logo
20 EYLÜL 2026

Oysa herkes unutmuştu!

Alman yer bilimleri araştırma merkezi GFZ'nin Science dergisinde yayımlanan son çalışması, Marmara'daki sismik hareketliliğin İstanbul'a doğru göç ettiğini ortaya koyarken, tehlikenin boyutunu küçümseyen iyimser senaryolara karşı uzmanından uyarı geldi

18.07.2026 19:09:00
İhlas Haber Ajansı
 
Oysa herkes unutmuştu!
Oysa herkes unutmuştu!
Alman yer bilimleri araştırma merkezi GFZ'nin Science dergisinde yayımlanan son çalışması, Marmara'daki sismik hareketliliğin İstanbul'a doğru göç ettiğini ortaya koyarken, tehlikenin boyutunu küçümseyen iyimser senaryolara karşı uzmanından uyarı geldi. Rehavetin ölümcül sonuçlar doğurabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu, "Acı bedeller ödememek için, faturanın ağır olmaması için mutlaka en kötü senaryoya göre hazırlıkların yapılması gerekiyor" ifadelerini kullandı.

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Mühendislik Fakültesi Geomatik Mühendisliği Jeodezi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu, 2025 yılında Almanya'nın dünyaca ünlü yer bilimleri araştırma merkezi GFZ tarafından yapılan ve Science dergisinde yayımlanan çalışmayı değerlendirdi.

Alman yer bilimleri araştırma merkezi GFZ'nin yayımladığı son veriler, Marmara Denizi'ndeki sismik hareketliliğin İstanbul'a doğru tehlikeli bir göç içinde olduğunu ortaya koydu. Söz konusu iddiaların yer aldığı çalışma Science dergisinde yayımlandı.

Yaşanabilecek sarsıntının büyüklüğüne dair kamuoyunda oluşan iyimser havayı eleştiren Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu, felaketin boyutlarını küçümsemenin tarihi bir hata olacağı konusunda uyardı. Uzman isim, geçmişte yaşanan acı tecrübeleri hatırlatarak hazırlıkların 7.5 büyüklüğündeki en kötü senaryoya göre güncellenmesi gerektiğini vurguladı. Kutoğlu, araştırmada batıda kalan mavi segmentin hareketine de dikkat çekerek "Sürünme yapan fayların enerji biriktirmesi çok daha uzun zaman alır. Deprem riski burada kilitli faylara göre çok daha düşük olur çünkü enerji biriktirmesi yavaş olur" ifadelerini kullandı.

Bu durumun tehlikeyi ortadan kaldırmadığını vurgulayan Kutoğlu, "Ama asla ve asla bunlar deprem üretmeyecek diye bir şey söz konusu değil. Zaten 7'den büyük depremin olacağının iddiası bu sürünme hareketi nedeniyle iddia ediliyor. Burada fayın yüzeyde sürünme yapıyor olması çünkü fayların onlarca kilometre aşağıya kadar derinliği olabiliyor. Bunun aşağıda bir noktada kilitlenmediği anlamına gelmiyor" şeklinde konuştu.

"Senaryolarımızı küçültmemizin anlamı yok"



Çalışmadaki hız verilerini Kuzey Anadolu Fayı'nın genel karakteristiğiyle karşılaştıran Kutoğlu, yüzeydeki hareketin aldatıcı olabileceğine değindi. Kutoğlu, "Çalışmada, buradaki sürünme hızı yıllık 10 milimetre olarak belirlenmiş. Yani 1 santimetre. Oysa biz biliyoruz ki Kuzey Anadolu Fayı'nın ortalama hızı 2 ile 3 santimetre arasında değişiyor. Dolayısıyla bu fay mutlaka derinde bir yerde kilitlenmiş olabilir" tespitinde bulundu. Tehlikenin varlığını koruduğunun altını çizen Prof. Dr. Kutoğlu, "O nedenle buna aldanarak senaryolarımızı küçültmemizin anlamı yok. Çünkü bu fay da daha geç olsa da enerji biriktiriyor durumda" diyerek uyarılarını sürdürdü.

İstanbul'da depremler batıdan doğuya ilerlemiş

Marmara Denizi'nde yaşanan son depremlerin konumlarına işaret eden Kutoğlu, sarsıntıların İstanbul'a doğru ilerlediğini belirtti. Kutoğlu, "Bu çalışmadaki en önemli iddialardan bir tanesi; Marmara Denizi'ndeki son depremlerin batıdan başlayarak doğuya doğru göç ettiğini iddia etmeleri" diyerek şu verileri paylaştı:
"2011'deki 5.2 depremi daha batıda, 2012 yılındaki 5.1 onun biraz daha doğusunda, yine burada Kumburgaz Çukuru'nda meydana gelen 6.2 ise 2025 yılında meydana geldi."
Sistematik ilerleyişin yaşanabilecek sonuçlarına değinen uzman, "Bu çalışmada bu sistematik devam ederse, yeni kırılmanın buradaki kilitli fay segmenti üzerinde, Adalar önünden geçen fay segmenti üzerinde beklendiğini iddia ediyorlar. Ama bu tamamen iddia" cümlesini kurdu.

