logo
03 ŞUBAT 2026

Türkiye'de Misyonerlik Çalışmaları-7

16.05.2006 00:00:00


Bir bilim adamı olarak bazı gerçeklerin ortaya çıkması için bazı soruları sormadan da geçemem. Onun için Fethullah Gülen, eğer gerçekten vatansever ise ABD'ye kaçmak yerine Türkiye'de kalıp hapse girerek davasının arkasında durması gerekmez miydi? Ayrıca gerçek anlamda iyi niyetini gösterebilmesi için kanımca şu üç sorunun cevabını da vermesi gerekir: 1-Fethullah Gülen eğer suçsuzsa niçin ABD'ye kaçmış ve kendisine 130 dönümlük arazide bir köşk verilmiştir? Oysa ABD'nin çıkarlarına uymayan ve onlarla birlikte çalışmayan Rum asıllı Cat Stevens (Yusuf İslam) ABD'ye turistik seyahat yapmak istediğinde ülkeye girişine bile izin verilmemiştir. 2- Dünya'nın çeşitli ülkelerinde açılan Fethullah Gülen okullarında eğitim dili neden Türkçe değil de İngilizce'dir. Bu bir çeşit kültür misyonerliği değil midir? Ayrıca basında bu okullarda yeşil pasaportlu ABD'den maaş alan  ajanlarının görev yaptıkları iddia edilmektedir. Eğer bu haber doğru ise ABD, Saddamı Kuveyt'ten çıkarmak için yaptığı I. Körfez Savaşının masrafını bile Arap ülkelerine ödetirken bu ajanların maaşlarını Türklüğe hizmet olsun diye mi ödemektedir?3- Cemaatin düzenlediği "Abant Toplantı"larına katılan bazı isimler (Oral Çalışlar, Hırant Dink) aynı zamanda bundan 2005 yılında Bilgi Üniversitesi'nde toplanan Ermeni soykırım toplantısına da katılmıştır. Bunlardan Hırant Dink Türklüğe hakaretten 6 ay hapis cezası almıştır. Bunlarla Fethullah Gülen ve cemaati arasındaki ortak nokta nedir? Ayrıca Fethullah Gülen'in ikinci adamı durumundaki Nurettin Veren, ABD'ye giderek kendisinin Türkiye'ye dönmesini ve ABD çıkarlarına hizmet etmemesini söylediği için tekme tokat dövülerek köşkten kovulduğunu iddia etmektedir. Yine onun iddiasına göre Nurettin Veren'in eşi cemaatin zorlamasıyla kendisinden boşanmış ve kendisini terk eden çocuklarına Gülen Cemaatı maaş bağlamıştır. Veren'in Ulusal Kanalda öne sürdüğü bu iddiaları bugüne kadar yalanlanmamıştır. O halde sükut ikrardan sayılmaz mı?Üzücü olan bir diğer konu da başta eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel olmak üzere Ecevit, Çiller, Türkeş, Recai Kutan, Muhsin Yazıcıoğlu gibi Türkiye'de başbakanlık, başbakan yardımcılığı, bakanlık ve parti liderliği yapmış kişiler de zaman zaman Fethullah Gülen ile görüşmüşler ve hakkında övücü sözler söylemişlerdir. Cumhuriyet yazarlarından Hikmet Çetinkaya Cumhuriyet Gazetesindeki bir yazısında CHP içinde bile Fethullahçı milletvekillerinin olduğunu iddia etmiştir. Yukarıda adı geçen şahsiyetlerden Türkeş vefat etmiştir. Yaşayanlar acaba bugün Fethullah Gülen hakkında ne düşünmektedirler? Merak ediyorum.  