logo
05 HAZİRAN 2026

Son dakika... Sarıgül CHP'den istifa etti

Mustafa Sarıgül, CHP'den istifa etti. Eski Şişli Belediye Başkanı Sarıgül, istifa kararını resmi internet sitesinden duyurdu.

23.01.2019 00:00:00
Son dakika... Sarıgül CHP'den istifa etti
Son dakika... Sarıgül CHP'den istifa etti
Mustafa Sarıgül, CHP'den istifa ettiğini bildirdi. Mustafa Sarıgül, "mustafasarigul.com" internet sitesinden yaptığı duyuruda, yerel seçimlerin 31 Mart'ta yapılacağını hatırlatarak, 4 yıldır hazırlandığı seçimlere iki ay kalmasına rağmen CHP'nin hala bazı adaylarını açıklamadığını savundu.

Adının Şişli yerine başka ilçelerle anılmasının kendisini yorduğunu ve kırdığını aktaran Sarıgül, "Bütün yaptıklarıma rağmen, CHP'den vefa görmedim. CHP'ye, partili yurttaşlarıma değil, parti yönetimine kırgınım, tepkiliyim. Kararsızlıklarına, açık olmamalarına, hala adayları netleştirmemelerine ve bana karşı vefasız davranmalarına tepkiliyim" ifadelerini kullandı.

Bir karar aldığını belirten Sarıgül, şunları kaydetti: "CHP'nin daha çok yıpranmaması için veya kendi içlerinde ya da benimle ne hesapları olduğunu bilmediğim CHP yönetimini ve Sayın Kılıçdaroğlu'nu rahatlatmak adına yıllarımı verdiğim, içinde olmaktan onur duyduğum ve hep duyacağım CHP'den üzülerek istifa ediyorum."

Mustafa Sarıgül, siyaseti bırakmadığını, Şişli'de belediye başkanlığına aday olacağını bildirdi.
 
İşte Sarıgül'ün istifa açıklaması:
 
Yerel seçim öncesi genel değerlendirmelerimi ve almış olduğum
 
çok önemli bazı kararları sizinle paylaşmak; Şişli'de oturan yurttaşlarımı ve bütün Türkiye'yi bilgilendirmek isterim.
 
Yıllardır gece gündüz çalışmaktan yorulmayan ben, dört yıldır gece gündüz Şişli'de yerel seçimlere hazırlanan ben, seçimlere sadece ve sadece iki ay kalmasına rağmen yaşadığımız belirsizlikten, beklemekten ve bekletilmekten yoruldum!
 
Ben Mustafa Sarıgül;
 
Cumhuriyet Halk Partisi içinde siyaset yapan halkına hizmet eden en tecrübeli siyaset insanlarından biriyim.
 
Bugüne kadar; gerek ülke meselelerine gerekse parti içindeki sorunlara, gençliğimde, siyaset ustalarından öğrendiğim "siyasi nezaket" ve "parti disiplini" kuralları çerçevesinde yaklaştım.
 
"siyasi nezaket" ve "parti disiplini" gün olur, sabır taşınızı test eder.
 
Gün olur, parti yararına susmanızı gerektirir.
 
Bugüne kadar Cumhuriyet Halk Partisi'nde tüm yaşananlara,
 
Ecevit ve arkadaşlarından aldığım; öğrendiğim "siyasi nezaket" kuralları içinde yaklaştım.
 
Ben, Türkiye siyasetine damga vuran Ecevit'in, Demirel'in, Erbakan'ın, Özal'ın bulunduğu Türkiye siyaset dünyasında çok tecrübe edindim.
 
Hepimiz biliyoruz ki ülkemiz için hayati önem taşıyan önümüzdeki yerel seçimler 2 ay sonra yapılacak.
 
Neredeyse yarın!
 
Ama Cumhuriyet Halk Partisi olarak adaylarımızı bile bir türlü belirleyemedik.
 
Oysa yerel seçimler hayati önem taşır.
 
5 yıl önce yapılan yerel seçimlere dönelim.
 
Hepimiz hatırlarız ki;
 
5 yıl önce yapılan yerel seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisi'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayı bendim.
 
Genel Başkan Sayın Kılıçdaroğlu ve parti üst yönetimi İstanbul için beni aday göstermek istediklerini, Şişli'de başardıklarımın tüm İstanbul'da ses getirdiğini, oluşturduğum "Yerel Yönetimlerde Şişli Modeli"ni tüm İstanbul'a yaymamı istediklerini söylediler.üstlendim ve bunu tüm İstanbul'a ve Türkiye'ye duyurmak; hayalimdeki projeleri paylaşmak için bir basın toplantısı düzenledim.
 
Ama o süreçte büyük hayal kırıklığı yaşadım; kimselere söyleyemedim!
 
Çoğunuz hatırlarsınız;
 
Ben İstanbul'un Avrupa yakasında "Cumhuriyet Halk Partisi resmi adayı" olarak basın toplantısı yaparken o dönemde Cumhuriyet Halk Partisi'nin genel sekreteri olan ve yakından tanıdığım bir sevgili arkadaşım da kendi adaylığını aynı gün İstanbul'un Asya yakasında açıkladı!
 
Düşünebiliyor musunuz?
 
Cumhuriyet Halk Partisi, beni resmi aday olarak görevlendiriyor;
 
Cumhuriyet Halk Partisi'nin genel sekreteri de aynı gün adaylığını açıklıyor.
 
benim ne parti anlayışıma ne de mantığıma sığmayacak bir yaklaşımdır.
 
Parti yönetiminin haberi olmadan bunun olması mümkün mü?
 
Ben siyasi terbiyem gereği sustum, içime attım! Çalışmalarımı sürdürdüm.
 
5 yıl önceki İstanbul seçimlerinde başta Şişli'de yaşayan yurttaşlarımın verdiği büyük destek ve moralle İstanbul'un yüzde yüzünü kucakladım.
 
Gecemi gündüzüme kattım, çalıştım.
 
Sıkmadığım el kalmadı, girmediğim ev kalmadı.
 
Çalışma arkadaşlarımla dev projeler hazırladım,
 
İstanbul'a ulaşıp anlattım.
 
Ben, o seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisi'nin İstanbul oyunu 1 milyon dörtyüzbin arttırarak… Cumhuriyet Halk Partisi'nin en yüksek oy oranına ulaştım; %41.
 
