logo
05 EYLÜL 2026

Sündüs katliamı unutulmadı

19.07.2006 00:00:00
 
Van'ın Bahçesaray İlçesi'nde terör örgütü PKK tarafından 18 Temmuz 1993 tarihinde katledilen 24 köylü için ilk defa anma töreni düzenlendi Dün sabah saatlerinde Mir Hasan-ı Veli Köprüsü'nde İlçe Kaymakamı Bünyamin Yıldız, Belediye Başkanı Naci Orhan ve İlçe Jandarma Komutanı Yüzbaşı Şefik Ünal başkanlığında toplanan vatandaşlar, burada şehit köylülerin anısına, Bahçesaray Deresi'ne çelenk ve çiçekler bıraktı. Grup, daha sonra dev Türk bayrakları eşliğinde 'Kahrolsun PKK', 'Şehitler Ölmez Vatan Bölünmez', 'Herşey Vatan İçin' gibi sloganlar atarak yürüyüş yaptı. İlçe Kaymakamlığı tarafından yaptırılan ve üzerinde 'Yurdumu Seviyorum, Sündüs'teki Çocukları Unutmadık' yazısı bulunan tişörtleri giyen çocukların önde yer aldığı grup, bir kilometre yürüyerek hükümet konağı yanında bulunan şehitliğe geldi. Burada İlçe Kaymakamı Bünyamin Yıldız ve Belediye Başkanı Naci Orhan tarafından şehitlikte yapılan anıta çelenk bırakılarak, saygı duruşunda bulunuldu, İstiklal Marşı okundu. Törende, İlçe Belediye Başkanı Naci Orhan ile şehit aileleri adına Sebahattin Samsa kısa bir konuşma yaptı. Daha sonra konuşan İlçe Kaymakamı Bünyamin Yıldız, insanlığın 13 yıl önce bir temmuz gecesinde tarihte eşine rastlanmayan bir katliama tanıklık ettiğini söyleyerek, "Bölücü terör örgütü PKK, 18 Temmuz 1993 gecesi Sündüs Yaylası'nda, 1'i anne karnında olmak üzere 15 bebeği ve 10 bayanı bir çadırın içine istif yaparak kurşuna dizmiştir. Biz bu resme tam 13 yıldır anlam veremedik. Bunu yapanlar insan olamaz. Bu resmi bu kadar siyah çizenler tarih önünde bunun hesabını vereceklerdir" dedi.Tahammül kalmadı artıkBu cennet yurtta hainlerle ve katillerle yıllardır mücadele verildiğini ifade eden Bünyamin Yıldız, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Terör o gün olduğu gibi, bu gün de evlatlarımızı, mallarımızı bizden almakta. Ama inanın tahammülümüz kalmadı artık. Yıllar önce 15 çocuğumuzu öldüren caniler, bu temmuz yine 15 evladımızı bizden aldı. Sabır ve metanetle katillere, canilere karşı mücadelemiz sonuna kadar devam edecektir. Şu bilinmelidir ki güzel vatanımız binlerce cana değer. Bu mücadelede, şimdiye kadar göstermiş olduğunuz sabır ve özveri her türlü takdirin üzerindedir. Unutmayın bebeklerimizin katilleri hiçbir zaman sefil amaçlarına ulaşmayacaktır. Tüm dünyaya seslenmek istiyorum. Biri anne karnından çıkartılmak suretiyle 15 bebeğin katilini bana izah edecek bir kişi veya ideoloji olabilir mi? Bu iş bitsin artık. Sündüs Yaylası'ndaki şu bebekleri öldüren canilere, kardeşim diyenler insan mıdır? Bana bunu izah edecek kimse var mı? Sündüs olayını inanın ki dünyaya mutlaka anlatacağız ve bu şehit bebekler, insanlığa çok şey anlatacaklar". Konuşmasında şehit bebeklere de seslenen Kaymakam Bünyamin Yıldız, "Ey şehit bebekler! Sizleri asla unutmayacağız. İnanın bu ülke sizin gibi çocukların yaşayacakları, sizin şu anda yaşadığınız cennet gibi olacak. Söz veriyoruz. Kimse sizin yaşadığınız o günü bir daha yaşamayacak. Siz rahat uyuyun. Büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün izinde ve gösterdiği hedefte yurdumuzu dünyanın en güzel yurdu, insanımızı en müstesna kişiler haline getireceğiz" şeklinde konuştu. Yapılan konuşmaların ardından İlçe Müftüsü Mehmet Akbaş tarafından şehitlikte dualar okundu. Şehitliği ziyaret eden aileler ise terör örgütü PKK'ya lanet ederken, gözyaşlarına hakim olamadı.

Yine aynı mantık! ‘Satmıyoruz, işletmesini devrediyoruz’

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan kararla 15 Temmuz Şehitler ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri ile çok sayıda otoyol ve çevre yolu 30 yıla kadar özelleştirme kapsamına alındı

05.09.2026 14:26:00
Haber Merkezi
 
Yine aynı mantık! ‘Satmıyoruz, işletmesini devrediyoruz’
Yine aynı mantık! ‘Satmıyoruz, işletmesini devrediyoruz’
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın imzasıyla yayımlanan kararla 15 Temmuz Şehitler ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri ile çok sayıda otoyol ve çevre yolu 30 yıla kadar özelleştirme kapsamına alındı. Karar, "Devlet neden kendi işlettiği gelir kaynaklarını özel sektöre devrediyor?" tartışmasını yeniden gündeme taşıdı.

Resmî Gazete'de yayımlanan 11750 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı kapsamında 15 Temmuz Şehitler Köprüsü, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, Edirne-İstanbul-Ankara Otoyolu, İzmir-Aydın Otoyolu, İzmir-Çeşme Otoyolu, Gaziantep-Şanlıurfa Otoyolu ve diğer bazı otoyolların yanı sıra Niğde-Pozantı Otoyolu ile Gaziantep ve Bursa çevre yollarının belirli bölümleri de özelleştirme programına dahil edildi.

