HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 25 MAYIS 2022, ÇARŞAMBA

Şifre: Atatürk ve din

15.02.2013 00:00:00
Cumhuriyetin kuruluşundan bu tarafa, saltanat ile cumhuriyetin kavgasını dindarlar ile dinsizlerin kavgası imiş gibi gösterildi. Cumhuriyeti kuran Atatürk ve Atatürk’ün mensup olduğu ve cumhuriyeti kollama ve koruma görevi verdiği ordu “dinsiz” gösterildi. Dindar insanlar ise, devlete, Atatürk’e karşı, cumhuriyete karşı gösterildi. Özellikle Atatürk’ün ölümünden sonra, bir taraftan devlet gücünü kullanarak dinsizlik yapanlar ve özelikle cumhuriyeti dine karşı bir rejim olarak göstermeye çalışanlar olduğu gibi diğer yandan da din kisvesi altında devlet, cumhuriyet, asker, Atatürk düşmanlığı yapanlar oldu.
Mevcut iktidarın beslenip büyüdüğü bahçe olan milli görüş fikrinin temel sloganları “Bir insan hem laik hem Müslüman olmaz”, “dinsiz devlet yıkılacak elbet” idi. Dinsiz olan Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yıkılıp yeniden Osmanlı’nın kurulması fikri bu akımın temelini oluşturuyordu.  
Diyebiliriz ki, Atatürk’ün ölümünden sonra devlet adına söz söyleyen hemen herkes din düşmanlığı yaptı, din adına söz söyleyen hemen herkes ise devlet düşmanlığı yaptı. İki taraf da kendi yanlış tezini desteklemek için, devleti kurucusu Atatürk’ü dinsiz gösterdi. Başka bir deyişle, devlet gücünü kullanarak kendi dinsizliğini ve din düşmanlığını ortaya koyanlar, kendi kafalarında oluşturdukları Atatürk’ün arkasına saklandılar. Devlet ile problemi olan ekalliyet ruhlu bazı kişilerde dindarlık kisvesi arkasına saklanmış, kendi kafalarında oluşturdukları dinsiz Atatürk’ü hedef göstererek rahatça devlet düşmanlığı yaptılar.
Gelinen son noktada, yıllardır devlet düşmanlığı yapan dinciler devletin başına geçti, her alanda söz sahibi oldu ve dinsiz devletin yıkılma, Osmanlı’nın kurulma zamanı geldi. Yıllardır “Lozan başarı mı hezimet mi?” sorularıyla milleti bugüne hazırlayanlar sahnenin ön tarafına geçti. Lozan’da alınamayan Musul ve Kerkük’ü alacak, Türkiye’nin sınırlarını genişletecek Yeni Osmanlı’nın kuruluşunu sağlayacak BOP’u, Allah’ın büyük nimeti olarak millete anlatmaya başladılar. Yıllardır Atatürk’ü dinsiz olarak tanıyan, Atatürk ismi ve kurduğu cumhuriyet kullanılarak dindar olduğu için ezilen, baskı altında tutulan millet, dinini daha iyi yaşayacağını sanarak bilinç altında çoktan yeni Osmanlı’yı kabul etmiş durumda.
