logo
23 HAZİRAN 2026

Rakka ile ilgili bilinmeyen gerçekler

ABD ve YPG, 6 Kasım 2016'dan bu yana Rakka'yı DEAŞ'tan almak için ortak operasyon yürütüyor. Söz konusu operasyona bir gün bile ara verilmedi. Peki, devam eden operasyona rağmen ABD, Türkiye'den neden Rakka için destek istiyor?

21.02.2017 00:00:00
RECEP BAHAR/DETAY-HABER

Yüzde 90'ının terör örgütü PKK'nın Suriye uzantısı Halk Savunma Birlikleri'nin (YPG) oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG), 6 Kasım 2016'da yaklaşık 30 bin kişilik bir kuvvetle Rakka'ya yönelik Fırat'ın Gazabı Operasyonu'nun başlattı. Bu gücün 25 binden fazlasını YPG ve onun kadınlar kolu Kadın Koruma Birlikleri (YPJ) oluşturuyor.
Aynı tarihlerde Türkiye, ÖSO ile birlikte El Bab'a yöneldi, Irak güçleri de Peşmerge desteğiyle Musul'a almak için harekete geçti. SDG'nin, TSK ile ÖSO'nun ve Irak ordusunun Peşmerge ile beraber aynı dönemde DEAŞ'a karşı harekete geçmesi dikkat çekiyor.
ABD'nin başını çektiği koalisyon güçleri Irak ordusu ile YPG'ye İncirlik'ten kalkan savaş uçaklarıyla destek verirken, TSK ile ÖSO benzer bir destekten mahrum bırakıldı.
Rakka'ya 5 kilometre kadar ilerledi
Suriye Demokratik Güçleri, ilk başlarda Fırat nehri boyunca kuzeyden güneye doğru ilerledi ve Rakka şehir merkezini kuzeyden ve kısmen batıdan kuşattı. Rakka operasyonunun Aralık ayının ortasında geçilen ikinci aşamasıyla birlikte, SDG/YPG şehri doğudan kuşatmak için çabalarını yoğunlaştırdı.
Bu süreçte Rakka'ya 5 kilometre kadar sokulan SDG, 108 gündür devam eden harekâtta DEAŞ'ın elindeki 236 köy, mezra, stratejik tepe, iki barajı ele geçirdi. Gözlemciler harekâtta PKK'nın Suriye'deki uzantısı YPG'nin omurgasını teşkil ettiği SDG'nin harekâtın birinci ve ikinci aşamalarında 3 bin 200 kilometrekarelik alanı ele geçirdiğini öne sürüyor. YPG operasyonda 114 militanını kaybetti. Bir de Amerikan askeri öldü. DEAŞ'e göre ise YPG'nin kaybı 232...
Savaş meydanında neler oldu?
SDG'nin Rakka harekâtının ilk 2 aylık bölümünde DEAŞ ciddi kayıplar verdi. SDG, 6 Ocak 2017'de Anadolu Selçuklu Devleti'nin kurucusu Türkiye sınırına yakın bir noktaya taşınmadan önce Süleyman Şah'ın kabrinin bulunduğu Caber Kalesi'ni DEAŞ'ın elinden aldı. Ancak 10 Ocak'ta bu kez DEAŞ, karşı saldırıya geçerek Caber Kalesi'ni geri aldı.
DEAŞ'ın bu karşı saldırısında en az 70 SDG militanının öldürüldüğü öne sürüldü. SDG, tekrar harekete geçerek kaleyi bir kez daha DEAŞ'ın elinden aldı. Çatışmalar köy köy devam etti ve harekâtın ikinci aşaması sona erdi.
Üçüncü aşamaya hazırlık
ABD'de 20 Ocak'ta iş başına gelen Başkan Trump, selefi Obama'nın politikasını devam ettirerek 31 Ocak'ta çok sayıda zırhlı aracı YPG'ye verdi. Pentagon'un YPG'ye zırhlı araç vermesi Ankara ile Washington arasındaki ipleri daha da gerdi.
Ancak Pentagon araçların SDG'nin Suriye Arap Koalisyonu koluna gittiğini savunarak araçların verilmesi kararının eski Başkan Obama tarafından alındığını savundu. Bu arada SDG Sözcüsü, yeni ve etkili silahların gelmesinin akabinde Şubat ayı başında yaptığı açıklamada harekâtın 3. aşamasının hazırlıklarının devam ettiğine işaret ederek, operasyonun bir kaç gün içinde başlayacağını söyledi.
Hedefi Rakka ile Rakka'nın güneyinde IŞİD militanlarının yeni karargâhı olmaya aday Deyr ez-Zur arasındaki yolu kesmek olan üçüncü aşama 4 Şubat'ta resmen start aldı. Bu arada ABD Özel Kuvvetleri, 3 bin Arap savaşçıyı harekâta katmak için eğitime aldı. O tarihten bu yana operasyon SDG'nin saldırıları ve DEAŞ'ın karşı saldırıları şeklinde devam ediyor. 17 Şubat'ta ise SDG, operasyonun üçüncü aşamasının 2. safhasına başlattığını duyurdu.
Bu aşamada hedefin Rakka'nın doğusundaki kırsal kesimi ele geçirmek olduğu ilan edildi. Bu esnada Rus savaş uçakları da Rusya'nın Suriye'deki savaşa fiilen dahil olduğu 30 Eylül 2015'ten bu yana ikinci kez Rakka'yı bombaladı.
Peki neden Türkiye'nin kapısını çalıyorlar?
ABD, Rakka'yı DEAŞ'tan almak için PYD/YPG ile ortak operasyon yürütmesine rağmen neden ısrarla Türkiye'nin kapısını çalıyor? Bunun görünürde bir kaç gerekçesi var... TSK, Cerablus'un ardından DEAŞ'ın elindeki önemli şehirlerden biri olan El Bab'ı terör örgütünden arındırdı. Oysa PYD/YPG, Amerikan Özel Kuvvetlerinin yoğun destek vermesine rağmen 3.5 aydır Rakka'nın içine bir santim bile giremedi.