"Satış değil, işletme hakkı devri"

Hazine ve Maliye Bakanlığı, kamuoyundaki "köprüler satılıyor" tartışmasına karşı çıkarak mülkiyetin devlette kalacağını, işletme hakkının ise devredileceğini açıkladı. Sözleşme süresinin 30 yıl olması ve işlemlerin 2031 yılı sonuna kadar tamamlanması öngörülüyor.

Ancak vatandaş açısından temel soru değişmiyor: Devletin yaptığı yatırımlarla ortaya çıkan ve geçişlerden gelir sağlayan bu altyapılar neden 30 yıllığına özel işletmecilere bırakılıyor?

Tartışmanın merkezinde para var

Karara yönelik eleştirilerde, köprü ve otoyolların gelecekte sağlayacağı gelirlerin kamu yerine özel işletmecilere aktarılabileceği savunuluyor.

Yeni Parti Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, söz konusu köprü ve otoyolların 2025 yılı gelirleri üzerinden 30 yıllık dönemde yaklaşık 18 milyar dolarlık bir büyüklük hesapladı. Hazine ve Maliye Bakanlığı ise bu hesabın "kâr" üzerinden yapılmasının doğru olmadığını, bakım, onarım, yatırım, personel ve işletme giderlerinin dikkate alınması gerektiğini belirtti.

Yani ortada henüz herkesin üzerinde uzlaştığı bir "30 yıllık kazanç" hesabı bulunmuyor.

Muhalefetten sert tepki

Karar siyasi tartışmayı da beraberinde getirdi. Yavuzyılmaz, uygulamayı Türkiye'nin gelecekteki gelirlerinin devri olarak nitelendirirken, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel de ihaleye girecek şirketlere yönelik, iktidar değişikliğinde otoyolları yeniden devletleştirecekleri mesajını verdi.

Kocaeli ve Adana'dan da karara yönelik "peşkeş" ve "halka ait varlıkların devri" eleştirileri geldi.

Asıl soru: Devlet neden satıyor?

Burada tartışmanın ekonomik boyutundan daha büyük bir soru ortaya çıkıyor: Bir devlet, yıllardır gelir sağlayan stratejik altyapılarını neden 30 yıllığına özel sektöre bırakır?

"Satarak ülke yönetilir mi?"

Türkiye'de özelleştirme tartışmasının geldiği nokta tam da burası.

Devletin ekonomik kaynak yaratması elbette gerekiyor. Ancak kamuya ait varlıkların işletme haklarının uzun sürelerle devredilmesi halinde, kararın yalnızca "Bugün bütçeye ne kadar para girecek?" sorusuyla değil, "30 yıl boyunca vatandaş ne ödeyecek, devlet ne kazanacak?" sorusuyla değerlendirilmesi gerekiyor.

Denizolgun'un ölümünde 10 yıl sonra yeni gelişme: Doktor tutuklandı

Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un şüpheli ölümüne ilişkin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada tanık olarak dinlenen doktor Nurettin Demirkol tutuklandı

05.09.2026 11:58:00 / Güncelleme: 05.09.2026 12:02:56
İHA
 
Denizolgun'un ölümünde 10 yıl sonra yeni gelişme: Doktor tutuklandı
Denizolgun'un ölümünde 10 yıl sonra yeni gelişme: Doktor tutuklandı
Soruşturma kapsamında daha önce tanık olarak dinlenen doktor Nurettin Demirkol, beyanları ile 155 ihbar kaydı, HTS verileri ve diğer tanık anlatımları arasında çelişkiler tespit edilmesi üzerine "yalan tanıklık" suçundan şüpheli sıfatıyla yeniden ifade verdi. Tutuklama talebiyle sevk edildiği Bakırköy 3. Sulh Ceza Hâkimliğinde sorgulanan Demirkol, "10 yıl önceki olayları net hatırlayamıyorum" savunması yaptı. Mahkeme ise HTS kayıtları, diğer tanıkların beyanları ve kolluk tutanaklarını dikkate alarak Demirkol'un tutuklanmasına karar verdi.

Dosyadaki en önemli çelişki, Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüne ilişkin yapılan 155 ihbarı üzerinden ortaya çıktı. Demirkol, 26 Ağustos 2026 tarihinde tanık sıfatıyla verdiği ilk ifadesinde, sağlık ve kolluk ekiplerini kimin aradığını bilmediğini, Denizolgun'un özel doktoru olmadığını ve ölümü şüpheli olarak değerlendirmediğini söylemişti. Ancak Riva Polis Merkezi Amirliğinin hazırladığı 155 Acil Çağrı çözüm tutanağında, ihbarın Demirkol'un kullandığı telefon üzerinden yapıldığı, arayan kişinin kendisini ailenin hekimi olarak tanıttığı ve ölümün şüpheli olduğunu söylediği belirlendi.

Savcılık bu çelişkiyi Demirkol'a doğrudan sordu. Demirkol ise "Olay günü ben mi aradım, başkası mı aradı hatırlamıyorum. Başkası benim telefonumdan da aramış olabilir" savunmasını yaptı.

"Telefonumu ortada bıraktım"

Savcılık, Demirkol'a olay günü polislerle birkaç kez görüştüğünü hatırlamasına rağmen, ilk ihbarı kendisinin yapıp yapmadığını neden hatırlamadığını da sordu. Demirkol, yakın zamanda baktığı hastaları dahi hatırlamakta zorlandığını ileri sürerek, olayın üzerinden yaklaşık 10 yıl geçtiğine dikkat çekti. Şüpheli ayrıca olay yerinde telefonunu "ortada bıraktığını", çiftliğe gelip giden kişilerden birinin de telefonundan ihbar yapmış olabileceğini savundu.

