logo
11 NİSAN 2026

Sendikalı işçinin yargı zaferi

Bursa'da, çalıştığı iş yerinde çağrıldığı odada konuşulanları cep telefonuyla kayıt altına aldığı ileri sürülen sendikalı işçi, 'şüphe feshi' adı altında kovuldu

12.03.2023 11:53:00
Sendikalı işçinin yargı zaferi
Sendikalı işçinin yargı zaferi
Bursa'da, çalıştığı iş yerinde çağrıldığı odada konuşulanları cep telefonuyla kayıt altına aldığı ileri sürülen sendikalı işçi, 'şüphe feshi' adı altında kovuldu. Mahkemenin 'haksızsın' dediği işçiye müjde Bursa Bölge Adliye Mahkemesi'nden (BAM) geldi.

Bursa'da, çalıştığı iş yerinde sendika temsilcisi olan İ.K., sendikal faaliyette bulunduğu gerekçesiyle amirleri tarafından toplantıya çağrıldı. Konuşulanları cep telefonuyla kayıt altına aldığı öne sürülen işçi için polis çağrıldı. İşveren, davacının iş akdinin davranışlarının güvensizliğe sebep olması sebebiyle şüpheden dolayı feshettiğini bildirdi. Hayatının şokunu yaşayan mağdur işçi, İş Mahkemesi'nin yolunu tuttu.

Bursa Emniyet Müdürlüğünde incelenen cep telefonundan toplantıya dair herhangi bir kayda rastlanmadığını öne süren davacı işçi, 'şüphe' gerekçesiyle işten çıkarıldığını, işverence geçerli bir sebeple dayanılmadan tesis edilen iş sözleşmesinin feshinin geçersizliğine ve işe iadesini talep etti.

Fesih sendikal sebeple yapıldığından 6356 sayılı yasanın 25/5. maddesi uyarınca işe iadeye bağlı olmaksızın ve aynı maddenin 4. Fıkrası uyarınca 2 yıllık ücretinin tutarında tazminatın belirlenmesini istedi. Kararın netleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için doğacak 4 aylık ücret ve diğer hakların ödenmesini, ayrıca yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep etti.

Davalı şirket avukatı işçinin, toplantıda kayıt alarak güvensizliğe yol açtığını ileri sürdü. Mahkeme, davanın reddine hükmetti.

Kararı davacı istinafa götürdü. Bursa BAM 12. Hukuk Dairesi emsal nitelikte bir karara imza attı. Kararda; şüphe feshinin, işverenin işçisinin suç işlediği veya iş sözleşmesine esaslı şekilde aykırı davrandığını ispatlayamadığı veya henüz ispatlayacak durumda olmadığı hallere özgü istisnai nitelikte bir fesih türü olduğu hatırlatıldı. Ciddi ve önemli olayların haklı kıldığı giderilemeyen şüphenin; güvenin yoğun olduğu iş ilişkisinde, işverenin o işçiden beklediği iş görme fiili ifadesini anlamsız hale getirdiği vurgulandı.

Kararda şöyle denildi:

"Dosya geneli itibariyle, davacının TİS yapma yetkisi almış olan sendikanın iş yeri temsilcisi olduğu anlaşılmaktadır. Feshe dayanak yapılan olayın 24.09.2019 tarihinde iş yerinde gerçekleşen toplantı esnasında, işveren yetkilileri tarafından davacının cep telefonu ile ses kaydı aldığı iddia edilerek, hemen o anda telefonu elinden alındığı, sonrasında polis çağrılmış, telefon polise teslim edilmiş ve sonrasında tarafların ifadeleri alınmıştır.

Davacıya isnat edilen eylemin davacı tarafından kabul edildiğine dair bir beyanı dosya çerçevesinde bulunmamaktadır. Kolluk birimleri tarafından davacının telefonu soruşturma çerçevesinde incelenmiş ve içerisinde herhangi bir ses kaydına rastlanılmadığı tespit edilmiştir.

Davacının ses kaydı aldığına dair tanık K.A.'nın çelişkili beyanı haricinde bir delil dosya çerçevesinde bulunmamakta olup, şüpheyi haklı kılan bir vakıayı davalı işveren ispatlayamamıştır. Dolayısıyla davacı iş akdinin feshi, haklı ve geçerli bir nedene dayanmamaktadır. Davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile reddine karar verilmesi hatalı olmuştur."

