logo
08 AĞUSTOS 2026

Özgür Özel: Bu seçim sağ, sol seçimi değil

24.03.2024 15:00:00
Haber Merkezi
 
Özgür Özel: Bu seçim sağ, sol seçimi değil
Özgür Özel: Bu seçim sağ, sol seçimi değil
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, İzmir Foça'da katıldığı halk buluşmasında, "Çantada keklik olmadığınızı, zamlardan yıldığınızı, bu maaş ile geçinemediğinizi, hak ettiğiniz destekleri alamayıp çiftçilikle geçinemediğinizi göstermenin yolu bu yerel seçimdir. Bu yerel seçimde Foça'da size dayatılan adaya oy vermek yerine ekonomik şartlara isyanınızı dile getirmek, en doğru mesajı vermek için hepinizi CHP'ye ve Saniye Hanım'a destek olmaya davet ediyorum. Bu seçim sağ, sol seçimi değil. Bu seçim iyi hizmet edecek yöneticiyi başa getirme seçimi. Bu seçim pahalılıktan bıkmış, bıçak kemiğe dayanmış, yoksullaştırılmış milyonların hükümete isyan seçimi. Yerel seçimdir, sandıkta birleşelim, AKP'liler kendilerine dayatılan rahatsız oldukları bu adaydan Foça'nın bir evladına oy versin. Bu kadar yoksulluğa tepki verilmezse, acı reçete 1 Nisan'da içirilir" ifadesini kullandı.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İzmir Foça'da katıldığı halk buluşmasında yaptığı konuşmada, "CHP herhangi bir parti değil. Tayyip Bey'in zengin bir avukat arkadaşının bürosunda kurduğu bir parti değil. Zaruretle, mücadeleyle, kanla kurulmuş bir parti. İstanbul'a işgal donanmaları geldiğinde birilerinin çok sevdikleri kırmızı halılar seriyordu, bizimki Kartal istimbotunun ucuna çıkmış, yanındaki yaverine 'Üzülme çocuk, geldikleri gibi gidecekler' diyordu. Sonra ne oldu, o işgal donanmalarına davet çıkaranlar Yıldız Sarayı'nın arka iskelesinden İngiliz zırhlısına binip kaçtılar. Bizimki Bandırma Vapuru'na bindi ve vatanı kurtarmaya gitti. O yüzden CHP'deki görevler, Genel Başkan olsun, MYK üyesi, PM üyesi, milletvekili, belediye başkanı olsun, Atatürk'ün size layık gördüğü, Atatürk ilkeleri etrafında birleşmiş, yoksa ne işiniz var bir pazar sabahı Foça'da, burada ayakta. Evlerinizde oturursunuz, ayağınızı uzatırsınız, torununuzu seversiniz, evladınızla oynarsınız ve keyif çatarsınız ama sizi buraya getiren ne? Rant mı var, yok. Tayin, terfi, ihale yok. Bizim zamkımız, tutkalımız, derzimiz, harcımız, vatan ve millet sevgisi. O yüzden hangi görevi yaparsak yapalım. Göreve nasıl geldiğiniz değil nasıl gideceğiniz önemlidir."

"HERKES BAKSIN CHP'LİLİK NEYMİŞ GÖRSÜN"

"Bugün Saniye Hanım'ı aday olarak destekliyoruz ama Saniye Hanım'ın partililiğini görevi bıraktığı gün göreceğiz. Ama belediyeciliğine, örgütteki emeğine, yetişmiş insan olmasına ve Foça Belediye Başkanı olmasına sonuna kadar kefilim ve arkasındayım. Ama iki yanında önceki iki belediye başkanı var. İşte herkes baksın CHP'lilik neymiş görsün. Birlikte elini kaldırıyorlar adayın, birlikte destek istiyorlar. Fatih ve Gökhan Başkanlarıma en kuvvetli alkışlarınızı istiyorum. Saniye Fıçı hepinizin bildiği, çocuk gelişimi ve eğitimi uzmanı. Özel bir kuruma sahip. 4 yıl boyunca İzmir Sanayi ve Ticaret Odası'nda yöneticilik yapmış. Bizim partimizin ekonomi masası Ege, İzmir'e geldiğinde bütün organizasyonu yapan, iş dünyası ile son derece ilişkili. Foça gibi bir kentin önümüzdeki dönem dış kaynak bulmasında, yatırımcı çekmesinde, Foça'nın doğasına sahip çıkan, kültür ve turizmiyle buranın Türkiye'nin en çok tercih edilen, yerli turist kadar yabancı turist tarafından tercih edilmesine olanak tanıyacak projelerin sahibi. Agroturizm ile Foça'yı tanıştırmak gibi çağdaş vizyona sahip olan, CHP'nin Cumhuriyet tarihi boyunca İzmir'de 6 kadın belediye başkanı var, bu dönem 9 Cumhuriyet kadınını her birini seçilecek yerlerden aday gösterdik, Foça'nın ilk kadın belediye başkanını seçecek olan sizlere emanet ediyorum onu."

"HEPİMİZİN BİR TEK GÖREVİ VAR: YILMAMAK, TÜKENMEMEK VE VAZGEÇMEMEK"

"Samsun'a çıktı Gazi Mustafa Kemal, kurultaylarını, kongrelerini yaparak, rıza üreterek kurtulunacağına ve kuruluşa inanarak, büyük bir yola çıktı. İlk yüzyılda inanılmaz devrimler oldu. Bu devrimlerin hepsi birbirinin ayrılmaz parçasıdır. Kadına seçme ve seçilme hakkının verilmesi, dünyada şu anki gelişmiş ülkelerden 40-50 ve 60 yıl önce verilmesi nasıl büyük bir devrimcinin, nasıl büyük bir devrime kalkıştığını, kadına hem miras hakkının, söz hakkının, seçilme hakkının, seçme ve nafaka hakkının, eşit yurttaşlık hakkının büyük bir devrimci öngörü ile verildiği süreç Cumhuriyet'in ilk yüzyılının, ilk yıllarının en önemli süreciydi. Şimdi Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün partisi ikinci yüzyıla girdi. 14-28 Mayıs seçimlerinde çok istediğimiz, hep birlikte çok iyi çalıştığımız, sonucuna çok üzüldüğümüz birinci yüzyılın son seçimini kaybettik. Ama bizim hepimizin bir tek görevi var: Yılmamak, üzülmemek, tükenmemek ve vazgeçmemek. Şimdi ikinci yüzyıla partimiz büyük bir değişimle, dönüşümle girdi. İkinci yüzyılın ilk sandığı haftaya bu saatlerde içine atılacak oylarla şekilleniyor olacak. Bu yerel seçimden çıkacak sonuç geneldeki iktidarı dengeleyen, ezilenlere, kimsesizlere, yoksullara, emeklilere, emekçilere, çiftçilere, esnaflara sahip çıkacak bir sosyal demokrat iktidar için güçlü bir ana muhalefet partisi, Cumhuriyetin ikinci yüzyılının ilk genel seçimlerinde iktidara Atatürk'ün partisini yeniden getirecek kadrolara, partiye güç vermek gelecek hafta pazar günü sizlerin elindedir. CHP olarak hep beraber, biraz önce belediye başkanlarımızla, eskisi ve yenisiyle, önceden görev yapanla, gelecekte görev bekleyenle. Bugünkü aday adayları ile ve geleceğin yöneticileri ile bir bütün olarak mücadele ediyoruz. Önceki dönemde görev yapmış tüm arkadaşlarımızı eğer onlar baba ocağını terk etmedilerse, bir bütün olarak sahipleniyoruz. Önceki dönem görev yapan herkese en üst düzeyde vefamızı gösteriyoruz. Bir partinin vefası yaşayanlara bugün nasıl davrandığınızla ilintilidir ama yetmez. Yaşasın yaşamasın bir partinin vefası önceki genel başkanları, ilkinden sonuna kadar yani Kemal Kılıçdaroğlu'nun ve Atatürk'ün partisini iktidar yaparak gösterilebilir."

