logo
15 NİSAN 2026


Temizlik malzemesi seçerken dikkat

Temizlik için kullanılan malzemelerin çocukların bağışıklık sistemi üzerinde olumsuz etkileri olabileceğini söyleyen Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ahmet Yıldırım, "Bu yüzden temizlik malzemesi seçerken doğru tercihlerde bulunmalıyız" diyerek uyarılarda bulundu

27.12.2017 00:00:00
Günümüzde artık temizlik için çok çeşitli ve birbirinden farklı malzemeler kullanılıyor. Nasıl çocuk olduktan sonra evdeki tüm kurallar değişiyorsa aynı şekilde çocukların sağlığı için temizlik kurallarının da değişmesi gerekiyor.

Bu anlamda kullanılan temizlik malzemelerinin bilinçli bir şekilde seçilmesi gerektiğinin altını çizen Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ahmet Yıldırım aksi takdirde bazı temizlik malzemelerinin, dezenfekte işlemi gerçekleştirmediği gibi çocuklarda alerji, solunum yolu rahatsızlıkları, el-ayak-ağız hastalığı, cilt problemleri gibi bazı hastalıkları tetiklediğini ve bağışıklık sistemini de olumsuz yönde etkilediğini belirtti.

Dr. Ahmet Yıldırım seçilecek olan malzeme için tavsiyelerde bulunmak adına, "Çocuğun yaşadığı her yerin dezenfekte edilmesi gerekmez ancak temizlik yaparken kullanılan ürünleri doğru seçerek hem temizliği hem de dezenfeksiyonu birlikte yapabilirsiniz. Biraz dikkatli bir tercihle hem çocuğunuzun sağlığına hem de çevre temizliğine katkı sağlayabilirsiniz. Geniş etki alanı olan, kokusuz, tüm yüzeylerde kullanılabilen, geride kalıntı bırakmayan ve doğayla dost ürünleri kullanın. Mümkün olduğunca tek bir ürünle birden fazla fayda sağlamayı hedefleyin. Böylece daha az ürün kullanmak zorunda kalırsınız.

Bunun için mikrop, virüs, bakteri ve mayaları öldüren tek bir ürün kullanmak doğru olacaktır. Aynı zamanda kullanılan ürünün uzun süre etkili olması önemlidir. Böylece sık sık temizlik yapmak ve ürün kullanmak zorunda kalmazsınız. Temizlik ürünü alırken mutlaka içindekiler kısmına bakın. Ürünü inceleyerek alın.

Yeni nesil, Hızlandırılmış Hidrojen Peroksit (AHP) içeren ürünler tercih edebilirsiniz. Bu ürünler hem insan hem de çevre sağlığına uygundur. Ürünlerin fıs fıs şeklinde kullanılabilenlerini alın. Bu şekilde daha az ürünle daha geniş bir alanı temizleyebilirsiniz" şeklinde konuştu.

Doğru seçilmeyen temizlik ürünleri hasta ediyor

"Sülfirik asit, klor, amonyak gibi buharlaşan maddelerin ve çeşitli ev temizleyicilerinde bulanan bazı kimyasal maddelerin solunum yollarını etkilediği ve ciddi hasara yol açabileceği unutulmamalıdır" diyerek uyarılarına devam eden Dr. Yıldırım, "Doğru yüzey için doğru kimyasallar kullanılmadığında ya da temizlik için olması gerekenden yüksek miktarda yüzeye döküldüğünde çıkan buharı soluyan kişilerde, öksürük, nefes darlığı, hırıltılı solunum gibi şikâyetler ortaya çıkabilir.

Temizlik yapılacak yüzeye uygun kimyasal temizleyici seçimi çocuklarımızın bu yüzeylere çok sık temas ettiği düşünülerek çok daha dikkatli yapılmalıdır. Uygun olmayan temizlik ürünlerinin kendi başına bir tehlike arz ettiği su götürmez bir gerçektir. Ailelerin bu konuda daha hassas ve seçici davranmaları çok önemlidir" ifadelerini kullandı.

Çocuklarda alerjiyi tetikleyebiliyor

Annelerin güzel koksun diye baskın kokulu ürünler seçtiğini, bunların çocuklarda alerji ve astımı tetiklerken, solunum yolu sorunlarına da yol açtığını söyleyen Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ahmet Yıldırım annelere kokusuz ürün kullanmaları tavsiyesinde bulundu.

