logo
02 MAYIS 2026

Tasavvuf, Ehl-i Beyt’in yaşadığı İslam’dır

Tasavvuf, insanın gönül yoluyla Allah’a gitmesidir. Halk içinde Hakk’la beraber olmasıdır. İnsanın asıl gayesi de budur. Bu hâle insan ubudiyetle, ibadetle vasıl olur

02.03.2026 00:10:00
Haber Merkezi
Tasavvuf, Ehl-i Beyt’in yaşadığı İslam’dır
Tasavvuf, Ehl-i Beyt’in yaşadığı İslam’dır
Tasavvuf, insanın gönül yoluyla Allah'a gitmesidir. Halk içinde Hakk'la beraber olmasıdır. İnsanın asıl gayesi de budur. Bu hâle insan ubudiyetle, ibadetle vasıl olur.

Tasavvuf, İslam'ın yaşanılır tarzıdır. İslam'ın yaşanılır hâl boyutudur. Resûlullah'ın (s.a.a.), sahabesinin ve özellikle de Ehl-i Beyt'inin hâlidir.

İslam dünyasında, tasavvufu hayatına en güzel tarzda geçiren millet de, Türk milletidir. Sahabe içerisinde de bu hayatı en mükemmel şekilde yaşayan Ehl-i Beyt'tir. Bir mânâda Ehl-i Beyt'in hâli kulluğun doruk noktada yaşanmasıdır.

Kulluktan murat, ideolojik saplantılar ve nefsî-siyasî analizlerden dini ta-mamen uzaklaştırıp, ibâdetle ve kalbi boyutta Allah'a vâsıl olmaktır. Yani kulun kalp kulvarında Allah'a yürümesidir.

Ehl-i Beyt'in tamamı, başta Peygamber Efendimiz (a.s.) olmak üzere, Hz. Fâtıma, Hz. Ali, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin Efendilerimiz (Allah hepsinden râzı olsun), onların arkasından gelen İmamlar ki, bunların tamamına On iki İmam denir, bu yolda fevkalade nitelikte bir kulluk örneği oluşturmuşlar; zevk-i mânevî ile o kalp kulvarından Allah'a yürümüşlerdir. Kendi dönem ve devirlerinde insanlar onları, "Allah'ın sevip seçtiği insanlar" olarak tanımışlardır.

Türklerin Müslüman oluşuna baktığımız zaman; tamamen bu kadronun, Ehl-i Beyt ve evlatlarının onları etkilediğini, bu metodla, bu tarzla İslam'ı yaşadıklarını, etraflarına, komşularına, dostlarına da bu şekilde tebliğ ve tebşir ettiklerini görürüz.

Özetle tasavvuf, Hz. Peygamber'in ve Ehl-i Beyt'inin yaşadığı gibi, İslamiyet'i yaşamaktır. Peygamberin sünnetidir. Sünnet de dinimizin temel direğidir.

Zikrin tasavvufi manasına gelince; zikir kelimesi ve türevleri Kur'an-ı Kerim'de 71 surede, 256 ayette, 278 kez geçmektedir ki, bu ayetlerden bazıları şunlardır:
"Rabbinin adını an. Bütün varlığınla O'na yönel."

"Kendi kendine, yalvararak ve ürpererek, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam Rabbini an. Gafillerden olma."

"Bunlar, iman edenler ve gönülleri Allah'ın zikriyle sükûnete erenlerdir. Bilesiniz ki, kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur."

"Namazı bitirince de ayakta, otururken ve yanınız üze-rinde yatarken (daima) Allah'ı anın. Huzura kavuşunca da namazı dosdoğru kılın; çünkü namaz mü'minler üzerine vakitleri belli bir farzdır."

"Ey inananlar! Allah'ı çokça zikredin."

"Öyle ise siz beni (ibadetle) anın ki Ben de sizi anayım. Bana şükredin; sakın Bana nankörlük etmeyin!"

Bazılarını aktardığımız bu açık delillerden sonra, bütün ibadetlerin özü olan zikrullahı inkâr etmek, kul için zikrullahın bir vecibe olduğundan şüpheye düşmek, iz'an ve akıl sahibi mü'minler için mümkün değildir.

Şöyle bir düşünce de çok yanlıştır ve tehlikelidir: "Zikretmekten maksat; namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmek, Kur'an-ı Kerim'i okumaktır. Bunların dışında özel şekilde, belirli zamanlarda, belirli İlâhî esma ve virdleri, belirli sayılarda tekrarlamak şeklindeki zikir yapma uygulaması bid'attir."

Böyle bir düşünce Kitap, Sünnet ve İcma-i Ümmet ile batıldır. Ve İslam'ın başlangıcından günümüze kadar yaşanmış, sonuçları açıkça görülmüş; hatta tarihin hayır hanesine yazılmış olan güzelliklerde en büyük katkının sahibi tasavvuf ve tasavvufî hayatla asla bağdaşmaz.

A'raf Sûresi 205. ayet-i kerimesinde geçen "yüksek olmayan bir sesle" ifadesi zikre özel bir tarz tarif etmekte; sabah ve akşamdan söz edilmekle de bu özel zikir için günün faziletli saatleri belirtilmektedir. Yine Nisa suresi 33. âyet-i kerimesinde, "Namazı bitirince de ayakta, otururken ve yanınız üzerinde yatarken (daima) Allah'ı anın" buyurulması; zikrin özel olarak, farz olan namazdan ayrı olarak da yapılmasının emredildiğine dair delildir.

