logo
21 EYLÜL 2026

Ruhunu ucuza satanlar!..

17.06.2001 00:00:00
 
Ne için yaşıyorsunuz?.. Sizin amacınız, varlık gayeniz nedir? Hayatınızı namus, şeref, onur, haysiyet gibi değerler anlamlandırmıyor mu?.. Ya vatan, bayrak, sancak, devlet, millet!.. Ya bağımsızlık!.. Ya egemenlik!.. Uğruna yaşamaya, yahut feda-i can etmeye değmez mi?..

Yoksa siz, Türkiye Cumhuriyeti dışında bir vatandan mı bahsediyorsunuz? Türk Bayrağı'ndan başka, dalgalanmasını dilediğiniz, bir bayrak mı var gönlünüzde? Türk Sancağı'ndan başka gölgesine sığınacak, bir sancağı mı düşlüyorsunuz? Türk Devleti'nden, Türk Milleti'nden gayrısıyla mı kucaklaşmayı arzu ediyorsunuz? Yoksa, kulaklarınız ezan seslerinden başkasına mı hasret?.. Kendinizi hangi tarihe verdiniz? Ruhunuzu kime sattınız?.. Aynalarda seyrediyor musunuz kendinizi? Vicdanınızın sesini duyabiliyor musunuz? Ya Atatürk Meydanı'nın!.. Ya Çağlayan'ın!.. Ya Tandoğan'ın!.. Kuvay-ı Milliyecilerin seslerini duyuyor musunuz?.. Toprak altında yatanların nefeslerini de hissedebiliyor musunuz ensenizde? Çanakkale'dekilerin, Dumlupınar'dakilerin, Sarıkamış'takilerin!.. Ya iniltilerini... İşitebiliyor musunuz? Yurduma alçakları uğratma!.. Gövdeni siper et!.. Dünyaları alsan da bu cennet vatanı verme!.. Verme!.. Verme!.. Sen şehit oğlusun, incitme yazıktır atanı!.. Yazıktır!.. Yazıktır!.. Yoksa sen şehit oğlu değil misin? Şehit torunu değil misin? Şehit milletin şehit nesli değil misin?.. O halde sen kimsin?.. Kimin evladısın? Kimin torunusun?.. Kime aitsin?.. "Bağımsızlık benim karakterimdir" diyen Atamız, Mustafa Kemal'in bize bellettiği "Ya istiklal ya ölüm!" parolasını unuttun mu ? Yoksa hiç ezberlememiş miydin? Ya, Gençliğe Hitabesi'ni!.. Okuyor muydunuz rahatsızlık duymadan?..O halde gelin şunları da okuyalım beraber. Diliniz dönmüyor ise; biz okuyalım, siz de dinleyin!..

''Vatan mutlaka selamet bulacak, millet mutlaka mesud olacaktır. Çünkü kendi selametini, kendi saadetini; milletin, memleketin saadet ve selameti için feda edebilen vatan evlatları çoktur", "Türklerin vatan sevgisiyle dolu olan göğüsleri düşmanların melun ihtiraslarına karşı daima demirden bir duvar gibi yükselecektir", "Tarih; bir milletin kanını, hakkını, varlığını hiç bir zaman inkar etmez. Binaenaleyh, vatanımız ve milletimiz aleyhindeki hükümler ve kanılar muhakkak iflasa mahkumdur", "Ancak, benim milletimi esir etmek isteyen her hangi bir milletin de, bu arzusundan vazgeçinceye kadar amansız düşmanıyım", "Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır; o satıh, bütün vatandır. O halde, vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla sulanmadıkça düşmana terk olunmayacaktır", "Türk toprağı! Sana her şey feda olsun. Kutlu olan sensin. Hepimiz senin için fedaiyiz", "Bir devlet tam bağımsızlığına, bir millet kayıtsız ve şartsız egemenliğine sahip bulunmadıkça; o devlet ve millet için hayat, refah ve şeref olmayacağını takdir eden milletimiz, bunu temin etmedikçe yaşamanın mümkün olmayacağına inanmıştır", "Millete efendilik yoktur, hadimlik vardır; bu millete hizmet eden onun efendisi olur", ''Türk Milleti'nin haysiyeti, kendine güveni ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür; böyle bir millet esir yaşamaktansa yok olsun evladır. Öyleyse; Ya İstiklal Ya Ölüm!", "Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun; istiklalden mahrum bir millet, medeni insanlık karşısında uşak olmaktan başka bir muameleye layık olamaz."

Atatürk'ün Türk Milleti'ne belletemediği tek şey, uşaklıktır. O bakımdan necip milletimiz, elindeki Kuva-yı Milliye meşalesi ile Prof.Dr. Haydar Baş önderliğinde çoban ateşlerini yakmaya devam edecek; ''BU VATAN BİZİMDİR BİZİM KALACAKTIR!..'' parolasıyla yürüyüşünü sürdürecektir!..

Yararlanılan Kaynaklar:

1) E. Ziya Karal, Atatürk'ten Düşünceler. Ank. 1969.s.6,132,134.

2) TC. İnkilap Tarihi ve Atatürkçülük, Milli Eğitim Basımevi, 1993, s. 58.

3) Atatürkçülük, 1/381;1/200.

4) Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri 2/82;1/230.

