logo
09 EYLÜL 2026

Tufan Türkmenistan'da mı meydana geldi?

19.06.2006 00:00:00
 
Türkiye'nin ilk sümerologlarından Muazzez İlmiye Çığ, Sümerler'in vatanının Orta Asya olduğunu belirterek, "Nuh Tufanı'nın da aslında Türkmenistan ve civarında meydana geldiği, jeolojik ve arkeolojik çalışmalarla kanıtlanıyor" dedi Pek çok kültürde yer alan ve yıllardan beri nerede meydana geldiğiyle ilgili pek çok tez ortaya atılan Nuh Tufanı ile ilgili son tez, Türkiye'nin ilk sümerologlarından olan 92 yaşındaki Muazzez İlmiye Çığ'a ait. 1940 yılında Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakültesi'nden mezun olduktan sonra İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde 33 yıl boyunca Sümer tabletlerini inceleyen Sümerolog Çığ, Nuh Tufanı'nın ilk kez Sümer tabletlerinde yer aldığını hatırlattı. Jeolojik, arkeolojik kanıtlar ve Sümerce ile Türk dillerindeki benzerliğin Sümerler'in vatanının Orta Asya olduğunu gösterdiğini belirten Çığ, Orta Asya'da 20 bin yıllarından itibaren ısınma dönemiyle 12 bin yıllarında buzulların erimeye başladığını belirtti. Çığ, "Pek çok araştırmacının kanıtlarına göre, büyük buz göllerinden taşan tatlı sular büyük taşkınlara yol açtı. İnsanlar gemiyle oralardan uzaklaştı. Ancak bu insanlardan bir kısmı tekrar ülkesine döndü. Tarımı, hayvanları evcilleştirmeyi, çanak-çömlek yapmayı öğrendiler. Ama tufandan sonra Orta Asya'da büyük kuraklık başlayınca, halkın bir bölümü Mezopotamya'ya yöneldi. Güney Mezopotamya'ya önce Sümerliler'in ataları olarak düşünülen Ubeytliler, daha sonra Sümerliler geldi" diye konuştu. Sümer belgelerindeki Türkçe kelimelerSümer yazılı belgelerinde geçen birçok kelimenin Türkçe olduğunun kanıtlandığını belirten Çığ, "Sümerler, Güney Mezopotamya'ya yerleşince bildiklerini daha da geliştirdiler. Dillerine göre bir yazı icat ederek her istediklerini yazacak duruma geldiklerinde ise daha önce bulundukları Orta Asya'da meydana gelen bu büyük taşkınlıklardan kalan anıları da yazıya geçirdiler" diye konuştu. Çığ, 1800'lü yıllarda kazılardan çıkan bir tablette tufanla ilgili bilgilerin yer aldığını kaydederek, daha sonraki yıllarda ise Akatca yazılan bir tufan öyküsünün daha bulunduğunu söyledi. Araştırmacıların yıllardan bu yana Nuh Tufanı'nın nerede meydana geldiğini araştırdığını kaydeden Çığ, birçok tezin ortaya atıldığını söyledi. 1990'lı yıllarda Sümerler'in yazdığı tufan olayının Karadeniz'de meydana gelmiş olabileceği tezinin savunulduğuna dikkat çeken Çığ, şunları söyledi: "İddiaya göre, son buzul çağından sonra eriyen buzullarla 100 metre kadar yükselen Akdeniz ve Marmara Denizi'nin suları, İstanbul Boğazı'ndan Karadeniz'e boşalmaya başladı. Bölgede yaşayanların büyük bir kısmı sulara gömülürken, bir kısmı da teknelerle canlarını kurtarabildi. Tufanın Karadeniz'de olabileceği tezine sıcak bakmıştım ancak olayın Sümerler'e geçiş varsayımı beni pek tatmin etmemişti. Çünkü bu büyük olayın etkisinin Sümerler'e gelinceye kadar, Karadeniz'in etrafında ve Anadolu'da yaşayanlar arasındaki söylencelerde izlerinin bulunması gerekiyordu. Okuduğum kitaplar, araştırmacıların çalışmaları ve yaptığım incelemeler sonunda jeolojik bulgular, anlatılar, arkeolojik kazılar ve dillerdeki benzerlik Nuh Tufanı'nın Orta Asya'da Türkmenistan ve civarında olduğunu anlatıyordu." Herkesin bir tufan öyküsü varHemen her kültürde büyük tufan öyküsünün bulunduğunu hatırlatan Çığ, Hint ve İran kültürünün aksine Türkmenler'de Nuh Tufanı'nın farklı olduğunu söyledi. Türkmen efsanesinde tufanın olacağının Noma adlı bir adama bildirildiğini belirten Çığ, "Buna göre, Noma'ya gemi yapması bildirdi. Noma gemiyi yaptı. İçine üç oğlunu ve her hayvan türünden bir çifti aldı. Ve tufan başladı. Gemi yüzerken, gök ve sudan başka bir şey görünmüyordu. Sular çekilmeye başlayınca, dağların tepeleri göründü ve gemi Çomgaday ve Tuluttu dağlarına oturdu. Kazak tufan efsanesine göre ise Türü-İlkler'in yaşadığı Turan Ovası'nın, ademoğullarının işledikleri günahlar yüzünden sular altında kaldığı anlatılıyor. Buna göre Nuh, Aral Gölü'nün doğusunda bir gemi yaptırarak kendisine inanlar ve hayvanlardan birer çift aldı. Gemiyle Aral ve Hazar denizlerinden geçip Cudi Dağı'na kondu" dedi. Tufan öyküleri içinde Türkmen ile Sümer öykülerinin çok yakınlaştığını ifade eden Çığ, "Türkmen efsanesinde tufan olacağını haber veren şahsın adı Noma. O da Nuh'u hatırlatıyor. Nuh adı etimoloji bakımdan hiçbir dile uymuyor. Nu sözcüğü sadece Türk ve Sümer dillerinde insan anlamına geliyor" diye konuştu. Bugüne kadar 16 kitap yazan Muazzez İlmiye Çığ, Orta Asya'nın bozkırlar, yaylalar, dağ silsileleri ve çöllerden oluşan bir alan olduğuna dikkat çekti. Bölgede Türk kavimlerinin yaşamış olması nedeniyle 'Türkistan' adıyla anıldığını ifade eden Çığ, Sümer-Orta Asya Türk bağlantısının en belirli kanıtlarının Türkmenistan'da bulunduğunu söyledi. Sümer kalıntılarındaki izlerAltın Tepe, Marguş ve Part kazılarda ortaya çıkan kalıntıların Sümer'dekilere benzediğini belirten Çığ, sözlerine şöyle devam etti: "Mesela pişmemiş topraktan, taştan, kemikten yapılmış keçi, koyun, boğa gibi hayvan figürleri, özellikle kadın figürleri Sümer'dekilerle aynı. Sümer'de dağ keçisi olmadığı halde onun resmini yapmaları da bu bağlantıya bir kanıt. Ayrıca Sümer ur kral mezarlarında bulunan boğa başının benzerinin Türkmenistan'da olması, Sümer keramiklerinin üzerindeki desenlerin Türkmen keçelerinde de bulunması hayli ilginç. Sümer'de taş, altın, yakut gibi malzemenin olmamasına rağmen bunları kullanmaları, bu malzemeleri daha önce bildiklerini ortaya koyuyor. Bu gösteriyor ki bu malzemeler Türkmenistan'da bol bol var. Ayrıca Sümerler kendilerini 'Karabaşlı' olarak nitelendiriyordu. Belki de bu tanım bir Türk boyu olan 'Kara Kalpaklı'yı anlatıyor. Sümerler'deki Ur, Uruk Mari, Nuzi, Aratta gibi şehir adlarının benzerleri Türkmenistan ve Azerbaycan'da da var. İlk kubbeyi Sümerliler yapmış.