Bu oranda
 
HDP desteği yoktu; kendi adaylarını çıkarmışlardı.
 
O zaman İyi Parti de yoktu.
 
O dönem Cumhuriyet Halk Partisi yönetiminin eksiksiz desteği olsaydı eğer;
 
biz istanbul'u beş yıl önce almıştık.
 
Bugün -herşeye rağmen- Cumhuriyet Halk Partisi'nin bana geçmişte verdiği görevleri, parti disiplinine tam uyarak yaptığımı büyük bir huzurla söyleyebiliyorum.
 
Sizi daha geriye götürmek isterim.
 
Mayıs 2010
 
Biliyorsunuz…
 
2008 Türkiyesinde değişimin şart olduğunu görerek büyük bir "değişim hareketi" başlattık.
 
Çünkü yurttaşlarımızda, mevcut partilerle değişimin mümkün olmayacağı düşüncesi vardı.
 
Bu düşünce doğruydu da!
 
Biz de öyle düşünüyorduk!
 
Yaptığımız araştırmalarla da bunu tesbit etmiştik.
 
Çünkü o dönemde Sayın Baykal yönetimindeki Cumhuriyet Halk Partisi vatandaşa umut vermiyordu.
 
Zaten başka bir alternatif de yoktu!
 
ülke küllerinden doğmayı bilen bir ülkedir.
 
Bu inancımı hiçbir zaman kaybetmedim.
 
Ben ve arkadaşlarım yeni bir umutla "Türkiye Değişim Hareketi"ni başlattık.
 
Hatırlarsınız; değişime olan talep çığ gibi yükseldi ve Türkiye Değişim Hareketi %16'lara ulaşan bir oy potansiyeline yükseldi.
 
Her partiden seçmenler bize büyük ilgi gösterdiler.
 
Çünkü ben, siyasete başladığım günden bugüne kadar, vatandaşlarımın hep yüzde yüzünü kucakladım.
 
hiçbir zaman partilerine, dinlerine, inançlarına, kökenlerine göre yaklaşmadım.
 
Türkiye Değişim Hareketi, her partiden seçmenlerin desteği ile çığ gibi büyürken,
 
Cumhuriyet Halk Partisi'nde 2010 yılı mayıs ayında şok gelişmeler oldu.
 
Baykal, görevden ayrılmak zorunda kaldı.
 
Yerine Sayın Kılıçdaroğlu geldi.
 
Biz, TDH olarak, tam o aylarda "Türkiye Değişim Hareketi"ni "Türkiye Değişim Partisi" olarak değiştirmek ve tüm Türkiye'yi kucaklayacak bir parti olmak sürecindeydik.
 
Sayın Kılıçdaroğlu genel başkan olunca, halkımızda değişim adına bir heyecan, bir umut oluştu.
 
Ben ve arkadaşlarım o dönemde çok gerçekçi bir değerlendirme yaptık.
 
Baktık, Sayın Kılıçdaroğlu'nun halkta bir karşılığı oluştu.
 
Yıllardır sürdürdüğüm değişim hareketine tereddütsüz nokta koydum.
 
Yaptığım bir basın toplantısı ile bu kararımı açıkladım. O basın toplantısı metninde de yazar:
 
Biz hareketimizi, halkımızın Sayın Kılıçdaroğlu'na o dönemde verdiği desteğe katkı sağlamak için durdurduk.
 
Çünkü ben, "mesele memleketse gerisi teferruattır" fedakarlığını Ecevit ve arkadaşlarından öğrendim.
 
Ayrıca art niyetlilerin de "bir bölen" demesine fırsat vermedim.
 
Aldığım bu kararla yol arkadaşlarımı, bize güç veren yurttaşlarımı kırdığımı biliyorum.
 
Ama mesele memleketti! Derdimiz değişimdi!
 
Biz de devam etseydik Sayın Kılıçdaroğlu'na o dönemde verilen desteğe zarar verebilirdik.
 
Bugün düşünüyorum;
 
gerçekten çok büyük fedakarlıklar yapmışız.
 
Bugün düşünüyorum;
 
bu fedakarlığın vefa anlamında Cumhuriyet Halk Partisi'nde bir kıymeti yokmuş.
 
Bunu 2016 yılında bir kez daha gördüm; kontenjandan seçime katılma imkanım olduğu halde, aldığım siyasi disiplin nedeniyle, kendi isteğimle önseçime katıldım.
 
Seçilecek yerdeydim; önüme dört kontenjan adayı birden koydular.
 
Dedim ya;
 
Bize öğretilen siyasi terbiye "gün olur; parti yararına susmanızı gerektirir."
 
Parti yararına sustum.
 
Bütün bu yaşananlara rağmen, ben Mustafa Sarıgül,
 
çok kararlı ve çok huzurluyum.
 
Huzurluyum çünkü;
 
Sayın Kılıçdaroğlu partinin başına gelince, partileşmek üzere olan hareketimi durdurarak büyük fedakarlık yaptım.
 
"Mesele memleket" dedim.
 
Huzurluyum çünkü;
 
Halk Partisi bana gelip büyükşehir belediye başkan adaylığı görevini verdi. Ama aynı gün partimin genel sekreteri de adaylığını açıkladı. Sustum içime attım.
 
"Mesele memleket" dedim.
 
Gece gündüz çalışıp istanbul'da %41 oy alarak tarihi bir sonuca ulaştım.
 
Huzurluyum çünkü;
 
Sayın Kılıçdaroğlu'na yüzyüze görüşmemizde söz vermiştim;
 
Kendisine her türlü desteği verecektim. Eksiksiz verdim.
 
Bugüne kadar her gün her dakika arkasında yanında durdum.
 
Bunu kendisi de söyler; yakınları da!
 
Bir siyasetçi daha ne yapsın?
 
Halkıma karşı, Şişli'de yaşayan yurttaşlarıma karşı daha vereceğim hizmetler vardı. Şişli'de dolaştıkça gördüm ki, benim marka yaptığım Şişli'nin göz göre göre -ne yazık ki yine Cumhuriyet Halk Partisi'nin görevde olduğu dönemde- ışığı söndü.
 
Türkiye markası olan Nişantaşı taşra oldu, çöpler toplanmaz, sokaklar bakılmaz oldu.
 