İstanbul Levent'teki çatışmaya ilişkin gözaltı sayısı 17'ye yükseldi

İstanbul Beşiktaş'taki çatışmaya ilişkin yaralı olan 2 şüpheliyle birlikte gözaltı sayısı 17'ye yükseldi

11.04.2026 08:46:00
İhlas Haber Ajansı
İstanbul Levent'teki çatışmaya ilişkin gözaltı sayısı 17'ye yükseldi
İstanbul Levent'teki çatışmaya ilişkin gözaltı sayısı 17'ye yükseldi
İstanbul Beşiktaş'taki çatışmaya ilişkin yaralı olan 2 şüpheliyle birlikte gözaltı sayısı 17'ye yükseldi.

Yürütülen soruşturma ve incelemeler çok yönlü olarak devam ediyor.

Terörle Mücadele Şubesine bağlı birimler ve istihbarat ekiplerince yapılan operasyonlarda 1 kişi daha gözaltına alındı.

Böylece gözaltı sayısı 17'ye yükseldi. Öte yandan daha önce yakalanan şüphelilerden 1'inin İzmit, 1'inin Konya, 3'ünün Kocaeli'de ve diğer 7 şüphelinin de İstanbul'da gözaltına alındığı kaydedilmişti.

Son gözaltına alınan şüphelinin de Kocaeli'den alındığı öğrenildi.

MİT, 1940 tarihli 'acele' ibareli belgeyi paylaştı

Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) resmi sitesi üzerinden 1940 yılına ait Ankara'nın Ulus semtinde yabancı bir istihbarat şüphelisi hakkında üzerinde "acele" ibaresi bulunan bir belge paylaştı

11.04.2026 08:38:00
İhlas Haber Ajansı
MİT, 1940 tarihli 'acele' ibareli belgeyi paylaştı
MİT, 1940 tarihli 'acele' ibareli belgeyi paylaştı
Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) resmi sitesi üzerinden 1940 yılına ait Ankara'nın Ulus semtinde yabancı bir istihbarat şüphelisi hakkında üzerinde "acele" ibaresi bulunan bir belge paylaştı.

Milli İstihbarat Teşkilatı, resmi sitesi üzerinden belge paylaşımlarına devam ediyor. Tarihe ışık tutmak amacıyla paylaşılan son belge ise yabancı bir istihbarat şüphelisinin Ankara'nın Ulus semtinde faaliyetlerinin açıklığa kavuşturulması amacıyla MAH Riyasetinden Ankara B Amirliğine 16 Ağustos 1940 tarihli talimat oldu.



Paylaşılan belgede kimliği henüz tespit edilmeyen ve Rus veya Bulgar olduğu anlaşılan bir şahsın Ulus meydanındaki Tan kırtasiyesinden bir fotoğraf makinesi alması, aldığı fotoğraf makinesi ile yazı kopyası ve bunun büyütülmesinin nasıl olacağı hakkında bilgi edinmeye çalışmasının dikkati çektiği belirtiliyor.

Belgede, şüpheli şahsın bir fotoğrafın büyütülerek çıkarılması için kullanılan agrandisman cihazı satın almak istemesi ve cihazın Tan kırtasiyesinde olmadığı bilgisi yer aldı. Şüphelinin yarın (17 Ağustos 1940) öğleden önce veya sonra kırtasiyeye gelip cihazı göreceği bilgisi de ayrıca belgede yer aldı.

Kısa boylu ve sarışınca olan şüphelinin teşhisi ve kimliğinin tespiti lazım olduğu belirtilen belgede, şüphelinin aldığı fotoğraf makinesi ile almak istediği agrandisman cihazı ile neler yapmakta olduğu ve neler yapacağının tespitinin ehemmiyetine vurgu yapıldı.

Karşı istihbarat çalışmaları



MİT tarafından yayımlanan belgede karşı istihbarat çalışmaları hakkında bilgiler de yer alıyor. Belgede, şüphelinin teşhisi için kırtasiye sahiplerinden istifade etmenin şüphelinin takip edildiğini anlamasına yol açabileceği belirtiliyor.

Ayrıca belgede bu sebeple mağazanın gizlice gözlenmesi ve mağaza çalışanlarından birinin dükkandan çıkarak agrandisman cihazını almak için gitmesi ile kırtasiyeye geri dönüşünün gözetilmesi ve o sırada Tan kırtasiyesinde bulunularak cihazı teslim alacak kısa boylu, sarışın şüphelinin peşini bırakmayarak kimliğini ve faaliyetlerini tespit etmeye gayret etme zarureti olduğu belirtiliyor.

