logo
20 AĞUSTOS 2026

Sahte dinlenme kronik yorgunluğu artırıyor

Modern yaşamın en yaygın sorunlarından biri haline gelen kronik yorgunluğun nedeni yalnızca yoğun iş temposu değil

20.08.2026 15:45:00
Ahmet Turan Yiğit
 
Sahte dinlenme kronik yorgunluğu artırıyor
Sahte dinlenme kronik yorgunluğu artırıyor
Modern yaşamın en yaygın sorunlarından biri haline gelen kronik yorgunluğun nedeni yalnızca yoğun iş temposu değil. Uzmanlara göre dinlenme biçimimiz de bu sorunun önemli bir parçası. Hafta sonunu televizyon karşısında dizi izleyerek ya da sosyal medyada gezinerek geçiren birçok kişi, yeni haftaya hâlâ yorgun başlayabiliyor. Bunun nedeni, dinleniyor gibi görünürken sinir sisteminin gerçek anlamda gevşememesi.

Sahte dinlenme gerçeği 
Ekran karşısında geçirilen saatler kişiye "hiçbir şey yapmıyorum" hissi verse de beyin sürekli yeni uyaranlarla karşılaşıyor. Sosyal medya akışı, kısa videolar ve aralıksız dizi izleme alışkanlıkları; beynin sürekli dopamin uyarıları almasına ve mavi ışığa maruz kalmasına yol açıyor. Bu süreç, sinir sistemini "savaş ya da kaç" modunda tutarak gerçek dinlenmeyi engelliyor.

Dinlenmek yalnızca hareketsizlik değildir 
Gerçek dinlenme pasif değil, aktiftir. Sinir sistemine bilinçli bir "güvendeyiz" sinyali göndermeyi gerektirir. Kaliteli dinlenme, stresin azalmasına, zihinsel berraklığın artmasına, uyku kalitesinin iyileşmesine ve yaşam kalitesinin yükselmesine katkı sağlar.

Gerçek dinlenme için öneriler

Duyusal detoks: Doğada yürümek, gökyüzüne bakmak, ekranlardan uzaklaşmak kortizol seviyesini düşürür.

Üretin ve yavaşlayın: Toprakla uğraşmak, mutfakta yeni tarifler denemek veya el işleriyle ilgilenmek zihni parasempatik moda geçirir.

Bilinçli durgunluk: Hiçbir şey izlememek, dinlememek, sadece camdan dışarı bakmak beynin bilgileri işlemesine ve zihinsel yükünü azaltmasına yardımcı olur.

Marmara Denizi'nde Adalar'da peş peşe meydana gelen mikrodepremler bölgede sismik hareketliliği artırdı

Marmara Denizi'nde Adalar'da peş peşe meydana gelen mikrodepremler bölgede sismik hareketliliği artırdı. Uzmanlar, büyüklükleri 1.1 ile 2.8 arasında değişen sarsıntıların olası etkilerini ve fay hatlarındaki durumunu değerlendirerek kamuoyunda oluşan tedirginliğe açıklık getirdi

20.08.2026 14:20:00
Haber Merkezi
 
Marmara Denizi'nde Adalar'da peş peşe meydana gelen mikrodepremler bölgede sismik hareketliliği artırdı
Marmara Denizi'nde Adalar'da peş peşe meydana gelen mikrodepremler bölgede sismik hareketliliği artırdı
Marmara Denizi'nde özellikle Adalar merkezli üst üste depremler kaydedildi. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) ile Kandilli Rasathanesi verilerine göre, 20 Ağustos gecesinin ilk saatlerinden itibaren büyüklükleri 1.1 ile 2.8 arasında değişen çok sayıda mikrodeprem meydana geldi. Bölgedeki sismik hareketliliğin ardından deprem bilimciler hareketliliğin kaynağına ve olası etkilerine ilişkin açıklamalar yaptı.

AHMET ERCAN: EN ERKEN 2045 EN OLASI 2075
Deprem bilimci Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, hareketliliğin öncü sarsıntı olarak yorumlanmasının tedirginlik yarattığını ifade ederek şu paylaşımı yaptı: 
"Marmara Denizi'nde Büyük adanın güney batısında etkinleşen depremcilikler vardır. Bunlara bakarak kimilerinin İstanbul'daki deprem öncüsü diye yorum yapması halkımızı tedirgin etmiştir. Deprem kestiririmleri yalnızca depremcik konumlarına ve sayılarına bakarak yapılmaz. Kabaca 12 tane yerin fiziksel özelliğindeki değişime bakılır. Uzun erimli deprem kestirlerime göre kuzey Marmara'da iki tane deprem, 7 ile 10 km odak derinliğinde olacaktır. Doğu batı doğrultusundaki Kırılmanın yatay bileşeni 1,5 ile 2 metre, sağ atımlı, düşey bileşeni ise yaklaşık 1 metre olup batıya gittikçe artacaktır. 2,5 metreden daha yüksek süpürtü(tsunami) dalga yüksekliği cephesi beklenmemektedir. Deprem için en erken 2045, en olası 2075 yılları olsa da 2150 yılına kadar gecikme olasılığı da vardır. Esenlikler dilerim."

ŞENER ÜŞÜMEZSOY: YAŞLI VE ÖLÜ BİR FAY
Prof. Dr. Şener Üşümezsoy sarsıntıların ana fay üzerinde gerçekleşmediğini vurgulayarak, Adalar fayının büyük bir deprem üretme kapasitesi bulunmadığını dile getirdi. Üşümezsoy, bu yapının yaşlı ve ölü bir fay olduğunu, meydana gelen küçük sarsıntıların ise bölgede geçmişten bu yana biriken stresin olağan ve zararsız biçimde boşalmasından kaynaklandığını savundu.

OKAN TÜYSÜZ: HER BÜYÜK DEPREMDEN ÖNCE ÖNCÜ OLMAZ
Jeoloji Yüksek Mühendisi Prof. Dr. Okan Tüysüz ise sarsıntıların fayın aktifliğini gösterdiğini belirterek, "Bir depremin ya da depremlerin öncü olduğu arkasından büyük deprem gelince anlaşılır. Adalar fayında olan mikrodepremler bu fayın aktif olduğunu işaret etmek dışında bir anlam taşımaz. Bekleyip göreceğiz Her büyük depremin arkasından artçı depremler olur ancak her büyük depremden önce öncü deprem olmaz." dedi.