Şişliden her kesimden yurttaşlarım bana geldiler;
 
"Yeniden göreve" dediler!
 
"Niye bıraktın bizi?" dediler!
 
Kamuoyu yakından izliyor;
 
Ben dört yıldır Şişli için Şişli'de Cumhuriyet Halk Partisi adına rekor oy almak için alacağım rekor oyla Cumhuriyet Halk Partisi'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nı kazanması için gece gündüz çalışıyorum. Tam dört yıldır!
 
Esnafla sabahları kepengi açıyorum.
 
duraklarında çay demliyorum.
 
Bir yandan da çalışma arkadaşlarımla "Şişli'yi nasıl eski yüksek enerjili günlerine taşırız? "
 
Nasıl "Sadece Türkiye'nin değil, dünyanın çekim alanı yaparız" diye çalışıyorum.
 
 
 
Bunları yaparken, zaman hızla geçiyor; ama seçimler yine 31 martta yapılacak.
 
Ben 4 yıldır hazırlanıyorum.
 
Seçimlere 2 ay kaldı, Cumhuriyet Halk Partisi hala adaylarını açıklamıyor, açıklayamıyor.
 
Oysa 2019 yerel seçimlerinin 31 Mart tarihinde yapılacağı beş yıl önce belliydi. Muhalefet partilerinin bu seçimlere hazırlanması için önlerinde beş yıl vardı. Ama ana muhalefet olan Cumhuriyet Halk Partisi, iki ay kalan seçimler için adaylarını hala netleştirmedi.
 
Vatandaş haklı olarak buna tepkili!
 
dört yıl gece gündüz çalıştım yorulmadım.
 
Ama Cumhuriyet Halk Partisi'nin kararsızlığı parti kulislerinde beni, büyüdüğüm, yaşadığım, siyasete girdiğim, siyasette geliştiğim ve yıllarca hizmet verdiğim, mahalle mahalle, sokak sokak, kapı kapı bildiğim Şişli yerine, hepsine söz verdiğim Şişli'de yaşayan yurttaşlarıma hizmet yerine, başka semtlerle adımın anılması beni yordu daha önemlisi kırdı.
 
Bir önceki seçimde İstanbul'u bana emanet eden Cumhuriyet Halk Partisi'nin hala Şişli adayını açıklamaması beni kırdı.
 
Cumhuriyet Halk Partisi'nin 31 Mart İstanbul adayı tanıtılırken, önceki seçimde %41 oy almış ve birçok tecrübe yaşamış önceki aday olarak benim davet edilmemem beni kırdı.
 
"Sen nasıl başardın da %41 oy aldın, nasıl bunun üstüne çıkarız?" diye bana sorulmaması beni kırdı.
 
Cumhuriyet Halk Partisi'nden yetkili ve ilgili hiç kimsenin beni bilgilendirmemesi;aramaması, beni kırdı.
 
Ben siyasette hayli tecrübeliyim, siyaset tuzaklarına düşmem ve ucuz oyunlara gelmem.
 
Bugüne kadar sessiz kalmam parti terbiyemden gelir; farkında olmadığımdan değil.
 
Ben Sayın Kılıçdaroğlu aday olduğunda, kendi hareketimi durdurmuşum;
 
Hata mı yapmışım; hayır!
 
memleket meseleydi.
 
Bugün olsa yine aynısını yaparım.
 
"İstanbul adayı ol" dendiğinde görevdir dedim, görevi aldım.
 
Mesele memleket meseleydi.
 
Benim istanbul adayı olduğum seçimde, bugünkü gibi ittifak filan olmadan %41 rekor oy aldım.
 
5 yıl boyunca genel başkana her türlü desteği verdim.
 
Bir gün bana kimse saygısızlık yaptın diyemez. Kendisi de bunu biliyor ve söylüyor.
 
Sözün özü şudur;
 
Ben hep, Ecevitlerden eski siyaset ustalarımdan öğrendiğim parti disiplini ve nezaket sınırları içinde kaldım.
 
Ama ben ahde vefaya çok inanırım.
 
Bütün yaptıklarıma rağmen,
 
Cumhuriyet Halk Partisi'nden vefa görmedim.
 
Cumhuriyet Halk Partisi'ne değil…
 
Partili yurttaşlarıma asla değil…
 
Cumhuriyet Halk Partisi yönetimine kırgınım, tepkiliyim.
 
Kararsızlıklarına, açık olmamalarına, hala adayları netleştirmemelerine ve bana karşı vefasız davranmalarına tepkiliyim.
 
Tepkimi de hep bahsettiğim siyasi nezaket kuralları içinde kalarak veririm.
 
Ben bugünkü yönetim anlayışıyla…
 
Bu kararsızlıkla…
 
Bu iç hesaplaşmayla…
 
Bu iç iktidar kavgasıyla…
 
Kaybedilen aylar nedeniyle 31 mart seçimlerinde alınacak sonuçtan endişeliyim.
 
Vatandaş endişeli… vatandaş tepkili.
 
Bütün bu anlattıklarımı alt alta koyduğum zaman ortaya çıkan tablo şudur;
 
Cumhuriyet Halk Partisi ya kazanmak istemiyor; ya da umut olmayı beceremiyor.
 
Çok üzgünüm ;
 
Ben CHP gençlik kollarında başkanlık yaptım,
 
mecliste en genç milletvekili oldum,
 
yıllarca Şişli'de hizmet verdim;
 
parti yönetiminin beni desteksiz bırakmasına rağmen,
 
%41 gibi rekor oy alan İstanbul Büyükşehir adayı oldum.
 
Ben aslanlar gibi 5 yıl boyunca genel başkana ve Cumhuriyet Halk Partisi'ne sahip çıktım.
 
Üstüme düşen herşeyi yaptığıma inanıyorum.
 
Bugün Şişli'ye hizmet vermek için yeniden adayım; karşımda muhatap bulamıyorum.
 
Geçmişi başka partilere dayanan adaylar büyükşehir adayı yapılırken, CHP'nin öz evladına, -doğrudan diyemiyorlar- dolaylı yoldan başka ilçelere işaret ediyorlar.
 
Bu en azından siyasi nezakete uymaz…
 
Bu en azından Şişlililere saygısızlıktır!
 