Çocuklu evlerde evcil hayvan beslenmesi durumunda daha da dikkatli olmak gerektiğinin altını çizen Dr. Yıldırım, "Eğer alerjik bir sorun yoksa çocukların bir evcil hayvanla birlikte büyümesini tavsiye ediyoruz. Bu çocuk gelişimi için çok değerlidir ancak evde evcil hayvan olması durumunda dezenfeksiyona her zamankinden daha fazla dikkat etmek gerekir.

Hayvanlardan insanlara bulaşan hastalıklarla birlikte, onların taşıyacağı virüs ve bakterilere karşı en doğru yöntem evin dezenfekte edilmesidir. Yüzeylerde kullandığınız temizleyicinin ıslak kalmayan ve insan sağlığına zarar vermeyen bir ürün olması önemlidir. Hayvanlar yerde yürür, yatar, sonra da kendilerini yalarlar. Kimyasal içeren ürünler onlar için çok zararlıdır" diyerek sözlerini tamamladı.
İHA

"Okullarda şiddet olayları sona ermiyor"

Türkiye Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri Kolu Kamu Çalışanları Sendikası (Türk Eğitim-Sen) Genel Başkanı Talip Geylan, Şanlıurfa'daki silahlı saldırı hakkında, "Ne yazık ki okullarımızda şiddet olayları sona ermemekte; güvenli, sağlıklı ve huzurlu bir eğitim ortamı tam anlamıyla tesis edilememektedir" dedi

14.04.2026 17:47:00
İhlas Haber Ajansı
"Okullarda şiddet olayları sona ermiyor"
"Okullarda şiddet olayları sona ermiyor"
Türkiye Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri Kolu Kamu Çalışanları Sendikası (Türk Eğitim-Sen) Genel Başkanı Talip Geylan, Şanlıurfa'daki silahlı saldırı hakkında, "Ne yazık ki okullarımızda şiddet olayları sona ermemekte; güvenli, sağlıklı ve huzurlu bir eğitim ortamı tam anlamıyla tesis edilememektedir" dedi.
Şanlıurfa Siverek Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde 16 yaşındaki okulun eski öğrencisi olduğu belirlenen Ö.K. tarafından düzenlenen silahlı saldırıda 16 kişi yaralandı. Türk Eğitim Sen Genel Başkanı Talip Geylan, okullarda şiddet olaylarının son bulmadığını ve giderek artmaya devam ettiğini kaydetti. Okullarda, güven ve huzurun bir an önce sağlanması gerektiğini belirten Geylan, okulların şiddet olaylarıyla anılmasının Türkiye'nin geleceğini doğrudan tehdit ettiğini dile getirdi.

"Ne yazık ki okullarımızda şiddet olayları sona ermemekte"
Geçtiğimiz günlerde öldürülen öğretmen Fatma Nur Çelik'in ardından şiddet olaylarının azalmasında hiçbir ilerleme kaydedilmediğini belirten Geylan, "Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde bir öğrencinin gerçekleştirdiği silahlı saldırı sonucunda, öğretmen ve öğrencilerimizin de aralarında bulunduğu 16 vatandaşımızın yaralanmış olması hepimizi derinden sarsmıştır. Bu hain saldırıyı en güçlü şekilde kınıyoruz. Yaralanan eğitimcilerimize ve öğrencilerimize acil şifalar diliyor, ailelerine ve tüm eğitim camiamıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Fatma Nur Çelik öğretmenimizin katledilmesinin ardından çok kısa bir süre içinde yaşanan bu elim olay, eğitim camiamızda zaten var olan endişeyi daha da artırmış, hepimizi derin bir üzüntüye sevk etmiştir. Ne yazık ki okullarımızda şiddet olayları sona ermemekte; güvenli, sağlıklı ve huzurlu bir eğitim ortamı tam anlamıyla tesis edilememektedir. Adeta ABD'de ve farklı ülkelerde yaşanan okul saldırılarına benzer bir tablonun ülkemizde de görülmesi çok ürkütücüdür. Bu durum, eğitim camiamızın geleceğe dair endişelerini artırmakta ve acil önlem alınması gerekliliğini bir kez daha ortaya koymaktadır" diye konuştu.

