aşılar, bizim kadar bütün canlıların da bu gezegende hak sahibi olduklarını anlatır.

Oruç tutarsa bizi, yeme-içme saatlerimizden, yatıp-kalkma saatlerimize kadar, arkadaş, akraba ve hassaten komşuluk ilişkilerimize kadar yapacağı esaslı değişikliklerle hayatın tüm alanlarını yeniden düzenler ve getirdiği kanunları yerleştirir.

Oruç tutarsa bizi, artık kim tutar bizi; kibirden kaçarız, gururdan kaçarız, gıybetten ve dedikodudan hızla uzaklaşırız, tevazuu huy ediniriz, alçak gönüllü olmayı bir gönül borcu biliriz.

Oruç tutarsa bizi, artık kim tutar bizi; basireti kuşanırız, feraseti kol-kanat ediniriz, idrak ve tefekkürde yoğunlaşırız da ne aldatan oluruz ne de aldanan, ne kimsenin hakkını yeriz ne de hakkımızı yediririz, ne zulmedenlerden oluruz ne de bize zulmedilmesine rıza gösteririz.

Oruç tutarsa bizi, adeta kara sevdaya tutuluruz, Nebilerin yoluna sevdalanırız, Sıddıkların, Şehitlerin ve Salihlerin yoluna sevdalanırız, Son Elçiyi kara sevda derecesinde sevip Hicret gecesinde onun yatağına yatan İmam Ali'nin örnek davranışına sevdalanırız, insanlığın iftiharı örnek babası tarafından "Babasının anası" unvanına mazhar olan Fatma ananın eşsiz evsafına sevdalanırız.

Oruç tutarsa bizi, "Arşın küpeleri" olan, "Cennet gençlerinin efendileri" olan Fatma ana kuzularının örnek hayatlarına sevdalanırız.

Oruç tutarsa bizi, her oruçlu günün iftarına doğru Kerbela hadisesi zihnimize ve gönlümüzün tam orta yerine oturur, Kerbela şehidi Hz. Hüseyin'in acısı ile kıvranırız, Bacı Zeyneb'in çığlıkları çarpar kulaklarımıza, küçük Rukayye'nin küpelerini almak için kulaklarını koparan vahşilerin bu vahşeti karşısında insanlık adına, Müslümanlık adına utanır kızarırız ve 'Hüseynî Duruş' ne demektir anlamaya ve kavramaya çalışırız.

Oruç tutarsa bizi, ebedi hayatımızı şekillendirecek olan 'İmanımızın' tam merkezinde bulunan ve İman esaslarını bize öğreten Son elçi, son Peygamber Muhammed Mustafa aleyhisselamın Ehl-i Beyt'ini yeniden, yeni baştan anlamaya, konunun hssasiyetini kavramaya odaklanırız ve Ehl-i Beyt kavramını bize tekrar tekrar hatırlatan, on bin sayfayı aşkın hacimdeki Ehl-i Beyt külliyatını yazan Prof. Dr. Haydar Baş'ı iftar ve sahur vakitlerinde rahmetle ve minnetle yâd ederiz.

Zararın neresinden dönülürse kardır demişler, meseleyi hangi yaşta kavradıysanız işte o yaşta, Kerbela faciasına benim gibi ağlayabilirsiniz:

 

AĞLADIM

      

Yezid orduları yolun kesmişler

Ağaç budar gibi kolun kesmişler

On binler kuşanmış kılıçlarını

Hem sağını hem de solun kesmişler

 

On dört asır sonra duydum ağladım

Hem ağladım hem de bağrım dağladım

 

Yezid orduları düşmüş peşine

Kılıcın kalkanın orda işi ne?

Fâtıma kızı Zeyneb feryad ederken

Ok atmışlar dudağına dişine

 

On dört asır sonra duydum ağladım

Sular seller gibi coştum çağladım

 

Yezid orduları bir tuzak kurmuş

O kutlu kervanın yolunda durmuş

Kadınlar çocuklar feryad ettikçe

Çadırları birden alevler sarmış

 

On dört asır sonra duydum ağladım

Dicle Fırat gibi coştum çağladım

 

Yezid orduları kana susamış

Peygamber soyundan cana susamış

Kesmişler Fırat'ın yollarını da

Küçük Ali ise suya susamış

 

On dört asır sonra duydum ağladım

Hem ağladım hem de kara bağladım

 

Yezid orduları kılıç kuşanmış

Hepsi Kabil olmuş çöle taşınmış

İnsan kisvesinden sıyrılmışlar da

İnsanlık yıpranmış orda aşınmış

 

On dört asır sonra duydum ağladım

Sular seller gibi coştum çağladım

Yezid orduları kastetmiş cana

Zeyneb de orada bacı ve ana

Çakal sürüleri sarmış Hüseyin'i

Bir ana yüreği nasıl dayana?

 

On dört asır sonra duydum ağladım

Hem ağladım hem de kara bağladım

 

Yezid orduları kesmişler başı

Elbet bu cinayet titretmiş Arş'ı

Korkunç katliamla yetinmemişler

Çiğnetmişler ata mübarek naşı

 

On dört asır sonra duydum ağladım

Dicle Fırat gibi coştum çağladım

 

Aziz Karaca'yım içim kan ağlar

Kerbela olayı yüreğim dağlar

Yezid'e bir değil bin lanet olsun

Öyle bir acı ki dayanmaz dağlar

 

On dört asır sonra duydum ağladım

Hem ağladım hem de bağrım dağladım.

 
Aziz Karaca / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.