Oğuz KÖRO?LU

Adalet Bakanı Akın Gürlek, farklı tarihlerde İstanbul'un Gaziosmanpaşa ve Osmaniye'nin Düziçi ilçesinde işlenen faili meçhul iki cinayetin aydınlatıldığını bildirdi

Adalet Bakanı Akın Gürlek, farklı tarihlerde İstanbul'un Gaziosmanpaşa ve Osmaniye'nin Düziçi ilçesinde işlenen faili meçhul iki cinayetin aydınlatıldığını bildirdi

20.09.2026 18:14:00
AA
 
Adalet Bakanı Akın Gürlek, farklı tarihlerde İstanbul'un Gaziosmanpaşa ve Osmaniye'nin Düziçi ilçesinde işlenen faili meçhul iki cinayetin aydınlatıldığını bildirdi
Adalet Bakanı Akın Gürlek, farklı tarihlerde İstanbul'un Gaziosmanpaşa ve Osmaniye'nin Düziçi ilçesinde işlenen faili meçhul iki cinayetin aydınlatıldığını bildirdi
Adalet Bakanı Akın Gürlek, farklı tarihlerde İstanbul'un Gaziosmanpaşa ve Osmaniye'nin Düziçi ilçesinde işlenen faili meçhul iki cinayetin aydınlatıldığını bildirdi.

Gürlek, NSosyal hesabındaki paylaşımında, 6 Temmuz 2018 tarihinde Abdülhamid Terkin'in öldürülmesi ve ağustosta kaybolan Ayşegül Yaşar'ın dosyasına ilişkin açıklamada bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, hiçbir suçun cezasız, hiçbir cinayetin faili meçhul kalmaması için çalışmaları kararlılıkla sürdürdüklerini belirten Gürlek, bu kapsamda, Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde kurdukları Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının koordinasyonunda yürütülen titiz çalışmalarla iki cinayet dosyasının daha aydınlatıldığını duyurdu.

Gürlek, İstanbul Gaziosmanpaşa'da 6 Temmuz 2018 tarihinde Abdülhamid Terkin'in öldürülmesine ilişkin dosyada, HTS, baz ve görüşme kayıtları ile iyileştirilen güvenlik kamerası görüntüleri ve tanık beyanlarının yeniden değerlendirilmesi sonucunda, olayın beşinci şüphelisinin tespit edildiğini, yakalanan şüphelinin, kasten öldürme suçundan tutuklandığını aktardı.

Osmaniye'nin Düziçi ilçesinde ağustosta kaybolan Ayşegül Yaşar'ın dosyasının ise HTS ve kamera kayıtları, tanık beyanları, kriminal incelemeler ve elde edilen yeni deliller doğrultusunda yeniden kapsamlı şekilde ele alındığını kaydeden Gürlek, "Şüphelinin olay günü kullandığı araçta tespit edilen biyolojik bulguların Ayşegül Yaşar'ın anne ve babasından alınan örneklerle uyumlu olduğunun belirlenmesinin ardından çalışmalar derinleştirildi. Şüphelinin yer göstermesi sonucu Ayşegül Yaşar'ın cansız bedenine ulaşıldı. Şüpheli ile anne ve babası gözaltına alındı." açıklamasında bulundu.

Gürlek, bu iki dosyanın aydınlatılmasında özveriyle çalışan Gaziosmanpaşa ve Düziçi Cumhuriyet Başsavcılıklarına, İstanbul ve Osmaniye İl Emniyet Müdürlüklerine, Gaziosmanpaşa İlçe Emniyet Müdürlüğüne, Adana Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğüne ve sürece katkı sunan tüm kamu görevlilerine teşekkür ederek, "Aradan ne kadar zaman geçerse geçsin, hiçbir cinayet karanlıkta kalmayacak, hiçbir fail adaletten kaçamayacaktır." ifadesini kullandı.

Tahir Sarıkaya'nın mali trafiği incelemeye alındı

Tutuklu Tahir Sarıkaya'nın banka hesap hareketleri, MASAK verileri üzerinden KOM birimlerince incelendi. Hazırlanan raporda Sarıkaya'nın hesaplarında 2017-2026 yılları arasında 101 milyon 932 bin 207 TL para girişi ve 134 milyon 170 bin 972 TL para çıkışı olmak üzere toplam 236 milyon 103 bin 179 TL'lik hareket tespit edildi.

20.09.2026 18:03:00
İhlas Haber Ajansı
 
Tahir Sarıkaya'nın mali trafiği incelemeye alındı
Tahir Sarıkaya'nın mali trafiği incelemeye alındı
Tutuklu Tahir Sarıkaya'nın banka hesap hareketleri, MASAK verileri üzerinden KOM birimlerince incelendi. Hazırlanan raporda Sarıkaya'nın hesaplarında 2017-2026 yılları arasında 101 milyon 932 bin 207 TL para girişi ve 134 milyon 170 bin 972 TL para çıkışı olmak üzere toplam 236 milyon 103 bin 179 TL'lik hareket tespit edildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığını soruşturması kapsamında tutuklu bulunan Tahir Sarıkaya'nın banka hesap hareketleri, MASAK verileri üzerinden KOM birimlerince incelendi. Hazırlanan Mali Veri İnceleme Raporu'nda para girişlerinin 69 milyon 649 bin 61 TL'lik, para çıkışlarının ise 106 milyon 524 bin 970 TL'lik bölümünün işlem açıklamaları ve Sarıkaya'nın mali profili yönünden "izaha muhtaç şüpheli para transferi" olarak değerlendirildiği belirtildi.