"Gizli istihbarat servislerinin karakteristik mesailerinden olan alametlerden ipucu temin ederek meseleyi aydınlatmanın Ankara merkezinin uyanık ve gayretli memurlarından beklenir" ifadeleri yer alan belgede, hiç olmazsa bu alışverişin zararlı maksatla yapılmadığının tespitinin başarı olduğu belirtildi ve icabına tevessül edilmesi rica edildi.

Vatandaşlar paylaşılan belgeye MİT'in resmi sitesinde yer alan "Özel Koleksiyon" sekmesi altında bulunan "Belgeler" kısmından ulaşabiliyor.

Ankara'da ilaç fabrikasında çıkan yangın söndürüldü

Ankara'nın Sincan ilçesindeki ilaç fabrikasında çıkan yangın itfaiye ekiplerince söndürüldü

11.04.2026 03:30:00 / Güncelleme: 11.04.2026 06:21:59
AA
Ankara'da ilaç fabrikasında çıkan yangın söndürüldü
Ankara'da ilaç fabrikasında çıkan yangın söndürüldü

Alcı OSB Mahallesi 2000. Cadde'de faaliyet gösteren ilaç fabrikasında henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.

İhbar üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye, jandarma, Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Sincan Belediyesi ekipleri sevk edildi.

Yangına müdahale eden itfaiye ekiplerine, belediye ekipleri de arazözlerle destek oldu.



Ekiplerin, yaklaşık 5 saatlik çalışmasının ardından yangın kontrol altına alınarak söndürüldü.

İtfaiye ekiplerinin soğutma çalışmaları sürüyor.

Yangın nedeniyle fabrika kullanılamaz hale geldi.

Sahte kripto ağına darbe: 24 şüpheli yakalandı, 19 tutuklama

Kocaeli merkezli 9 ilde düzenlenen operasyonda, kripto yatırım vaadiyle indirtilen sahte uygulama üzerinden dolandırıcılık yapan şebekeye darbe vuruldu. 

11.04.2026 00:10:00
İhlas Haber Ajansı
Sahte kripto ağına darbe: 24 şüpheli yakalandı, 19 tutuklama
Sahte kripto ağına darbe: 24 şüpheli yakalandı, 19 tutuklama
Kocaeli merkezli 9 ilde düzenlenen operasyonda, kripto yatırım vaadiyle indirtilen sahte uygulama üzerinden dolandırıcılık yapan şebekeye darbe vuruldu. Kocaeli'de 2 kişinin 7 milyon 115 bin lira dolandırıldığı tespit edilirken, birçok ilde gerçekleştirilen baskınlarda gözaltına alınan 24 şüpheliden 19'u tutuklandı.

Kocaeli Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince yürütülen çalışmalar kapsamında, kripto yatırım vaadiyle vatandaşları dolandıran şebeke deşifre edildi. Yapılan incelemelerde, yabancı şahıslar adına çıkarılmış telefon hatları üzerinden vatandaşlarla iletişime geçen şüphelilerin kendilerini kripto yatırım firmalarının yöneticileri olarak tanıttıkları belirlendi.



Şüphelilerin, mağdurlara "MATRİX-5" isimli sahte şirkete ait uygulamayı indirttikleri tespit edildi. Uygulama üzerinden yatırım yapılacağı vaadiyle para göndermeye ikna edilen kişilerin gönderdiği paraların, şüphelilerin kurdukları kripto hesaplarına aktarıldığı belirlendi. Bu paraların daha sonra paravan altın şirketlerine ait IBAN hesaplarına gönderildiği, banka hesaplarından çekildiği ya da kuyumculardan fiziki altın alınarak sisteme sokulduğu ortaya çıkarıldı.
Soruşturma kapsamında, Kocaeli'de 2 kişinin bu yöntemle dolandırıldığı ve şüphelilere ait hesaplara toplam 7 milyon 115 bin 46 lira gönderildiği tespit edildi.