"Okulların şiddet olaylarıyla anılması, ülkemizin geleceğini doğrudan tehdit etmektedir"
Türkiye'deki okullara kamera sistemlerinin getirilmesini ve her okula kolluk desteği sağlanmasının önem arz ettiğini ifade eden Geylan, "Okullar öğrencilere bilgi kazandıran, onları geleceğe hazırlayan; eğitimcilerimizin huzur ve güven içinde görev yaptığı, toplumsal değerlerimizin yaşatıldığı kurumlardır. Ancak okulların şiddet olaylarıyla anılması, ülkemizin geleceğini doğrudan tehdit etmektedir. Bu nedenle eğitim kurumlarında güvenliğin sağlanması vazgeçilmez bir zorunluluktur. Bu noktada şiddetin önlenmesine yönelik güvenlik tedbirlerinin eksiksiz biçimde hayata geçirilmesi büyük önem taşımaktadır. Okulların kamera sistemleriyle donatılması, her okula güvenlik görevlisi ya da kolluk desteği sağlanması, giriş-çıkış kontrollerinin düzenli şekilde yapılması ve okul yönetimlerinin bu konuda daha güçlü biçimde desteklenmesi hayati öneme sahiptir. Aynı zamanda okullardaki disiplin yönetmelikleri yeniden gözden geçirilmeli, öğretmenin etkisi ve eğitim sürecindeki rolü güçlendirilmelidir. Okullarda her 100 öğrenciye en az 1 rehber öğretmen düşecek şekilde planlama yapılmalı; okullardaki rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri etkin hale getirilmelidir. Bu tedbirler alınmış olsaydı bugün Fatma Nur Çelik öğretmenimizi kaybetmeyecek, Siverek'te yaşadığımız elim hadiseyle karşı karşıya gelmeyecektik" şeklinde konuştu.

"Okul-aile iş birliği artırılmalı, velilerin eğitim sürecine katılımı mutlaka sağlanmalıdır"
Bu tedbirlerin en başında şiddet konusunda yasal düzenlemelerin getirilmesi olduğunu vurgulayan Geylan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bununla birlikte okul-aile iş birliği artırılmalı, velilerin eğitim sürecine katılımı mutlaka sağlanmalıdır. Unutulmamalıdır ki öğrencilerin psikolojik gelişimleri ve sosyal ilişkileri, sorunların erken tespit edilmesi ve gerekli tedbirlerin zamanında alınması açısından büyük önem taşımaktadır. Bu noktada en önemli tedbirlerin başında yasal düzenlemeler gelmektedir. Türk Eğitim-Sen olarak, okullarda şiddetin önlenmesine yönelik 2019 ve 2023 yıllarında iki kez kanun teklifi hazırlayarak, milletvekilleri aracılığıyla TBMM'ye ilettik. Bunun yanı sıra, caydırıcı tedbirlerin alınması amacıyla Öğretmenlik Meslek Kanunu'nda düzenleme yapılması için yoğun girişimlerde bulunduk ve bu sürecin hayata geçirilmesini sağladık. Eğitim çalışanlarına yönelik şiddet olaylarıyla ilgili olarak Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a mektup gönderdik, iş bırakma eylemleri gerçekleştirdik ve çok sayıda basın açıklaması düzenledik. Ancak bugün gelinen noktada, şiddete yönelik alınan tedbirlerin ve mevcut yasal düzenlemelerin yeterli olmadığı açıkça görülmektedir. Eğitim kurumlarımızda görev yapan her bir öğretmenimizin, eğitim çalışanımızın ve eğitim gören her öğrencimizin hayatı ve güvenliği en kıymetli öncelik olmalıdır. Bu nedenle okulların güvenliğinin sağlanması, şiddetin önlenmesine yönelik yasal tedbirlerin daha da güçlendirilmesi bir zorunluluktur. Öte yandan ülkemizde eğitim kurumlarında şiddete karşı kapsamlı bir "Güvenlik Zirvesi" düzenlenerek, konuyla ilgili tüm kurum, kuruluş ve paydaşların bir araya gelmesi sağlanmalı; zirvede sorun tüm yönleriyle etraflıca ele alınmalı, adeta bir seferberlik anlayışıyla kapsamlı bir değerlendirme yapılmalıdır. Öğretmenlik Meslek Kanunu ile artırılan cezaların etkin ve tavizsiz bir şekilde uygulanması sağlanmalı; bunun yanı sıra caydırıcı ve etkili tedbirler ivedilikle hayata geçirilmelidir. Devletimizin ve toplumumuzun bu konuda etkin rol üstlenmesi, şiddeti önleyici kapsamlı tedbirlerin hayata geçirilmesi bir zorunluluktur. Unutulmamalıdır ki, eğitimcilerimizi ve öğrencilerimizi şiddetten korumak hepimizin asli görevidir. Şayet onları şiddet sarmalından uzak tutamazsak, okullarımız güvenli alanlar olmaktan çıkar ve adeta Teksas'a döner; böylece geleceğimiz de ciddi şekilde tehdit altına girer. Öğretmenler ve öğrenciler, okullarında kendilerini güvende hissetmeli; eğitim kurumlarında huzur içinde eğitim ve öğretim faaliyetlerini sürdürebilmelidir."İHA

