logo
02 MART 2026


Siyasetçi 50 sene sonrasını görendir

BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, Meltem TV'de yayınlanan 'Gündem Özel' programında yaptığı değerlendirmede, "Siyasetçi iki sene sonrasını değil en az 50 sene sonrasını gören adamın adına denir" diye konuştu

30.06.2014 00:00:00
HABER MERKEZİBağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, Meltem TV'de yayınlanan 'Gündem Özel' programına konuk oldu. Enerji Uzmanı Fuat Şengül'ün yorumlarıyla katıldığı programda araştırmacı-yazar Selim Kotil'in sorularını cevaplandıran BTP Lideri; din anlayışından ekonomi sistemine, Irak'taki IŞİD teröründen Rusya ile olan diyaloğuna kadar çok geniş bir yelpazede önemli açıklamalarda bulundu. İşte BTP Lideri'nin Gündem Özel programında yaptığı açıklamaların ilk bölümü:Soru: Dün Afganistan'da, Çeçenistan'da bambaşka bir yerde duran Rusya sizinle tanıştıktan sonra bugün İslam dünyasına destek olan bir noktada. Bu kadar kısa bir sürede böylesine radikal bir değişim nasıl oldu?Prof. Dr. Haydar Baş: Esasen bendenizin Rusya ile hiç bir alakası yoktu ama Kazan'da samimi dostlarımız vardı. Bunlar, 1980'li yıllardan itibaren kültür, inanç, medeniyet beraberliği yaptığımız arkadaşlar. Karşılıklı ziyaretlerimiz olurdu. Bu arkadaşlar sohbetlerimize katılırdı. Sohbetlerimizi daha iyi anlamaları için aynı zamanda Rusçaya çevirttik. Ben ilk defa Rus asıllı vatandaşları orada tanıdım. Kazan'dan Türkiye'ye uçmak için Moskova'ya gitmemiz gerekiyordu. Orada tanıştığımız Ruslarla aynı uçakla Moskova'ya gittik. Oraya inince bize 'size kahvaltı vermek istiyoruz' dediler. Orada kahvaltı yaptık. Her zamanda ve zemindeİslam'ı tebliğ ederimŞimdi Müslüman'a düşen vazife Yüce Allah'ın dinini insanlara tebliğ etmektir. Ben her şartta bunu yaparım. Mesela Avrupa ile iş yaptım, tüccarlarına İslam'ı tebliğ ettim. Uzakdoğu ile iş yaptım, onlara tebliğ ettim. Japona, Koreliye, Çinliye aynı şekilde dini tebliğ ettim. Her gittiğim yerde ben İslam'ı tebliğ ederim. Ben dinimle şeref bulmuş bir insanım. Ben bunun üstünde bir rütbe, makam, mevki kabul etmiyorum. Eğer biz Türk oldu isek bizi de Türk eden bu yüce dindir, İslam'dır. Bendeki din anlayışı ile millet anlayışı birbirinden ayrılmaz, bende ikiz kardeştir bunlar. İslami siyasi görüşüm, Türklük siyasi görüşüm, medeniyet algılamam, Türklük medeniyeti algılamam, maneviyat algılamam ikiz kardeşler gibidir. Onun için beni kabul eden Türk'ü kabul eder, Türk'ü kabul eden İslam'ı kabul eder. Zaten tarihte bu böyle yaşandı. Ben bununla iftihar ediyorum.Bizi Moskova'da yaptığımız kahvaltıdan sonra uçağa getirdiler. Ben de onlara müteşekkir oldum. O arkadaşa 'sizin bu yaptıklarınız medeni bir insan davranışıdır. Beni çok memnun ettiğiniz bu nezaketinizle, bilahare sizinle görüşmek isterim' dedim. Ben hiç bir zaman beni anlamaya gelenden korkmam ve çekinmem. Çünkü iyi biliyorum ki, benim maneviyatım güçlü, kültürüm, bilgim güçlü. Ben çok doluyum. Eğer bana gelen beni alacak ise hodri meydan.Rus iktisatçı nasıl Müslüman oldu?Bana gelenler bende boğulup kaldılar ama Victor Minin'in böyle bir niyeti olduğunu görmedim. Neden? Çünkü bana çok saygılı davrandı. Ona İslam'ı anlatıyorum, adam sanki bal yiyor. Bilhassa İslam'da Allah ile insan arasındaki rabıta nasıl olmalı? Bir kul Allah'ı nasıl tanıyabilir, Allah'a nasıl gidebilir? Bizim kültür yapımızda, tasavvuf dediğimiz yapıyı anlayabilecekleri tarzda bunlara aktarmaya çalıştım. Öyle bir noktaya geldiler ki, Allah'ı görür gibi bir yapıya sahip oldular. Onlara 'Tabi öyle olacak, öyle olmaz ise bulamazsın, sakın ona bir şekil verme' dedim çünkü bütün şekiller senin aklının şeklidir, aklının şekli ise senin icadındır. Neyse biz bunları bir kere de iki kere de konuşmadık. Defaatle bunları anlattık. Sonunda 'Ben Müslüman oluyorum' dedi ve Müslüman oldu. O günden buyana da biz onunla konuşmaya, görüşmeye başladık. Kendisi aynı zamanda iyi bir iktisatçı... 'Bizler de Ural- Altay kökenliyiz, sizler de dedi. Ben de bırak onu biz Hz. Adem'den birlikteyiz' dedim, onun da çok hoşuna gitti. Şimdi ateizmin hakim olduğu bir dünya Rusya. Komünizmden 1991 yılında vazgeçtiler ama orası kültür olarak maalesef bu. Onun için de verdiğiniz bilginin dozuna dikkat etmeniz lazım. Her zaman bizi dinlemek istediler, sorular sordular, cevaplar aldılar. Her defasında ileri bir noktaya geldi ve sonunda Müslüman oldu.Ruslar Milli Ekonomi Modeli ile nasıl tanıştı?