"YARI YARIYA KADINLAR SÖZ SAHİBİ OLACAK"

"Cumhuriyetin birinci yüzyılındaki devrimlerinin en önemlilerinden bir tanesi kadına verilen haklar demiştik. İkinci yüzyılda bu partinin gençleşmeye, kadınların eşit temsiline çok ihtiyacı var. Böyle bir devrim başlayacaksa, bu devrim İzmir'den başlayacak. Emin olun attığımız adım, yani seçilecek yerden 9 kadın aday. Sadece Foça, Karaburun, Selçuk gibi nüfusu, yerleşimi mütevazı sayılar değil Buca ile birlikte Buca dışında İzmir'in en büyük 4 ilçesinden üçünde, Karşıyaka, Karabağlar, Konak'ta kadın adayları göstererek önemli bir adımı attık. İzmir'de 12 tane 40 yaş altında adayımız var. Birbirinden kıymetli, pırlanta gibi, birbirine çok yakın özgeçmişlerden, çok yakın kişilerden örgüte verdikleri emek ve vizyonlar ile arkadaşlarımızı seçtik. Ama bu da bir ilk adım. Özgür Özel, CHP'de Genel Başkan oldukça, değişim, dönüşüm, gençleşme, kadınlara eşit temsil diyen ve MYK'sının yarısı kadın, yarısı erkekten oluşan, Foça'dan söylüyorum gelecek sefer İzmir'de 15 erkek aday varsa, 15 kadın aday olacak. Başka yolu yok. Yine adayların yarısı 40 yaş altıysa, yarısı 40 yaş üstü olacak. Tecrübe ile deneyimi gençliğin enerjisiyle, erkeklerin güçlerini, enerjilerini, ısrarlarını kadınların zekâsıyla, çözüm odaklı olmalarıyla, cesaretleri ve enerjileri ile birleştireceğiz. Türkiye'de bıyıklı, yaşlı erkek partilerden her yaştan gençlerimizle, yarı yarıya kadınların söz sahibi olduğu bir parti ile ayrışacağız. Atatürk'ün partisine bu yakışır. Bu başlayacaksa İzmir'den başlayacaktı, hepinize emanetimdir."

"EMEKLİ KİRA VERSE AÇ KALACAK, KARNINI DOYURSA SOKAKTA KALACAK"

"Türkiye'de her şey güzel gitmiyor. Biliyorsunuz. AKP geldiğinde, 3 Kasım 2002'de en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. Yani hiç dokunmasa, ilişmese, emeklinin düzenini hiç bozmasa bugün 1,5 asgari ücret 26 bin lira. Ama 10 bin lira alıyor emekliler. İzmir'deki kira ortalaması 15 bin liraya çıkmış durumda. Emekli kira verse aç kalacak, karnını doyursa sokakta kalacak durumda, eğer önceden edindiği bir evi yoksa. Öyle bir süreçteyiz ki o günlerde yani emekli maaşının 1,5 asgari ücret ettiği 2002'te 8 çeyrek altın alan en düşük emekli maaşı bugün sadece 2,5 çeyrek altın alıyor. 5,5 çeyrek altın her ay maaştan kayıp. Bir emekli bir çeyrek altın kaybetse aklı çıkar, bütün gün onu arar. Şimdi her ay her emekli 5,5 çeyrek altın kaybediyor. Ramazan ve Kurban bayramlarında Genel Başkanımızın önerisiyle, AKP'nin karşı çıkmasıyla, sonra Meclis çoğunluğunu kaybedince biz de vereceğiz demesiyle birer maaş ikramiye başladı. Dini bayramlarda. Önce bin lira vermişlerdi. O bin lira o gün 24 kilo kıyma alırken, bugün verdikleri 3 bin lira sadece 6 kilo kıyma alıyor. Emeklinin ikramiyesinde dahi 18 kiloluk kıyma kaybı var. İzmir'de olunca hesabı gevrekle yapalım diyorlar. Geçen sene 5 liraydı, 7 bin 500 lira otomatikman 1500 simit alırdı. Bu sene gevrek 10 lira oldu. 10 bin liraya bin tane alıyorsun. Hesap 1500 gevrek alandan, bin gevrek alana gerilemiş. Bir yıldaki kayıp ortada. Bu kaybın adı aslında birilerinin eliyle hepimizin cebinde zenginlere servet transferidir. Biz emeklilere kaynak bulalım deyince hesap yapıp 1,4 trilyon lira kaynak gerekir dedi. Doğrusu en düşük emekli maaşlarını asgari ücrete çıkarmanın maliyeti 690 milyar lira, dediğinin yarısı. Bu bulamadığı parayı sadece 2024 yılında İliç'teki altın maden ocağı gibi firmaların, beşli çetelerin, yol müteahhitlerinin affettiği vergi gelirleri size bulamadığı para kadar. 680 milyar, 678 milyar vazgeçilen vergi var. Anagold firması, Cengiz İnşaat, beşli çetenin hepsi, hatta 25 yandaş müteahhit firma fatura kesmişler, parayı tahsil etmişler, kar etmişler. Muhasebecileri karını hesaplamış ve bildirim yapmış. Tahakkuk kesilmiş, vergi ödenecek. Plan ve Bütçe Komisyonu'na 5 imzalı bir önerge, kalksın insin eller. Vergilerden vazgeçilsin. Türkiye'deki 16 milyon 200 bin emekliye vermediği parayı, beşli çeteye, saray müteahhitlerine, yandaşlarına veren bir anlayış ile karşı karşıyayız."

"BU SEÇİM AKP'YE SARI KARTI GÖSTERMENİN ZAMANIDIR"

"31 Mart seçimi ile ilgili Foça'daki CHP'liler dışında eski ittifak ortaklarımıza, gözünde ve gönlünde güneş olanlara, iyi insanlara, haram ve yalandan bıkmış muhafazakar demokratlara elbette adayımıza oy istiyoruz. Ama AKP'li olsun, MHP'li olsun. Hepsinin oylarını istiyoruz. İki şey için istiyoruz. Bir, iyi ve güçlü yönetim için. İki, İzmir Büyükşehir ile uyum içinde çalışacaklar, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Cemil Tugay için. Ama en çok da şunun için. Foça'da seçimi, İzmir'de seçimi elbette kazanacağız ama 31 Mart günü sandıklar dile gelip konuştuğunda AKP, Cumhur İttifakı. Yahu evet Foça ve İzmir'i kaybettik ama biz yine emekliden, köylerden oy alıyoruz. Biz yine AKP'nin kemik seçmeninden oy alıyoruz. Kimse maaşa, zamlara, enflasyona bakmıyor. Gözü kapalı bize oy atıyor denirse, Mayıs'ta AKP ve Erdoğan'a oy verenler yine oy verirse, hayat pahalılığının siyasette maliyeti yok diye düşünecekler. Zamların, zulmün bir maliyeti yok diye düşünecekler. Onun için emekliler, köylüler, çiftçiler için bu seçimde AKP'ye sarı kartı göstermenin zamanıdır."

