logo
20 EYLÜL 2026

Türkiye'nin alerji yükünü hafifleten merkez

Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Kliniği'nde, her yıl 55 bin hastaya sağlık hizmeti veriliyor

25.09.2019 00:00:00
 
Türkiye'nin alerji yükünü hafifleten merkez
Türkiye'nin alerji yükünü hafifleten merkez
Türkiye'nin alerji yükünün üçte birini bu merkez taşıyor
 
Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Kliniği, her yıl alerji ve immünoloji sorunlarıyla mücadele eden 55 bin hastaya şifa kapısı oluyor. 
Klinik, İstanbul'un kamuda en büyük alerji-immünoloji merkezi olmasının yanında, Türkiye'nin bu alandaki yükünü de omuzlayan önemli sağlık kuruluşları arasında yer alıyor.
 
Gıda, ilaç alerjisi, solunum, cilt testi, ilaç yükleme-provokasyon, solunum fonksiyon ve bronş uyarı testleri gibi birçok tanı yönteminin gelişmiş cihaz ve en son yöntemlerle uygulandığı merkezde, neredeyse tüm alerji ve immünoloji hastalıklarının tedavisi de başarıyla gerçekleştirilebiliyor.
 
Kliniğin Eğitim ve İdari Sorumlusu Doç. Dr. İsmet Bulut, yaptığı açıklamada, Türkiye'de bakılan erişkin alerji-immünoloji hastalarının üçte birinin merkezlerinden hizmet aldığını belirterek, İstanbul'daki hastaların büyük çoğunluğunun da burada tedavi edildiğini aktardı.
 
Doç. Dr. İsmet Bulut;
 
"Türkiye'de bakılan alerji hastalarını 180 bin gibi düşünürseniz, 55 bin kadarına bir yılda biz sağlık hizmeti sunmaktayız." dedi. 
 
Alerjik hastalıkların tedavisinde en önemli noktanın, duyarlı olunan alerjenin tespit edilerek, uzak durulması unsuru olduğuna işaret eden Bulut, bunun uygulanabilmesi halinde yakınmaların da azalacağını ve çoğunlukla ilaç tedavisine de gerek kalmayacağını söyledi. 
 
"İstanbul'un en büyük merkeziyiz"
 
Alerjik hastalıların çeşitli ilaçlarla kontrol altında tutulmaya çalışıldığını belirten Bulut, şunları kaydetti:
"Ancak ısrarla bu yöntemleri uygulamasına rağmen alerjik hastalığını kontrol altına alamadığımız hastalarda duyarlı alerjen ile ona duyarsızlaştırma tedavisi yapabiliyoruz. Buna alerji aşısı diyoruz. 

Hastaların duyarlı olduğu alerjenlere karşı alerjen spesifik immünoterapi, yani alerji aşısı yapıp hastalıklarını tamamen kontrol altına alabiliyoruz. Bu tedaviyi hem akarlara karşı hem de mevsimsel alerjik rinit, mevsimsel alerjik astıma yol açan polen alerjenlerine karşı yapabiliyoruz. 
 
Akar alerjeninde alerjen spesifik immünoterapinin başarı oranı yüzde 50 gibi, polen alerjenlerinde yüzde 80'lere varan bir başarı oranımız var. 

Ayrıca biz tedaviye dirençli, kontrol altına alınamayan, ağır astımlı hastalarımıza da 'anti-IgE' dediğimiz biyolojik ajanların tedavilerini de merkezimizde başarı şekilde uygulamaktayız. Bu sayede hastalarımızı astımları kontrol altına alınmış şekilde, eski yaşamlarına döndürebilmekteyiz."
 