"Aile doktoru muyum bilmiyorum"

Soruşturmada dikkat çeken bir diğer başlık da Demirkol'un Denizolgun'la doktor-hasta ilişkisine ilişkin ifadeleri oldu. Demirkol daha önce "özel doktoru değildim" demişti. Ancak olay yerine giden polis ve olay yeri inceleme görevlilerinin anlatımlarında, olay yerinde kendisini "aile doktoru" olarak tanıtan bir kişinin bulunduğuna ilişkin kayıtların yer aldığı belirtildi. Bu durum sorulduğunda Demirkol "Maktulü 2-3 kere muayene ettim. Ancak aile doktoru nasıl olunur bilmiyorum. Bu tabirden neyin kastedildiğini bilmiyorum" şeklinde savunma yaptı.

HTS kayıtları da masada

Başsavcılık, Demirkol'un ilk ifadesindeki konum bilgileriyle HTS kayıtlarının da örtüşmediğini değerlendirdi. Demirkol, 26 Ağustos'taki ifadesinde olay günü Kısıklı'daki ikametinde bulunduğunu söylemişti. Ancak savcılık sorgusunda kendisine, 6 Eylül 2016 saat 18.12'den 8 Eylül 2016 saat 17.46'ya kadar Kısıklı bölgesinde baz kaydının bulunmadığı bildirildi. Demirkol bu duruma "Benim iki gün baz kaydımın olmaması mümkün değildir. O gün ikametimdeydim. Baz kayıtlarının neden bu şekilde çıktığını bilmiyorum" cevabını verdi. Savcılık ayrıca Demirkol'un, olay yerine gittiğinde Denizolgun'un zaten hayatını kaybettiğini söylediğini ancak HTS kayıtlarında 7 Eylül 2016 günü 21.16-21.42 saatleri arasında Hisar Hastanesi adına kayıtlı telefonla art arda görüşmeler yaptığının görüldüğünü bildirdi.

Bu görüşmelerin nedeni sorulan Demirkol "O gün yaptığım görüşmeleri hatırlamıyorum" dedi.

Dosyada öne çıkan bir diğer isim ise Hilmi Tuna Kuriş oldu. Demirkol, ilk ifadesinde çiftliğe gittiğinde Murat Bayrak ile yabancı uyruklu bir kişinin bulunduğunu söylemişti. Ancak soruşturma dosyasındaki olay yeri inceleme raporunda Hilmi Tuna Kuriş'in de olay yerinde bulunduğuna ilişkin kayıt yer aldığı; HTS incelemesinde Kuriş'in 7 Eylül 2016 günü saat 20.56'da çiftliğin bulunduğu bölgeden baz verdiği tespit edildi.

Savcılık ayrıca Demirkol ile Hilmi Tuna Kuriş arasında aynı gece 21.13 ve devamında ardışık arama ve aranma kayıtları bulunduğunu belirledi. Bu kayıtlar sorulan Demirkol "O gün Hilmi Tuna Kuriş ile konuşup konuşmadığımı hatırlamıyorum. Gittiğimde orada olup olmadığını bilmiyorum" dedi. Savcılık sorgusunda Demirkol'a Ahmet Yum, Ahmet Gökçen ve Alihan Kuriş'in olay yerine gelip gelmediği de soruldu. Dosyadaki başka bir tanık anlatımında, olay yerine gelen adli tabibin doktorun yanında bir avukat bulunduğunu ve Alihan Kuriş'in olay yerinde olduğunu söylediği belirtildi.

Ayrıca Demirkol ile Ahmet Yum arasında 8 Eylül 2016 sabahı telefon görüşmesi kaydı bulunduğu kendisine hatırlatıldı. Demirkol ise bu isimlerin olay yerine gelip gelmediğini ve Ahmet Yum'la neden görüştüğünü hatırlamadığını savundu.

"Yalan beyanı kesinlikle kabul etmiyorum"

Mahkemedeki sorgusunda Demirkol savcılık ifadesini tekrar ederek, olayın üzerinden yaklaşık 10 yıl geçtiğini ve ayrıntıları hatırlamasının mümkün olmadığını söyledi. Demirkol, yıllarca doktorluk yaptığını, çok sayıda hasta ve ölüm vakası gördüğünü belirterek, "Yalan beyanı kesinlikle kabul etmiyorum. Problem 10 sene önceki olayı net hatırlayamamamdan kaynaklıdır" şeklinde savunma yaptı.

Tanık ve şüpheli ifadelerinin stres altında alındığını da söyleyen Demirkol; migreni bulunduğunu, ilaçlarını alamadığını ve ifade süreçlerinde fiziksel olarak zorlandığını ileri sürdü.

"Maktulün ağzında sızıntı vardı"

Mahkeme sorgusunda Denizolgun'un bulunduğu andaki durumuna ilişkin de ayrıntılar veren Demirkol, olay yerine ulaştığında Denizolgun'un hayatını kaybetmiş olduğunu söyledi. Demirkol, maktulün ağzında bir sıvı bulunduğunu ancak bunun kan mı yoksa başka bir sıvı mı olduğunu ayırt edemediğini, adli tıp uzmanı olmadığı için bu konuda kesin değerlendirme yapamayacağını ifade etti. Ayrıca ölümün yeni olmadığını, vücutta şişme, sertlik ve ölüm morluklarını andıran bulgular bulunduğunu söyledi.

Bakırköy 3. Sulh Ceza Hâkimliği ise savunmayı yeterli görmedi. Mahkeme kararında; olay yerindeki kişilerin geliş ve gidiş saatlerine ilişkin HTS raporları, Demirkol'un tanık sıfatıyla verdiği ifadeler, diğer tanıkların beyanları, kolluk tutanakları arasında çelişkiler bulunduğuna dikkat çekti.

