logo
21 EYLÜL 2026

Süperman'in yere ineceği yok

27.06.2006 00:00:00
 
Kripton gezegeninden gelerek Dünya'da iyilerin dostu, kötülerin düşmanı olan "çelik adam" Superman, tam 68 yıldır göklerde... Action Comics Dergisi'nin birinci sayısında 1938'de doğan ve 1 yılsonra kendi ismini taşıyan çizgi romanla solo kariyerine başlayan "Superman", 19 yıldır uzak kaldığı beyazperdeye geri dönüyor. Çizgi roman dünyasının ve sinemanın sevilen kahramanı Superman, ayrıca ilk ve en uzun süreli "süper kahraman" unvanını taşıyor. Action Comics Dergisi'nin birinci sayısında 1938'de doğan Superman, kendi ismini taşıyan çizgi romanla 1939 yılında solo kariyerine başladı. Kripton'dan gelen süper kahramanın Dünya'da "Clark Kent" isminde sıradan bir gazeteci kimliğine bürünmesini ve ihtiyaç duyulduğunda bir telefon kulübesinde kılık değiştirerek gökyüzünde uçup süper güçlerini kullanarak insanların yardımına koşmasını konu alan öykü kısa sürede sevildi.Süper adamın beyazperde macerası ise, 1978 yılında başladı. Bu yapımı sırasıyla 1980, 1983 ve 1987'de çevrilen filmler izledi. Aktör Christopher Reeve, attan düşerek tekerlekli sandalyeye mahkum olduğu güne kadar "Superman" rolünü büyük bir başarıyla canlandırdı ve ünlükarakterle adeta özdeşleşti. Reeve, 2004 yılında hayata gözlerini yumdu.Reeve'in sakatlanmasının ardından Superman, 19 yıl süreyle sinemadan uzak kaldı. 2004 yılında çelik adamı yeniden beyazperdeye getirmeye karar veren yapımcılar, Tom Welling, Paul Walker, Josh Hartnett, Nicolas Cage, Patrick Warburton, Ashton Kutcher, Brendan Fraser, Jim Caviziel ve Jude Law'u Superman rolü için düşündü. Sonunda rol için o güne kadar ismi geçmeyen 27 yaşındaki genç aktör Brandon Routh ile el sıkışıldı ve "Superman Dönüyor-Superman Returns" filmi çekildi. Bu sürükleyici yapım, 28 Haziranda ABD'de, 21 Temmuzda Türkiye'de gösterime girecek.

SPK, fonların tasfiyesinde süreyi 6 aya çıkardı

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), tasfiye edilecek yatırım fonlarının tasfiye süresini 3 aydan 6 aya çıkardı

21.09.2026 05:00:00
AA
 
SPK, fonların tasfiyesinde süreyi 6 aya çıkardı
SPK, fonların tasfiyesinde süreyi 6 aya çıkardı

SPK tarafından alınan yeni ilke kararları doğrultusunda 17 Eylül'de duyurulan fon tasfiye usul ve esaslarında değişikliğe gidildi.

Buna göre, tasfiye edileceği açıklanan fonların portföy yapıları ve piyasa gelişmeleri dikkate alınarak daha önce azami 3 ay olarak belirlenen tasfiye süresi 6 aya çıkarıldı.

Kurul, 17 Eylül'de 7 portföy yönetim şirketinin tasfiye edilen 131 yatırım fonuna ilişkin süreçlerin yürütülmesinde Türkiye İş Bankası ve Ziraat Bankasını yetkilendirmiş, tasfiyenin en fazla 3 ay içinde tamamlanmasını öngörmüştü. 

Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 2 şüpheli daha gözaltına alındı 

İstanbul'da sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürütülen soruşturmalar kapsamında, Tera Yatırım Yönetim Kurulu üyeleri Bülent Uygun ile Abdulkadir Özkan gözaltına alındı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca, sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürütülen soruşturmalar kapsamında adli işlemler sürüyor.

Bu kapsamda, Tera Yatırım Yönetim Kurulu üyeleri Bülent Uygun ile Abdulkadir Özkan gözaltına alındı.

Şüphelilerin işlemlerinin, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Şube Müdürlüğünde sürdüğü öğrenildi. 