"BU KADAR YOKSULLUĞA TEPKİ VERİLMEZSE, ACI REÇETE 1 NİSAN'DA İÇİRİLİR"

"AKP'liler, çantada keklik olmadığınızı, zamlardan yıldığınızı, bu maaş ile geçinemediğinizi, hak ettiğiniz destekleri alamayıp çiftçilikle geçinemediğinizi göstermenin yolu bu yerel seçimdir. Bu yerel seçimde Foça'da size dayatılan bu adaya oy vermek yerine ekonomik şartlara olan isyanınızı dile getirmek, Foça'da zaten değişmeyen seçim sonucuna rağmen diğer tarafta en doğru mesajı vermek için hepinizi CHP'ye ve Saniye Hanım'a destek olmaya davet ediyorum. Bu seçim sağ, sol seçimi değil. Bu seçim iyi hizmet edecek yöneticiyi başa getirme seçimi. Bu seçim pahalılıktan bıkmış, bıçak kemiğe dayanmış, yoksullaştırılmış milyonların hükümete isyan seçimi. Yerel seçimdir, sandıkta birleşelim, AKP'liler kendilerine dayatılan rahatsız oldukları adaydan Foça'nın bir evladına oy versin. Bu kadar yoksulluğa tepki verilmezse, acı reçete 1 Nisan'da içirilir."

"5 OLAN ALIM GÜCÜNÜN ÖĞRENCİ KREDİSİ İÇİN 2'YE DÜŞTÜ"

"Bugün burada çok sayıda genç arkadaşım var. Bizleri dinliyorlar. Maalesef gençler için büyük umutsuzluk, hayal kırıklığı yaşatan bir Mayıs geçirdik. Mayıs ayında yapılan seçimde maalesef ülke iktidarı değiştirmedi. Değişmeyen konserleri yasaklayanlardı. Festivalleri yasaklayanlar değişmedi, Ecevit'in verdiği 300 lira öğrenci kredisine, 300 liracık bak biz 2 bin lira veriyoruz diyen oysa o günün 300 lirası ile 60 kuruşluk boyozdan 500 tane alınıyorken, bugünün 2 bin lirası ile 10 liralık boyozdan 200 tane alına bildiğini, yani 5 olan alım gücünün öğrenci kredisi için 2'ye düştüğünü, 2,5 kat değersiz bir kredi verildiğini gençler biliyor. Sürekli hakaret eden, küfreden, yaşam biçimine müdahale eden, kimin ne yiyeceğine, ne içeceğine, ne giyeceğine, Türkiye'nin egemen olduğu coğrafyasında karışan ama İzmir'de rozeti çıkararak, bıyığı incelterek, ampulü basmayarak, genel başkanlarının fotoğrafını asmayarak İzmir'de yarışa girişenler var. Geçmişte alkol yasası görüşülürken gece 10'dan sonra alkol satılmamasını, 8'den sonra olsa ne olur, hiç satılmasa ne olur diyen aday gelmiş şimdi içkili mekânları geziyor. Gelirse karışmayız diye. Bunların bir şehre ne yapacaklarını söylediklerine göre değil başka şehirlerde ne yaptıklarına göre değerlendirin. Bu adayı buraya yollayan Tayyip Erdoğan değil mi?"

"İZMİR'E KAYYUM ATAMAYA ÇALIŞIYOR"

"Boğaziçi Üniversitesi'ne ne yapıyorlardı? Eskiden Boğaziçi'nde 6 rektör adayı yarışır, 6'sı dizilirdi. 3'ü Cumhurbaşkanı'na YÖK tarafından yollanırdı, istediğini atardı. O yollanan üçe bir tane bile AKP'li giremediği için, Boğaziçi'ndeki bütün yarışta Tayyip Erdoğan'ın haz etmedikleri olduğu için OHAL sırasında kanunu değiştirdi. Döndü rektör atama yetkisini tek başına kendi aldı. Vali, genel müdür atar gibi rektör atıyor. Atadığı rektör Boğaziçi'ne geldi, neler yaptı gördünüz. Öğrenciler tepki gösterdi, hepsini içeri attı. 4 tanesi aylarca kaldı. 4'nünün de yanına gittim, 4'ünün de ailesi ile aylardır görüşüyorum. 3'ü şimdi yurtdışında. Biri Cern'den kabul aldı. Biri Münih, biri İngiltere'ye gitti. Birisi burada ama belki onun da aklı dışarıda. Boğaziçi'ne geldikleri günden beri, Boğaziçi'ndeki öğrenci kulüplerini kapattılar, öğrencilerin sergilerini yasakladılar. Konserlerini yasakladılar. Boğaziçi'nde öğrencilerin ne yiyip ne içtiğine kadar karıştılar. Mezunları, eski öğretim görevlilerini kampüse sokmuyorlar. Kampüse başka üniversiteden arkadaşın gelecek, kapıda sokmuyorlar, dışarıda görüş diyorlar. Dünyanın en özgür üniversitelerinden birini açık hava cezaevine çevirdiler. Boğaziçi Üniversitesi sıralamada hızla geriye gitti, ilk 500'ün gerisine gitti. Türkiye'nin gözbebeğinin canına okudular. Boğaziçi'ndeki rektörü kim atıyorsa, Hamza Dağ'ı da o atadı arkadaşlar. İzmir'e kayyum atamaya çalışıyor. Buna İzmir geçit vermeyecek. Geldiğimizde sadece öğretim görevlileri de değil. Öğrenciler, öğretim görevlileri ve okulla irtibatını sürdüren mezunlar oy kullanacak. Ama çok yer değiştirmeyi biliyorsun ya eski milletvekillerini oraya ve buraya büyükelçi atıyorsun ya. Boğaziçi'ne de birini atadın ve canlarından bezdiriyorsun ya. Çok demokratsa Hamza Dağ, rektör olarak Boğaziçi'ne ata. 6 ay demokratlık taklidi yapsın görelim. Kapıları açsın, yasakları kaldırsın, öğrencilere zulmü bıraksın görelim. Boğaziçi'ne zulmedeni atayan, İzmir'e efendim ona karışmayacağım, buna karışmayacağım. Biz biliyoruz. Yıllardır yönettiğiniz belediyelerde neye karışıyorsunuz, nelerle övünüyorsunuz. Adam övünüyor. 20 yıldır, Konya, Kayseri'de, AKP'nin kalelerinde bir tane alkol ruhsatı vermemiş. Şimdi gittiğinde bir yabancı turistin dahi bir kadeh şarap içeceği mekan kalmadı o şehirlerde. Sen o şehirlere iyilik mi yapıyorsun? İzmir'e gelince koyuyor efkarlı bir müzik. Meyhaneleri geziyor beyefendi. O yüzden kimse ama kimse İzmir ve İzmirlinin aklı ile alay etmeye sakın kalkmasın."

"'AL ANANI DA GİT' DEDİĞİ KÖYLÜYÜ, YENİDEN MİLLETİN EFENDİSİ YAPACAĞIZ"

"Foça alnının terini toprağa damlatan, oradan bereket fışkırtıp, o bereketle çoluğunun çocuğunun rızkını sağlayan çiftçilerin memleketidir. Foça balıkçılıkla geçinen, çoluğuna ve çocuğuna rast gelsin, rızkın mavi denizlerden ağlardan toplayanların, emekçilerin kentidir. Foça yemeklerimizi yiyip, çaylarımızı içip, iftarımızı yapıp ayrıldığımızda, lokantalarda sabahlara kadar temizlik yapan, ertesi güne hazırlık yapan, bulaşıkları yıkayan emekçilerin kentidir. 19 liralık mazotun 44 lira olduğu bir noktada çiftçilik yapmak, tarımla uğraşmak çok zor. AB tarıma önem veriyorken, bütün kaynaklarının yarısını tarım için tahsis ediyorken. Türkiye'de tarım kanunundaki yüzde 1'lik teşvik dahi uygulanmıyor. Çiftçiye verilen bütün desteklerin toplamı hak edilen 268 milyar liranın çok altında 85 milyar liradır. 170 milyar lira çiftçi yerine Kur Korumalı Mevduat'a, çiftçi yerine geçiş garantili otobanlara ödenmiştir. İkisinden birisi çiftçinin sorununu çözmeye yetmektedir. Çiftçi 1 kilo buğday satıp 1 litre mazot aldığı günlerden, 7 kilo buğday satıp 1 litre mazot alamadığı, 1 kilo buğday satıp bir bardak çay içemediği günlere gelmiştir. Bu sonuncusunun her fırsatta aşağıladığı, kötülediği, 'al ananı da git' dediği köylüyü, kurucu Genel Başkanımızın emanetiyle yeniden milletin efendisi yapacağız."