Şimdi bu arkadaşlarla böyle bir geçmişimiz var. Kendisi iktisatçı olduğu için 2005 yılında Milli Ekonomi Modeli'ni anlattım. Bizim de böyle bir tezimiz var, dedim. Mesela Prof. Dr. Lebedev ve Prof. Dr. Gavrilets, Putin'in danışmanıdır. Bunlar iktisat bakımından güçlü insanlar aynı zamanda da siyasette de yorum sahibi insanlar. Tamam, ben arkadaşları ikna ederim ve inşallah kongreye geliriz dedi. Çar ailesinden olmak üzere 5 tane ilim adamı İstanbul'daki ilk kongremize iştirak etmişlerdi. Ben de onları grup olarak ilk defa orada gördüm. Gavrilets ve Lebedev çok güçlü adamlar, sıradan insanlar değil bunlar. Oturup sohbet ettik onlarla. Ben ekonomi konuştuğum gibi kim olursa olsun karşımdaki Hıristiyan Papaz da olsa "Allah birdir, ehaddır, samettir. O hiç bir şeye muhtaç değildir, her şey ona muhtaçtır" derim kısaca İslam'ı tebliğ ederim. Bu benim tabiatımdır. Benimle yolculuğa çıkarsanız bunu yaşarsınız. Bunlara da öyle yaptım. Oturduk yemek yiyeceğiz başladım bunlara İslam'ı anlatmaya. İslam'sız insanın huzur bulması mümkün değil çünkü insanın geldiği âlem ruhlar âlemidir. "Ben nefa ettim kuluma" diyor Yüce Allah, yani sende ve bende Allah'tan bir nefa var. Ondan geldik ve sonra yine ona döneceğiz. Yani çıkış da ona, gidiş de ona... Ondan geldin, ona gideceksin. Bu konular beni heyecanlandırıyor. İnsan bunları düşününce kendi iç tabiatında müthiş bir devrim yaşıyor. Ben açıkça bunlarda gördüm bunu. Evet, Ali Viktor'un dışındakiler iman etmedi ama hepsi şuanda o çizgidedir. Mesela Lisiçkin'i dinle, bu adam Müslüman dersin. Birlikte bir sohbete gidiyoruz, direk benim kanaatimi soruyor. Bu adamlar burnundan kıl aldırmaz. Her defasında, "Sende çok farklı bir ufuk var. Ben bunu kimsede bulamıyorum. Benim dedem keşiş. Ben dine saygılıydım ama ilk defa benim kalbimi açan senin yorumların. Biz kimseye gel Hıristiyan ol demiyoruz çünkü bizim elimizde anlatacak malzememiz yok ama sen bir başlayınca bitirmiyorsun" diyor. Bunlarla böyle tanıştık, beraber olduk. Sonra bizi tanıdıkça benim Milli Ekonomi Modeli sistemimin içine girmeleri kolay oldu. Sistemi tanımaları beni tanımalarından sonradır. İçine girdiler bu sefer tam şaşırdılar. Böyle bir şey olamaz diyorlar.Haydar hoca Rusçu oldu diyorlar!Lisiçkin Rusya'da Liberal Demokrat Parti Genel Başkanı Viladimir Jirinovski'nin danışmanıdır ve aynı zamanda Duma İhtisas Komisyonu Başkanı'dır. Prof. Dr. Lebedev ise 'iktisat ilminde benim üstüme adam  yok' diyen çok iddialı birisidir. Böyle iddialı, kendine güvenen birisi ama diyor, 'Bu tez beni durdurdu, her okuyuşta farklı bir koda rastlıyorum. Bu tez sadece günümüzü değil geleceği de programlıyor' diyor. Şimdi bu anlayıştan sonra ben de bütün gücümle onları bir noktaya taşımaya çalıştım ve Allah'a şükürler olsun ki de taşıdım, yani benim inandığım kulvarda yürümeye başladılar. Belki görünüşte biz buyuz demediler ama ben onların benim yolumda gittiklerini görüyorum. Mesela böyle bazı kıskanç insanlar "Haydar oca Rusçu oldu" diyor. Bunlar kimliksiz, kişiliksiz insanlar. Haydar Hoca sen misin, sen beni tanıyor musun? Haydar Hoca kimi kabul eder öyle kolay kolay, var mı öyle biri kabul ettiği? Kısaca şunu demek istiyorum; iyi bir yola girdik ve bu yolda devam edeceğiz çok faydalı olacağımıza inanıyorum.SORU: Kendi tanklarını bile 100 dolara satan, darmadağın olmuş ve insan hakları noktasında sınıfta kalmış bir Rusya vardı. Bugünkü Rusya ise iki farklı noktada dünyanın süper gücü. Ekonomide Milli Ekonomi Modeli ile beraber süper güç oldu aynı zamanda insan haklarında da zirveye çıktı. Bu nasıl oldu?Esasen Ruslar bir arayış içinde. Kendi öz vatandaşları içinde yüzde 20 Müslüman halk var. İçlerindeki Türkler zaten Müslüman insanlar. Dolayısıyla bu insanların bir arada yaşamaları için asgari müşterekte buluşmaları lazım. Bu ne olmalıdır? İstihbaratları da güçlü olduğu için şunu da görüyorlar; adamı aralarına alıyorlar o farklı bir milletin ve devletin ajanlığını yapıyor. Senin karşındaki enayi değil, bunu görüyor. Bunlar bu ayak oyunlarına gelecek insanlar değil. Dürüst olacaksın, samimi olacaksın. İşte benim dışarıya yansımam da tamamen samimidir. Yani ben bir insanı kendime bende yapmak istemem, kendi aklıyla eğer Haydar Hoca bir kıymet ise onu kendi tespit etsin ve benimle olsun. Ben bağımsızlık yanlısı bir insanım ve isterim ki herkes de bağımsızlık yanlısı olsun.Rusya Arap Baharı benzeri bir hareketi tavsiyelerimize uyarak anlattı Viktor Minin bize, "Hocam bize ciddi bir şekilde