Basiret bir yana, duvara tosladıktan sonra Allah korusun kafa gözü bile kalmayabilir ki görebilesin.
Basiret, girdiğin yolun seni nelerle, kimlerle karşı karşıya getireceğini ve seni nereye çıkaracağını kestirebilmektir.
Feraset, girdiğin yol güzergâhındaki çukurları, çamurları ve özellikle de tuzakları hissedebilmek, sezebilmektir.
Girdiğin yol seni bir uçuruma yuvarlamışsa, bir çukura atıp tepetaklak etmişse ve bir duvara toslamana sebep olmuşsa bütün bu olanlardan sonra tehlikeleri görmüş olman, tuzakları fark etmiş olman asla basiret ve feraset değildir.
Şu kadar milyon metrekare vatan toprağı satıldıktan sonra, surat asmak ve kaşları çatmak marifet değil, satanlar destek için kapına geldiklerinde suratını asıp kaşlarını çatacaktın.
Şimdi sen, vatanı savunan dedenin, vatanı satanları savunan torunu durumundasın.
Anlamadın mı; deden vatanı savundu sen de satanı savundun.
İcra memurları kapına geldikten sonra, gözün gibi baktığın traktörünü haczettikten sonra uyandın ama iş işten geçti ve traktörün de elinden çıktı.
Kırk yıldan beri emek verdiğin, her taşını, her duvarını elinle ördüğün ve kırk elli kişiye ekmek kapısı olarak açtığın atölye elinden çıkınca ve sen kendin kurduğun o atölyeye bekçi olmak için nice kapılar çalmaya mecbur kalınca "duvara tosladığını" anladın ama ne fayda?
Geçen yıl 250 liraya yaptırdığın trafik sigortasını bu yıl 700 liraya yaptırmak zorunda kalınca ve iktidar eliyle küresel tefecilere nasıl soydurulduğunu anlayınca suratın asıldı, moralin bozuldu ama çok geç.
Geçen yıllar içinde planlı programlı bir şekilde tarladan-çayırdan, çiftten-çubuktan nasıl koparıldığını ve şimdi mesleğe dönmek istesen de bir türlü dönemediğini fark edince, ekmeyi becerebilsen bile tohum için küresel tefeci tohum şirketlerine mecbur ve mahkûm edildiğini fark edince düşürüldüğün tuzağın vahametini anladın ama atı alan Üsküdar'ı çoktan geçti.
Parayla-pulla, servetle-samanla asla ölçülemeyecek kıymette olan emniyetin, huzurun, can güvenliğinin, mal güvenliğinin uçup gittiğini, küresel eşkıyaların çıkarlarına kurban edildiğini fark edince lokmalar boğazında düğümlendi, derin bir "aah" çektin ama ne fayda?
Durum vaziyet aynen şu; dünyada iken ve elde Kur'an var iken uyarılara kulak tıkayan ve öte dünyada da feryad-figan içinde salih amellerde bulunmak için geri dönmek isteyen kitlelerin durumu gibi:
"Ey iman edenler! Ne alışverişin, ne bir dosttan yardım beklemenin, ne de bir kimseden şefaat ummanın mümkün olmadığı bir gün gelmeden önce, size nasip ettiğimiz şeylerden harcayın! Kâfirler, zalimlerin ta kendileridir." (Bakara: 254).
"Allah tarafından gelecek ve geri çevrilmesi mümkün olmayacak olan gün gelmeden önce Rabbinizin çağrısını kabul edip O'na dönün. Yoksa o gün ne sığınacak bir delik bulabilirsiniz, ne de yaptıklarınızı inkâra bir çare!" (Şûra: 47).
"Bir görseydin o suçluları: Rab'lerinin huzurunda, mahcupluktan başları önlerine eğilmiş şöyle derken: "Gördük, işittik ya Rabbenâ! Ne olur bizi dünyaya bir gönder! Öyle güzel, makbul işler yaparız ki! Çünkü gerçeği kesin olarak biliyoruz artık!" (Secde: 12).
"Onlar ateşin karşısında durdurulup da, 'Ah n'olurdu, dünyaya bir geri döndürülsek de Rabbimizin âyetlerini inkâr etmesek, müminlerden olsak' dedikleri zaman bir görsen, neler olacak neler!
İşin doğrusu şu: Önceden gizlemekte oldukları karşılarına dikildi. Geri gönderilselerdi yasaklandıkları şeyi mutlaka yineleyeceklerdi. Doğrusu, onlar, tam yalancıdırlar." (En'am: 27-28).
"Nihayet onlardan birine ölüm gelince, 'Rabbim! Beni dünyaya geri gönderiniz ki, terk ettiğim dünyada salih bir amel yapayım' der. Hayır! Bu, sadece onun söylediği (boş) bir sözden ibarettir. Onların arkasında, tekrar dirilecekleri güne kadar (devam edecek, dönmelerine engel) bir perde (berzah) vardır." (Mü'minun: 99-100).
Basiret, girdiğin yolun seni nelerle, kimlerle karşı karşıya getireceğini ve seni nereye çıkaracağını kestirebilmektir.
Feraset, girdiğin yol güzergâhındaki çukurları, çamurları ve özellikle de tuzakları hissedebilmek, sezebilmektir.
Girdiğin yol seni bir uçuruma yuvarlamışsa, bir çukura atıp tepetaklak etmişse ve bir duvara toslamana sebep olmuşsa bütün bu olanlardan sonra tehlikeleri görmüş olman, tuzakları fark etmiş olman asla basiret ve feraset değildir.