"EMEKLİ, ÖĞRETMEN, STAJ MAĞDURU HAKKINI ALANA KADAR, YANINDAYIZ"

"Tayyip Bey geldiğinde 80 bin öğretmen vardı, Ecevit'e bağırıp duruyordu. Madem atamayacaksın, niye okuttun. Oysa atanıyordu o zaman. Ama fazlası 80 bindi. 1 yıl içinde bitireceğim bu sorunu diyordu, 20 yılın sonunda 1 milyonun üzerinde atanmayan öğretmen var. Ama hayatı algı olduğu için atanmayan öğretmenlere atanamayan öğretmen diyor. Çok istemiş ve atamamış gibi. Ya da öğretmenin bir kusuru var da o yüzden atanamamış gibi. Geçen seçim öncesi söz vermişti, kaldıracaktı mülakatı. Çünkü mülakat demek partizanlık, insan ayırmak demek. Kul hakkı yemek demek ama geldi, seçimi bitirdi mülakata devam etti. Öğretmenler 80 bin mülakatsız atama istiyorlar. Tayyip Bey ilk geldiğinde bulduğu 80 bin öğretmeni atamaya söz vermişti, 1 milyon oldu ama hiç olmazsa sözünü tut. 80 binini ata diyorlar ama Tayyip beyden cevap alamıyorlar. Diğer tarafta çıraklık ve staj mağdurları. Görev, mesleğe başladıkları tarih, ilk sigortalı oldukları tarih staj başlangıç tarihi sayılmadığı için sigortaları yatmış olmasına rağmen emekli olamıyorlar. Kanun çıktı, EYT kanunun çıktığında bir ay geç işe başlamış olanlar 18 yıl fazla çalışacaklar. 3 ay geç olan, 18 yıl fazla çalışacak. Bu haksızlığa karşı emeklilikte kademe istiyorlar ama bu konuda da hiçbir karşılık alamıyorlar. Yine söz verdiler, Bağ-Kur 9 bin gün ile emekli oluyor, sigorta 7 bin 200. Kadınlar 5 bin gün. Eşitleyeceğiz dediler, seçimi geçirdiler, verdiği sözleri unuttular. Buradan hepsine birden şu mesajı vermek istiyorum ki gerek Bağ-Kur ve EYT mağdurları, gerek kademeli emeklilik isteyenler, çıraklık ve staj mağdurları, atanamayan öğretmenler. Emeklilere 1,5 ay önce çağrı yaptım, bir araya gelin, birlikte olun, sesimize ses verin, sesimizi duyuralım dediğimizde onlar ilk başta gündemde yoktular. 1,5 ay her kürsüde günde 5 kere emekliyi anlattım, yılmadan, sıkılmadan. Şimdi meydanları dolduruyorlar, ses veriyorlar, hesaba katılıyorlar. Bütün liderler emekli konuşmaya başladı. Tayyip Erdoğan ilk önce 'yüzde 4,5 büyüdük, emekli memnun, Özgür Efendi kışkırtmasın' diyordu, emekli kart ile dalga geçiyordu. Şimdi emekli kart çalışması yaptırdı. Vazgeçti, bankalara promosyon diye bastırdı. Ama emekliler ömürleri boyunca karınca gibi çalıştılar, şimdi de karıncalar gibi teker teker çok yalnız ve zayıflar. Ama yan yana gelince, peş peşe dizilince, hep beraber hareket edince hesaba katılmaya başladılar. Emekli hakkını alana kadar, atanamayan öğretmen hakkını alana kadar, staj mağduru hakkını alana kadar, Bağ-Kur mağduru hakkını alana kadar biz o karıncaların yanındayız. Karıncaları ezdirmeyiz. Karıncanın kardeşi var. Onun da adı CHP'dir."

"KORKU İTTİFAKINA KARŞI TÜRKİYE İTTİFAKI"

"CHP korkunun, kötü söz ittifakına karşı, Hizbullahçılar, domuz bağcılar, Hüda-Par ile birleşen, kadın haklarına saldıran, nafaka vermek istemeyen, diğer yandan medeni kanunda bir delik açtık diye sevinen, İstanbul Sözleşmesi'nden çıkan korku ittifakına karşı CHP sosyal demokratlarla, muhafazakar demokratlarla, milliyetçi demokratlarla, Kürt'ü, Türk'ü, Laz'ı, Çerkes'i ile bütün demokratlarla birlikte Türkiye İttifakı'dır. Gücünü milletimizden renklerini şanlı bayrağımızdan alır, kırmızı, beyaz. En büyük Türkiye. Foça'da Saniye Fıçı kazanacak, Foça kazanacak. Cemil Tugay kazanacak, İzmir kazanacak. Türkiye İttifakı kazanacak, Türkiye kazanacak."

Otobüs, kamyonete bindirdi, bir kişi öldü


 
 
Afyonkarahisar'da Kütahyalılar firmasına ait yolcu otobüsü kamyonete çarptı, 1 kişi öldü, 15 kişi yaralandı.

08.08.2026 13:09:00 / Güncelleme: 08.08.2026 13:21:20
AA
 
Otobüs, kamyonete bindirdi, bir kişi öldü
Otobüs, kamyonete bindirdi, bir kişi öldü

Afyonkarahisar'da yolcu otobüsünün kamyonete çarpması sonucu 1 kişi hayatını kaybetti, 15 kişi yaralandı. Kütahyalılar firmasına ait, Z.Y. yönetimindeki 43 KP 338 plakalı yolcu otobüsü, Afyonkarahisar-Antalya kara yolu Sinanpaşa ilçesine bağlı Akören beldesi yakınlarında, H.S. idaresindeki 06 BFV 460 plakalı kamyonete arkadan çarptı. İhbar üzerine kaza yerine sağlık, jandarma ve polis ekipleri sevk edildi.



Kamyoneti bariyerlerin ötesine fırlattı

Bariyerlere çarpan kamyonetin sürücüsü H.S'nin olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. Kamyonette bulunan 1 kişi ile otobüsteki 14 kişi yaralandı. Yaralılar, ambulanslarla çevre hastanelere kaldırıldı.

8 Ağustos onların günü


 
2002 yılında Uluslararası Hayvan Refahı Fonu (IFAW) tarafından başlatılan ve her yıl 8 Ağustos'ta kutlanan Uluslararası Kedi Günü'nde, kedilerle ilgili farkındalık oluşturmak ve korunma sorununa dikkati çekmek amacıyla çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Marketten ya da bakkaldan alacağınz yaş mamayla özellikle sokak kedilerini ödüllendirelim.

08.08.2026 13:02:00
HABER MERKEZİ/AA
 
8 Ağustos onların günü
8 Ağustos onların günü

2002 yılında Uluslararası Hayvan Refahı Fonu (IFAW) tarafından başlatılan ve her yıl 8 Ağustos'ta kutlanan Uluslararası Kedi Günü'nde, kedilerle ilgili farkındalık oluşturmak ve korunma sorununa dikkati çekmek amacıyla çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Marketten ya da bakkaldan alacağınz yaş mamayla özellikle sokak kedilerini ödüllendirelim.