Alihan Kuriş Suç Örgütü'ne yönelik soruşturmada kayıt dışı para ve menkul kıymet transferi yapıldığı tespiti üzerine 29 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. 23 şirkete ise kayyum atandı

Alihan Kuriş Suç Örgütü'ne yönelik soruşturmada kayıt dışı para ve menkul kıymet transferi yapıldığı tespiti üzerine 29 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. 23 şirkete ise kayyum atandı

20.09.2026 23:56:00
Haber Merkezi
 
 Alihan Kuriş Suç Örgütü'ne yönelik soruşturmada kayıt dışı para ve menkul kıymet transferi yapıldığı tespiti üzerine 29 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. 23 şirkete ise kayyum atandı
 Alihan Kuriş Suç Örgütü'ne yönelik soruşturmada kayıt dışı para ve menkul kıymet transferi yapıldığı tespiti üzerine 29 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. 23 şirkete ise kayyum atandı
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca "Alihan Kuriş çıkar amaçlı suç örgütü" soruşturması kapsamında 29 şüphelinin gözaltına alınmasına, 23 şirkete kayyum atanmasına karar verildi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamaya göre, "Alihan Kuriş çıkar amaçlı suç örgütü"ne yönelik "suç örgütü kurma ve yönetme, suç örgütüne üye olma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık ve Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında yeni deliller elde edildi.
Soruşturma kapsamında, Alihan Kuriş suç örgütüyle bağlantılı veya iltisaklı olduğu değerlendirilen bazı kişiler ile şirketlerin, örgütün yurt içi ve yurt dışındaki para ve malvarlığı hareketlerini organize ettiği, kayıt dışı finansal transferleri kolaylaştırdığı ve suçtan elde edildiği değerlendirilen gelirlerin aklanmasına yönelik faaliyetlerde bulunduğu belirlendi.

Suçlamalar neler?
Kayıt dışı para ve menkul değer transferlerinin gerçekleştirildiği, örgütün resmi ve bürokratik süreçlerinde danışmanlık faaliyetleri yürütüldüğü, ihtiyaç duyduğu taşınır ve taşınmaz malvarlıklarının düşük bedellerle temin edilmesine aracılık edildiği, ayrıca yurt dışına yapılan yardım sevkiyatları içine nakit para gizlenerek suçtan elde edilen gelirlerin lojistik şirketleri vasıtasıyla sevk edildiğine ilişkin deliller saptandı.
Soruşturmada, örgütün yurt dışına aktardığı maddi yardımların bir kısmının çevrim içi ödeme sistemleri üzerinden, önemli bir kısmının ise lojistik firmaları aracılığıyla kayıt dışı şekilde güvenilir kuryeler vasıtasıyla ulaştırıldığı, usule aykırı yürütülen bu işlemlerin görünürde yasal hale getirilmesi amacıyla bazı şirketler ve şahıslar tarafından danışmanlık hizmeti verildiği yönünde tespitlere ulaşıldı.

Seçi sürecini etkilemeye yönelik adımlar
Ayrıca soruşturmada elde edilen dijital materyaller, tanık beyanları, mali kayıtlar ve diğer deliller kapsamında, şüphelilerin yurtta gerçekleştirilen seçim süreçlerini etkilemeye yönelik organizasyonel ve finansal faaliyetlerde bulunduklarına ilişkin bulgular da soruşturma dosyasına yansırken, bu konudaki inceleme devam ediyor.
Bu kapsamda, 29 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi, şüphelilere ait ikamet ve iş yerlerinde arama gerçekleştirildi. Örgütle bağlantılı olduğu değerlendirilen 23 şirkete ise kayyum atanmasına karar verildi.
"Alihan Kuriş çıkar amaçlı suç örgütü"ne yönelik soruşturma kapsamında daha önce gözaltına alınarak hakimliklere sevk edilen şüphelilerden 81'i tutuklanmış, örgütle bağlantılı olduğu değerlendirilen 4 dernek ve 55 şirkete el konulmuş, bu şirketlerden 50'sine kayyum atanmıştı.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, farklı tarihlerde İstanbul'un Gaziosmanpaşa ve Osmaniye'nin Düziçi ilçesinde işlenen faili meçhul iki cinayetin aydınlatıldığını bildirdi

Adalet Bakanı Akın Gürlek, farklı tarihlerde İstanbul'un Gaziosmanpaşa ve Osmaniye'nin Düziçi ilçesinde işlenen faili meçhul iki cinayetin aydınlatıldığını bildirdi

20.09.2026 18:14:00
AA
 
Adalet Bakanı Akın Gürlek, farklı tarihlerde İstanbul'un Gaziosmanpaşa ve Osmaniye'nin Düziçi ilçesinde işlenen faili meçhul iki cinayetin aydınlatıldığını bildirdi
Adalet Bakanı Akın Gürlek, farklı tarihlerde İstanbul'un Gaziosmanpaşa ve Osmaniye'nin Düziçi ilçesinde işlenen faili meçhul iki cinayetin aydınlatıldığını bildirdi
Adalet Bakanı Akın Gürlek, farklı tarihlerde İstanbul'un Gaziosmanpaşa ve Osmaniye'nin Düziçi ilçesinde işlenen faili meçhul iki cinayetin aydınlatıldığını bildirdi.