Kripto para ve şirket hesaplarına yönelik inceleme



İncelemede Sarıkaya'nın Paribu Teknoloji A.Ş. hesabından 499 işlemle 21 milyon 409 bin 825 TL aldığı, aynı platforma 320 işlemde 27 milyon 569 bin TL gönderdiği tespit edildi. Raporda, toplam 48 milyon 978 bin TL'lik bu hareket "şüpheli kripto para hareketi" olarak değerlendirildi.
Sarıkaya'nın Kıbrıs'ta faaliyet gösteren bazı otel şirketlerine yaptığı transferler de raporda yer aldı. Grand Sapphire Resort Ltd.'ye 23 işlemde 2 milyon 407 bin 400 TL, Merit Kıbrıs Turizm Limited'e ise 5 işlemde toplam 500 bin TL gönderildiği, Merit Kıbrıs'tan da Sarıkaya'nın hesabına 420 bin TL geldiği kaydedildi.

Eşinin ortak olduğu şirketlerde 560 milyon TL'lik hareket

Raporda ayrıca Sarıkaya'nın eşi Rabia Arslan Sarıkaya'nın ortaklığının bulunduğu iki şirketin hesap hareketleri de incelendi. 2020-2026 döneminde şirketlerin hesaplarında toplam 560 milyon 822 bin 423 TL'lik para hareketi tespit edildi. Raporda, şirketlerden Madamra Tekstil'in banka hareketleri ile son üç yıllık vergi matrahı arasında uyumsuzluk bulunduğu değerlendirilerek şirket hakkında ayrıca vergi incelemesi yapılması gerektiği belirtildi.

"Gazetecilik geliriyle bağdaşmıyor" değerlendirmesi

Mali Veri İnceleme Raporu'nun sonuç bölümünde, Sarıkaya'nın hesaplarındaki yüksek tutarlı para hareketlerinin önemli bölümünün işlem açıklamalarının yetersiz olduğu belirtildi. Raporda, tespit edilen para trafiğinin ücretli gazetecilik geliriyle bağdaşmadığı yönünde değerlendirmeye yer verilirken, kesin sonuca bankacılık veya mali bilirkişi incelemesiyle ulaşılabileceği kaydedildi.

Kandil başka konuşuyor, Meclis başka

Kandil’den peş peşe gelen açıklamalar ile TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un “ayrılıkçı dil kullanılmasın” uyarısı, yürütülen sürecin taraflar açısından aynı anlama gelmediğini bir kez daha ortaya koydu

20.09.2026 15:30:00
Haber Merkezi
 
Kandil başka konuşuyor, Meclis başka
Kandil başka konuşuyor, Meclis başka
Kandil'den peş peşe gelen açıklamalar ile TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un "ayrılıkçı dil kullanılmasın" uyarısı, yürütülen sürecin taraflar açısından aynı anlama gelmediğini bir kez daha ortaya koydu.

Kamuoyunda "Terörsüz Türkiye" ve yeni çözüm süreci olarak tartışılan süreçte, Ankara ile Kandil'den gelen mesajlar arasındaki fark dikkat çekiyor.

KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanı Cemil Bayık, 18 Eylül'de yaptığı açıklamada sürecin ilerlemesi için KCK yöneticilerinin İmralı'ya giderek Abdullah Öcalan ile doğrudan görüşmesi gerektiğini savundu. Bayık, bunun gerçekleşmemesi halinde sürecin sağlıklı ilerlemeyeceğini söyledi.

Bayık bununla da yetinmedi. Öcalan'ın özgür bırakılmaması halinde silah bırakmayacaklarını ve Türkiye'ye dönmeyeceklerini ifade ederken, siyasi ve hukuki alanda somut değişiklikler yapılmasını da istedi.

Ankara'nın mesajı ise farklı

Bu açıklamaların hemen ardından TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, 19 Eylül'de Kırşehir'de yaptığı konuşmada sürecin Türkiye'nin birlik ve bütünlüğü temelinde yürütülmesi gerektiğini vurguladı.

Kurtulmuş, "Bundan sonra Türkiye'de kimsenin ayrılıkçı bir şekilde konuşmasını istemiyoruz. Kimsenin de ayrımcı bir dil kullanmasını istemiyoruz" dedi. Ayrıca sürecin TBMM tarafından takip edileceğini ve 1 Ekim'den sonra bütün partilerin katılımıyla bir komisyon kurulacağını açıkladı.

Kurtulmuş'un açıklamasında dikkat çeken bir başka nokta ise hazırlanan yasanın ülkenin birliğini ve milli bütünlüğünü tehdit edecek herhangi bir hüküm içermediğinin özellikle vurgulanması oldu.

Peki aynı süreçten iki farklı beklenti mi çıkıyor?

Ortaya çıkan tablo şu soruyu gündeme getiriyor: Ankara "ayrılıkçı dil olmasın" derken, Kandil neden Öcalan'ın özgürlüğünü, İmralı'da doğrudan görüşmeyi ve yeni hukuki-siyasi adımları sürecin ön şartları olarak ortaya koyuyor?

Bu soru, sürecin kamuoyuna anlatılan hedefleriyle Kandil tarafından dile getirilen beklentiler arasındaki farkı gösteriyor.

Kurtulmuş, "Terörsüz Türkiye" hedefini Türkiye'nin bütünlüğünü güçlendirecek bir proje olarak tanımlarken, Bayık'ın açıklamaları örgüt açısından sürecin yalnızca silah bırakma meselesinden ibaret olmadığını gösteriyor. Bayık, siyasi faaliyet, hukuk, cezaevleri, kayyumlar ve Öcalan'ın konumuna ilişkin talepleri aynı çerçevede sıralıyor.