OSMAN BEKTAŞ: ADALAR FAYI DERİNDE SÜRÜNÜYOR MU?
Prof. Dr. Osman Bektaş, sarsıntıların derinlik boyutuna ve geçmiş depremlerle olan bağlantısına dikkat çekerek şunları kaydetti:

"ADALAR FAYI DERİNDE SÜRÜNÜYOR MU?
Son 1–2 günde Çınarcık Havzası'nın doğusundaki Adalar Fayı ve batısındaki Çınarcık Fayı boyunca 10–13 km derinlikte mikrodeprem aktivitesi dikkat çekiyor. Baştürk vd. (2016), 1963 M6.3 Çınarcık depremini ~12 km derinlikte Adalar Fayı ile ilişkili konumlandırmıştı. 10-13 km derinlikteki mikrodepremler (Bohnhoff,2013), Adalar Fayı'nın derin kesiminde creep (sürünme) olasılığını destekleyen önemli bir gözlem olabilir. 2025 M6.2 Silivri depremi sonrası oluşan stres değişimi de bu aktiviteyi tetiklemiş olabilir. İstanbul tarihsel olarak M 7 den büyük deprem değil, yıkım yaşamıştır. Yıkımda,zemin büyütmesi dikkate alınmamıştır. 1935,1963,2025 aletsel dönem depremkeri M6+ dır. Ana Marmara Fayının bir çok yerinde creep yaptığı artık ispatlanmıştır."

MSB: Hem Suriye'nin hem de bölgenin huzur ve istikrarı için, İsrail'in pervasız saldırılarına son vermesi elzemdir

Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Suriye'nin egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün korunmasına, istikrarlı ve güvenli bir yapıya kavuşmasına yönelik çalışma ve katkıların kararlılıkla devam edeceğini bildirdi

20.08.2026 12:20:00
AA
 
MSB: Hem Suriye'nin hem de bölgenin huzur ve istikrarı için, İsrail'in pervasız saldırılarına son vermesi elzemdir
MSB: Hem Suriye'nin hem de bölgenin huzur ve istikrarı için, İsrail'in pervasız saldırılarına son vermesi elzemdir
Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Suriye'nin egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün korunmasına, istikrarlı ve güvenli bir yapıya kavuşmasına yönelik çalışma ve katkıların kararlılıkla devam edeceğini bildirdi.

MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, TEKNOFEST Mavi Vatan kapsamında Kocaeli'de bulunan TCG Koçhisar gemisinde düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısında konuştu.

Aktürk, TEKNOFEST Mavi Vatan kapsamında, TCG Anadolu, TCG İstanbul ve TCG Burgazada başta olmak üzere birçok geminin vatandaşların ziyaretine açıldığını, SAT ve SAS timleri tarafından özel gösteriler icra edileceğini söyledi.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK), terörle mücadelesine, sınırları korumaya, karada, denizde ve havada ülkenin savunma ve güvenliğini sağlamaya azim ve kararlılıkla devam ettiğine vurgu yapan Aktürk, şunları kaydetti:

"Bu kapsamda geçtiğimiz hafta içerisinde, 3 PKK'lı terörist teslim olmuştur. Hudutlarımızda, yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 4'ü terör örgütü mensubu olmak üzere 588 şahıs yakalanmış, 1 Ocak'tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 8 bin 530'a ulaşmış, engellenen 1059 şahıs ile birlikte bu yıl içerisinde engellenen kişi sayısı da 46 bin 577 olmuştur."

Aktürk, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler'in, TSK Komuta Kademesi ile bugün TEKNOFEST Mavi Vatan'a katılım sağlayacağını ifade etti.

İsrail
Tuğamiral Aktürk, Orta Doğu'daki gelişmeler kapsamında, Gazze'deki ağır insani durumun giderilmesi ve yeniden inşa sürecinin önünün açılmasının, bölgede kalıcı barış ve istikrarın sağlanması açısından büyük önem taşıdığını söyledi.

İsrail'in, Gazze Planı'nı reddetmesi ve bölgedeki saldırılarını sürdürmesinin, adil ve kalıcı bir barışın tesisi için yürütülen çabaları baltaladığına dikkati çeken Aktürk, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İsrail, imzalanan çerçeve anlaşmasına rağmen Lübnan'ın güneyindeki saldırılarına ve askeri faaliyetlerine devam etmekte, Suriye'ye yönelik son saldırılarıyla da bu ülkenin toprak bütünlüğünü, egemenliğini ve birliğini hedef almaktadır. İsrail'in komşu ülkelere yönelik askeri müdahalelerinin olağan ve kabul edilebilir olduğu yönünde bir algının yerleşmesine kesinlikle müsaade edilmemelidir. Bölgenin geleceği, tek taraflı güç kullanımına değil, uluslararası hukuka, ülkelerin egemenlik ve toprak bütünlüğüne saygıya dayalı bir güvenlik anlayışı üzerine inşa edilmelidir. Uluslararası toplumun da İsrail'in bölgesel barış ve istikrarı tehdit eden eylemleri karşısında uluslararası hukuka ve insani değerlere sahip çıkarak daha somut ve etkili tedbirler almasının elzem olduğunu bir kez daha vurguluyoruz. Önceliğimiz, bölgemizin daha fazla çatışma ve istikrarsızlığa sürüklenmesinin önlenmesi, barış ve güvenliğin kalıcı hale getirilmesidir. Bu çerçevede, Suriye'nin egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün korunmasına, istikrarlı ve güvenli bir yapıya kavuşmasına yönelik çalışmalarımız ve katkılarımız kararlılıkla devam edecektir."

Eğitim ve tatbikat faaliyetleri
Tuğamiral Aktürk, TSK'nin, birçok coğrafyada başarıyla görev yaptığını belirterek, eğitim ve tatbikat faaliyetlerinin de planlandığı gibi devam ettiğini söyledi.