radikalizmi pompalıyorlar ve biz de bunun önüne geçemiyoruz ve ne yapmalıyız?" dedi. Hatta bundan önce Rusya'da aklı başında, lider çapında insanlar öldürüldü. Bunları kimin öldürdüğünü ben bilemem ama bu bir dert ve bundan kurtulmamız lazım. Bunu gerçekten kendilerine dert edinmişler. Bana biraz müsaade edin, dedim. Benim aynı zamanda Sosyal Devlet-Milli Devlet tezim var. Ben önce bir şablon hazırladım 10 sayfalık. Ondan sonra bizim arkadaşları başta Anayasa Profesörü Ünal Emiroğlu hocamızı aldım "yasalara, insan haklarına ve demokrasiye uygun bir görüş ortaya koyalım ki, gerçekten faydalı olabilelim" dedim. Önerilerimizi hazırladık bu benim Sosyal Devlet tezimin dışa yansımasıdır. Ben anladım ki biz Milli Devlet ve Sosyal Devlet tezini de sadece kendimiz için değil bütün insanlık için yazmışız, bunu anladık. Bizim önerilerimiz Jirinovski'ye, onun elinden de Rusya Devlet Başkanı Sayın Putin'e ulaştı. Ben onlara ısrarla şunu telkin ettim, "insan haklarına son derece ehemmiyet vereceksiniz. Dünyada tüm insanlığın merkezi olmak istiyorsanız, demokrasi ve insan haklarına saygılı olacaksınız. Artı hangi dinden olursa olsun onlara zerre kadar tavır almayacaksınız, ne isterse onu yapsın. Göreceksiniz ki onlar da aşırılıktan kendiliğinden uzaklaşacak. Özellikle Müslümanlardan olduğunu zannettiğiniz Arap Baharı benzeri hareketlerin ortaya çıktığını gördüğünüz zaman bunu kesinlikle Müslüman yapmaz, yapamaz diyeceksiniz" dedim. Putin aynısını yapmadı mı? Adam çok akıllı, baktı ki Haydar Hocanın dedikleri beni dünya devi yapıyor. Ekonomi sistemini uyguladım fırtına gibi gidiyorum, sosyal görüşleri de acayip... Hatırlarsanız bir olay oldu orada hemen din adamlarını çağırdı ve "kesinlikle bu saldırı  Müslüman'ın işi değil. Bunu bir Müslüman yapamaz" dedi. Olay kesilmiştir orada. Bir cümle ile ülkesinde planlanan Arap Baharı benzeri hareketlerin önüne geçti. Bizim sosyal açılımlarımız çok iyi benimsendi.Sorunları 24 saatte çözerizBen bu noktada bir ara cümle olarak şunu söylemek istiyorum. Bakın ekonomide adamlar bir noktaya geldi. Bunlar bizde olsa herkes ben yaptım der. Onların hiçbiri kendine mal ediyor mu, kim yaptı diyor, Haydar hoca yaptı diyor. Ben bizim milletimizi anlamıyorum. 'Biz bu işi 24 saatte yaparız' dediğimizde karşımıza geçip bizimle alay ettiler. Yine söylüyorum ben bu işi 24 saatte yaparım. Avrupa nedir yahu. En geç 1 yılda Avrupa'yı geçeriz, 2 yılda ABD'yi geçeriz, beraber oluruz demiyorum geçeriz diyorum. Hodri meydan. Şimdi biz bu gerçekleri Müslüman olduğunu zannettiğimiz kardeşlerimize anlattık bize güldüler. Onlar Hıristiyan olan dünyanın arkasından gidenlerin peşinden gittiler rezil oldular. Bak onlar şimdi İslam âlemini kasıp kavuruyorlar. Efendim, IŞİD'miş, El Nusra'ymış, El Kaide'ymiş bunlar ne yahu. Nedir bunlar, bunları sen besledin, bu noktaya sen getirdin. Biz, yarın bunlar senin başına bela olacak dediğimiz zaman bizi dinlemedin. Siyasetçi iki sene sonrasını değil en az 50 sene sonrasını gören adamın adına denir. Bunlar burnunun dibini görmüyor ama ben bunlara kabahat bulmuyorum, milletimiz nasıl bu farkı fark etmiyor, ben buna hayret ediyorum. Benden bir bardak su istiyorlar ben onlara okyanus getiriyorum aaa bu ne diyorlar. Hâlbuki sana istediğinin katlarca fazlasını getiriyoruz. Fakat bu bir sonuç değil, bir anda çözülecektir. Bakın Batının kulu kölesi olmak isteyenlerin arkasından gittik ne hale geldik. Komşularımızı kaybettik öyle değil mi? Kanlı bıçaklıyız. Sen TIR dolusu silah gönderiyorsun adamı enayi zannediyorsun hadi oradan be çocuk mu zannediyorsun dünyayı sen. Öyle uluslararası suçlar işlendi ki, Allah muhafaza eylesin. Zannediyor ki arkamda zannettiğim kişiler, devletler bana sahip çıkacak. Saddam Hüseyin'i bir bayram sabahı idam edenler, bugün olduğu gibi onu pohpohlayıp meydana sürenlerdir. Helal olsun sana Kuveyt'e gir dediler girdi, helal olsun sana İran ile kavga et dediler etti. Sonunda ne oldu? Ben Mekke'deydim bayram sabahı dediler ki Saddam infaz edildi. İşte Allah korusun bunu görmeliyiz. Sonra bu adamlar kimdir, senin nenden üstün onu söyle bana. Biz kaç defa gelin bu işi beraber yapalım halledelim dedik. Bu vatan hepimizin dedik ama dinletemedik. İnşallah halkımız biranda ayıkacak ve biz bu işi halledeceğiz. Göreceksiniz bizim görüşlerimiz Avrupa'da, Amerika'da, Güney Amerika'da, Uzakdoğu'da iktidar olacak. Tsunami gibi Türkiye'yi kuşatacak bizim görüşlerimiz." (Devam edecek...)