Osmanlı’nın din kaynaklı bir devlet olduğu, Atatürk’ün gelip dindar Osmanlı’yı yıkıp yerine kendisi gibi dinsiz Türkiye Cumhuriyeti Devletini kurduğu, dinsizlik olan laikliği getirdiği düşüncesi ve duygusu yaklaşık 100 yıl süren uğraş ile milletin bilinç altına işlendi.
“Türkiye’nin üniter yapısı bozuluyor, Türkiye bölünüyor, federasyon oluyor” diyorsunuz. Millet, “Osmanlı da federasyon ile yönetiliyordu. Hem federasyon olursak, Kuzey Irak, Kuzey Suriye de bize bağlanacak, Osmanlı’nın hakim olduğu alana hakim olacağız, sınırlarımız genişleyecek” bilinç altı ile bakıyor.
“Başkanlık sistemi ve yargı paketi düzenlemeleri ile kuvvetler ayrılığı ilkesi ortadan kalkıyor, krallık benzeri bir yönetim şekli getiriliyor” diyorsunuz. “Osmanlı’da da saltanat vardı. Padişah vardı, bu pek de kötü bir şey değil” bilinç altı ile bakıyor.  
Millete, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti tasfiye ediliyor, devlet yıkılıyor” diyorsunuz. Millet, “Atatürk’ün dinsiz devleti yıkılacak yerine dindar Yeni Osmanlı devleti kurulacak” bilinç altı ile olaya bakıyor.
Dindar olan milletin ve dinsizlik yapan bir kısım cumhuriyetçilerin bilinç altı bu şekilde programlanmış. Saflar net bir şekilde oluşmuş, herkes bu tanımlama ve sınıflama içinde kendine yer bulmuştur.  
Bu sınıflama ve tanımlamanın dışında kalan bir tek istisna var: Prof. Dr. Haydar Baş. Hem sonuna kadar dindar, hem de Atatürkçü, cumhuriyetçi, devletçi. Önceleri iki taraf da Haydar Hoca’nın rol yaptığını düşündüler. Baktılar rol değil. Bu insan fikirlerinde samimi ve ısrarlı. Bu sefer “karşı taraf adına bu fikirleri söylüyor” dediler. Karşı tarafı, o tarafı, bu tarafı, her tarafı alt üst ettiler. Baktılar Haydar Hoca’nın bu kavgada mensup olduğu bir taraf yok. Hard diskler bozulmaya, bilinç altındaki programlar bir bir çökmeye başladı.
Şimdi de Milli Kahramanlar Programları ile Haydar hoca, her gittiği yerde Atatürk’ün dindar kimliğini ortaya koyuyor. Çünkü devleti tavsiye etmek isteyenlerin insanların bilinç altına yerleştirdikleri programın şifresini çözdü: “Dinsiz Atatürk.” Milletin beynindeki bu virüsü yok etmenin şifresini de buldu: “Dindar Atatürk.”
Onlar “dinsiz Atatürk’ün devletini yıkacağız” deyip milleti Yeni Osmanlı fikri etrafında toplamaya çalışırken, Haydar Hoca da, “dindar Atatürk’ün devletine sahip çıkacağız” diyerek milleti devletin etrafında topluyor.
Çoğunluk o tarafta, güç o tarafta, ancak kazanan bu taraf olacak.
Göreceksiniz.  
Bu kadar emin nasıl mı konuşuyorum?
Ateşi su, suyu ateş gösterenlerin ateşinden kim korkar ve gücüne kim inanır!
Ve Mutlak Güç Sahibini arkasına alandan daha güçlü kim olabilir! 
 