Bu kapsamda, 4-14 Ağustos arasında Letonya'da icra edilen Baltic Trust Karşı Dron Tatbikatı'nın başarıyla tamamlandığını bildiren Aktürk, şunları kaydetti:

"NATO Daimi Deniz Görev Grubu-2 (SNMG-2) çerçevesinde İtalya Deniz Kuvvetleri unsuru Montecucoli tarafından 23-25 Ağustos tarihleri arasında Antalya'ya liman ziyareti gerçekleştirilecektir. Deniz Kuvvetleri Komutanlığımız tarafından TEKNOFEST Mavi Vatan kapsamında 19 Ağustos'ta TCG Anadolu dahil 10 gemi ve deniz hava unsurlarının katılımı ile İzmit Körfezi'nde tören geçişi icra edilmiştir. Diğer yandan Hava Kuvvetleri Komutanlığımızca bugün muharip ve destek uçaklarımızın katılımıyla Karadeniz'de eğitim uçuşu icra edilecek, NATO kapsamında Romanya hava sahasında gerçekleştirilecek Entegre Hava ve Füze Savunma faaliyetine 2 adet F-16 ile katılım sağlanacaktır. Konya Bilim Festivali çerçevesinde 23 Ağustos'ta Türk Yıldızları akrobasi timimiz tarafından Konya'da, Malazgirt Zaferi'nin 955'inci yıl dönümü etkinlikleri kapsamında ise 23 Ağustos'ta Ahlat'ta, 24 Ağustos'ta Malazgirt'te SOLOTÜRK tarafından gösteri uçuşları yapılacaktır."

Savunma sanayi
Tuğamiral Aktürk, savunma sanayisinin her alanında yerli ve milli olarak geliştirilen stratejik ve teknolojik ürünlerle TSK'nın güç ve etkinliğini daha da artırma çalışmalarının devam ettiğini söyledi.

Bu kapsamda, Makine ve Kimya Endüstrisi (MKE) tarafından hafta içerisinde çeşitli adet ve çapta silah ve mühimmatın teslimatının yapıldığı bilgisini veren Aktürk, şunları ifade etti:

"Savunma sanayisindeki başarılı çalışmalarını uluslararası alanda aldığı ödüllerle taçlandıran MKE, KBRN ürünlerinin tanıtımı amacıyla hazırladığı filmle, 60'tan fazla ülkeden şirketlerin yarıştığı 23'üncü Stevie Awards Uluslararası İş Dünyası Ödülleri'nde video kategorisinde 'Altın' ödüle layık görülmüş ve dünyada bu başarıya ulaşan tek savunma sanayi firması olmuştur. Bu önemli başarı dolayısıyla MKE'yi ve emeği geçen tüm çalışanlarını tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz."

Aktürk, Milli Savunma Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı işbirliğinde, ilkokul ve ortaokul öğrencilerine yönelik düzenlenen "Kahramanım Mehmetçik ve Vatan" konulu resim yarışmasının halk oylamasının tamamlandığını kaydetti.

Öğrencilerin bayrağa, vatana ve Mehmetçiğe duydukları sevgi ve bağlılığı sanat yoluyla ifade ettikleri yarışma kapsamında, ilkokul ve ortaokul kategorilerinde gerçekleştirilen halk oylamasının ardından dereceye giren eserlerin belirlendiğini aktaran Aktürk, yarışma sonuçlarının yarın MSB ve MEB'in resmi sosyal medya hesapları üzerinden duyurulacağını açıkladı.

Aktürk, terörle mücadelede yaralanıp malul sayılmayan Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığının erbaş ve erler dahil askeri personeli, Emniyet Teşkilatının Emniyet Hizmetleri Sınıfına mensup personeli ile güvenlik korucularının muvazzaf ve emeklilerine yönelik 3713 sayılı Kanun kapsamındaki başvuruların e-Devlet Kapısı üzerinden 1 Eylül itibarıyla alınacağını söyledi.

Başvuru sahiplerinin, terör sonucu yaralanma olayına ilişkin bilgileri sisteme kaydetmeleri ve varsa ellerinde bulunan bilgi ve belgeleri yüklemelerinin yeterli olacağını belirten Aktürk, başvuruların yalnızca e-Devlet Kapısı üzerinden kabul edileceğini ifade etti.

Soru-cevap
TEKNOFEST Mavi Vatan kapsamında Kocaeli'de bulunan TCG Koçhisar gemisinde düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısının ardından Bakanlık tarafından basın mensuplarının sorularına ilişkin açıklama yapıldı.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu'nun dün art arda gerçekleştirdiği telefon görüşmelerinin sorulması üzerine Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, "Ülkemiz bölgesel güvenlik diplomasisinin merkezi haline gelmiştir. Bu kapsamda, askeri diplomasi alanında hem Sayın Bakanımız, hem de Sayın Genelkurmay Başkanımız, bölgesel güvenlik ve istikrar için muhataplarıyla görüşmeler gerçekleştirmektedir. Sayın Genelkurmay Başkanımızın dün gerçekleştirdiği görüşmeler bu kapsamda değerlendirilmelidir." ifadeleri kullanıldı.

İsrail'in Suriye'deki hava üssüne saldırısı
Bakanlık tarafından, İsrail'in Suriye'deki Ebu Zuhur askeri hava üssüne yönelik saldırılarına ilişkin sorulara karşılık, şu açıklama yapıldı:

"İsrail'in, Ebu Zuhur Hava Üssü'ne gerçekleştirdiği saldırı Suriye'nin istikrarına, güvenliğine, ülkenin birlik ve bütünlüğüne, aynı zamanda altyapısına zarar vermeye yönelik bir eylemdir. Suriye'nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlal eden saldırıların kabul edilemez olduğunu her fırsatta vurguluyoruz. İsrail'in Suriye'deki Ebu Zuhur hava üssüne gerçekleştirdiği saldırı öncesinde veya saldırı esnasında üste herhangi bir Türk askeri heyeti bulunmadığını ifade ediyoruz. Hem Suriye'nin hem de bölgenin huzur ve istikrarı için İsrail'in bu tür pervasız saldırılarına son vermesi ve uluslararası hukukun gereklerini yerine getirmesi elzemdir. Suriye'nin 'tek ordu' ilkesi çerçevesinde kendi altyapı ve askeri kapasite inşası faaliyetlerine destek vermeye devam edeceğiz."

Basın mensuplarının Yunanistan tarafından Ege Denizi'nde ilan edilen Yenilenebilir Enerji Kaynakları Özel Mekansal Çerçevesi'ne yönelik soruları üzerine Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, şu ifadeler yer aldı:

"Yunanistan tarafından Ege Denizi'ni de kapsayacak şekilde ilan edilen Yenilenebilir Enerji Kaynakları Özel Mekansal Çerçevesi'ni yakından takip ediyoruz. Söz konusu düzenleme, aidiyeti uluslararası antlaşmalarla Yunanistan'a devredilmemiş coğrafi formasyonlar dahil olmak üzere ülkemiz açısından herhangi bir hukuki sonuç doğurmamakta ve tutumumuzu etkilememektedir. Ülkemiz, Ege Denizi'ndeki hak, alaka ve menfaatlerini uluslararası hukuk çerçevesinde koruma konusundaki kararlılığını sürdürmektedir. Bununla birlikte Türkiye, Ege'nin iki kıyıdaş ülkesi arasında sorunların uluslararası hukuk, hakkaniyet ve iyi komşuluk ilişkileri temelinde çözülmesinden ve bölgede barış, istikrar ve işbirliğinin geliştirilmesinden yanadır."