9 ilde eş zamanlı operasyon



Şüphelilerin yakalanması ve suç unsurlarının ele geçirilmesi amacıyla 7 Nisan'da 9 ilde 23 şüpheliye yönelik eş zamanlı operasyon düzenlendi. Dijital materyallerden elde edilen yeni deliller doğrultusunda Şanlıurfa'da bir kişinin daha yakalanmasıyla gözaltı sayısı 24'e yükseldi. Şüphelilerin ev ve iş yerlerinde yapılan aramalarda çok sayıda dijital materyal ile suç unsuru ele geçirildi.

19 şüpheli tutuklandı

Emniyetteki işlemleri tamamlanan 24 şüpheli, bugün adliyeye sevk edildi. Şüphelilerden 5'i adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, 19 şüpheli tutuklandı.

İstanbul'da dolu ve sağanak yağış etkili oldu

İstanbul'da etkili olan dolu yağışı vatandaşlara zor anlar yaşattı. Beyaza bürünen Sultangazi'de sürücüler, ilerlemekte güçlük çekti

10.04.2026 14:33:00
İhlas Haber Ajansı
İstanbul'da dolu ve sağanak yağış etkili oldu
İstanbul'da dolu ve sağanak yağış etkili oldu
Son günlerde bahar havasının etkili olduğu İstanbul'da bugün havanın hissedilir derecede soğumasıyla dolu sürprizi yaşandı. Kentin belli bölgelerinde etkili olan dolu vatandaşlara zor anlar yaşattı. Sultangazi beyaza büründü. Araçlar dörtlülerini yakarak ilerlemek zorunda kaldı.

Sürücüler doluyla kaplanan yolda güçlükle ilerledi. Dolu bir süre sonra yerini, sağanak yağışa bıraktı.

Dünyanın 'kaygı'sı artıyor!


 
Acıbadem Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Kurt, “113 ülkede 1.5 milyondan fazla kişiyle yapılan analizler, son yıllarda duygusal sıkıntının arttığını ancak öfke seviyelerinde anlamlı bir değişim olmadığını ortaya koyuyor" dedi. 

10.04.2026 00:10:00
MURAT ÇORBACI
 Dünyanın 'kaygı'sı artıyor!
 Dünyanın 'kaygı'sı artıyor!

Günümüzde "her zaman mutlu olma" baskısı giderek artarken, öfke çoğu zaman yanlış anlaşılan ve bastırılması gereken bir duygu olarak görülüyor. Oysa bilimsel araştırmalar, öfkenin insanın çevresine uyum sağlamasında, engelleri aşmasında ve harekete geçmesinde kritik bir rol oynadığını ortaya koyuyor.

Öfke, doğru yönetildiğinde yıkıcı değil, aksine motive edici ve işlevsel bir güç haline gelebiliyor. Araştırmalar, toplumun düşündüğünün aksine dünyanın giderek daha 'öfkeli' değil, daha ziyade 'kaygılı ve üzgün' hale geldiğini gösteriyor.

Acıbadem Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Kurt, "113 ülkede 1.5 milyondan fazla kişiyle yapılan analizler, son yıllarda duygusal sıkıntının arttığını ancak öfke seviyelerinde anlamlı bir değişim olmadığını ortaya koyuyor. Asıl sorun öfkenin varlığı değil, nasıl ifade edildiği. Öfke ifade edilmesi gereken, bastırılmaması gereken bir duygudur. Eğer öfke kontrol edilemezse ve kronik hale gelmeye başlarsa bireye ya da başka birisine zarar vermeye başlar. Öfkeyi sağlıklı bir şekilde kontrol altına almak ise mümkün" dedi.

Batı Trakya Türkleri, 41 yıldır müftülerini seçemiyor


 
Yunanistan'da Batı Trakyalı Türkler, 1985'ten bu yana uygulanan atama yöntemi nedeniyle kendi müftülerini seçemiyor. Oysa Fener Rum Patriği Türkiye'de en üst makamlar tarafından iftar davetlerinde ağırlanıyor!

09.04.2026 18:50:00 / Güncelleme: 09.04.2026 19:19:39
Haber Merkezi/AA
Batı Trakya Türkleri, 41 yıldır müftülerini seçemiyor
Batı Trakya Türkleri, 41 yıldır müftülerini seçemiyor

Yunanistan'da Batı Trakyalı Türkler, 1985'ten bu yana uygulanan atama yöntemi nedeniyle kendi müftülerini seçemiyor. Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulundan (BTTADK) yapılan açıklamada, Yunanistan hükümetinin, Dimetoka'dan sonra Gümülcine ve İskeçe'de de müftü belirleme sürecini başlatmasına tepki gösterildi.
Açıklamada, daha önce Dimetoka'da atama yapıldığı, aynı yöntemin Gümülcine ve İskeçe'de de uygulanmak istendiği belirtildi.