Gürlek, NSosyal hesabındaki paylaşımında, 6 Temmuz 2018 tarihinde Abdülhamid Terkin'in öldürülmesi ve ağustosta kaybolan Ayşegül Yaşar'ın dosyasına ilişkin açıklamada bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, hiçbir suçun cezasız, hiçbir cinayetin faili meçhul kalmaması için çalışmaları kararlılıkla sürdürdüklerini belirten Gürlek, bu kapsamda, Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde kurdukları Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının koordinasyonunda yürütülen titiz çalışmalarla iki cinayet dosyasının daha aydınlatıldığını duyurdu.

Gürlek, İstanbul Gaziosmanpaşa'da 6 Temmuz 2018 tarihinde Abdülhamid Terkin'in öldürülmesine ilişkin dosyada, HTS, baz ve görüşme kayıtları ile iyileştirilen güvenlik kamerası görüntüleri ve tanık beyanlarının yeniden değerlendirilmesi sonucunda, olayın beşinci şüphelisinin tespit edildiğini, yakalanan şüphelinin, kasten öldürme suçundan tutuklandığını aktardı.

Osmaniye'nin Düziçi ilçesinde ağustosta kaybolan Ayşegül Yaşar'ın dosyasının ise HTS ve kamera kayıtları, tanık beyanları, kriminal incelemeler ve elde edilen yeni deliller doğrultusunda yeniden kapsamlı şekilde ele alındığını kaydeden Gürlek, "Şüphelinin olay günü kullandığı araçta tespit edilen biyolojik bulguların Ayşegül Yaşar'ın anne ve babasından alınan örneklerle uyumlu olduğunun belirlenmesinin ardından çalışmalar derinleştirildi. Şüphelinin yer göstermesi sonucu Ayşegül Yaşar'ın cansız bedenine ulaşıldı. Şüpheli ile anne ve babası gözaltına alındı." açıklamasında bulundu.

Gürlek, bu iki dosyanın aydınlatılmasında özveriyle çalışan Gaziosmanpaşa ve Düziçi Cumhuriyet Başsavcılıklarına, İstanbul ve Osmaniye İl Emniyet Müdürlüklerine, Gaziosmanpaşa İlçe Emniyet Müdürlüğüne, Adana Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğüne ve sürece katkı sunan tüm kamu görevlilerine teşekkür ederek, "Aradan ne kadar zaman geçerse geçsin, hiçbir cinayet karanlıkta kalmayacak, hiçbir fail adaletten kaçamayacaktır." ifadesini kullandı.

Gaziantep'te dehşet

Gaziantep'te bir şahıs, evlerinde tartıştığı karısını pompalı tüfekle öldürdü. Olay sonrası sokağa çıkan şahsın pompalı tüfekle rastgele ateş etmesi sonucu ise 3'ü çocuk 4 kişi yaralandı

20.09.2026 16:50:00
İhlas Haber Ajansı
 
Gaziantep'te dehşet
Gaziantep'te dehşet
Olay, Şahinbey ilçesi 60.Yıl Mahallesi'nde meydana geldi. İddiaya göre, Harun Keklikçi (32) isimli şahıs, aldatma meselesi nedeniyle eşi Merve Keklikçi (27) ile tartıştı. Tartışmanın büyümesi üzerine Harun Keklikçi, evdeki pompalı tüfekle eşi Merve Keklikçi'ye ateş etti. Olay sonrası evden çıkan saldırgan, elindeki pompalı tüfekle rastgele sağa sola ateş etti. Bu esnada da sokakta bulunan Hatice Ö. (53) ile Z.Y.Y. (9), Y.E.K. (12) ve B.K.O. (12) isimli 3 erkek çocuk da yaralandı.

Eşi tarafından vurulan kadın öldü, saldırgan yakalandı

Çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Olay yerine gelen polis ekipleri saldırgan Harun Keklikçi'yi yakalayarak gözaltına alırken, evde yapılan incelemelerde kocası tarafından vurulan Merve Keklikçi'nin hayatını kaybettiği belirlendi. Yaralanan bir kadın ile üç çocuk ise sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı. Yaralıların hayati tehlikesinin olmadığı öğrenildi.

Eşi tarafından öldürülen 2 çocuk annesi kadının cenazesi ise olay yerinde tamamlanan işlemlerin adından Gaziantep adli tıp kurumu morguna kaldırıldı.