Oyuncu Serhat Kılıç'a veda


 
 
"Ezel", "Seksenler" ve "Kuruluş Osman" gibi yapımlarda canlandırdığı karakterlerle izleyicinin gönlünde yer edinen oyuncu Serhat Kılıç'ın cenazesi, Ankara'da toprağa verildi.
 

08.09.2026 16:01:00
AA
 
 Oyuncu Serhat Kılıç'a veda
 Oyuncu Serhat Kılıç'a veda

İstanbul Kağıthane'deki evinde 51 yaşında hayatını kaybeden oyuncu Serhat Kılıç için, Ankara'da Ahmet Hamdi Akseki Camisi'nde cenaze töreni düzenlendi. Öğle namazını müteakip düzenlenen törene, Kılıç'ın ailesi ve yakınlarının yanı sıra, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı, sanatçı dostları, meslektaşları ve vatandaşlar katıldı. Törende, Kılıç'ın ailesi ve yakınları taziyeleri kabul etti.

Karadağlı, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, Kılıç'ın vefatından büyük üzüntü duyduğunu belirterek, "Hepimizin başı sağ olsun, Çok zamansız bir gidiş oldu. Çok yetenekli, enerji dolu, çok sevilen bir oyuncu arkadaşımızdı, kardeşimizdi. Benim okulumdan, ben onun abisiyim. Allah gani gani rahmet eylesin" dedi.

Kılınan cenaze namazının ardından Kılıç'ın cenazesi, Karşıyaka Mezarlığı'nda defnedildi.

Kahvaltıyı geç saate bırakmak mantıklı mı?