Buna tepkisiz kalamazdım.
 
Küçük kurnazlıklara teslim olamazdım.
 
Bugün bir karar aldım.
 
Cumhuriyet Halk Partisi'nin daha çok yıpranmaması için ve
 
ya kendi içlerinde ya da benimle ne hesapları olduğunu bilmediğim
 
CHP yönetimini ve Sayın Kılıçdaroğlu'nu rahatlatmak adına
 
Yıllarımı verdiğim, içinde olmaktan onur duyduğum
 
ve hep duyacağım Cumhuriyet Halk Partisi'nden üzülerek
 
istifa ediyorum.
 
Bu kararımın başta Şişli'de yaşayan yurttaşlarım olmak üzere ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum.
 
CHP yönetimine ve Sayın Kılıçdaroğlu'na en kısa sürede tüm Türkiye'deki adayları aynı anda açıklamalarını ve Cumhuriyet Halk Partili seçmenleri daha fazla üzmemelerini öneriyorum.
 
Akıllara bazı sorular gelebilir.
 
Bazı olası sorulara cevap vererek mektubumu bitirmek isterim.
 
Diyebilirsiniz ki;
 
Sarıgül siyaseti bırakıyor mu?
 
Cevabım net; Hayır!
 
Şişli'ye ve Türkiye'ye vereceğim daha çok hizmetler var.
 
Diyebilirsiniz ki;
 
Sarıgül başka bir partiye mi geçiyor?
 
Cevabım net;
 
Bu kararı aldığım bugün için hayır. Kendimi bugünden itibaren Şişli'de yaşayan yurttaşlarıma emanet ediyorum. Huzuru onların arasında buluyorum. Onların göstereceği yolda yürüyeceğim.
 
Diyebilirsiniz ki;
 
Sarıgül Şişlide Başkanlığa aday olacak mı?
 
Cevabım net:
 
Evet!
 
Yarından itibaren çizeceğim yol haritamı Şişlililer ile birlikte belirleyeceğim.
 
Ben çok kararlı ve huzurluyum.
 
Gelişmeler hakkında sizlere sürekli bilgi aktaracağız.
 
Saygılarımla
 
 
 
Mustafa Sarıgül

Ramazan Bayramı’nda gözaltına alınmıştı

Kamu kurumlarındaki yolsuzluk iddiaları, usulsüzlükler ve tarikat-vakıf ilişkilerine yönelik haberleriyle tanınan BirGün Gazetesi muhabiri İsmail Arı, tutukluluğunun 75. gününde hakim karşısına çıktı

05.06.2026 18:41:00
Haber Merkezi
Ramazan Bayramı’nda gözaltına alınmıştı
Ramazan Bayramı’nda gözaltına alınmıştı
Kamu kurumlarındaki yolsuzluk iddiaları, usulsüzlükler ve tarikat-vakıf ilişkilerine yönelik haberleriyle tanınan BirGün Gazetesi muhabiri İsmail Arı, tutukluluğunun 75. gününde hakim karşısına çıktı. Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen ilk duruşmada mahkeme heyeti, Arı'nın tahliyesine karar verdi.

Duruşma salonuna alkışlarla giren İsmail Arı, savunmasında kamu kaynaklarının vakıflara aktarılmasına dair yaptığı haberlerin arkasında durdu.

Gazetecilik suç değildir



Arı savunmasında, "Bana yaşatılan eziyeti sağır sultan duydu, bir tek yargı makamları duymadı. Gazetecilik suç değildir, beraatımı talep ediyorum" ifadelerini kullandı. Duruşma savcısı, delillerin henüz toplanmadığı gerekçesiyle tutukluluğun devamını talep etse de mahkeme heyeti Arı'nın tahliyesine hükmederek davayı 9 Ekim'e erteledi.

Tokat'ta gözaltına alınmıştı

Gazeteci İsmail Arı, bayram tatili için gittiği Tokat'ta gözaltına alınmış ve 23 Mart 2026 tarihinde Ankara'da tutuklanarak Sincan Cezaevi'ne gönderilmişti.

İddianamede, Arı'nın BirGün TV'deki açıklamaları ile sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "gizliliğin ihlali" suçlamalarıyla 8 yıl 3 aya kadar hapis cezası isteniyordu.

Madenciler haklarını söke söke aldı

Eskişehir'de aylardır hakları için direnen Doruk Madencilik işçileri, kararlı mücadeleleri sonucunda tüm taleplerini kabul ettirerek tarihi bir zafer kazandı

05.06.2026 18:00:00
Haber Merkezi
Madenciler haklarını söke söke aldı
Madenciler haklarını söke söke aldı
Eskişehir Mihalıççık'ta bulunan Doruk Madencilik'te çalışan işçilerin aylardır kararlılıkla sürdürdüğü hak arama mücadelesi zaferle sonuçlandı. Şirketin yasadışı dayatmalarına, baskılarına ve sözlerine karşı yalnızca kendi iradelerine ve emek dayanışmasına güvenen madenciler, tüm haklarını söke söke aldı.

Direniş boyunca yeraltında açlık grevleri yapan, yerüstünde nöbet tutan ve seslerini tüm Türkiye'ye duyuran maden işçileri, gasp edilen kıdem ve ihbar tazminatlarını, yıllık izin ücretlerini, Toplu İş Sözleşmesi (TİS) farklarını ve yasadışı zorunlu ücretsiz izne çıkarıldıkları döneme ait tüm maaş alacaklarını hesaplarında gördü.

Gelecek haklar da güvence altında

Kazanılan zafer sadece geçmiş alacakların ödenmesiyle sınırlı kalmadı. İşçilerin hak kaybı yaşamaması için sendika, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve şirket yönetimi arasında sıkı bir denetim mekanizması kuruldu. Hesaplamalarda oluşabilecek en ufak eksiklik veya yanlışlık bu mekanizma üzerinden anında düzeltilecek.

Ayrıca Bakanlığın sendikal hak ihlalleri ve zorunlu ücretsiz izin uygulamasına yönelik başlattığı resmi teftiş süreci de devam ediyor. Varılan kesin mutabakata göre, teftiş sonucunda işçiler lehine ortaya çıkabilecek her türlü fazladan hak ve alacak, şirket tarafından hiçbir itiraz öne sürülmeksizin derhal ödenecek.