"Gecenin bir bölümünde ve secdelerin ardından da O'nu tesbih et" ayetini, İbn Abbas, şöyle tefsir etmiştir: Yani Yüce Allah, O'na (s.a.v) bütün namazların ardından tesbih etmesini emretti."

Bu hususta İbn Abbas'tan bir başka rivayet ise şöyledir: "Allah Resûlü'nun (sallallahu aleyhi ve âlihi) zamanında, cemaat farz namazından selâm verip ayrılırken seslerini zikirle yükseltirlerdi. Bu sesten onların, namazdan ayrıldıklarını anlardım."

Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: "Namazın ardından okunan bazı tespihler vardır ki, söyleyenleri ya da yapanları asla hüsrana uğratmazlar. Onlar; her namazın ardından (söylenen) otuz üç 'Sübhanallah', otuz üç 'Elhamdulillah' ve otuzdört 'Allahuekber'dir."

Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: "Kim sabah namazının ardından yüz kere 'Sübhanallah', yüz kere 'Lâ ilâhe illallah' derse, deniz köpükleri kadar bile olsa günahları bağışlanır."

Görüldüğü üzere zikrullah, mü'minin en temel ibadetlerinden biridir. İnsanın yaratılış gayesi olan kulluğun en güzel ispatıdır. Allah cümlemize, O'nu hakkıyla zikretmeyi ve daim zikir hâlini yakalamayı nasip etsin." (Prof. Dr. Haydar Baş, İcmal Dergisi Ocak 2014)

İstanbul Valiliği, 1 Mayıs bilançosunu açıkladı

İstanbul Valiliği, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nün Kadıköy Rıhtım Meydanı ve Kartal Meydanı'nda izinli mitinglerle kutlandığını duyurdu

01.05.2026 20:21:00
İhlas Haber Ajansı
İstanbul Valiliği, 1 Mayıs bilançosunu açıkladı
İstanbul Valiliği, 1 Mayıs bilançosunu açıkladı
İstanbul Valiliği, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nün Kadıköy Rıhtım Meydanı ve Kartal Meydanı'nda izinli mitinglerle kutlandığını duyurdu. Valilik, tedbir kararlarına uymayıp izinsiz gösteri yapan 575 kişinin gözaltına alındığını belirtti.

İstanbul Valiliği, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nü kutlanmasına ilişkin açıklama yaptı. İzinli mitinglerin Kadıköy Rıhtım Meydanı ve Kartal Meydanı'nda coşkuyla kutlandığını belirten Valilik, açıklamada şu ifadelere yer verdi:

"1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü, Valiliğimizce verilen izinle Kadıköy Rıhtım Meydanı ve Kartal Meydanı'nda düzenlenen mitinglerde coşkuyla kutlandı. Alınan kararlara uyarak bu özel günü hakkıyla - coşkuyla kutlayan tüm sendika, STK ve emekçilere; bununla birlikte, şehrimizin güvenliği, vatandaşlarımızın huzur ve refahı için gece gündüz görev yapan polisimize teşekkür ediyoruz.

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nün şehrimizde huzur içinde geçirilebilmesi için alınması gereken tedbirler de daha önce kamuoyuyla paylaşılmıştı. Bazı marjinal gruplar alınan tedbir kararlarını hiçe sayarak, her yıl olduğu gibi bu yılki 1 Mayıs'ta da, Emniyet birimlerimizle karşı karşıya gelmiştir. Bu gruplara İstanbul Emniyetimizin ilgili birimlerince gerekli müdahaleler yapılmıştır.

Alınan tedbir kararlarına uymayan bu marjinal gruplara yapılan müdahalelerde saat 18.00 itibariyle 575 kişi gözaltına alınmıştır. Gözaltına alınan şahısların işlemleri, emniyet birimlerinde devam etmektedir."

İşçi bayramında 2 işçi kamyonetin altında kaldı

Ankara'nın Çankaya ilçesinde kontrolden çıkan kamyonetin altında kalan 2 işçi hayatını kaybetti

01.05.2026 18:10:00 / Güncelleme: 01.05.2026 18:12:02
AA
İşçi bayramında 2 işçi kamyonetin altında kaldı
İşçi bayramında 2 işçi kamyonetin altında kaldı
Kırkkonaklar Mahallesi Şemsettin Günaltay Caddesi'nde seyir halindeki özel su firmasına ait 07 FHF 37 plakalı kamyonet, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu kontrolden çıktı.

Yokuş aşağı hızla ilerleyen aracın sürücüsü, iddiaya göre kamyonet hareket halindeyken araçtan aşağı atladı.

Kamyonet, o sırada kanalizasyon hattında Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi (ASKİ) adına çalışma yaptığı belirtilen taşeron firma personeli Bayram Demirhan ve Kadir Ortataş'a çarptı.

İşçileri altına alan kamyonet, park halindeki araçlara çarparak durabildi.

İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri, Demirhan ve Ortataş'ın olay yerinde hayatını kaybettiğini belirledi.

Polis, kazayla ilgili inceleme başlatırken, sürücü gözaltına alındı.