Geniş çaplı soruşturmanı sürdüğü öğrenildi.

Eurofighter Typhoon uçak bakım tesisleri incelendi

Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Eurofighter Typhoon tedarik projesi kapsamında uzman personelden oluşan heyetin İngiltere'deki Kraliyet Hava Kuvvetleri Coningsby Hava Üssü'nde uçak bakım tesislerini incelediğini bildirdi

20.09.2026 15:53:00
İhlas Haber Ajansı
 
Eurofighter Typhoon uçak bakım tesisleri incelendi
Eurofighter Typhoon uçak bakım tesisleri incelendi
MSB, Eurofighter Typhoon savaş uçağı tedarik projesi kapsamında Hava Kuvvetleri Komutanlığı Uçak Bakım Çalışma Grubu ve Askeri Fabrikalar Genel Müdürlüğü personelinden oluşan heyetin, İngiltere'deki Coningsby Hava Üssü'nde uçak bakım tesislerini incelediğini açıkladı.

Konuya ilişkin Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, "Hava Kuvvetlerimizin modernizasyon çalışmaları kapsamında Birleşik Krallık ile yürütülen Eurofighter Typhoon tedarik projesi çalışmaları devam ediyor.

Bakanlığımız, Hava Kuvvetleri Komutanlığı Uçak Bakım Çalışma Grubu ve Askeri Fabrikalar Genel Müdürlüğümüzden oluşan uzman personelimizin katılımıyla 15-17 Eylül tarihleri arasında Kraliyet Hava Kuvvetleri Coningsby Hava Üssündeki uçak bakım tesisleri incelendi. Gerçekleştirilen bu stratejik ziyaret; bakım-idame süreçlerinin planlanması, teknik altyapı uyumu ve ortak iş birliğinin güçlendirilmesi yolunda önemli bir adım oldu" ifadelerine yer verildi.

Nasıl gözünüzden kaçtı?

İYİ Parti Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez, SPK’nın tasfiye kapsamına aldığı fonlarda yaklaşık 515 bin yatırımcının 830 milyar TL’sinin bulunduğunu belirterek dikkat çeken bir hesaplama yaptı

20.09.2026 11:28:00
Haber Merkezi
 
Nasıl gözünüzden kaçtı?
Nasıl gözünüzden kaçtı?
515 bin yatırımcının parasının bulunduğu fonlarda tasfiye tartışması büyüyor. Turhan Çömez, 830 milyar TL'lik büyüklüğü "188 TIR" hesabıyla gündeme taşırken, eski MASAK Başkan Yardımcısı Ramazan Başak'ın "Tera'yı şikâyet ettiğim için iki kez gözaltına alındım" açıklaması denetim tartışmasını daha da büyüttü.

Sermaye piyasalarında fon krizi tartışması büyürken, gözler SPK denetimleri, yatırımcıların korunması ve kamu kurumlarının daha önce yapılan uyarılara nasıl karşılık verdiği sorularına çevrildi.

İYİ Parti Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez, SPK'nın tasfiye kapsamına aldığı fonlarda yaklaşık 515 bin yatırımcının 830 milyar TL'sinin bulunduğunu belirterek dikkat çeken bir hesaplama yaptı.

Çömez'e göre 830 milyar TL, 200 TL'lik banknotlarla yaklaşık 4 milyar 150 milyon adet banknota denk geliyor. Banknot ağırlığı üzerinden yapılan hesaplamada ise yaklaşık 4 bin 690 tonluk bir ağırlık ortaya çıkıyor. Çömez, 25 ton taşıma kapasiteli TIR'lar üzerinden bunun yaklaşık 188 TIR edeceğini söyledi.

Nasıl gözünden kaçtı?

Çömez, sosyal medya paylaşımında doğrudan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'i hedef alarak, "Bu paralar götürülürken nasıl gözünden kaçtı?" sorusunu yöneltti.

Çömez ayrıca yaklaşık 10 ay önce yapılan ve fon piyasasındaki manipülasyonların farkında olunduğuna ilişkin açıklamalara atıfta bulunarak, "Farkındaysanız neden önlem alınmadı?" sorusunu gündeme taşıdı.

Buradaki temel tartışma ise şu: Yüz binlerce yatırımcıyı ilgilendiren böylesine büyük bir finansal risk neden daha erken tespit edilemedi ve kamu denetimi neden zamanında sonuç vermedi?

ESKİ MASAK YÖNETİCİSİNDEN ÇARPICI İDDİA

Tartışmanın en dikkat çekici başlıklarından biri ise eski MASAK Başkan Yardımcısı Ramazan Başak'ın açıklamaları oldu.

