logo
20 AĞUSTOS 2026

Temmuz 2026 verilerine göre Türkiye genelinde kiralık daire ilanlarındaki ortanca kira bedeli aylık 25 bin TL seviyesine yükseldi

Temmuz 2026 verilerine göre Türkiye genelinde kiralık daire ilanlarındaki ortanca kira bedeli aylık 25 bin TL seviyesine yükseldi. Büyükşehirler arasında İstanbul 45 bin TL ile ilk sırada yer aldı

20.08.2026 15:30:00
Haber Merkezi
 
 Temmuz 2026 verilerine göre Türkiye genelinde kiralık daire ilanlarındaki ortanca kira bedeli aylık 25 bin TL seviyesine yükseldi
 Temmuz 2026 verilerine göre Türkiye genelinde kiralık daire ilanlarındaki ortanca kira bedeli aylık 25 bin TL seviyesine yükseldi
Temmuz 2026 verilerine göre Türkiye genelinde kiralık daire ilanlarındaki ortanca kira bedeli aylık 25 bin TL seviyesine yükseldi. Büyükşehirler arasında İstanbul 45 bin TL ile ilk sırada yer aldı.

Türkiye'de kiralık konut piyasasındaki yüksek fiyat seviyesi, Temmuz 2026 verilerine de yansıdı. Gayrimenkul Değerleme Uzmanı Ahmet Büyükduman, sosyal medya hesabından "Kiralık Daire İlanlarına Göre İllerde Ortanca Kira" başlıklı çalışmasını yayımladı. Verilere göre, Türkiye genelinde kiralık daire ilanlarında ortanca kira bedeli aylık 25 bin TL olarak kaydedildi.

Temmuz itibarıyla kiralık daire ilanlarında ortanca değer şu şekilde;
İstanbul: 45 bin TL
Muğla: 35 bin TL
Ankara: 31 bin TL
İzmir: 29 bin TL
Antalya: 25 bin TL
Türkiye geneli: 25 bin TL

Buna göre İstanbul'daki 45 bin TL'lik ortanca kira, Türkiye ortalamasının 20 bin TL üzerinde gerçekleşti.

Ankara 31 bin, İzmir 29 bin TL
Haritada Ankara'da kiralık daire ilanlarının ortanca değeri 31 bin TL, İzmir'de ise 29 bin TL olarak görülüyor.

Turizm ve konut piyasasının en hareketli şehirlerinden Muğla'da rakam 35 bin TL'ye ulaşırken, Antalya'da Türkiye geneliyle aynı seviyede, 25 bin TL olarak hesaplandı. Paylaşılan haritada bazı Anadolu illerinde ise kiralık daire ilanlarının ortanca değerinin 15-20 bin TL bandına kadar gerilediği görülüyor.

Çalışmada kullanılan "ortanca kira", ilanların tamamının aritmetik ortalamasını değil, kiraların küçükten büyüğe sıralanması halinde tam ortada kalan değeri ifade ediyor.

Marmara Denizi'nde Adalar'da peş peşe meydana gelen mikrodepremler bölgede sismik hareketliliği artırdı

Marmara Denizi'nde Adalar'da peş peşe meydana gelen mikrodepremler bölgede sismik hareketliliği artırdı. Uzmanlar, büyüklükleri 1.1 ile 2.8 arasında değişen sarsıntıların olası etkilerini ve fay hatlarındaki durumunu değerlendirerek kamuoyunda oluşan tedirginliğe açıklık getirdi

20.08.2026 14:20:00
Haber Merkezi
 
Marmara Denizi'nde Adalar'da peş peşe meydana gelen mikrodepremler bölgede sismik hareketliliği artırdı
Marmara Denizi'nde Adalar'da peş peşe meydana gelen mikrodepremler bölgede sismik hareketliliği artırdı
Marmara Denizi'nde özellikle Adalar merkezli üst üste depremler kaydedildi. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) ile Kandilli Rasathanesi verilerine göre, 20 Ağustos gecesinin ilk saatlerinden itibaren büyüklükleri 1.1 ile 2.8 arasında değişen çok sayıda mikrodeprem meydana geldi. Bölgedeki sismik hareketliliğin ardından deprem bilimciler hareketliliğin kaynağına ve olası etkilerine ilişkin açıklamalar yaptı.

AHMET ERCAN: EN ERKEN 2045 EN OLASI 2075
Deprem bilimci Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, hareketliliğin öncü sarsıntı olarak yorumlanmasının tedirginlik yarattığını ifade ederek şu paylaşımı yaptı: 
"Marmara Denizi'nde Büyük adanın güney batısında etkinleşen depremcilikler vardır. Bunlara bakarak kimilerinin İstanbul'daki deprem öncüsü diye yorum yapması halkımızı tedirgin etmiştir. Deprem kestiririmleri yalnızca depremcik konumlarına ve sayılarına bakarak yapılmaz. Kabaca 12 tane yerin fiziksel özelliğindeki değişime bakılır. Uzun erimli deprem kestirlerime göre kuzey Marmara'da iki tane deprem, 7 ile 10 km odak derinliğinde olacaktır. Doğu batı doğrultusundaki Kırılmanın yatay bileşeni 1,5 ile 2 metre, sağ atımlı, düşey bileşeni ise yaklaşık 1 metre olup batıya gittikçe artacaktır. 2,5 metreden daha yüksek süpürtü(tsunami) dalga yüksekliği cephesi beklenmemektedir. Deprem için en erken 2045, en olası 2075 yılları olsa da 2150 yılına kadar gecikme olasılığı da vardır. Esenlikler dilerim."

ŞENER ÜŞÜMEZSOY: YAŞLI VE ÖLÜ BİR FAY
Prof. Dr. Şener Üşümezsoy sarsıntıların ana fay üzerinde gerçekleşmediğini vurgulayarak, Adalar fayının büyük bir deprem üretme kapasitesi bulunmadığını dile getirdi. Üşümezsoy, bu yapının yaşlı ve ölü bir fay olduğunu, meydana gelen küçük sarsıntıların ise bölgede geçmişten bu yana biriken stresin olağan ve zararsız biçimde boşalmasından kaynaklandığını savundu.