1 Mayıs'a gözaltılar damga vurdu

İstanbul'da 1 Mayıs'ta Taksim'e yürümek isteyen gruplara polis müdahalesi sonucu çok sayıda kişi gözaltına alındı. Gözaltı sayısı İstanbul Valiliği tarafından 575 olarak ifade edilirken, Kadıköy ve Kartal'daki izinli kutlamalar sorunsuz tamamlandı

01.05.2026 16:55:00 / Güncelleme: 01.05.2026 18:40:25
Haber Merkezi
1 Mayıs'a gözaltılar damga vurdu
1 Mayıs'a gözaltılar damga vurdu
1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü Türkiye'de, özellikle İstanbul'da yoğun güvenlik önlemleri altında kutlandı. Resmi izin verilen Kadıköy Rıhtım Meydanı ve Kartal Meydanı'ndaki mitinglere on binlerce kişi katıldı. Ancak Taksim Meydanı'na çıkmak isteyen gruplara polis müdahalesi sonucu yüzlerce kişi gözaltına alındı.

1 Mayıs öncesi İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, "eylem yapma ihtimali" gerekçesiyle 62 kişi hakkında gözaltı kararı çıkardı. 28-29 Nisan'da düzenlenen eş zamanlı ev baskınlarında 39 kişi gözaltına alındı. Aramalarda dijital materyal ve dokümanlara el konuldu. Gözaltına alınanlar arasında sendika yöneticileri, öğrenci grupları, sol örgüt üyeleri ve gazeteciler yer aldı.

1 Mayıs günü yaşananlar

İstanbul Valiliği, Beyoğlu, Şişli, Fatih ve Beşiktaş'ta her türlü izinsiz gösteri, yürüyüş ve toplanmayı yasakladı. Taksim çevresi bariyerlerle kapatıldı, bazı metro ve metrobüs durakları devre dışı bırakıldı. Güvenlik için 52 bin 656 polis görev yaptı.

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB öncülüğündeki etkinlik Kadıköy'de yaklaşık 35 bin kişiyle, TÜRK-İŞ öncülüğündeki kutlama ise Kartal'da 30 bin kişiyle sorunsuz gerçekleşti. Katılımcılar dağıldı.

Taksim'e yürümek isteyen gruplar ise Mecidiyeköy, Beşiktaş, Barbaros Bulvarı gibi noktalarda polis tarafından engellendi. Biber gazı, tazyikli su ve fiziki müdahaleler yaşandı. Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) kriz masası verilerine göre gözaltı sayısı hızla arttı ve 370-421 arasında değişen rakamlar raporlandı. Son olarak İstanbul Valiliği gözaltı sayısını 575 olarak açıkladı.

Gözaltına alınanların bir kısmı emniyet işlemleri sonrası serbest bırakıldı.

Sendikalar Taksim yasağını eleştirdi, "emekçilerin hakkı" vurgusu yaptı. Muhalefet ve insan hakları grupları müdahaleleri "aşırı güç kullanımı" olarak nitelendirdi. Hükümet tarafı ise "huzur ve güvenin sağlandığını" savundu.

1 Mayıs kutlamaları Türkiye'nin diğer illerinde de yapıldı ancak İstanbul'daki girişimler ve gözaltılar gündemin odağı oldu.

1 Nisan itibarıyla 24 haftayı tamamlamamış anneler ek ilave izin hakkından yararlanabilecek

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, 1 Nisan itibarıyla 24 haftayı tamamlamamış annelerin 10 gün içinde başvuru yapmaları halinde 8 haftalık ek ilave izin hakkından yararlanabileceğini belirtti.
 

01.05.2026 10:30:00
AA
1 Nisan itibarıyla 24 haftayı tamamlamamış anneler ek ilave izin hakkından yararlanabilecek
1 Nisan itibarıyla 24 haftayı tamamlamamış anneler ek ilave izin hakkından yararlanabilecek
Bakan Göktaş, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, doğum izni sürelerini artıran yeni düzenlemeyle annelerin ve ailelerin yanında olduklarını ifade etti.

Göktaş, paylaşımında şunları kaydetti:

"1 Nisan 2026 itibarıyla doğum yaptığı tarihin üzerinden 24 hafta geçmemiş anneler, çalıştıkları kuruma 10 iş günü içinde başvurmaları halinde 8 haftalık ilave doğum izni hakkından yararlanabiliyor. Aile ve Nüfus On Yılı'nda, iş-aile yaşamını dengesini sağlamaya yönelik uygulamalarla aile kurumumuzu güçlendirmeye ve her koşulda annelerimizi desteklemeye devam edeceğiz."

3 soruda 8 haftalık ek ilave doğum izni
Bakan Göktaş, ayrıca paylaşımında, "3 soruda" başlığıyla 8 haftalık ilave doğum iznine ilişkin merak edilenlere de yer verdi. Buna göre 3 soru ve cevapları şöyle:

Kimler yararlanabilir?

1 Nisan 2026 itibarıyla, doğum iznini tamamlamış, ancak doğumunun üzerinden 24 hafta geçmemiş olan tüm anneler bu haktan yararlanabilir.

8 haftalık ilave doğum izni nasıl hesaplanır?