 
Güne başlarken ne yediğimiz kadar ne zaman yediğimiz de sağlık açısından önemli. Günlük yaşam temposu, geç saatlere kadar süren uyku, vardiyalı çalışma veya yoğun iş programı nedeniyle günün ilk öğünü kimi zaman öğle saatlerine kadar ertelenebiliyor. Son yıllarda beslenme alanında yapılan çalışmalar ise öğün saatlerinin vücudun biyolojik ritmi ve metabolik süreçlerle ilişkili olabileceğine dikkat çekiyor.
 

08.09.2026 15:48:00
Murat Çorbacı
 
Kahvaltıyı geç saate bırakmak mantıklı mı?
Kahvaltıyı geç saate bırakmak mantıklı mı?

Beslenme ve Diyet Uzmanı Uzm. Dyt. Gamze Akbaş İşbilir, beslenmenin yalnızca günlük alınan enerji ve besin içeriği üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, "Vücudumuz gün boyunca aynı metabolik koşullarda çalışmıyor. Uyku, uyanıklık, hormonların salınımı ve metabolik süreçler belirli bir günlük ritim içerisinde ilerliyor. Bu nedenle öğünlerin zamanlaması da beslenme düzeninin değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gereken unsurlardan biri" dedi.

İlk öğünün saati neden önemli?

Yakın zamanda 40 yaş ve üzerindeki 31 binden fazla yetişkinin verileri kullanılarak gerçekleştirilen geniş kapsamlı bir çalışmada, günün ilk ve son öğün saatleri ile uzun dönemli sağlık sonuçları arasındaki ilişki incelendi. Bulgular, ilk öğününü daha geç saatlerde tüketen kişilerde tüm nedenlere ve kalp-damar hastalıklarına bağlı ölüm riskinin daha yüksek seyrettiğini gösterdi. Ancak bu sonuçların "geç kahvaltı erken ölüme neden oluyor" şeklinde yorumlanmaması gerektiğinin altını çizen Uzm. Dyt. Gamze Akbaş İşbilir, "Bu tür çalışmalar bize önemli ilişkiler gösterir ancak tek başına neden-sonuç ilişkisi kurmamızı sağlamaz. Geç saatte ilk öğün tüketen bir kişinin uyku düzeni, fiziksel aktivitesi, çalışma koşulları, mevcut hastalıkları ve genel beslenme alışkanlıkları da sonuçlar üzerinde etkili olabilir. Bu nedenle tek bir öğün saatinden hareketle kişinin sağlık riski hakkında kesin bir değerlendirme yapmak doğru değildir" ifadelerini kullandı.

En uygun zaman ne zaman?

Araştırmada ilk öğününü 07.00–08.00 arasında tüketenlerle karşılaştırıldığında, ilk öğün saati ilerledikçe bazı sağlık risklerinin de kademeli olarak yükseldiği görüldü. Bununla birlikte bu sonuç, herkesin belirli bir saatte kahvaltı yapması gerektiği anlamına gelmiyor. Uyku ve uyanma saati, kişinin çalışma düzeni, günlük enerji gereksinimi, yaş, fiziksel aktivite düzeyi ve mevcut sağlık durumu uygun öğün zamanlamasını değiştirebilir. Gece vardiyasında çalışan bir bireyin beslenme düzeni ile sabah erken saatlerde güne başlayan bir kişinin öğün planının aynı olması beklenmez. Beslenmede tek bir doğru saatten söz etmek yerine kişinin uyku-uyanıklık düzeniyle uyumlu bir plan oluşturmak daha doğru bir yaklaşım olur.

Akşam yemeği için de net bir saat yok

Gece geç saatlerde yemek yeme alışkanlığının uyku düzeni, toplam enerji alımı ve kişinin günlük yaşam biçimiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Uzm. Dyt. Gamze Akbaş İşbilir, "Akşam yemeği konusunda da herkese uygulanabilecek kesin bir saat vermek yerine kişinin yatış saati ve günlük düzeni dikkate alınmalıdır. Özellikle gün boyunca yeterince beslenmeyip enerji alımının büyük bölümünü gece saatlerine bırakmak, sağlıklı ve dengeli bir beslenme düzeninin kurulmasını zorlaştırabilir" dedi.
Son yıllarda belirli saat aralıklarında beslenmeye dayanan yaklaşımların yaygınlaşmasıyla birlikte "yeme penceresi" kavramı da daha sık gündeme geliyor. Ancak gün içinde kaç saat yemek yenildiği, beslenme düzeninin yalnızca bir parçasını oluşturuyor. Öğünlerin hangi saatlerde tüketildiği kadar bu öğünlerin içeriği, günlük enerji ve besin ögesi gereksiniminin karşılanması, sebze ve meyve tüketimi, yeterli protein ve lif alımı, uyku düzeni ve fiziksel aktivite de genel sağlık açısından önem taşıyor.