OKAN TÜYSÜZ: HER BÜYÜK DEPREMDEN ÖNCE ÖNCÜ OLMAZ
Jeoloji Yüksek Mühendisi Prof. Dr. Okan Tüysüz ise sarsıntıların fayın aktifliğini gösterdiğini belirterek, "Bir depremin ya da depremlerin öncü olduğu arkasından büyük deprem gelince anlaşılır. Adalar fayında olan mikrodepremler bu fayın aktif olduğunu işaret etmek dışında bir anlam taşımaz. Bekleyip göreceğiz Her büyük depremin arkasından artçı depremler olur ancak her büyük depremden önce öncü deprem olmaz." dedi.

OSMAN BEKTAŞ: ADALAR FAYI DERİNDE SÜRÜNÜYOR MU?
Prof. Dr. Osman Bektaş, sarsıntıların derinlik boyutuna ve geçmiş depremlerle olan bağlantısına dikkat çekerek şunları kaydetti:

"ADALAR FAYI DERİNDE SÜRÜNÜYOR MU?
Son 1–2 günde Çınarcık Havzası'nın doğusundaki Adalar Fayı ve batısındaki Çınarcık Fayı boyunca 10–13 km derinlikte mikrodeprem aktivitesi dikkat çekiyor. Baştürk vd. (2016), 1963 M6.3 Çınarcık depremini ~12 km derinlikte Adalar Fayı ile ilişkili konumlandırmıştı. 10-13 km derinlikteki mikrodepremler (Bohnhoff,2013), Adalar Fayı'nın derin kesiminde creep (sürünme) olasılığını destekleyen önemli bir gözlem olabilir. 2025 M6.2 Silivri depremi sonrası oluşan stres değişimi de bu aktiviteyi tetiklemiş olabilir. İstanbul tarihsel olarak M 7 den büyük deprem değil, yıkım yaşamıştır. Yıkımda,zemin büyütmesi dikkate alınmamıştır. 1935,1963,2025 aletsel dönem depremkeri M6+ dır. Ana Marmara Fayının bir çok yerinde creep yaptığı artık ispatlanmıştır."

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), üçer aylık dönemler için üretilen dönemlik nüfus istatistiklerini açıkladı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), üçer aylık dönemler için üretilen dönemlik nüfus istatistiklerini açıkladı

20.08.2026 13:00:00
AA
 
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), üçer aylık dönemler için üretilen dönemlik nüfus istatistiklerini açıkladı
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), üçer aylık dönemler için üretilen dönemlik nüfus istatistiklerini açıkladı
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), üçer aylık dönemler için üretilen dönemlik nüfus istatistiklerini açıkladı.

Buna göre, 2025 yılı sonunda 86 milyon 92 bin 168 olan ülke nüfusu, bu yılın ilk 6 ayında 228 bin 434 kişi arttı. Nüfus, 1 Mayıs-1 Temmuz döneminde de 123 bin 904 kişi yükseldi.

Böylece ülke nüfusu, 1 Temmuz itibarıyla 86 milyon 320 bin 602 kişiye ulaştı.

Erkek nüfusun oranı yüzde 50,01 (43 milyon 170 bin 975 kişi), kadın nüfusun oranı yüzde 49,99 (43 milyon 149 bin 627 kişi) olarak kaydedildi.

İBB davasının 67. duruşması sona erdi

53'ü tutuklu 414 sanığın yargılandığı İBB davasının 67. duruşmasında bazı tutuksuz sanıkların savunması alındı

20.08.2026 00:52:00
AA
 
İBB davasının 67. duruşması sona erdi
İBB davasının 67. duruşması sona erdi

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmanın öğleden sonraki oturumunda, savunması alınan, "İstanbul Senin" uygulamasını yapan şirketin sahibi tutuksuz sanık İsmet Koyun, üzerine atılı suçlamaları kabul etmeyerek, bunlardan dolayı üzüldüğünü söyledi.

Sanığın çapraz sorgu sırasında söz alan Ekrem İmamoğlu, "'İstanbul Senin' uygulaması üzerinden bir veri sızdırmamız mümkün müdür'" sorusunu Koyun'a yöneltti.

Koyun, soruya karşılık, böyle bir şeyin mümkün olmadığını söyledi.

"Hiçbir iletişimimin olmayan kişiyle örgüt hiyerarşisinde olmam hayatın olağan akışına aykırıdır"

Tutuksuz sanıklardan eski İBB Bilgi İşlem Daire Başkanı Naim Erol Özgüner, kendisine yöneltilen "örgüt üyeliği" suçlamasına ilişkin, iddianamedeki şemada sanık Hüseyin Gün'ün hiyerarşisinde göründüğünü ancak Gün ile hiçbir emir ve talimat ilişkisinin olmadığını savundu.

Hüseyin Gün bugün bu salondaysa da onu hiç tanımadığını, karşılaşmadıklarını, bir araya gelmediklerini ifade eden Özgüner, "Dava sürecinde gündeme gelen İBB'de bir ekip toplantısı süreci var. İBB'nin üç ana kampüsü var. Bu toplantı 2019'da İBB'nin Kasımpaşa Yerleşkesi'nde yapılmıştır. Benim çalışma ofisim de buradadır. Ben bu toplantıya davet edilmedim ve katılmadım ama o gün orada aynı binada olmamızdan ötürü ortak baz vermişiz. Hiçbir iletişimimin olmayan bir kişiyle örgüt hiyerarşisinde olmam hayatın olağan akışına aykırıdır." savunmasını yaptı.

Özgüner'in savunma yaptığı sırada söz alan avukatı, 9 Temmuz'daki duruşmada müvekkili hakkında iddianamenin 13. eyleminde bulunan, "İBB Hanem" uygulamasında yer alan vatandaş verilerinin sızdırıldığı iddiasına ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına "kişisel verilerin kaydedilmesi" ile "verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" suçlarından suç duyurusunda bulunulmasına hükmedildiğini hatırlatarak, istenmesi halinde sanığın bu konuda da savunma yapabileceğini söyledi.