Hedef tarih, 1 Nisan 2026 (Kanun'da esas alınan tarih). Hedef süre, 24 hafta eşittir 168 gün. 1 Nisan 2026'dan geriye doğru 168 gün sayılır. 16 Ekim 2025 ve sonrasında doğum yapan anneler izinden yararlanabilir. Yasal şart, 1 Nisan 2026 itibarıyla 24 haftalık süreyi henüz tamamlamamış olan anneyi kapsar.

Başvuru süreci nasıl işler?

1 Nisan 2026 itibarıyla doğum iznini tamamlamış ancak doğumunun üzerinden 24 hafta geçmemiş olan tüm anneler yasanın yürürlüğe girmesinden itibaren 10 iş günü içinde çalıştıkları kuruma başvuruda bulunabilirler."

Balıkesir'de yolcu otobüsü devrildi: Ölü ve yaralılar var

Balıkesir'in Bandırma ilçesinde devrilen yolcu otobüsündeki 3 kişi öldü, 30 kişi yaralandı

01.05.2026 09:52:00 / Güncelleme: 01.05.2026 09:57:00
AA
Balıkesir'de yolcu otobüsü devrildi: Ölü ve yaralılar var
Balıkesir'de yolcu otobüsü devrildi: Ölü ve yaralılar var

Muğla'ya gitmek için Tekirdağ'dan yola çıkan Pamukkale firmasına ait K.U. idaresindeki 35 PK 328 plakalı yolcu otobüsü, Bandırma-Çanakkale kara yolunun Külefli Mahallesi mevkisinde, kontrolden çıkarak refüje çarptıktan sonra devrildi.

Kazada, otobüsteki yolcular Nazire Akova, Elif Kel ve Kemal Can Sert olay yerinde yaşamını yitirdi, 30 kişi de yaralandı.



İhbar üzerine olay yerine gelen polis, itfaiye ve sağlık ekiplerince araçtan çıkarılan yaralılar, çevredeki hastanelere kaldırıldı. Yaralıların hayati tehlikesinin bulunmadığı öğrenildi.

Cenazeler, Bandırma Eğitim ve Araştırma Hastanesi morguna götürüldü.



Ulaşıma kapanan yol, otobüsün kaldırılmasının ardından açıldı.

Otobüs sürücüsü K.U. gözaltına alındı. 

Burun estetiği sonrası hayatını kaybetti

İzmir'in Çiğli ilçesinde burun estetiği ameliyatı sırasında fenalaşan 23 yaşındaki genç kız, sevk edildiği hastanede günler süren yaşam mücadelesini kaybetti. Kızının acısıyla sarsılan anne Remziye Kanak, "Ameliyat masrafı olarak ödediğim 70 bin lirayı aslında kızımın kefen parası olarak vermişim. Böyle öldüreceklerini bilsem ayaklarımı kırar, yine de oraya götürmezdim" dedi

30.04.2026 22:10:00 / Güncelleme: 30.04.2026 22:13:49
İhlas Haber Ajansı
Burun estetiği sonrası hayatını kaybetti
Burun estetiği sonrası hayatını kaybetti
Olay, 22 Nisan Çarşamba günü Çiğli ilçesinde bulunan Özel Metropol Hastanesinde meydana geldi. İddiaya göre, burun estetiği ameliyatı olmak için hastaneye yatan Hatice Öncü (23), operasyon sırasında aniden fenalaştı. Durumu bir anda kötüye giden ve uyanamayan genç kız, ilk olarak aynı hastanenin yoğun bakım servisinde tedavi altına alındı. Burada durumu giderek ağırlaşan Öncü, daha sonra ileri tetkik ve tedavi amacıyla tam donanımlı İzmir Şehir Hastanesine sevk edildi. Şehir Hastanesinde günlerce yoğun bakımda yaşam mücadelesi veren genç kızdan sabah saatlerinde acı haber geldi.

Doktorların yaptığı tüm müdahalelere rağmen Hatice Öncü, bugün hayatını kaybetti. Vefat haberinin ardından genç kızın cansız bedeni, kesin ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla otopsi işlemleri için İzmir Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Evlatlarını kaybetmenin acısını yaşayan aile, ameliyatın gerçekleştiği Özel Metropol Hastanesi ve ilgili doktorlar hakkında savcılığa giderek suç duyurusunda bulunurken, İzmir İl Sağlık Müdürlüğünün de şüpheli ölümle ilgili idari inceleme başlattığı öğrenildi. Genç kızın cenazesinin, yarın öğle namazını müteakip Konak ilçesinde bulunan Çorakkapı Camii'nde kılınacak cenaze namazının ardından toprağa verileceği belirtildi.

"İki defa entübe edilmiş"

Kızının burun ameliyatı için girdiği özel hastanede fenalaşıp iki kez entübe edildikten sonra beyin ölümü gerçekleşmiş halde başka bir hastaneye sevk edildiğini belirten anne Remziye Kanak, "Saat 15.00'te olması gereken ameliyata 14.00'te aldılar. Normalde bir buçuk saat sürecek operasyonun ardından kızım uyanmadı. Bizi oyalayarak sürekli yalan söylediler. Narkozu verdiklerinde uyumadığı için ikinci kez narkoz vermişler. Ödem oluştuğunu söyleyip bizi kandırdılar. İki defa entübe edilmiş. Ertesi sabah tomografinin kötü çıktığını söyleyerek bizi Şehir Hastanesine yolladılar. Aslında beyni ölmüş, beyin ölümü gerçekleşmiş halde bizi oraya göndermişler. Sekiz dokuz gün boyunca kızım hiç ayılmadı ve bugün sabah ölüm haberini aldık" şeklinde konuştu.