Kısaca PYD/YPG, Rakka'nın etrafında dolaşıyor. PYD/YPG neden Rakka'ya giremiyor? Birinci nedeni bunu başarabilecek yeteneği yok, ikincisi gelecek planlarının sekteye uğramaması için militanlarını kaybetmek istemiyor. Zannedersem ABD de Rakka uğruna çok sayıda PYD/YPG militanının telef olmasını istemiyor. Oysa Kobani'yi 2014'te Peşmergenin yardımıyla da olsa DEAŞ'tan arındırmışlardı. Bir başka sebep ise Türkiye'yi PYD/YPG ile ortak operasyon yürütmeye yönlendiriyor ve böylece Türkiye'nin bu örgütü kabul etmesini sağlamak istiyor. İşte bu noktada Türkiye'nin kapısını çaldılar.
Türkiye ise operasyonu ÖSO marifeti ile yürütmek istiyor. Nitekim Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, El Bab modelinin Rakka'da da kullanılması gerektiğine işaret ederek, "Rakka'da da bu çerçevede o şehrin ahalisinden oluşan muktedir yerel unsurlar desteklensin, uluslararası camia, Türkiye, ABD ve diğer unsurlar buraya lojistik destek versin, orası DEAŞ'tan temizlensin, temizlendikten sonra da bir başka terör örgütünün eline teslim edilmesin. Pozisyonumuz çok açık, nettir" dedi.
Başbakan Yıldırım ise 18 Şubat'ta Almanya'da yaptığı açıklamada, "El Bab'dan sonra Rakka'nın DEAŞ'tan kurtarılması konusunda bir teklifimiz oldu. PYD-YPG ile hareket etmelerinin doğru olmadığını, bir terör örgütünün başka bir terör örgütüne karşı kullanılamayacağını söyledik. Bu, dostluğa sığmaz. Amerika-Türkiye ile birlikte yerel güçlerle, sivil direnişçilerle, ÖSO ile ve diğer milislerle bir olarak, onlar önde, biz de arkada... ABD'nin de Türkiye'nin de askeri varlığı olacak. Doğrudan operasyona girmeyeceğiz, taktik destek vereceğiz, prensipte anlaşılırsa tabii. İmkân ve kabiliyetler gözden geçiriliyor" dedi. Bu iki açıklama fotoğrafı ortaya koyuyor.
Türkiye'nin Rakka politikası
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 7 Şubat'ta ABD Başkanı Trump ile yaptığı telefon görüşmesinde, ABD'nin PYD ve YPG'ye destek vermemesi gerektiğini söyledi. İki lider, El Bab ve Rakka'da birlikte hareket edilmesi konusunda mutabık kaldı. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da 8 Şubat'ta Rakka operasyonuna ilişkin olarak, "Biz bölgesel ülkeler ve koalisyonun içindeki ülkeler olarak özel kuvvetlerimizi devreye sokabiliriz, sokmamız gerekir" dedi. Yine Cumhurbaşkanı Erdoğan, Körfez ülkeleri gezisi dönüşünde Türkiye'nin hedefinin Münbiç ve Rakka olduğunu söyledi.
Uzmanlara göre Rakka şehir merkezi esasen Türkiye sınırına nispeten uzak bir bölgede yer alıyor ve Türkiye açısından acil bir tehdit oluşturmuyor. DEAŞ'ın buradan Türkiye'yi hedef alma şansı yok. Ancak yine de DEAŞ'ın Türkiye açısından tehdit olmaktan tam anlamıyla çıkarılabilmesi için, Rakka'nın örgütten temizlenmesi çok önemli.
Bu başarılabilirse, DEAŞ Türkiye sınırlarından çok uzakta, tamamen Suriye çöllerine hapsedilmiş bir örgüt konumuna düşecek ve bitirilemese dahi kontrol altına alınmış olacak. Rakka'nın Türkiye için asıl önemi ise DEAŞ sonrası şehri askeri olarak kimin kontrol edeceği ve nasıl bir sivil idare kurulacağı ile ilgili. Türkiye Rakka'nın DEAŞ'tan kurtarılması sürecinin içinde yer almadığı takdirde, şehrin YPG'nin ana bileşeni olduğu SDG tarafından kontrol edilmesi ve YPG kontrolü altındaki ABD nüfuz alanının genişlemesi muhtemel görünüyor.
Bu durum Türkiye açısından büyük bir tehdit? Zira Türkiye Rakka için ön almazsa, DEAŞ sonrası boşluğun farklı ve daha tehlikeli bir terör örgütü tarafından doldurulacağını düşünüyor. ABD ve Batı tarafından gündeme getirilen "Rakka operasyonu SDG ile yürütülüyor, Rakka kurtarıldıktan sonra YPG unsurları şehirden çekilecek" argümanları ise Türkiye açısından inandırıcı değil.
Arap karakteri ağır basan Münbiç ve Tel Abyad'da da aynı argümanlar dile getirilmiş, ancak YPG çekilmeyi reddetmişti. Hatta Tel Abyad ve çevresinde hem Araplar hem de Türkmenler zorunlu göçe maruz bırakılmıştı.
300 Amerikan askeri YPG için savaşıyor
10 Aralık 2016'da Obama yönetiminin Savunma Bakanı Ash Carter, YPG'nin Rakka operasyonuna destek vermek amacıyla özel kuvvetlere mensup 200 askerin daha Suriye'ye gönderileceğini ilan etti.  Böylece SDG saflarında savaşan Amerikan askeri sayısı 300'e çıktı.
DEAŞ, Şii camilerini yıktı
DEAŞ, Rakka'yı 2013 yılında kuşattı ve kenti 13 Ocak 2014'te tümüyle ele geçirdi. Akabinde şehir Suriye, Rus, Amerikan ve diğer ülkelerin uçakları tarafından defalarca bombalandı. Bu arada DEAŞ, kentte Şiilere ait Veysel Karani Camii'ni yerle bir etti.