Lütfullah Önder / diğer yazıları
- Ekonomik kurtuluş savaşı -5- / 10.01.2022
- Ekonomik kurtuluş savaşı -3- / 08.01.2022
- Ekonomik kurtuluş savaşı / 06.01.2022
- Ekonomide ağır faturalar ödemeye hazır mısınız? / 18.11.2021
- Sistem yanlış / 11.11.2021
- Liberalizm sebep, yoksulluk sonuçtur / 10.11.2021
- Hakikatin önemsizleşmesi / 23.08.2021
- Yalanın siyaseti / 17.08.2021
- Atatürk’ten dersler / Lozan Zaferi / 26.07.2021
- Atatürk’ten dersler: Feda etmeyi göze almadan başarı gelmez / 23.06.2021
- Atatürk’ten dersler / 16.06.2021
- Kleptokrasi / 04.05.2021
- Yolsuzluk ve yoksulluk / 03.05.2021
- Soygun bu sistemin doğasında var / 26.04.2021
- Hırsızı koruyan sistem / 20.04.2021
- Devletlerin kanserli hücresi: Yolsuzluk / 19.04.2021
- Oyun içinde oyun / 14.04.2021
- İyi polis, kötü polis / 12.04.2021
- Saltanat-Cumhuriyet kavgası - 10 / 06.04.2021
- Saltanat Cumhuriyet Kavgası - 9 / 05.04.2021
- Saltanat Cumhuriyet kavgası - 8 / 31.03.2021
- Saltanat Cumhuriyet kavgası - 7 / 30.03.2021
- Saltanat Cumhuriyet kavgası - 6 / 23.03.2021
- Saltanat-Cumhuriyet kavgası - 5 / 22.03.2021
- Saltanat cumhuriyet kavgası-4 / 16.03.2021
- Saltanat cumhuriyet kavgası - III / 15.03.2021
- Saltanat cumhuriyet kavgası - II / 09.03.2021
- Saltanat-Cumhuriyet kavgası / 08.03.2021
- 2023 hedefi ve uzay yolculuğu - 2 / 03.03.2021
- 2023 hedefi ve uzay yolculuğu / 02.03.2021
- Demokratik devlet, kurumların güçlü olduğu devlettir / 25.02.2021
- Demokratik krallık / 24.02.2021
- Sığınılacak liman kalmadı / 22.02.2021
- Demokratik anayasa demokratik şartlarda yapılır / 16.02.2021
- Anayasa ve hukuk devleti / 15.02.2021
- Türkiye'nin geleceği, Geleceğin Türkiye'si / 08.01.2021
- 2020’nin ardından / 07.01.2021
- Hüseyin Baş / 27.04.2020
- Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak! / 18.04.2020
- Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak - V / 17.04.2020
- Gösterdiği yolda koşmaya devam edeceğiz / 16.04.2020
- Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak - IV / 15.04.2020
- Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak - III / 14.04.2020
- Sayın hükümet, istifa edebilir misiniz! / 13.04.2020
- Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak - II / 12.04.2020
- Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak - I / 11.04.2020
- Sömürü MEM ile bitecek - 2 / 09.04.2020
- Sömürü MEM ile bitecek - 1 / 08.04.2020
- Karanlığın hükmü aydınlığa kadardır! / 07.04.2020
- İstismar / 28.04.2019
- Mezardaki seçmen / 13.04.2019
- Seçim mi dediniz! / 30.06.2018
- Bu seçimde kime oy verelim? / 21.06.2018
- Kör ve sağır kopyacılar -Taklitler aslını yaşatır- / 06.06.2018
- Kör ve sağır kopyacılar -İktibas ve iltibasçılar borsası- / 05.06.2018
- Milli Ekonomi Modeli'ne kör kopyacılar -İltibas ve iktibasta son nokta- / 04.06.2018
- Kör ve sağır kopyacılar -Döviz artışının sebebi ve çözümü- / 03.06.2018
- Milli Ekonomi Modeli'ne kör kopyacılar -Dış ticarette milli para- / 02.06.2018
- Milli Ekonomi Modeli'ne kör kopyacılar -Milli Para ve tercüme para- / 01.06.2018
- Milli Ekonomi Modeli'ne kör kopyacılar -40 yıllık emek- / 31.05.2018
- Nisan yağmuru / 30.05.2018
- Filistin ve samimiyet / 18.05.2018
- Talih dönerse; yel götürür, sel götürür el götürür / 01.05.2018
- Yalana teslim olmak / 20.04.2018