Şanlıurfa'da lisede silahlı saldırı 16 yaralı

Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde bir lisede silahlı saldırı düzenlendi. Saldırıda ilk belirlemelere göre 16 kişi yaralandı

14.04.2026 11:00:00 / Güncelleme: 14.04.2026 12:07:07
İhlas Haber Ajansı
Şanlıurfa'da lisede silahlı saldırı 16 yaralı
Şanlıurfa'da lisede silahlı saldırı 16 yaralı
Hasan Çelebi Mahallesi'nde bulunan Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde bir öğrenci silahlı saldırı gerçekleştirdi. Silahlı saldırıda ilk belirlemelere göre 16 öğrenci yaralandı. İhbar üzerine bölgeye sağlık, polis ve özel harekat ekipleri sevk edildi.

Yaralı öğrencilerin bazılarının silahlı saldırıdan kaçmak için camdan atladığı öğrenilirken, güvenlik güçlerince okulda bulunan öğrencilerin büyük bölümünün tahliye edildiği öğrenildi.

Görgü tanığı olayı anlattı
 
Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde bir lisede silahlı düzenlenen silahlı saldırıda 16 öğrenci yaralandı. Görgü tanığı korku dolu anları anlattı.
 
İddiaya göre, 18-20 yaşlarında olduğu öne sürülen bir kişi, elindeki uzun namlulu silahla okul bahçesi ve içerisinde rastgele ateş açtı. Olayda 16 öğrenci yaralandı. Saldırganın daha sonra aynı silahla intihar ettiği öne sürüldü. 
 
İhbar üzerine bölgeye sağlık, polis ve jandarma özel harekat ekipleri sevk edildi. Güvenlik güçlerince okulda bulunan öğrencilerin büyük bölümünün tahliye edildiği öğrenildi. Yaralı öğrenciler, olay yerindeki ilk müdahalelerinin ardından hastanelere sevk edildi.
 
Görgü tanıklarından Gökhan Başaranoğlu, "17-18 yaşlarında bir çocuktu. Dış kapıdan içeri girer, girmez elindeki uzun namlulu silahla ateş açmaya başladı. Önce sağa sola, ardından da okula ateş açtı. Daha sonra koşarak okul içerisine girdi. İçerde direkt önüne gelene sıktı. Daha sonra öğrenciler bağırdı, herkes bir yere kaçtı" dedi.

Vali'den açıklama

Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak, 16 öğrencinin yaralandığını, saldırganın intihar ettiğini söyledi.
 
Saldırganın 19 yaşında okulun eski bir öğrencisi olduğunu söyleyen Vali Şıldak, şuanda 12 yaralının tedavisinin Siverek Devlet Hastanesinde sürdüğünü, diğer 4 kişinin ise Şanlıurfa'da tedavi altına alındığını vurguladı. 
 
Vali Şıldak, "Sabah saatlerinde 09.30 sularında 2007 doğumlu okulun eski bir öğrencisinin pompalı av tüfeği ile okula girerek rastgele ataş açması sonucu 16 kişi yaralandı. Yaralılardan 4'ü öğretmen, 1'i polis memuru, 1'i kantin işletmecisidir. Şükürler olsun can kaybımız yok. 
 