Iğdır'da İran'a yönelik saldırılara tepki

İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik hava ve füze saldırılarında İran dini liderinin hayatını kaybetmesi sonrası Iğdır'daki Caferi toplumu basın açıklaması yaparak saldırıları kınadı.

02.03.2026 21:23:00
İhlas Haber Ajansı
Iğdır'da İran'a yönelik saldırılara tepki
Iğdır'da İran'a yönelik saldırılara tepki
İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik hava ve füze saldırılarında İran dini liderinin hayatını kaybetmesi sonrası Iğdır'daki Caferi toplumu basın açıklaması yaparak saldırıları kınadı.

İsrail ile Amerika Birleşik Devletleri'nin İran'a yönelik gerçekleştirdiği hava ve füze saldırıları Orta Doğu'da tansiyonu yükseltti.



Saldırılarda İran dini liderinin hayatını kaybetmesinin ardından Iğdır'da yaşayan Caferi vatandaşlar basın açıklaması yaptı. Bağlar Mahallesi'nden Zübeyde Hanım Bulvarı'na kadar yürüyen grup, Kur'an-ı Kerim okuyarak, "Kahrolsun İsrail" ve "Kahrolsun ABD" şeklinde sloganlar attı.



Düzenlenen basın açıklamasında konuşan Caferi kanaat önderleri, saldırıları sert sözlerle kınadı. Yapılan basın açıklamasında, "Dünyanın mazlumlarının, zalimler karşısında mutlaka zafer kazanacağına inanıyoruz. Bu yaslı günümüzün, yolumuzun sonunda zaferleri müjdelediğine inanıyoruz. İnancımız tamdır. Rabbimize hamd olsun. Önderlerimiz teslim olmaz. Önderlerimiz kimlik kaybına uğramaz. Önderlerimiz, düşman karşısında diz çöküp bizlere zillet yaşatmaz. Seyyid El Hamaney Ağa da düşman karşısında en ufak bir taviz vermeden, Hz. Hüseyin gibi haysiyetle bu dünyadan ayrıldı. Biz ondan razıydık. Rabbim de ondan razı olsun inşallah." denildi.

Malatya'da 4,3 büyüklüğünde deprem

Malatya'nın Battalgazi ilçesinde saat 17.52'de 4,3 büyüklüğünde deprem meydana geldi

 

02.03.2026 18:47:00
Anadolu Ajansı
Malatya'da 4,3 büyüklüğünde deprem
Malatya'da 4,3 büyüklüğünde deprem

Malatya'nın Battalgazi ilçesinde saat 17.52'de 4,3 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, merkez üssü Battalgazi olan 4,3 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi.

Depremin 8,94 kilometre derinlikte meydana geldiği belirlendi. 

Fındıkta zirai don tehlikesi devam ediyor

İlerleyen günlerde etkili olacak kar yağışının, fındık için zirai don tehlikesi taşıyabileceği ifade ediliyor

02.03.2026 10:11:00 / Güncelleme: 02.03.2026 10:14:44
İhlas Haber Ajansı
Fındıkta zirai don tehlikesi devam ediyor
Fındıkta zirai don tehlikesi devam ediyor
Ordu'nun orta ve yüksek kesimlerinde şubat ayı sonlarında etkili olan kar yağışının fındıkta zirai don riski taşımadığı, bunun aksine fındık dalları ve toprak için yararlı olabileceği belirtildi. Ancak ilerleyen günlerde etkili olacak kar yağışının, fındık için zirai don tehlikesi taşıyabileceği ifade ediliyor.

İlin orta ve yüksek kesimlerinde şubat ayı sonunda etkili olan kar yağışı üreticileri tedirgin etti. Üreticiler, geçen yıl nisan ayında ülke genelinde etkili olan ve büyük zarara neden zirai don olayını hatırlarken, mevsiminde yağan karın şuan için zirai don tehlikesi oluşturmadığı, aksine fındık dalları ve toprak için yararlı olduğu ancak az da olsa zirai don riskinin bulunduğu belirtildi.

"Şu anda yağan kar olumlu"

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Arslan Soydan, "Şu anda ilimizin yüksek ve orta kesimlerinde kar yağışı var. Meteorolojiden aldığımız bilgiye göre kısmen de olsa zirai don uyarısı var. Şu anda yağan karın çok sert soğuklarla etkili olmadığını görüyoruz. Aslında bu kar yağışı olumlu da diyebiliriz. Üreticilerimizin aklına önceki yıllarda yaşadığımız zirai don hadiseleri gelebiliyor ama şu anda etkili olan kar yağışının zararı yok, toprak ve fındık dallarımız için olumlu diyebiliriz" dedi.