"Hiçbir söze kanmadık, dayanışmayla kazandık"

Direnişi örgütleyen sendika tarafından yapılan açıklamada, madencilerin bu süreçte gösterdiği çelikten iradeye vurgu yapıldı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"Hiçbir söze kanmadık, yalnızca irademize ve dayanışmaya inandık. Bizimle yürüyen halkımıza, madenci dostlarına teşekkür ederiz. Birlikte direndik, birlikte kazandık!"

Direniş ateşi Edirne'ye taşınıyor

Doruk Madencilik'te kazanılan bu tarihi zafer, Türkiye genelinde hak mücadelesi veren diğer işçilere de büyük bir umut ve moral oldu. Ankara'daki görüşmeleri yürüten işçi heyeti ve sendika temsilcileri, Eskişehir'deki zaferin ardından hiç vakit kaybetmeden rotayı Edirne'ye çevirdi.

Heyet, Edirne'de sendika öncülüğünde 15 gündür benzer hak gasplarına karşı direnen Özşen Madencilik işçilerine destek vermek ve mücadeleyi büyütmek üzere yola çıktı. Maden işçileri, "Köleliğe karşı her daim, her yerde mücadele edeceğiz" diyerek direniş ateşini Edirne'ye taşıyacaklarını ilan etti.

Reyhanlı'daki terör saldırısı davasında karar açıklandı

Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te 53 kişinin yaşamını yitirdiği bombalı saldırılarla ilgili aralarında THKP-C/Acilciler terör örgütünün elebaşı Mihraç Ural'ın da bulunduğu 6 sanığın yargılandığı davada karar açıklandı

05.06.2026 16:50:00
Anadolu Ajansı
Reyhanlı'daki terör saldırısı davasında karar açıklandı
Reyhanlı'daki terör saldırısı davasında karar açıklandı

Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, tutuklu sanıklar Memet Gezer, Mohammad Dib Korali, Temir Dükancı ve Cengiz Sertel bulundukları cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden katılırken, taraf avukatları salonda hazır bulundu.

Mahkeme Başkanı, sanık Korali'ye baro tarafından atanan avukatın duruşmaya iki saat kala görevden çekildiğini ve yeni görevlendirilen müdafinin savunma için süre talep ettiğini söyledi.

Başkan, davanın karar aşamasına gelmesi, tutukluluk süreleri, katılan tarafların Hatay'dan gelmesi ve sanıkların getirilmesi gibi yoğun duruşma hazırlıkları ile usul ekonomisini dikkate alınarak yargılamanın gecikmemesi amacıyla sanık Korali'nin dosyasının ana davadan ayrıldığını bildirdi.

Son sözü sorulan sanıklar, terör saldırısıyla ilgilerinin bulunmadığı öne sürdü.

Avukat beyanlarının ardından kararını açıklayan mahkeme, sanıklar Memet Gezer, Temir Dükancı ve Cengiz Sertel'i, "devletin birliğini ve bütünlüğünü bozmak" suçundan bir kez, 5'i çocuk 52 kişiyi öldürmek suçundan da 52 kez olmak üzere toplamda 53 kez "ağırlaştırılmış müebbet" hapis cezasına çarptırdı.

Ayrıca, sanıklara 28'i çocuk 130 kişiyi "öldürmeye teşebbüs" suçundan 2 bin 600 yıl, terör örgütü faaliyeti kapsamında "izinsiz patlayıcı bulundurmak" suçundan 13 yıl 4 ay, mağdurlara yönelik "duyu organları zarar görecek şekilde yaralama" suçundan 13 yıl 6 ay, bir kadının çocuk düşürmesine yol açacak şekilde yaralanması suçundan 20 yıl 3 ay, 3 kişiye yönelik "basit yaralama" suçundan 20 yıl 3 ay, 134 mağdura yönelik "mala zarar verme" suçundan bin 206 yıl, Reyhanlı'daki Emniyet Müdürlüğü, belediye, PTT ve notere verilen zarar dolayısıyla da "kamu malına zarar vermek" suçundan 48 yıl olmak üzere toplam 3 bin 921 yıl hapis cezası verildi.

Mahkeme, avukatı süre isteyen sanık Korali'nin yanı sıra firari sanıklar Omar Alkhatıp ile Mihraç Ural'ın dosyasının ayrılmasına karar verdi.

Kararla birlikte sanıkların tutukluluk halinin devamına hükmedildi.

Davanın geçmişi

Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te 53 kişinin hayatını kaybettiği ve çok sayıda kişinin yaralandığı iki ayrı bombalı terör saldırısı olmuştu. Reyhanlı Belediyesi yanı ile PTT binası önünde düzenlenen patlamalarda 912 konut, 891 iş yeri ve 148 araç zarar görmüştü.

Güvenlik gerekçesiyle Ankara'ya nakledilen Reyhanlı saldırısı davasında karar 23 Şubat 2018'de açıklanmıştı. Buna göre, bombalı eyleme ilişkin yargılaması süren 33 kişiden 9'u ağırlaştırılmış müebbet hapis, 13'ü ise çeşitli süreli hapis cezalarına çarptırılmıştı.

Mahkeme, THKP-C/Acilciler terör örgütünün elebaşı Mihraç Ural'ın da arasında bulunduğu firari sanıkların dosyasını ayırmıştı.

MİT operasyonuyla Suriye'den getirilen Reyhanlı saldırısının planlayıcılarından firari Yusuf Nazik, 24 Eylül 2018'de tutuklanmıştı.

Nazik, 13 Mayıs 2019'da Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesince "devletin birliğini ve bütünlüğünü bozmak"tan bir kez, 5'i çocuk 52 kişiyi öldürmek suçundan da 52 kez olmak üzere toplamda 53 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmıştı.

Davanın firari sanıklarından Mehmet Gezer de 30 Haziran 2022'de ABD'den getirilerek "kasten öldürme" ve "devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma" suçlarından Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesince 7 Temmuz 2022'de tutuklanmıştı.

Saldırının sorumlularından kırmızı bültenle aranan Cengiz Sertel de 14 Aralık 2024'te MİT Başkanlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğü koordinasyonunda, Hatay Emniyet Müdürlüğü ekiplerince yakalanmıştı.