7 ev kül oldu, Kozan'da orman yangını devam ediyor

Adana'nın Kozan ilçesinde çıkan orman yangınına 5 helikopter, 2 uçakla mücadele sürüyor

08.09.2026 10:13:00
İhlas Haber Ajansı
 
7 ev kül oldu, Kozan'da orman yangını devam ediyor
7 ev kül oldu, Kozan'da orman yangını devam ediyor
Adana'nın Kozan ilçesinde çıkan orman yangınına 5 helikopter, 2 uçakla mücadele sürüyor. Bölgede 7 ev yanarak kullanılamaz hale geldi.

Yangın, Kozan ilçesine bağlı Doğanalanı Mahallesi'ndeki ormanda çıktı. Ormanda alevlerin yükseldiğini gören vatandaşlar durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi. Bölgeye çok sayıda Orman Genel Müdürlüğü ekipleri ve itfaiye ekipleri sevk edildi.



Yangın rüzgarın etkisiyle büyürken bölgedeki bazı yerleşim yerleri tedbir alınarak tahliye edildi. 7 ev yanarak kullanılamaz hale geldi. Ekiplerin 5 helikopter, 2 uçakla yangına müdahalesi sürüyor.



Doğanalanı Mahallesi Muhtarı Yunus Bekçi ise yangın haberini alıp bölgeye geldiklerini söyleyerek, "Mahallenin kuzey kısmında tepenin alt eteğinden ateş yükseldi. Zaten poyrazında çok fazla olması nedeniyle bir anda sağa sola savruldu. Her tarafa yayıldı bu hale geldi. Birkaç tane evde hasar olduğu söyleniyor" dedi.

Enizçakırı Mahallesi Muhtarı Ahmet Avcı da "Rüzgarın etkili olması nedeniyle yangın büyüdü. Öncelikle insanları, hayvanları tahliye ettik. Yangının olduğu alanda 15 kadar ev vardı. Yangının içinde kaldılar diye konuştu.

Antalya'da ormanlık ve tarım arazilerinin bulunduğu alanda çıkan yangına müdahale ediliyor

Antalya'nın Serik ilçesinde ormanlık ve tarım arazilerinin bulunduğu alanda çıkan yangına ekiplerin müdahalesi sürüyor

08.09.2026 02:00:00
AA
 
Antalya'da ormanlık ve tarım arazilerinin bulunduğu alanda çıkan yangına müdahale ediliyor
Antalya'da ormanlık ve tarım arazilerinin bulunduğu alanda çıkan yangına müdahale ediliyor

Deniztepesi ve Sarıabalı mahallelerinde henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.

İhbar üzerine bölgeye çok sayıda itfaiye aracı sevk edildi.

Bölgedeki evler tahliye edilirken, 5 ev ve bazı seralar yangında kullanılamaz hale geldi.

Yanan bir evde bulunan engelli 3 kişi dumandan etkilendi.

Engelliler İbrahim, Hatice ve Kiraz Karaca, ambulanslarla hastaneye kaldırıldı.

Öte yandan yangına müdahale eden özel bir şirkete ait kepçe şarampole devrildi.

Kazada yaralanan sürücü, hastaneye götürüldü.

Ekiplerin yangını kontrol altına almak için çalışması devam ediyor.


 

Yazın kulaklarımızdan niye daha çok çekiyoruz?


 
 
Yaz aylarında sıcaklıkların artmasıyla birlikte kulak sağlığını olumsuz etkileyebilecek bazı yanlış alışkanlıklar daha sık görülüyor. Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Ecem Sevim Akı, “Kulak kanalında gelişen dış kulak yolu enfeksiyonları (yüzücü kulağı) yaz aylarında belirgin artış gösterirken, bazı durumlarda orta kulak enfeksiyonları da görülebiliyor" dedi. 

08.09.2026 01:24:00
Murat Çorbacı
 
Yazın kulaklarımızdan niye daha çok çekiyoruz?
Yazın kulaklarımızdan niye daha çok çekiyoruz?

Yaz aylarında sıcaklıkların artmasıyla birlikte kulak sağlığını olumsuz etkileyebilecek bazı yanlış alışkanlıklar daha sık görülüyor. Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Ecem Sevim Akı, "Kulak kanalında gelişen dış kulak yolu enfeksiyonları (yüzücü kulağı) yaz aylarında belirgin artış gösterirken, bazı durumlarda orta kulak enfeksiyonları da görülebiliyor. Her iki tabloda da şiddetli kulak ağrısı, işitme kaybı, kulakta akıntı ve ateş gibi yakınmalar ortaya çıkarak hem çocukların hem de yetişkinlerin yaşam kalitesini düşürebiliyor" dedi. Dr. Akı, tatilde kulak enfeksiyonuna yol açan 6 hatayı ve alınabilecek basit ama etkili önlemleri açıkladı.