Başak, Tera hakkında yaptığı şikâyetler ve yatırımcıları uyardığı paylaşımları nedeniyle iki kez gözaltına alındığını söyledi. Başak'ın kendi açıklamasına göre ilk işlemde kendisine banka itibarını zedeleme suçlaması yöneltildiğini, ikinci işlemde ise halkı yanıltıcı bilgi yayma ve piyasa manipülasyonu iddialarıyla gözaltına alındığını belirtti.

Başak, Tera ve bağlantılı olduğu iddia edilen para trafiği hakkında Vergi Denetim Kurulu, CİMER, SPK ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurular yaptığını da ifade etti.

"BEN UYARDIM, İKİ KEZ GÖZALTINA ALINDIM"

Başak'ın açıklamalarında dikkat çeken nokta, kamu kurumlarına yaptığı bildirimlerin ardından yaşadığını söylediği adli süreç.

Eski MASAK yöneticisi, yaptığı açıklamalarda kendisinin sorgulandığını ve hakkında adli kontrol, yurt dışına çıkış yasağı ve telefonuna el konulması gibi tedbirler uygulandığını belirtti. Bunlar Başak'ın kendi beyanlarıdır ve ilgili süreçlerin hukuki sonucunu ifade etmemektedir.

Başak ayrıca, kamu kurumlarına bildirdiğini söylediği iddialar hakkında yeterli işlem yapılmadığını savunarak, "Benim yaptığım şikâyetler dikkate alınmıyor, ama onların şikâyeti ile bana bunlar yaşatılıyor" şeklinde tepki gösterdi.

ASIL SORU: 515 BİN YATIRIMCI NASIL KORUNDU?

Fon krizinde tartışmanın merkezinde artık yalnızca fonların tasfiyesi değil, denetim mekanizmasının zamanında çalışıp çalışmadığı bulunuyor.

Çömez'in açıkladığı 515 bin yatırımcı ve 830 milyar TL rakamı, kamuoyunda "Bu büyüklükteki bir risk nasıl daha önce fark edilmedi?" sorusunu gündeme getirirken; Başak'ın iki kez gözaltına alındığını söylemesi de uyarıların ve ihbarların nasıl değerlendirildiği konusundaki tartışmayı derinleştiriyor.

Dolayısıyla iktidarın ve ilgili kamu kurumlarının önündeki soru yalnızca "Tasfiye nasıl yapılacak?" değil:

Yatırımcıların parasını korumakla görevli denetim mekanizmaları nerede devre dışı kaldı?

Ve daha önemlisi:

Daha önce yapılan uyarılar neden zamanında sonuç vermedi?

Fonlardaki süreç devam ederken yüz binlerce yatırımcının gözü artık SPK, MASAK, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile yargı makamlarından gelecek açıklamalarda.

201 gözaltıyla büyüyen dosya!

İsrail bağlantılı uluslararası dolandırıcılık şebekesine operasyon: Forex, sahte yatırım ve kara para iddiası

19.09.2026 23:18:00
Haber Merkezi
 
201 gözaltıyla büyüyen dosya!
201 gözaltıyla büyüyen dosya!
İstanbul'da MİT, emniyet ve savcılığın ortak operasyonunda 248 kişi hakkında çalışma yürütülürken 201 şüpheli gözaltına alındı. Dosyanın merkezinde ise sosyal medya üzerinden yüksek kazanç vaadiyle yabancı yatırımcıların hedef alındığı uluslararası bir forex yapılanması bulunuyor.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, MİT İstanbul Bölge Başkanlığı ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından yürütülen soruşturmada önemli bir aşamaya gelindi. İsrail bağlantılı olduğu değerlendirilen uluslararası dolandırıcılık yapılanmasına yönelik çalışmalarda 248 şüpheliden 201'i gözaltına alındı.

40'TAN FAZLA OFİS, ÇOK SAYIDA ŞİRKET

Soruşturmanın önceki aşamasında Türkiye'de faaliyet gösteren 31 firmaya bağlı 40'tan fazla çağrı merkezi ve finans ofisi mercek altına alındı. Bu şirketlerin sosyal medya üzerinden forex ve kripto yatırım reklamları yayınladığı, reklamlar aracılığıyla sisteme ulaşan kişilere yüksek kazanç vaadinde bulunulduğu tespit edildi.

Savcılık açıklamasına göre mesele tek tek şirketlerin gerçekleştirdiği münferit dolandırıcılık olaylarından ibaret değildi. Yapılan incelemelerde daha geniş bir organizasyon bulunduğu değerlendirilerek bilişim sistemleri kullanılarak dolandırıcılık, Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet, suç örgütü kurma ve üyelik ile suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçları yönünden soruşturma yürütüldü.