Türkiye'de Misyonerliğin Ulaştığı Boyutlar ATO'nun Rapora göre misyonerlikle ilgili İstanbul'da 126 kilise, 4 dergi, 1 kafe, 36 dernek, 7 gazete, 12 internet sitesi, 1 müze, 1 otel, 6 radyo, 6 şirket, 44 vakıf ve 2 yayınevi bulunuyor. İzmir'de ise misyoner faaliyetleri ile ilgili olarak toplam 8 cemaat veya topluluk bulunmaktadır. Yine aynı rapora göre Türkiye'de Hıristiyan cemaati sayısının 50-55 bin olarak  tahmin edilmekte 3000'den fazla kilise çok sayıda kitabevi 1 kütüphane, 6 dergi, onlarca vakıf. Yayınevleri, 5 radyo, çok sayıda manastır, 2 kafe, 1 acenta 1 mahfil, 7 şirket 1otel, 1 tercüme bürosu 7 gazete 1 tarihi eser, 2 müze 4 harabe  1 kale onlarca dernek bulunduğu kaydedildi. Bu çalışmaların sonucu olarak, Batıkent Protestan Kilisesi'nde 37 öğrenci Hıristiyan yapıldı. Bundan başka Gazi Üniversitesi'nde 138 kişi, Hacettepe Üniversitesi'nden 6 kişi, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden 245 kişi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nden 97 kişi din değiştirerek Hıristiyan olmuşlardır. Yazar şair Atilla İlhan 1.12.2004 tarihli Cumhuriyet gazetesinde bir yazısında  misyonerlerin Türkiye'de ulaştıkları hedefleri şöyle  anlatmaktadır: "Ülkemizde misyoner cemaatlerinin sayısı 55 bin. Misyonerlik faaliyetlerini yürütenlerin büyük kısmı ABD, İngiltere, Yeni Zelanda, Avusturya, Almanya, İsveç, Romanya ve Güney Kore uyruklu kişilerdir. Misyoner faaliyetlerinin yoğunlaştığı illerin başında ise İstanbul, Ankara, Trabzon, Antalya, Adana, Hatay, Bursa Samsun ve Edirne gelmektedir. Kapadokya'da 2002'de yapılan toplantıda 1970 yılında Türkiye'de sadece 4 kişi Protestan iken bu sayı 2002 yılında 6000'e ulaşmıştır. Ayrıca bu sayının her yıl ikiye katlanması için her ilde kilise, her evde bir İncil ve her yerleşim biriminde bir önder ve bir topluluk sloganlarının benimsenmesi kararı alındı. Türkiye'de misyonerlik faaliyetini yürütenler 2004 yılında Alanya'da bir toplantı düzenlediler. Bu toplantının en çarpıcı noktalarından birisi "Türkiye'de hedefe adım adım yaklaşıldığı söylenirken, Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde çalışmaların hızlandırılması gerektiği kararı alındı. Önünüzdeki dönemde Erzurum, Eskişehir, Malatya ve Çanakkale  hedef il olarak seçilirken Gaziantep, Kayseri ve Adana'da bazı kesimlerde misyonerlik faaliyetlerinin yoğunlaştırılmasına karar verildi.Bir çeşit sömürgecilik olan misyonerliğin bu kadar yol almasında hiç şüphesiz AB'ye uyum yasalarının büyük rolü olmuştur. Ulus devleti tasfiye etmek amacı taşıyan Batı, bu yasaları Türkiye'ye karşı bir psikolojik savaş aracı olarak kullanmaktadır. Bana göre Türkiye'de bir de kültür misyonerliği söz konusudur. Türkiye'de bazı işyeri ve dükkan tabelaları ile gerek resmi ve gerekse özel bürokraside görev yapan kişilerin kartvizitleri İngilizce yazılmaktadır. Bu düpedüz sömürgeciliğin gönüllü kabulü olmalıdır. Acaba bunun örneğine bizim dışımızda hangi ülkede rastlanmaktadır? Avrupa'da böyle bir şey düşünülemez. Nitekim AB İşadamları Topluluğu Başkanı olan Fransız, İngilizce konuştuğu için protesto etmek amacıyla Fransız Cumhurbaşkanı Jack Chirac toplantıyı terk etmiştir. Prof. Manisalı (2004), "Bıçak Sırtında Cumhuriyet" adlı kitabında misyonerlik hakkında şunları yazar: "Türkiye gibi Müslüman bir ülkede gazete ve televizyon haberlerinde kiliseler, papazlar ve hatta rahibeler ön plana çıkar. Sadece İngiliz papazları değil diğerleri de. Kısacası Müslüman mahallesinde salyangoz satışı artar." Prof. Manisalı'nın bu açıklamaları bize bir kanalda yer alan "Yabancı Damat" dizisini ve yine basında yer alan bir bayan mankenin bir Yunan vatandaşı ile evlenmek