Ne yazık ki zifiri karanlık günlerden geçiyoruz.
Milyarlarca yıldan beri gezegenimizi aydınlatan güneş sanki uzun zamandan beri her sabah yine doğduğu halde genelde İslam coğrafyasını özelde ise bu cennet vatanımızı aydınlatmıyor, aydınlatamıyor.
Güneşin aydınlığı bizim taraflara çalmadığı için sanki el yordamı ile yaşamaya çalışıyoruz ve el yordamı ile devam eden hayatlar da duvarlara toslamaktan, derelere yuvarlanmaktan beri olamıyor.
Kimi hacılarımız ve hocalarımız bu hatırlatmalarımızdan ötürü hop oturup hop kalksalar da, İslam coğrafyasının güneşsizliğe mahkûm edilişi Irak'ın işgali ile başladı ve Irak'ın işgal süreci de AKP iktidarının "evet"i ile başladı.
Sonraki yıllarda ne tür yıkımlara, ne tür cinayetlere yol açtığına bizzat şahit olduğumuz BOP projesinin ilk adımı, bize çok ta ırak olmayan Irak'ın haçlı-siyonist işgalciler tarafından işgal edilmesiydi.
On dört senden beri tek başına ülkeyi yöneten iktidarın ilk yılı idi ve işgalcilerin işlerini kolaylaştırmak için ne gerekiyorsa fazlası ile yapmıştı, bu hakikati en tepedeki yetkililerin o günlerdeki açıklamalarını bir arada okuduğumuzda rahatlıkla anlayacaktık.
İslam coğrafyasını cehenneme çevirecek olan bombanın-füzenin fitili ateşlenmişti ve ne yazık ki baş körükçüsü de bölgenin en önemli ülkesi olan Türkiye idi.
Ülkenin tarihine, tarihi tecrübesine, coğrafi konumuna ve inanç sistemine tamamen zıt olan bu gidişatı, iktidar sahipleri çeşitli nutuklarla yumuşatıp destekçilerine hazmettirmeye çalışırlarken, yazık ki destekçiler de tutuşturulan ateşin vahametine bakmadan alkışlamalarını sürdürdüler.
Irak işgali ile İslam coğrafyasında başlatılan yangın, günden güne, aydan aya ve yıldan yıla yayıldı ve elbette Büyük Ortadoğu Projesi'nin bir gereği olarak geldi kapımıza dayandı.
"Mağripteki bir Müslümanın ayağına diken batsa maşrıktakinin uykusu kaçmalıdır" ölçüsü zihnimizde ve gönlümüzde buharlaştırıldığı için Irak'ta pazar yerinde, ekmek kuyruğu bekleyenlerin arasında, kırmızı ışıkta bekleyenlerin ortasında patlatılan ve her defasında yüzlerce insanın ölümüne sebep olan canlı bombaların oralarla sınırlı kalacağını zannettik.
Başta terör konusu olmak üzere hemen hayatın tüm alanlarında "duvara toslama" vaziyetleri aşikâr olunca, bu güne kadar her hal ve şartta iktidarı alkışlayan arkadaşlar şimdilerde suçlarına ortak aramaya ve gerçeklerin hatırlatılması karşısından aşırı hırçınlaşmaya başladılar.
Elimizdeki hayat kitabımızın uyarıları ortada iken, tarihi tecrübeler bangır bangır bağırırken ve basiret sahibi insanlar da sürekli sizleri ikaz ederken kulaklarınızı tıkadınız, bakışlarınızı çevirdiniz hatta burnunuzu kıvırıp geçtiniz.
Şimdi en tepede oturanlar ve en tabanda alkış tutanlar olarak baş başa verip bu "Arapsaçı" vaziyetini çözmelisiniz.
Bari bundan sonra olsun uyarılara da kulak verin lütfen.
Milyarlarca yıldan beri gezegenimizi aydınlatan güneş sanki uzun zamandan beri her sabah yine doğduğu halde genelde İslam coğrafyasını özelde ise bu cennet vatanımızı aydınlatmıyor, aydınlatamıyor.
Güneşin aydınlığı bizim taraflara çalmadığı için sanki el yordamı ile yaşamaya çalışıyoruz ve el yordamı ile devam eden hayatlar da duvarlara toslamaktan, derelere yuvarlanmaktan beri olamıyor.
Kimi hacılarımız ve hocalarımız bu hatırlatmalarımızdan ötürü hop oturup hop kalksalar da, İslam coğrafyasının güneşsizliğe mahkûm edilişi Irak'ın işgali ile başladı ve Irak'ın işgal süreci de AKP iktidarının "evet"i ile başladı.