- Darbe döneminin gerisindeyiz-II / 02.04.2018
- Darbe döneminin gerisindeyiz-I / 01.04.2018
- Ehline sorun / 17.02.2018
- Terörü kararlılık bitirir / 16.02.2018
- Mehteran / 15.02.2018
- 'Doğru ama yaptırmazlar' / 14.02.2018
- Kan kaybeden adalet / 06.01.2018
- Ah! Osmanlı! / 25.05.2017
- Türk milleti olarak minnettarız / 23.05.2017
- Atatürk ve Prof. Dr. Haydar Baş / 18.05.2017
- Nitelikli hakim ve savcı / 05.05.2017
- İnsanca yaşamak ve asgari ücret / 04.05.2017
- Nitelikli hakim ve savcı / 25.04.2017
- At ve Üsküdar / 19.04.2017
- Türkiye'nin önünde iki örnek / 11.04.2017
- Ölçüsüzlük / 02.08.2016
- Fırıldak / 30.07.2016
- Piyon / 26.07.2016
- Rota değişikliği / 01.07.2016
- Saltanat ve Cumhuriyet / 02.06.2016
- Çare ve çözümün adresi BTP / 25.05.2016
- 31 Mart: Karanlık gün / 04.04.2015
- Omurgasız siyaset / 02.10.2014
- Somadaki faciada, Hükümetin siyasi ve hukuki sorumluluğu / 18.05.2014
- Başbakan, 'Ben devleti yönetemiyorum' diyor / 01.03.2014
- Çatırdayan devlet ve istiklal mücadelesi / 28.12.2013
- Değişim ve dönüşüm - II / 15.12.2013
- Dönüşüm ve yıkım / 14.12.2013
- Saddam'dan ders almak / 17.11.2013
- Dini nikah ve zina / 08.11.2013
- Tünelden önceki son çıkış / 24.09.2013
- Tuz kokarsa / 19.09.2013
- Kara leke / 14.09.2013
- Kazanmak yok savaşmak var / 01.09.2013
- Haçlı Safına asker toplayan Müslüman (!) / 31.08.2013
- Öküz öldü, ortaklık bozuldu / 21.07.2013
- Tayyip 'Teyyip' oldu / 15.06.2013
- Orantısız güce karşı orantısız zeka / 13.06.2013
- Türk baharının sonbaharı / 12.06.2013
- Uyuyan medya halkı uyutmak için uyandı / 06.06.2013
- Federasyonu millete hazmettirme süreci / 05.03.2013
- Terörle mücadele, AKP ve Apo / 04.03.2013
- Şifre: Atatürk ve din / 15.02.2013
- BTP’nin aldığı oy + İman, kaç eder? / 14.02.2013
- Müslüman Türk milletini Hıristiyan olmaktan kim kurtardı? / 25.01.2013
- Binlerce Müslüman-Türk din değiştirdi / 23.01.2013
- Ateistti, nurcu oldu, şimdi başpastör… / 13.01.2013
- “AKP’nin dine hizmeti(!)” yazısındaki bilgilere nasıl ulaştım? / 11.01.2013
- AKP; nereden nereye… / 10.01.2013
- AKP’nin dine hizmeti(!)-III / 07.01.2013
- AKP’nin dine hizmeti(!) - II / 06.01.2013
- / 04.01.2013
- 10 yıllık AKP iktidarının karnesi-II / 04.01.2013
- 10 yıllık AKP iktidarının karnesi-I / 03.01.2013
- Şeb-i Arus / 21.12.2012
- Fotoğrafın tamamını görmek ve okumak -VI / 12.12.2012
- Fotoğrafın tamamını görmek ve okumak-V / 11.12.2012
- Fotoğrafın tamamını görmek ve okumak-IV / 10.12.2012
- Fotoğrafın tamamını görmek ve okumak-III / 08.12.2012
- Fotoğrafın tamamını görmek ve okumak-II / 07.12.2012
- Fotoğrafın tamamını görmek ve okumak-I / 06.12.2012
- İmam Hüseyin’in safında olabilmek… / 29.11.2012
- Bölenler ve birleştirenler / 26.11.2012
- Hem laik, hem müslüman / 15.02.2012
- Yazıklar olsun! / 25.01.2012
- Dava adamı Denktaş / 21.01.2012
- Yanlışta ısrar / 19.01.2012
- Hukuk devleti / 16.01.2012
- Viraj / 12.01.2012

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

15.02.2012, 15.02.2011, 15.02.2010, 15.02.2009, 15.02.2008, 15.02.2007, 15.02.2006, 15.02.2005, 15.02.2004, 15.02.2003, 15.02.2002, 15.02.2001, 15.02.2000, 15.02.1999, 15.02.1998, 15.02.1997, 15.02.1996, 15.02.1995, 15.02.1994


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2022

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.