Kendisini ‘Cumhur İttifakı Ocakları Başkanı’ olarak tanıtmış

Sosyal medyada çığ gibi büyüyen tepkilerin ardından adli makamlar hızlıca devreye girdi

22.06.2026 23:10:00
Haber Merkezi
Kendisini ‘Cumhur İttifakı Ocakları Başkanı’ olarak tanıtmış
Kendisini ‘Cumhur İttifakı Ocakları Başkanı’ olarak tanıtmış
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, kendisini resmi bir kurum yetkilisi gibi göstererek bir alışveriş merkezinde (AVM) "denetim" adı altında incelemelerde bulunan ve bu anları sosyal medyada paylaşan Ferhat Aydoğan (F.A.) hakkında geniş çaplı bir soruşturma başlattı.

Sosyal medyada çığ gibi büyüyen tepkilerin ardından adli makamlar hızlıca devreye girdi.

Kamu görevini usulsüz üstlenme ve sicil detayı



Cumhuriyet savcılığı tarafından yürütülen tahkikatta, şüphelinin eylemleri Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) ilgili maddelerince "kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi" suçu kapsamında değerlendirildi.

Soruşturmanın derinleştirilmesiyle birlikte şüpheli Ferhat Aydoğan hakkında çarpıcı bir detay daha ortaya çıktı: Şahsın geçmiş dönemde "nitelikli dolandırıcılık" suçundan sicil kaydının bulunduğu belirlendi.

Gözaltı, arama ve el koyma talimatı verildi

Herhangi bir resmi ve hukuki dayanağı bulunmayan "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" unvanını kullanarak esnafı ve vatandaşı manipüle etmeye çalışan şahsa yönelik savcılık kararları netleşti:

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, kolluk kuvvetlerine şüphelinin derhal yakalanması için gözaltı talimatı verdi.

Şahsın ikamet ve gösterdiği adreslerde eş zamanlı olarak arama yapılması ve dijital materyaller dahil delil niteliğindeki unsurlara el konulması kararlaştırıldı.

Olayın geçmişi

Sosyal medya platformlarında paylaşılan video görüntülerinde; Ferhat Aydoğan'ın arkasındaki kalabalık bir grupla AVM'ye girdiği, buradaki esnafları ve işletme yönetimini yetkili bir devlet kurumu müfettişi gibi sorguya çekerek sözde denetim gerçekleştirdiği görülmüştü.

Görüntülerin kurgu bir "denetim tiyatrosu" olduğunun anlaşılması üzerine güvenlik güçleri şahsı adli makamlara sevk etmek üzere işlemleri başlattı.

Şüphelinin emniyetteki ifade işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilerek hakim karşısına çıkarılması bekleniyor.

Kim bu şahıs?

Ferhat Aydoğan, kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtan, medya sektöründe yöneticilik yaptığını iddia eden ve daha önce de benzer suçlamalarla yargılanmış bir isimdir.

Geçmişte "Türkiye Ak Gençlik Ocakları" adını kullanan bu yapı, Mart 2026'da isim değişikliğine giderek "Cumhur İttifakı Ocakları" adını almıştır.

Kendisini gazeteci olarak da tanıtan Aydoğan, Temmuz 2024'te sahte kimlik ve kartlar basarak nüfuz ticareti yaptığı gerekçesiyle "nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs" ve "resmi belgede sahtecilik" suçlarından tutuklanmıştır.

Güncel adli kayıtlarda "nitelikli dolandırıcılık" suçundan sabıkası bulunan şahıs, geçmişte organize suç örgütü lideri Alaattin Çakıcı'nın basın danışmanı olduğu iddiasıyla da medyada yer almıştır.

Son olarak Haziran 2026'da bir AVM'de esnafı sorguladığı sahte denetim videolarının ardından "kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi" suçundan hakkında yeniden gözaltı ve arama kararı verilmiştir.

Öğretmenler direniyor, iktidar kulak tıkıyor!

