logo
14 ŞUBAT 2026


Peygamber Efendimizin dilinden Ramazan-5

07.06.2017 00:00:00
İnfak ve sadaka ayı:
Günümüz dünyasında insanların birçoğunun yoksul oluşu ve insanlar arasında vücuda gelen korkunç sınıf uçurumları çok ciddi bir sorun haline gelmiştir. Mütefekkirleri, bu meseleye bir çözüm bulmak için çareler bulmaya mecbur kılmıştır.
İslam, servetin bir yerde birikmesini önlemek ve yoksulluk belasının kökünü kurutmak için infak, humus ve zekâtla ilgili kanunlar koymuştur. Yani zenginlerin, her yıl mallarından belirli bir miktarını fakirlere vermesini emretmiştir.
Kur'an'ın birçok ayetinde zekâttan söz edilmiş ve ona o denli önem verilmiştir ki, hatta diyebiliriz ki çoğunlukla dinin en büyük farizası olan namaz ile birlikte zikredilir olmuştur. Mesela, bir ayette şöyle buyrulmaktadır: "Dosdoğru namazı kılın, zekâtı verin; önceden kendiniz için hayır olarak neyi takdim ederseniz, onu Allah katında bulacaksınız." (Bakara/110).
Dolayısıyla kim büyük bir servet elde eder ve cimrilik yaparak Allah'ın o servetteki hakkını ödemez, onu altın ve gümüş kaplar haline getirerek süslü-püslü bir hayata dalarsa, İslam'a göre Allah'ın azabını hak etmiş olur ve Kur'an-ı Kerim'de acıklı azapla müjdelenen kimselerden olur.
Tevbe 34 ve 35. ayetlerde şöyle buyurulur: "Altını ve gümüşü biriktirip de Allah yolunda harcamayanlara acıklı bir azabı müjdele. O gün ki, bu altın ve gümüşler cehennem ateşinde kızartılır da alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanır (ve:) 'İşte kendiniz için yığıp-sakladığınız şey budur; şimdi yığıp-saklamakta olduğunuz şeyi tadın (bakalım)' denilir."
Bu ve buna benzer onlarca ayet ve hadiste konunun önemine işaret edildiğini görmekteyiz. Bu cümleden ramazan ayında oruç ibadetiyle birlikte efendimiz infak ve sadaka konusuna da işaret ederek müminleri bu konuya davet etmekte ve Allah'ın onlara verdiği nimetlerde fakir ve yoksul halkın hakkının olduğunu da hatırlatmaktadır, öyleki fitre zekat'ı,( yani mali infak) ramazan ayının bitimiyle verilir olmuş ve orucun kabul şartı sayılmıştır.


Akraba ve yakınlara ilgi ayı:
İnsan sosyal bir varlıktır ve tek başına yaşaması da çok zor hatta imkânsızdır. İnsanlarla münasebet, her zaman hayata mânâ ve güzellik katar. Bunun için insan hayatının çok önemli yönlerinden biri, insanlarla kurulan yakınlıklar ve bunlara yüklenen mânâlardır. Yakınlık kurmak, insanî duygulardandır. Akrabalık, hatta milletlerarası münasebetlerde de aranan bir mefhumdur. Akrabalık, dilimizdeki "akraba gibi olmak", "akrabadan sayılmak", "akrabadan öte" deyimlerinde görüldüğü gibi, beşerî isteklerle ortaya çıkan ve arzu edilen bir durumdur.
Sıla-i rahim; akrabaya yaklaşmak, onları arayıp sormak ve ziyaret etmek, elinden geldiğince onlara yardımcı olmak manalarında kullanılmaktadır. Dinimizin üzerinde ısrarla durduğu konulardan biri sıla-i rahimdir ki, akrabayla ilgiyi kesmemeyi, hürmetkâr olmayı, maddî-manevi her çeşit yardımda bulunmayı, onlara şefkat ve merhamet göstermeyi, yakın-uzak akrabanın her bir ferdine samimi sevgi beslemeyi ve güler yüz göstermeyi içine alır. Efendimiz'in (s.a.v.) bu hususla ilgili hadislerinden birkaçını şöyle sıralamak mümkündür:
"Allah'a ibadet edin, akrabaya iyi davranın."
"Allah'a ve ahiret gününe iman eden kimse akrabasını gözetsin.
"Hısım ve akraba ile ilgiyi kesenler cennete giremez."
"Karşılık olsun diye yakınlarını ziyaret eden kimse gerçekten görüp gözeten değildir; asıl ziyaretçi, kendisiyle temas kesildiği halde münasebetini kesmeyip sürdüren kimsedir ." 
Peygamberimiz (s.a.v) tebliğine karşılık, akrabasına (Ehl-i Beyt'ine) meveddeti (sevgiyi) istemiştir. (Şura/23). Nitekim kendisinin de uzak akrabalarına bile gösterdiği hürmet ve merhamet, bizim için bu konuda önemli örnektir. Akrabalar arası münasebeti kesmek dinimizde fâsık sayılan kimselerin özelliklerinden biri olarak sayılmaktadır.
İşte bu öneme binaen Hz. Peygamber Ramazan ayına girmeden bu ayda yapılması gerekenlerin içerisine akraba ilişkilerini de almıştır.
Konuyu fazla uzatmaya gerek yok diye düşünüyorum. Değerli okuyucularımız tabii ki başta nakledilen nebevi hutbeyi defalarca okuyup almaları gereken mesajları alacaklardır, ancak son olarak Efendimiz ve Hz. Ali arasında geçen diyaloğu dikkatlice okumalıyız, çünkü bu hutbede Efendimizin Ehl-iBeyt'ine özel vurgusu vardır ve hatırlamalıyız ki muvahhitlerin serveri ve imamı olan Hz. Ali, bu ayda, yani Ramazan ayının 21. gecesinde şahadet makamına ulaşmış; "And olsun Kabe'nin Rabbine kavuştum ben Mevlam'a" diyerek ebediyete göç
etmiştir.
 
Hasan Kanaatlı / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.