Türkiye'den yeni nükleer hamle
Türkiye, ihtiyaç duyulan her yerde, en zor coğrafi koşullarda dahi kurulabilecek küçük nükleer güç reaktörleri (SMR)konusunda ilk adımını attı. Bu santraller havadaki değişikliklerden bağımsız olarak elektrik enerjisi ve gerektiğinde de su ve ısı üretebiliyorlar





Türkiye, ilk nükleer güç santrali Akkuyu NGS'nin ardından küçük nükleer güç reaktörleri (SMR) geliştirme ve üretme konusunda da ilk adımını attı. Geçtiğimiz günlerde EUAS International ICC ile İngiliz şirketi Rolls-Royce, SMR'lerin Türkiye'de teknik, ekonomik ve hukuki uygulanabilirliği ve üretim imkanlarını değerlendirmek üzere mutabakat zaptı imzaladı. İhtiyaç duyulan her yerde, en zor coğrafi koşullarda kurulabilecek SMR'ler, şu anda dünyada pek çok ülke tarafından sera gazı emisyonuna yol açmadan elektrik, ısı ve suya güvenilir erişim sağlayabilen, fabrikadan çıktıklarında neredeyse kullanıma hazır olan güvenilir enerji kaynağı olarak görüyor. Küçük modüler reaktörlere olan ilgi hem Rusya, ABD, Kanada gibi nükleer sanayisi olan ülkelerde hem de Polonya, Suudi Arabistan, Ürdün gibi nükleere yeni girmek isteyen ülkelerde devam ediyor. SMR'lerin geliştirilmesi ve işletilmesindeki başarıları dikkat çekici olan Rusya ise bu konuda dünyanın ilk yüzer SMR'sini devreye alarak büyük bir başarıya imza attı. Rusya Devlet Atom Enerjisi Kurumu Rosatom'un Genel Müdürü Alexey Likhachev, söz konusu projenin önemini, "Akademik Lomonosov şebekeye bağlandıktan sonra, SMR sınıfı teknolojiye dayalı elektrik üreten dünyanın ilk nükleer santrali oldu. Bu, hem Rus hem de küresel nükleer enerji endüstrisi için olağanüstü bir dönüm noktası" ifadeleri ile aktardı.
Küçük ve avantajlı
Küçük modüler reaktörler, yüksek kapasiteli reaktörlerin sağladığı tüm avantajlara sahip. Doğrudan emisyon üretmemesi ise birincil avantajı olarak dikkat çekiyor. Bu durum, küresel ısınmaya neden olduğuna inanılan sera gazları kurum ve diğer zararlı maddeler için de geçerli. Enerji santrallerinin daha çok kömürle çalıştığı Çin şehirlerinde, izin verilen düzeyi aşan karbondioksit salınımı, bu ülkede temel yük kaynağı olan nükleer üretimin hızla gelişmesinin arkasındaki güçlü itici güçlerden biri haline geldi. İkincisi, havadaki değişikliklerden bağımsız olarak güvenilir bir biçimde elektrik enerjisi ve gerektiğinde de su ve ısı üretebiliyorlar. Ayrıca en az arazi ile en yüksek verimliliğe ulaşabiliyorlar. Rüzgâr, güneş gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının kurulamayacağı iklim koşullarına sahip zorlu coğrafyalarda, hava koşullarından etkilenmeden enerji üretmesi, SMR'lerin önümüzdeki yıllarda tercih edilmesinde etken olacak gibi gözüküyor.
















































