Hâkimlik, dosyada kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller bulunduğunu, adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağını değerlendirerek Nurettin Demirkol'un "yalan tanıklık" suçundan tutuklanmasına karar verdi.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturmasında Arif Ahmet Denizolgun'un ölümünün tüm yönleriyle aydınlatılmasına yönelik soruşturma sürüyor.

Kötü ağız hijyeni baş-boyun kanseri riskini yükseltiyor


 
 
Baş-boyun kanserlerinin gelişiminde yaşam tarzı alışkanlıklarının yanı sıra ağız ve diş sağlığı da önem taşıyor. Kötü ağız hijyeni, kronik tahriş ve bakımsız dişler riski artırırken; tütün kullanımı ve HPV (papillom virüsü) enfeksiyonu da öne çıkan etkenler arasında yer alıyor. 
 

05.09.2026 07:32:00
Murat Çorbacı
 
Kötü ağız hijyeni baş-boyun kanseri riskini yükseltiyor
Kötü ağız hijyeni baş-boyun kanseri riskini yükseltiyor

Dünya genelinde her yıl yaklaşık 900-950 bin kişide baş-boyun kanserlerine rastlandığını açıklayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi'nden KBB Uzmanı Prof. Dr. Emre Üstündağ, "Bu kanserlerden korunmak için tütün ürünlerinden uzak durmak, ağız bakımına özen göstermek ve düzenli diş hekimi kontrollerini ihmal etmemek şart" dedi.
Baş-boyun kanserlerinin büyük bölümünün ağız, boğaz ve gırtlak gibi bölgelerin iç yüzeyini kaplayan hücrelerden kaynaklandığını açıklayan Prof. Dr. Emre Üstündağ, "Kullanılan sigara miktarı ve kullanım süresi arttıkça tehlike de artıyor. Özellikle papillom virüsü HPV-16 tipi, bademcik ve dil kökünü kapsayan orofarenks kanserleriyle ilişkilendiriliyor. Bu nedenle uzun süre sigara kullananların, HPV enfeksiyonu taşıyanların, daha önce baş-boyun kanseri geçirenlerin ve 40 yaş üzerindeki bireylerin daha dikkatli olması gerekiyor. Hastalık çoğunlukla 50 yaş üzerinde görülse de HPV ile ilişkili kanserlere daha genç yaşlarda da rastlanabiliyor" şeklinde konuştu.

Korunmada tütün kullanımı ve ağız sağlığına dikkat

Baş-boyun kanserlerine karşı alınabilecek en önemli önlemlerden birinin tütün ürünlerinden uzak durmak olduğunun altını çizen Üstündağ, "Sigara, pipo, puro ve dumansız tütün ürünleri özellikle ağız boşluğu, gırtlak ve yutak kanserleriyle güçlü bir ilişkiye sahip. Kullanım süresi ve miktarı arttıkça risk yükselirken, sigaranın bırakılması bu olasılığın zaman içinde belirgin şekilde azalmasını sağlıyor. Ağız hijyeni ve diş sağlığı da korunmada önem taşıyor. Kötü ağız hijyeni, kronik tahriş ve bakımsız dişler bazı ağız kanserleriyle ilişkilendirildiği için düzenli diş hekimi kontrolleri, iyi ağız bakımı ve uygun protez kullanımı koruyucu önlemler arasında yer alıyor" dedi.

Belirtiler iki–üç haftadan uzun sürüyorsa dikkat

Baş-boyun kanserlerinin farklı bölgelerde çeşitli belirtilerle ortaya çıkabileceğine dikkat çeken Üstündağ, "Ağız içinde iyileşmeyen yara, beyaz veya kırmızı plaklar, dilde ya da ağız tabanında sertlik ve kitle, yutma güçlüğü, ağrılı yutkunma, boğazda takılma hissi ve uzun süren ses kısıklığı erken belirtiler arasında yer alabilir. Boyunda ağrısız, giderek büyüyen veya antibiyotik tedavisine rağmen geçmeyen bir kitle, tek taraflı burun tıkanıklığı, tekrarlayan burun kanaması, yüzde uyuşma ya da şişlik de göz ardı edilmemeli. Erişkinlerde kulak muayenesinde herhangi bir sorun görülmediği hâlde devam eden, nedeni açıklanamayan tek taraflı kulak ağrısı da önemsenmeli. Bu belirtilerden herhangi biri iki–üç haftadan uzun sürüyorsa bir KBB uzmanına başvurulmalı" dedi.

Görüntüleme yöntemleri tedaviye yön veriyor

Baş-boyun kanserlerinde erken ve doğru tanının, en uygun tedavinin planlanması açısından büyük önem taşıdığını sözlerine ekleyen Üstündağ, "Bilgisayarlı tomografi tümörün boyutunu, çevre dokulara yayılımını ve kemik tutulumunu; manyetik rezonans ise dil, ağız tabanı, nazofarenks ve kafa tabanı gibi yumuşak dokuları ayrıntılı biçimde gösteriyor. PET-BT gizli lenf nodu ve uzak metastazların araştırılmasında, ultrasonografi ise lenf bezlerinin değerlendirilmesi ve biyopsiye rehberlik edilmesinde kullanılıyor. Kesin tanı için şüpheli dokudan örnek alınması gerekiyor. Lezyonun bulunduğu bölgeye göre endoskopik, ince iğne aspirasyon veya daha büyük doku örneği alınmasını sağlayan 'tru-cut' biyopsi uygulanabiliyor. Henüz her merkezde rutin olarak kullanılmasa da özellikle patoloji ve görüntüleme alanlarında hızla gelişen yapay zekâ sayesinde dijital ortama aktarılan doku örnekleri daha ayrıntılı değerlendirilebiliyor. Bu teknolojinin gelecekte tümörün özelliklerinin ve saldırganlık potansiyelinin belirlenmesine katkı sağlaması bekleniyor" bilgilerini verdi.