"Kefen parası olarak vermişim"

Ameliyat masrafı olarak ödediği 70 bin lirayı aslında kızının kefen parası olarak verdiğini vurgulayan Kanak, "Ben kızımı ne zorluklarla 23 yaşına kadar getirdim. Böyle öldüreceklerini bilsem ayaklarımı kırar, yine de oraya götürmezdim. Çiğli'deki o özel hastaneden ve ameliyatı yapan doktorlardan şikayetçiyim. Benim ciğerim yandı, başka annelerin ciğeri yanmasın. O hastane kapansın ve bu doktorlar mesleklerini bıraksın. O süreçte bize o kadar zulmedildi ki acıdan fenalaşıp acile gittiğimde benden para istediler, üstümde nakit olmadığı için bir dil altı hapı bile vermediler. Adaletin yerini bulmasını istiyorum" ifadelerini kullandı.

"Uzun süre içeride kalması normal değildi"

Kızının burun estetiği ameliyatı için büyük bir hevesle ve hiçbir sağlık engeli bulunmadan hastaneye başvurduğunu belirten acılı baba İbrahim Öncü, "Hatice, ameliyat günü sabahı son derece sağlıklıydı, evde şakalaşarak hazırlandı ve o özel hastaneye adeta koşarak gitti. Gerekli tüm tetkikleri ve tahlilleri yapıldı, her şeyin yolunda olduğu bizzat doktorlar tarafından söylendi ve biz de onu dualarla ameliyathaneye uğurladık. Basit bir estetik operasyon olacağı, çok kısa bir süre içinde odasına alınacağı belirtilmişti ancak biz kapıda beklerken saatler ilerledi, diğer hastalar birer birer çıkmasına rağmen Hatice'den bir türlü haber gelmedi. İçimizde tarif edilemez bir korku oluşmaya başladı çünkü sıradan bir işlem için bu kadar uzun süre içeride kalması normal değildi" şeklinde konuştu.

"Sapasağlam ellerimle teslim ettiğim hastaneden cansız bedenini çıkardık"

Operasyon sırasında yaşanan aksaklıklar neticesinde kızının entübe edilerek sevk edildiği hastanede yaşamını yitirdiğini vurgulayan baba Öncü, "Ameliyatın üzerinden saatler geçtikten sonra doktorlar yanımıza gelerek kızımın bir komplikasyon nedeniyle uyandırılamadığını, durumun ciddiyetini koruduğunu ve mecburen cihazlara bağlandığını haber verdiler. O andan itibaren büyük bir panik ve çaresizlik içine düştük, bulunduğumuz özel hastanenin teknik imkanları yetersiz kaldığı için kızım acilen tam teşekküllü ve daha donanımlı başka bir hastaneye nakledildi. Oradaki yoğun bakım sürecinde hekimlerin tüm çabalarına ve müdahalelerine rağmen ne yazık ki Hatice'nin vefat haberini aldık; evladımı sapasağlam ellerimle teslim ettiğim o hastaneden maalesef cansız bedenini çıkarmak zorunda kaldık." dedi.

Anayasa Mahkemesi’nden tarihi 1 Mayıs kararı

Anayasa Mahkemesi tarihi kararında, Taksim Meydanı’nın 1 Mayıs kutlamalarına yasaklanmasının hak ihlali olduğuna hükmetti ve “Taksim, emekçilerin ortak hafızasıdır” diyerek sembolik önemini tescilledi

30.04.2026 20:48:00
Haber Merkezi
Anayasa Mahkemesi’nden tarihi 1 Mayıs kararı
Anayasa Mahkemesi’nden tarihi 1 Mayıs kararı
Anayasa Mahkemesi (AYM), 12 Ekim 2023 tarihinde oy çokluğuyla aldığı ve 15 Aralık 2023'te Resmi Gazete'de yayımlanan kararla, 2014 ve 2015 yıllarında İstanbul Valiliği'nin Taksim Meydanı'nda 1 Mayıs kutlamalarını engellemesini toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlali olarak değerlendirdi.

Kararın en dikkat çeken kısmı, Taksim Meydanı'nın işçi ve emekçiler açısından taşıdığı sembolik ve tarihsel öneme vurgu yapan gerekçesi oldu: "Taksim, emekçilerin ortak hafızasıdır."

Kararın temel gerekçesi

AYM, kararında özellikle 1977'deki 1 Mayıs katliamına atıfta bulunarak Taksim Meydanı'nın emek ve sendika hareketi için "ortak hafıza" ve "sembolik değer" taşıdığını belirtti. Mahkeme, şu ifadeleri kullandı:

"İşçi ve sendika kültürünün yapı taşlarından biri olan Taksim Meydanı yalnızca 1 Mayıs günü orada bulunanların dayanışmasını değil, aynı zamanda emekçilerin ortak hafızasının varlığını göstermektedir. Bu durumda kendisini o kültürün bir parçası olarak gören her kişinin 1 Mayıs günlerinde Taksim Meydanı'nın ifade ettiği anlamı doğrudan tecrübe etmek ve edindiği tecrübeyi kuşaklar boyunca aktarmak için orada bulunma hakkı vardır. 1 Mayıs'ın Taksim Meydanı ile özdeşleşmesi nedeniyle anılan mekânın sınırlanması, aktarılmak istenen düşüncenin de sınırlanmasına neden olmaktadır."