"Açılım" tartışması yeniden gündemde

Geçmiş çözüm sürecinin ardından bugün yeniden başlayan tartışmanın temel sorularından biri de burada ortaya çıkıyor:

Devletin "terörsüz Türkiye" hedefi ile Kandil'in talepleri aynı noktada buluşuyor mu?

Kurtulmuş, "Bizim işimiz toparlamak, birleştirmek, büyütmektir" derken; Bayık, mevcut yaklaşımın örgütün beklentilerini karşılamadığını ve güven sorununun sürdüğünü söylüyor.

Dolayısıyla süreç ilerledikçe asıl tartışma, yalnızca "silah bırakılacak mı?" sorusuyla sınırlı kalmayacak gibi görünüyor. Türkiye'nin milli bütünlüğü, örgütün siyasi talepleri, Öcalan'ın konumu ve yapılması planlanan hukuki düzenlemelerin sınırları sürecin en kritik başlıkları olacak.

TBMM'nin 1 Ekim sonrasında kuracağı komisyonun, bu farklı beklentilerin nasıl yönetileceği konusunda belirleyici bir işlev üstlenmesi bekleniyor.

Kamuoyunun önündeki temel soru ise açık: Türkiye "terörsüzleşirken" süreç hangi tavizler ve hangi sınırlar içinde ilerleyecek?

Nasıl gözünüzden kaçtı?

İYİ Parti Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez, SPK’nın tasfiye kapsamına aldığı fonlarda yaklaşık 515 bin yatırımcının 830 milyar TL’sinin bulunduğunu belirterek dikkat çeken bir hesaplama yaptı

20.09.2026 11:28:00
Haber Merkezi
 
Nasıl gözünüzden kaçtı?
Nasıl gözünüzden kaçtı?
515 bin yatırımcının parasının bulunduğu fonlarda tasfiye tartışması büyüyor. Turhan Çömez, 830 milyar TL'lik büyüklüğü "188 TIR" hesabıyla gündeme taşırken, eski MASAK Başkan Yardımcısı Ramazan Başak'ın "Tera'yı şikâyet ettiğim için iki kez gözaltına alındım" açıklaması denetim tartışmasını daha da büyüttü.

Sermaye piyasalarında fon krizi tartışması büyürken, gözler SPK denetimleri, yatırımcıların korunması ve kamu kurumlarının daha önce yapılan uyarılara nasıl karşılık verdiği sorularına çevrildi.

İYİ Parti Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez, SPK'nın tasfiye kapsamına aldığı fonlarda yaklaşık 515 bin yatırımcının 830 milyar TL'sinin bulunduğunu belirterek dikkat çeken bir hesaplama yaptı.

Çömez'e göre 830 milyar TL, 200 TL'lik banknotlarla yaklaşık 4 milyar 150 milyon adet banknota denk geliyor. Banknot ağırlığı üzerinden yapılan hesaplamada ise yaklaşık 4 bin 690 tonluk bir ağırlık ortaya çıkıyor. Çömez, 25 ton taşıma kapasiteli TIR'lar üzerinden bunun yaklaşık 188 TIR edeceğini söyledi.

Nasıl gözünden kaçtı?

Çömez, sosyal medya paylaşımında doğrudan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'i hedef alarak, "Bu paralar götürülürken nasıl gözünden kaçtı?" sorusunu yöneltti.

Çömez ayrıca yaklaşık 10 ay önce yapılan ve fon piyasasındaki manipülasyonların farkında olunduğuna ilişkin açıklamalara atıfta bulunarak, "Farkındaysanız neden önlem alınmadı?" sorusunu gündeme taşıdı.

Buradaki temel tartışma ise şu: Yüz binlerce yatırımcıyı ilgilendiren böylesine büyük bir finansal risk neden daha erken tespit edilemedi ve kamu denetimi neden zamanında sonuç vermedi?

ESKİ MASAK YÖNETİCİSİNDEN ÇARPICI İDDİA

Tartışmanın en dikkat çekici başlıklarından biri ise eski MASAK Başkan Yardımcısı Ramazan Başak'ın açıklamaları oldu.

Başak, Tera hakkında yaptığı şikâyetler ve yatırımcıları uyardığı paylaşımları nedeniyle iki kez gözaltına alındığını söyledi. Başak'ın kendi açıklamasına göre ilk işlemde kendisine banka itibarını zedeleme suçlaması yöneltildiğini, ikinci işlemde ise halkı yanıltıcı bilgi yayma ve piyasa manipülasyonu iddialarıyla gözaltına alındığını belirtti.

Başak, Tera ve bağlantılı olduğu iddia edilen para trafiği hakkında Vergi Denetim Kurulu, CİMER, SPK ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurular yaptığını da ifade etti.

"BEN UYARDIM, İKİ KEZ GÖZALTINA ALINDIM"

Başak'ın açıklamalarında dikkat çeken nokta, kamu kurumlarına yaptığı bildirimlerin ardından yaşadığını söylediği adli süreç.

Eski MASAK yöneticisi, yaptığı açıklamalarda kendisinin sorgulandığını ve hakkında adli kontrol, yurt dışına çıkış yasağı ve telefonuna el konulması gibi tedbirler uygulandığını belirtti. Bunlar Başak'ın kendi beyanlarıdır ve ilgili süreçlerin hukuki sonucunu ifade etmemektedir.

Başak ayrıca, kamu kurumlarına bildirdiğini söylediği iddialar hakkında yeterli işlem yapılmadığını savunarak, "Benim yaptığım şikâyetler dikkate alınmıyor, ama onların şikâyeti ile bana bunlar yaşatılıyor" şeklinde tepki gösterdi.