1. Havuz hijyenine dikkat etmemek... Yeterince dezenfekte edilmeyen havuzlarda bakteri, mantar ve bazı mikroorganizmalar kolayca çoğalabiliyor ve halk arasında 'yüzücü kulağı' olarak bilinen dış kulak yolu enfeksiyonuna (otitis eksterna) yol açabiliyor.

2. Kulağı uzun süre ıslak bırakmak ve yıkamaya çalışmak. Sudan çıktıktan sonra kulağın dış kısmının yumuşak bir havluyla nazikçe kurulanması, başın sağa ve sola eğilerek içeride kalan suyun kendiliğinden boşalmasının sağlanması kulak sağlığının korunmasına yardımcı olur.

3. Kontrolsüz kulak temizleme çubuğu kullanımı. Toplumumuzda kulak kirini pamuklu çubukla temizlemeye çalışmak çok sık yapılan hatalardan biri... Kulak kiri (serumen) aslında kulağı mikroplardan koruyan doğal bir bariyer görevi görür. Ancak pamuklu çubukla kiri dışarı çıkarmaya çalışmak, aksine kirin kulak kanalında daha derinlere itilmesine sebep olur ve dış kulak yolu cildinde hasar oluşturarak bakterilerin ve mantarların kolayca yerleşmesine zemin hazırlayabilir.

4. 'Basit bir su kaçması' diyerek önemsememek.

5. Kulaktaki tıkanıklığa müdahale etmek. Toplumda sık yapılan hatalı davranışlardan biri de; kulakta dolgunluk veya tıkanıklık hissedildiğinde zeytinyağı, sirke, alkol ya da farklı sıvılar damlatmak, yabancı cisimlerle kulağı temizlemeye çalışmak. Oysa bu yanlış uygulamalar kulak kanalını tahriş edebilir, mevcut enfeksiyonu ağırlaştırabilir ve kulak zarında hasara yol açabilir.

6. Kulak zarı deliklerinde ve ventilasyon tüp uygulamalarında önlem almamak. Kulak zarında delik bulunan veya ventilasyon tüpü uygulanmış kişilerde dış kulak yolu ve orta kulak arasındaki bariyer ortadan kalkar. Orta kulağın su ile teması halinde enfeksiyonlar görülebilir. Hastanın kulağı sudan koruması ya da özel kulak tıkacı kullanması gerekir.

Tek parti iktidarı kendi dönemindeki sırları (!) araştırmaya başladı

Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun cezaevinde ölümüyle ilgili yıllardır kamuoyunun zihnindeki soru işaretleri yeniden masada. 2012’de verilen takipsizlik kararı kaldırıldı, dosya yeniden açıldı

07.09.2026 20:00:00
Haber Merkezi
 
Tek parti iktidarı kendi dönemindeki sırları (!) araştırmaya başladı
Tek parti iktidarı kendi dönemindeki sırları (!) araştırmaya başladı
Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun cezaevinde ölümüyle ilgili yıllardır kamuoyunun zihnindeki soru işaretleri yeniden masada. 2012'de verilen takipsizlik kararı kaldırıldı, dosya yeniden açıldı. Olay tarihinde cezaevinde görev yapan 11 kişi hakkında adli işlem başlatıldı. 10 şüpheli gözaltında, 1 şüpheli ise yurt dışında firari durumda.

15 yıl sonra perde yeniden açıldı

Türkiye'nin yakın tarihindeki en çok tartışılan cezaevi ölümlerinden biri yeniden soruşturuluyor.

Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu, 12 Kasım 2011'de tutuklu bulunduğu Silivri 1 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda rahatsızlandı. Hastaneye sevk edilen Kozinoğlu'nun, Silivri Devlet Hastanesi'ne ulaştırıldığında hayatını kaybettiği tespit edildi.

O dönemde yürütülen soruşturmada kamera kayıtları, tıbbi belgeler ve tanık ifadeleri incelendi. Cezaevi personeli, jandarma ve sağlık görevlilerinin yanı sıra koğuş arkadaşlarının ve Kozinoğlu'nun eşinin ifadeleri alındı.

Ancak soruşturma 10 Nisan 2012'de takipsizlik kararıyla kapatıldı. Şimdi o dosya yeniden açılıyor.

"Kapandı" denilen dosya yeniden masada



Adalet Bakanı Akın Gürlek, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının dosyayı yeniden incelediğini açıkladı.

Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın değerlendirmesinin ardından Silivri Sulh Ceza Hakimliğinin 26 Ağustos tarihli kararıyla takipsizlik kaldırıldı. Böylece 15 yıl önce kapatılan soruşturmanın kapısı yeniden aralandı.