Doç. Dr. İsmet Bulut, merkezin Türkiye'de kamudaki erişkin alerji-immünoloji merkezleri arasındaki en büyük merkezlerden biri olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti: 
 
"Hatta İstanbul'daki en büyük merkezdir diyebiliriz. Bunu şunun için söylüyorum, merkezimiz İstanbul'da yataklı kliniği olan tek merkezdir ve aynı zamanda bünyesinde ilaç alerji ve teşhis, tedavi ünitesi barındıran, solunum fonksiyon testleri ve özellikli astım testlerini yapabildiğimiz, gizli astım dediğimiz, daha kliniğe yansımamış alerjik nezleye eşlik eden astımın tanısını koyabildiğimiz alerjin spesifik bronş provokasyon testleri, nonspesifik metakolin bronş provokasyon testi yapabildiğimiz tek merkezdir diyebilirim."
 
Ayrıca lokal ve genel anestetiklerle, kanser kemoterapisinde kullanılan ilaçlarla, insülinle cilt prick  testleri yapabildiklerini aktaran Bulut, hastanın kullanmasının kaçınılmaz olduğu ancak alerjisinin bulunduğu çeşitli ilaçlara da alıştırma tedavilerini yapabildiklerini söyledi. 
 
Bulut, arı sokmalarında hayati reaksiyon gelişebilecek hastaların teşhis ve tedavilerini gerçekleştirebildiklerini, arı venom alerjeniyle alerjen spesifik immünoterapi uygulamalarını yürütebildiklerini vurguladı.
 
"Doğal yaşama çabasını sürdürmeye çalışmamız lazım"
 
İsmet Bulut, alerjik hastalıkların prevalansının azaltılması için yapılması gereken en önemli şeylerden birinin doğal yaşama çabasını sürdürmeye çalışmak olduğunu belirterek, sözlerini şöyle tamamladı:
"Düzgün beslenmemiz lazım, yaşamımıza dikkat etmemiz lazım. Yani bunlar bize ait, bizim değiştirebileceğimiz faktörler.
 
Özellikle de probiyotik, prebiyotik besinlerin tüketiminin artırılması, bağırsak florasının düzeltilmesi alerjik hastalıkların gelişimini gerçekten çok önleyecek ve bu bizim elimizde.
 
Yani yoğurt, soğan, sarımsak tüketimini artırmak bağırsak floramızı düzeltir ve alerjik hastalık gelişimini de gerçekten azaltır.
 
Ayrıca çocuklarımızı dar apartman dairelerine hapsetmeyelim. Onlar dışarı çıksınlar, oynasınlar, kirlensinler, yuvarlansınlar.
 
Orada hastalıklara yol açan mikroorganizmalarla erken dönemde karşılaşsınlar ve alerjik hastalığın gelişimini biz bu şekilde engellemeye çalışalım. 
 
Yani yaşamımızı eskiden olduğu gibi doğal yaşama dönüştürmede fayda var."
 
 
 
 
 
 

Adalet Bakanı Akın Gürlek, farklı tarihlerde İstanbul'un Gaziosmanpaşa ve Osmaniye'nin Düziçi ilçesinde işlenen faili meçhul iki cinayetin aydınlatıldığını bildirdi

Adalet Bakanı Akın Gürlek, farklı tarihlerde İstanbul'un Gaziosmanpaşa ve Osmaniye'nin Düziçi ilçesinde işlenen faili meçhul iki cinayetin aydınlatıldığını bildirdi

20.09.2026 18:14:00
AA
 
Adalet Bakanı Akın Gürlek, farklı tarihlerde İstanbul'un Gaziosmanpaşa ve Osmaniye'nin Düziçi ilçesinde işlenen faili meçhul iki cinayetin aydınlatıldığını bildirdi
Adalet Bakanı Akın Gürlek, farklı tarihlerde İstanbul'un Gaziosmanpaşa ve Osmaniye'nin Düziçi ilçesinde işlenen faili meçhul iki cinayetin aydınlatıldığını bildirdi
Adalet Bakanı Akın Gürlek, farklı tarihlerde İstanbul'un Gaziosmanpaşa ve Osmaniye'nin Düziçi ilçesinde işlenen faili meçhul iki cinayetin aydınlatıldığını bildirdi.

