Fevzi Çakmak
Fevzi Çakmak, 3 Şubat 1920'de İstanbul hükümeti tarafından Harbiye Nazırlığına getirildi. Bu görevi yaptığı sıralar, Kurtuluş Savaşı'na değerli hizmetler vermek fırsatını bulmuştur, İstanbul'dan birçok silah ve cephanenin Anadolu'ya taşınması, değerli komutanların Anadolu'ya geçmesi, hep bu aylara rastlar ve Fevzi Cakmak'ın arkalaması ile gerçekleşir. İstanbul, müttefik kuvvetler tarafından resmen işgal edilince, daha fazla beklemedi ve o da Anadolu'ya geçerek kurtuluş kavgasına, Atatürk'ün yanıbaşında katıldı. (8 Nisan 1920). Atatürk, Fevzi Çakmak'ın Kurtuluş Savaşı'na katılmasını çok iyi karşılamıştır. Kendisine, büyük ilgi gösterdi ve hemen Millî Savunma Bakanlığı görevini kendisine verdi.
İstanbul hükümeti güç durumda idi. Birçok sivil ve asker Anadolu'ya geçiyor, İstanbul hükümetine karşı tavır alıyordu. Harbiye Nazırı'nın da Anadolu'ya geçmesi, İstanbul hükümeti için bardağı taşıran damla oldu. Fevzi Çakmak'ın askerlikten tardedildiğini ve idama mahkûm edildiğini ilân etti. Padişah Vahdettin, 27 mayıs 1920'de bu kararı tasdik ederek yürürlüğe koydu. Artık Atatürk gibi, Fevzi Çakmak da idam edilecekler arasına girmiş bulunuyordu.
Fevzi Çakmak, Ankara hükümetinde, Millî Savunma Bakanı ve Hükümet Başkanı olarak çalışmalara başlamış, yeni bir ordunun yaratılmasında onun azimli ve feragatkâr çalışmaları büyük rol oynamıştır. 2'nci İnönü Zaferi'nden sonra T.B.M.M. kendisini orgeneralliğe yükseltti. Yine aynı görevini sürdürüyordu.
Oy birliği ile Genelkurmay
başkanlığına getirildi
Kütahya ve Eskişehir savaşları aleyhimizde sonuçlanınca, gerek orduda, gerekse halk arasında başlayan moral bozukluğu dikkati çekti. Bu dönemde Çakmak, gerek Büyük Millet Meclisi (B.M.M)'nde yaptığı konuşmalarla, gerekse Anadolu Ajansı ile yayınlanan beyanatlarıyla ve gerekse, orduya yayınladığı beyannamelerle morali yükseltiyor, zafere olan inancı pekiştiriyor, bu konuda Atatürk'e büyük yardımları oluyordu. Nitekim, Bakanlar Kurulu Başkanı sıfatı ile yayınladığı bir beyannamede şöyle demektedir: "Düşmanın ilerlemesine karşı halkın katiyen tereddüt ve endişe etmesine mahal yoktur. Düşmanın, Anadolu içerisine doğru uzanmak isteyen kolları, mezarlarına yaklaşıyor. Bu yeni sefer, düşmanın ölüm yolculuğudur. Tann'nın yardımı ve yakın hadiseler bu neticeyi gösterecektir."
Sakarya Savaşı'na kadar, Millî Savunma Bakanı ve Bakanlar Kurulu Başkanı olarak görev yaptı. Sakarya savaşlarının başlayacağına yakın sıralarda, B.M.M'nde sabırsızlıklar artmıştı. Ordudan zafer bekleniyordu. Tarihî bir celsede, Mustafa Kemal'in, ordunun başına geçmesi istendi. Mustafa Kemal B.M.M. yetkilerinden bazılarının kendisine verilmesi halinde, ordunun başına geçeceğini ve zaferi kazanacağını söyledi, işte, bunun üzerine B.M.M istenen yetkileri Mustafa Kemal Paşa'ya verirken, Bakanlar Kurulu Başkanı ve Millî Savunma Bakanvekili Fevzi Çakmak'ı da oy birliği ile, Genelkurmay Başkanlığı'na getirdi.