Bunun üzerine Mahkeme Başkanı Selçuk Aylan, "Biz bildirdik. Savcılık iddianame düzenler, dava açarsa ek savunma alırız." dedi.

Özgüner, bazı sanıkların savunma ve dava sürecinde sürekli kaçak güreştiklerini ve ciddi bir iftira sürecine girdiklerini, kendisinin de bir iftiracı olarak lanse edildiğini söyledi.

Ekrem İmamoğlu, sanık Özgüner'e soru sormak için söz aldı.

İmamoğlu, çalıştığı süre boyunca bir suç örgütünün varlığına ilişkin bir izlenimi olup olmadığını sordu.

Özgüner, "Ben o konuda net bir şey söyleyemem başkanım ama ben bir suç örgütü üyesi değilim. Var ya da yok diye bir şey söyleyemem." dedi.

İmamoğlu, Özgüner'in çelişkili cevaplar verdiğini dile getirerek, "Erol Bey, ne oldu size'" diye sordu. Bunun üzerine mahkeme başkanı, Özgüner'e bu soruya cevap vermek zorunda olmadığını belirterek, böyle bir sorunun sorulamayacağını söyledi.

KOBİL yazılım geliştirme uzmanı tutuksuz sanık Abdullah Uygun, İstanbul Senin uygulaması içerisinde kişisel verileri hukuka aykırı kaydetmek ve yurt dışına sızmasını sağlamakla suçlandığını belirterek, uygulamanın 2025 yılının Ekim ayı itibarıyla da 3,5 milyon kayıtlı kullanıcıya ulaştığını, bu sürenin tamamında kendisinin yalnızca bir çalışan olarak yazılım ekiplerinin teknik yönetimi ve koordinasyonundan sorumlu olarak görev yaptığını anlattı.

İstanbul Senin uygulamasının çalışması için gereken yazılımların, İBB'ye ait Başakşehir Veri Merkezi'nde bulunan ve İBB yönetimindeki sunucularda tutulduğunu, söz konusu veri tabanlarının yönetimi ve denetimi İBB tarafından gerçekleştirildiğini belirten Uygun, savunmasını şu şekilde sürdürdü:

"Teknik Ekipler Koordinatörü olarak benim görevim yazılım altyapısının bakımı ve güncellenmesinin sağlanması, teknik sorunların giderilmesi ve tüm ekipler arasındaki koordinasyonun sağlanmasından ibarettir. Bu görev ve sorumluluklar kişisel verilerin bulunduğu sunuculara ve veri tabanlarına erişim yetkisine sahip olduğum anlamına gelmemektedir. İBB'nin sunucularına ve veri tabanlarına benim hiçbir zaman erişim yetkim olmadı. Benim hakkımda kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi, ele geçirilmesi veya yayılması suçuna dahil olduğum iddia edilmektedir. Ancak benim tarafımdan bu kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedildiğini, benim şahsen bunları ele geçirdiğimi ve yaydığımı gösteren hiçbir somut delil bulunmamaktadır. Bütün bu süreçte ilgili tüm makamlarla işbirliği içinde oldum. Suçsuzluğumun ve hakkımdaki gerçeklerin yargılama sürecinde ortaya çıkacağına her zaman inandım. Ben KOBİL'de teknik ekiplerin koordinasyonundan sorumlu olarak çalışan bir teknoloji profesyoneliyim. Ben kişisel verileri hukuka aykırı kaydetmedim, ele geçirmedim veya yaymadım."

Duruşmada, tutuksuz sanıklar Emin Türe, Emre Manav, Özgür Türkmen, Metin Gül, Erhan Ünal, Nahit Kiler, İsmet Koyun, Naim Erol Özgüner, Abdullah Uygun, Hüsnücan Şen, İdris Yıldırım, Onur Büyükhatipoğlu, Hüseyin Yurddaş ve Mahir Gün savunma yaptı.

Yaklaşık 13 saat süren, tutuksuz 14 sanığın ile avukatlarının dinlendiği duruşma, savunmaların alınmasına devam edilmek üzere yarına ertelendi.

Bu arada duruşmada, toplam 34 tutuksuz sanığın savunması alınmış oldu. 

Metropol cephaneliğe döndü

İstanbul'un Zeytinburnu ilçesinde polis ekiplerince bir iş yerine düzenlenen operasyonda 100 adet ruhsatsız silah ele geçirildi, olayla bağlantılı 2 şüpheli gözaltına alındı

19.08.2026 22:22:00
İhlas Haber Ajansı
 
Metropol cephaneliğe döndü
Metropol cephaneliğe döndü
İstanbul'un Zeytinburnu ilçesinde polis ekiplerince bir iş yerine düzenlenen operasyonda 100 adet ruhsatsız silah ele geçirildi, olayla bağlantılı 2 şüpheli gözaltına alındı.

Alınan bilgiye göre, İl Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele ekiplerince genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçuyla mücadele kapsamında Zeytinburnu Telsiz Mahallesinde silah atölyesi olduğu düşünülen bir iş yerine operasyon düzenlendi. Adreste yapılan aramalarda, 100 ruhsatsız tabanca, 100 tabanca şarjörü, 895 gram narkotik madde ve bir hassas terazi ele geçirildi. Olayla ilgili 2 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Gözaltına alınan şüpheliler sorgulanmak üzere İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'ne götürüldü. Şüpheliler hakkında tahkikat işlemleri çok yönlü olarak devam ettiği öğrenildi.