Mahkeme, Valilik'in yasaklama kararının "ilgili ve yeterli gerekçe"ye dayanmadığını, kamu düzenini koruma amacının orantısız müdahaleyi meşru kılmadığını vurguladı. Kolluk kuvvetlerinin müdahalesini de eleştiren AYM, gösteri hakkının demokratik toplumdaki önemine işaret etti.

Bu karar, DİSK ve KESK'in bireysel başvuruları üzerine verildi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) benzer yöndeki daha önceki içtihatlarıyla da uyumlu bulundu.

AYM'nin 2023 kararı, 1 Mayıs tartışmalarının merkezinde yer almaya devam ediyor. Sendikalar ve emek örgütleri bu hükmü sıkça hatırlatarak Taksim'in 1 Mayıs alanı olduğunu savunuyor.

2024 ve 2025'te DİSK'in başvurusu üzerine İstanbul Bölge İdare Mahkemesi, Valilik'in Taksim yasağını hukuka aykırı buldu ve iptal etti. Bu karar kesinleşti.

Bugün 1 Mayıs öncesinde ise tartışma yeniden alevlendi. İstanbul Valiliği'nin Taksim'i kapatma yönündeki idari kararları, AYM ve idare mahkemesi kararlarına rağmen devam ediyor. Sendikalar, sol ve emek örgütleri "Taksim emekçilerin ortak hafızasıdır" vurgusuyla Taksim çağrısı yapıyor. TİP Genel Başkanı Erkan Baş da partisinin 1 Mayıs'ta Taksim'de olacağını açıkladı.

Sosyal medyada ve basın açıklamalarında AYM kararının "dilek ve temenni değil, bağlayıcı" olduğu sıkça hatırlatılıyor. Eleştirmenler, hükümetin ve yerel idarenin yüksek mahkeme kararlarını uygulamamasını "hukuksuzluk" olarak nitelendiriyor. Öte yandan yetkililer, güvenlik ve kamu düzeni gerekçelerini öne çıkarıyor.

Kararın önemi

AYM'nin bu kararı, sadece 2014-2015 olaylarıyla sınırlı kalmayıp, toplantı ve gösteri özgürlüğünün kapsamı, sembolik mekanların anlamı ve hafıza aktarımı açısından emsal teşkil ediyor. Taksim Meydanı'nın 1 Mayıs ile özdeşleşmesini tarihsel ve kültürel bir gerçeklik olarak tescilleyen karar, gelecekteki benzer başvurularda da referans olacak nitelikte.

1 Mayıs 2026 yaklaşırken, AYM'nin "Taksim emekçilerin ortak hafızasıdır" ifadesi, emek hareketinin Taksim talebinin hukuki dayanağı olmaya devam ediyor. Tartışma, yargı kararlarının uygulanabilirliği ve ifade özgürlüğü sınırları etrafında şekilleniyor.

Maden işçilerinin alacakları nasıl ödenecek?

Doruk Madencilik işçileri, ödenmeyen maaşlar, kıdem tazminatları ve çeşitli özlük hakları nedeniyle başlattıkları direnişi, Ankara’daki yoğun görüşmelerin ardından kazanımla tamamladı. Peki, Yıldızlar SSS Holding bu parayı ödemek için devletten ne aldı?

30.04.2026 20:00:00
Eyüp Kabil
Maden işçilerinin alacakları nasıl ödenecek?
Maden işçilerinin alacakları nasıl ödenecek?
Eskişehir'de faaliyet gösteren Yıldızlar SSS Holding'e bağlı Doruk Madencilik işçileri, ödenmeyen maaşlar, kıdem tazminatları ve çeşitli özlük hakları nedeniyle başlattıkları direnişi, Ankara'daki yoğun görüşmelerin ardından kazanımla tamamladı.

Bağımsız Maden-İş Sendikası üyesi madenciler, aylardır biriken alacaklarını talep etmek için Eskişehir'den Ankara'ya yürüyüş düzenlemiş, ardından Kurtuluş Parkı'nda açlık grevine başlamıştı. Günler süren eylem, İçişleri Bakanlığı koordinasyonundaki toplantılarla sonuçlandı ve işçiler, alacaklarının ödeneceğine dair bakanlık garantisi alarak eylemlerini sonlandırdı.

Aylar boyu biriken alacaklar

Doruk Madencilik işçileri, özellikle 2022'deki TMSF devrinden sonra ciddi ücret ve tazminat sorunları yaşadıklarını belirtiyordu. Birçok işçi 3 ila 5 aylık maaşlarını alamamış, zorunlu ücretsiz izin uygulamaları ve işten çıkarmalarla karşı karşıya kalmıştı. Kıdem tazminatları da 10-12 yılı aşan çalışma sürelerine rağmen ödenmemişti. İşçiler, holdingin farklı şirketler üzerinden borç yapılandırması yaparak alacak tahsilini zorlaştırdığını iddia ediyordu.