Firari sanıklardan Mohammad Dib Korali 14 Ocak 2025, Temir Dükancı da 25 Şubat 2025'te MİT Başkanlığının operasyonlarıyla Suriye'de yakalanmıştı.

Dosyada sanıklar Omar Alkhatıp ve Mihraç Ural firari durumda bulunuyor. 

Can Polat cinayetinde soruşturma İstanbul'a devredildi

İzmir'in Çeşme ilçesinde işlenen Can Polat cinayetine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan cinayet şüphelisi Serhat Altun ve beraberindeki bir şüpheli adliyeye sevk edildi. Soruşturmanın ana ayağının İstanbul olması nedeniyle dosya, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na devredildi

05.06.2026 14:14:00
İhlas Haber Ajansı
Can Polat cinayetinde soruşturma İstanbul'a devredildi
Can Polat cinayetinde soruşturma İstanbul'a devredildi
Çeşme ilçesinde meydana gelen Can Polat cinayetiyle ilgili emniyet güçlerinin yürüttüğü çalışmalarda yeni bir gelişme yaşandı. Gözaltında bulunan cinayet şüphelisi Serhat Altun ile olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen diğer şüpheli, emniyetteki sorgu işlemlerinin ardından geniş güvenlik önlemleri altında sağlık kontrolüne götürüldü. Hastanedeki sağlık kontrolleri tamamlanan 2 şüpheli, daha sonra adliyeye sevk edildi.

Dosya İstanbul'a gönderildi

Öte yandan, cinayetle ilgili yürütülen çok yönlü soruşturmada önemli bir yetki değişikliği yaşandı. Olayın ana ayağının ve bağlantılarının İstanbul'da bulunması nedeniyle, Çeşme'de başlatılan soruşturmanın bundan sonraki aşamalarının İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütüleceği öğrenildi. Dosya İstanbul'a gönderilirken, şüphelilerin adliyedeki işlemleri devam ediyor.

Özgür Özel Trabzon'dan seslendi: Biz seçilmişleriz, sandığa inananlarız

Mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Trabzon’da yaptığı açıklamada hem siyasi gündeme hem de seçim sürecine ilişkin dikkat çeken mesajlar verdi

05.06.2026 14:00:00
Haber Merkezi
Özgür Özel Trabzon'dan seslendi: Biz seçilmişleriz, sandığa inananlarız
Özgür Özel Trabzon'dan seslendi: Biz seçilmişleriz, sandığa inananlarız
Mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Özgür Özel, Trabzon'da bir açıklama yaptı. Özel açıklamasında, "Biz, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin yerleştirmeye çalıştığı seçimsizlik ortamını, bu köhnemiş düzeni ve sürekli Recep Tayyip Erdoğan'ın kazandığı oyun planlarını arkamızda bırakıp önümüze bakıyoruz, hep birlikte yürüyoruz" dedi.

Özel, 7 Haziran Pazar günü yapılacak yerel ara seçimlere yönelik ziyaretleri kapsamında Trabzon'a geldi. Özel'i Trabzon Havalimanı'nda partisinin Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez, İl Başkanı Mustafa Bak, Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya ile ilçe başkanları, CHP'li bölge belediye başkanları ve yurttaşlar karşıladı.

Havalimanı çıkışında toplanan yurttaşlara seslenen Özel, CHP'nin değil, seçme seçilme hakkının saldırı altında olduğunu ifade ederek, "Bunun için tarihimizin görülmemiş bir direnişi, bir mücadelesi ve dayanışması için 81 ilimiz de ayakta. Biz, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin yerleştirmeye çalıştığı seçimsizlik ortamını, bu köhnemiş düzeni ve sürekli Recep Tayyip Erdoğan'ın kazandığı oyun planlarını arkamızda bırakıp önümüze bakıyoruz, hep birlikte yürüyoruz" diye konuştu.

CHP Genel Merkezi'ne yönelik polis müdahalesinin ardından ilk ziyaretini Trabzon'a yaptığını söyleyen Özel, şunları kaydetti:

"Baba ocağımızdan polis bizi zorla çıkardığında ve Cumhuriyet Halk Partisi'ni seçilmişlerin elinden alıp atanmışlara verdiğinde, Gazi'nin kurduğu Meclis'e yürüdük, on binler bizle yürüdü. Siz de bu yürüyüşümüze yürekten destek verdiniz. Ankara İl Başkanlığı'nın önünde bayramlaşacağız dedik. Güvenpark'ta görülmemiş bir kalabalıkla yüz binler toplandı. Hep birlikte Anıtkabir'e, Ata'mıza, kurucumuza yürüdük.

Ankara dışında ilk adımlar, pazar günü yapılacak yerel ara seçimler için Gümüşhane'ye, Tokat'a, Çorum'a ve ardından yarınki programımız için Nevşehir'e gideceğiz. Ancak ilk adımlar bu yürüyüş için Trabzon'a nasip oldu. Büyük bir memnuniyetle Trabzon'a geldim. Verdiğiniz destek ve bu tarihi sahip çıkış için hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Ve şunu ifade etmek isterim ki siz bugün tarihin doğru tarafındasınız. Tarihin doğru tarafında olmak için buradasınız. Özgür Özel'in durduğu taraf, Ekrem İmamoğlu'nun durduğu taraf, Mansur Yavaş'ın durduğu taraf tarihin doğru tarafıdır. Biz, seçilmişleriz. Sandığa inananlarız. Türkiye'ye sandığı getirecek olan ve iktidarı değiştirecek olan sizler, tek güvencemizsiniz."

CHP kulislerinde yeni parti senaryosu: İsmi belli oldu

CHP’de Özgür Özel ve kurmaylarının kurultay süreci ile olası hukuki gelişmelere ilişkin hazırlıkları sürerken alternatif senaryolar üzerinde de çalıştığı belirtiliyor. Kulislerde, yeni bir parti kurulması halinde "İstiklal Partisi" adının değerlendirildiği iddia ediliyor

05.06.2026 11:25:00
Haber Merkezi
CHP kulislerinde yeni parti senaryosu: İsmi belli oldu
CHP kulislerinde yeni parti senaryosu: İsmi belli oldu
CHP'de Genel Başkanlığa mahkeme kararı ile dönen Kemal Kılıçdaroğlu ile Genel Başkanlıktan mahkeme karıyla uzaklaştırılan Özgür Özel çevreleri arasındaki temasların yeniden başladığı belirtiliyor.