Son 1 yılda bilanço katlandı



İstanbul Valiliği ve Emniyet Müdürlüğü verileri, kentte yasa dışı silahlanmaya karşı yürütülen mücadelenin ulaştığı boyutu gözler önüne seriyor. Son 1 yıl içerisindeki kararlı saha denetimleri ve nokta operasyonlarla ilgili öne çıkan başlıklar şunlar:

Önceki dönemlerde ortalama 12 bin seviyesinde olan yıllık ruhsatsız silah yakalama oranı, son bir yılda yürütülen sıkı denetimlerle 14 bin 200'ün üzerine çıktı.

Ruhsatsız silah taşıma, bulundurma ve ticaretini yapma suçlarından adli işlem gören ve tutuklanarak cezaevine gönderilen şüpheli sayısında yüzde 100'ün üzerinde bir artış kaydedildi.

İstanbul genelinde iş yeri kurşunlama, haraç toplama, yağma ve kasten yaralama suçlarına karışan organize suç şebekelerine yönelik son bir yılda 1600'den fazla operasyon yapıldı.

Silah ticaretinin arkasında ne var?



Güvenlik uzmanları ve adli birimlerin hazırladığı raporlara göre, İstanbul'da ruhsatsız silah sirkülasyonunun ve ele geçirilen silah sayısındaki artışın temel nedenleri şu şekilde sıralanıyor:

Sokak suç örgütlerinin ve yeni türeyen çetelerin, kendi aralarındaki çatışmalarda ve iş yeri kurşunlama gibi eylemlerde kullanmak üzere yasa dışı atölyelerde üretilen veya kaçak yollarla getirilen silahlara talebi artırması.

Yasa dışı silah ticaretinin, uyuşturucu ticaretiyle doğrudan bağlantılı olması. Suç şebekelerinin uyuşturucu nakliyatını ve bölgelerini korumak amacıyla aynı ağlar üzerinden silah tedariki sağlaması.

Kırsal bölgelerde ya da merdiven altı imalathanelerde üretilen kurusıkıdan bozma veya parçalı üretim tabancaların, illegal lojistik kanallarla İstanbul gibi metropollere taşınarak piyasaya sürülmek istenmesi.

İstanbul Emniyeti, huzur ve güvenliği tehdit eden illegal silahlanmaya karşı 39 ilçede denetimlerin, şok yol uygulamalarının ve organize suç örgütlerine yönelik operasyonların hız kesmeden devam edeceğini vurguladı.

Vekili bıçaklayan saldırgan tutuklandı

Gaziantep'te YENİ Parti Milletvekili Melih Meriç'i sokak ortasında bıçaklayan eski CHP Oğuzeli İlçe Başkanı Seydi Ahmet Keleş ve suç delillerini gizleyen oğlu Hakan Keleş çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. Adliyeye sevk edilirken "Çok pişmanım" diyen zanlı Keleş'in emniyetteki ifadesinde, olayın arkasında "ilçe başkanlığı sözü" krizi ve telefondaki küfürleşmelerin yattığını söylediği öğrenildi

19.08.2026 18:30:00
Haber Merkezi
 
Vekili bıçaklayan saldırgan tutuklandı
Vekili bıçaklayan saldırgan tutuklandı
Gaziantep'in Şahinbey ilçesinde dün gerçekleşen ve Türkiye gündemine oturan menfur saldırının ardından adli süreç hızla tamamlandı. YENİ Parti Gaziantep Milletvekili Melih Meriç'i karnından bıçaklayarak ağır yaralayan Seydi Ahmet Keleş ile kendisine yardım eden oğlu Hakan Keleş, sevk edildikleri nöbetçi 1. Sulh Ceza Hakimliğince tutuklanarak cezaevine gönderildi.

"Konum at geliyorum dedi, meyve bıçağıyla indim"

Saldırgan Seydi Ahmet Keleş'in emniyet ve savcılıkta verdiği ifadesinde, Milletvekili Melih Meriç ile geçmişe dayanan bir dostlukları olduğunu ancak parti içi atamalar nedeniyle aralarının açıldığını iddia etti. Keleş ifadesinde olay anını şöyle anlattı:

"Olaydan 15-20 dakika önce Melih Meriç beni aradı. Bana telefonda ağır küfürler ederek 'Sen benim arkamdan ne konuşuyorsun şerefsiz, konum at lan geliyorum' dedi. Ben de konum attım. 5-6 dakika sonra kapının önüne geldi ve aşağı inmemi söyledi. Kendisinin silahı olabileceğini düşünerek panik yaptım ve evden sarı saplı bir meyve bıçağı alarak aşağı indim."



"Öldürme kastım yoktu, kendimi korudum"

Aşağıya indiğinde aralarında başlayan sözlü tartışmanın fiziki arbedeye dönüştüğünü öne süren Keleş, kendisini savunmaya çalıştığını iddia etti:

"Aracın yanında tartışırken bana yumruk attı ve elini beline doğru götürdü. Ben de elinde silah olabileceğini düşünerek kendimi koruma içgüdüsüyle elimdeki bıçağı savurdum. Gömleğindeki kanı görünce yaralandığını anladım ve çevreye 'ambulans çağırın' diye bağırdım. Öldürme kastım kesinlikle yoktu, öyle bir niyetim olsa durum farklı olurdu. Yaşadığına çok seviniyorum, çok pişmanım."

Krizin perde arkasında "ilçe başkanlığı" vaadi mi var?

Saldırının siyasi arka planına dair detaylar da zanlının ifadesiyle netleşti. Kısa süre önce Özgür Özel'in liderliğindeki siyasi harekete destek vermek üzere CHP'den istifa ederek YENİ Parti'ye geçtiğini belirten Keleş, Melih Meriç'in kendisine Oğuzeli İlçe Başkanlığı sözü verdiğini savundu. Keleş, "Bana 'Sen seçilmiş birisin, YENİ Parti'ye gel, atamanı ben yaptıracağım' demişti. Ancak daha sonra başka birinin atanacağını öğrendim. Kendisini aradığımda beni oyaladı, ardından İl Başkanı ile tartıştık ve husumet büyüdü" şeklinde konuştu.