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyeleri ile mülakat mağduru eğitimcilerin Ankara’da başlattığı açlık grevi eylemi 8. gününe girdi

22.06.2026 21:30:00
Haber Merkezi
Öğretmenler direniyor, iktidar kulak tıkıyor!
Öğretmenler direniyor, iktidar kulak tıkıyor!
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyeleri ile mülakat mağduru eğitimcilerin Ankara'da başlattığı açlık grevi eylemi 8. gününe girdi.

15 Haziran'dan bu yana taban maaş, güvenceli çalışma hakları ve mülakatların kaldırılması talebiyle direnen öğretmenler, sağlık sorunlarına ve polis müdahalelerine rağmen eylemlerini kararlılıkla sürdürüyor.

Öğretmenlerin Hayati Mücadelesinde 8. Gün: Sağlık Durumları Kritik, Direniş Sürüyor

Ankara'da Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası genel merkezi önünde nöbet tutan öğretmenlerin açlık grevi eylemi birinci haftasını geride bırakarak 8. gününe ulaştı.

Günlerdir yalnızca su, şeker ve B12 vitaminiyle beslenen eğitimcilerin sağlık durumları giderek kritik bir aşamaya evriliyor. Süreç içerisinde ciddi sağlık sorunları yaşayan bazı öğretmenlerin hastaneye kaldırıldığı öğrenildi.

Talepler Net: "Taban Maaş ve Güvenceli Çalışma"



Özel kurumlarda çalışan ve ataması yapılmayan öğretmenler, yaşam standartlarının iyileştirilmesi ve mesleki onurlarının korunması için şu temel talepleri öne sürüyor:

Özel sektördeki eğitim emekçileri için taban maaş uygulamasının yeniden yasal koruma altına alınması.

Atamalarda adaletsizliğe yol açtığı belirtilen mülakat sisteminin son bulması ve verilen sözlerin tutulması.
Kısa süreli sözleşme dayatmalarına son verilmesi ve eksiksiz sigorta primi yatırılması.

Baskı ve Engellemelere Rağmen Geri Adım Yok

Eylemin başından bu yana öğretmenler pek çok kez emniyet güçlerinin sert müdahaleleriyle karşı karşıya kaldı. Geçtiğimiz günlerde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde açıklama yapmak isteyen 9 öğretmen gözaltına alınmış ve saatler sonra serbest bırakılmıştı.

Son olarak Ankara Kızılay'daki Madenci Anıtı'na yürümek isteyen eğitimcilerin önü polis barikatlarıyla kesildi ve öğretmenler biber gazlı müdahaleye maruz kaldı. İstanbul Taksim'de TÖZOK önünde destek eylemi yapan öğretmenlere de müdahale edilerek gözaltılar gerçekleştirildi.

Siyasi partilerin, demokratik kitle örgütlerinin ve sendikaların ziyaret ederek destek verdiği öğretmenler, "Milli Eğitim Komisyonu Toplansın" çağrısını yineleyerek talepleri karşılanana kadar Ankara'daki nöbet alanını terk etmeyeceklerini vurguluyor.

Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, videolu paylaşımında gençlere seslendi. İmamoğlu, "Ne yazık ki hala milli iradeye karşı yapılan darbelerle mücadele ediyoruz" dedi

Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, videolu paylaşımında gençlere seslendi. İmamoğlu, "Ne yazık ki hala milli iradeye karşı yapılan darbelerle mücadele ediyoruz" dedi

22.06.2026 13:13:00
Haber Merkezi
 Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, videolu paylaşımında gençlere seslendi. İmamoğlu, "Ne yazık ki hala milli iradeye karşı yapılan darbelerle mücadele ediyoruz" dedi
 Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, videolu paylaşımında gençlere seslendi. İmamoğlu, "Ne yazık ki hala milli iradeye karşı yapılan darbelerle mücadele ediyoruz" dedi
Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, videolu paylaşımında gençlere seslendi. İmamoğlu, "Ne yazık ki hala milli iradeye karşı yapılan darbelerle mücadele ediyoruz" dedi.
Tutuklu İBB Başkanı İmamoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı videolu paylaşımda, şunları söyledi:
"Sevgili gençler, bu filmi tam 10 yıl önce Cumhuriyet ve demokrasiye darbe girişiminde bulunanlara karşı, milletimize bir uyarı olarak paylaşmıştım. Ne yazık ki hala milli iradeye karşı yapılan darbelerle mücadele ediyoruz. Bugün en büyük değerlerimiz olan Cumhuriyet ve demokrasiyi koruyup geliştirmek için hep birlikte büyük azim ve kararlılıkla mücadele etmek şarttır."

Türkiye'nin deprem haritası 13 yıl sonra güncellendi. 215 yeni fay keşfedildi

Maden Tetkik ve Arama (MTA) ayrıntılı çalışmalarının ardından Türkiye Diri Fay Haritası'nın 13 yıl sonra güncellendi

22.06.2026 13:00:00
Haber Merkezi
Türkiye'nin deprem haritası 13 yıl sonra güncellendi. 215 yeni fay keşfedildi
Türkiye'nin deprem haritası 13 yıl sonra güncellendi. 215 yeni fay keşfedildi
Maden Tetkik ve Arama (MTA) ayrıntılı çalışmalarının ardından Türkiye Diri Fay Haritası'nın 13 yıl sonra güncellendi.

Maden Tetkik ve Arama (MTA) Genel Müdürü Vedat Yanık, MTA'nın ayrıntılı saha çalışmaları ve akademik araştırmalarla sağladığı veri birikimi desteğiyle Türkiye Diri Fay Haritası'nın 13 yıl sonra güncellendiğini bildirdi.