"Süreç ve risk devam ediyor"

Soydan, geçen yıl yaşanan zir don hadisesinin nisan ayında görüldüğünü, bu nedenle sürecin ve risklerin devam ettiğini belirterek, "Geçen yıl nisan ayında ülkemiz ve ilimiz büyük bir zirai don olayıyla karşı karşıya kaldı. Bundan sonraki her geçen gün fındıkta yaprakların daha da açtığı bir gündür, bu süreçten sonra yağacak olan karın ve hava sıcaklığının sıfırın altında derecelerde seyretmesi de risk teşkil edebilir" ifadelerine yer verdi.

Trabzon'da istinat duvarı çöktü: 9 katlı bina zarar gördü

Trabzon'un Yomra ilçesinde sabah saatlerinde istinat duvarının çökmesi sonucu 9 katlı yeni bir binanın iki dairesinde hasar meydana geldi

01.03.2026 15:38:00 / Güncelleme: 01.03.2026 15:41:13
İHA
Trabzon'da istinat duvarı çöktü: 9 katlı bina zarar gördü
Trabzon'da istinat duvarı çöktü: 9 katlı bina zarar gördü
Olay, Yomra ilçesine bağlı Sancak Mahallesi Gümüş Sokak'ta meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, yol kenarında bulunan istinat duvarı henüz belirlenemeyen bir nedenle sabah saatlerinde büyük bir gürültüyle çöktü. Çöken duvardan kopan taş ve toprak yığını, bitişiğinde bulunan 9 katlı yeni binanın iki dairesinin duvarını yıktı.



Çökme anında dairede kimsenin olmadığı öğrenilirken, olayda can kaybı ve yaralanma yaşanmadı. Dairede ve bina çevresinde maddi hasar oluştu. İhbar üzerine bölgeye polis, itfaiye ve belediye ekipleri sevk edildi. Ekipler çevrede güvenlik önlemi alırken, binanın taşıyıcı sistemine ilişkin teknik inceleme başlatıldı.



Mahalle sakinlerinden Mustafa Şahin, "Sabah saatlerinde burası koptu. Daha önceden çatlakları vardı, kopmaya meyilliydi. Zarar gören dairelerde kimse yaşamıyordu" dedi. Bina sakinlerinden Fatma Çiçek ise, "Sabah saatlerinde bir ses duydum. Balkona çıktığımda heyelan olduğunu gördüm" ifadelerini kullandı.

İran, Hamaney'in öldüğünü açıkladı



İran devlet televizyonu, İran lideri Ayetullah Ali Hamaney'in ABD-İsrail saldırısında hayatını kaybettiğini duyurdu. Saldırıda Hamaney'in kızı, damadı, torunu ve gelini de hayatını kaybetti.

01.03.2026 07:05:00 / Güncelleme: 01.03.2026 07:28:01
Haber Merkezi/AA
İran, Hamaney'in öldüğünü açıkladı
İran, Hamaney'in öldüğünü açıkladı

İran devlet televizyonu, İran lideri Ayetullah Ali Hamaney'in ABD-İsrail saldırısında hayatını kaybettiğini duyurdu. İran devlet televizyonu, Ali Hamaney'in hayatını kaybettiğini belirterek, "İran İslam devrimi lideri şehadete ulaştı" ifadesini kullandı. İran hükümeti de Hamaney'in hayatını kaybetmesi üzerine 40 günlük ulusal yas ve 7 günlük resmi tatil ilan etti.

ABD ve İsrail'in ortak düzenlediği saldırılarda İran lideri Ali Hamaney'in kızı, damadı, torunu ve gelininin hayatını kaybettiği açıklandı. İran Devrim Muhafızları Ordusuna yakın Fars Haber Ajansı'nın, Ali Hamaney'in ofisinden bilgi sahibi bir kaynağa dayandırdığı haberinde, ABD-İsrail'in saldırılarında Hamaney'in aile bireylerinden bazılarının hayatını kaybettiği doğrulandı.
İran liderinin evi ve ofisinin bulunduğu alana yapılan ABD-İsrail saldırısında Hamaney'in kızı, damadı, torunu ve gelinlerinden birinin hayatını kaybettiği aktarıldı.

Hamaney 86 yaşındaydı

Ayetullah Ali Hamaney, 19 Nisan 1939'da Meşhed kentinde doğdu.
Meşhed ve Kum kentlerinde dini ilimler eğitimi alan Hamaney, 1962 yılında Kum'da Ayetullah Humeyni'nin Şah'a karşı başlattığı harekete katıldı. Çeşitli aralıklarla tutuklandı ve sürgüne gönderildi. 1978'de İslam Cumhuriyeti Partisi kurucularından olan Hamaney, devrim sonrası Temmuz 1979'da İran İslam Cumhuriyeti Savunma Bakanı Yardımcılığını üstlendi. 24 Kasım 1979'da İslam İnkılabı Muhafızları Ordusu Başkanlığına atanmasının yanı sıra aynı yıl, Tahran Cuma namazı imamlığına atandı. 1980 yılında İmam Humeyni tarafından İran Yüksek Savunma Şurası'na temsilci olarak atandı. Aynı yıl, İran Meclisine Tahran milletvekili olarak seçildi. 27 Haziran 1981 tarihinde Tahran Ebuzer Camisi'nde Halkın Mücahitleri grubunun düzenlediği iddia edilen bombalı saldırısında ağır yaralandı. Ekim 1981'de yapılan seçimlerde devrimden sonra ülkenin 3'üncü Cumhurbaşkanı seçildi.