ASIL SORU: 515 BİN YATIRIMCI NASIL KORUNDU?

Fon krizinde tartışmanın merkezinde artık yalnızca fonların tasfiyesi değil, denetim mekanizmasının zamanında çalışıp çalışmadığı bulunuyor.

Çömez'in açıkladığı 515 bin yatırımcı ve 830 milyar TL rakamı, kamuoyunda "Bu büyüklükteki bir risk nasıl daha önce fark edilmedi?" sorusunu gündeme getirirken; Başak'ın iki kez gözaltına alındığını söylemesi de uyarıların ve ihbarların nasıl değerlendirildiği konusundaki tartışmayı derinleştiriyor.

Dolayısıyla iktidarın ve ilgili kamu kurumlarının önündeki soru yalnızca "Tasfiye nasıl yapılacak?" değil:

Yatırımcıların parasını korumakla görevli denetim mekanizmaları nerede devre dışı kaldı?

Ve daha önemlisi:

Daha önce yapılan uyarılar neden zamanında sonuç vermedi?

Fonlardaki süreç devam ederken yüz binlerce yatırımcının gözü artık SPK, MASAK, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile yargı makamlarından gelecek açıklamalarda.

İstanbul Valiliğinden Büyükçekmece'deki göçükle ilgili açıklama: Göçük altında bir kişi hayatını kaybetti

İstanbul Valiliği, Büyükçekmece'de inşaat alanında meydana gelen göçükle ilgili yaptığı son açıklamada, göçük altında bulunan A.M.'in kurtarılamayarak hayatını kaybettiğini belirtti

20.09.2026 08:00:00
İHA
 
İstanbul Valiliğinden Büyükçekmece'deki göçükle ilgili açıklama: Göçük altında bir kişi hayatını kaybetti
İstanbul Valiliğinden Büyükçekmece'deki göçükle ilgili açıklama: Göçük altında bir kişi hayatını kaybetti
Valilik tarafından yapılan son açıklamada, "19 Eylül Cumartesi günü saat 18.40 sıralarında Büyükçekmece İlçesi Alkent 2000 Mahallesi'nde bulunan bir inşaat alanında toprak kayması meydana gelmiştir. Bölgeye sevk edilen ekipler, göçük altında kalan A.M. (39) ve B.M. (28) isimli inşaat çalışanları için arama kurtarma çalışmalarına başlamıştır." denildi.


Göçük altında bir kişi hayatını kaybetti



B.M. isimli kişinin yaralı halde göçükten çıkarıldığı belirtilirken henüz çıkarılamayan A.M.'nin hayatını kaybettiğinin belirlendiği, 'Çalışmalar sonucu göçük altından çıkarılan B.M. isimli şahıs sağlık görevlilerince hastaneye kaldırılarak tedavi altına alınmıştır. Göçük altında bulunan A.M. isimli inşaat çalışanı ise kurtarılamayarak hayatını kaybetmiştir.' şeklinde ifade edildi. Öte yandan göçük altında hayatını kaybeden A.M.'nin cansız bedeninin 01.00 sıralarında çıkarıldığı ve Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldığı öğrenildi.


Firması sahibi, şantiye şefi ve firma çalışanı gözaltına alındı



Açıklamada, firma sahibinin gözaltına alındığı 'Başlatılan soruşturma kapsamında inşaat firması sahibi Ö.T., şantiye şefi T.U. ve firma çalışanı N.Ş. isimli şahıslar yakalanarak gözaltına alınmıştır. Konu ile ilgili yakalanan şüpheli şahıslar hakkında yürütülen tahkikat işlemleri devam etmektedir.' sözleriyle belirtildi.

201 gözaltıyla büyüyen dosya!

İsrail bağlantılı uluslararası dolandırıcılık şebekesine operasyon: Forex, sahte yatırım ve kara para iddiası

19.09.2026 23:18:00
Haber Merkezi
 
201 gözaltıyla büyüyen dosya!
201 gözaltıyla büyüyen dosya!
İstanbul'da MİT, emniyet ve savcılığın ortak operasyonunda 248 kişi hakkında çalışma yürütülürken 201 şüpheli gözaltına alındı. Dosyanın merkezinde ise sosyal medya üzerinden yüksek kazanç vaadiyle yabancı yatırımcıların hedef alındığı uluslararası bir forex yapılanması bulunuyor.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, MİT İstanbul Bölge Başkanlığı ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından yürütülen soruşturmada önemli bir aşamaya gelindi. İsrail bağlantılı olduğu değerlendirilen uluslararası dolandırıcılık yapılanmasına yönelik çalışmalarda 248 şüpheliden 201'i gözaltına alındı.

40'TAN FAZLA OFİS, ÇOK SAYIDA ŞİRKET

Soruşturmanın önceki aşamasında Türkiye'de faaliyet gösteren 31 firmaya bağlı 40'tan fazla çağrı merkezi ve finans ofisi mercek altına alındı. Bu şirketlerin sosyal medya üzerinden forex ve kripto yatırım reklamları yayınladığı, reklamlar aracılığıyla sisteme ulaşan kişilere yüksek kazanç vaadinde bulunulduğu tespit edildi.

Savcılık açıklamasına göre mesele tek tek şirketlerin gerçekleştirdiği münferit dolandırıcılık olaylarından ibaret değildi. Yapılan incelemelerde daha geniş bir organizasyon bulunduğu değerlendirilerek bilişim sistemleri kullanılarak dolandırıcılık, Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet, suç örgütü kurma ve üyelik ile suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçları yönünden soruşturma yürütüldü.