Yeni soruşturma kapsamında gizlilik kararı alınırken, olayın bütün yönleriyle araştırılması amacıyla özel bir ekip oluşturuldu.

11 şüpheli, 10 gözaltı



Soruşturmadaki en çarpıcı gelişme ise cezaevi personeline yönelik adli işlemler oldu. Olay tarihinde ceza infaz kurumunda görev yapan 11 kişi hakkında adli işlem başlatıldı. 10 kişi gözaltına alınırken, 1 kişinin FETÖ firarisi olarak yurt dışında bulunduğu belirlendi.

Bu gelişme, Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin yıllardır cevapsız kalan soruların yeniden gündeme gelmesine neden oldu.

ŞİMDİ EN KRİTİK SORU: O GECE NE OLDU?

Kozinoğlu'nun cezaevinde rahatsızlanmasından hastaneye ulaştırılmasına kadar geçen süreç yeniden mercek altında.

Kamera kayıtları, sağlık belgeleri, cezaevi uygulamaları, görevli personelin işlemleri ve daha önce alınan ifadelerin yeniden değerlendirilmesi bekleniyor.

Soruşturmanın sonucunda, Kozinoğlu'nun ölümünde herhangi bir ihmal, kusur veya başka bir sorumluluk bulunup bulunmadığı ortaya konulmaya çalışılacak.

Şimdilik hiçbir şüpheli hakkında kesinleşmiş bir suçluluk hükmü bulunmuyor. Ancak 15 yıl sonra soruşturmanın yeniden açılması, dosyanın üzerindeki soru işaretlerini bir kez daha Türkiye'nin gündemine taşıdı.

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) camiası, İstanbul’da düzenlenen düğün töreninde bir araya geldi

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) camiası, İstanbul'da düzenlenen düğün töreninde bir araya geldi

07.09.2026 16:04:00 / Güncelleme: 07.09.2026 16:08:04
Haber Merkezi
 
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) camiası, İstanbul’da düzenlenen düğün töreninde bir araya geldi
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) camiası, İstanbul’da düzenlenen düğün töreninde bir araya geldi
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) camiası, İstanbul'da düzenlenen düğün töreninde bir araya geldi.

BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın yeğeni, BTP MYK Üyesi Mustafa Hayri Baş'ın kızı Banu Sultan ile BTP Genel Başkan Yardımcısı Sabri Terzi'nin oğlu Emirhan Terzi, düzenlenen törenle dünya evine girdi.

Avcılar'daki düğüne ailelerin ve yakınlarının yanı sıra BTP teşkilatından çok sayıda isim de katıldı.

Düğün öncesinde gerçekleştirilen nikâh merasiminde genç çiftin nikâh şahitlerinden biri de BTP Lideri Hüseyin Baş oldu.
Hüseyin Baş, nikâhın ardından genç çifti tebrik ederek bir ömür boyu mutluluk ve aile saadeti diledi.

Hüseyin Baş düğünde renkli görüntülere eşlik etti

Düğün töreni, nikâhın ardından renkli görüntülere sahne oldu.
Hüseyin Baş, düğünde seslendirilen şarkılara eşlik ederken, davetlilerle birlikte horon ve halay çekti.


Yoğun katılımın olduğu düğünde BTP teşkilat mensupları da genç çiftin mutluluğuna ortak oldu.

Samsun'da 12 Afgan yakalandı

Samsun'da polis ekiplerinin düzenlediği operasyonda yasa dışı yollarla Türkiye'ye girdikleri belirlenen 13 Afganistan uyruklu göçmen yakalanırken, göçmen kaçakçılığı yaptığı belirlenen 4 şüpheli gözaltına alındı

07.09.2026 15:03:00
İhlas Haber Ajansı
 
Samsun'da 12 Afgan yakalandı
Samsun'da 12 Afgan yakalandı
Samsun'da polis ekiplerinin düzenlediği operasyonda yasa dışı yollarla Türkiye'ye girdikleri belirlenen 13 Afganistan uyruklu göçmen yakalanırken, göçmen kaçakçılığı yaptığı belirlenen 4 şüpheli gözaltına alındı.

Edinilen bilgiye göre, Samsun Emniyet Müdürlüğü Göçmen Kaçakçılığı ve Hudut Kapıları Şube Müdürlüğü ekipleri, göçmen kaçakçılığıyla mücadele kapsamında yürüttükleri çalışmalar doğrultusunda Ağrı'dan İstanbul'a gitmekte olan şüphelileri takibe aldı.