Adliye girişinde gazetecilere konuştu

Yoğun güvenlik önlemleri altında adliyeye sevk edilen Seydi Ahmet Keleş, basın mensuplarının soruları üzerine kameralara dönerek, "Çok pişmanım, vekil benim arkadaşım. Beni çok tahrik etti. Bilerek yapmadım, yaşadığına çok seviniyorum" ifadelerini kullandı.

Vali Çeber: "Yoğun baskı sonucu teslim oldu"

Gaziantep Valisi Kemal Çeber yaptığı açıklamada, olayın ardından güvenlik güçlerinin çok hızlı hareket ettiğini belirtti. Vali Çeber, "Emniyet müdürümüzün koordinasyonunda ekiplerimiz kaçış güzergahında ve tarlalık alanda o kadar yoğun bir teknik ve fiziki baskı uyguladı ki, zanlı yakalanacağından kesin olarak emin olduktan sonra gelip teslim olmak zorunda kaldı" dedi. Olayla ilgili olarak suç delillerini gizleyen oğlu Hakan Keleş'in yanı sıra kaçtığı araçların şoförleri ve olay yerindeki bir güvenlik görevlisi dahil toplam 5 kişinin gözaltına alındığı, mahkemeye çıkarılan baba ve oğulun tutuklandığı bildirildi.

Milletvekili Meriç'in sağlık durumu iyiye gidiyor

Saldırı esnasında koruma polisine özel işleri olduğunu söyleyerek izin verdiği ve yalnız olduğu öğrenilen Melih Meriç, aldığı bıçak darbesiyle bağırsaklarından yaralanmıştı. Gaziantep Şehir Hastanesi'nde başarılı bir operasyon geçiren Meriç'in hayati tehlikeyi atlattığı, yoğun bakımdaki tedbiri uyutulma sürecinin ardından bugün uyandırılmaya başlandığı ve genel durumunun iyiye gittiği öğrenildi.

Saldırı, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başta olmak üzere tüm siyasi partiler ve bakanlar tarafından sert dille lanetlenmişti.

Eski Bakan Denizolgun’un mezarı açıldı

Kamuoyunda "Süleymancılar" olarak bilinen yapının eski lideri ve eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un şüpheli ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada feth-i kabir kararı uygulandı. Soruşturma kapsamında Karacaahmet Mezarlığı'ndaki kabri açılan Denizolgun'un naaşından alınan örnekler, kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu'na götürüldü

19.08.2026 16:30:00
Haber Merkezi
 
Eski Bakan Denizolgun’un mezarı açıldı
Eski Bakan Denizolgun’un mezarı açıldı
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2026/8086 sırasına kayıtlı soruşturma dosyası kapsamında, sabah saatlerinde Karacaahmet Mezarlığı'nda hareketli dakikalar yaşandı. Polis ekipleri, feth-i kabir (mezar açma) işlemi öncesinde mezarlığın etrafını demir bariyerlerle kapatarak geniş güvenlik önlemleri aldı.

Başsavcıvekili, soruşturma savcısı, İstanbul Adli Tıp Kurumu (ATK) uzmanları ve olay yeri inceleme ekiplerinin nezaretinde açılan mezardan yaklaşık 4 saat süren titiz bir çalışmayla ceset parçaları ve DNA örnekleri alındı. Toplanan deliller, ölümün arkasındaki sır perdesini aralamak üzere adli tıp nakil aracıyla laboratuvar incelemesine gönderildi.

Yeğenlerin suç duyurusu ve Alihan Kuriş'in tutuklanması

Adli süreci başlatan temel etken Denizolgun'un yeğenlerinin "şüpheli ölüm" iddiasıyla yaptığı suç duyuruları oldu. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, yapılan başvurular üzerine ölümün ve dönemin otopsi işlemlerinin mercek altına alınması amacıyla adli inceleme talebinde bulunmuştu.

Bu hamle, cemaatin mevcut lideri olan ve çıkar amaçlı suç örgütü kurma, nitelikli dolandırıcılık ile kara para aklama suçlamalarıyla 16 Ağustos'ta tutuklanan Alihan Kuriş'e yönelik yürütülen ana soruşturma ile eş zamanlı olarak yürütülüyor. Yapılan incelemelerde, Kuriş'in 2016'da yapının başına geçmesinin ardından devasa para ve mal varlığı hareketlerinin yaşandığı saptanmıştı.

Raporu veren doktorlar "FETÖ" üyesi çıktı

Eski Bakan Arif Ahmet Denizolgun, 6 Eylül 2016 tarihinde Beykoz'daki evinde ölü bulunmuş ve kayıtlara "beyin kanaması/kalp krizi sonucu normal ölüm" olarak geçirilmişti. Dosyanın 10 yıl sonra yeniden açılmasında dikkat çeken en çarpıcı detay ise, o dönem "doğal ölüm" raporunu düzenleyen Adli Tıp heyetindeki bazı doktorların daha sonra FETÖ üyeliği gerekçesiyle ceza almış olması.

İddialara göre Denizolgun, hayatının son döneminde örgüt içindeki finansal sistemde FETÖ bağlantılı isimleri tespit etmiş ve bir toplantıda "Bana ihanet ettiniz, sizinle değilim" diyerek rest çekmişti. Denizolgun'un vefatının hemen ardından, henüz cenazesi bile kaldırılmadan Alihan Kuriş'in hızla yeni lider ilan edilmesi de şüpheleri artıran diğer bir unsur olarak dosyada yer alıyor.

Bakanlık da yakından takip ediyor

Süreç, faili meçhul ve şüpheli ölüm dosyalarının incelenmesinde başsavcılıklarla koordinasyon görevi yürüten Adalet Bakanlığı Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı tarafından da milimetrik olarak izleniyor. Adli Tıp Kurumu'ndan gelecek rapor, Denizolgun'un dış bir müdahaleyle zehirlenip zehirlenmediğini ya da ölümüne kastedecek bir müdahale olup olmadığını kesinleştirecek.