"Hazırlıklarımızı en kötü senaryoya göre yapmamız gerekiyor"



Kamuoyunda oluşan 'deprem küçük olacak' algısının oluşturacağı yıkıcı etkilere karşı sert uyarılarda bulunan Kutoğlu, kilitli fayın kırılması halinde büyüklük ve uzunluk bakımından 7'den büyük bir deprem üretme potansiyeline sahip olduğunu aktardı. Kutoğlu, "Acı bedeller ödememek için, faturanın ağır olmaması için mutlaka en kötü senaryoya göre hazırlıkların yapılması gerekiyor. Kesinlikle rehavete kapılmamalı" dedi. Yer bilimlerinde yüzde yüz kesinliğin olmadığını hatırlatan Kutoğlu, "Ancak depremin büyüklüğünün daha küçük olacağı ile ilgili kanaatlerin yerleşmesi bizi şöyle bir tehlikeyle karşı karşıya bırakıyor: Eğer hazırlıklar sarkarsa, eğer vatandaşın kafasında 'ya deprem daha küçük olacak, dolayısıyla endişe etmemize gerek yok' kanaati yaygınlaşırsa, zarar azaltma çalışmalarında bir yavaşlama olursa bu çok önemli bir tehlike" uyarısını yaptı.
Kutoğlu ayrıca resmi kurumların çalışmalarına da değinerek, "Meydana gelmesi beklenen depremin 7'den küçük olma ihtimali çok daha yüksek bir ihtimal olsa bile, biz mutlaka hazırlıklarımızı İstanbul ve Marmara bölgesinde 7'den büyük bir depreme göre, en kötü senaryoya göre yapmamız gerekiyor. Hatta benim bildiğim kadarıyla hazırlıklar resmi kurumlar tarafından 7.5 büyüklüğünde bir depreme göre yapılıyor. Bunun bu şekilde devam etmesi, hız kesmemesi gerekiyor" ifadelerini kullandı.

Maraş ve Japonya örnekleri: "Çok iddialı konuşmak yanlış"



Afet yönetiminde en kötü senaryonun neden hayati olduğunu geçmişteki büyük yıkımlarla örneklendiren Kutoğlu, sözlerini şöyle destekledi:

"Çünkü tarih, yakın zamanda yaşadığımız hadiseler, bize çok iddialı konuşmanın ne kadar yanlış olduğunu gösteriyor. Örneğin 2023 yılında 6 Şubat Kahramanmaraş depreminde bunun en acı örneğini yaşadık. Hiçbir çalışmada, Maraş depreminde birden fazla fay segmentinin aynı anda kırılarak birbirini tetikleyeceği öngörülmemişti. Böyle bir deprem büyüklüğü öngörülmemişti. Ancak çok düşük bir ihtimal olmasına rağmen böyle bir senaryo gerçekleşti, çok sayıda ilimiz bundan etkilendi ve çok ağır faturalar ödedik."
Japonya'nın yaşadığı felakete de dikkat çeken Kutoğlu, "Yine Japonya, depremde çok öne gitmiş bir ülke olarak görülür ama onlar da 2011 Tohoku depremi ile ilgili 8.5'luk bir deprem senaryosuna göre hazırlık yaptılar. Ancak bunda yanıldılar. Orada birden fazla fay segmentinin aynı anda kırılması nedeniyle beklenenin çok üzerinde, 9 büyüklüğünde bir deprem oldu. Hazırlıklar daha küçük bir depreme göre yapıldığı için de biliyorsunuz tsunami, yapılan bariyerleri aştı ve çok daha büyük bir yıkım oldu" dedi.
Kutoğlu, "Onun için mutlaka rehavete kapılmadan, en kötü senaryoya göre İstanbul'da 7.5 büyüklüğünde bir deprem olacakmış gibi olma ihtimali son derece az olsa bile mutlaka en kötü senaryoya göre hazırlıklarımızı yapmamız gerekiyor" şeklinde konuştu.

Yıkım riski taşıyan bölgeler İstanbul'un güneyi ve Güney Marmara

Yaşanabilecek sarsıntının etki haritasını da yorumlayan Kutoğlu, nerelerin daha fazla zarar göreceğini şu sözlerle aktardı:
"Senaryoya göre bir deprem meydana geldiğinde nereler etkilenir diye bakacak olursak, haritada gördüğümüz üzere çok geniş bir coğrafyanın bu depremi hissetmesi söz konusu. Ancak koyu mavi ile görülen alanlarda hafif bir hissetme söz konusu olacak. Çok çok kötü bir bina yoksa burada bir yıkım, hasar meydana gelmesi söz konusu olmaz."
Asıl riskli bölgelere dikkat çeken Kutoğlu, "Ancak baktığımızda İstanbul'un güney kıyılarında depremin daha şiddetli hissedilmesi söz konusu olacak. Dolayısıyla da bu bölgelerde yıkım meydana gelebilir" şeklinde konuştu.