İstanbul'da trafik uygulamasında silahlı saldırıya uğrayan polis şehit oldu

İstanbul Valiliği, Esenyurt ilçesinde trafik uygulamasında uğradığı silahlı saldırıda ağır yaralanan polis memuru Mehmet Ali Topatan'ın hayatını kaybettiğini bildirdi

05.09.2026 05:40:00
AA
 
İstanbul'da trafik uygulamasında silahlı saldırıya uğrayan polis şehit oldu
İstanbul'da trafik uygulamasında silahlı saldırıya uğrayan polis şehit oldu

Valilikten yapılan açıklamada, dün 22.50 sıralarında Akevler Mahallesi Fatih Sultan Mehmet Caddesi üzerinde trafik uygulaması yapan emniyet ekiplerinin, korsan taksicilik yaptığını tespit ettikleri bir araca işlem yaptığı belirtildi.

İşlemin ardından araç sürücüsü Ekrem A'nın polis ekiplerine ateş açtığının kaydedildiği açıklamada, "Sürücü Ekrem A. isimli şahıs emniyet ekiplerine ateş açmış ve Mehmet Ali Topatan isimli polisimizi ağır yaralamıştır. Saldırıyı düzenleyen şahıs, saldırının hemen ardından yanında taşıdığı silahla intihar etmiştir. Ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan polis memurumuz Mehmet Ali Topatan, hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak şehit olmuştur." ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada, ayrıca saldırıyı gerçekleştiren Ekrem A'nın da ağır yaralı olarak kaldırıldığı hastanede hayatını kaybettiği belirtildi. 

Bolu Belediyesinde "araç kiralama ihalelerinde usulsüzlük" iddiasına ilişkin 7 zanlı tutuklandı

Bolu Belediyesinde araç kiralama ihalelerinde usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında, görevinden uzaklaştırılan ve başka bir suçtan tutuklu bulunan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan'ın da aralarında olduğu 7 şüpheli tutuklandı

05.09.2026 03:00:00
AA
 
Bolu Belediyesinde "araç kiralama ihalelerinde usulsüzlük" iddiasına ilişkin 7 zanlı tutuklandı
Bolu Belediyesinde "araç kiralama ihalelerinde usulsüzlük" iddiasına ilişkin 7 zanlı tutuklandı

Bolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 21 şüpheliden 7'si daha İl Jandarma Komutanlığındaki işlemlerin ardından adliyeye getirildi.

Dün savcılığa sevk edilen 8 zanlı ile bugün getirilen 7 şüphelinin işlemleri tamamlandı.

Görevden uzaklaştırılan ve başka bir suçtan tutuklu bulunan Belediye Başkanı Tanju Özcan'ın da aralarında bulunduğu 7 zanlı tutuklama, 8 zanlı ise adli kontrol talebiyle nöbetçi mahkemeye sevk edildi.

Şüphelilerden 8'i adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, Özcan, Belediye Başkan Yardımcısı Gülden Özaydın, Temizlik İşleri Müdür Vekili Basri Baytekin, Temizlik İşleri Müdürlüğü Muayene ve Kabul Komisyonu Başkanı B.T ile yüklenici firmanın sahibi ve 2 çalışanı tutuklandı.

Bu arada, firari 1 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların devam ettiği öğrenildi.

Süreç

Cumhuriyet Başsavcılığınca Bolu Belediyesinde araç kiralama ihalelerinde usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında, görevden uzaklaştırılan Belediye Başkanı Tanju Özcan'ın başka bir suçtan tutuklu olması nedeniyle, Başkan Yardımcısı Gülden Özaydın, Temizlik İşleri Müdür Vekili Basri Baytekin, gerçekleştirme görevlisi S.E, Temizlik İşleri Müdürlüğü Muayene ve Kabul Komisyonu Başkanı B.T, komisyon üyeleri M.E.G, T.Y, M.Y, İhale ve Satın Alma Birim Sorumlusu E.Ö, Mali Hizmetler Müdürlüğü personeli H.C, Temizlik İşleri Müdürlüğü personeli E.Ö.Ö, temizlik şirketlerinin yetkilileri Ç.A, S.K, F.Ş.E, S.K, H.B, F.D, İ.T, A.G, yüklenici firma yetkilileri F.G, A.Y, F.L. ve Y.E. olmak üzere 22 zanlı hakkında gözaltı kararı verilmişti.

Teknik incelemede, bazı çöp toplama araçlarının fiilen çalışmadığı günlerde çalışmış gibi gösterildiği, bu kayıtlar esas alınarak yüklenici firmaya ödeme yapıldığının belirlendiği aktarılan bilirkişi raporunda, Bolu Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğünce düzenlenen 19 ayrı hakediş kapsamında, MCY-Yeşilçam İş Ortaklığına fiyat farkı ve KDV dahil toplam 34 milyon 288 bin 376 lira 61 kuruş fazla ve yersiz ödeme gerçekleştirildiği belirtilmişti.

Gözaltına alınan 21 şüpheliden 14'ü adliyeye sevk edilmişti. Adliyeye sevk edilenlerden 6'sı savcılık sorgularının ardından dün çıkarıldıkları nöbetçi mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. 

Oya Lale Arslan tutuklandı

Sosyal medya ve YouTube platformunda yaptığı yayın ve paylaşımlar nedeniyle "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "terör örgütü propagandası yapma" suçlarından gözaltına alınan Oya Lale Arslan, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı

05.09.2026 00:10:00
İhlas Haber Ajansı
 
Oya Lale Arslan tutuklandı
Oya Lale Arslan tutuklandı
Sosyal medya ve YouTube platformunda yaptığı yayın ve paylaşımlar nedeniyle "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "terör örgütü propagandası yapma" suçlarından gözaltına alınan Oya Lale Arslan, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından konuya ilişkin yapılan açıklamada, "Sosyal medya ve YouTube platformunda yaptığı yayın ve paylaşımlar nedeniyle Oya Lale Arslan hakkında TCK 217/A kapsamında 'halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma' ve 'terör örgütü propagandası yapma' suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında, Cumhuriyet Başsavcılığımızın talimatı doğrultusunda şüpheli gözaltına alınmış, ikametinde yapılan aramada dijital materyallere el konulmuştur.