Köklü soybağı ve Alihan Kuriş'in tutuklanması

Adli süreci başlatan temel etken, Denizolgun'un yeğenlerinin "şüpheli ölüm" iddiasıyla yaptığı suç duyuruları oldu. Hayatını kaybeden Arif Ahmet Denizolgun, cemaatin kurucusu Süleyman Hilmi Tunahan'ın doğrudan torunuydu. Soruşturma, Tunahan'ın bir diğer torununun oğlu olan ve çıkar amaçlı suç örgütü kurma, nitelikli dolandırıcılık ile kara para aklama suçlamalarıyla 16 Ağustos'ta tutuklanan mevcut lider Alihan Kuriş'e yönelik ana soruşturma ile birleştirildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Japonya Başbakanı Sanae Takaiçi ile telefonda görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Japonya Başbakanı Sanae Takaiçi ile telefonda görüştü

19.08.2026 14:11:00
AA
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Japonya Başbakanı Sanae Takaiçi ile telefonda görüştü
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Japonya Başbakanı Sanae Takaiçi ile telefonda görüştü
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Japonya Başbakanı Sanae Takaiçi ile telefonda görüştü.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, liderler görüşmede, Türkiye-Japonya ikili ilişkileri ile bölgesel ve küresel konuları ele aldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmede, Türkiye ile Japonya ilişkilerini, başta savunma sanayii, yatırım ve ticaret olmak üzere her alanda geliştirmek için gayret göstermeyi sürdüreceklerini belirtti.

İran ile ABD arasındaki çatışmaların çözümünün tek yolunun müzakereler olduğunu, Türkiye'nin kalıcı barış ve istikrar için diplomatik çabalara destek verdiğini ifade eden Erdoğan, Kumamoto'da geçen ay meydana gelen depremde hayatını kaybedenler için bir kez daha taziye dileklerini iletti.

Elektrikli araçlarda koku ve sese dikkat!

Elektrikli araçların hızla yaygınlaşmasıyla birlikte batarya güvenliği de giderek daha fazla gündeme geliyor

19.08.2026 12:48:00
Ahmet Turan Yiğit
 
Elektrikli araçlarda koku ve sese dikkat!
Elektrikli araçlarda koku ve sese dikkat!
Elektrikli araçların hızla yaygınlaşmasıyla birlikte batarya güvenliği de giderek daha fazla gündeme geliyor. Uzmanlara göre yangın riski yalnızca kaza anıyla sınırlı değil; batarya paketinin ezilmesi, delinmesi veya hücrelerin zarar görmesi gibi durumlar da tehlikeye yol açabiliyor. Olağandışı koku, duman, tıslama ya da fokurdama sesleri sürücüler için önemli uyarılar olarak görülmeli.

Lityum iyon bataryalarda kritik süreçler 
Elektrikli araçlarda kullanılan lityum iyon bataryalar yüksek miktarda enerjiyi küçük bir hacimde depolayabiliyor. Bu özellik tek başına yangın nedeni olmasa da, bataryanın normal çalışma koşullarının dışına çıkması "termal kaçak" adı verilen süreci tetikleyebiliyor. Bu süreç kontrol edilemeyen ısınmaya, gaz çıkışına ve yangına dönüşebiliyor.

Kaza ve mekanik darbe riski artırıyor 
Batarya paketinin ezilmesi veya delinmesi iç kısa devreye yol açabiliyor. Elektriksel arızalar, aşırı akım ya da kontrol sistemlerindeki sorunlar da bataryayı normal sınırların dışına çıkarabiliyor. Üretim ve tasarım kusurları ise kullanım sırasında ortaya çıkana kadar fark edilmeyebiliyor.

Şarj güvenliği kritik önemde 
Hızlı şarj tek başına yangın nedeni değil. Ancak uygunsuz ekipman, arızalı sistem veya hasarlı batarya bu süreci tehlikeli hale getirebilir. Evde şarj altyapısının aracın gerektirdiği kapasiteye uygun olması ve hasarlı kabloların kesinlikle kullanılmaması gerekiyor. Şarj sırasında olağandışı koku, duman veya kıvılcım görülürse işlem sonlandırılmalı ve profesyonel yardım alınmalı.

Kaza sonrası gecikmiş yangın ihtimali 
Elektrikli araç kazadan hemen sonra yanmayabilir. Ancak bu durum bataryanın güvenli olduğu anlamına gelmez. Hasarlı batarya hücrelerinde sıcaklık ve basınç kontrolsüz şekilde yükselerek yangına veya yeniden tutuşmaya yol açabilir. Bu nedenle ciddi kazalarda araçların güvenli mesafede muhafaza edilmesi öneriliyor.

Sürücünün görevi can güvenliğini sağlamak 
Elektrikli araç yangınları klasik araç yangınlarından farklıdır. Yüksek voltaj, toksik gazlar ve yeniden tutuşma riski sürücüler için ek tehlikeler oluşturur. Küçük yangın söndürücüler her durumda yeterli olmayabilir. Bu nedenle sürücünün önceliği yangını söndürmek değil, güvenli şekilde uzaklaşmak olmalı. Müdahale ise eğitimli ekipler tarafından yapılmalıdır.

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 2026-2027 eğitim-öğretim faaliyetlerine ilişkin genelge yayımladı. Genelgede öğretmenlere önlük zorunluluğu getirildiği, dışarıdan sınavlara izin verilmeyeceği ve velilerin randevusuz okula giremeyeceği belirtildi

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 2026-2027 eğitim-öğretim faaliyetlerine ilişkin genelge yayımladı. Genelgede öğretmenlere önlük zorunluluğu getirildiği, dışarıdan sınavlara izin verilmeyeceği ve velilerin randevusuz okula giremeyeceği belirtildi

19.08.2026 12:28:00
Haber Merkezi
 
 Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 2026-2027 eğitim-öğretim faaliyetlerine ilişkin genelge yayımladı. Genelgede öğretmenlere önlük zorunluluğu getirildiği, dışarıdan sınavlara izin verilmeyeceği ve velilerin randevusuz okula giremeyeceği belirtildi
 Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 2026-2027 eğitim-öğretim faaliyetlerine ilişkin genelge yayımladı. Genelgede öğretmenlere önlük zorunluluğu getirildiği, dışarıdan sınavlara izin verilmeyeceği ve velilerin randevusuz okula giremeyeceği belirtildi
Millî Eğitim Bakanlığı'na (MEB) bağlı resmî ve özel okul ve kurumlarda eğitim ile öğretim faaliyetlerinin uygulanmasına ilişkin "2026-2027 Eğitim ve Öğretim Yılına İlişkin İş ve İşlemler" konulu genelge, Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin imzasıyla yayımlanarak 81 ile gönderildi.