Kutoğlu, zemin koşullarının etkisini de hatırlatarak sözlerini şöyle tamamladı:

"Depremin şiddetinin hissedilmesine bağlı olarak, sıcak renkler (sarıdan turuncu ve kırmızıya giden renkler) hissedilme şiddetinin artışını gösteriyor. Yine uzakta da olsa zemin durumu nedeniyle Güney Marmara tarafında da depremin bir nebze de olsa yüksek şiddette hissedileceğini gösteriyor çalışma."

İsrail bağlantılı uluslararası dolandırıcılık şebekesine operasyon: 201 kişi gözaltında

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, yürütülen İsrail bağlantılı uluslararası dolandırıcılık şebekesine yönelik operasyonda, hakkında çalışma yürütülen 248 şahıstan 201'i gözaltına alındı. Gözaltına alınan 201 kişinin 45'inin yabancı ülke vatandaşı olduğu, yabancı uyrukluların ise 20 farklı ülke vatandaşından oluştuğu belirlendi

19.09.2026 12:04:00
İHA
 
İsrail bağlantılı uluslararası dolandırıcılık şebekesine operasyon: 201 kişi gözaltında
İsrail bağlantılı uluslararası dolandırıcılık şebekesine operasyon: 201 kişi gözaltında
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) İstanbul Bölge Başkanlığı ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekiplerince İsrail bağlantılı uluslararası dolandırıcılık şebekesine yönelik operasyon gerçekleştirildi.

Operasyon kapsamında hakkında çalışma yürütülen 248 şahıstan 201'i gözaltına alındı. Gözaltına alınan şüphelilerin uyruk bilgilerine ilişkin yapılan incelemede, 201 kişiden 45'inin yabancı ülke vatandaşı olduğu tespit edildi.

Yabancı uyruklu 45 şüphelinin 20 farklı ülke vatandaşından oluştuğu belirlendi. Buna göre gözaltına alınanlar arasında 9 İsrail, 11 Pakistan vatandaşı bulunurken, Azerbaycan, Suriye, Ürdün, Ukrayna, Tayland, Endonezya ve Fas uyruklu 2'şer kişinin olduğu öğrenildi.

Öte yandan gözaltı listesinde Kazakistan, Filipinler, İran, Çin, Lübnan, Filistin, Meksika, Mısır, Mozambik, Arjantin ve Bangladeş uyruklu birer kişinin de bulunduğu kaydedildi.

9 İsrail vatandaşının isimleri belli oldu

Operasyon kapsamında gözaltına alınan 9 İsrail vatandaşının ise Anton Bihun, Ceni Caen, Hamsa Güneyli, İlker Hason, Karolin Hason, Sami Tovim, Yako Benhabib, Jak Levi ve Amid Ygal olduğu belirtildi.

Böylece operasyon kapsamında gözaltına alınan 201 kişinin 45'inin yabancı ülke vatandaşı olduğu, yabancı uyruklu şüphelilerin ise toplam 20 farklı ülke vatandaşından oluştuğu öğrenildi.

İddia ne?

‘Suikast hazırlığı’ iddiasıyla açılan davanın ilk duruşmasında mahkeme ara kararını verdi. 8’i tutuklu 19 sanığın yargılandığı davada 6 sanık tahliye edildi

19.09.2026 11:47:00
Haber Merkezi
 
İddia ne?
İddia ne?
'Suikast hazırlığı' iddiasıyla açılan davanın ilk duruşmasında mahkeme ara kararını verdi. 8'i tutuklu 19 sanığın yargılandığı davada 6 sanık tahliye edildi. Selahattin Yılmaz ve Cem Duman'ın tutukluluğu ise devam etti. Duruşma 5 Ekim'e ertelendi.

Aziz İhsan Aktaş'a yönelik silahlı saldırı hazırlığı yapıldığı iddiasıyla açılan davada ilk duruşma tamamlandı. İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada 8'i tutuklu 19 sanık hakim karşısına çıktı.

Mahkeme, tutuklu sanıklardan Adem Kuru, Cem Çebi, İsa Aydın, Mehmet Tuğlu, Mustafa Serdar Yılmaz ve Özgür Kılıç'ın tahliyesine karar verdi.

Mahkeme, davanın iki önemli sanığı Selahattin Yılmaz ile Cem Duman'ın ise tutukluluk hallerinin devamına hükmetti. Dava 5 Ekim 2026 tarihine ertelendi.

İddia ne?

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Selahattin Yılmaz'ın liderliğini, avukat Cem Duman'ın ise yöneticiliğini yaptığı öne sürülen silahlı bir suç örgütünün Aziz İhsan Aktaş'a yönelik saldırı hazırlığında olduğu iddia ediliyor.

İddianameye göre saldırı hazırlığı, operasyon nedeniyle gerçekleşmeden teşebbüs aşamasında kaldı.

Savcılık, Yılmaz hakkında "suç işlemek amacıyla silahlı örgüt kurma" ve "tasarlayarak kasten öldürmeye teşebbüs" suçlarından ceza talep ediyor. Cem Duman hakkında da örgüt yöneticiliği kapsamında benzer suçlamalar bulunuyor.