Mevcutlu olarak Başsavcılığımızda hazır edilen şüpheli Sulh Ceza Hakimliğine sevkedilmiş olup, hakkında tutuklama kararı verilmiştir. Soruşturma işlemleri titizlikle devam etmektedir" ifadelerine yer verildi.

Oya Lale Arslan'ın savcılık ifadesi 

Sosyal medya ve YouTube platformunda yaptığı yayın ve paylaşımlar nedeniyle hakkında "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "terör örgütü propagandası yapma" suçlarından soruşturma yürütülen gazeteci Oya Lale Arslan'ın savcılık ifadesi ortaya çıktı.

Sosyal medya ve YouTube platformunda yaptığı yayın ve paylaşımlar nedeniyle gazeteci Oya Lale Arslan, "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "terör örgütü propagandası yapma" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alındı.

Arslan savcılık ifaresinde, "Ben daha öncesinde gazetecilik yapmaktaydım. Ancak şu anda basın kartım bulunmamaktadır. Gazetecilik ve yayıncılık faaliyetlerime Youtube üzerinden devam etmekteyim. Lale Özan Arslan isimli Youtube ve X hesapları bana aittir. Bu hesapların içeriklerini kendim hazırlıyorum ve yayınlıyorum. Yayın başlıklarını da kendim hazırlıyorum. Yayın esnasında konukların ileri sürdüğü iddialar spontane gerçekleşiyor. Biz sadece konu başlıklarını daha önceden belirliyoruz. Konularla ilgili herhangi bir yerden bilgi temin etmiyoruz" dedi.

Yayınların kamu düzeni, iç dış güvenlik konusunda tehlike oluşturmayacağını düşündüğü yayınları paylaştıklarını ifade eden Arslan, "Genellikle gündemde olan konuları yorumluyoruz. Bu yorumların çoğu da konuklar tarafından gerçekleştirilmekte ben ise moderatörlük yapmaktayım. 'iktidarın seçim için kaos planı' adlı 3 Nisan 2023 tarihinde yayınlanan yayınla ilgili olarak kastetmiş olduğumuz oyların durumları ile ilgili vatandaşlardan gelen endişeleri paylaşmaktır.

Bilgi kaynakları da vatandaşlardan gelen şikayetlerden oluşmaktadır. Kaos planı iddiasını kesinlikle kabul etmiyorum kastettiğimiz bu değildir. '15 Temmuz sonrası soyadı değiştirilen bürokratlar gizleniyor mu' başlıklı yayını aradan uzun zaman geçmesi sebebi ile şu an hatırlayamamaktayım. 'Büyük tehlike! cemaat tarikat TSK çocukları' başlıklı yayından kastetmiş olduğum çocukların istismarıdır, TSK dan kastım ise FETÖ gibi yapıların askeriye içerisinde yapılandığına ilişkin duyumlardır, Ancak buna ilişkin herhangi bir bilgi sahibi değilim. Bu iddiamı destekleyen somut bilgi ve belgem bulunmamaktadır" ifadelerine yer verdi.

"Zaman gazetesinin neden evimde olduğunu dair bilgim bulunmamaktadır"

FETÖ/PDY'yi bir terör örgütü olarak bildiğini aktaran Arslan, "Eylemlerini asla kabul etmiyorum. Herhangi bir yayınında FETÖ/PDY mensuplarını mağdur olarak nitelendirmedim. Yayınlarımda devlet kurumları ve kamu görevlileri hakkında 'Operasyon, kumpas, kaos, gizli plan' gibi ibareler kullanmamın nedeni daha çok dikkat çekecek yayınlar olmasını istememden kaynaklanmaktadır. Evimden ele geçirilen Zaman gazetesinin neden evimde olduğunu dair bilgim bulunmamaktadır" dedi.
Herhangi bir suç işleme kastı bulunmadığını ifade eden Arslan, suçlamaları kabul etmedi.

BTP lideri Hüseyin Baş’tan Sivas Kongresi mesajı: "Tam bağımsızlık iradesinin en güçlü temeli"

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, Sivas Kongresi'nin 107. yıldönümü dolayısıyla sosyal medya hesabından anlamlı bir paylaşımda bulundu. Baş, mesajında Millî Mücadele'nin kırılma noktalarından biri olan kongrede alınan kararların, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesindeki yerine dikkat çekti

04.09.2026 14:27:00 / Güncelleme: 04.09.2026 14:31:31
Haber Merkezi
 
BTP lideri Hüseyin Baş’tan Sivas Kongresi mesajı: "Tam bağımsızlık iradesinin en güçlü temeli"
BTP lideri Hüseyin Baş’tan Sivas Kongresi mesajı: "Tam bağımsızlık iradesinin en güçlü temeli"
"Manda ve himaye kabul edilemez"

Sivas Kongresi'nde tarihe geçen ilkeleri hatırlatan BTP lideri, "Manda ve himaye kabul edilemez" ve "Millî sınırlar içinde vatan bir bütündür, parçalanamaz" kararlarının altını çizdi.

Hüseyin Baş, 4 Eylül 1919'da ilan edilen bu duruşun, Türk milletinin hiçbir koşulda vesayeti kabul etmeyeceğinin ve tam bağımsızlık iradesinin en güçlü temellerinden birini oluşturduğunun vurgusunu yaptı.

Millî Mücadele kahramanlarına minnet

Mesajının son bölümünde Sivas Kongresi'nin tarihsel mirasına sahip çıkan Baş, "Sivas Kongresi'nin yıl dönümünde, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Millî Mücadele'nin tüm kahramanlarını saygı, rahmet ve minnetle anıyorum" ifadelerini kullanarak kurtuluş mücadelesinin kahramanlarını andı.