Yunan makamları umursamıyor bile

Yunan makamlarının azınlığın taleplerini dikkate almadığı anımsatılan açıklamada, bu süreçte azınlık temsilcileriyle hiçbir diyalog kurulmadığı vurgulandı. Açıklamada, müftü belirleme uygulamalarının hem demokratik ilkelere hem de 1913 Atina ve 1923 Lozan antlaşmaları başta olmak üzere, uluslararası hukuka aykırı olduğu ifade edildi. Yaklaşık 40 yıldır çözülemeyen bu sorunun azınlıkta ciddi bir hayal kırıklığı yarattığı kaydedilen açıklamada, müftülük meselesinin azınlığın dini ve toplumsal kimliği açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekildi.

Açıklamada, 1985'ten bu yana uygulanan atama yönteminin, azınlığın kendi müftüsünü seçme hakkını ortadan kaldırdığı belirtilerek çözüm için azınlığın iradesine dayalı, kapsayıcı ve diyalog temelli bir yaklaşım çağrısı yapıldı. Yunanistan'da Batı Trakya Türklerinin müftüleri ve vakıf yöneticileri, devlet tarafından atanıyor. Azınlık ise bu uygulamaya karşı çıkarak dini liderlerini kendilerinin seçmesi gerektiğini savunuyor.

Bakanlıktan sadece tepki var!

Türkiye Dışişleri Bakanlığı da Yunanistan'ın Batı Trakya Türk Azınlığı'nın seçtiği müftüleri tanımayarak Lozan Barış Antlaşması'yla teminat altına alınan hak ve özgürlüklerini hiçe saydığını belirterek, Yunan makamlarına bu yanlış yoldan geri dönme çağrısında bulundu.

İzmir'deki polis merkezi saldırısında sanıklar hakim karşısında

İzmir'in Balçova ilçesinde 3 polisin şehit düştüğü silahlı saldırıya ilişkin davanın sanıkları ilk kez hakim karşısına çıktı. Olayın faili tutuklu sanık E.B. mahkemedeki savunmasında, "Terör örgütüne üye değilim ancak DEAŞ'ı seviyorum. Polislerin kafir olduğunu biliyorum, ayrıca bu eylemden hiçbir haberi ve yönlendirmesi olmayan ailemi de kafir olarak görüyorum" dedi

09.04.2026 15:01:00
İhlas Haber Ajansı
İzmir'deki polis merkezi saldırısında sanıklar hakim karşısında
İzmir'deki polis merkezi saldırısında sanıklar hakim karşısında
Balçova ilçesinde 8 Eylül 2025 sabahı şüpheli E.B. (17) pompalı tüfekle polis merkezine ateş açtı. Saldırıda polis memurları Hasan Akın ve Ömer Amilağ ile silah sesleri üzerine bölgeye giden 1. Sınıf Emniyet Müdürü Muhsin Aydemir şehit oldu. Çıkan çatışmada şüpheli bacaklarından vurularak etkisiz hale getirildi. Olayın ardından hazırlanan 58 sayfalık iddianamenin kabul edilmesiyle sanıklar bugün hakim karşısına çıktı. İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada tutuklu sanık E.B. (17), tutuklu babası N.B. ve tutuksuz annesi A.B. müşteki avukatları, mağdur aileler ve saldırıda yaralanan polis memuru Murat Dağlı hazır bulundu. İddianamede adı geçen diğer 10 sanığın dosyası ise bu davadan ayrıldı. Sanıklar hakkında 'anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs', 'kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle tasarlayarak öldürme' ve 'öldürmeye teşebbüs' suçlarından 4'er kez ağırlaştırılmış müebbet ile 261'er yıla kadar hapis cezası talep edildi.

"Talimat almadım, DEAŞ'ı seviyorum"

DEAŞ örgütüyle organik bir bağlantısının bulunmadığını örgütün ideolojisini benimsediğini ve eylem kararını Ebubekir el-Bağdadi'nin çağrısı üzerine aldığını belirten tutuklu sanık E.B., "Anayasa'nın kaldırılmasına teşebbüs etmedim ve terör örgütüne üye değilim ancak DEAŞ'ı seviyorum. Faaliyetlerini ve örgüt liderlerinin videolarını internetten takip ediyordum. El Bağdadi'nin 'Türkiye'ye saldırın' şeklindeki paylaşımını gördüğüm için bu eylemi gerçekleştirdim. Bana doğrudan kimseden talimat gelmedi. Müslümanlara operasyon yapıldığı için devleti temsil eden en yakın karakola saldırmaya karar verdim" ifadelerini kullandı.