Bu kapsamda, nesli tükenme tehlikesi altındaki kedi türlerinin korunması için çeşitli bilimsel ve kurumsal çalışmalar yürütülüyor. Vahşi türler için doğal yaşam alanları korunurken; evcil ırklarda genetik saflığın devamı için kontrollü üretim programları uygulanıyor. Türkiye'nin simgelerinden biri olan Ankara kedisi de nesli tükenme tehlikesi altında olması nedeniyle koruma altında bulunan türler arasında yer alıyor. En eski uzun tüylü kedi ırklarından biri olarak tanımlanan ve Avrupa'da "Angora" kedisi olarak bilinen Ankara kedisi, kendine has uzun ve parlak tüyleri ve farklı renkte gözleriyle dikkati çekiyor.

Mekke Anlaşması ana gündem


 
 
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, Ortak Savunma Anlaşması imzaladı. Anlaşma, her türlü saldırganlığa karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlıyor ve üç devletten herhangi birine karşı gerçekleştirilecek bir silahlı saldırının hepsine karşı yapılmış sayılacağını hükme bağlıyor. Anlaşmanın İsrail saldırganlığına karşı işleyip işlemeyeceği merak ediliyor. Anlaşmanın özellikle İsrail ve Yunanistan'da menfi karşılanması dikkat çekti. 

08.08.2026 06:53:00
Haber Merkezi
 
Mekke Anlaşması ana gündem
Mekke Anlaşması ana gündem

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan üçlü savunma anlaşmasını imzaladı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının sosyal medya hesabından, imzalanan üçlü anlaşmaya ilişkin ortak açıklama paylaşıldı. Açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'in, Suudi Arabistan Krallığı'na ziyarette bulunduğu hatırlatıldı.

Görüşmeler Mekke'de yapıldı

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şerif ile Mekke'deki Safa Sarayı'nda bir araya geldiği, burada resmi görüşmelerin gerçekleştirildiği belirtilen açıklamada, bu görüşmeler esnasında Suudi Arabistan Krallığı, Türkiye Cumhuriyeti ve Pakistan İslam Cumhuriyeti arasındaki müstesna ilişkiler ile karşılıklı çıkar alanına giren konuların ele alındığı kaydedildi.

Anlaşmanın içeriği

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan İslam Cumhuriyeti Başbakanı Muhammed Şahbaz Şerif, üç devlet arasındaki derin tarihi ilişkiler, köklü kardeşlik ve İslami dayanışma bağları, müşterek stratejik çıkarları ve köklü savunma işbirlikleri temelinde, kolektif güvenliklerini daha da güçlendirmek, bölgede ve ötesinde barış, güvenlik ve istikrarı teşvik etmek, güvenli ve müreffeh bir geleceği birlikte inşa etmek yönündeki ortak iradelerini yansıtan Ortak Savunma Anlaşması'nı imzalamışlardır. Anlaşma, her türlü saldırganlığa karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlamakta ve üç devletten herhangi birine karşı gerçekleştirilecek bir silahlı saldırının hepsine karşı yapılmış sayılacağını hükme bağlamaktadır. Anlaşma ayrıca, üç devlet arasındaki savunma işbirliğinin tüm boyutlarıyla geliştirilmesini öngörmektedir."

Peki, İsrail; Türkiye'ye ya da Suudi Arabistan'a saldırırsa anlaşma işleyecek mi?

Güncel gelişmelere bakıldığında şu anda Pakistan; Hindistan tehdidi altında bulunuyor. İki nükleer güç zaman zaman askeri olarak da karşı karşıya geliyor. Nitekim Mayıs 2025'te Hindistan ve Pakistan arasında Keşmir bölgesindeki artan gerilim nedeniyle kısa süreli ama şiddetli sınır ötesi hava çatışmaları yaşanmıştı. Günler süren bu askeri kriz, tarafların ateşkes sağlamasıyla sona ermişti.

Suudi Arabistan ise halen ABD üslerinden ötürü İran'ın ve Yemen'deki Husilerin baskısı altında bulunuyor. Anlaşmanın düşük yoğunluklu savaşlarda devreye girip girmeyeceği net değil.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, yakın gelecekte İsrail tehdidi altında bulunuyor. İsrail'in Pakistan'ın ebedi düşmanı Hindistan ile yakın askeri ilişkileri var! İsrail sık sık Türkiye'yi de tehdit ediyor. Yahudi devletinin Suudi Arabistan'a saldırması ise bir kıvılcımla mümkün... Pakistan dün anlaşma imzalayan üç ülke içinde tek nükleer güç olarak öne çıkıyor. Peki Pakistan, Türkiye'ye ya da Suudi Arabistan'a özellikle İsrail'e karşı nükleer şemsiye olur mu?

Anlaşmanın içeriği detaylarda yumuşatıldı

Öte yandan "Müslüman NATO' olarak adlandırılan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın detayları belli oldu. Anlaşma, herhangi bir ülkeyi hedef almayan, külfet paylaşımı ve ortak güvenlik anlayışı temelinde bölgesel ve küresel barış, istikrar ve refahın korunmasına yönelik taahhütleri güçlendirmeyi amaçlayan savunma odaklı bir işbirliği niteliği taşıyor.
Yetkililer, anlaşmanın yalnızca üç imzacı devletin birbirlerinin savunmasını destekleme taahhüdüyle değil, aynı zamanda savunma sanayisi işbirliğini ve birlikte çalışabilirliği artırma taahhütleriyle de tamamen savunma niteliği taşıdığını vurguluyor.
Türk yetkililer, "anlaşmanın saldırgan bir askeri cephe, çevreleme girişimi veya saldırı planlaması değil, bölgesel istikrarı sağlamaya yönelik Terörsüz Bölge hedefine de katkı sağlayacak bir adım" olduğunu ifade ediyor.

Adalet Komisyonu önünde gerginlik

Kamuoyunda "Terörsüz Türkiye" düzenlemesi olarak bilinen 12 maddelik kanun teklifinin görüşmeleri olaylı başladı. Toplantı salonunun kapısında İYİ Partili vekiller ile AK Partili üyeler arasında salonun küçüklüğü ve kapıların açılmaması nedeniyle sert tartışmalar yaşandı

07.08.2026 17:20:00
Haber Merkezi
 
Adalet Komisyonu önünde gerginlik
Adalet Komisyonu önünde gerginlik
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), tarihi adımlardan biri olarak nitelendirilen "Terörsüz Türkiye" sürecinin hukuki çerçevesini belirleyecek yasa teklifi için kritik bir viraja girdi.

Resmi adı "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi" olan 12 maddelik düzenleme, bugün saat 15.30 itibarıyla TBMM Adalet Komisyonu'nda masaya yatırıldı. Ancak görüşmeler öncesinde komisyon salonunun girişinde tansiyon yükseldi.

Kapıda "salon" kavgası: İYİ Partili vekiller tepki gösterdi

Komisyon Başkanı Cüneyt Yüksel başkanlığında toplanacak kurul öncesinde, salon kapısının geç açılması ve toplantının fiziki olarak yetersiz, küçük bir salonda yapılması muhalefetin tepkisini çekti.

TBMM Adalet Komisyonu salonu önünde bekleyen İYİ Parti milletvekilleri ile AK Parti milletvekilleri arasında sert sözlü tartışmalar yaşandı. İYİ Partili vekiller, böylesine kritik bir kanun teklifinin kamuoyundan ve milletvekillerinden kaçırılarak dar alanlarda müzakere edilmek istendiğini öne sürdü. Gerginliğin ardından komisyon, tartışmaların gölgesinde ilk oturumuna başladı.