için Ortodoks Hıristiyan olduğunu hatırlatmaktadır. "Yabancı Damat" dizisinin Yunanistan tarafından finanse edildiği iddia edilmektedir. Bu doğru olmasa bile dizinin Yunanistan'da gösterilmesine ne denilecektir? Bu bir defa Türk geleneklerine aykırıdır. Çünkü bugüne kadar genellikle Hıristiyanlardan kız alınır fakat kız verilmezdi. Oysa, çokuluslu şirketlerin kanalları ile mütareke basını, ısrarla bunun tersini işlemektedir. Özel kanalların çoğunluğunun görevi bu olduğu için bunda yadırganacak bir durum yoktur. Fakat devletin televizyonu olan TRT-1 ve TRT-INT Ramazan ayında "İftara Doğru" programlarından birisini, İspanya'da yaşayan ve bir Katolik Hıristiyan'la evlenen bir Türk kızının evinden yaparak, bunu sanki Türk geleneklerine ve İslam inançlarına uygun bir durummuş gibi takdim etmekle acaba neye hizmet etmektedir? Ayrıca İftara Doğru programında yabancı birisine özellikle İngilizce ilahi söyletilmesi de bir çeşit kültürel misyonerlik  değil midir?Yarın İlahiyat fakültelerine kadar uzanan misyonerlik
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--
CHP Grup Toplantısı'nı K.Maraş'ta yaptı
'İktidar olma sorumluluğumuz var'
Diş kaybı deyip geçmeyin!
Tüm vücut dengesini etkiliyor
Hasar görüntülendi
Kız yurdunda patlama
Ocak ayı enflasyon rakamları açıklandı
Asgari ücretli şimdiden bin 359 TL kaybetti
11. MEM Kongresi bu hafta sonu Viyana'da
"Dünyanın Milli Ekonomi Modeline ihtiyacı var"
MHP lideri Bahçeli grup toplantısında konuştu
Terörsüz Türkiye sürecindeki hedefini açıkladı
İthalat ise 'artı'yla
İhracat 2026'ya 'eksi'yle başladı
Ancak en iyisi bu 7 öneriye uyup kanser olmamak!
Kanserde tedavi seçenekleri artıyor
ENAG ile TÜİK arasında yine fark var
ENAG'a göre enflasyon yüzde 53.42
Şubat ayı kira artış tavanı belli oldu
Barınma krizi derinleşiyor
C vitamini işe yarıyor mu?
Grip tedavisinde 8 önemli beslenme kuralı
Yılın ilk enflasyon rakamları belli oldu
Aylık artış yüzde 4.84
Trump'tan 'Epstein' açıklaması
"Jeffrey Epstein ile hiçbir ilgim yok"
İsrail basınının haberi:
İsrail ordusu, Lübnan-Suriye sınırında kimyasal madde püskürtüyor
CHP Grup Toplantısı'nı K.Maraş'ta yaptı
'İktidar olma sorumluluğumuz var'
Diş kaybı deyip geçmeyin!
Tüm vücut dengesini etkiliyor
Hasar görüntülendi
Kız yurdunda patlama
Ocak ayı enflasyon rakamları açıklandı
Asgari ücretli şimdiden bin 359 TL kaybetti
11. MEM Kongresi bu hafta sonu Viyana'da
"Dünyanın Milli Ekonomi Modeline ihtiyacı var"
MHP lideri Bahçeli grup toplantısında konuştu
Terörsüz Türkiye sürecindeki hedefini açıkladı
İthalat ise 'artı'yla
İhracat 2026'ya 'eksi'yle başladı
Ancak en iyisi bu 7 öneriye uyup kanser olmamak!
Kanserde tedavi seçenekleri artıyor
ENAG ile TÜİK arasında yine fark var
ENAG'a göre enflasyon yüzde 53.42
Şubat ayı kira artış tavanı belli oldu
Barınma krizi derinleşiyor
C vitamini işe yarıyor mu?
Grip tedavisinde 8 önemli beslenme kuralı
Yılın ilk enflasyon rakamları belli oldu
Aylık artış yüzde 4.84
Trump'tan 'Epstein' açıklaması
"Jeffrey Epstein ile hiçbir ilgim yok"
İsrail basınının haberi:
İsrail ordusu, Lübnan-Suriye sınırında kimyasal madde püskürtüyor
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.