"Ailemi de kafir olarak görüyorum"

Saldırı hazırlıklarına yaz aylarından itibaren başladığını ve eylemde kullanmak amacıyla özel olarak patlayıcı yapımını öğrendiğini ifade eden E.B., "Silah kullanmayı havalı tabancalarla öğrendim. Tüfek fişeklerini ağustos ayında aldım ve bu olayda kullanmak için bomba yapıp hazırladım. Başlangıçta fuar veya barlara saldırmayı düşünsem de karakola saldırma kararını olay günü sabahı verdim. Sosyal medyada paylaştığım metni de ağustos ayında hazırladım. Polislerin kafir olduğunu biliyorum, ayrıca bu eylemden hiçbir haberi ve yönlendirmesi olmayan ailemi de kafir olarak görüyorum" şeklinde konuştu.

"Oğlum radikal eğilimliydi"

Oğlunun eylemlerinden dolayı utanç duyduğunu ve önceden bilmesi halinde kendi canı pahasına buna engel olacağını vurgulayan tutuklu sanık N.B., "Şehitlerin hepsini tanıyorum. DEAŞ en nefret ettiğim örgüttür ve anayasal düzene karşı değilim. Oğlum namaz kılardı ancak terörist düşüncelere sahip olduğunu bilmiyordum. Öğretmenleri beni okula çağırıp oğlumun radikal eğilimleri olduğunu söylediklerinde, durumun farkında olduğumu ilettim. Öğretmenlerine Atatürk'ü sevmediğimi ancak ona karşı bir kinim veya nefretim olmadığını da söyledim. Oğluma silah kullanmayı doğrudan ben öğrettim diyemem, astım hastası olduğu için onu ormanda kuş avına götürüyordum. İnternetteki oyunlarda gördüğü silahları benden istiyordu, ben de alıyordum. Evdeki tüfek fişeklerini, ülkede her zaman darbe ihtimali olduğunu düşünerek darbe döneminde önlem amacıyla alabildiğim kadar almıştım, en son bu yaz oğlumun isteği üzerine tekrar kurşun temin ettim. Boncuk atan tabancayı ise sabahları işe giderken korkan eşime, gerçeğe benzediği için yanında bulundurması amacıyla almıştım. Aslında milliyetçi bir çocuk olan oğlum, benden sürekli savaş malzemeleri, hatta uçaksavar ve benzeri silahlar istiyordu" şeklinde konuştu.

"Evde kar maskesiyle geziyordu"

Oğlunun işlediği suçtan dolayı büyük bir utanç ve telafisi olmayan bir pişmanlık duyduğunu belirten tutuksuz sanık A.B., "Çocuğumun can almasına inanamıyorum ve bu olaylar hakkında hiçbir ön bilgim yoktu. Onun radikalleştiğine dair hiçbir şüphem olmamasına rağmen, kendisini DEAŞ videoları izlerken gördüğümde kızarak uyarmıştım. Evde sürekli kar maskesi takıp özel harekatçılara özenen oğlum, tam bir asker edasıyla hareket ediyordu. Evime hiçbir zaman silah girmesini istememiş olsam da ona silah kullanmayı bizzat babası öğretmişti. Tüm bu tablonun içinde ondan şüpheleneceğimiz somut bir durum görmediğimiz için polise herhangi bir bildirimde bulunmadık" ifadelerini kullandı.

"Vururken tekbir getirdi"

Ailenin mağdur edebiyatı yaptığını ve şüphelinin saldırı esnasında tekbir getirdiğini vurgulayan yaralı polis memuru Murat Dağlı, "Bu aile mağdur değil, mağdur edebiyatı yapıyor. Kesinlikle milliyetçiliğe sığınmasınlar. Öğretmenleri uyarmasına rağmen aile hiçbir önlem almamış. Şüphelide hiçbir pişmanlık belirtisi yok, onun çocuk olduğunu da düşünmüyorum. Şüphelinin telefonunda çözülememiş gizli bir mesajlaşma uygulaması olduğunu duydum. Şüpheli beni vururken tekbir getirdi, ben attığı kurşunla yaralandıktan sonra ona ateş ettim. Anne ve babasının ruh sağlığının araştırılmasını istiyorum" ifadelerini kullandı.