YÜZLERCE MAĞDURUN BAŞVURUSU İNCELENDİ

Soruşturmada MASAK analizleri, emniyetin mali incelemeleri ve MİT çalışmalarıyla birlikte Interpol üzerinden ulaşılan yüzlerce mağdur başvurusunun da incelendiği bildirildi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, şirketlerin sahiplik ve nihai faydalanıcı yapılarında İsrail bağlantılı kişilerin ağırlıkta olduğunun tespit edildiğini açıkladı. Ancak bu ifade, soruşturmada adı geçen bütün kişilerin veya şirketlerin İsrail bağlantılı olduğu anlamına gelmiyor; bağlantının niteliği ve sorumluluklar yargı sürecinde ortaya konulacak.

201 ŞÜPHELİNİN 45'İ YABANCI

Gözaltına alınan 201 kişi içerisinde 45 yabancı uyruklu şüpheli bulunuyor. Bu kişilerin 20 farklı ülkenin vatandaşı olduğu bildirildi.

Gözaltı listesinde 9 İsrail, 11 Pakistan vatandaşı bulunurken; Azerbaycan, Suriye, Ürdün, Ukrayna, Tayland, Endonezya ve Fas uyruklu ikişer kişi yer aldı. Diğer bazı ülkelerden de birer şüphelinin gözaltında olduğu bildirildi.

ASIL SORU: TÜRKİYE'DE NASIL BU KADAR BÜYÜDÜLER?

Dosyanın dikkat çeken tarafı yalnızca gözaltı sayısının yüksekliği değil. Çok sayıda şirket, çağrı merkezi ve finans ofisinin aynı sistem içerisinde çalıştığı iddiası, soruşturmanın Türkiye'deki yapılanmanın nasıl kurulduğu ve nasıl yıllarca faaliyet gösterdiği sorularını da gündeme getiriyor.

Önümüzdeki süreçte şüphelilerin kimlerle bağlantılı olduğu, para trafiğinin hangi hesaplar üzerinden yürütüldüğü, mağdurlardan ne kadar para toplandığı, elde edilen paranın nasıl aklandığı ve Türkiye'deki organizasyonun uluslararası yapıdaki konumunun ne olduğu soruşturmanın en kritik başlıkları olacak.

201 gözaltı, 248 şüpheli ve 40'tan fazla ofis… İstanbul'daki operasyon, uluslararası bir dolandırıcılık ağının Türkiye ayağına ilişkin şimdiye kadarki en kapsamlı soruşturmalardan biri olarak dikkat çekiyor.

İsrail bağlantılı uluslararası dolandırıcılık şebekesine operasyon: 201 kişi gözaltında

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, yürütülen İsrail bağlantılı uluslararası dolandırıcılık şebekesine yönelik operasyonda, hakkında çalışma yürütülen 248 şahıstan 201'i gözaltına alındı. Gözaltına alınan 201 kişinin 45'inin yabancı ülke vatandaşı olduğu, yabancı uyrukluların ise 20 farklı ülke vatandaşından oluştuğu belirlendi

19.09.2026 12:04:00
İHA
 
İsrail bağlantılı uluslararası dolandırıcılık şebekesine operasyon: 201 kişi gözaltında
İsrail bağlantılı uluslararası dolandırıcılık şebekesine operasyon: 201 kişi gözaltında
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) İstanbul Bölge Başkanlığı ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekiplerince İsrail bağlantılı uluslararası dolandırıcılık şebekesine yönelik operasyon gerçekleştirildi.

Operasyon kapsamında hakkında çalışma yürütülen 248 şahıstan 201'i gözaltına alındı. Gözaltına alınan şüphelilerin uyruk bilgilerine ilişkin yapılan incelemede, 201 kişiden 45'inin yabancı ülke vatandaşı olduğu tespit edildi.

Yabancı uyruklu 45 şüphelinin 20 farklı ülke vatandaşından oluştuğu belirlendi. Buna göre gözaltına alınanlar arasında 9 İsrail, 11 Pakistan vatandaşı bulunurken, Azerbaycan, Suriye, Ürdün, Ukrayna, Tayland, Endonezya ve Fas uyruklu 2'şer kişinin olduğu öğrenildi.

Öte yandan gözaltı listesinde Kazakistan, Filipinler, İran, Çin, Lübnan, Filistin, Meksika, Mısır, Mozambik, Arjantin ve Bangladeş uyruklu birer kişinin de bulunduğu kaydedildi.