Genelgeye göre; Meclis'te kabul edilen Çerçeve Yasa'nın ardından yasalaşan süreç, Bakanlığın hedeflerinden biri olacak. Genelgede, "1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu'nun genel amaçları başta olmak üzere Türk Millî Eğitiminin temel ilkeleri çerçevesinde ve Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin bütüncül ruhuna uygun olarak evlatların hiçbir ayrım gözetilmeksizin, anayasal vatandaşlık anlayışı ve eşitlik ilkesi temelinde, millî birlik ve beraberliğe, vatana ve kardeşlik hukukuna sahip çıkacak şuurda yetiştirilmeleri mutlak surette sağlanacak. Bu amaç doğrultusunda 2026-2027 eğitim ve öğretim yılının ilk haftası ve yıl boyunca Bakanlıkça hazırlanan uygulama kılavuzları doğrultusunda etkinlikler planlanacak ve gerçekleştirilecek" ifadeleri kullanıldı.


Velilere randevu şartı
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta yaşanan okul saldırılarının ardından çok tartışılan okullarda güvenlik konusu da genelgede yer aldı.

Buna göre; il ve ilçe yürütme kurulları eğitim öğretim yılı başında toplanarak görev ve sorumlulukları, okul ve çevresine yönelik olası riskleri gözden geçirecek ve planlamalar yapacak. Okul ortamlarında giriş-çıkışlar kontrollü sağlanacak, yaya ve araç trafiği ayrılacak, kör noktalar aydınlatılacak, acil durumlarda hızlı ve güvenli tahliyeyi sağlayacak bakım ve onarım çalışmaları ivedilikle tamamlanacak.

Okulun ve öğrencilerin güvenliğini tehdit edebilecek hususlara ilişkin ihbar ve şikâyetler değerlendirilerek önlem alınacak. Olumsuz davranışların fiil ve suça dönüşmesini engellemek üzere ilgili kurumlarla eş güdüm hâlinde koruyucu ve önleyici tedbirler hayata geçirilecek.

Veli görüşmeleri, ülke genelinde yalnızca "Okul Randevu Sistemi"üzerinden planlanarak yürütülecek. Velilerin randevusuz ziyaretlerine ve öğrencinin velisi veya vasisi olmayan kişilerin okula girişine izin verilmeyecek. Öğretmenlerin mesleki haklarının korunması ve güvenli eğitim ortamlarının sürdürülmesi amacıyla bu uygulama, tüm eğitim kurumlarında istisnasız uygulanacak.

Öğretmenlere önlük zorunluluğu
Öğretmenlere önlük zorunluluğunun da getirildiği genelgede, şu ifadeler yer aldı:

"Eğitim kurumu yöneticileri, öğretmenler ve eğitim çalışanları görevlerini yerine getirirken öğretmenlik mesleğinin saygınlığını, temsil sorumluluğunu ve öğrencilere örnek olma niteliğini gözetecek; kılık ve kıyafetlerinde mesleğin vakarına, kamu hizmetinin ciddiyetine ve toplumsal hassasiyetlere uygun hareket edecek ve önlük giyecek. Bu kapsamda eğitim ve öğretim yılı başında yapılacak öğretmenler kurulunda gerekli bilgilendirmeler yapılacak olup uygulama, millî eğitim müdürlüklerince takip edilecek ve mevzuata aykırı davranışlara izin verilmeyecek."

Bakanlık sınavları dışında sınav uygulanamayacak
Genelgede MEB tarafından hazırlananlar dışında sınav niteliğinde uygulamalara izin verilmeyeceği de duyuruldu. Genelgede şöyle denildi:

"Tüm eğitim kademelerinde Bakanlıkça belirlenen ortak sınav uygulamaları ile Bakanlık tarafından hazırlanan ölçme ve değerlendirme araçları dışında il, ilçe, okul veya sınıf genelinde öğrencileri birbirleriyle yarıştıran, sıralamaya tabi tutan ya da velilere ilave mali yük getiren deneme sınavı, hazır bulunuşluk uygulaması, tarama sınavı ve benzeri sınavların okullarda uygulanmasına veya öğrencilere satın aldırılmasına izin verilmeyecek."

Öğrenci kayıtlarının e-Okul üzerinden otomatik olarak gerçekleştirildiği hatırlatılan genelgede, velilerden kayıt parası veya başka bir ad altında zorunlu ücret talep edilmesinin mümkün olmadığı vurgulandı. Kayıt bölgeleri dışından öğrenci kaydı yapılmayacağı belirtilirken, kayıt sırasında ücret talep edildiğine ilişkin şikâyetlerin takip edilerek gerekli işlemlerin yapılacağı bildirildi.

Sınıflarda cep telefonu yasağı
Öğrencilerin sınıf içinde cep telefonu bulundurmamalarına ilişkin uygulamanın yeni eğitim öğretim yılında da devam edeceği bildirildi. Öğretmenlerin de sınıf içinde cep telefonu kullanmayacağı belirtildi. Genelgede, öğrencilerin dijital bağımlılığa karşı farkındalıklarının artırılması ve dijital imkanlardan doğru şekilde yararlanmalarına yönelik rehberlik çalışmalarına ağırlık verilmesi istendi. "Duygu-Değer Temelli Dijital Esenlik Projesi" kapsamında hazırlanan eğitim içeriklerinden de yararlanılacağı kaydedildi.