"Silahını kasada saklardı"

Eşinin silahını evde her zaman kasada sakladığını ve karşı tarafın çocuklarına silah eğitimi vermesinin bu trajediye zemin hazırladığını vurgulayan şehit polis Hasan Akın'ın eşi Şule Akın, "1 yaşında ve 6 yaşında iki çocuğu var. Eşim polisti ve silahını eve getirdiğinde her zaman kasada saklardı. Ancak onlar çocuklarına silah kullanmayı öğretmiş, bu yüzden olayın ilk adımı atılmıştır. Babası milliyetçi olduğunu söylüyor, neden ona karşı böyle bir nefretleri var' Kafir dediği polis, beş vakit namazını kılan birisiydi" açıklamasında bulundu.

Bursa Büyükşehir Belediyesi AKP'ye geçti

Bursa Büyükşehir Belediyesi, AK Parti'ye geçti. AK Parti'nin adayı Şahin Biba, bugün yapılan başkanvekili seçiminde 61 oy alarak göreve seçildi

09.04.2026 14:05:00
Haber Merkezi
Bursa Büyükşehir Belediyesi AKP'ye geçti
Bursa Büyükşehir Belediyesi AKP'ye geçti
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı CHP'li Mustafa Bozbey, "suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme" ile "rüşvet alma" suçlamaları kapsamında tutuklanmış ve İçişleri Bakanlığı tarafından görevden uzaklaştırılmıştı. Bu gelişme üzerine Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi, bugün olağanüstü toplantıyla başkanvekili seçimine gitti.

Seçimde AK Parti, Nilüfer Belediye Meclis Üyesi ve Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi üyesi Şahin Biba'yı aday gösterdi. CHP grubunun aday çıkarmama ve protesto kararı nedeniyle oylama ağırlıklı olarak AK Parti grubunun katılımıyla gerçekleşti. Biba, meclis aritmetiğinde Cumhur İttifakı'nın çoğunluğu sayesinde başkanvekili seçildi.

Böylece, 47 yıl aradan sonra CHP'ye geçen Bursa Büyükşehir Belediyesi yönetimi yeniden AK Parti'ye geçmiş oldu. Seçilen başkanvekili, Mustafa Bozbey'in hukuki süreci sonuçlanana kadar görevini vekaleten yürütecek. Seçim öncesi geçici olarak Vali Yardımcısı Hulusi Doğan belediye işlerini yürütüyordu.

Şahin Biba kimdir?

Şahin Biba, mimarlık kökenli bir isim. Uzun yıllardır Bursa yerel siyasetinde aktif rol alıyor. Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi'nde meclis çalışmaları, grup sözcülüğü ve İmar ve Bayındırlık Komisyonu Başkanlığı gibi görevlerde bulundu. AK Parti teşkilatlarında da çeşitli kademelerde yer aldı. Yerel yönetim tecrübesiyle tanınan Biba'nın adaylığı, Ankara'daki görüşmeler sonrası netleşti.

BTP vuslatının 6. Yılında kurucu lideri Prof. Dr. Haydar Baş'ı anıyor

Bağımsız Türkiye Partisi  (BTP) kurucu lideri Prof. Dr. Haydar Baş'ı vefatının 6. yılında anıyor. 10-17 Nisan arası 'Prof. Dr. Haydar Baş'ı Anma Haftası' ilan edildi. Bu kapsamda 81 ilde ve yurtdışında anma programları düzenlenecek. BTP Genel Başkan Hüseyin Baş, 14 Nisan Salı günü İstanbul Cevahir Kongre Merkezinde gerçekleşecek büyük anma programına katılacak

09.04.2026 12:18:00 / Güncelleme: 09.04.2026 12:23:40
Haber Merkezi
BTP vuslatının 6. Yılında kurucu lideri Prof. Dr. Haydar Baş'ı anıyor
BTP vuslatının 6. Yılında kurucu lideri Prof. Dr. Haydar Baş'ı anıyor
Bağımsız Türkiye Partisi  (BTP) kurucu lideri Prof. Dr. Haydar Baş'ı vefatının 6. yılında anıyor. 14 Nisan 2020'de Hakk'a yürüyen Haydar Baş için 81 ilde ve yurtdışında anma etkinlikleri düzenleniyor. 14 Nisan Salı günü ise İstanbul Cevahir Kongre Merkezinde BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın da katılımıyla büyük bir anma programı yapılacak.