BTP lideri Hüseyin Baş'ın mesajı şöyle:

"Manda ve himaye kabul edilemez."

"Millî sınırlar içinde vatan bir bütündür, parçalanamaz."

4 Eylül 1919'da toplanan Sivas Kongresi'nde alınan bu tarihî kararlar, Türkiye Cumhuriyeti'nin tam bağımsızlık iradesinin en güçlü temellerinden birini oluşturmuştur.

Sivas Kongresi'nin 107. yıl dönümünde, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Millî Mücadele'nin tüm kahramanlarını saygı, rahmet ve minnetle anıyorum."

Yayın bitti, polis geldi

Gazeteci Oya Lale Arslan, sosyal medya ve YouTube platformu üzerinden gerçekleştirdiği yayınlar ile paylaşımları gerekçe gösterilerek Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın başlattığı bir soruşturma kapsamında gözaltına alındı

04.09.2026 14:22:00
Haber Merkezi
 
Yayın bitti, polis geldi
Yayın bitti, polis geldi
Gazeteci Oya Lale Arslan, sosyal medya ve YouTube platformu üzerinden gerçekleştirdiği yayınlar ile paylaşımları gerekçe gösterilerek Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın başlattığı bir soruşturma kapsamında gözaltına alındı.

Deneyimli televizyon habercisi ve programcı Arslan hakkında, "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "terör örgütü propagandası yapma" suçlamaları yöneltildi.

Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talimatıyla düzenlenen operasyonda gazetecinin evinde arama yapıldı ve kişisel bilgisayarı ile telefonu dahil olmak üzere çok sayıda dijital materyaline incelenmek üzere el konuldu.

Gözaltının perde arkası

Soruşturmanın zamanlaması, kamuoyunda ve basın camiasında geniş çaplı bir "basın özgürlüğü" tartışmasını beraberinde getirdi. Sektör temsilcileri ve meslektaşları, operasyonun basın üzerinde bir susturma çabası olup olmadığını sorguluyor.

Gazeteci Murat Ağırel'in X platformunda paylaştığı bilgilere göre, Oya Lale Arslan gözaltına alınmadan sadece bir gün önce kendi YouTube kanalında gazeteci Erk Acarer'i konuk etmişti. Bu yayının hemen ardından, iktidara yakın sosyal medya hesapları ve figürler tarafından Arslan'ın hedef gösterildiği ve hakkında tutuklama çağrıları yapıldığı belirtildi.

Muhalif basın organları ile sosyal medyadaki medya hakları savunucuları, Türk Ceza Kanunu'na eklenen "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" (dezenformasyon yasası) maddesinin ve "terör propagandası" suçlamalarının eleştirel gazetecileri susturmak ve bağımsız YouTube yayıncılığına gözdağı vermek için bir araç olarak kullanıldığını ileri sürüyor.

Resmi makamların gerekçesi

Buna karşılık yargı ve güvenlik kaynakları, işlemin yasal çerçevede yürütülen somut bir ceza soruşturması olduğunu savunuyor.

Soruşturmayı yürüten Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, adli sürecin tamamen Arslan'ın dijital platformlardaki paylaşımlarında "halkı galeyana getirebilecek asılsız dezenformasyonlar üretilmesi" ve "terör örgütlerinin söylemlerinin yayılması" şüphelerine dayandığını ifade ediyor.

El konulan dijital materyallerin incelenmesinin ardından Arslan'ın emniyetteki işlemlerinin tamamlanıp adliyeye sevk edilmesi bekleniyor.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Berhan Şimşek, partideki görevlerinden istifa ettiğini açıkladı

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve MYK üyesi Berhan Şimşek, hakkında devam eden davalar sonuçlanana kadar partideki görevlerinden ayrılma kararı aldığını duyurdu

04.09.2026 14:20:00
Haber Merkezi
 
CHP Genel Başkan Yardımcısı Berhan Şimşek, partideki görevlerinden istifa ettiğini açıkladı
CHP Genel Başkan Yardımcısı Berhan Şimşek, partideki görevlerinden istifa ettiğini açıkladı
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve MYK üyesi Berhan Şimşek, hakkında devam eden davalar sonuçlanana kadar partideki görevlerinden ayrılma kararı aldığını duyurdu.

Şimşek'in 10 yıldır birlikte olduğu Özlem Şanver'e şiddet uyguladığı anlara ilişkin ortaya çıkan görüntülere tepki yağmıştı. Görüntülerde Şimşek'in Şanver'in ayağına tekme attığı, ardından elinden kurtulmaya çalışan kadını zorla evin içine sokmaya çalıştığı görülmüştü. Videoda, içereyi götürülen Şanver'in, "Bırak beni" diye bağırdığı da duyuldu.

Berhan Şimşek'in 10 yıllık hayat arkadaşı Özlem Şanver, Nisan 2026'da fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kaldığını öne sürerek mahkemeye başvurmuştu.

Başvuruyu değerlendiren İstanbul Anadolu 1. Aile Mahkemesi, 6284 sayılı Kanun kapsamında Şimşek hakkında 2 ay süreyle uzaklaştırma ve koruma tedbiri uygulanmasına karar verdi. Söz konusu tedbir kararının daha sonra 2 ay daha uzatıldığı belirtilmişti.