2 öğretmen, 2 öğrencinin sağlık durumu biraz daha orta seviyede olduğu için il merkezine sevkedildi. 
 
12 yaralımızın tedavileri Siverek Devlet Hastanesinde devam ediyor. Olayı çok yönlü araştırıyoruz. Saldırgan okulun eski bir öğrencisi, sadece 9. sınıfta bulunuyor daha sonra açık öğretim lisesine geçmiş. 2007 doğumlu. Okul içerisinde polisimizin müdahalesiyle sıkıştırıldı ve kendi canına kıydı. Okulu tahliye ettik. Büyük üzüntü duyuyoruz. Soruşturmamız devam ediyor" dedi.

Avrupa'nın kuyruğu olmak ‘Türk Milletine’ yakışmaz

Muhterem Hocam! Lozan'da İsmet İnönü pazarlık yaparken İngiliz Dışişleri Bakanı diyor ki, "Boşuna fazla yorulma. Çünkü bugün bu masada aldığın yerleri yarın parayla sizden satın alacağız." Sanki onun dedikleri bugün gerçekleştiriliyor

14.04.2026 00:07:00
Haber Merkezi
Avrupa'nın kuyruğu olmak ‘Türk Milletine’ yakışmaz
Avrupa'nın kuyruğu olmak ‘Türk Milletine’ yakışmaz
Muhterem Hocam! Lozan'da İsmet İnönü pazarlık yaparken İngiliz Dışişleri Bakanı diyor ki, "Boşuna fazla yorulma. Çünkü bugün bu masada aldığın yerleri yarın parayla sizden satın alacağız." Sanki onun dedikleri bugün gerçekleştiriliyor

İnönü'nün direndiği şey bugün hayata geçiriliyor. Bu işin lamı cimi yoktur. Sonra, Türkiye'de epey zamandan beri çok ciddi misyoner faaliyetleri sürüyor. Bunu da biz epey zamandan beri söylüyoruz.

Bu adamlar, bizim karakaşımıza, gözümüze heves ederek buraya gelmiyorlar. Çok ciddi projeleri gerçekleştirmek için buraya geliyorlar ve bu bölgelerde çalışıyorlar. Düşünebiliyor musunuz Amerika'da yetişen misyonerler hep bu bölgede odaklanıyorlar. Şimdi aynı misyonerler Karadeniz bölgesin de odaklanıyorlar. Bu kadar tesadüf ola bilir mi? Elbette ki bunun ardından bir şey çıkacak.

Avrupa'nın kuyruğu bir millet olmak bize yakışmaz



"Peki, ne yapmak lazımdır?" diye bir soru tevcih edersek, yedisinden yetmişine milletimizin tam olarak uyanması lazımdır. Kendimize gelmemiz lazımdır. Artık ufak tefek dargınlıkları bırakmamız lazımdır. Avrupa'nın kuyruğu mesabesinde bir millet olmak bize yakışmaz. Avrupa Birliği'ne kesinlikle hayır, demek gerekmektedir.

Çünkü Avrupa, seni bütün varlığınla kabul etmiyor ki... Nasreddin Hoca'nın kazı gibi " her şeyini soyacaksın" diyor. "Ben seni bu şek ilde kabul ederim " diyor. Bu şekilde AB'yi kabul etmek bir esarettir. Bizim milletimiz bu havayı yaşayamaz. Kendi varlığınla orada olmak istesen bu kez de o, seni kabul etmez.

Sonra, bizim dediklerimizin en büyük delili şudur: Adam bir defa da tesadüfen bir İslam devletini öne geçirsin. Arkasına da bir Hıristiyan devletini taksın. Bir tesadüf de böyle olsun. Niye böyle bir tesadüf olmuyor?

Buradan hareket ettiğimiz zaman göreceğiz ki hakikaten dünyada çatışan idealler ve inançlardır.

Bir defa bu meseleleri kamuoyunda konuşan, tartışan insan sayısı azdır. Hem de çok azdır. Bunları, milli ve manevi olayları bir defa hayatımızda gündem olarak ele alıp her gün tartışmalıyız.