Gürlek, NSosyal hesabındaki paylaşımında, 6 Temmuz 2018 tarihinde Abdülhamid Terkin'in öldürülmesi ve ağustosta kaybolan Ayşegül Yaşar'ın dosyasına ilişkin açıklamada bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, hiçbir suçun cezasız, hiçbir cinayetin faili meçhul kalmaması için çalışmaları kararlılıkla sürdürdüklerini belirten Gürlek, bu kapsamda, Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde kurdukları Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının koordinasyonunda yürütülen titiz çalışmalarla iki cinayet dosyasının daha aydınlatıldığını duyurdu.

Gürlek, İstanbul Gaziosmanpaşa'da 6 Temmuz 2018 tarihinde Abdülhamid Terkin'in öldürülmesine ilişkin dosyada, HTS, baz ve görüşme kayıtları ile iyileştirilen güvenlik kamerası görüntüleri ve tanık beyanlarının yeniden değerlendirilmesi sonucunda, olayın beşinci şüphelisinin tespit edildiğini, yakalanan şüphelinin, kasten öldürme suçundan tutuklandığını aktardı.

Osmaniye'nin Düziçi ilçesinde ağustosta kaybolan Ayşegül Yaşar'ın dosyasının ise HTS ve kamera kayıtları, tanık beyanları, kriminal incelemeler ve elde edilen yeni deliller doğrultusunda yeniden kapsamlı şekilde ele alındığını kaydeden Gürlek, "Şüphelinin olay günü kullandığı araçta tespit edilen biyolojik bulguların Ayşegül Yaşar'ın anne ve babasından alınan örneklerle uyumlu olduğunun belirlenmesinin ardından çalışmalar derinleştirildi. Şüphelinin yer göstermesi sonucu Ayşegül Yaşar'ın cansız bedenine ulaşıldı. Şüpheli ile anne ve babası gözaltına alındı." açıklamasında bulundu.

Gürlek, bu iki dosyanın aydınlatılmasında özveriyle çalışan Gaziosmanpaşa ve Düziçi Cumhuriyet Başsavcılıklarına, İstanbul ve Osmaniye İl Emniyet Müdürlüklerine, Gaziosmanpaşa İlçe Emniyet Müdürlüğüne, Adana Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğüne ve sürece katkı sunan tüm kamu görevlilerine teşekkür ederek, "Aradan ne kadar zaman geçerse geçsin, hiçbir cinayet karanlıkta kalmayacak, hiçbir fail adaletten kaçamayacaktır." ifadesini kullandı.

Tahir Sarıkaya'nın mali trafiği incelemeye alındı

Tutuklu Tahir Sarıkaya'nın banka hesap hareketleri, MASAK verileri üzerinden KOM birimlerince incelendi. Hazırlanan raporda Sarıkaya'nın hesaplarında 2017-2026 yılları arasında 101 milyon 932 bin 207 TL para girişi ve 134 milyon 170 bin 972 TL para çıkışı olmak üzere toplam 236 milyon 103 bin 179 TL'lik hareket tespit edildi.

20.09.2026 18:03:00
İhlas Haber Ajansı
 
Tahir Sarıkaya'nın mali trafiği incelemeye alındı
Tahir Sarıkaya'nın mali trafiği incelemeye alındı
Tutuklu Tahir Sarıkaya'nın banka hesap hareketleri, MASAK verileri üzerinden KOM birimlerince incelendi. Hazırlanan raporda Sarıkaya'nın hesaplarında 2017-2026 yılları arasında 101 milyon 932 bin 207 TL para girişi ve 134 milyon 170 bin 972 TL para çıkışı olmak üzere toplam 236 milyon 103 bin 179 TL'lik hareket tespit edildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığını soruşturması kapsamında tutuklu bulunan Tahir Sarıkaya'nın banka hesap hareketleri, MASAK verileri üzerinden KOM birimlerince incelendi. Hazırlanan Mali Veri İnceleme Raporu'nda para girişlerinin 69 milyon 649 bin 61 TL'lik, para çıkışlarının ise 106 milyon 524 bin 970 TL'lik bölümünün işlem açıklamaları ve Sarıkaya'nın mali profili yönünden "izaha muhtaç şüpheli para transferi" olarak değerlendirildiği belirtildi.