Şu kadar milyon metrekare vatan toprağı satıldıktan sonra, surat asmak ve kaşları çatmak marifet değil, satanlar destek için kapına geldiklerinde suratını asıp kaşlarını çatacaktın.
Şimdi sen, vatanı savunan dedenin, vatanı satanları savunan torunu durumundasın.
Anlamadın mı; deden vatanı savundu sen de satanı savundun.
İcra memurları kapına geldikten sonra, gözün gibi baktığın traktörünü haczettikten sonra uyandın ama iş işten geçti ve traktörün de elinden çıktı.
Kırk yıldan beri emek verdiğin, her taşını, her duvarını elinle ördüğün ve kırk elli kişiye ekmek kapısı olarak açtığın atölye elinden çıkınca ve sen kendin kurduğun o atölyeye bekçi olmak için nice kapılar çalmaya mecbur kalınca "duvara tosladığını" anladın ama ne fayda?
Geçen yıl 250 liraya yaptırdığın trafik sigortasını bu yıl 700 liraya yaptırmak zorunda kalınca ve iktidar eliyle küresel tefecilere nasıl soydurulduğunu anlayınca suratın asıldı, moralin bozuldu ama çok geç.
Geçen yıllar içinde planlı programlı bir şekilde tarladan-çayırdan, çiftten-çubuktan nasıl koparıldığını ve şimdi mesleğe dönmek istesen de bir türlü dönemediğini fark edince, ekmeyi becerebilsen bile tohum için küresel tefeci tohum şirketlerine mecbur ve mahkûm edildiğini fark edince düşürüldüğün tuzağın vahametini anladın ama atı alan Üsküdar'ı çoktan geçti.
Parayla-pulla, servetle-samanla asla ölçülemeyecek kıymette olan emniyetin, huzurun, can güvenliğinin, mal güvenliğinin uçup gittiğini, küresel eşkıyaların çıkarlarına kurban edildiğini fark edince lokmalar boğazında düğümlendi, derin bir "aah" çektin ama ne fayda?
Durum vaziyet aynen şu; dünyada iken ve elde Kur'an var iken uyarılara kulak tıkayan ve öte dünyada da feryad-figan içinde salih amellerde bulunmak için geri dönmek isteyen kitlelerin durumu gibi:
"Ey iman edenler! Ne alışverişin, ne bir dosttan yardım beklemenin, ne de bir kimseden şefaat ummanın mümkün olmadığı bir gün gelmeden önce, size nasip ettiğimiz şeylerden harcayın! Kâfirler, zalimlerin ta kendileridir." (Bakara: 254).
"Allah tarafından gelecek ve geri çevrilmesi mümkün olmayacak olan gün gelmeden önce Rabbinizin çağrısını kabul edip O'na dönün. Yoksa o gün ne sığınacak bir delik bulabilirsiniz, ne de yaptıklarınızı inkâra bir çare!" (Şûra: 47).
"Bir görseydin o suçluları: Rab'lerinin huzurunda, mahcupluktan başları önlerine eğilmiş şöyle derken: "Gördük, işittik ya Rabbenâ! Ne olur bizi dünyaya bir gönder! Öyle güzel, makbul işler yaparız ki! Çünkü gerçeği kesin olarak biliyoruz artık!" (Secde: 12).
"Onlar ateşin karşısında durdurulup da, 'Ah n'olurdu, dünyaya bir geri döndürülsek de Rabbimizin âyetlerini inkâr etmesek, müminlerden olsak' dedikleri zaman bir görsen, neler olacak neler!
İşin doğrusu şu: Önceden gizlemekte oldukları karşılarına dikildi. Geri gönderilselerdi yasaklandıkları şeyi mutlaka yineleyeceklerdi. Doğrusu, onlar, tam yalancıdırlar." (En'am: 27-28).
"Nihayet onlardan birine ölüm gelince, 'Rabbim! Beni dünyaya geri gönderiniz ki, terk ettiğim dünyada salih bir amel yapayım' der. Hayır! Bu, sadece onun söylediği (boş) bir sözden ibarettir. Onların arkasında, tekrar dirilecekleri güne kadar (devam edecek, dönmelerine engel) bir perde (berzah) vardır." (Mü'minun: 99-100).
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Sersem mi sermesem mi? / 18.01.2026
- Dağlar gram gelir yanında senin / 12.01.2026
- Değirmende ezberlediğim Kur’an ayetleri / 10.01.2026
- Son yaprak kopacak elbet birazdan / 02.01.2026
- ‘İnen hak aşkına…’ / 30.12.2025
- Yoksulun halini onlar ne bilsin? / 26.12.2025
- Özetin özeti… Hayatın özeti… / 24.12.2025
- Üç aylar iklimi derman olsa derdimize / 22.12.2025
- Var mı bir gören? / 16.12.2025
- Ey insan! / 14.12.2025
- Dağlar gram gelir yanında senin / 12.01.2026
- Değirmende ezberlediğim Kur’an ayetleri / 10.01.2026
- Son yaprak kopacak elbet birazdan / 02.01.2026
- ‘İnen hak aşkına…’ / 30.12.2025
- Yoksulun halini onlar ne bilsin? / 26.12.2025
- Özetin özeti… Hayatın özeti… / 24.12.2025
- Üç aylar iklimi derman olsa derdimize / 22.12.2025
- Var mı bir gören? / 16.12.2025
- Ey insan! / 14.12.2025























































