İki tarafın görüşmeleri yürütmek üzere temsilciler belirlediği ve sorunların çözümüne yönelik diyalog kanallarının açık tutulmaya çalışıldığı ifade ediliyor. Parti içerisindeki temaslarda, CHP'nin geleceğine ilişkin hukuki ve siyasi süreçlerin değerlendirildiği belirtilirken, bazı isimlerin uzlaşı arayışlarını sürdürdüğü kaydediliyor.

DİLEKÇELER KILIÇDAROĞLU'NA TESLİM EDİLECEK
Özgür Özel'in önceliğinin partinin olağanüstü kurultay sürecini tamamlamak olduğu ifade ediliyor. Bu kapsamda yaklaşık 900 delegenin kurultayın toplanması yönünde imza verdiği belirtilirken, çağrı dilekçelerinin Kemal Kılıçdaroğlu'na teslim edilmesi ve parti yönetiminin kurultayı toplamasının talep edilmesi planlanıyor. Talebin karşılanmaması halinde ise yargı yoluna başvurulabileceği konuşuluyor.

YENİ PARTİ SEÇENEĞİ DE MASADA
Öte yandan CHP yönetiminin, olası hukuki risklere karşı alternatif senaryolar üzerinde de çalıştığı belirtiliyor. Parti kaynaklarına göre, seçimlere katılım konusunda yaşanabilecek olası sorunlara karşı yeni bir siyasi partinin kurulması seçeneği masada bulunuyor.

Siyasi Partiler Kanunu'na göre bir partinin seçimlere katılabilmesi için belirli örgütlenme şartlarını yerine getirmesi gerekiyor. Buna göre partinin, seçim tarihinden en az altı ay önce en az 41 ilde teşkilatlanmasını tamamlaması, büyük kongresini gerçekleştirmesi ve gerekli koşulların Yüksek Seçim Kurulu tarafından onaylanması gerekiyor.

Parti içerisinde yürütülen çalışmalar kapsamında, seçime katılma yeterliliğine sahip alternatif siyasi partilerin de değerlendirildiği öne sürülüyor. Bu hazırlıkların, CHP'nin olası hukuki süreçlerden etkilenmesi durumunda siyasi faaliyetlerin kesintiye uğramaması amacıyla yapıldığı belirtiliyor.

Yeni parti hazırlıklarıyla ilgili çalışmaların, CHP Genel Başkan Yardımcılığı görevinde bulunan Ensar Aytekin tarafından koordine edildiği ifade edilirken, sürecin olası hukuki gelişmelere karşı bir tedbir niteliği taşıdığı belirtiliyor.

Ayrıca, CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı ve görevden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile de süreç hakkında görüş alışverişinde bulunulduğu iddia ediliyor.

YENİ PARTİNİN ADI 'İSTİKLAL'
Sözcü'den Saygı Öztürk'ün haberine göre yeni bir parti kurulması halinde "İstiklal Partisi" adının değerlendirilen seçeneklerden biri olduğu öne sürülüyor. Ancak parti yönetiminden bu konuda resmi bir açıklama yapılmış değil.

CHP yönetimi ise önceliğin mevcut parti yapısının korunması ve kurultay sürecinin tamamlanması olduğunu vurgularken, alternatif planların olası risklere karşı hazırlık amacı taşıdığı ifade ediliyor.

MSB'den bedelli askerlik hizmetinden yararlanacaklara "ücret güncellemesi" uyarısı

Milli Savunma Bakanlığı, bedelli askerlik hizmeti kapsamında geçerli olan bedelin 1 Temmuz'da memur aylık katsayısına göre güncelleneceğini bildirdi

05.06.2026 11:14:00
AA
MSB'den bedelli askerlik hizmetinden yararlanacaklara "ücret güncellemesi" uyarısı
MSB'den bedelli askerlik hizmetinden yararlanacaklara "ücret güncellemesi" uyarısı
Milli Savunma Bakanlığı, bedelli askerlik hizmeti kapsamında geçerli olan bedelin 1 Temmuz'da memur aylık katsayısına göre güncelleneceğini bildirdi.
Bakanlığın NSosyal hesabından yapılan paylaşımda, şu ifadeler yer aldı:
"Bedelli askerlik hizmeti kapsamında geçerli olan bedel ve ek bedel tutarı Askeralma Kanunu gereğince 1 Temmuz 2026 tarihinden geçerli olmak üzere memur aylık katsayısına göre güncellenecektir. Mevcut bedel tutarı üzerinden bedelli askerlik hizmetine müracaat etmek isteyen yükümlülerin 30 Haziran 2026 tarihine kadar müracaat ve ödeme işlemlerini tamamlamaları önem arz etmektedir."

Buca Belediyesi yolsuzluk operasyonu: Memurun 13 yarış atı çıktı

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Buca Belediyesine yönelik yürütülen yolsuzluk operasyonunda gözaltına alınan 54 şüphelinin adliyeye sevk edilmesi beklenirken, dijital materyal incelemelerinden çarpıcı detaylar ortaya çıktı

04.06.2026 16:59:00
İhlas Haber Ajansı
Buca Belediyesi yolsuzluk operasyonu: Memurun 13 yarış atı çıktı
Buca Belediyesi yolsuzluk operasyonu: Memurun 13 yarış atı çıktı
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Buca Belediyesine yönelik yürütülen yolsuzluk operasyonunda gözaltına alınan 54 şüphelinin adliyeye sevk edilmesi beklenirken, dijital materyal incelemelerinden çarpıcı detaylar ortaya çıktı. Soruşturma kapsamında hak ediş birimindeki bir memurun adına kayıtlı 13 yarış atı olduğu belirlendi. Belediye Başkanı Görkem Duman'a ait 400 bin TL'lik rüşvet dekontu ile bir belediye personelinin 'bankamatik memuru' olduğunu kabul ettiği telefon kayıtları da dosyaya girdi.
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen rüşvet ve yolsuzluk soruşturması kapsamında, İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince Buca Belediyesine yönelik geniş çaplı operasyon gerçekleştirildi. Aralarında mevcut Buca Belediye Başkanı Görkem Duman, eski belediye başkanları, başkan yardımcıları ve birim müdürlerinin de bulunduğu 54 şüphelinin emniyetteki gözaltı süreci devam ediyor. Yarın İzmir Adliyesine sevk edilmesi beklenen şüphelilerin dijital materyallerinin incelenmesiyle birlikte soruşturmanın boyutu daha da derinleşti.