Öncü ve artçı araçlarla ilerledikleri tespit edilen şüphelilerin bulunduğu araçlar, Samsun girişinde durduruldu. Yapılan aramada, yurda yasa dışı yollarla Türkiye'ye girdiği belirlenen 13 Afganistan uyruklu kaçak göçmen yakalandı. Kaçak göçmenler hakkında sınır dışı işlemleri başlatıldı.

Operasyon kapsamında Samsun'da A.D., A.B. ve T.İ. gözaltına alınırken, olayla bağlantısı olduğu belirlenen A.E. ise Ağrı'da yakalandı. Ağrı'da yakalanan A.E.'nin de Samsun'a getirileceği öğrenildi.

Emniyetteki sorguları tamamlanan 3 şüpheli bugün Samsun Adliyesine sevk edildi. Nöbetçi mahkemeye çıkarılan A.D. ve A.B. tutuklanarak cezaevine gönderilirken, T.İ. ise mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

İstanbul'da suç örgütü operasyonu : 15 şüpheli tutuklandı

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube ekipleri, şehrin çeşitli ilçelerinde kurşunlama, tehdit, yaralama gibi olayları karışan suç örgütüne operasyon düzenledi

07.09.2026 15:01:00
İhlas Haber Ajansı
 
İstanbul'da suç örgütü operasyonu : 15 şüpheli tutuklandı
İstanbul'da suç örgütü operasyonu : 15 şüpheli tutuklandı
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube ekipleri, şehrin çeşitli ilçelerinde kurşunlama, tehdit, yaralama gibi olayları karışan suç örgütüne operasyon düzenledi. Gözaltına alınan 15 şüpheli tutuklanarak cezaevine gönderildi.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri, 31 Ağustos-6 Eylül 2026 tarihleri arasında meydana gelen iş yeri, araç ve ev kurşunlanması, tehdit, yaralama, mala zarar verme gibi olayların aydınlatılması amacıyla inceleme başlattı.

17 farklı olaya ilişkin güvenlik kamera görüntülerini izleyen Asayiş Şube ekipleri, zanlıların kimliklerini tespit etti. Suç örgütüne yönelik operasyonda 15 şüpheli gözaltına alındı.

Şüphelilerin üzerlerinde, evlerinde ve kullandıkları araçlarda yapılan aramalarda 5 tabanca, 1 otomatik tabanca, 1 uzun namlulu silah, 293 mermi, 1 motosiklet ve kurşungeçirmez yelek ele geçirildi. Şüphelilerin iş yeri, araç ve ev kurşunlama, tehdit, yaralama ve mala zarar verme olaylarına karıştıkları tespit edildi. Emniyetteki işlemleri tamamlanan 15 zanlı çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genişletilmiş Teşkilat Toplantısı İstanbul'da gerçekleştirildi. BTP lideri Hüseyin Baş'ın da katıldığı toplantıda ülke genelinde üye kampanyasında dereceye giren partililere ödülleri verildi

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genişletilmiş Teşkilat Toplantısı İstanbul'da gerçekleştirildi. BTP lideri Hüseyin Baş'ın da katıldığı toplantıda ülke genelinde üye kampanyasında dereceye giren partililere ödülleri verildi

07.09.2026 14:39:00 / Güncelleme: 07.09.2026 15:03:43
Haber Merkezi
 
 Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genişletilmiş Teşkilat Toplantısı İstanbul'da gerçekleştirildi. BTP lideri Hüseyin Baş'ın da katıldığı toplantıda ülke genelinde üye kampanyasında dereceye giren partililere ödülleri verildi
 Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genişletilmiş Teşkilat Toplantısı İstanbul'da gerçekleştirildi. BTP lideri Hüseyin Baş'ın da katıldığı toplantıda ülke genelinde üye kampanyasında dereceye giren partililere ödülleri verildi
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genişletilmiş Teşkilat Toplantısı İstanbul'da gerçekleştirildi. BTP lideri Hüseyin Baş'ın da katıldığı toplantıda ülke genelinde üye kampanyasında dereceye giren partililere ödülleri verildi. Hüseyin Baş konuşmasında ise ekonomi üzerine değerlendirmeler yaptı ve "Makro meseleleri çözdüğümüz takdirde geri kalan mikro meseleler hızlıca çözülecektir. Yani kronik sorunlara müdahale etmemiz lazım"  dedi. Hüseyin Baş'ın konuşması şöyle;

"Bütün sorunlara çözüm önerilerimiz var"

"Bağımsız Türkiye Partisi olarak ebedi liderimiz Prof. Dr. Haydar Baş'ın açtığı yolda ve bize gösterdiği hedef doğrultusunda fikirlerimizi her daim güncel tutmaya ve zenginleştirmeye gayret ettik ve ediyoruz. Bizim elimizde diğer hiçbir siyasi partide olmayan bir şey var. Bizim Türkiye'nin bütün meselelerine, sadece Türkiye'nin değil bütün dünyanın kronikleşmiş ve çözümsüz sorunlarına çözüm önerilerimiz var. Biz bunları Türkiye'de 20 yılı aşkın zamandan beri hiç durmadan anlattık ve anlatıyoruz.