Yeni Parti Gaziantep İl Başkanı Güngen'in ifadesi ortaya çıktı

Yeni Parti Gaziantep İl Başkanı Erhan Deniz Güngen'in, Yeni Parti Milletvekili Melih Meriç'in bıçaklanmasının ardından yaptığı açıklamaya ilişkin şüpheli sıfatıyla verdiği ifade ortaya çıktı. Saldırının ardından, "Bazı kesimler bu saldırı yöntemiyle partimizin önünü kesmeye çalışmışlardır" açıklamasıyla kimi kastettiği sorusuna Güngen, "Bazı kesimler olarak bahsettiğim kişi CHP eski Oğuzeli İlçe Başkanı Seydi Ahmet Keleş'tir" cevabını verdi

20.08.2026 02:00:00
İHA
 
Yeni Parti Gaziantep İl Başkanı Güngen'in ifadesi ortaya çıktı
Yeni Parti Gaziantep İl Başkanı Güngen'in ifadesi ortaya çıktı
Güngen hakkında, saldırının ardından yaptığı açıklama nedeniyle "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlaması kapsamında işlem başlatıldı. 19 Ağustos 2026 tarihinde Gaziantep İl Emniyet Müdürlüğü'nde ifadesi alınan Güngen'e, saldırının faili Seydi Ahmet Keleş'in de Yeni Parti üyesi olduğu hatırlatılarak, açıklamasında kullandığı "bazı kesimler" ifadesinin kimi ifade ettiği soruldu. Güngen, saldırının ardından yaptığı açıklamada, "Bu saldırı bütün partililerimize yapılan bir saldırıdır. Demokrasiyi hazmedemeyen, bu partinin büyümesini hazmedemeyen bazı kesimler maalesef bu saldırı yöntemiyle partimizin önünü kesmeye çalışmışlardır" ifadelerini kullanmıştı.

Söz konusu açıklamayla saldırıyı Yeni Parti'nin büyümesini istemeyen siyasi çevrelere bağlayan Güngen'e, emniyette saldırgan ile mağdurun aynı partinin mensubu olduğu hatırlatıldı.

İfade tutanağında Güngen'in, "bazı kesimler" ifadesiyle CHP'nin eski Oğuzeli İlçe Başkanı Seydi Ahmet Keleş'i kastettiğini söylediği belirtildi. Güngen savunmasında, "Bazı kesimler olarak bahsettiğim kişi CHP eski Oğuzeli İlçe Başkanı Seydi Ahmet Keleş'tir" dedi.

Keleş'in Yeni Parti'de bulunmaması gerektiğini ifade ettiğini belirten Güngen, açıklamasının partinin kurumsal kimliğine ve Milletvekili Melih Meriç'e yönelik saldırının kabul edilemez olduğuna ilişkin olduğunu savundu.

Güngen, açıklamasında Keleş'in saldırıyı "makam ve mevki beklentisi" nedeniyle gerçekleştirdiğini anlatmak istediğini belirterek, basın ve medyanın sözlerini çarpıttığını ileri sürdü. Ancak emniyette kendisine Keleş'in Yeni Parti'de ilçe başkanlığı talebinin bulunup bulunmadığı sorulduğunda Güngen, "Bu konu ile ilgili herhangi bir bilgim yoktur" yanıtını verdi.

Güngen ayrıca Keleş'in kendisiyle herhangi bir görüşme talebinde bulunmadığını söyledi. Güngen'e, saldırgan Seydi Ahmet Keleş'in olay öncesinde Melih Meriç ile görüşüp görüşmediği de soruldu. Güngen, "Konuyla ilgili Melih Meriç ile şahsın görüşmesi olup olmadığı hakkında bilgim de yoktur" ifadelerini kullandı.

Keleş'in kendisinden herhangi bir görev veya talepte bulunmadığını belirten Güngen, Meriç'e de Keleş ile ilgili herhangi bir konu aktarmadığını söyledi. Güngen'in ifadesinde, Meriç ile Keleş arasında saldırı öncesinde herhangi bir husumet bulunup bulunmadığına ilişkin soruya verdiği yanıt da dikkat çekti. Güngen, "Olayın mağduru olan vekilimiz ile Seydi Ahmet Keleş isimli şahsın aralarında herhangi bir husumet olup olmadığı hakkında da bilgim yoktur" dedi.

Güngen, kendi ifadesine göre Keleş'in görev talebinden, Meriç ile görüşüp görüşmediğinden ve iki isim arasındaki olası husumetten haberdar olmadığını belirtti. Güngen, Seydi Ahmet Keleş'i şahsen tanımadığını da ifade etti. "Ben Seydi Ahmet Keleş ile hiçbir yerde bir araya gelmedim. Kendisini de tanımıyorum" diyen Güngen, Keleş'in Meriç'e yönelik daha önce herhangi bir hakaret, tehdit veya taşkın davranışına şahit olmadığını söyledi. Güngen, "Bu sebeple şahsın mağdura karşı herhangi bir eylemini görmedim veya duymadım" ifadelerini kullandı.

Hakkındaki suçlamayı kabul etmeyen Güngen, yaptığı açıklamanın iktidarı veya herhangi bir kesimi hedef almadığını savundu. Canlı yayınlarda Keleş'in "CHP eski Oğuzeli İlçe Başkanı" olduğunu özellikle dile getirdiğini belirten Güngen, saldırının Keleş'in makam ve mevki beklentisi nedeniyle gerçekleştirildiğini anlatmak istediğini söyledi.

Güngen emniyetteki ifadesinde, söz konusu makam ve mevki beklentisinin ayrıntıları konusunda "herhangi bir bilgim yoktur" demişti.

Öte yandan saldırgan Seydi Ahmet Keleş'in daha önceki ifadesinde halen Yeni Parti üyesi olduğunu ve CHP Oğuzeli İlçe Başkanlığı görevinden ayrıldıktan sonra Yeni Parti'ye geçtiğini söylediği öğrenilmişti.