Komisyon başkanı yüksel: "Bir af düzenlemesi değil"

Gergin başlayan toplantının açılış konuşmasını yapan Komisyon Başkanı Cüneyt Yüksel, düzenlemenin içeriğine dair net mesajlar verdi. Söz konusu teklifin kesinlikle bir genel af niteliği taşımadığını vurgulayan Yüksel, "Bu teklif, milletimizin 40 yılı aşkın sürelik kanayan yarasını sarma iradesinin somut bir tezahürüdür. Tarihi bir sorumluluğu yerine getiriyoruz" ifadelerini kullandı.

12 maddelik teklif neleri içeriyor?

Meclis Başkanlığına sunulan ve önümüzdeki hafta Genel Kurul'dan geçmesi planlanan teklifin öne çıkan hukuki detayları şunlar:

MGK Şartı ve 6 Aylık Süre: Düzenlemenin hayata geçmesi için Milli Güvenlik Kurulu'nun (MGK) terör örgütünün fiilen lağvedildiğini ve silah bıraktığını Resmi Gazete'de ilan etmesi gerekiyor. Bu ilanın ardından örgüt mensuplarına adli makamlara başvurmaları için 6 aylık süre tanınacak.

Ceza Ertelemeleri: Silah bırakma şartına uyanların; örgüt üyeliği, yardım ve propaganda gibi suçlardan aldıkları cezalar belirli sürelerle ertelenecek. 15 yıl altı hapis cezaları için 5 yıl, 15 yıl üzeri cezalar için 10 yıl infaz erteleme uygulanacak.

Hak Yoksunluğu Kontrolü: Cezası ertelenen kişilere erteleme süresine göre 2 ya da 3 yıl boyunca seçme ve seçilme gibi hak yoksunlukları uygulanacak. Süreç içinde yeni bir terör suçu işlenirse erteleme kararı düşecek ve infaz kaldığı yerden devam edecek.

Öcalan ve Yönetim Kadrosu Kapsam Dışı: Düzenlemede 1 Haziran 2005 öncesindeki ağırlaştırılmış müebbet ve müebbet hapis cezaları ile kasten adam öldürme gibi ağır suçlar tamamen kapsam dışı bırakıldı. Böylece teröristbaşı Abdullah Öcalan ve Kandil'deki tepe yöneticilerin yasadan yararlanmasının hukuken önüne geçildi.

Komisyondaki görüşmelerin hızla tamamlanarak kanun teklifinin önümüzdeki hafta Genel Kurul'a indirilmesi ve yasalaşması bekleniyor.

"Terörsüz Türkiye" sürecinde bugüne nasıl gelindi?

1 Ekim 2025 – İlk Sinyal: MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM yeni yasama yılı açılış resepsiyonunda DEM Partili milletvekilleriyle tokalaşarak yeni bir sürecin kapısını araladı.

22 Ekim 2025 – Tarihi Çağrı: Devlet Bahçeli, parti grup toplantısında teröristbaşı Abdullah Öcalan'a hitaben, örgütü tasfiye ettiğini ve silah bıraktığını haykırması şartıyla "Umut Hakkı" kullanımı dahil yasal düzenlemelerin yapılabileceği tarihi çağrısını gerçekleştirdi.

Ekim - Aralık 2025 – Siyasi Trafik: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bahçeli'nin çağrısına tam destek verdiğini açıkladı. AK Parti, MHP ve DEM Parti hukukçuları arkada yasal zemin oluşturmak için teknik çalışmalara başladı.

Bahar 2026 – Bölgesel Görüşmeler: Sınır ötesindeki gelişmeler ve Türkiye'nin diplomatik adımları doğrultusunda terör örgütünün tasfiye sürecine yönelik uluslararası ve bölgesel istişareler yürütüldü.

5 Ağustos 2026 – Teklif Meclis'te: AK Parti, MHP ve DEM Parti gruplarından 360 milletvekilinin ortak imzasıyla hazırlanan 12 maddelik yasa teklifi resmi olarak TBMM Başkanlığına sunuldu.

7 Ağustos 2026 (Bugün) – Komisyonda İlk Oturum: Teklif, TBMM Adalet Komisyonu'nda muhalefet partilerinin fiziki alan yetersizliği protestoları ve sert tartışmalar eşliğinde ilk kez görüşülmeye başlandı.

Anlaşmanın detayları belli oldu

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan tarafından imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın detayları belli oldu

07.08.2026 16:20:00
AA
 
Anlaşmanın detayları belli oldu
Anlaşmanın detayları belli oldu
Konuyla ilgili yetkililerden alınan bilgiye göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif tarafından imzalanan Mekke Anlaşması, herhangi bir ülkeyi hedef almayan, külfet paylaşımı ve ortak güvenlik anlayışı temelinde bölgesel ve küresel barış, istikrar ve refahın korunmasına yönelik taahhütleri güçlendirmeyi amaçlayan savunma odaklı işbirliği niteliği taşıyor.

Herhangi bir saldırganlık eylemine karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlayan anlaşma, üç devletten herhangi birine yönelik herhangi bir silahlı saldırının, hepsine yönelik bir saldırı olarak kabul edileceğini öngörüyor.

Mekke Anlaşması, artan bölgesel ve uluslararası güvenlik tehditlerine karşı ortak mücadele zemini oluşturmak amacıyla bölgesel sahiplenme ilkesi doğrultusunda yürütülen uzun soluklu diplomatik çalışmaların somut sonucu olarak görülüyor.

Anlaşmanın, üç ülkenin birbirlerinin güvenliğini destekleme taahhüdünün yanı sıra savunma sanayisi işbirliğini ve askeri birlikte çalışabilirliği geliştirmeyi amaçlayan savunma odaklı bir düzenleme niteliği bulunuyor.

Herhangi bir ittifak veya anlaşmadan kopuş anlamına gelmeyen Mekke Anlaşması, mevcut müttefiklik ilişkilerini tamamlayarak bölgesel güvenliği güçlendiriyor ve diğer bölge ülkelerinin katılımına açık bir işbirliği zemini oluşturuyor.

Mekke Ortak Savunma Anlaşması, üç ülke arasındaki köklü kardeşlik bağlarını pekiştiren, kendi savunmalarının yanı sıra bölgesel ve küresel güvenliğe katkı sağlayacak bir anlaşma niteliği taşıyor.

Anlaşma, "bölgede barışın, huzurun ve güvenliğin destekleyici unsuru" olarak değerlendiriliyor.

"Türkiye'nin NATO üyeliği ile bölgesel ortaklıklarının birbirinin alternatifi olmadığını, güvenlik yükünün paylaşılmasını sağlayan tamamlayıcı yapılar" olduğunu belirten yetkililer, "Bu anlaşma saldırgan bir askeri cephe, çevreleme girişimi veya saldırı planlaması değil, bölgesel istikrarı sağlamaya yönelik Terörsüz Bölge hedefine de katkı sağlayacak bir adım" değerlendirmesinde bulundu.

"Mekke Anlaşması'nın, hiçbir ülkeyi hedeflemediğini, mevcut diyalog kanallarını kapatmadığını" vurgulayan yetkililer, anlaşmanın, taraflardan birine yönelik silahlı saldırıyı tümüne yapılmış sayarak Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. maddesi uyarınca ortak savunma, meşru müdafaa ve karşılıklı güvenlik taahhüdünü teyit ettiğini bildirdi.