1985 yılındaki Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanmasıyla da ikinci kez Cumhurbaşkanı oldu. Humeyni'nin vefatından sonra Hamaney, ülke liderini seçme ve denetlemeyle görevli Uzmanlar Meclisi tarafından Haşimi Rafsancani'nin desteğiyle 1989 yılında ülkedeki en üst makam olan Lider (Rehber) olarak seçildi. Yönetimi boyunca Batı karşıtlığıyla ön plana çıkan Hamaney, Rusya ve Çin ile iyi ilişkiler kurmaya çalıştı. İran'da seçimle işbaşına gelen Cumhurbaşkanı sınırlı yetkilere sahipken, Ali Hamaney'in temsil ettiği liderlik makamı, tüm devlet organlarının üzerinde, sahip olduğu anayasal yetkilerle iç ve dış politika konularında son sözü söyleyen isim oldu.

Cumhurbaşkanı dahil olmak üzere tüm devlet organlarının üzerinde bir otoriteye sahip Rehber, İran Silahlı Kuvvetleri Başkomutanı olarak iç güvenlik ve dış politika konularında da belirleyici rol oynadı. Özellikle son yıllarda, yönetim sorunları ve ekonomik problemlerden kaynaklanan sokak gösterilerinde Hamaney yönetim karşıtı eylemcilerin hedefi oldu.

Halk meydanlarda
 
İran lideri Ayetullah Ali Hamaney'in ABD-İsrail saldırısında öldüğünün ilan edilmesiyle başkent Tahran'daki halk İnkılap Meydanı'nda toplandı.
Meydanda toplanann İranlıların, ellerinde Hamaney'in fotoğraflarını taşıyarak ağıt yaktığı ve gözyaşı döktüğü görüldü. Meşhed'deki İmam Rıza Türbesi'ne de siyah bayrak çekildi.
 
İki önemli komutan da katledildi
 
ABD ve İsrail'in düzenlediği saldırılarda İran Savunma Konseyi Genel Sekreteri ve Ali Hamaney'in danışmanı Tuğamiral Ali Şemhani ile İslam Devrim Muhafızları Ordusu Komutanı Tümgeneral Muhammed Pakpur'un hayatını kaybettiği bildirildi.
 

Trump, Hamaney'in 'öldüğünde' ısrarcı


 
ABD Başkanı Donald Trump, İran lideri Ayetullah Ali Hamaney'in durumuna ilişkin, "Tarihin en kötü insanlarından biri olan Hamaney öldü" açıklamasını yaptı. Aslında tarihin en kötü insanı bizzat kendisi ve soykırımcı Netanyahu...

01.03.2026 01:34:00
AA
 Trump, Hamaney'in 'öldüğünde' ısrarcı
 Trump, Hamaney'in 'öldüğünde' ısrarcı

ABD Başkanı Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, hayatta olup olmadığına ilişkin hakkında farklı açıklamalar olan İran lideri Hamaney'e ilişkin açıklamasında, "Tarihin en kötü insanlarından biri olan Hamaney öldü." ifadesini kullandı.
Hamaney'in "ABD istihbaratından" ve "gelişmiş takip sistemlerinden" kaçamadığını kaydeden Trump, "İsrail ile yakın işbirliği içinde çalışarak, kendisi veya onunla birlikte öldürülen diğer liderlerin yapabileceği hiçbir şey yoktu" değerlendirmesini yaptı.

İran halkına da seslenen ABD Başkanı, "Bu, İran halkının ülkesini geri alması için tek ve en büyük şanstır" yorumunda bulundu.
İran Devrim Muhafızları Ordusu'nun ve diğer güvenlik güçlerinin çoğunun "artık savaşmak istemediğini" savunan Trump, "Şimdi dokunulmazlık elde edebilirler, ama sonra onları sadece ölüm bekliyor" mesajını paylaştı.

Trump ayrıca, ABD ile İsrail'in saldırılarının bir süre daha sürebileceğini kaydederek, saldırıların "gerekli olduğu sürece" devam edeceğini belirtti.

Aslında ne oldu?


 
 
Son 24 saatteki gelişmelere bakıldığında İran'a saldırıyı İran-ABD müzakerelerini baltalamak için İsrail başlattı. Yahudi kölesi ve kuklası ABD, saldırılara kısmen katılıyor. ABD'de kölelik bitmedi maalesef. 342 milyon nüfuslu ABD'de 6 milyon Yahudi yaşıyor. Bunlar 336 milyon Amerikalıyı, Başkan Trump dahil köleleştirmiş durumda. 336 milyonun hiç bir hakkı da yok. Ne bahşedilirse yetinmek zorundalar. İsrail için ölmek de kölelilğin bir parçası. Eski tarz kölelikten çok daha beter bir kölelik bu. 

01.03.2026 00:47:00 / Güncelleme: 01.03.2026 00:58:04
ÖNDER YILMAZ
 Aslında ne oldu?
 Aslında ne oldu?