Dosyanın kilit noktası: "Opet Aziz İhsan Aktaş" mesajı

Soruşturmanın dikkat çeken delillerinden biri, iddianamede yer verilen bir WhatsApp mesajı.

Savcılık, Mehmet Tuğlu'nun 5 Şubat 2025'te Selahattin Yılmaz'a "Opet Aziz İhsan Aktaş" şeklinde mesaj gönderdiğini ve ertesi gün ikili arasında telefon görüşmesi yapıldığını belirtiyor.

Savcılık bu mesajlaşmayı saldırı hazırlığına ilişkin deliller arasında değerlendiriyor. Ancak Selahattin Yılmaz duruşmada mesajın suikast hazırlığıyla ilgisi olmadığını savundu.

Yılmaz'a göre mesaj, Aktaş'ın etkin pişmanlıktan yararlanarak ifade vermesinden aylar önce gönderilmişti. Yılmaz, Aktaş'ın daha sonra itirafçı olacağını o tarihte bilmesinin mümkün olmadığını söyleyerek suçlamayı reddetti.

Aktaş: "Şikayetçiyim"

Davanın müştekisi Aziz İhsan Aktaş ise mahkemede saldırı iddiasının operasyon nedeniyle tamamlanamadığını savundu.

Aktaş, etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadeler nedeniyle hedef haline getirildiğini, kendisi ve ailesine yönelik silahlı saldırı hazırlığı bulunduğunun kendisine bildirildiğini söyledi.

Aktaş, sanıklardan şikayetçi olduğunu ve sorumluların cezalandırılmasını istedi.

Sanıklar suçlamaları kabul etmiyor

Duruşmada sanıkların önemli bölümü suçlamaları reddetti.

Emekli polis memuru Adem Kuru, Aktaş'ı hayatında görmediğini ve kendisiyle herhangi bir bağlantısının bulunmadığını söyledi.

Cem Çebi de Aktaş'ı tanımadığını, herhangi bir emir veya talimat almadığını savundu.

Bu savunmaların ardından mahkemenin 6 sanık hakkında tahliye kararı vermesi, dosyanın ilerleyen aşamalarında delillerin nasıl değerlendirileceği konusundaki tartışmayı da büyüttü. Şimdi gözler 5 Ekim'de

Renkler hastalık habercisi olabilir


 
 
Birçok hastalıkta vücudumuzun renkleri değişir. Hatta birçok hastalığın ilk belirtisi 'cildinizin renginin değişikliği' olabilir.

19.09.2026 04:20:00
Murat Çorbacı
 
 Renkler hastalık habercisi olabilir
 Renkler hastalık habercisi olabilir

Birçok hastalıkta vücudumuzun renkleri değişir. Hatta birçok hastalığın ilk belirtisi 'cildinizin renginin değişikliği' olabilir. Hekimler, vücudun hangi renklerde hangi hastalık ihtimallerinin olabileceğini ise şöyle sıralıyor:

Sarı/turuncu tonlar (sararma)

Ne anlatır? Genellikle karaciğer, safra yolları ve metabolizma ile ilişkilidir. Cildin renginin kırmızı ile kendini ifade ettiği hastalıklardan bazıları:
• Sarılık: Kanda bilirubin artışıyla cilt ve göz akları sararır. Karaciğer hastalıkları, safra yolu tıkanıklığı veya hepatit neden olabilir.
• Yeşilimsi sarılık: Bilirubin çok yükseldiğinde sarı renk yeşilimsi tona dönebilir.
• Karotenemi: Havuç, kabak gibi gıdaların fazla tüketimiyle oluşur. Deri sarı-turuncu olur, göz akı beyaz kalır (ayırt edici özellik).

Kırmızı tonlar

Dolaşım artışı, enflamasyon (yangı) veya bazı sistemik durumlar. Cildin renginin kırmızı ile kendini ifade ettiği hastalıklardan bazıları:
• Eritem: Ateş, egzersiz, güneş yanığı veya iltihabi hastalıklarda kızarıklık.
• Flushing (yüz kızarması): Alkol, ilaçlar, stres veya ince cilt yapısında geçici ya da kalıcı kızarma.
• Rosacea (gül hastalığı): Yüzde kalıcı kızarıklık ve hassasiyet.
• Polisitemi vera: Kanda kırmızı hücre artışı; yüzde dolgun kırmızı görünüm olabilir.
• Alkol flush reaksiyonu: Alkol sonrası ani kızarma.

Koyu kahverengi/siyah tonlar

Hormonlar, metabolizma, kronik hastalıklar öne çıkar. Cildin renginin kahverengi ile kendini ifade ettiği hastalıklardan bazıları;
• Addison Hastalığı: Böbreküstü bezi yetmezliğinde cilt koyulaşır.
• Böbrek Yetmezliği: Cilt 'toprak rengi' kahverengimsi görünüm alabilir.
• Acanthosis nigricans: Boyun ve koltuk altında koyulaşma, insülin direnci göstergesi olabilir.