Eylemler, Eskişehir'den Ankara'ya yürüyüşle başladı ve başkentte Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önüne kadar taşındı. Açlık grevinin 9. gününde işçiler, fiziksel olarak zorlanmalarına rağmen "Vaat değil, hakkımızı istiyoruz" diyerek direnişi sürdürdü. Sendika temsilcileri, holding patronu Sebahattin Yıldız'ın lüks harcamalarına dikkat çekerek, "Sadece saatini satsa alacakların büyük kısmını ödeyebilir" eleştirisinde bulundu.

Bakanlıkların müdahalesi ve kritik görüşmeler

Direnişin kritik aşamasında İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ile yapılan görüşmeler dönüm noktası oldu. Sendika heyeti, bakanlık yetkilileriyle bir araya geldi. Toplantıda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı'nın koordineli şekilde süreci takip edeceği belirtildi.

Görüşmelerde şu başlıklar üzerinde uzlaşıldı:

- Ödenmemiş ücretler ve sendikal haklar

- Zorunlu ücretsiz izne çıkarılan işçilerin SGK primlerinin tamamlanması

- Mahkeme sürecindeki alacakların ödenmesi

- Genel özlük haklarının giderilmesi

Çalışma Bakanlığı, şirket tarafından yaklaşık 36 milyon TL'lik bir ödemenin hesaplara aktarıldığını açıkladı. Kalan alacakların ise kısa sürede tamamlanacağı taahhüt edildi. İşçiler, bu ödemeyi başlangıçta "50'de 1" olarak nitelendirmişti, ancak bakanlık garantörlüğüyle sürecin takip edileceği vurgusu üzerine eylemi sonlandırma kararı aldılar.

Devletten alınan vaatler

Yıldızlar SSS Holding'in işçilere olan borçlarını ödemesi için devletten alınan somut taahhütler şu şekilde özetlenebilir:

1. Üç Bakanlığın Garantörlüğü: İçişleri Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, sürecin iki haftalık periyotlarla takip edileceğini ve herhangi bir aksaklığa izin verilmeyeceğini taahhüt etti. Ankara Emniyet Müdürü de bu garantörlük çemberine dahil edildi.

2. Ödeme Takvimi ve Koordinasyon: Şirketin kalan alacakları önümüzdeki günlerde/taksitler halinde yatırması kararlaştırıldı. Bakanlıklar, ödemelerin zamanında yapılması için aktif rol üstleneceğini belirtti.

3. SGK ve Özlük Haklarının Düzeltilmesi: Ücretsiz izin dönemlerindeki prim borçlarının giderilmesi ve mahkeme alacaklarının karşılanması da masada kabul edildi.

4. Ruhsat ve Teşvik Konuları: Enerji Bakanı Alparslan Bayraktar, holdinge "bir daha ruhsat vermeyeceğini" kamuoyuna açıkladı. Yerli kömüre alım garantisi ve teşviklerin devam ettiği, ancak işçiye borcu olan firmalara bu tür desteklerin verilmeyeceği yönünde daha sıkı denetim sinyali verildi. Bazı raporlarda holdingin geçmişte teşvik aldığı ancak vergi ödemediği iddiaları da gündeme geldi.

Sendika temsilcileri, "Çoğu arkadaşımızın maaşları yattı. 15 gün süre istediler, bunun garantörü bakanlıklar" diyerek uzlaşmayı duyurdu. Bağımsız Maden-İş, direnişin "zaferle sonuçlandığını" ilan etti ve işçileri Eskişehir'e uğurlama çağrısı yaptı.

Holding'in sicili ve kamuoyundaki tartışmalar

Yıldızlar SSS Holding, özelleştirmelerle büyüyen bir yapı olarak biliniyor. Doruk Madencilik'in yanı sıra farklı sektörlerde faaliyet gösteriyor. İşçiler ve sendika, holdingin TMSF'den düşük bedelle tesis aldığı, teşvikler ve alım garantilerinden yararlandığı halde işçilere ödeme yapmadığı eleştirisini sıkça dile getirdi. Patronun lüks harcamaları bu tartışmaları alevlendirdi.

Bazı kaynaklar, holdingin elektrik kapasite mekanizması ve kömür alım garantileri sayesinde devlet desteklerinden yararlandığını, buna rağmen işçilerin mağduriyetinin sürdüğünü öne sürüyor. Bakan Bayraktar'ın "İşçiye borcu olana alım garantisi verilmez dedik, buna rağmen ödemedi" sözleri de bu gerilimi yansıttı.

Günler süren açlık grevi ve Ankara'daki yoğun mücadele, işçilerin alacaklarının bir bölümünün hemen ödenmesi ve kalanının bakanlık garantisiyle takip edileceği uzlaşmasıyla noktalandı. İşçiler, "Haklarımızı söke söke aldık" diyerek eylemi sonlandırırken, sendika süreci yakından izleyeceğini açıkladı.

Bu olay, madencilik sektöründeki hak gaspları ve devlet-özel sektör-işçi ilişkilerindeki gerilimleri bir kez daha gündeme taşıdı. Bakanlıkların garantörlüğü, ödemelerin zamanında yapılmasını sağlayacak mı, yoksa yeni sorunlar mı çıkacak? Süreç, önümüzdeki haftalarda netleşecek. Madenciler ise "Direne direne kazandık" mesajıyla Eskişehir'e dönerken, benzer mağduriyet yaşayan diğer emekçiler için de bir emsal oluşturdu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, MHP Genel Başkanı Bahçeli'yi kabul edecek

Cumhurbaşkanı Erdoğan, MHP Genel Başkanı Bahçeli'yi Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde kabul edecek.
İletişim Başkanı Burhanettin Duran tarafından yapılan açıklamaya göre, görüşme saat 17.30’da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilecek.

