Hak adına haykırmak, hakikati dört bir yana yaymak için hangi zamanı ve zemini beklemektesin?
Zalimin elini tutmak, kolunu zayıflatmak ve dolayısıyla mazlumları rahatlatmak için bildiğin doğruları, şahit olduğun gerçekleri konuşup yazmanın zamanı ne zaman gelecek?
Asırlardan beridir ki bu toplumda nice cücelerin dev, devlerin ise cüce, nice cahillerin alim ve nice alimlerin ise cahil, nice korkakların kahraman ve nice kahramanların korkak, nice zalimlerin mazlum ve nice mazlumların zalim olarak tanıtıldığını bildiğin, zihinlerin iğfal edildiğine bizzat şahit olduğun halde daha ne zamana kadar susmayı düşünüyorsun, ölüm seni suskunluğun devam ederken yakalarsa ne yapacaksın?
Adına "İslami hayat" dediğin bu yaşam biçiminin, öteden beri Emevi dayatmaları ile şekillenmiş, bir çok hurafe ile tanınmaz hale sokulmuş bir tür "uydurulmuş din" olabileceği ihtimalini neden düşünmüyor, neden sorgulama zahmetine katlanmıyorsun?
Yanlış gidişata dur demek için, toplumu yanlışa sürükleyenleri ifşa etmek, hilelerini açık etmek için neyi beklemektesin? Bana değmeyen yılan bin yaşasın mantığı ile ömrünü tüketirsen o yılanın bir gün sana ve soyundan birilerine, din kardeşlerine dokunacağını akıl edemiyor musun?
Dualarında ısrarla talep ettiğin "sırat-ı müstakime" yönelmek, yolunu o tarafa düşürmek için neden kılını dahi kıpırdatmıyorsun? Dosdoğru yol mu senin ayağına gelecek yoksa sen mi gayret edip o yola dahil olacaksın?
Doğruları söylemek, gerçekleri yazmak ve yaymak için yaşadığın ömürden başka bir ömür daha verilmeyeceğini bildiğin halde hangi uygun zamanı bekliyorsun?
Müminleri bırakıp Yahudi ve Hıristiyanları dost edinenlerle beraber iken, ümmetin kaynaklarını ecnebilere peşkeş çekenlerle, nice yetim ve yoksulu küresel tefeci şirketlere soyduranlarla yol arkadaşlığına devam ederken Azrail kapını çalarsa ne yapacaksın?
Kendini; "Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının ve doğrularla beraber olun" (Tevbe:119) ayetine muhatap kabul ederek girdiğin yolu, yol arkadaşlarını, beraber iş tuttuğun çevreni yeniden gözden geçirmek için daha ne bekliyorsun?
"Tağut'a ibadet etmekten kaçınıp gönülden Allah'a yönelenlere müjdeler var! O halde sözü dinleyip sonra da en güzelini tatbik eden kullarımı müjdele! İşte onlardır Allah'ın hidâyetine mazhar olanlar ve işte onlardır akl-ı selim sahibi olanlar" (Zümer: 17-18) ayetini kulağına küpe yaparak "sözün en güzeline uymak için" zamanın kalmamış olabilir, elini çabuk tut.
Zalimin elini tutmak, kolunu zayıflatmak ve dolayısıyla mazlumları rahatlatmak için bildiğin doğruları, şahit olduğun gerçekleri konuşup yazmanın zamanı ne zaman gelecek?
Asırlardan beridir ki bu toplumda nice cücelerin dev, devlerin ise cüce, nice cahillerin alim ve nice alimlerin ise cahil, nice korkakların kahraman ve nice kahramanların korkak, nice zalimlerin mazlum ve nice mazlumların zalim olarak tanıtıldığını bildiğin, zihinlerin iğfal edildiğine bizzat şahit olduğun halde daha ne zamana kadar susmayı düşünüyorsun, ölüm seni suskunluğun devam ederken yakalarsa ne yapacaksın?
Adına "İslami hayat" dediğin bu yaşam biçiminin, öteden beri Emevi dayatmaları ile şekillenmiş, bir çok hurafe ile tanınmaz hale sokulmuş bir tür "uydurulmuş din" olabileceği ihtimalini neden düşünmüyor, neden sorgulama zahmetine katlanmıyorsun?
Yanlış gidişata dur demek için, toplumu yanlışa sürükleyenleri ifşa etmek, hilelerini açık etmek için neyi beklemektesin? Bana değmeyen yılan bin yaşasın mantığı ile ömrünü tüketirsen o yılanın bir gün sana ve soyundan birilerine, din kardeşlerine dokunacağını akıl edemiyor musun?
Dualarında ısrarla talep ettiğin "sırat-ı müstakime" yönelmek, yolunu o tarafa düşürmek için neden kılını dahi kıpırdatmıyorsun? Dosdoğru yol mu senin ayağına gelecek yoksa sen mi gayret edip o yola dahil olacaksın?
Doğruları söylemek, gerçekleri yazmak ve yaymak için yaşadığın ömürden başka bir ömür daha verilmeyeceğini bildiğin halde hangi uygun zamanı bekliyorsun?
Müminleri bırakıp Yahudi ve Hıristiyanları dost edinenlerle beraber iken, ümmetin kaynaklarını ecnebilere peşkeş çekenlerle, nice yetim ve yoksulu küresel tefeci şirketlere soyduranlarla yol arkadaşlığına devam ederken Azrail kapını çalarsa ne yapacaksın?
Kendini; "Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının ve doğrularla beraber olun" (Tevbe:119) ayetine muhatap kabul ederek girdiğin yolu, yol arkadaşlarını, beraber iş tuttuğun çevreni yeniden gözden geçirmek için daha ne bekliyorsun?
"Tağut'a ibadet etmekten kaçınıp gönülden Allah'a yönelenlere müjdeler var! O halde sözü dinleyip sonra da en güzelini tatbik eden kullarımı müjdele! İşte onlardır Allah'ın hidâyetine mazhar olanlar ve işte onlardır akl-ı selim sahibi olanlar" (Zümer: 17-18) ayetini kulağına küpe yaparak "sözün en güzeline uymak için" zamanın kalmamış olabilir, elini çabuk tut.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Yüz yıl sonrasına bir mektubum var / 21.06.2026
- Terazinin başındakiler sizler adaletten muaf mısınız? / 20.06.2026
- Sarayda taht kavgası halk içinde ekmek kavgası / 17.06.2026
- İktidarın işleri var / 14.06.2026
- Bu resim şimdilerde tüm ülkeyi resmediyor / 13.06.2026
- Ülkenin kazancı ile iktidarınki ters orantılı / 12.06.2026
- Tuhaf zamanlardan geçiyoruz / 11.06.2026
- İktidar dedikodu ile besleniyor da yoksullar ne ile beslenecek? / 09.06.2026
- Nerede ne varsa / 08.06.2026
- Ey ahali! Haliniz nicedir? / 07.06.2026
- Terazinin başındakiler sizler adaletten muaf mısınız? / 20.06.2026
- Sarayda taht kavgası halk içinde ekmek kavgası / 17.06.2026
- İktidarın işleri var / 14.06.2026
- Bu resim şimdilerde tüm ülkeyi resmediyor / 13.06.2026
- Ülkenin kazancı ile iktidarınki ters orantılı / 12.06.2026
- Tuhaf zamanlardan geçiyoruz / 11.06.2026
- İktidar dedikodu ile besleniyor da yoksullar ne ile beslenecek? / 09.06.2026
- Nerede ne varsa / 08.06.2026
- Ey ahali! Haliniz nicedir? / 07.06.2026

























