9 İsrail vatandaşının isimleri belli oldu

Operasyon kapsamında gözaltına alınan 9 İsrail vatandaşının ise Anton Bihun, Ceni Caen, Hamsa Güneyli, İlker Hason, Karolin Hason, Sami Tovim, Yako Benhabib, Jak Levi ve Amid Ygal olduğu belirtildi.

Böylece operasyon kapsamında gözaltına alınan 201 kişinin 45'inin yabancı ülke vatandaşı olduğu, yabancı uyruklu şüphelilerin ise toplam 20 farklı ülke vatandaşından oluştuğu öğrenildi.

İddia ne?

‘Suikast hazırlığı’ iddiasıyla açılan davanın ilk duruşmasında mahkeme ara kararını verdi. 8’i tutuklu 19 sanığın yargılandığı davada 6 sanık tahliye edildi

19.09.2026 11:47:00
Haber Merkezi
 
İddia ne?
İddia ne?
'Suikast hazırlığı' iddiasıyla açılan davanın ilk duruşmasında mahkeme ara kararını verdi. 8'i tutuklu 19 sanığın yargılandığı davada 6 sanık tahliye edildi. Selahattin Yılmaz ve Cem Duman'ın tutukluluğu ise devam etti. Duruşma 5 Ekim'e ertelendi.

Aziz İhsan Aktaş'a yönelik silahlı saldırı hazırlığı yapıldığı iddiasıyla açılan davada ilk duruşma tamamlandı. İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada 8'i tutuklu 19 sanık hakim karşısına çıktı.

Mahkeme, tutuklu sanıklardan Adem Kuru, Cem Çebi, İsa Aydın, Mehmet Tuğlu, Mustafa Serdar Yılmaz ve Özgür Kılıç'ın tahliyesine karar verdi.

Mahkeme, davanın iki önemli sanığı Selahattin Yılmaz ile Cem Duman'ın ise tutukluluk hallerinin devamına hükmetti. Dava 5 Ekim 2026 tarihine ertelendi.

İddia ne?

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Selahattin Yılmaz'ın liderliğini, avukat Cem Duman'ın ise yöneticiliğini yaptığı öne sürülen silahlı bir suç örgütünün Aziz İhsan Aktaş'a yönelik saldırı hazırlığında olduğu iddia ediliyor.

İddianameye göre saldırı hazırlığı, operasyon nedeniyle gerçekleşmeden teşebbüs aşamasında kaldı.

Savcılık, Yılmaz hakkında "suç işlemek amacıyla silahlı örgüt kurma" ve "tasarlayarak kasten öldürmeye teşebbüs" suçlarından ceza talep ediyor. Cem Duman hakkında da örgüt yöneticiliği kapsamında benzer suçlamalar bulunuyor.

Dosyanın kilit noktası: "Opet Aziz İhsan Aktaş" mesajı

Soruşturmanın dikkat çeken delillerinden biri, iddianamede yer verilen bir WhatsApp mesajı.

Savcılık, Mehmet Tuğlu'nun 5 Şubat 2025'te Selahattin Yılmaz'a "Opet Aziz İhsan Aktaş" şeklinde mesaj gönderdiğini ve ertesi gün ikili arasında telefon görüşmesi yapıldığını belirtiyor.

Savcılık bu mesajlaşmayı saldırı hazırlığına ilişkin deliller arasında değerlendiriyor. Ancak Selahattin Yılmaz duruşmada mesajın suikast hazırlığıyla ilgisi olmadığını savundu.

Yılmaz'a göre mesaj, Aktaş'ın etkin pişmanlıktan yararlanarak ifade vermesinden aylar önce gönderilmişti. Yılmaz, Aktaş'ın daha sonra itirafçı olacağını o tarihte bilmesinin mümkün olmadığını söyleyerek suçlamayı reddetti.

Aktaş: "Şikayetçiyim"

Davanın müştekisi Aziz İhsan Aktaş ise mahkemede saldırı iddiasının operasyon nedeniyle tamamlanamadığını savundu.

Aktaş, etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadeler nedeniyle hedef haline getirildiğini, kendisi ve ailesine yönelik silahlı saldırı hazırlığı bulunduğunun kendisine bildirildiğini söyledi.

Aktaş, sanıklardan şikayetçi olduğunu ve sorumluların cezalandırılmasını istedi.

Sanıklar suçlamaları kabul etmiyor

Duruşmada sanıkların önemli bölümü suçlamaları reddetti.

Emekli polis memuru Adem Kuru, Aktaş'ı hayatında görmediğini ve kendisiyle herhangi bir bağlantısının bulunmadığını söyledi.