İBB davasının 67. duruşması sona erdi

53'ü tutuklu 414 sanığın yargılandığı İBB davasının 67. duruşmasında bazı tutuksuz sanıkların savunması alındı

20.08.2026 00:52:00
AA
 
İBB davasının 67. duruşması sona erdi
İBB davasının 67. duruşması sona erdi

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmanın öğleden sonraki oturumunda, savunması alınan, "İstanbul Senin" uygulamasını yapan şirketin sahibi tutuksuz sanık İsmet Koyun, üzerine atılı suçlamaları kabul etmeyerek, bunlardan dolayı üzüldüğünü söyledi.

Sanığın çapraz sorgu sırasında söz alan Ekrem İmamoğlu, "'İstanbul Senin' uygulaması üzerinden bir veri sızdırmamız mümkün müdür'" sorusunu Koyun'a yöneltti.

Koyun, soruya karşılık, böyle bir şeyin mümkün olmadığını söyledi.

"Hiçbir iletişimimin olmayan kişiyle örgüt hiyerarşisinde olmam hayatın olağan akışına aykırıdır"

Tutuksuz sanıklardan eski İBB Bilgi İşlem Daire Başkanı Naim Erol Özgüner, kendisine yöneltilen "örgüt üyeliği" suçlamasına ilişkin, iddianamedeki şemada sanık Hüseyin Gün'ün hiyerarşisinde göründüğünü ancak Gün ile hiçbir emir ve talimat ilişkisinin olmadığını savundu.

Hüseyin Gün bugün bu salondaysa da onu hiç tanımadığını, karşılaşmadıklarını, bir araya gelmediklerini ifade eden Özgüner, "Dava sürecinde gündeme gelen İBB'de bir ekip toplantısı süreci var. İBB'nin üç ana kampüsü var. Bu toplantı 2019'da İBB'nin Kasımpaşa Yerleşkesi'nde yapılmıştır. Benim çalışma ofisim de buradadır. Ben bu toplantıya davet edilmedim ve katılmadım ama o gün orada aynı binada olmamızdan ötürü ortak baz vermişiz. Hiçbir iletişimimin olmayan bir kişiyle örgüt hiyerarşisinde olmam hayatın olağan akışına aykırıdır." savunmasını yaptı.

Özgüner'in savunma yaptığı sırada söz alan avukatı, 9 Temmuz'daki duruşmada müvekkili hakkında iddianamenin 13. eyleminde bulunan, "İBB Hanem" uygulamasında yer alan vatandaş verilerinin sızdırıldığı iddiasına ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına "kişisel verilerin kaydedilmesi" ile "verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" suçlarından suç duyurusunda bulunulmasına hükmedildiğini hatırlatarak, istenmesi halinde sanığın bu konuda da savunma yapabileceğini söyledi.

Bunun üzerine Mahkeme Başkanı Selçuk Aylan, "Biz bildirdik. Savcılık iddianame düzenler, dava açarsa ek savunma alırız." dedi.

Özgüner, bazı sanıkların savunma ve dava sürecinde sürekli kaçak güreştiklerini ve ciddi bir iftira sürecine girdiklerini, kendisinin de bir iftiracı olarak lanse edildiğini söyledi.

Ekrem İmamoğlu, sanık Özgüner'e soru sormak için söz aldı.

İmamoğlu, çalıştığı süre boyunca bir suç örgütünün varlığına ilişkin bir izlenimi olup olmadığını sordu.

Özgüner, "Ben o konuda net bir şey söyleyemem başkanım ama ben bir suç örgütü üyesi değilim. Var ya da yok diye bir şey söyleyemem." dedi.

İmamoğlu, Özgüner'in çelişkili cevaplar verdiğini dile getirerek, "Erol Bey, ne oldu size'" diye sordu. Bunun üzerine mahkeme başkanı, Özgüner'e bu soruya cevap vermek zorunda olmadığını belirterek, böyle bir sorunun sorulamayacağını söyledi.

KOBİL yazılım geliştirme uzmanı tutuksuz sanık Abdullah Uygun, İstanbul Senin uygulaması içerisinde kişisel verileri hukuka aykırı kaydetmek ve yurt dışına sızmasını sağlamakla suçlandığını belirterek, uygulamanın 2025 yılının Ekim ayı itibarıyla da 3,5 milyon kayıtlı kullanıcıya ulaştığını, bu sürenin tamamında kendisinin yalnızca bir çalışan olarak yazılım ekiplerinin teknik yönetimi ve koordinasyonundan sorumlu olarak görev yaptığını anlattı.

İstanbul Senin uygulamasının çalışması için gereken yazılımların, İBB'ye ait Başakşehir Veri Merkezi'nde bulunan ve İBB yönetimindeki sunucularda tutulduğunu, söz konusu veri tabanlarının yönetimi ve denetimi İBB tarafından gerçekleştirildiğini belirten Uygun, savunmasını şu şekilde sürdürdü:

"Teknik Ekipler Koordinatörü olarak benim görevim yazılım altyapısının bakımı ve güncellenmesinin sağlanması, teknik sorunların giderilmesi ve tüm ekipler arasındaki koordinasyonun sağlanmasından ibarettir. Bu görev ve sorumluluklar kişisel verilerin bulunduğu sunuculara ve veri tabanlarına erişim yetkisine sahip olduğum anlamına gelmemektedir. İBB'nin sunucularına ve veri tabanlarına benim hiçbir zaman erişim yetkim olmadı. Benim hakkımda kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi, ele geçirilmesi veya yayılması suçuna dahil olduğum iddia edilmektedir. Ancak benim tarafımdan bu kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedildiğini, benim şahsen bunları ele geçirdiğimi ve yaydığımı gösteren hiçbir somut delil bulunmamaktadır. Bütün bu süreçte ilgili tüm makamlarla işbirliği içinde oldum. Suçsuzluğumun ve hakkımdaki gerçeklerin yargılama sürecinde ortaya çıkacağına her zaman inandım. Ben KOBİL'de teknik ekiplerin koordinasyonundan sorumlu olarak çalışan bir teknoloji profesyoneliyim. Ben kişisel verileri hukuka aykırı kaydetmedim, ele geçirmedim veya yaymadım."