KKTC Başbakanı Üstel: "Girne'deki gemi faciasında can kaybı 12'ye yükseldi"

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ünal Üstel, Girne açıklarında batan gemiye yönelik çalışmalarda 2 kadının naaşına ulaşıldığını, faciada toplam can kaybının 12'ye yükseldiğini, kayıp 16 kişiye ulaşılması için arama çalışmalarının sürdüğünü açıkladı. Üstel, kazanın araştırılması amacıyla Cumhuriyet Meclisi'ne araştırma önergesi sunduklarını bildirdi

04.09.2026 12:19:00
İHA
 
KKTC Başbakanı Üstel: "Girne'deki gemi faciasında can kaybı 12'ye yükseldi"
KKTC Başbakanı Üstel: "Girne'deki gemi faciasında can kaybı 12'ye yükseldi"
KKTC Başbakanı Ünal Üstel, geçtiğimiz pazar günü Girne Limanı'ndan Mersin Taşucu'na gitmek üzere hareket ettikten sonra alabora olan gemiye ilişkin yürütülen arama çalışmalarına dair açıklamalarda bulundu. Başbakan Üstel, pazar gününden bu yana büyük bir acı yaşandığını belirterek gemide bulunan vatandaşlara ulaşılması amacıyla KKTC ve Türkiye'nin tüm ilgili kurumlarının arama-kurtarma çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi.

Kazada yaşamını yitirenlerin ve kayıp kişilerin bulunduğunu ifade eden Üstel, Türkiye'ye ait arama-kurtarma gemisi TCG Işın'ın KKTC'ye ulaşmasının ardından çalışmalara başladığını kaydetti. Üstel, TCG Işın'ın ardından TCG Alemdar'ın da bölgeye geldiğini belirterek geminin arama çalışmalarını 7 gün 24 saat esasına göre aralıksız sürdürdüğünü ifade etti.

"Çalışmalar robotik sistemlerle yürütülüyor"

Arama çalışmalarının çok zorlu şartlar altında gerçekleştirildiğine dikkati çeken Üstel, geminin 554 metre derinlikte bulunduğunu ve bu derinliğe insanların inemediğini söyledi. Çalışmaların tamamen robotik sistemler aracılığıyla yürütüldüğünü aktaran Başbakan Üstel, aramaların başlamasının ardından önce 1 naaşa, dün ise 2'nci naaşa ulaşıldığını belirtti.

Yılmaz'ın taziye ziyareti

Üstel, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın dün KKTC'yi ziyaret ettiğini hatırlatarak Yılmaz'ın hem geçmiş olsun dileklerini ilettiğini hem de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın süreci yakından takip ettiğini ve taziye mesajlarını ilettiğini söyledi. Yılmaz'ın acılı ailelerle bir araya geldiğini belirten Üstel, ailelere arama-kurtarma çalışmaları hakkında bilgi verildiğini kaydetti.

Faciada can kaybı 12'ye yükseldi

Her sabah hem ailelere hem de basına açıklamalarda bulunduklarını ifade eden Üstel, gece yürütülen çalışmaların sonucunda 2 kadının naaşına daha ulaşıldığını belirterek, "Böylece 554 metre derinlikten çıkarılan naaş sayısı 4'e yükseldi. Yani vefat edenlerin sayısı 12 oldu" ifadelerini kullandı. Arama-kurtarma çalışmalarının devam ettiğini belirten Üstel, kayıp 16 kişiye daha ulaşılması için TCG Alemdar'ın çalışmalarını sürdürdüğünü ifade etti.

Üstel, Türkiye Cumhuriyeti Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu'na, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı'na, Güvenlik Kuvvetleri Komutanı'na, TCG Alemdar'da görev yapan askerlere ve çalışmalara katkı koyan herkese teşekkür etti. Denizin 554 metre derinliğinde yürütülen çalışmaların zorluğuna dikkati çeken Üstel, çalışmalarda zamana ihtiyaç duyulduğunu ailelerle de paylaştığını söyledi.

"Sorumlular hukuk önünde hesap verecek"

Arama çalışmalarının kayıp kişilere ulaşılana kadar devam edeceğini vurgulayan Üstel, kazanın meydana gelmesinde ihmal veya başka bir unsurun bulunup bulunmadığının araştırılacağını kaydetti. Üstel, kazanın yaşanmasında sorumluluğu bulunan kişilerin, görev ve konumlarına bakılmaksızın hukuk karşısında hesap vereceğini belirtti. Kazanın araştırılması amacıyla Cumhuriyet Meclisi'nde de çalışma başlatılacağını açıklayan Üstel, hükümet olarak Meclis'e araştırma önergesi sunduklarını bildirdi. Üstel, "Bu konuda Cumhuriyet Meclisimizde bir araştırma komitesi kurulması ve çalışmaların Cumhuriyet Meclisinde başlaması için dünden itibaren müracaatımızı yapmış bulunmaktayız" ifadelerini kullandı.

Başbakan Üstel, gelişmelere ilişkin akşam saatlerinde yeniden halka ve ailelere bilgi vereceğini kaydederek bütün naaşlara tek tek ulaşmayı ümit ettiklerini söyledi.

"Kesin süre veremiyoruz"
Basın mensuplarının arama çalışmalarının ne zaman tamamlanacağına ilişkin sorusunu yanıtlayan Üstel, umudun hiçbir zaman tükenmeyeceğini söyledi. Deniz Kuvvetleri personelinin umutların gerçeğe dönüşmesi için 7 gün 24 saat çalıştığını belirten Üstel, çalışmaların ne zaman sonuçlanacağına ilişkin kesin bir süre verilemeyeceğini ifade etti. Konunun tamamen teknik olduğunu dile getiren Üstel, 554 metre derinlikte çok zor şartlarda yürütülen bir çalışmadan söz edildiğini vurguladı.

Ulaşılan 2 naaşın kimlik tespiti çalışmaları sürüyor

Üstel, ulaşılan 2 naaşın kimlik tespitine ilişkin bir gelişme olup olmadığı yönündeki soru üzerine naaşların Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi'ne götürüldüğünü açıkladı. Kimlik tespitinin ardından ailelere bilgi verileceğini belirten Üstel, "Kimlik tespiti yapıldıktan sonra ailelerimize duyuracağız" dedi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.