"Maarifin kalbinde oyun" teması
2026-2027 eğitim öğretim yılında "Maarifin Kalbinde Oyun" temasının esas alınacağı açıklandı. Yaş ve gelişim özelliklerine uygun, güvenli ve kapsayıcı oyun etkinlikleri ile geleneksel çocuk oyunlarına eğitim süreçlerinde yer verileceği belirtildi. Okul-aile iş birliğinin güçlendirileceği, "Ailemle Eğitim Yolculuğum" çalışmalarının da Bakanlık tarafından hazırlanan kılavuz ve etkinlik kitapları doğrultusunda yürütüleceği bildirildi.

Genelgeye göre, ortaokul öğrencileri için "Hakan ile Bilge'nin Türk Dünyası Yolculuğu", ortaöğretim öğrencileri için ise "Türk Dünyası Kültür Atlası, Bilge ve Hakan'ın Zamanı Aşan Yolculuğu" adlı materyaller ücretsiz dağıtılan ders kitaplarıyla birlikte öğrencilere ulaştırılacak. Okul dışı öğrenme ortamlarının da eğitim süreçlerine daha etkin şekilde dahil edileceği ve Bakanlığın "Okul Dışı Öğrenme Ortamları Dijital Platformu"ndaki içeriklerden yararlanılacağı belirtildi.

Mezuniyet etkinliklerinde pedagojik ve etik ilkeler gözetilecek
Okullarda yapılacak tören, kutlama, anma günü ve mezuniyet etkinliklerinde kullanılacak materyallerin ilgili kurulun onayıyla belirleneceği bildirildi. Sosyal medya paylaşımlarında pedagojik ve etik ilkelere uyulması istenirken, mezuniyet etkinliklerinin velilere ilave mali yük getirmeyecek şekilde düzenlenmesi gerektiği vurgulandı. Velilere maddi yük oluşturacak uygulamalardan kaçınılacağı, öğrencilerin belirli markalara veya yüksek maliyetli ithal kırtasiye setlerine mecbur bırakılmayacağı belirtildi. Ayrıca okullarda yönlendirme, reklam ve tanıtım organizasyonlarına izin verilmeyeceği kaydedildi.

Mesleki eğitim ve staj
Mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarında işletmelerde gerçekleştirilen mesleki eğitim ve staj süreçlerinde iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin eksiksiz uygulanacağı belirtildi. Mesleki eğitim ve staj süreçlerinin takibi amacıyla "İşletmelerde Mesleki Eğitim ve Staj (MEB-İMES)" mobil uygulamasının tüm paydaşlarca aktif ve zorunlu olarak kullanılacağı bildirildi.

Öğrencilerin doğru ve güvenilir bilgiye erişmesi, medya okuryazarlığı ve dijital iletişim becerilerinin geliştirilmesi amacıyla hazırlanan "Haberimiz Olsun" dijital platformundaki video, sesli ve yazılı içeriklerden eğitim ortamlarında yararlanılacağı belirtildi. İçeriklerin ilgili derslerin konu ve öğrenme çıktılarıyla ilişkilendirilerek eğitim süreçlerine dahil edileceği, okullarda dezenformasyonla mücadeleyi destekleyen doğru bilgiye dayalı bir medya kültürünün geliştirilmesine yönelik çalışmalar yapılacağı kaydedildi.

Genelgede ayrıca, özel eğitim ihtiyacı olan öğrenciler için okullarda "destek eğitim odaları" açılacağı, öğrencilerin Bireyselleştirilmiş Eğitim Programları dikkate alınarak eğitim süreçlerine etkin katılımlarının sağlanacağı belirtildi. Bakanlık, öğretmenlerin mesleki itibarlarının korunması ve güçlendirilmesinin de yeni eğitim öğretim yılında sürdürüleceğini bildirdi.

YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Özgür Ceylan, 20 gün içinde toplam 411 milyon 921 bin 755 lira bağış ve aidat geliri elde edildiğini açıkladı

YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Özgür Ceylan, partinin dayanışma kampanyasında 20 gün içinde 144 bin 916 bağışçı ile yeni kayıt olan üyelerden toplam 411 milyon 921 bin 755 lira bağış ve aidat geliri elde edildiğini açıkladı

19.08.2026 12:06:00
Haber Merkezi
 
 YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Özgür Ceylan, 20 gün içinde  toplam 411 milyon 921 bin 755 lira bağış ve aidat geliri elde edildiğini açıkladı
 YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Özgür Ceylan, 20 gün içinde  toplam 411 milyon 921 bin 755 lira bağış ve aidat geliri elde edildiğini açıkladı
YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Özgür Ceylan, partinin dayanışma kampanyasında 20 gün içinde 144 bin 916 bağışçı ile yeni kayıt olan üyelerden toplam 411 milyon 921 bin 755 lira bağış ve aidat geliri elde edildiğini açıkladı.

Ceylan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: "Türkiye değişim istiyor. Milletimiz Yeni Parti'yle yeni bir yol açıyor. Milletin dayanışma çağrısı büyüyor. YENİ Parti'nin dayanışma kampanyasında 20 gün içinde 144.916 bağışçı ile yeni kayıt olan üyelerimizden toplam bağış ve aidat geliri olarak 411.921.755 TL toplanmıştır. Bu bağışlar; adalet arayanların, refah içinde yaşayacakları bir Türkiye isteyenlerin, ortak iradesidir. Her bağış, 'Ben de varım' diyen vatandaşlarımızın sesi Türkiye'nin yarınlarına duyulan güvenin açık göstergesidir. Bu büyük yürüyüş kurtuluşa sevdalı bir milletin yürüyüşüdür. YENİ PARTİ Türkiye'de değişime inanan milyonların partisidir. Büyük yürüyüşümüze katkı sunan tüm vatandaşlarımıza yürekten teşekkür ediyoruz. Türkiye'nin yarınını birlikte kuracağız. Milletin partisi YENİ Parti'nin yolu açık olsun."
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.