En büyük dertlerimizden bir tanesi bunlar olmalıdır. Ufak tefek tartışmaları bir yana bırakarak insanlarımızın asgari müştereklerde bir araya gelmeleri lazımdır. Birtakım gaileleri bırakıp, menfaat ilişkisinden ziyade milletin idealleri etrafında bir araya gelmemiz lazımdır.

Bugün bu idealleri yaşatmak diye bir derdimizin olması lazımdır. Bunun için de seminerler, paneller, konferanslar hatta mitingler tertip edilmesi lazımdır. Milletin vicdanını harekete geçirmemiz lazımdır. Çeşitli sivil kuruluşlar, dernekler, cemiyetler, hatta siyasi partilerin bence vakit geçirmeden buna kanalize olup müşterek programlar hazırlamaları lazımdır. Birlik ve beraberlik konusun da ciddi bir tepki de ortaya koymak lazımdır.

Mesela, Ermeni konusunda bu milletin müşterek bir tavrının olması lazımdır. Filistin konusunda bu milletin müşterek bir tavrı olması lazımdır. Kıbrıs konusunda bu milletin müşterek bir tavrı olması lazımdır. Avrupa Birliği konusunda bu milletin müşterek bir tavrı olması lazımdır.

Bunlar kime sorulursa sorulsun, üç aşağı beş yukarı bence aynı dilden çıkıyormuş gibi, aynı kalemden yazılıyormuş gibi okunması, görülmesi, anlatılması lazımdır.

Onun için de cemiyetler, cemaatler bazında, siyasi partiler bazında en yakın zamanda mü terekleri çoğaltıp asgarilerden hareket edip olayın çok daha büyüklerine gidip belki de hiç ayrı taraflarımız kalmamak kaydıyla bir ve beraber olmamız lazımdır." (Prof. Dr. Haydar Baş, Niçin Türkiye eserinden)

Kasksız motosiklet kullandı, kazada can verdi

Kırıkkale'de kasksız kullandığı elektrikli motosikletle bahçe duvarına çarpan 74 yaşındaki sürücü hayatını kaybetti

13.04.2026 14:33:00
İhlas Haber Ajansı
Kasksız motosiklet kullandı, kazada can verdi
Kasksız motosiklet kullandı, kazada can verdi
Kaza, Sanayi Mahallesi 1327. Sokak'ta meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Şükrü Tunç idaresindeki elektrikli motosiklet, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu kontrolden çıkarak bir evin bahçe duvarına çarptı. 74 yaşındaki Tunç, olay yerinde hayatını kaybetti.

İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Cumhuriyet savcısı ve olay yeri inceleme ekiplerinin çalışmasının ardından Tunç'un cenazesi, kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için hastane morguna kaldırıldı.

Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.

Antalya'da 4.7 büyüklüğünde deprem

AFAD, Antalya'nın Demre ilçesi açıklarında saat 08.48'de 4.7 büyüklüğünde deprem meydana  geldiğini açıkladı

13.04.2026 11:31:00
Haber Merkezi
Antalya'da 4.7 büyüklüğünde deprem
Antalya'da 4.7 büyüklüğünde deprem
AFAD, Antalya'nın Demre ilçesi açıklarında saat 08.48'de 4.7 büyüklüğünde deprem meydana  geldiğini açıkladı.

Bölgede peş peşe sarsıntılar

Ana sarsıntıdan yaklaşık 5 dakika önce, saat 08.43'te bölgede 3.5 büyüklüğünde bir ön sarsıntı daha kaydedildi. Deprem; Antalya merkezinin yanı sıra Finike ve Kumluca gibi çevre ilçelerden de yoğun şekilde hissedildi ve vatandaşlar arasında kısa süreli paniğe neden oldu.

Durum Değerlendirmesi

Gelen ilk bilgilere göre depremde herhangi bir can kaybı veya yapısal hasar bildirilmedi. Yer bilimci Naci Görür gibi uzmanlar, bölgedeki fay hatlarının daha büyük depremler üretme potansiyeline dikkat çekerek vatandaşları tedbirli olmaya çağırdı.