Yetkililer, bu anlaşmanın, yalnızca üç imzacı devletin birbirlerinin savunmasını destekleme taahhüdüyle değil, aynı zamanda savunma sanayi işbirliğini ve birlikte çalışabilirliği artırma taahhütleriyle de tamamen savunma niteliğinde olduğunu dile getirdi.

Türkiye açısından bakıldığında, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın, bölge ve İslam dünyası için her anlamda tarihi nitelikte olduğu yorumunu yapan yetkililer, "bölgedeki güvenlik mimarisinin Mekke Anlaşması ile yeniden dizayn edildiği" değerlendirmesini yaptı.

Anlaşmayla Türkiye'nin başka çatışmalara sürüklenmediğini, bölgesel etkisini ve tecrübesini bölgenin güçlü aktörleriyle birleştirdiğini belirten yetkililer, "Türkiye değişen ve karmaşıklaşan uluslararası güvenlik ortamında işbirliği seçeneklerini çeşitlendiren bir düzenlemeye imza atmıştır. Türkiye'nin Mekke Anlaşması'na imza atması, küresel deniz ticaret yollarının güvenliğini güçlendirerek ihracata, enerji tedarikine ve ekonomik istikrara katkı sağlayacaktır. Anlaşmaya katılım, Türk askerinin her bölgesel krize gönderileceği anlamına gelmemektedir. Kuvvet kullanımı ve askeri harekat kararları anayasal düzen ile ulusal karar mekanizmaları çerçevesinde alınacaktır." ifadelerini kullandı.

Anlaşmanın, Türkiye'nin uluslararası anlaşmalardan doğan yükümlülüklerine zarar vermediğini vurgulayan yetkililer, şunları kaydetti:

"Anadolu'dan Hicaz'a, İslamabad'dan Riyad'a uzanan kardeşlik hattı, ortak değerlerin ve zor zamanlarda birbirinin yanında duran milletlerin iradesini temsil etmektedir. Mekke Anlaşması Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki işbirliği, tarihi bir sorumluluğun günümüzdeki stratejik karşılığıdır. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki ilişkiler yalnızca devletler arası çıkarlara değil, ortak tarih, inanç, kardeşlik ve dayanışma bağlarına dayanmaktadır."

KKKA'da önemli gelişme; aşının ilk fazı tamamlanmak üzere

Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı aşısının çalışmalarında ilk fazın tamamlanmak üzere olduğunu söyleyerek, "Birinci fazla birlikte ikinci ve üçüncü faz sürecini de tamamlayıp aşının hazır olması süreçlerine doğru düzenli istikrarlı bir ilerleme içerisindeyiz" dedi

07.08.2026 14:20:00
İhlas Haber Ajansı
 
KKKA'da önemli gelişme; aşının ilk fazı tamamlanmak üzere
KKKA'da önemli gelişme; aşının ilk fazı tamamlanmak üzere
ERÜ bünyesinde çalışmalarına devam eden ve Turkovac'ı geliştiren Prof. Dr. Aykut Özdarendeli başkanlığındaki Aşı Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü'nde çalışmalar aralıksız devam ediyor. KKKA aşısı için çalışmalarını sürdüren ekip, aşıda ilk faz çalışmalarını tamamlamak üzere. Çalışmalar hakkında bilgiler veren ERÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, çalışmaların sürdüğü laboratuvarın daha kapsamlı bir hale geleceğini söyleyerek, "Çok büyük bir laboratuvara kavuşuyoruz.

Bu alanda stratejik araştırmalar yapabileceğimiz kapsamlı bir laboratuvar imkanının olması bizim için önemli. Cumhurbaşkanımızın destekleriyle bu laboratuvar imkanına sahip olabilmemiz sadece Kayseri için değil, ülkemiz ve tüm insanlık için de stratejik bir öneme sahip. Laboratuvarımızın da yıl sonu itibarıyla hazırlıklarımız bitmek üzere. İnşaatımız tamamlandı. Laboratuvarın teknik cihazlar anlamında son bağlantıları devam etmekte" dedi.

"Birinci fazla birlikte ikinci ve üçüncü faz sürecini de tamamlayıp aşının hazır olması süreçlerine doğru düzenli istikrarlı bir ilerleme içerisindeyiz"

Çalışmalarına devam edilen KKKA aşısı hakkında bilgiler veren Altun, "Aykut Özdarendeli hocamız çalışmalarını sürdürüyor. Özellikle çalışmalarına Kırım Kongo Kanamalı Virüslü ateşli hastalığı dediğimiz kene ısırmasının sebep olduğu rahatsızlıkla ilgili aşı çalışmalarına devam ediyor. Birinci fazla ilgili ciddi mesafe almış durumdayız. Burada biz elimizden geldiği kadar bu aşı süreçlerini yönetirken de ulusal ve uluslararası boyutta bunun kabul edilmesi bizim için esastır.

Biz hocamıza o süreçlerini de kolaylaştırmak için destek oluyoruz. Yaz aylarına başladığımızda hep gündemimize gelen bir rahatsızlık süreci olarak durmakta ama biz bu konularda Sağlık Bakanlığımızla ve Sağlık Müdürlüğümüzle koordineli bir şekilde çalışmalarımıza devam ediyoruz. Benim tahminim birinci fazla birlikte ikinci ve üçüncü faz sürecini de tamamlayıp aşının hazır olması süreçlerine doğru düzenli istikrarlı bir ilerleme içerisinde olduğumuzu söylemek istiyorum" diye konuştu.

AHBAP Derneği'nin feshi için Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açılan davada dernek yönetimine kayyum atanmasına karar verildi. Mahkemenin bu kararı ile derneğin fesih süreci başlamış oldu

AHBAP Derneği'nin feshi için Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açılan davada dernek yönetimine kayyum atanmasına karar verildi. Mahkemenin bu kararı ile derneğin fesih süreci başlamış oldu

07.08.2026 12:40:00
Haber Merkezi
 
 AHBAP Derneği'nin feshi için Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açılan davada dernek yönetimine kayyum atanmasına karar verildi. Mahkemenin bu kararı ile derneğin fesih süreci başlamış oldu
 AHBAP Derneği'nin feshi için Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açılan davada dernek yönetimine kayyum atanmasına karar verildi. Mahkemenin bu kararı ile derneğin fesih süreci başlamış oldu
İstanbul 29. Asliye Hukuk Mahkemesi, AHBAP Derneği'nin yönetimi için kayyum atanmasına karar verdi. Daha önce alınan tedbir kararları kapsamında derneğin mal varlıklarının yönetimi için kayyum heyeti tayin edilmiş, ayrıca iştirak şirketleri olan Ahbap Lojistik ve Ahbap İktisadi İşletmesi'ne Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) kayyum olarak atanmıştı. Mahkemenin son kararıyla birlikte bu kez bizzat derneğin sevk ve idaresi kayyuma devredildi. Böylece ile derneğin hukuki varlığının sona erdirilmesi (fesih) süreci resmen başlatılmış oldu.

Kararda, İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği'nin 27 Temmuz 2026 tarihli kararıyla kayyım olarak belirlenen 3 kişinin AHBAP Derneği'ne yönetim kayyımı olarak atanmasına hükmedildi. Kayyım heyetinin dernek iş ve işlemlerini yürütmesi, mal varlığını koruması ve resmi süreçleri takip etmesi kararlaştırıldı.