27 Şubat'ın son saatlerine ve 28 Şubat'ın ilk saatlerine bakıldığında ABD ile İran arasındaki görüşmeler iyi gidiyordu. Açıklamalar da bunu gösteriyor. Örneğin 28 Şubat'ın ilk saatlerinde görüşmelere arabuluculuk eden Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi, "barış anlaşmasına" doğru önemli bir ilerleme kaydedildiğini belirterek, zenginleştirilmiş uranyumda "sıfır stoklama" olacağı ve bunun Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı tarafından doğrulanacağını söylemişti. Busaidi, CBS News'ün "Face the Nation" programına verdiği röportajda, "Diplomasiye herhangi bir alternatifin bu sorunu çözeceğini düşünmüyorum" ifadelerini kullanmıştı.
Busaidi, anlaşmaya doğru oldukça önemli bir ilerleme kaydettiklerini belirterek, "Eğer nihai hedef İran'ın sonsuza dek nükleer bombaya sahip olamamasını sağlamaksa, bence bu müzakereler sayesinde bu sorunu çözdük" diye konuşmuştu. Busaidi, ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance ile görüşmesinde de aynı vurguları yapmıştı. 28 Şubat'ta öğle saatlerinde konuşan Umman Dışişleri Bakanı "Hayal kırıklığına uğradım. Aktif ve ciddi müzakereler bir kez daha baltalandı" demek zorunda kaldı. 

İlk saldırı İsrail'den

Müzakereler devam ederken 28 Şubat'ta sabah saatlerinde İsrail, İran'a tam 200 savaş uçağıyla saldırı düzenledi. Akabinde ABD de bu saldırılara katıldığını açıkladı. Ancak ABD Savunma Bakanlığı'ndan ABD'nin saldırılarına ilişkin doğru dürüst açıklama yapılmıyor. Mesela "şurayı vurduk, şu kadar uçak kullandık, şu füzeleri fırlattık" gibi... İsrail Savunma Bakanlığı ise sürekli açıklama yapıyor.

İran ne yaptı?

İran şimdiye kadar çok sayıda ülkeyi hedef aldı. Katar, Kuveyt, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Suriye ve elbette İsrail... Bahreyn'de ABD Donanmasını vurdu. Tel Aviv'deki saldırıda ölenler var. Bahreyn'de yüksek binalar hedef alındı. Dubai'nin merkezi, Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad vuruldu.

Rusya ve Çin ne yapıyor?

Şu ana kadar Rusya ve Çin'den ABD-İsrail saldırısını eleştiren açıklamalar geldi. Putin, Devlet Güvenlik Konseyi'ni topladı. Rusya Dışişleri Bakanlığı, ABD ile İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının uluslararası temel ilkeleri ihlal ettiğini ve saldırıların kabul edilemez olduğunu bildirdi. Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitriy Medvedev, ABD ile İsrail'in İran'a başlattığı saldırıya tepki göstererek, "Barış gücü (ABD), bir kez daha gerçek yüzünü gösterdi" ifadesini kullandı. Çin'den gelen açıklamalar ise cılız...

En çarpıcı açıklama İspanya'dan

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı yazılı açıklamada, "ABD ve İsrail'in tek taraflı askeri harekatını reddediyoruz. Bu harekat, gerilimi tırmandırıyor ve daha belirsiz ve düşmanca bir uluslararası düzene katkıda bulunuyor. İran rejiminin ve Devrim Muhafızlarının eylemlerini de reddediyoruz. Orta Doğu'da uzun süreli ve yıkıcı bir savaşa daha tahammül edemeyiz" ifadelerini kullandı.

İsrail'den sarsıcı iddia


 
İran lideri Hamaney'in cenazesine ait fotoğrafların Netanyahu'ya gösterildiği iddia edildi. Batı medyasında da bu yönde manşetler atılıyor. İsrail basını, Hamaney'in konutuna 30 bomba atıldığını savundu.
 

28.02.2026 23:30:00 / Güncelleme: 28.02.2026 23:38:08
Haber Merkezi/AA
İsrail'den sarsıcı iddia
İsrail'den sarsıcı iddia

ABD-İsrail saldırılarının hedefinde olan İran lideri Ali Hamaney'in cenazesine ait fotoğrafların İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya gösterildiği iddia edildi. İsrail'in Kanal 12 televizyonu, bir İsrailli yetkiliye dayandırdığı haberinde, İran lideri Hamaney'in hayatını kaybettiğini ileri sürdü.

İsrailli yetkilinin İran liderinin İsrail suikastında hayatını kaybettiğini onayladığı öne sürülen haberde, Hamaney'in cenazesinin enkazdan çıkarıldığı ve vücuduna şarapnel isabet ettiği iddia edildi. Haberde, Hamaney'in cenazesine ait fotoğrafların Netanyahu'ya ve güvenlik yetkililerine sunulduğu öne sürüldü.

Netanyahu, akşam saatlerinde yaptığı açıklamada, İran lideri Hamaney'in hayatta olmadığına dair birçok işaret olduğunu iddia ederek saldırılarda yönetimin önemli bazı isimlerinin öldüğünü savunmuştu. İsrail basını, Hamaney'in konutuna 30 bomba atıldığını, saldırıyı düzenleyenin ABD değil, İsrail olduğunu ileri sürmüştü.

Arakçı: Hayattalar

İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi de İran lideri Ayetullah Ali Hamaney ve Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın hayatta olup olmadığı sorusuna, "Evet, benim bildiğim kadarıyla hayattalar. Yargı Başkanı Meclis Başkanı da tüm üst düzey yetkililer de hayatta herkes görevinin başında" cevabını verdi. Amerikan NBC televizyonuna konuşan Erakçi, İran'ın bölgedeki Amerikan üslerine yönelik saldırılarının savunma amaçlı bir önlem olduğunu bölgedeki mevkidaşlarına ilettiğini aktararak, "Onlar bize saldırırken oturup onların saldırılarını izleyemezdik" dedi.

Sahura kalkmayan kaslarından yer!