"Bu bir siyasi etik problemi…"

Biz 'Bu ülkede emekli maaşı düşük. Bunu yükseltelim' diyoruz ama bunun karşılığında 'Sen ajansın' denebiliyor. Biz 'asgari ücret düşük, asgari ücreti yüksek yapabiliriz ve bunu yaparken esnafın ve vatandaşın sırtına yük yüklemeden bu meseleyi çözebiliriz' dediğiniz zaman, konu asgari ücret tartışmasından çıkıp başka yerlere geliyor. Bu bir siyasi etik problemi. Siyasi etiği kazanmak istiyorsak siyaseti konuşmamız lazım. Toplumun sorunlarını konuşmamız lazım ve toplumun sorunlarına hangimizin çözüm önerileri olduğunu konuşmamız lazım.

"Ekonomi, eğitim ve adalet en büyük problemler"

Biz Bağımsız Türkiye Partisi olarak şunu çok rahatlıkla ortaya koyabiliyoruz: Biz bu ülkenin bütün sorunlarını çözebiliriz. Aklınıza hangi problem geliyorsa onun ya ekonomiyle ya eğitimle ya da hukuk ve adaletle ilintili bir problemi var. Bir ülkede açlık varsa ekonomi çözüldüğünde açlık çözülür. Dolayısıyla bizim biraz da Türkiye'de meseleleri makro bir şekilde analiz etmemiz, makro bir şekilde görmemiz gerekiyor. Makro meseleleri çözdüğümüz takdirde geri kalan mikro meseleler hızlıca çözülecektir. Yani kronik sorunlara müdahale etmemiz lazım. Türkiye'nin en büyük kronik sorunları da biz en başından beri söylüyoruz: ekonomidir, eğitimdir, hukuk ve adalettir. Bunları biz BTP olarak çözebiliriz.


"İktidar değişse emin ol, emekli maaşı 23 bin liradan aşağı düşmez"

Devletin ekonomiye ve vatandaşına bakışı şudur: Ben öyle bir düzen kuracağım ki kimse aç kalmayacak. Herkes mutlu ve memnun olacak! Şimdi sen eğer bu formülü üretebiliyorsan ekonomiyi yönetiyorsun. Yoksa piyasadaki bütün parayı çekelim, enflasyon düşsün... Bütün parayı çekelim, enflasyon düşer! Zaten buna karşın toplumumuzda 20 yıldan beri süregelen, 'Bu iktidar giderse daha kötü de olabilir endişesi de var' endişesi var. Biz bunu da gözlemliyoruz halk arasında bazı kesimlerde. Ama onlara da şunu söylemek istiyorum; değerli kardeşim… Bugün ülkede iktidar değişse, emin ol, emekli maaşı 23 bin liradan aşağı düşmez, asgari ücret 28 bin liradan aşağı düşmez. İstanbul'da ortalama kira 40-45 bin liranın üstüne çıkmaz. Yani bu iktidar ekonomik olarak bir şeyleri iyi yapıyor da o gidince daha kötü olmaz! Zaten biz şu anda Türkiye'de halkımız ekonomik olarak gerçekten çok zor günler yaşıyor. Bundan daha zoru yok. O yüzden ekonomiye ilişkin bir reçetesi olan, bir çözüm önerisi olan siyasi iradenin peşine takılmak gerekiyor. O da Türkiye'de tek Bağımsız Türkiye Partisi.


Özgür Özel'e 'ev hanımlarına maaş' cevabı…

Sayın Prof. Dr. Haydar Baş'ın çok önemli projelerinden biri ev hanımlarını maaşa bağlamaktı. Haydar Baş, 'Bu insanlara devletin sırf evde iş yaptıkları için maaş bağlaması ve yaşları geldiğinde onları emekli etmesi gerekiyor' diye anlatıyor. Şimdi bunun kaynağını soranlar, bunu küçümseyenler, bununla mücadele edenlere bugün bakıyorsunuz... Mesela Sayın Özgür Özel geçenlerde, 'Ev hanımlarını emekli yapacağız' diyor. Şimdi ben de o zaman soruyorum: Kaynağınız ne? Nasıl yapacaksınız? Bizimle diğer bütün siyasi partilerin en temel farkı: Biz söylediğimizi yaparız. Onlar söylediklerini yapamazlar! Dolayısıyla, değerli arkadaşlar, Türkiye'nin büyük problemleri var ve bu problemlere Bağımsız Türkiye Partisi olarak bizlerin çözümleri var."
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.