Duruşmada, tutuksuz sanıklar Emin Türe, Emre Manav, Özgür Türkmen, Metin Gül, Erhan Ünal, Nahit Kiler, İsmet Koyun, Naim Erol Özgüner, Abdullah Uygun, Hüsnücan Şen, İdris Yıldırım, Onur Büyükhatipoğlu, Hüseyin Yurddaş ve Mahir Gün savunma yaptı.

Yaklaşık 13 saat süren, tutuksuz 14 sanığın ile avukatlarının dinlendiği duruşma, savunmaların alınmasına devam edilmek üzere yarına ertelendi.

Bu arada duruşmada, toplam 34 tutuksuz sanığın savunması alınmış oldu. 

Metropol cephaneliğe döndü

İstanbul'un Zeytinburnu ilçesinde polis ekiplerince bir iş yerine düzenlenen operasyonda 100 adet ruhsatsız silah ele geçirildi, olayla bağlantılı 2 şüpheli gözaltına alındı

19.08.2026 22:22:00
İhlas Haber Ajansı
 
Metropol cephaneliğe döndü
Metropol cephaneliğe döndü
İstanbul'un Zeytinburnu ilçesinde polis ekiplerince bir iş yerine düzenlenen operasyonda 100 adet ruhsatsız silah ele geçirildi, olayla bağlantılı 2 şüpheli gözaltına alındı.

Alınan bilgiye göre, İl Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele ekiplerince genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçuyla mücadele kapsamında Zeytinburnu Telsiz Mahallesinde silah atölyesi olduğu düşünülen bir iş yerine operasyon düzenlendi. Adreste yapılan aramalarda, 100 ruhsatsız tabanca, 100 tabanca şarjörü, 895 gram narkotik madde ve bir hassas terazi ele geçirildi. Olayla ilgili 2 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Gözaltına alınan şüpheliler sorgulanmak üzere İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'ne götürüldü. Şüpheliler hakkında tahkikat işlemleri çok yönlü olarak devam ettiği öğrenildi.

Son 1 yılda bilanço katlandı



İstanbul Valiliği ve Emniyet Müdürlüğü verileri, kentte yasa dışı silahlanmaya karşı yürütülen mücadelenin ulaştığı boyutu gözler önüne seriyor. Son 1 yıl içerisindeki kararlı saha denetimleri ve nokta operasyonlarla ilgili öne çıkan başlıklar şunlar:

Önceki dönemlerde ortalama 12 bin seviyesinde olan yıllık ruhsatsız silah yakalama oranı, son bir yılda yürütülen sıkı denetimlerle 14 bin 200'ün üzerine çıktı.

Ruhsatsız silah taşıma, bulundurma ve ticaretini yapma suçlarından adli işlem gören ve tutuklanarak cezaevine gönderilen şüpheli sayısında yüzde 100'ün üzerinde bir artış kaydedildi.

İstanbul genelinde iş yeri kurşunlama, haraç toplama, yağma ve kasten yaralama suçlarına karışan organize suç şebekelerine yönelik son bir yılda 1600'den fazla operasyon yapıldı.

Silah ticaretinin arkasında ne var?



Güvenlik uzmanları ve adli birimlerin hazırladığı raporlara göre, İstanbul'da ruhsatsız silah sirkülasyonunun ve ele geçirilen silah sayısındaki artışın temel nedenleri şu şekilde sıralanıyor:

Sokak suç örgütlerinin ve yeni türeyen çetelerin, kendi aralarındaki çatışmalarda ve iş yeri kurşunlama gibi eylemlerde kullanmak üzere yasa dışı atölyelerde üretilen veya kaçak yollarla getirilen silahlara talebi artırması.

Yasa dışı silah ticaretinin, uyuşturucu ticaretiyle doğrudan bağlantılı olması. Suç şebekelerinin uyuşturucu nakliyatını ve bölgelerini korumak amacıyla aynı ağlar üzerinden silah tedariki sağlaması.

Kırsal bölgelerde ya da merdiven altı imalathanelerde üretilen kurusıkıdan bozma veya parçalı üretim tabancaların, illegal lojistik kanallarla İstanbul gibi metropollere taşınarak piyasaya sürülmek istenmesi.

İstanbul Emniyeti, huzur ve güvenliği tehdit eden illegal silahlanmaya karşı 39 ilçede denetimlerin, şok yol uygulamalarının ve organize suç örgütlerine yönelik operasyonların hız kesmeden devam edeceğini vurguladı.

Vekili bıçaklayan saldırgan tutuklandı

Gaziantep'te YENİ Parti Milletvekili Melih Meriç'i sokak ortasında bıçaklayan eski CHP Oğuzeli İlçe Başkanı Seydi Ahmet Keleş ve suç delillerini gizleyen oğlu Hakan Keleş çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. Adliyeye sevk edilirken "Çok pişmanım" diyen zanlı Keleş'in emniyetteki ifadesinde, olayın arkasında "ilçe başkanlığı sözü" krizi ve telefondaki küfürleşmelerin yattığını söylediği öğrenildi

19.08.2026 18:30:00
Haber Merkezi
 
Vekili bıçaklayan saldırgan tutuklandı
Vekili bıçaklayan saldırgan tutuklandı
Gaziantep'in Şahinbey ilçesinde dün gerçekleşen ve Türkiye gündemine oturan menfur saldırının ardından adli süreç hızla tamamlandı. YENİ Parti Gaziantep Milletvekili Melih Meriç'i karnından bıçaklayarak ağır yaralayan Seydi Ahmet Keleş ile kendisine yardım eden oğlu Hakan Keleş, sevk edildikleri nöbetçi 1. Sulh Ceza Hakimliğince tutuklanarak cezaevine gönderildi.

"Konum at geliyorum dedi, meyve bıçağıyla indim"

Saldırgan Seydi Ahmet Keleş'in emniyet ve savcılıkta verdiği ifadesinde, Milletvekili Melih Meriç ile geçmişe dayanan bir dostlukları olduğunu ancak parti içi atamalar nedeniyle aralarının açıldığını iddia etti. Keleş ifadesinde olay anını şöyle anlattı:

"Olaydan 15-20 dakika önce Melih Meriç beni aradı. Bana telefonda ağır küfürler ederek 'Sen benim arkamdan ne konuşuyorsun şerefsiz, konum at lan geliyorum' dedi. Ben de konum attım. 5-6 dakika sonra kapının önüne geldi ve aşağı inmemi söyledi. Kendisinin silahı olabileceğini düşünerek panik yaptım ve evden sarı saplı bir meyve bıçağı alarak aşağı indim."