Mahkeme, faaliyetlerin durdurulması kararının uygulanması kapsamında dernek binası ve eklentilerinin mühürlenmesine, fiziki faaliyetlerin engellenmesine ve kayyım heyetinin yönetime fiilen teslim edilmesine karar verdi. Bu kapsamda İstanbul İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğü, İstanbul Valiliği ve İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü'ne müzekkere yazılacak.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde yürütülen soruşturmanın odak noktasını; özellikle 6 Şubat 2023 depremleri sonrasında AHBAP Derneği adına toplanan milyarlarca liralık yardım ve bağışların usulsüz kullanımı, haksız kazanç ve kara para aklama şüpheleri oluşturuyor. İlk olarak dernek kurucusu Haluk Levent'in kardeşi Berkant Acil'in mali hareketlerini inceleyen başsavcılık, Şile Belediyesi'nde düzenlenen festival rüşvet soruşturması belgeleriyle çapraz inceleme yaptı. İncelemelerde Haluk Levent, Berkant Acil ve Yeliz Kaya arasında hem mali transferler hem de organik çalışma birlikteliği tespit edildi.

İstanbul Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı, MASAK ve Mülkiye Müfettişliği raporlarının birleştirilmesiyle derinleştirilen soruşturmada mali bulgulara ulaşıldı. Sadece 2023 yılında milyarlarca lira bağış toplayan derneğin banka hesaplarında yapılan incelemelerde, hesap bakiyelerinin neredeyse tamamen boşaltıldığı saptandı. Banka detaylarına göre dernek hesaplarında yalnızca 266 bin TL, 786 bin TL, 8 bin 598 Dolar ve 19 bin Euro civarında bir meblağ kaldığı görüldü. Hatta pazar günleri de dahil olmak üzere dernek hesaplarından yüksek miktarlı finansal işlemler yapıldığı ve bu hesaplarda tek işlem yetkilisinin Haluk Levent olduğu banka kayıtlarıyla doğrulandı.

Davaname metninde yer alan Mali Müfettişlik ve MASAK verilerine göre, dernek bütçesinden Haluk Levent'in asistanı Yeliz Kaya'nın kişisel hesaplarına tespit edilebilen ilk etapta 122 milyon TL doğrudan para çıkışı yapıldı. Ayrıca Dernek Haluk Levent'in derneği usulsüz şekilde borçlandırarak kambiyo senetleri düzenlediği, bu senetler karşılığında alınan yüksek değerli taşınmazların ve dernek iştiraki Ahbap Lojistik'e ait gayrimenkullerin Yeliz Kaya adına tescil ettirildiği belirlendi. Yeliz Kaya'nın sadece 2025 ve 2026 yıllarında dernekle bağlantılı 100 adet taşınmaz işlemi yaptığı, bunların 58 adedini şüpheli Esin Önder Çağlayan'a devrettiği tespit edildi. Soruşturma dosyasında ayrıca Haluk Levent tarafından kullanılan hesaplardan yüksek hacimli yasal bahis oyunlarının oynandığı bilgisi yer aldı.

Teknik ve fiziki takip altında tutulan Haluk Levent'in, 12 Temmuz 2026 günü telefonlarını kapatıp sinyal kesici kullanarak kaçma izlenimi veren eylemlerde bulunduğu ve İzmir yolunda seyir halindeyken güvenlik güçlerince yakalandığı öğrenildi. Soruşturma kapsamında 12, 14, 17 ve 27 Temmuz 2026 tarihlerinde gerçekleşen 4 ayrı operasyon sonucunda tutuklamalar ve adli kontroller peş peşe geldi.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.
 

07.08.2026 11:06:00
AA
 
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.

Güvenlik kaynaklarından alınan bilgiye göre, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan bugün Suudi Arabistan'da ortak savunma anlaşması imzalayacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, günübirlik çalışma ziyareti için bu sabah Suudi Arabistan'a hareket etmişti.

Pakistan, ABD-İran savaşını sona erdirmek için arabuluculuk çalışmalarında bulunurken, Türkiye Gazze'de ateşkesin sağlanması yönünde diplomatik alanda aktif rol oynadı.

Pakistan ve Suudi Arabistan, 2025'te ortak bir savunma anlaşması imzalayacaklarını duyurmuştu.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, 17 Eylül'de "Ortak Stratejik Savunma Anlaşması" imzalamıştı.

Ezine'de 14 kaçak göçmen yakalandı

Çanakkale'nin Ezine ilçesi açıklarında Sahil Güvenlik ekiplerince lastik bot içinde 14 kaçak göçmen yakalandı

07.08.2026 10:23:00
İhlas Haber Ajansı
 
Ezine'de 14 kaçak göçmen yakalandı
Ezine'de 14 kaçak göçmen yakalandı
Çanakkale'nin Ezine ilçesi açıklarında Sahil Güvenlik ekiplerince lastik bot içinde 14 kaçak göçmen yakalandı.

Sahil Güvenlik Komutanlığı ekiplerince Ezine açıklarında bir grup kaçak göçmen olduğu tespit edildi. Bölgeye sevk edilen Sahil Güvenlik botu 'KB-57' tarafından hareket halinde durdurulan fiber karinalı lastik bot içinde 14 kaçak göçmen yakalandı.

Kaçak göçmenler işlemlerinin ardından Ayvacık ilçesindeki Göçmen Ön Kabul ve Sevk Merkezine (GÖKSEM) teslim edildi.

Avcılar Belediyesine yönelik soruşturmada 12 kişi adliyede

Avcılar Belediyesine yönelik "ihaleye fesat karıştırma" soruşturması kapsamında İstanbul merkezli 4 ilde düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 12 zanlı Küçükçekmece Adliyesi'ne sevk edildi

07.08.2026 09:04:00
AA
 
Avcılar Belediyesine yönelik soruşturmada 12 kişi adliyede
Avcılar Belediyesine yönelik soruşturmada 12 kişi adliyede

Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca, Avcılar Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğünün 2022 yılında "Avcılar İlçesi Asfalt İmalatları" ihalesinde kamu kurumlarından yaklaşık maliyet araştırması yapmaksızın yüksek teklif alarak ihalenin maliyetini yükselttiğinin belirlenmesi üzerine "ihaleye fesat karıştırma" suçundan başlatılan soruşturma devam ediyor.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından Küçükçekmece Adliyesi'ne sevk edildi.

Ne olmuştu?

Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından "ihaleye fesat karıştırma" suçundan yürütülen soruşturma kapsamında Avcılar Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğünün 2022 yılında "Avcılar İlçesi Asfalt İmalatları" ihalesinde kamu kurumlarından yaklaşık maliyet araştırması yapmaksızın yüksek teklif alarak ihalenin maliyetini yükselttiği belirlenmişti.

Kamu zararının oluşmasına yol açtıkları gerekçesiyle 14 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilmişti.

İstanbul, Ankara, Balıkesir ve Bitlis'te düzenlenen eş zamanlı operasyonda 12 şüpheli yakalanmıştı.

Hakkında gözaltı kararı verilen bir şüphelinin sağlık sorunları sebebiyle hastanede tedavi gördüğü, bir zanlının ise başka bir suçtan cezaevinde olduğu öğrenilmişti.

Hakkında gözaltı kararı verilen 14 isim şu şekilde:

"Yaklaşık Maliyet Komisyonu ve İhale Komisyonu Başkanı Seçkin Özcan, Yaklaşık Maliyet Komisyonu üyesi İsmail Kurtuluş, Yaklaşık Maliyet Komisyonu ve İhale Komisyonu üyesi Salman Kalmaz, Fen İşleri Müdürü ve ihale yetkilisi Nevzat Yalçın, İhale Komisyonu üyeleri Dursun Yavuz, Kemal Baki, Kemal Kenar, bazı inşaat ve asfalt firması yetkilileri Gülay Güneş, Burak Güneş, Furkan Karaca, Behçet Hırdar, Celal Hırdar, Mustafa Timur ve Yüksel Kırıcı."
 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.