Beyaz/soluk tonlar

Pigment eksikliği veya kan hastalıkları öne çıkar. Cildin renginin beyaz ile kendini ifade ettiği hastalıklardan bazıları şöyle:
• Anemi (kansızlık): Melanin pigmentinin yokluğudur. Normalde derinin rengini veren farklı miktarlardaki melanin pigmentidir. Genetik olarak doğumdan itibaren melanin yoksa genel olarak beyaz renkli bir ten rengi olur. Saçlar, kaşlar kirpiklerde beyaz renklidir.
• Vitiligo: Önceden varolan melanin pigmenti, çeşitli nedenlerle daha sonra bölgesel olarak kaybolursa buna vitiligo denir.
• Albinizm: Doğuştan melanin eksikliği... Saç, kaş, kirpikler beyazdır.

Mavi/mor tonlar

Oksijen yetersizliği, dolaşım bozuklukları veya kanama öne çıkar. Cildin renginin maviı ile kendini ifade ettiği hastalıklardan bazıları:
• Siyanoz: Dudak, parmak uçlarında morarma; kalp veya akciğer hastalıklarını düşündürür.
• Kalp Yetmezliği / KOAH / Şok: Oksijenlenme ve dolaşım bozulduğunda mavi-mor renk oluşabilir.
• Hemoglobin hastalıkları: Oksijen taşıma kapasitesi azalır, morarma görülür.

Kandil’den bitmeyen şartlar!

Terörsüz Türkiye sürecinde Kandil'den peş peşe yeni talepler geliyor

18.09.2026 22:10:00
Haber Merkezi
 
Kandil’den bitmeyen şartlar!
Kandil’den bitmeyen şartlar!
Terörsüz Türkiye sürecinde Kandil'den peş peşe yeni talepler geliyor. KCK Eş Başkanı Cemil Bayık, Öcalan özgür bırakılmadan silah bırakmayacaklarını ve Türkiye'ye dönmeyeceklerini söyledi.

Bunun yanında siyasi faaliyet hakkı, yasal değişiklikler, siyasi tutukluların serbest bırakılması ve KCK heyetinin İmralı'ya gitmesini istedi. Peki silah bırakma gerçekten bir hedef mi, yoksa her aşamada yeni şartların önüne konulduğu bir pazarlık başlığı mı?

ÖCALAN ÖZGÜR DEĞİLSE SİLAH YOK!

Bayık'ın açıklamasındaki en kritik ifade açık:

"Apo özgür olmazsa silahları bırakmayız ve Türkiye'ye gitmeyiz."

Bayık ayrıca silah bırakmaları halinde "demokratik siyaset faaliyeti yürütme hakkı" verilmesini ve yasaların değiştirilmesini istedi.

Bu açıklama, silah bırakmanın koşulsuz ve doğrudan bir taahhüt olarak değil, bir dizi siyasi ve hukuki talebe bağlandığını ortaya koyuyor.

TALEP LİSTESİ GENİŞLİYOR

Kandil'in açıklamasında yalnızca Öcalan'ın özgürlüğü yok.

Bayık;

Öcalan'ın süreci yürütebilmesi için daha geniş imkânlar sağlanmasını,

Mevcut yasal düzenlemelerin değiştirilmesini,

Siyasi tutukluların serbest bırakılmasını,

Terör listelerinde değişiklik yapılmasını,

Kayyım uygulamalarının sona ermesini,

Örgüt mensuplarının demokratik siyaset yapabilmesinin önünün açılmasını istedi.

"KCK da İmralı'ya gitsin"

Taleplerin bir diğer başlığı ise doğrudan İmralı.

Bayık, yalnızca gazetecilerin, akademisyenlerin ve siyasetçilerin değil, KCK yöneticilerinin de İmralı'ya giderek Öcalan'la görüşmesi gerektiğini savundu.

"Bizim de Apo'nun yanına gitmemiz gerekiyor. Bu olmazsa süreç sağlıklı ilerlemez" dedi.

Burada da kritik soru ortaya çıkıyor:

Silah bırakma sürecinin merkezinde neden sürekli yeni siyasi ve hukuki şartlar beliriyor?

YASA DA YETMEDİ

Bayık, TBMM'de kabul edilen çerçeve düzenlemesinin de örgütün taleplerini karşılamadığını savundu.

"Türkiye devleti bu yasayı daha çok kendi çıkarlarına göre çıkardı, bizim taleplerimize göre değil" diyen Bayık, mevcut düzenlemede Kürt sorununun çözümünün temellerinin bulunmadığını ileri sürdü.

Yani Meclis'ten geçen düzenleme bile Kandil açısından yeterli görülmüyor.

KAMUOYUNUN CEVAP BEKLEYEN SORUSU

Türkiye yıllardır terörün sona ermesini, silahların bırakılmasını ve örgüt mensuplarının silahsız şekilde siyasete dönmesini tartışıyor.

Ancak bugünkü açıklama yeni bir tabloyu gündeme getiriyor:

Önce Öcalan'ın özgürlüğü…

Sonra yasal değişiklikler…

Ardından siyasi haklar…

Cezaevleri…

Terör listeleri…

İmralı'ya KCK heyeti…

Ve bütün bunların yanında: "Bunlar olmazsa silah bırakmayız."