Sonraki yıllarda ne tür yıkımlara, ne tür cinayetlere yol açtığına bizzat şahit olduğumuz BOP projesinin ilk adımı, bize çok ta ırak olmayan Irak'ın haçlı-siyonist işgalciler tarafından işgal edilmesiydi.
On dört senden beri tek başına ülkeyi yöneten iktidarın ilk yılı idi ve işgalcilerin işlerini kolaylaştırmak için ne gerekiyorsa fazlası ile yapmıştı, bu hakikati en tepedeki yetkililerin o günlerdeki açıklamalarını bir arada okuduğumuzda rahatlıkla anlayacaktık.
İslam coğrafyasını cehenneme çevirecek olan bombanın-füzenin fitili ateşlenmişti ve ne yazık ki baş körükçüsü de bölgenin en önemli ülkesi olan Türkiye idi.
Ülkenin tarihine, tarihi tecrübesine, coğrafi konumuna ve inanç sistemine tamamen zıt olan bu gidişatı, iktidar sahipleri çeşitli nutuklarla yumuşatıp destekçilerine hazmettirmeye çalışırlarken, yazık ki destekçiler de tutuşturulan ateşin vahametine bakmadan alkışlamalarını sürdürdüler.
Irak işgali ile İslam coğrafyasında başlatılan yangın, günden güne, aydan aya ve yıldan yıla yayıldı ve elbette Büyük Ortadoğu Projesi'nin bir gereği olarak geldi kapımıza dayandı.
"Mağripteki bir Müslümanın ayağına diken batsa maşrıktakinin uykusu kaçmalıdır" ölçüsü zihnimizde ve gönlümüzde buharlaştırıldığı için Irak'ta pazar yerinde, ekmek kuyruğu bekleyenlerin arasında, kırmızı ışıkta bekleyenlerin ortasında patlatılan ve her defasında yüzlerce insanın ölümüne sebep olan canlı bombaların oralarla sınırlı kalacağını zannettik.
Başta terör konusu olmak üzere hemen hayatın tüm alanlarında "duvara toslama" vaziyetleri aşikâr olunca, bu güne kadar her hal ve şartta iktidarı alkışlayan arkadaşlar şimdilerde suçlarına ortak aramaya ve gerçeklerin hatırlatılması karşısından aşırı hırçınlaşmaya başladılar.
Elimizdeki hayat kitabımızın uyarıları ortada iken, tarihi tecrübeler bangır bangır bağırırken ve basiret sahibi insanlar da sürekli sizleri ikaz ederken kulaklarınızı tıkadınız, bakışlarınızı çevirdiniz hatta burnunuzu kıvırıp geçtiniz.
Şimdi en tepede oturanlar ve en tabanda alkış tutanlar olarak baş başa verip bu "Arapsaçı" vaziyetini çözmelisiniz.
Bari bundan sonra olsun uyarılara da kulak verin lütfen.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Dert eklemiş eski derdin üstüne / 22.04.2026
- Muhafazakâr iktidar neyi muhafaza etmiş? / 21.04.2026
- Yıllarımız yele gitti erenler / 20.04.2026
- Depremin yaraları daha sarılmamışken… / 18.04.2026
- ‘Dikkat! Asıl müfsitler onlardır…’ / 16.04.2026
- Bahar gelsin şu dağlara çıkalım belki derdimize çare bir çiçek / 14.04.2026
- Vurguncu keyif çatıyor yoksul yokluk içinde / 13.04.2026
- Türkiye yüz yılında dert denizinde yüzer olduk / 11.04.2026
- Bu savaş ortamında Kur’an’ı tekrar tekrar okumak / 10.04.2026
- Dur bakalım hesap vermeden nereye? / 09.04.2026
- Muhafazakâr iktidar neyi muhafaza etmiş? / 21.04.2026
- Yıllarımız yele gitti erenler / 20.04.2026
- Depremin yaraları daha sarılmamışken… / 18.04.2026
- ‘Dikkat! Asıl müfsitler onlardır…’ / 16.04.2026
- Bahar gelsin şu dağlara çıkalım belki derdimize çare bir çiçek / 14.04.2026
- Vurguncu keyif çatıyor yoksul yokluk içinde / 13.04.2026
- Türkiye yüz yılında dert denizinde yüzer olduk / 11.04.2026
- Bu savaş ortamında Kur’an’ı tekrar tekrar okumak / 10.04.2026
- Dur bakalım hesap vermeden nereye? / 09.04.2026




























