Yanık, Bilimsel Etkinlikler Haftası ve MTA Genel Müdürlüğü 91. Kuruluş Yıl Dönümü kapsamında "Türkiye Diri Fay Haritası-2026"nın tanıtım programındaki konuşmasında, yeni harita sürümünün kamuoyuyla paylaşılmasından dolayı memnun olduklarını söyledi.

Yanık, MTA'nın yaklaşık bir asırlık süreçte, Batman'daki ilk petrol keşfinden Eskişehir-Beylikova'daki dünyanın en stratejik Nadir Toprak Elementleri sahalarına, Elazığ-Maden, Sinop-Boyabat ve Kahramanmaraş'taki zengin bakır yataklarından sanayinin can damarı olan yüzlerce endüstriyel ham madde kaynağına kadar sayısız keşfe imza attığını ifade etti.

Küresel dengelerin değiştiğini ve madenlere ihtiyacın arttığını belirten Yanık, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Artan enerji ihtiyacı, sürdürülebilir kaynak yönetimi, iklim değişikliği ve kritik hammaddelere yönelik amansız rekabet, yerbilimlerinin stratejik önemini her geçen gün daha da artırıyor. MTA, bu yeni dünya düzeninde de en ön safta yer alarak modern teknolojilerle desteklenen yerli, yenilikçi ve çevreye duyarlı arama faaliyetlerini kararlılıkla sürdürüyor. Bugün, kuruluş yıl dönümümüzü taçlandıran son derece hayati bir ulusal veri altyapısını, 'Türkiye Diri Fay Haritası-2026' sürümünü yayımlamanın gururunu paylaşıyoruz. Alp-Himalaya orojenez kuşağında yer alan ülkemiz için aktif tektonik yapının güncel ve doğru verilerle ortaya konulması, yalnızca bilimsel bir çalışma değil, ulusal güvenlik, sürdürülebilir kalkınma ve afet risklerinin azaltılması adına stratejik bir zorunluluktur."

Yanık, haritanın 2013'te yayımlanmasından bu yana geçen 13 yılda, ayrıntılı saha çalışmaları ve akademik çalışmalarla önemli büyüklükte veri birikiminin sağlandığına dikkati çekti.

2022'de yatırım programına alınan güncelleme projesinin, yoğun bir emeğin ardından tamamlandığına işaret eden Yanık, "2013 basımında 485 olan diri fay sayısı, yeni veriler ışığında bu haritada 700'e yükseldi. Bu harita ve hazırladığımız sayısal veri tabanı, deprem tehlike analizleri, kritik altyapı yatırımları ve ulusal zarar azaltma politikalarımız için temel bir başvuru kaynağı olacak." değerlendirmesinde bulundu

Erhan Karaal'in kaçırılmasına ilişkin 12 kişi adliyeye sevk edildi

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin yürütülen soruşturmada gözaltına alınan 12 kişi adliyeye sevk edildi

22.06.2026 12:45:00
İhlas Haber Ajansı
Erhan Karaal'in kaçırılmasına ilişkin 12 kişi adliyeye sevk edildi
Erhan Karaal'in kaçırılmasına ilişkin 12 kişi adliyeye sevk edildi
İBB Kültür A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal, 17 Haziran'da İstanbul'un Maltepe ilçesindeki evinin çevresinde kimliği belirsiz kişiler tarafından zorla bir araca bindirilerek kaçırılmıştı.

Olayın ardından İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından çok yönlü soruşturma başlatılmıştı. Karaal'ın fidye için kaçırıldığı iddia edilen olaya ilişkin başlatılan çalışmalarda toplam 2'si kadın 12 kişi gözaltına alınmıştı. Olayda kullanılan aracın plakasının kopyalandığı öne sürülen soruşturmada, Tuzla'da bir inşaat alanında bulunan Karaal'ın rehin alınması ile irtibatı olduğu iddia edilen 12 kişi, ifadeleri alınmak üzere İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Gasp Büro Amirliğine getirilmişti.

Darbedildiği belirtilen Karaal'ın kaldırıldığı hastanede tedavisi sürerken, soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 kişi emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından Anadolu Adliyesi'ne sevk edildi.

AKP, 12. Yargı Paketi'ni TBMM Başkanlığına sundu

AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklanan 4. Yargı Reformu Strateji Belgesi kapsamında hazırlanan ve kamuoyunda "12. Yargı Paketi" olarak bilinen kanun teklifinin TBMM Başkanlığına sunulduğunu açıkladı

 

22.06.2026 12:30:00 / Güncelleme: 22.06.2026 14:40:36
Anadolu Ajansı
AKP, 12. Yargı Paketi'ni TBMM Başkanlığına sundu
AKP, 12. Yargı Paketi'ni TBMM Başkanlığına sundu

AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan 4. Yargı Reformu Strateji Belgesi kapsamında hazırlanan ve kamuoyunda "12. Yargı Paketi" olarak bilinen kanun teklifinin TBMM Başkanlığına sunulduğunu açıkladı.

AK Parti Grup Başkanvekili Akbaşoğlu, Ankara Milletvekili Murat Alparslan ve İstanbul Milletvekili Nurettin Alan'la Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 30 maddeden oluştuğunu belirtti.