Şırnak ve Kocaeli'deki DEAŞ operasyonunda 4 tutuklama

Şırnak ve Kocaeli'de DEAŞ silahlı terör örgütünün eylem ve faaliyetlerinin deşifre edilmesine yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 9 şüpheliden 4'ü tutuklanırken, 5'i yurtdışı çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldı

13.04.2026 11:09:00
İhlas Haber Ajansı
Şırnak ve Kocaeli'deki DEAŞ operasyonunda 4 tutuklama
Şırnak ve Kocaeli'deki DEAŞ operasyonunda 4 tutuklama
Şırnak ve Kocaeli'de DEAŞ silahlı terör örgütünün eylem ve faaliyetlerinin deşifre edilmesine yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 9 şüpheliden 4'ü tutuklanırken, 5'i yurtdışı çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldı.



Şırnak ve Kocaeli'de, DEAŞ silahlı terör örgütünün eylem ve faaliyetlerinin deşifre edilmesine yönelik yürütülen çalışmalar kapsamında operasyon gerçekleştirildi. Güvenlik güçlerince, örgüte finansal destek sağladıkları ve eleman temin ettiklerine dair bilgiler elde edilen şüphelilere yönelik 9 Nisan'da yapılan eş zamanlı operasyonda 9 şahıs gözaltına alındı.



Şüphelilerin adreslerinde yapılan aramalarda 2 adet pompalı tüfek, 55 adet kartuş ile çok sayıda kitap, doküman ve dijital materyal ele geçirildi. Gözaltına alınan şüphelilerden 4'ü çıkarıldıkları mahkemece tutuklanırken, 5 şüpheli hakkında ise yurtdışı çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanarak serbest bırakıldı.

Dezenformasyonla Mücadele Merkezi: "Türkiye'nin İsrail'e yönelik işgal tehdidinde bulunduğu' yönündeki iddialar tamamen asılsızdır"

Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM) tarafından, "Bazı medya organları ve sosyal medya paylaşımlarında Cumhurbaşkanımıza atfen yer alan, 'Türkiye'nin İsrail'e yönelik işgal tehdidinde bulunduğu' yönündeki iddialar tamamen asılsızdır" denildi

13.04.2026 05:45:00 / Güncelleme: 13.04.2026 05:51:13
İHA
Dezenformasyonla Mücadele Merkezi: "Türkiye'nin İsrail'e yönelik işgal tehdidinde bulunduğu' yönündeki iddialar tamamen asılsızdır"
Dezenformasyonla Mücadele Merkezi: "Türkiye'nin İsrail'e yönelik işgal tehdidinde bulunduğu' yönündeki iddialar tamamen asılsızdır"
Dezenformasyonla Mücadele Merkezi'nin (DMM) sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, Türkiye'nin dün olduğu gibi bugün de bölgesinde adaletin, barışın ve sağduyunun sesi olmaya devam edeceği bildirilerek şu ifadelere yer verildi:

"Bazı medya organları ve sosyal medya paylaşımlarında Cumhurbaşkanımıza atfen yer alan, 'Türkiye'nin İsrail'e yönelik işgal tehdidinde bulunduğu' yönündeki iddialar tamamen asılsızdır. Söz konusu paylaşımlardaki iddialar gerçeklerle örtüşmeyen ve bölgesel istikrara zarar vermeyi amaçlayan söylemlerdir.

Türkiye Cumhuriyeti, asırlara sari devlet geleneği ve vizyonu gereği her zaman bölgemiz başta olmak üzere tüm coğrafyalarda kanın durması, sivillerin korunması ve kalıcı barışın tesisi için öncü bir rol üstlenmektedir.

Bölgesel krizlerin ve anlaşmazlıkların çözümünde de her zaman uluslararası hukuku ve diplomasi kanallarını önceleyen ülkemiz, gerilimi tırmandıran değil, düşüren bir tutum sergilemektedir.

Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye, herhangi bir ayrım gözetmeksizin bölge halklarının huzur, güven ve refah içinde yaşamasını öncelemektedir. Türkiye'nin mücadelesini ve insani duruşunu çarpıtarak sunmaya çalışan manipülatif içeriklere itibar edilmemelidir."