YÜZLERCE MAĞDURUN BAŞVURUSU İNCELENDİ

Soruşturmada MASAK analizleri, emniyetin mali incelemeleri ve MİT çalışmalarıyla birlikte Interpol üzerinden ulaşılan yüzlerce mağdur başvurusunun da incelendiği bildirildi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, şirketlerin sahiplik ve nihai faydalanıcı yapılarında İsrail bağlantılı kişilerin ağırlıkta olduğunun tespit edildiğini açıkladı. Ancak bu ifade, soruşturmada adı geçen bütün kişilerin veya şirketlerin İsrail bağlantılı olduğu anlamına gelmiyor; bağlantının niteliği ve sorumluluklar yargı sürecinde ortaya konulacak.

201 ŞÜPHELİNİN 45'İ YABANCI

Gözaltına alınan 201 kişi içerisinde 45 yabancı uyruklu şüpheli bulunuyor. Bu kişilerin 20 farklı ülkenin vatandaşı olduğu bildirildi.

Gözaltı listesinde 9 İsrail, 11 Pakistan vatandaşı bulunurken; Azerbaycan, Suriye, Ürdün, Ukrayna, Tayland, Endonezya ve Fas uyruklu ikişer kişi yer aldı. Diğer bazı ülkelerden de birer şüphelinin gözaltında olduğu bildirildi.

ASIL SORU: TÜRKİYE'DE NASIL BU KADAR BÜYÜDÜLER?

Dosyanın dikkat çeken tarafı yalnızca gözaltı sayısının yüksekliği değil. Çok sayıda şirket, çağrı merkezi ve finans ofisinin aynı sistem içerisinde çalıştığı iddiası, soruşturmanın Türkiye'deki yapılanmanın nasıl kurulduğu ve nasıl yıllarca faaliyet gösterdiği sorularını da gündeme getiriyor.

Önümüzdeki süreçte şüphelilerin kimlerle bağlantılı olduğu, para trafiğinin hangi hesaplar üzerinden yürütüldüğü, mağdurlardan ne kadar para toplandığı, elde edilen paranın nasıl aklandığı ve Türkiye'deki organizasyonun uluslararası yapıdaki konumunun ne olduğu soruşturmanın en kritik başlıkları olacak.

201 gözaltı, 248 şüpheli ve 40'tan fazla ofis… İstanbul'daki operasyon, uluslararası bir dolandırıcılık ağının Türkiye ayağına ilişkin şimdiye kadarki en kapsamlı soruşturmalardan biri olarak dikkat çekiyor.

İsrail bağlantılı uluslararası dolandırıcılık şebekesine operasyon: 201 kişi gözaltında

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, yürütülen İsrail bağlantılı uluslararası dolandırıcılık şebekesine yönelik operasyonda, hakkında çalışma yürütülen 248 şahıstan 201'i gözaltına alındı. Gözaltına alınan 201 kişinin 45'inin yabancı ülke vatandaşı olduğu, yabancı uyrukluların ise 20 farklı ülke vatandaşından oluştuğu belirlendi

19.09.2026 12:04:00
İHA
 
İsrail bağlantılı uluslararası dolandırıcılık şebekesine operasyon: 201 kişi gözaltında
İsrail bağlantılı uluslararası dolandırıcılık şebekesine operasyon: 201 kişi gözaltında
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) İstanbul Bölge Başkanlığı ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekiplerince İsrail bağlantılı uluslararası dolandırıcılık şebekesine yönelik operasyon gerçekleştirildi.

Operasyon kapsamında hakkında çalışma yürütülen 248 şahıstan 201'i gözaltına alındı. Gözaltına alınan şüphelilerin uyruk bilgilerine ilişkin yapılan incelemede, 201 kişiden 45'inin yabancı ülke vatandaşı olduğu tespit edildi.

Yabancı uyruklu 45 şüphelinin 20 farklı ülke vatandaşından oluştuğu belirlendi. Buna göre gözaltına alınanlar arasında 9 İsrail, 11 Pakistan vatandaşı bulunurken, Azerbaycan, Suriye, Ürdün, Ukrayna, Tayland, Endonezya ve Fas uyruklu 2'şer kişinin olduğu öğrenildi.

Öte yandan gözaltı listesinde Kazakistan, Filipinler, İran, Çin, Lübnan, Filistin, Meksika, Mısır, Mozambik, Arjantin ve Bangladeş uyruklu birer kişinin de bulunduğu kaydedildi.

9 İsrail vatandaşının isimleri belli oldu

Operasyon kapsamında gözaltına alınan 9 İsrail vatandaşının ise Anton Bihun, Ceni Caen, Hamsa Güneyli, İlker Hason, Karolin Hason, Sami Tovim, Yako Benhabib, Jak Levi ve Amid Ygal olduğu belirtildi.

Böylece operasyon kapsamında gözaltına alınan 201 kişinin 45'inin yabancı ülke vatandaşı olduğu, yabancı uyruklu şüphelilerin ise toplam 20 farklı ülke vatandaşından oluştuğu öğrenildi.