Bu nedenle kamuoyunun sorması gereken soru açık:

Silah bırakmak için şartlar mı artıyor, yoksa silah bırakma hedefi yeniden mi tanımlanıyor?

Bayık'ın açıklaması, silah bırakmanın hangi somut ve doğrulanabilir koşullarda gerçekleşeceğine ilişkin tartışmayı yeniden gündemin merkezine taşıdı.

Diyarbakır'da 14 bin kök kenevir, 129 kilo esrar ele geçirildi

Diyarbakır'da jandarma ekiplerince düzenlenen operasyonlarda,14 bin 92 kök kenevir ve 129 kilo 400 gram esrar ele geçirildi

18.09.2026 18:24:00 / Güncelleme: 18.09.2026 18:26:51
İHA
 
Diyarbakır'da 14 bin kök kenevir, 129 kilo esrar ele geçirildi
Diyarbakır'da 14 bin kök kenevir, 129 kilo esrar ele geçirildi
Diyarbakır İl Jandarma Komutanlığı, Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü koordinesinde il merkezi ve ilçelerinde uyuşturucu madde ticareti yapan, nakleden ve kullanan kişilere yönelik jandarma sorumluluk sahasında operasyon düzenlendi.



İcra edilen operasyonlarda 42 olay meydana gelirken 35 şüpheli hakkında yasal işlem yapıldı.

Operasyonlar neticesinde 14 bin 92 kök kenevir/skunk, 129.4 kilo esrar maddesi, 11 gr. metamfetamin, 9 adet uyuşturucu hap ele geçirildi.

Ünlüler Adli Tıp Kurumuna sevk edildi

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nca ünlülere yönelik 'uyuşturucu madde kullanma ve temini', 'fuhşa aracılık etme', 'şantaj' ve 'özel hayatın gizliliğini ihlal etme' suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 21 şüpheli, işlemleri yapılmak üzere Adli Tıp Kurumuna sevk edildi

18.09.2026 17:30:00 / Güncelleme: 18.09.2026 21:25:49
İhlas Haber Ajansı
 
Ünlüler Adli Tıp Kurumuna sevk edildi
Ünlüler Adli Tıp Kurumuna sevk edildi
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nca, ünlü isimlere yönelik uyuşturucu soruşturması başlatılmıştı. Sabah saatlerinde jandarma ekipleri tarafından düzenlenen operasyonda, aralarında oyuncu Aras Bulut İynemli, "Sefo" lakaplı şarkıcı Seyfullah Sağır, oyuncu Melis Sezen'in de bulunduğu bazı ünlü isimler gözaltına alınmıştı.

Şüpheliler Adli Tıp Kurumuna sevk edildi

'Uyuşturucu' soruşturması kapsamında gözaltına alınan oyuncu Aras Bulut İyinemli, "Sefo" lakaplı şarkıcı Seyfullah Sağır, oyuncu Melis Sezen, oyuncu Nilperi Şahinkaya, Hande Demir, futbolcu antrenörü Hasan Şaş, Melis İşiten, Yeşim Yeşilçimen, Anıl Durmuş, Sayat Zurnacı, Yağız Sabuncuoğlu, Aytaç Kart, Muhammet Kahyaoğlu, Aydan Osmanoğlu ile Melisa Şenolsun, işlemleri yapılmak üzere Adli Tıp Kurumuna sevk edildi.

Öte yandan, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 'uyuşturucu madde kullanma ve temini', 'fuhuşa aracılık etme', 'şantaj' ve 'özel hayatın gizliliğini ihlal etme' suçlarına yönelik yürütülen soruşturmada ise 6 şüpheli gözaltına alınmıştı. Şüpheliler, Volkan Akçıray, Zeynep Akçıray, Eda Güzelcik, Sezer Çakır, Hazal Filiz Küçükköse ile Yeliz Tuba da işlemleri yapılmak üzere Adli Tıp Kurumuna sevk edildi.

Batman'da kan donduran aile faciası: 4 ölü

Batman'ın Kozluk ilçesinde meydana gelen korkunç olayda, cinnet getiren bir baba mutfaktan aldığı bıçakla eşini ve 2 çocuğunu öldürdükten sonra kendini iple asarak yaşamına son verdi. Aynı aileden 4 kişinin hayatını kaybettiği vahşet, ilçede büyük bir şok ve üzüntü yarattı

18.09.2026 17:00:00
Haber Merkezi
 
Batman'da kan donduran aile faciası: 4 ölü
Batman'da kan donduran aile faciası: 4 ölü
Batman'ın Kozluk ilçesi Tepecik Mahallesi Devlet Hastanesi sokağında bulunan 5 katlı bir binada bugün saat 14.00 sıralarında kan donduran bir aile faciası yaşandı.

Edinilen bilgilere göre, henüz bilinmeyen bir nedenle cinnet getiren baba, evdeki mutfaktan aldığı bıçakla eşini ve 2 çocuğunu katletti. Gözü dönmüş baba, ailesini katlettikten sonra aynı odada kendisini iple asarak intihar etti.