Konuyla ilgili olarak BTP Sözcüsü Lütfullah Önder'den açıklama geldi. Parti genel merkezinden basın açıklaması yapan Önder şunları söyledi:

"10-17 Nisan Prof. Dr. Haydar Baş'ı anma haftası"

"Kurucu liderimiz, baş hocamız Prof. Dr. Haydar Baş'ı vefatının 6. yılında rahmetle, özlemle, minnetle anıyoruz. Bu kapsamda 10-17 Nisan tarihlerini Prof. Dr. Haydar Başı'ı anma haftası olarak ilan ettiğimizi bir kez daha ifade etmek isteriz. Bu çerçevede 81 ilimizde ve yurt dışı temsilciliklerimizde birçok etkinlik ve program düzenlenecek, Kur'an tilavetleri yapılacak, mevlitler okunacak. Salon programlarıyla da Haydar Baş'ın fikirleri konuşulacak, anlatılacak. Vefat yıldönümü olan 14 Nisan Salı günü Cevahir Kongre Merkezinde BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın da katılacağı geniş kapsamlı büyük bir program icra edeceğiz.

"Öngörüleri bir bir gerçekleşmiştir"

Özellikle bu yıl Prof. Dr. Haydar Baş'ın fikirleri çok daha iyi anlaşılır olmuştur. Öngörülerinin bir bir gerçekleştiğini gördük. Bu yılki anma programlarında O'nun Tevhidin Merkezi Ehl-i Beyt'tir fikrini ve Milli Ekonomi Modelinin bir parçası olan milli paralarla ticaret fikrini özellikle işleyeceğiz.

"Milli paralarla ticaret ABD'nin kağıttan imparatorluğunu yıktı"

Özellikle Amerika-İran Savaşı'nda gördük ki bu savaşın temel nedeni milli paralarla ticarettir. Haydar Baş 15 sene önce, 'Amerika'nın tasarımını bozdum. Amerika için sonun başlangıcı başlamıştır' demişti milli paralarla ticaret fikri için. Çünkü 2005'te milli paralarla ticaret fikri ilk kez o dile getirildi. Ekonomi literatürüne o kazandırdı. 2009'da Rus heyetine, 'Milli paralarla ticareti başlatmazsanız ABD karşısında güç elde etmeniz mümkün değil' dedi ve onları ikna etti. 2009'da Rusya ile Çin arasında başlayan milli paralarla ticaret anlaşması daha sonra BRICS ülkelerinin şekillenmesine neden oldu. Buna başka ülkeler de eklendi.

Venezuela'ya yapılan operasyonun nedeni milli paralarla ticarettir. İran'a yapılan bu saldırının temel nedeni de milli paralarla ticarettir. Ama artık bu tılsım bozuldu. Sayın genel başkanımızın ifadesiyle Amerika'nın kağıttan, yeşil kağıttan imparatorluğu yıkılma sürecine girdi. Çünkü devletler milli paralarla ticaret diye bir çözümün, bir formülün varlığından haberdar oldu. Bunu uygulamaya başladı. Bu nedenle bu yıl özellikle Milli Ekonomi Modeli'nin öngördüğü milli paralarla ticaret fikrini anlatacağız.

"Sünninin de Şiinin de ortak paydası Ehl-i Beyt"

Diğer taraftan emperyalizmin bu bölgedeki en büyük hedeflerinden biri olan Şii-Sünni ayrımı ve çatışması. Bunun önüne geçmek için kurucu liderimiz, 'Tevhidin merkezi Ehl-i Beyt'tir. Ehl-i Beyt etrafında Şiinin de Sünninin de buluşması gerekir.' dedi. Bunun fikri, tarihi, temellerini anlatmak üzere on binlerce sayfalık Ehl-i Beyt külliyatını yazdı. Bu kapsamda  konferanslar, uluslararası konferanslar düzenledi. Bugün işte bu savaşla birlikte Ehl-i Beyt etrafında buluşmanın ne kadar önemli olduğunu, Ehl-i Beyt'in Sünni dünyasının da Şii dünyasının da en büyük ortak paydası olduğunu bir kez daha görmüş olduk."
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.