30.04.2026 16:36:00
Haber Merkezi
Cumhurbaşkanı Erdoğan, MHP Genel Başkanı Bahçeli'yi kabul edecek
Cumhurbaşkanı Erdoğan, MHP Genel Başkanı Bahçeli'yi kabul edecek
Cumhurbaşkanı Erdoğan, MHP Genel Başkanı Bahçeli'yi Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde kabul edecek.
İletişim Başkanı Burhanettin Duran tarafından yapılan açıklamaya göre, görüşme saat 17.30'da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirilecek.

Bu yılın ikinci görüşmesini gerçekleştirecek Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bahçeli'yi Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, Beştepe'de kabul edecek. İlk görüşme 21 Ocak'taydı. İkinci görüşmenin de adresi yine Cumhurbaşkanlığı Külliyesi olacak. Yaklaşık 3 aylık bir aranın ardından Erdoğan-Bahçeli ikilisinin bir araya geldiğini söylememiz gerekiyor. Zaman zaman resepsiyonlarda, katıldıkları törenlerde görüşüyorlar ama bu baş başa görüşmenin bir önceki görüşmeden farklı olarak 3 ay aradan sonra gerçekleşmesi dikkat çekiyor.

Gündemde oldukça dikkat çekici başlıklar var. İç politikaya değinecek olursak, şüphesiz 'Terörsüz Türkiye' süreci ilk sırada geliyor. Devam eden silah bırakma faaliyetlerinde gelinen son durumu Erdoğan ve Bahçeli ikilisi tarafından ele alınması bekleniyor.

Gülistan Doku'nun ailesinden DNA örnekleri alındı

Tunceli'de 5 Ocak 2020'den itibaren haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturma kapsamında, Gülistan'ın anne ve babasından DNA örnekleri alındı.
 

30.04.2026 14:35:00
AA
Gülistan Doku'nun ailesinden DNA örnekleri alındı
Gülistan Doku'nun ailesinden DNA örnekleri alındı
Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 161/6. maddesi gereğince "Valilerin kişisel suçlarından dolayı soruşturma yetkisinin suç tarihinde görev yaptıkları ilin bağlı olduğu Bölge Adliye Mahkemesinin bulunduğu yerdeki İl Cumhuriyet Başsavcılığına ait olması" dolayısıyla eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkında Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sürüyor.

Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel'in Gülistan'ın kaybolduğu dönemde kullandığı siyah renkli otomobilin peşine düşen Başsavcılık, aracın olaydan sonra satıldığını ve aynı modelde bir araçla değiştirildiğini tespit etti. Aracı İstanbul'da bulan ekipler, detaylı inceleme için önce İstanbul'da, ardından Ankara'da yaklaşık bir haftalık detaylı çalışma yaptı.

Araçtaki bulgularla karşılaştırılmak üzere Gülistan'ın annesi Bedriye ve babası Halit Doku'dan Diyarbakır Adli Tıp Kurumu'nda DNA örnekleri alındı.


12 zanlı tutuklanmıştı
Tunceli'de okuyan üniversite öğrencisi kızları Gülistan Doku'dan (21) 5 Ocak 2020'den itibaren haber alamayan ailesi, memleketleri Diyarbakır'dan Tunceli'ye gelerek 6 Ocak 2020'de emniyete kayıp başvurusunda bulunmuş, başlatılan arama çalışmalarından sonuç elde edilememişti.

Ulaşılan yeni bilgiler doğrultusunda Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca "kasten öldürme", "cinsel saldırı", "suç delillerinin gizlenmesi-yok edilmesi", "bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girmek suretiyle verileri yok etme-bozma", "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma", "suçu bildirmeme" ve "suçluyu kayırma" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında 17 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Zanlılardan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel, Doku'nun sim kartındaki verileri sildiği iddia edilen eski polis memuru Gökhan Ertok, hastane kayıtlarını sildiği iddia edilen dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir, eski Tunceli İl Özel İdaresi çalışanı Erdoğan Elaldı, Celal Altaş, Nurşen Arıkan, Ferhat Hanedan Güven, Doku'nun erkek arkadaşı Zeinal Abakarov, annesi Cemile Yücer ve eski polis memuru olan üvey babası Engin Yücer ile Tuncay Sonel'in o dönem koruma polisliğini yapan Şükrü Eroğlu tutuklanmış, Uğurcan A. ile Munzur Üniversitesinin güvenlik kameralarından sorumlu Savaş G. ve Süleyman Ö. ile Tunceli Devlet Hastanesi bilgi işlem görevlileri B.Y. ve Y.E. haklarında yurt dışına çıkış yasağı kararı verilerek adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

Yurt dışında olduğu tespit edilen firari şüpheli Umut Altaş için kırmızı bülten çıkarılmıştı. Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkında yürütülen soruşturma çerçevesinde dönemin Tunceli Emniyet Müdürü Yılmaz Delen, Erzurum'da tanık sıfatıyla ifade vermişti.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.