Hak arama hürriyetinin etkin şekilde kullanılmasının, güçlü devletin en sarsılmaz yapı taşları arasında yer aldığını ifade eden Akbaşoğlu, 2002'den itibaren reform iradesini sürdürdüklerini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklanan 4. Yargı Reformu Strateji Belgesi'yle "Türkiye Yüzyılı Adaletin Yüzyılı Vizyonu"nun ilan edildiğini aktaran Akbaşoğlu, teklifin, yargılamaların makul sürede tamamlanmasını, yargıya güvenin üst seviyeye çıkarılmasını hedeflediğini belirtti.

Akbaşoğlu, vatandaşların alacağına daha zahmetsiz ulaşması amacıyla icra takibi başlatılmadan önce idareye yazılı başvuru yapılmasının ve hesap numarasının bildirilmesinin zorunlu hale getirileceğini söyledi.

Mirasçılar arası öncelikle satışta düzenlemeye gidileceğini bildiren Akbaşoğlu, şöyle konuştu:

"Ortaklığın satış suretiyle giderilmesi davalarında suistimalleri ortadan kaldırıyoruz. Miras yoluyla intikal eden taşınmazların satış sürecinde birinci açık artırmanın malik olan mirasçılar arasında yapılmasını hüküm altına alıyoruz. İdari yargıda yargılamaların gecikmemesi ve mahkemelerin iş yükünün hafifletilmesi için önemli adım atıyoruz: İdare mahkemelerinde tek hakimle çözümlenecek davaların kapsamını genişletiyoruz. Öğrenciler ve kamu görevlilerine ilişkin belirli uyuşmazlıklar artık tek hakim tarafından süratle karara bağlanacak. Hakimlik ve savcılık mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulmasını açıkça disiplin yaptırımına bağlıyoruz."

Akbaşoğlu, idari yargıda dosyaların usul nedenlerle mahkemeler arasında gidip gelerek davaların uzaması sorunu çözecek yeni düzenlemeler getirileceğini dile getirdi.

İlk derece mahkemelerinin verdiği kararlarda sadece görevsiz ve yetkisiz olunduğu gerekçesiyle Yargıtay'ın bozma kararı veremeyeceğinin hüküm altına alınacağını, belirsiz alacak davasının yürürlükten kaldırılacağını belirten Akbaşoğlu, "Duruşmalar arasındaki sürenin kural olarak 3 aydan fazla olamayacağını yeni bir düzenleme olarak getiriyoruz. Ses ve görüntü nakli yoluyla duruşmalara katılımın kapsamını genişletiyor, ön inceleme duruşmalarının da ses ve görüntü nakli yoluyla icra edilmesini teklif ediyoruz." ifadelerini kullandı. 

İstanbul'daki hava kirliliği mayısta geçen yıla göre yüzde 8 azaldı

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) bünyesinde yapılan çalışmada kentteki hava kirliliğinin mayıs ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 8 azaldığı belirlendi

22.06.2026 12:00:00
AA
İstanbul'daki hava kirliliği mayısta geçen yıla göre yüzde 8 azaldı
İstanbul'daki hava kirliliği mayısta geçen yıla göre yüzde 8 azaldı
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) bünyesinde yapılan çalışmada kentteki hava kirliliğinin mayıs ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 8 azaldığı belirlendi.

İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Toros tarafından İstanbul'da 2025 ve 2026'nın mayıs aylarında hava kirliliği oranına ilişkin çalışma yapıldı.

Bu kapsamda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile İstanbul Büyükşehir Belediyesinin (İBB) hava kalitesi ölçüm istasyonları tarafından kaydedilen havadaki partikül madde (PM10) oranı incelendi.

Buna göre, İstanbul'da mayıs ayındaki partikül madde konsantrasyonu ortalaması 26 istasyonda metreküp başına 31,2 mikrogram, geçen yılın aynı ayında ise 34 mikrogram olarak belirlendi.

Partiküler madde kaynaklı hava kirliliği geçen yıla göre yüzde 8 azaldı.

Mayıs ayında kentte partikül madde hava kirliliğinin en fazla ölçüldüğü istasyon metreküp başına 54,62 mikrogramla "Sultangazi 3" oldu. Bunu sırasıyla metreküp başına 53,74 mikrogramla "Sultangazi 2" ve 47,64 mikrogramla "Tuzla" istasyonları takip etti.

Aynı dönemde hava kirliliğinin en düşük ölçüldüğü istasyon, metreküp başına 17,37 mikrogramla "Sultangazi 1" istasyonu oldu. Partikül madde kirliliği "Büyükada" istasyonunda 18,45 mikrogram, "Alibeyköy" istasyonunda ise 19,05 mikrogram ölçüldü.

Bu kapsamda, kentteki partikül madde hava kirliliği oranının 17 istasyonda azaldığı, 9 istasyonda ise arttığı tespit edildi.

Hava kirliliği oranının mayıs ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre en fazla arttığı istasyon yüzde 90,57 ile "Sarıyer", yüzde 79,39 ile "Arnavutköy" olarak belirlendi.

Aynı dönemde partikül madde hava kirliliği oranının en fazla azaldığı istasyon yüzde 58,59 ile "Sultangazi 1" oldu. Bunu sırasıyla yüzde 36,34'le "Esenler" ile yüzde 35,97 ile "Ümraniye 1" istasyonları takip etti.

Mayıs ayında, geçen yılın aynı dönemine kıyasla hava kirliliğini azaltıcı yönde meteorolojik koşulların etkili olmasıyla hava kirliliği seviyeleri daha düşük gerçekleşti.