Simav'da 127 artçı deprem

Kütahya'nın Simav ilçesinde meydana gelen 4.8 büyüklüğündeki depremin ardından, geçen 16 saat içinde 127'den fazla artçı sarsıntı kaydedildi. Artçı depremlerin büyüklüklerinin 0.8 ile 3.7 arasında değiştiği bildirildi

12.04.2026 12:26:00
İhlas Haber Ajansı
Simav'da 127 artçı deprem
Simav'da 127 artçı deprem
Kütahya'nın Simav ilçesinde meydana gelen 4.8 büyüklüğündeki depremin ardından, geçen 16 saat içinde 127'den fazla artçı sarsıntı kaydedildi. Artçı depremlerin büyüklüklerinin 0.8 ile 3.7 arasında değiştiği bildirildi.
Dün Simav'da saat 17.31'de meydana gelen 4.8 büyüklüğündeki ana depremin ardından, saat 17.37 ve 17.42'de 3.6, saat 19.11'de ise 3.7 büyüklüğünde artçı sarsıntılar yaşandı.
Deprem ve artçı sarsıntılar çevre ilçelerde de hissedildi.İHA

Kütahya'da 4,8 büyüklüğünde deprem

Kütahya'nın Simav ilçesinde saat 17.31'de 4,8 büyüklüğünde deprem meydana geldi

11.04.2026 19:26:00
AA
Kütahya'da 4,8 büyüklüğünde deprem
Kütahya'da 4,8 büyüklüğünde deprem

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, merkez üssü Simav ilçesi olan 4,8 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi.

Depremin 9,12 kilometre derinlikte meydana geldiği tespit edildi.

Kütahya Valisi Musa Işın, Kütahya Valiliğinin ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, şunları kaydetti:

"Bugün, Simav ilçemiz Yemişli köyünde saat 17.31'de 4,8 büyüklüğünde bir deprem meydana gelmiştir. Deprem, çevre illerden de hissedilmiş olup, çok şükür şu ana kadar ciddi bir olumsuzluk bildirilmemiştir. AFAD başta olmak üzere tüm kurumlarımızın ekipleri, sahada gerekli tarama ve incelemelere başlamış durumdadır. Vatandaşlarımızın güvenliği için tüm imkanlarımızı seferber ediyoruz." 

Levent'teki saldırıda gözaltına alınan 17 şüphelinin 12'si adliyeye sevk edildi

Beşiktaş Levent'te yaşanan silahlı saldırıyla ilgili gözaltına alınan 17 şüpheliden 12'si adliyeye sevk edildi. Çatışmada yaralı ele geçirilen 2 saldırganın tedavisi hastanede devam ederken, gözaltına alınan 3 şüphelinin İstanbul Emniyet Müdürlüğü TEM Şube'deki işlemlerinin sürdüğü öğrenildi

11.04.2026 12:28:00 / Güncelleme: 11.04.2026 12:32:19
İHA
Levent'teki saldırıda gözaltına alınan 17 şüphelinin 12'si adliyeye sevk edildi
Levent'teki saldırıda gözaltına alınan 17 şüphelinin 12'si adliyeye sevk edildi
Geçtiğimiz salı günü Beşiktaş Levent'te polisle silahlı çatışmaya giren 3 saldırgandan 1'i öldürülmüş, diğer 2'si yaralı olarak etkisiz hale getirilmişti. Yaşanan saldırının ardından yapılan araştırmada saldırganların dini istismar eden terör örgütüyle bağlantılı olduğu tespit edildi.

Yapılan operasyon sonucunda 2 yaralı saldırganla birlikte toplam 17 şüpheli gözaltına alındı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü TEM Şube'de ifadeleri alınan 15 şüpheliden 12'si adliyeye sevk edildi.

12 şüpheli üst düzey güvenlik önlemi altında sağlık kontrolü için Bayrampaşa Devlet Hastanesine getirildi. Şüpheliler, sağlık kontrollerinin ardından İstanbul Adalet Sarayı Çağlayan Yerleşkesi'ne gönderildi.

Saldırıda yaralı olarak yakalanan 2 şüphelinin ise hastanede tedavilerinin sürdüğü öğrenildi.

Olayla ilgili daha sonradan gözaltına alınan 3 şüphelinin İstanbul Emniyet Müdürlüğü TEM Şube'deki sorgusu da devam ediyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.