Fevzi Çakmak, 3 Şubat 1920'de İstanbul hükümeti tarafından Harbiye Nazırlığına getirildi. Bu görevi yaptığı sıralar, Kurtuluş Savaşı'na değerli hizmetler vermek fırsatını bulmuştur, İstanbul'dan birçok silah ve cephanenin Anadolu'ya taşınması, değerli komutanların Anadolu'ya geçmesi, hep bu aylara rastlar ve Fevzi Cakmak'ın arkalaması ile gerçekleşir. İstanbul, müttefik kuvvetler tarafından resmen işgal edilince, daha fazla beklemedi ve o da Anadolu'ya geçerek kurtuluş kavgasına, Atatürk'ün yanıbaşında katıldı. (8 Nisan 1920). Atatürk, Fevzi Çakmak'ın Kurtuluş Savaşı'na katılmasını çok iyi karşılamıştır. Kendisine, büyük ilgi gösterdi ve hemen Millî Savunma Bakanlığı görevini kendisine verdi.
İstanbul hükümeti güç durumda idi. Birçok sivil ve asker Anadolu'ya geçiyor, İstanbul hükümetine karşı tavır alıyordu. Harbiye Nazırı'nın da Anadolu'ya geçmesi, İstanbul hükümeti için bardağı taşıran damla oldu. Fevzi Çakmak'ın askerlikten tardedildiğini ve idama mahkûm edildiğini ilân etti. Padişah Vahdettin, 27 mayıs 1920'de bu kararı tasdik ederek yürürlüğe koydu. Artık Atatürk gibi, Fevzi Çakmak da idam edilecekler arasına girmiş bulunuyordu.
Fevzi Çakmak, Ankara hükümetinde, Millî Savunma Bakanı ve Hükümet Başkanı olarak çalışmalara başlamış, yeni bir ordunun yaratılmasında onun azimli ve feragatkâr çalışmaları büyük rol oynamıştır. 2'nci İnönü Zaferi'nden sonra T.B.M.M. kendisini orgeneralliğe yükseltti. Yine aynı görevini sürdürüyordu.
Oy birliği ile Genelkurmay
başkanlığına getirildi
Kütahya ve Eskişehir savaşları aleyhimizde sonuçlanınca, gerek orduda, gerekse halk arasında başlayan moral bozukluğu dikkati çekti. Bu dönemde Çakmak, gerek Büyük Millet Meclisi (B.M.M)'nde yaptığı konuşmalarla, gerekse Anadolu Ajansı ile yayınlanan beyanatlarıyla ve gerekse, orduya yayınladığı beyannamelerle morali yükseltiyor, zafere olan inancı pekiştiriyor, bu konuda Atatürk'e büyük yardımları oluyordu. Nitekim, Bakanlar Kurulu Başkanı sıfatı ile yayınladığı bir beyannamede şöyle demektedir: "Düşmanın ilerlemesine karşı halkın katiyen tereddüt ve endişe etmesine mahal yoktur. Düşmanın, Anadolu içerisine doğru uzanmak isteyen kolları, mezarlarına yaklaşıyor. Bu yeni sefer, düşmanın ölüm yolculuğudur. Tann'nın yardımı ve yakın hadiseler bu neticeyi gösterecektir."
Sakarya Savaşı'na kadar, Millî Savunma Bakanı ve Bakanlar Kurulu Başkanı olarak görev yaptı. Sakarya savaşlarının başlayacağına yakın sıralarda, B.M.M'nde sabırsızlıklar artmıştı. Ordudan zafer bekleniyordu. Tarihî bir celsede, Mustafa Kemal'in, ordunun başına geçmesi istendi. Mustafa Kemal B.M.M. yetkilerinden bazılarının kendisine verilmesi halinde, ordunun başına geçeceğini ve zaferi kazanacağını söyledi, işte, bunun üzerine B.M.M istenen yetkileri Mustafa Kemal Paşa'ya verirken, Bakanlar Kurulu Başkanı ve Millî Savunma Bakanvekili Fevzi Çakmak'ı da oy birliği ile, Genelkurmay Başkanlığı'na getirdi.















































