Belediye memurunun 13 yarış atı varmış
Soruşturma dosyasında yer alan incelemelerde, Buca Belediyesi hak ediş biriminde memur olarak çalışan Bahadır Yılmaz'ın 13 adet yarış atı sahibi olduğu tespit edildi. Memur Yılmaz'ın ayrıca ilçe sınırları içerisinde yapılan iki ayrı inşaat projesi süreciyle ilgili rüşvet aldığı suçlaması da dosyaya yansıyan detaylar arasında yer aldı.

400 bin TL'lik dekont ve bankamatik memuru itirafı
Buca Belediye Başkanı Görkem Duman'ın dijital materyallerinde yapılan incelemelerde ise, CHP Buca İlçe Başkanı Çağdaş Kaya'dan belediye personeli ve işleyişle ilgili talimatlar aldığı, dosyada şüpheli sıfatıyla yer alan müteahhit Doğan Sarıkaya'ya ait inşaatlarla alakalı ilgili personelden bilgi edindiği öne sürüldü. Ayrıca Başkan Duman'ın, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Buca Belediyesi Meclis Üyesi Mustafa Genç ile görüşmesinde 400 bin TL para aldığına dair bir dekontun bulunduğu belirlendi. Öte yandan, Buca Belediye Başkanı Asistanı ve Spor Müdürlüğü personeli Yağmur Güçerek'in dijital incelemesinde ise çarpıcı bir telefon görüşmesi kaydı ortaya çıktı. Güçerek'in yaptığı telefon görüşmesinde, işe gitmeden maaş alan ve kamuoyunda 'bankamatik memuru' olarak nitelendirilen durumu kendisi için net bir şekilde kabul ettiği tespit edildi.İHA

CHP'de YDK Başkanı Mahir Polat oldu

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) Başkanı CHP İzmir Milletvekili Mahir Polat oldu

04.06.2026 16:30:00 / Güncelleme: 04.06.2026 16:55:04
İhlas Haber Ajansı
CHP'de YDK Başkanı Mahir Polat oldu
CHP'de YDK Başkanı Mahir Polat oldu
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) Başkanı CHP İzmir Milletvekili Mahir Polat oldu.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Yüksek Disiplin Kurulu (YDK), 'mutlak butlan' sonrasında ilk kez toplandı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun açılışını yaptığı toplantıda, başkanlık oylaması, en yaşlı üye Garip Erdoğan öncülüğünde yapıldı.
1 saat süren toplantıda oy çokluğuyla CHP İzmir Milletvekili Mahir Polat YDK Başkanı oldu. Başkan Yardımcılığına Ahmet Ersen Özsoy, Genel Sekreterlik görevine ise Sezgin Kaya seçildi.
Kılıçdaroğlu, toplantı çıkışında, 'Haftaya Grup'ta sizi göreceğiz' diyen gazeteciye, 'Umarım, hep beraber' yanıtını verdi.İHA

Engin Polat'ın ifadesinde suç örgütü detayı

İzmir'in Çeşme ilçesinde, kuzeni ve şoförü Can Polat'ın silahlı saldırıda öldürülmesinin ardından ifade veren Engin Polat, cinayetin ardındaki suç örgütü şüphesine dikkat çekti. Polat'ın emniyetteki ifadesinde, yaklaşık 2 yıldır organize suç örgütü tarafından tehdit edildiklerini söylediği ortaya çıktı

04.06.2026 13:51:00 / Güncelleme: 04.06.2026 13:55:27
İhlas Haber Ajansı
Engin Polat'ın ifadesinde suç örgütü detayı
Engin Polat'ın ifadesinde suç örgütü detayı
Olay, dün saat 13.45 sıralarında Çeşme Alaçatı'da meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, sosyal medya fenomenleri Dilan ve Engin Polat çiftinin tatil amacıyla konakladıkları otelin yan sokağında aniden silah sesleri yükseldi. Engin Polat'ın amcasının oğlu olan ve aynı zamanda çiftin şoförlüğü ile korumalığını üstlenen Can Polat (37), otelden ayrılmak üzere aracına bindiği esnada, S.A. (23) tarafından silahlı saldırıya uğradı.

Kurşunların hedefi olan ve ağır yaralanan Polat, kanlar içerisinde yere yığıldı. Silah seslerini duyan vatandaşların ihbarı üzerine adrese 112 Acil Sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerince ilk müdahalesi olay yerinde yapılan Can Polat, ambulansla hastaneye kaldırıldı ancak burada yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Saldırının ardından kaçan zanlıyı yakalamak için İzmir İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri şüpheli S.A.'yı kısa süre içerisinde kıskıvrak yakalayarak gözaltına aldı. Şüpheli, sorgulanmak üzere emniyete götürüldü.



"2 yıldır tehdit ediliyoruz"

Alaçatı'da kaldıkları otelin önünde amcasının oğlu Can Polat'ın kurşunların hedefi olmasıyla sarsılan Engin Polat'ın emniyetteki ifadesi ortaya çıktı. Polat'ın, hayatını kaybeden Can Polat'ın amcasının oğlu olduğunu ve yanında şoför olarak çalıştığını belirttiği öğrenildi. Eşi Dilan Polat ile birlikte iki gündür Çeşme'de tatil yaptıklarını belirten Polat'ın, yaklaşık 2 yıldır organize suç örgütünün hedefinde olduklarını ve sürekli tehdit edildiklerini, bu durumla ilgili daha önceden de emniyete giderek resmi ifade verdiklerini anlattığı kaydedildi. Korkunç cinayetin tatil sırasında gerçekleştiğini belirten Polat'ın ayrıca, Çeşme'deki konaklamaları süresince herhangi bir gerginliğe ya da olaya karışmadıklarını, yeni bir tehdit mesajı almadıklarını ve takip edildiklerine dair en ufak bir şüphe sezmediklerini de sözlerine eklediği öğrenildi.

Şüphelinin emniyetteki işlemleri sürerken, olayla ilgili başlatılan çok yönlü soruşturma devam ediyor.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.