 
Sahurun metabolizma üzerindeki etkisini değerlendiren Beslenme Uzmanı Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Sahur yapılmadığında açlık süresi uzar ve vücut, enerji ihtiyacını karşılamak için protein yıkımını artırabilir. Bu durum, özellikle yeterli protein alınmadığında kas kaybı riskini yükseltir” dedi.
 

28.02.2026 18:45:00
MURAT ÇORBACI
Sahura kalkmayan kaslarından yer!
Sahura kalkmayan kaslarından yer!

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, sahura kalkmanın önemi konusunu değerlendirdi. Sahurun, gün boyu sürecek uzun açlık dönemine vücudu hazırlayan temel öğün olduğunu vurgulayan Hatunoğlu, "Sahurda alınan protein, posa, sağlıklı yağlar ve yeterli sıvı; kan şekerinin daha dengeli seyretmesine yardımcı olur. Bu sayede gün içinde ani açlık krizleri, halsizlik, baş dönmesi ve dikkat dağınıklığı daha az görülür" dedi.

Sahura kalkılmadığında açlık süresi ciddi şekilde uzar

Sahura kalkmadan oruç tutmanın vücut üzerindeki etkilerine değinen Hatunoğlu, "Sahura kalkılmadığında açlık süresi ciddi şekilde uzar. Bu durum kan şekerinde ani düşmelere, gün içinde çabuk yorulmaya ve konsantrasyon kaybına yol açabilir. Uzun süreli açlık özellikle çalışan bireylerde performans düşüklüğüne neden olabilir" diye konuştu.

Yeterli protein alınmazsa kas kaybı riski artar

Sahurun metabolizma üzerindeki etkisini de değerlendiren Hatunoğlu, "Sahur yapılmadığında açlık süresi uzar ve vücut, enerji ihtiyacını karşılamak için protein yıkımını artırabilir. Bu durum, özellikle yeterli protein alınmadığında kas kaybı riskini yükseltir. Sahurda protein içeren besinlerin yer alması, kas dokusunun korunmasına ve metabolizmanın gün boyunca daha dengeli çalışmasına katkı sağlar" ifadesinde bulundu.

Sadece iftarda su içmek yeterli değil

Sıvı tüketiminin önemine de değinen Hatunoğlu, "Sadece iftarda su içmek, vücudun gün boyu kaybettiği sıvıyı telafi etmek için çoğu zaman yeterli olmaz. Sahurda su tüketmek, gün içinde susuzluğa bağlı baş ağrısı ve halsizlik gibi sorunların önüne geçilmesine yardımcı olur" şeklinde konuştu.

Doğru planlanan sahur mideyi korur

Sahurun mideyi yorduğu yönündeki inanışa da açıklık getiren Hatunoğlu, "Doğru planlanmış bir sahur mideyi yormaz, aksine korur. Yağlı, baharatlı ve aşırı tuzlu besinlerden kaçınıldığında sahur mide asidinin dengelenmesine yardımcı olur. Hafif ama besleyici bir sahur, mideyi uzun açlığa karşı daha dayanıklı hale getirir" dedi.

Sahura kalkamayanlar ne yapmalı?

Sahura kalkamayan kişilerin iftarda daha bilinçli bir beslenme planı uygulaması gerektiğini vurgulayan Hatunoğlu, "Sahura kalkamayan kişilerin iftarda daha dikkatli olması gerekir. İftar çok hızlı yapılmamalı, önce su ve/veya az miktarda bir çorba ile başlanmalıdır. Ana yemekte protein, sebze ve kompleks karbonhidratlara yer verilmelidir. İftardan birkaç saat sonra ise küçük bir ara öğün planlaması yapılabilir. Bu ara öğün, yeterli ve dengeli olursa sahurun eksikliğini telafi etmede yardımcı olabilir" şeklinde sözlerini tamamladı.

İstanbul'da 284 kilo 850 gram uyuşturucu madde ele geçirildi

İstanbul'un Büyükçekmece ilçesinde bu gece düzenlenen operasyonda 284 kilo 850 gram uyuşturucu madde ele geçirildi. 3 kişi gözaltına alındı

28.02.2026 06:03:00 / Güncelleme: 28.02.2026 06:05:59
İHA
İstanbul'da 284 kilo 850 gram uyuşturucu madde ele geçirildi
İstanbul'da 284 kilo 850 gram uyuşturucu madde ele geçirildi
Zehir tacirlerine yönelik çalışmalarını aralıksız sürdüren İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ve İstihbarat Şube Müdürlüğü ekipleri, Büyükçekmece'de nefes kesen bir operasyona imza attı.

Yürütülen soruşturma kapsamında, uyuşturucu madde ticareti suçunun önlenmesi ve şüphelilerin yakalanmasına yönelik akşam saatlerinde gerçekleştirilen çalışmalarda, Büyükçekmece'nin kenar mahallelerinde tespit edilen bir adrese operasyon düzenlendi. Gerçekleştirilen baskında 3 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Adreste yapılan aramalarda 225 kilo 650 gramı sıvı, 59 kilo 200 gramı kristal metamfetamin olmak üzere toplamda 284 kilo 850 gram uyuşturucu madde ele geçirildi.

Uyuşturucuya el konulurken, baskın anında içeride bulunan ve gözaltına alınan 3 şüpheli, sorgulanmak üzere Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi'ne götürüldü. Söz konusu kişilerin, Türk Ceza Kanunun 188'inci maddesince yürütülen tahkikat işlemlerinin sonunda sabah saatlerinde adli makamlara sevk edilecekleri öğrenildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.