"Öldürme kastım yoktu, kendimi korudum"

Aşağıya indiğinde aralarında başlayan sözlü tartışmanın fiziki arbedeye dönüştüğünü öne süren Keleş, kendisini savunmaya çalıştığını iddia etti:

"Aracın yanında tartışırken bana yumruk attı ve elini beline doğru götürdü. Ben de elinde silah olabileceğini düşünerek kendimi koruma içgüdüsüyle elimdeki bıçağı savurdum. Gömleğindeki kanı görünce yaralandığını anladım ve çevreye 'ambulans çağırın' diye bağırdım. Öldürme kastım kesinlikle yoktu, öyle bir niyetim olsa durum farklı olurdu. Yaşadığına çok seviniyorum, çok pişmanım."

Krizin perde arkasında "ilçe başkanlığı" vaadi mi var?

Saldırının siyasi arka planına dair detaylar da zanlının ifadesiyle netleşti. Kısa süre önce Özgür Özel'in liderliğindeki siyasi harekete destek vermek üzere CHP'den istifa ederek YENİ Parti'ye geçtiğini belirten Keleş, Melih Meriç'in kendisine Oğuzeli İlçe Başkanlığı sözü verdiğini savundu. Keleş, "Bana 'Sen seçilmiş birisin, YENİ Parti'ye gel, atamanı ben yaptıracağım' demişti. Ancak daha sonra başka birinin atanacağını öğrendim. Kendisini aradığımda beni oyaladı, ardından İl Başkanı ile tartıştık ve husumet büyüdü" şeklinde konuştu.



Adliye girişinde gazetecilere konuştu

Yoğun güvenlik önlemleri altında adliyeye sevk edilen Seydi Ahmet Keleş, basın mensuplarının soruları üzerine kameralara dönerek, "Çok pişmanım, vekil benim arkadaşım. Beni çok tahrik etti. Bilerek yapmadım, yaşadığına çok seviniyorum" ifadelerini kullandı.

Vali Çeber: "Yoğun baskı sonucu teslim oldu"

Gaziantep Valisi Kemal Çeber yaptığı açıklamada, olayın ardından güvenlik güçlerinin çok hızlı hareket ettiğini belirtti. Vali Çeber, "Emniyet müdürümüzün koordinasyonunda ekiplerimiz kaçış güzergahında ve tarlalık alanda o kadar yoğun bir teknik ve fiziki baskı uyguladı ki, zanlı yakalanacağından kesin olarak emin olduktan sonra gelip teslim olmak zorunda kaldı" dedi. Olayla ilgili olarak suç delillerini gizleyen oğlu Hakan Keleş'in yanı sıra kaçtığı araçların şoförleri ve olay yerindeki bir güvenlik görevlisi dahil toplam 5 kişinin gözaltına alındığı, mahkemeye çıkarılan baba ve oğulun tutuklandığı bildirildi.

Milletvekili Meriç'in sağlık durumu iyiye gidiyor

Saldırı esnasında koruma polisine özel işleri olduğunu söyleyerek izin verdiği ve yalnız olduğu öğrenilen Melih Meriç, aldığı bıçak darbesiyle bağırsaklarından yaralanmıştı. Gaziantep Şehir Hastanesi'nde başarılı bir operasyon geçiren Meriç'in hayati tehlikeyi atlattığı, yoğun bakımdaki tedbiri uyutulma sürecinin ardından bugün uyandırılmaya başlandığı ve genel durumunun iyiye gittiği öğrenildi.

Saldırı, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başta olmak üzere tüm siyasi partiler ve bakanlar tarafından sert dille lanetlenmişti.

Eski Bakan Denizolgun’un mezarı açıldı

Kamuoyunda "Süleymancılar" olarak bilinen yapının eski lideri ve eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un şüpheli ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada feth-i kabir kararı uygulandı. Soruşturma kapsamında Karacaahmet Mezarlığı'ndaki kabri açılan Denizolgun'un naaşından alınan örnekler, kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu'na götürüldü

19.08.2026 16:30:00
Haber Merkezi
 
Eski Bakan Denizolgun’un mezarı açıldı
Eski Bakan Denizolgun’un mezarı açıldı
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2026/8086 sırasına kayıtlı soruşturma dosyası kapsamında, sabah saatlerinde Karacaahmet Mezarlığı'nda hareketli dakikalar yaşandı. Polis ekipleri, feth-i kabir (mezar açma) işlemi öncesinde mezarlığın etrafını demir bariyerlerle kapatarak geniş güvenlik önlemleri aldı.

Başsavcıvekili, soruşturma savcısı, İstanbul Adli Tıp Kurumu (ATK) uzmanları ve olay yeri inceleme ekiplerinin nezaretinde açılan mezardan yaklaşık 4 saat süren titiz bir çalışmayla ceset parçaları ve DNA örnekleri alındı. Toplanan deliller, ölümün arkasındaki sır perdesini aralamak üzere adli tıp nakil aracıyla laboratuvar incelemesine gönderildi.

Yeğenlerin suç duyurusu ve Alihan Kuriş'in tutuklanması

Adli süreci başlatan temel etken Denizolgun'un yeğenlerinin "şüpheli ölüm" iddiasıyla yaptığı suç duyuruları oldu. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, yapılan başvurular üzerine ölümün ve dönemin otopsi işlemlerinin mercek altına alınması amacıyla adli inceleme talebinde bulunmuştu.

Bu hamle, cemaatin mevcut lideri olan ve çıkar amaçlı suç örgütü kurma, nitelikli dolandırıcılık ile kara para aklama suçlamalarıyla 16 Ağustos'ta tutuklanan Alihan Kuriş'e yönelik yürütülen ana soruşturma ile eş zamanlı olarak yürütülüyor. Yapılan incelemelerde, Kuriş'in 2016'da yapının başına geçmesinin ardından devasa para ve mal varlığı hareketlerinin yaşandığı saptanmıştı.

Raporu veren doktorlar "FETÖ" üyesi çıktı

Eski Bakan Arif Ahmet Denizolgun, 6 Eylül 2016 tarihinde Beykoz'daki evinde ölü bulunmuş ve kayıtlara "beyin kanaması/kalp krizi sonucu normal ölüm" olarak geçirilmişti. Dosyanın 10 yıl sonra yeniden açılmasında dikkat çeken en çarpıcı detay ise, o dönem "doğal ölüm" raporunu düzenleyen Adli Tıp heyetindeki bazı doktorların daha sonra FETÖ üyeliği gerekçesiyle ceza almış olması.