İzmir'de 'galerici' görünümlü tefeci şebekesine operasyon

İzmir'de galericilik faaliyeti adı altında vatandaşlara yüksek faizle borç para verip, silah zoruyla senet imzalatarak yağma yaptıkları iddia edilen 10 şüpheliye yönelik operasyon düzenlendi. Haklarında gözaltı kararı bulunan şüphelilerden 8'i yakalanırken, 2'sinin cezaevinde olduğu belirlendi. Operasyonda 2 milyon TL nakit para ve çok sayıda silah ele geçirildi

19.09.2026 11:54:00 / Güncelleme: 19.09.2026 11:57:51
İHA
 
İzmir'de 'galerici' görünümlü tefeci şebekesine operasyon
İzmir'de 'galerici' görünümlü tefeci şebekesine operasyon
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından tefecilik suçuna yönelik geniş çaplı bir çalışma başlatıldı. Edinilen bilgiye göre, Otokent bölgesinde galericilik faaliyeti adı altında araç alım-satımı izi oluşturarak vatandaşlara yüksek faiz karşılığında borç para verdikleri değerlendirilen bir şebeke tespit edildi.

25'in üzerinde mağdur

Emniyet güçlerince gerçekleştirilen teknik ve fiziki takip, saha araştırmaları ve ilgili kurumlar nezdinde yapılan incelemeler sonucunda; şebeke üyelerinin çok sayıda vatandaşa yüksek faizle borç verdiği, alacaklarını tahsil etmek için mağdurları tehdit edip zorla senet imzalattıkları ve bazı mağdurlara yönelik silahla yağma eylemlerinde bulundukları ortaya çıktı. Yürütülen kapsamlı çalışmalar neticesinde 25'in üzerinde mağdur tespit edildi.



Eş zamanlı operasyonla yakalandılar

Elde edilen deliller doğrultusunda, haklarında gözaltı kararı verilen 10 şüpheliye yönelik operasyon düğmesine basıldı. Şüphelilerden 2'sinin farklı suçlardan cezaevinde bulunduğu belirlenirken, 1 şüpheli Mersin'de yakalanarak İzmir'e getirildi. Diğer 7 şüpheli ise İzmir'de düzenlenen eş zamanlı baskınlarla gözaltına alındı.

Şüphelilerin ev, iş yeri ve araçlarında yapılan aramalarda adeta küçük bir cephanelik ve ciddi miktarda nakit para bulundu. Yapılan aramalarda 6 adet ruhsatsız tabanca, bu tabancalara ait çok sayıda fişek, mağdurlara zorla imzalatıldığı değerlendirilen çok sayıda çek ve senet ile yaklaşık 2 milyon TL nakit paraya el konuldu.

Gözaltına alınan şüphelilerin emniyetteki işlemleri sürerken, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturmanın çok yönlü olarak devam ettiği bildirildi.

İddia ne?

‘Suikast hazırlığı’ iddiasıyla açılan davanın ilk duruşmasında mahkeme ara kararını verdi. 8’i tutuklu 19 sanığın yargılandığı davada 6 sanık tahliye edildi

19.09.2026 11:47:00
Haber Merkezi
 
İddia ne?
İddia ne?
'Suikast hazırlığı' iddiasıyla açılan davanın ilk duruşmasında mahkeme ara kararını verdi. 8'i tutuklu 19 sanığın yargılandığı davada 6 sanık tahliye edildi. Selahattin Yılmaz ve Cem Duman'ın tutukluluğu ise devam etti. Duruşma 5 Ekim'e ertelendi.

Aziz İhsan Aktaş'a yönelik silahlı saldırı hazırlığı yapıldığı iddiasıyla açılan davada ilk duruşma tamamlandı. İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada 8'i tutuklu 19 sanık hakim karşısına çıktı.

Mahkeme, tutuklu sanıklardan Adem Kuru, Cem Çebi, İsa Aydın, Mehmet Tuğlu, Mustafa Serdar Yılmaz ve Özgür Kılıç'ın tahliyesine karar verdi.

Mahkeme, davanın iki önemli sanığı Selahattin Yılmaz ile Cem Duman'ın ise tutukluluk hallerinin devamına hükmetti. Dava 5 Ekim 2026 tarihine ertelendi.

İddia ne?

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Selahattin Yılmaz'ın liderliğini, avukat Cem Duman'ın ise yöneticiliğini yaptığı öne sürülen silahlı bir suç örgütünün Aziz İhsan Aktaş'a yönelik saldırı hazırlığında olduğu iddia ediliyor.

İddianameye göre saldırı hazırlığı, operasyon nedeniyle gerçekleşmeden teşebbüs aşamasında kaldı.

Savcılık, Yılmaz hakkında "suç işlemek amacıyla silahlı örgüt kurma" ve "tasarlayarak kasten öldürmeye teşebbüs" suçlarından ceza talep ediyor. Cem Duman hakkında da örgüt yöneticiliği kapsamında benzer suçlamalar bulunuyor.

Dosyanın kilit noktası: "Opet Aziz İhsan Aktaş" mesajı

Soruşturmanın dikkat çeken delillerinden biri, iddianamede yer verilen bir WhatsApp mesajı.

Savcılık, Mehmet Tuğlu'nun 5 Şubat 2025'te Selahattin Yılmaz'a "Opet Aziz İhsan Aktaş" şeklinde mesaj gönderdiğini ve ertesi gün ikili arasında telefon görüşmesi yapıldığını belirtiyor.

Savcılık bu mesajlaşmayı saldırı hazırlığına ilişkin deliller arasında değerlendiriyor. Ancak Selahattin Yılmaz duruşmada mesajın suikast hazırlığıyla ilgisi olmadığını savundu.

Yılmaz'a göre mesaj, Aktaş'ın etkin pişmanlıktan yararlanarak ifade vermesinden aylar önce gönderilmişti. Yılmaz, Aktaş'ın daha sonra itirafçı olacağını o tarihte bilmesinin mümkün olmadığını söyleyerek suçlamayı reddetti.