Çığlık sesleri üzerine ekipler sevk edildi

Evden yükselen çığlık seslerini ve gürültüleri duyan çevredeki komşuların ihbarı üzerine olay yerine çok sayıda 112 Acil Sağlık ve polis ekibi sevk edildi. Eve giren sağlık ekiplerinin yaptığı ilk incelemelerde; anne, baba ve 2 çocuğun da olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi.



"İlçemizde ilk defa böyle bir şey yaşanıyor"

Korkunç olayın ardından olay yerine giden Kozluk Belediye Başkanı Veysi Işık, yaşanan trajediyle ilgili derin üzüntü duyduklarını belirtti. Başkan Işık yaptığı açıklamada, "Korkunç bir olayla sarsıldık. İki çocuğu ve eşini öldürdükten sonra söz konusu şahıs da iple canına kıymış. İlk defa ilçemizde böyle bir olay yaşanıyor, hepimiz olayın şokundayız" ifadelerini kullandı.

Cansız bedenler morga kaldırıldı, soruşturma sürüyor

Olay yeri inceleme ekipleri ve Cumhuriyet Savcısı'nın evde gerçekleştirdiği detaylı incelemelerin ardından, hayatını kaybeden 4 kişinin cansız bedeni otopsi işlemleri yapılmak üzere hastane morguna kaldırıldı.

İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı ekipler, tüm ilçeyi yasa boğan facianın arkasındaki nedeni belirlemek amacıyla çok yönlü ve geniş çaplı bir soruşturma başlattı.

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Rusya’dan alınan S-400 hava ve füze savunma sistemlerine ilişkin soru önergesine yanıt verdi

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Rusya’dan alınan S-400 hava ve füze savunma sistemlerine ilişkin soru önergesine yanıt verdi. Güler, TSK’nın iç ve dış kaynaklardan temin ettiği sistem ve silahları “her an savaşa hazır halde bulundurmak” amacıyla gerekli tedbirleri aldığını bildirdi

18.09.2026 14:39:00
Haber Merkezi
 
 Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Rusya’dan alınan S-400 hava ve füze savunma sistemlerine ilişkin soru önergesine yanıt verdi
 Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Rusya’dan alınan S-400 hava ve füze savunma sistemlerine ilişkin soru önergesine yanıt verdi
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Rusya'dan alınan S-400 hava ve füze savunma sistemlerine ilişkin soru önergesine yanıt verdi. Güler, TSK'nın iç ve dış kaynaklardan temin ettiği sistem ve silahları "her an savaşa hazır halde bulundurmak" amacıyla gerekli tedbirleri aldığını bildirdi.
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Türkiye'nin Rusya'dan satın aldığı S-400 uzun menzilli hava ve füze savunma sistemlerine ilişkin TBMM'de yöneltilen soruları yanıtladı.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, Milli Savunma Bakanı Güler'in yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı'na iki soru önergesi verdi. Çömez, önergelerden birinde S-400 sistemlerinin durumuna ilişkin sorular yöneltti.

S-400'lerin entegrasyonu soruldu
Çömez, Türkiye'nin Rusya'dan satın aldığı S-400 sistemlerinin Türk Hava Kuvvetleri'nin mevcut radar, erken ihbar, komuta-kontrol ve hava savunma ağına entegre edilip edilmediğini sordu.
Bakan Güler, soruya şu yanıtı verdi:
"TSK, hava savunma ve savaş uçak kabiliyetleri de içerisinde olmak üzere iç ve dış kaynaklardan temin ettiği sistem ve silahları, sahadan elde ettiği tecrübelerle geliştirmekte ve her an savaşa hazır halde bulundurmak maksadıyla her türlü tedbiri almaktadır. Bu yetenekler, mevcut imkânlarla planlanırken bir yandan da süratle gelişen savunma sanayi ürünleri ile takviye edilmektedir. Bakanlığımız tarafından millî hak ve menfaatlerimiz doğrultusunda gerekli değerlendirmeler yapılmaktadır. Bu hususta somut gelişmeler olduğunda resmî makamlar tarafından kamuoyu zamanında bilgilendirilecektir."

Suriye'deki hava üssüne ilişkin de yanıt verdi
Bakan Güler, Çömez'in bir diğer sorusu üzerine İsrail'in Suriye'deki Ebu Ez-Zuhur Hava Üssü'ne gerçekleştirdiği saldırıya ilişkin de bilgi verdi.
Güler, saldırıdan önce veya saldırı sırasında Ebu Ez-Zuhur Hava Üssü'nde herhangi bir Türk askerî heyetinin bulunmadığını kaydetti.