Cem Çebi de Aktaş'ı tanımadığını, herhangi bir emir veya talimat almadığını savundu.

Bu savunmaların ardından mahkemenin 6 sanık hakkında tahliye kararı vermesi, dosyanın ilerleyen aşamalarında delillerin nasıl değerlendirileceği konusundaki tartışmayı da büyüttü. Şimdi gözler 5 Ekim'de

Kandil’den bitmeyen şartlar!

Terörsüz Türkiye sürecinde Kandil'den peş peşe yeni talepler geliyor

18.09.2026 22:10:00
Haber Merkezi
 
Kandil’den bitmeyen şartlar!
Kandil’den bitmeyen şartlar!
Terörsüz Türkiye sürecinde Kandil'den peş peşe yeni talepler geliyor. KCK Eş Başkanı Cemil Bayık, Öcalan özgür bırakılmadan silah bırakmayacaklarını ve Türkiye'ye dönmeyeceklerini söyledi.

Bunun yanında siyasi faaliyet hakkı, yasal değişiklikler, siyasi tutukluların serbest bırakılması ve KCK heyetinin İmralı'ya gitmesini istedi. Peki silah bırakma gerçekten bir hedef mi, yoksa her aşamada yeni şartların önüne konulduğu bir pazarlık başlığı mı?

ÖCALAN ÖZGÜR DEĞİLSE SİLAH YOK!

Bayık'ın açıklamasındaki en kritik ifade açık:

"Apo özgür olmazsa silahları bırakmayız ve Türkiye'ye gitmeyiz."

Bayık ayrıca silah bırakmaları halinde "demokratik siyaset faaliyeti yürütme hakkı" verilmesini ve yasaların değiştirilmesini istedi.

Bu açıklama, silah bırakmanın koşulsuz ve doğrudan bir taahhüt olarak değil, bir dizi siyasi ve hukuki talebe bağlandığını ortaya koyuyor.

TALEP LİSTESİ GENİŞLİYOR

Kandil'in açıklamasında yalnızca Öcalan'ın özgürlüğü yok.

Bayık;

Öcalan'ın süreci yürütebilmesi için daha geniş imkânlar sağlanmasını,

Mevcut yasal düzenlemelerin değiştirilmesini,

Siyasi tutukluların serbest bırakılmasını,

Terör listelerinde değişiklik yapılmasını,

Kayyım uygulamalarının sona ermesini,

Örgüt mensuplarının demokratik siyaset yapabilmesinin önünün açılmasını istedi.

"KCK da İmralı'ya gitsin"

Taleplerin bir diğer başlığı ise doğrudan İmralı.

Bayık, yalnızca gazetecilerin, akademisyenlerin ve siyasetçilerin değil, KCK yöneticilerinin de İmralı'ya giderek Öcalan'la görüşmesi gerektiğini savundu.

"Bizim de Apo'nun yanına gitmemiz gerekiyor. Bu olmazsa süreç sağlıklı ilerlemez" dedi.

Burada da kritik soru ortaya çıkıyor:

Silah bırakma sürecinin merkezinde neden sürekli yeni siyasi ve hukuki şartlar beliriyor?

YASA DA YETMEDİ

Bayık, TBMM'de kabul edilen çerçeve düzenlemesinin de örgütün taleplerini karşılamadığını savundu.

"Türkiye devleti bu yasayı daha çok kendi çıkarlarına göre çıkardı, bizim taleplerimize göre değil" diyen Bayık, mevcut düzenlemede Kürt sorununun çözümünün temellerinin bulunmadığını ileri sürdü.

Yani Meclis'ten geçen düzenleme bile Kandil açısından yeterli görülmüyor.

KAMUOYUNUN CEVAP BEKLEYEN SORUSU

Türkiye yıllardır terörün sona ermesini, silahların bırakılmasını ve örgüt mensuplarının silahsız şekilde siyasete dönmesini tartışıyor.

Ancak bugünkü açıklama yeni bir tabloyu gündeme getiriyor:

Önce Öcalan'ın özgürlüğü…

Sonra yasal değişiklikler…

Ardından siyasi haklar…

Cezaevleri…

Terör listeleri…

İmralı'ya KCK heyeti…

Ve bütün bunların yanında: "Bunlar olmazsa silah bırakmayız."

Bu nedenle kamuoyunun sorması gereken soru açık:

Silah bırakmak için şartlar mı artıyor, yoksa silah bırakma hedefi yeniden mi tanımlanıyor?

Bayık'ın açıklaması, silah bırakmanın hangi somut ve doğrulanabilir koşullarda gerçekleşeceğine ilişkin tartışmayı yeniden gündemin merkezine taşıdı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.