Aktaş: "Şikayetçiyim"

Davanın müştekisi Aziz İhsan Aktaş ise mahkemede saldırı iddiasının operasyon nedeniyle tamamlanamadığını savundu.

Aktaş, etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadeler nedeniyle hedef haline getirildiğini, kendisi ve ailesine yönelik silahlı saldırı hazırlığı bulunduğunun kendisine bildirildiğini söyledi.

Aktaş, sanıklardan şikayetçi olduğunu ve sorumluların cezalandırılmasını istedi.

Sanıklar suçlamaları kabul etmiyor

Duruşmada sanıkların önemli bölümü suçlamaları reddetti.

Emekli polis memuru Adem Kuru, Aktaş'ı hayatında görmediğini ve kendisiyle herhangi bir bağlantısının bulunmadığını söyledi.

Cem Çebi de Aktaş'ı tanımadığını, herhangi bir emir veya talimat almadığını savundu.

Bu savunmaların ardından mahkemenin 6 sanık hakkında tahliye kararı vermesi, dosyanın ilerleyen aşamalarında delillerin nasıl değerlendirileceği konusundaki tartışmayı da büyüttü. Şimdi gözler 5 Ekim'de

Kandil’den bitmeyen şartlar!

Terörsüz Türkiye sürecinde Kandil'den peş peşe yeni talepler geliyor

18.09.2026 22:10:00
Haber Merkezi
 
Kandil’den bitmeyen şartlar!
Kandil’den bitmeyen şartlar!
Terörsüz Türkiye sürecinde Kandil'den peş peşe yeni talepler geliyor. KCK Eş Başkanı Cemil Bayık, Öcalan özgür bırakılmadan silah bırakmayacaklarını ve Türkiye'ye dönmeyeceklerini söyledi.

Bunun yanında siyasi faaliyet hakkı, yasal değişiklikler, siyasi tutukluların serbest bırakılması ve KCK heyetinin İmralı'ya gitmesini istedi. Peki silah bırakma gerçekten bir hedef mi, yoksa her aşamada yeni şartların önüne konulduğu bir pazarlık başlığı mı?

ÖCALAN ÖZGÜR DEĞİLSE SİLAH YOK!

Bayık'ın açıklamasındaki en kritik ifade açık:

"Apo özgür olmazsa silahları bırakmayız ve Türkiye'ye gitmeyiz."

Bayık ayrıca silah bırakmaları halinde "demokratik siyaset faaliyeti yürütme hakkı" verilmesini ve yasaların değiştirilmesini istedi.

Bu açıklama, silah bırakmanın koşulsuz ve doğrudan bir taahhüt olarak değil, bir dizi siyasi ve hukuki talebe bağlandığını ortaya koyuyor.

TALEP LİSTESİ GENİŞLİYOR

Kandil'in açıklamasında yalnızca Öcalan'ın özgürlüğü yok.

Bayık;

Öcalan'ın süreci yürütebilmesi için daha geniş imkânlar sağlanmasını,

Mevcut yasal düzenlemelerin değiştirilmesini,

Siyasi tutukluların serbest bırakılmasını,

Terör listelerinde değişiklik yapılmasını,

Kayyım uygulamalarının sona ermesini,

Örgüt mensuplarının demokratik siyaset yapabilmesinin önünün açılmasını istedi.

"KCK da İmralı'ya gitsin"

Taleplerin bir diğer başlığı ise doğrudan İmralı.

Bayık, yalnızca gazetecilerin, akademisyenlerin ve siyasetçilerin değil, KCK yöneticilerinin de İmralı'ya giderek Öcalan'la görüşmesi gerektiğini savundu.

"Bizim de Apo'nun yanına gitmemiz gerekiyor. Bu olmazsa süreç sağlıklı ilerlemez" dedi.

Burada da kritik soru ortaya çıkıyor:

Silah bırakma sürecinin merkezinde neden sürekli yeni siyasi ve hukuki şartlar beliriyor?

YASA DA YETMEDİ

Bayık, TBMM'de kabul edilen çerçeve düzenlemesinin de örgütün taleplerini karşılamadığını savundu.

"Türkiye devleti bu yasayı daha çok kendi çıkarlarına göre çıkardı, bizim taleplerimize göre değil" diyen Bayık, mevcut düzenlemede Kürt sorununun çözümünün temellerinin bulunmadığını ileri sürdü.

Yani Meclis'ten geçen düzenleme bile Kandil açısından yeterli görülmüyor.

KAMUOYUNUN CEVAP BEKLEYEN SORUSU

Türkiye yıllardır terörün sona ermesini, silahların bırakılmasını ve örgüt mensuplarının silahsız şekilde siyasete dönmesini tartışıyor.

Ancak bugünkü açıklama yeni bir tabloyu gündeme getiriyor:

Önce Öcalan'ın özgürlüğü…

Sonra yasal değişiklikler…

Ardından siyasi haklar…

Cezaevleri…

Terör listeleri…

İmralı'ya KCK heyeti…

Ve bütün bunların yanında: "Bunlar olmazsa silah bırakmayız."

Bu nedenle kamuoyunun sorması gereken soru açık:

Silah bırakmak için şartlar mı artıyor, yoksa silah bırakma hedefi yeniden mi tanımlanıyor?

Bayık'ın açıklaması, silah bırakmanın hangi somut ve doğrulanabilir koşullarda gerçekleşeceğine ilişkin tartışmayı yeniden gündemin merkezine taşıdı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.