Ayrıca, Marmara Bölgesi'nde yağış miktarları geçen yıla göre yaklaşık yüzde 60 arttı. İstanbul'da da mayıs ayında yağışların geçen yıla kıyasla daha fazla olması, atmosferdeki kirleticilerin temizlenmesine katkı sağlarken, hava kalitesinin iyileşmesine neden oldu.

CHP’de "mutlak butlan" kararı sonrası başlayan hukuki ve siyasi kriz derinleşiyor. Noter onaylı imzaların teslim edilmesinin ardından başlayan 10 günlük sürenin dolmasına günler kaldı

CHP’de "mutlak butlan" kararı sonrası başlayan hukuki ve siyasi kriz derinleşiyor. Noter onaylı imzaların teslim edilmesinin ardından başlayan 10 günlük sürenin dolmasına günler kaldı. Özgür Özel cephesi, kurultay çağrısı yapılmaması durumunda rotayı doğrudan yargıya çevirmeye hazırlanıyor.

22.06.2026 11:55:00
Haber Merkezi
 CHP’de "mutlak butlan" kararı sonrası başlayan hukuki ve siyasi kriz derinleşiyor. Noter onaylı imzaların teslim edilmesinin ardından başlayan 10 günlük sürenin dolmasına günler kaldı
 CHP’de "mutlak butlan" kararı sonrası başlayan hukuki ve siyasi kriz derinleşiyor. Noter onaylı imzaların teslim edilmesinin ardından başlayan 10 günlük sürenin dolmasına günler kaldı
Cumhuriyet Halk Partisi'nde 38. Olağan Kurultay hakkında verilen "mutlak butlan" kararının yankıları devam ederken, parti içindeki "meşruiyet" tartışması yerini "kurultay takvimi" krizine bıraktı. Özgür Özel yönetimi tarafından toplanan noter onaylı 833 delege imzası, 17 Haziran'da Genel Merkez'e teslim edilmişti. Şimdi gözler, tüzüğün öngördüğü 10 günlük sürenin dolacağı 26 Haziran'a çevrilmiş durumda.

Özgür Özel cephesinin ısrarla vurguladığı olağanüstü kurultay çağrısının bir "siyasi tercih" değil, "tüzük zorunluluğu" olduğu belirtildi. Kılıçdaroğlu yönetimi tanınan süre içinde kurultay çağrısı yapmazsa, Asliye Hukuk Mahkemesi'ne başvurulacak. Delege iradesinin engellendiği ve tüzüğün uygulanmadığı iddiasıyla hazırlanan dilekçe mahkemeye teslim edilecek. Mahkemelerin bu tür başvuruları 15 gün içinde karara bağlama zorunluluğu bulunuyor.

Kılıçdaroğlu yönetiminin delegeden gelen bu imzalı "kurultay" baskısına yanıt verip vermeyeceği, partinin bu haftaki en önemli tartışma konusu… Kılıçdaroğlu Sözcü TV'de olağan kurultay yapılacağını açıklamıştı.

CHP Genel Merkezi'nde yarın gerçekleştirilecek toplantılar, partideki gerilimi zirveye taşıyacak. Kılıçdaroğlu'nun grup toplantısı hamlesi iptal edildi. Kılıçdaroğlu yarın sabah 11.00'de MYK'yı, öğleden sonra 14.00'te ise Parti Meclisi'ni toplayacak. Hem MYK'da alınan kararlar hem de PM gündemine eklenen "il disiplin kurullarının durumu" maddesi, gözleri yeni bir ihraç dalgasına çevirdi. Salı toplantılarının, partideki "hukuki ve siyasi" hamleleri netleştirmesi bekleniyor.

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin (TBMM) yeni haftada yoğun bir gündemi var. Genel Kurul'da, torba kanun teklifinin görüşmelerine devam edilecek

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin (TBMM) yeni haftada yoğun bir gündemi var. Genel Kurul'da, torba kanun teklifinin görüşmelerine devam edilecek. Ayrıca Sayıştay Başkanlığı için seçim yapılacak

21.06.2026 18:50:00
Haber Merkezi
 Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin (TBMM) yeni haftada yoğun bir gündemi var. Genel Kurul'da, torba kanun teklifinin görüşmelerine devam edilecek
 Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin (TBMM) yeni haftada yoğun bir gündemi var. Genel Kurul'da, torba kanun teklifinin görüşmelerine devam edilecek
Meclis Genel Kurulu yeni haftada, birçok kanunda değişiklik öngören torba teklifin görüşmelerini sürdürecek. Teklifle taksi ve minibüs esnafına KDV muafiyeti ve vergi kolaylığı geliyor.

Gerçek usulde vergilendirilen taksi, dolmuş, minibüs ve umum servis araçlarına ait ticari plakaların devri KDV'den istisna olacak.

Vergilendirme, talep edildiği takdirde taksi mali cihazla tespit edilen bedel üzerinden yapılabilecek.

Teklifte emniyet teşkilatına ilişkin düzenlemeler de yer alıyor. Buna göre Emniyet Hizmetleri Sınıfı'na atanmış ancak daha sonra sağlık sebeplerine dayanan yargı kararı gereğince devlet memurluğundan ilişiği kesilmiş olanlar, Genel İdare Hizmetleri Sınıfı'ndaki unvanlara atanacak.