Yunanistan'ın Eğriboz Adası'nda 4,4 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Depremin yerine dikkat çeken Prof. Dr. Naci Görür, "Kuzey kol hem Marmara'da hem Yunanistan'da geriliyor" dedi

Yunanistan'ın Eğriboz Adası'nda 4,4 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Depremin yerine dikkat çeken Prof. Dr. Naci Görür, "Kuzey kol hem Marmara'da hem Yunanistan'da geriliyor" dedi

18.09.2026 14:34:00
Haber Merkezi
 
 Yunanistan'ın Eğriboz Adası'nda 4,4 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Depremin yerine dikkat çeken Prof. Dr. Naci Görür, "Kuzey kol hem Marmara'da hem Yunanistan'da geriliyor" dedi
 Yunanistan'ın Eğriboz Adası'nda 4,4 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Depremin yerine dikkat çeken Prof. Dr. Naci Görür, "Kuzey kol hem Marmara'da hem Yunanistan'da geriliyor" dedi
Yunanistan'ın Eğriboz Adası'nda 4,4 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Depremin yerine dikkat çeken Prof. Dr. Naci Görür, "Kuzey kol hem Marmara'da hem Yunanistan'da geriliyor" dedi.

Yunanistan'ın Eğriboz Adası'nda bu sabah TSİ 09.42'de 4,4 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, depremin 5,46 kilometre derinlikte gerçekleştiğini bildirdi.

Depremin ardından herhangi bir olumsuzluk bildirilmedi.

Prof. Dr. Naci Görür, komşu Yunanistan'daki depreme ilişkin değerlendirmede bulundu.

Görür, Eğriboz'daki depremin Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın kuzey kolu içerisinde meydana geldiğini söyledi.

Depremin meydana geldiği yere dikkat çeken Naci Görür, "Kuzey kol hem Marmara'da hem Yunanistan'da geriliyor." değerlendirmesini yaptı.

Uzmanlar, Adalar'da meydana gelen depremlerin bölgedeki gerilimin arttığına işaret ettiğini söylemişti.

Kuzey Anadolu Fay Hattı, son olarak İstanbul Adalar çevresindeki deprem hareketliliği ile gündeme gelmişti .

Fay hattının Adalar Segmenti çevresinde ağustos ayında mikro depremler gerçekleşmişti.

Depremlerin gerçekleştiği bölge, riskli gösterilmesi nedeniyle vatandaşlar arasında korkuya neden olmuştu.

Yenilik Partisi'nin "isim benzerliği" başvurusu üzerine Yargıtay’dan ihtar alan YENİ Parti, verilen 30 günlük yasal sürede isim değişikliğine gitmedi

Yenilik Partisi'nin "isim benzerliği" başvurusu üzerine Yargıtay’dan ihtar alan YENİ Parti, verilen 30 günlük yasal sürede isim değişikliğine gitmedi. YENİ Parti yönetimi olası bir iptal kararına karşı A ve B planlarını hazırladı. Peki kulislerde konuşulan alternatif isimler ne oldu?

18.09.2026 14:25:00
Haber Merkezi
 
 Yenilik Partisi'nin "isim benzerliği" başvurusu üzerine Yargıtay’dan ihtar alan YENİ Parti, verilen 30 günlük yasal sürede isim değişikliğine gitmedi
 Yenilik Partisi'nin "isim benzerliği" başvurusu üzerine Yargıtay’dan ihtar alan YENİ Parti, verilen 30 günlük yasal sürede isim değişikliğine gitmedi
Yenilik Partisi ile YENİ Parti arasında patlak veren ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ihtar kararıyla tırmanan tabela krizinde kritik aşamaya geçildi. Yargıtay'ın isim değişikliği için tanıdığı 30 günlük sürenin dolmasına rağmen adım atmayan YENİ Parti, stratejisini Anayasa Mahkemesi'nin vereceği nihai karara göre belirledi.

Parti kurmayları, yüksek mahkemenin isim benzerliği iddiasını reddedeceği görüşünde... Milliyet Gazetesi'ne AYM'nin geçmiş içtihatlarını incelediklerini belirten partili bir üst düzey yetkili, şu değerlendirmede bulundu: "Yargıtay Başsavcılığı ihtarı gönderdiğine göre konuyu otomatikman AYM'ye taşıyacaktır. Yasa gereği AYM bir ay içinde karar vermek zorunda. Biz talebin reddedileceğini düşünüyoruz. Örnek vermek gerekirse; 2023 seçimlerinde 'Türkiye Komünist Partisi' ile 'Türkiye Komünist Hareketi' birlikte seçime girdi ve AYM bunu iltibas (karışıklık) kabul etmedi. YENİ Parti ile Yenilik Partisi ise birbirine karıştırılacak yapılar değil."

KULİSLERDE ÖNE ÇIKAN ALTERNATİF İSİMLER
Anayasa Mahkemesi'nin terkin (ismin sicilden silinmesi) kararı vermesi durumunda kararın bağlayıcı olacağını vurgulayan parti yönetimi, seçimlere girme hakkını riske atmamak adına B planını da hazır tutuyor.

Aleyhte bir karar çıkması halinde Kurucular Kurulu veya Olağanüstü Kurultay toplanarak "YENİ" ifadesini bünyesinde barındıran yeni bir isim benimsenecek. Parti kulislerinde masada olduğu konuşulan alternatif isimler ise şöyle:

Türkiye'nin YENİ Partisi
YENİ Değişim Partisi
YENİ Türkiye Partisi
Yargıtay Başsavcılığı'nın başvurusuyla başlayacak AYM sürecinin önümüzdeki haftalarda netleşmesi bekleniyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.