İddialara göre Denizolgun, hayatının son döneminde örgüt içindeki finansal sistemde FETÖ bağlantılı isimleri tespit etmiş ve bir toplantıda "Bana ihanet ettiniz, sizinle değilim" diyerek rest çekmişti. Denizolgun'un vefatının hemen ardından, henüz cenazesi bile kaldırılmadan Alihan Kuriş'in hızla yeni lider ilan edilmesi de şüpheleri artıran diğer bir unsur olarak dosyada yer alıyor.

Bakanlık da yakından takip ediyor

Süreç, faili meçhul ve şüpheli ölüm dosyalarının incelenmesinde başsavcılıklarla koordinasyon görevi yürüten Adalet Bakanlığı Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı tarafından da milimetrik olarak izleniyor. Adli Tıp Kurumu'ndan gelecek rapor, Denizolgun'un dış bir müdahaleyle zehirlenip zehirlenmediğini ya da ölümüne kastedecek bir müdahale olup olmadığını kesinleştirecek.

Köklü soybağı ve Alihan Kuriş'in tutuklanması

Adli süreci başlatan temel etken, Denizolgun'un yeğenlerinin "şüpheli ölüm" iddiasıyla yaptığı suç duyuruları oldu. Hayatını kaybeden Arif Ahmet Denizolgun, cemaatin kurucusu Süleyman Hilmi Tunahan'ın doğrudan torunuydu. Soruşturma, Tunahan'ın bir diğer torununun oğlu olan ve çıkar amaçlı suç örgütü kurma, nitelikli dolandırıcılık ile kara para aklama suçlamalarıyla 16 Ağustos'ta tutuklanan mevcut lider Alihan Kuriş'e yönelik ana soruşturma ile birleştirildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Japonya Başbakanı Sanae Takaiçi ile telefonda görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Japonya Başbakanı Sanae Takaiçi ile telefonda görüştü

19.08.2026 14:11:00
AA
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Japonya Başbakanı Sanae Takaiçi ile telefonda görüştü
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Japonya Başbakanı Sanae Takaiçi ile telefonda görüştü
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Japonya Başbakanı Sanae Takaiçi ile telefonda görüştü.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, liderler görüşmede, Türkiye-Japonya ikili ilişkileri ile bölgesel ve küresel konuları ele aldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmede, Türkiye ile Japonya ilişkilerini, başta savunma sanayii, yatırım ve ticaret olmak üzere her alanda geliştirmek için gayret göstermeyi sürdüreceklerini belirtti.

İran ile ABD arasındaki çatışmaların çözümünün tek yolunun müzakereler olduğunu, Türkiye'nin kalıcı barış ve istikrar için diplomatik çabalara destek verdiğini ifade eden Erdoğan, Kumamoto'da geçen ay meydana gelen depremde hayatını kaybedenler için bir kez daha taziye dileklerini iletti.

YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Özgür Ceylan, 20 gün içinde toplam 411 milyon 921 bin 755 lira bağış ve aidat geliri elde edildiğini açıkladı

YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Özgür Ceylan, partinin dayanışma kampanyasında 20 gün içinde 144 bin 916 bağışçı ile yeni kayıt olan üyelerden toplam 411 milyon 921 bin 755 lira bağış ve aidat geliri elde edildiğini açıkladı

19.08.2026 12:06:00
Haber Merkezi
 
 YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Özgür Ceylan, 20 gün içinde  toplam 411 milyon 921 bin 755 lira bağış ve aidat geliri elde edildiğini açıkladı
 YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Özgür Ceylan, 20 gün içinde  toplam 411 milyon 921 bin 755 lira bağış ve aidat geliri elde edildiğini açıkladı
YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Özgür Ceylan, partinin dayanışma kampanyasında 20 gün içinde 144 bin 916 bağışçı ile yeni kayıt olan üyelerden toplam 411 milyon 921 bin 755 lira bağış ve aidat geliri elde edildiğini açıkladı.

Ceylan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: "Türkiye değişim istiyor. Milletimiz Yeni Parti'yle yeni bir yol açıyor. Milletin dayanışma çağrısı büyüyor. YENİ Parti'nin dayanışma kampanyasında 20 gün içinde 144.916 bağışçı ile yeni kayıt olan üyelerimizden toplam bağış ve aidat geliri olarak 411.921.755 TL toplanmıştır. Bu bağışlar; adalet arayanların, refah içinde yaşayacakları bir Türkiye isteyenlerin, ortak iradesidir. Her bağış, 'Ben de varım' diyen vatandaşlarımızın sesi Türkiye'nin yarınlarına duyulan güvenin açık göstergesidir. Bu büyük yürüyüş kurtuluşa sevdalı bir milletin yürüyüşüdür. YENİ PARTİ Türkiye'de değişime inanan milyonların partisidir. Büyük yürüyüşümüze katkı sunan tüm vatandaşlarımıza yürekten teşekkür ediyoruz. Türkiye'nin yarınını birlikte kuracağız. Milletin partisi YENİ Parti'nin yolu açık olsun."

Beyoğlu'nda otel yangını: 17 kişi tahliye edildi

İstanbul Beyoğlu'nda bulunan bir otelde henüz belirlenemeyen bir sebeple yangın meydana geldi. Yangın olay yerine gelen itfaiye ekipleri tarafından söndürülürken, otelde konaklayan 17 kişi ekipler tarafından tahliye edildi. Yangın sonucunda can kaybı veya yaralı olmadığı öğrenilirken, yanan otelde maddi hasar meydana geldi

19.08.2026 11:58:00
İHA
 
Beyoğlu'nda otel yangını: 17 kişi tahliye edildi
Beyoğlu'nda otel yangını: 17 kişi tahliye edildi
Yangın, saat 09:00 sıralarında Beyoğlu Dolapdere Taksim Caddesi'nde bulunan bir otelde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre otelin çamaşırhanesinde henüz belirlenemeyen bir nedenle otelde yangın çıktı.

İhbar üzerine olay yerine Polis, sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen itfaiye ekiplerinin müdahalesi sonucunda yangın söndürüldü.

Otelde konaklayan 17 kişi itfaiye ekipleri tarafından tahliye edildi. Yangında can kaybı veya yaralanma yaşanmazken, otelde maddi hasar meydana geldi.

Yangının çıkış nedeninin belirlenmesi için çalışma başlatıldı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.