Düzenlemeyle Basın İlan Kurumu'nun internet haber sitelerine ilan kesme müeyyidesi uygulamasının da önünü açıyor. Kurum, kanunda öngörülen vasıfları taşımamaları veya ödevleri yerine getirmemeleri halinde sitelerin ilanlarını bir günden 10 güne kadar kesebilecek.

Genel Kurulda, Sayıştay Başkanlığı için seçim yapılması da bekleniyor. Seçim, Sayıştay Başkanı Metin Yener ile Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı Bütçe Genel Müdürü Bahtiyar Sazlık arasında yapılacak.

Meclis Salı ve çarşamba günleri, Meclis'te grubu bulunan siyasi partilerin grup toplantıları da gerçekleştirilecek.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Grup Toplantısı'nda milletvekillerine hitap edecek.

Tatilcilerin korkulu rüyası denizanaları neden bu kadar arttı?

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte Ege, Akdeniz ve Marmara kıyılarında denizanası popülasyonunda patlama yaşanıyor. Tatilcilerin "Denize girebilecek miyiz?" sorusuna yanıt arayan uzmanlar, bu istilanın arkasındaki ürkütücü ekolojik gerçekleri ve temas anında hayat kurtaran ilk yardım formülünü açıkladı

21.06.2026 17:10:00
Eyüp Kabil
Tatilcilerin korkulu rüyası denizanaları neden bu kadar arttı?
Tatilcilerin korkulu rüyası denizanaları neden bu kadar arttı?
Yaz sezonunun açılmasıyla birlikte milyonlarca insan sahillere akın ederken, bu yıl denizlerde beklenmeyen bir misafir tatil keyfini gölgelemeye başladı. Türkiye'nin popüler turizm rotaları başta olmak üzere Marmara ve Akdeniz kıyılarında son günlerde sıklıkla görülen dev denizanası sürüleri, vatandaşlar arasında büyük merak ve endişe uyandırıyor.

"Denizanası olan denize girilir mi?", "Bu canlılar neden bir anda bu kadar çoğaldı?" soruları internet arama motorlarında ilk sıralara tırmanırken, bilim insanlarından korkutan bir çevre uyarısı geldi.

Suçlu sadece sıcaklık değil

Kıyılarda göze çarpan kahverengi pusula denizanaları ve mor denizciğeri türlerindeki bu sıra dışı artış, sadece mevsimsel sıcaklıklarla açıklanmıyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan uzmanlar, denizanası patlamasının temelinde insan eliyle yaratılan ekolojik tahribatın yattığına dikkat çekiyor.

Deniz ekosistemindeki besin zincirinin kırıldığını belirten su bilimleri uzmanları, aşırı ve plansız balıkçılık nedeniyle denizanalarının en büyük besin kaynağı olan planktonları tüketen balık stoklarının hızla azaldığını vurguluyor. Besin zincirinde boşalan bu alanlar, yüksek üreme potansiyeline sahip denizanalarına kalıyor. Küresel iklim krizine bağlı olarak deniz suyu sıcaklıklarının rekor seviyelere ulaşması ve evsel/endüstriyel kirlilik de bu organizmaların adeta birer üreme makinesine dönüşmesini destekliyor.

Turizm ve balıkçılık tehdit altında

Denizanası istilaları sadece yüzücüleri değil, kıyı ekonomisini de doğrudan tehdit ediyor. Sürüler halinde gezen jelatinimsi bu canlılar, balıkçı ağlarını yırtıyor, su ürünleri kafeslerindeki balıklara zarar veriyor ve hatta kıyıdaki sanayi tesislerinin soğutma suyu girişlerini tıkayarak üretimi aksatabiliyor.

Asla tatlı su sürmeyin!

Sahillerde sıkça karşılaşılan denizanası temasları sonrasında vatandaşların yaptığı ilk yardım hataları ise tehlikeyi ikiye katlıyor. Uzmanlar, denizanası sokmasına maruz kalındığında panik yapılmamasını ve kesinlikle tatlı su (çeşme suyu, içme suyu) kullanılmamasını önemle hatırlatıyor. Tatlı su, cilde yapışan zehirli hücrelerin (tentakül) patlayarak vücuda daha fazla zehir salmasına yol açıyor.

Denizanası çarpmasında adım adım ilk yardım:

Deniz Suyu ile Yıkayın: Temas eden bölgeyi derhal temiz deniz suyu ile bolca durulayın.

Dokunaçları Sıyırın: Cilde yapışan uzantıları çıplak elle ellemek yerine cımbız veya plastik bir kart (kredi kartı vb.) yardımıyla yavaşça sıyırarak uzaklaştırın.

Sirke Uygulayın: Zehrin etkisini nötralize etmek için bölgeye sirke dökün veya ılık kompres yapın.

Sağlık Kuruluşuna Başvurun: Özellikle çocuklarda, yaşlılarda veya hassas bünyelerde nefes darlığı, düşük tansiyon ve kas spazmı gibi ciddi alerjik reaksiyonlar görülürse zaman kaybetmeden en yakın sağlık merkezine gidilmelidir.

Doğanın bir ekolojik uyarısı olarak nitelendirilen bu durum karşısında, sahillerde denize girerken dikkatli olunması ve kıyıya vuran ölü denizanalarına bile zehir hücreleri hala aktif olabileceği için çıplak elle dokunulmaması gerektiği ifade ediliyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.