Kripto para ve şirket hesaplarına yönelik inceleme



İncelemede Sarıkaya'nın Paribu Teknoloji A.Ş. hesabından 499 işlemle 21 milyon 409 bin 825 TL aldığı, aynı platforma 320 işlemde 27 milyon 569 bin TL gönderdiği tespit edildi. Raporda, toplam 48 milyon 978 bin TL'lik bu hareket "şüpheli kripto para hareketi" olarak değerlendirildi.
Sarıkaya'nın Kıbrıs'ta faaliyet gösteren bazı otel şirketlerine yaptığı transferler de raporda yer aldı. Grand Sapphire Resort Ltd.'ye 23 işlemde 2 milyon 407 bin 400 TL, Merit Kıbrıs Turizm Limited'e ise 5 işlemde toplam 500 bin TL gönderildiği, Merit Kıbrıs'tan da Sarıkaya'nın hesabına 420 bin TL geldiği kaydedildi.

Eşinin ortak olduğu şirketlerde 560 milyon TL'lik hareket

Raporda ayrıca Sarıkaya'nın eşi Rabia Arslan Sarıkaya'nın ortaklığının bulunduğu iki şirketin hesap hareketleri de incelendi. 2020-2026 döneminde şirketlerin hesaplarında toplam 560 milyon 822 bin 423 TL'lik para hareketi tespit edildi. Raporda, şirketlerden Madamra Tekstil'in banka hareketleri ile son üç yıllık vergi matrahı arasında uyumsuzluk bulunduğu değerlendirilerek şirket hakkında ayrıca vergi incelemesi yapılması gerektiği belirtildi.

"Gazetecilik geliriyle bağdaşmıyor" değerlendirmesi

Mali Veri İnceleme Raporu'nun sonuç bölümünde, Sarıkaya'nın hesaplarındaki yüksek tutarlı para hareketlerinin önemli bölümünün işlem açıklamalarının yetersiz olduğu belirtildi. Raporda, tespit edilen para trafiğinin ücretli gazetecilik geliriyle bağdaşmadığı yönünde değerlendirmeye yer verilirken, kesin sonuca bankacılık veya mali bilirkişi incelemesiyle ulaşılabileceği kaydedildi.

Hayat memnuniyetinde son sıralardayız

Birleşmiş Milletler verileriyle hazırlanan güncel Avrupa Hayat Memnuniyeti Haritası, kıtadaki refah ve mutluluk uçurumunu gözler önüne serdi. İskandinav ülkeleri zirvedeki yerini korurken, 10 üzerinden 5,3 puan alan Türkiye, Avrupa genelinde hayat memnuniyeti en düşük sondan ikinci ülke olarak kayıtlara geçti

20.09.2026 16:00:00
Haber Merkezi
 
Hayat memnuniyetinde son sıralardayız
Hayat memnuniyetinde son sıralardayız
Avrupa genelinde bireylerin yaşam kalitesini ve genel mutluluk düzeylerini ölçen en güncel "Avrupa Hayat Memnuniyeti Haritası" kamuoyuyla paylaşıldı. Birleşmiş Milletler (BM) verileri baz alınarak Geo Mapped tarafından hazırlanan ve 0 ile 10 puan arasında bir değerlendirme içeren araştırma, kıtanın batısı ile doğusu arasındaki derin sosyal ve ekonomik uçurumu bir kez daha tescilledi.

Haritaya göre Kuzey Avrupa ülkeleri refah ve mutlulukta ulaşılamaz bir seviyeye tırmanırken, Türkiye'nin tablosu alarm veriyor.

Türkiye 5,3 puanla sondan ikinci sırada

Araştırmanın en dikkat çekici ve düşündürücü sonuçlarından biri Türkiye'ye ait. Son yıllarda yaşanan ekonomik dalgalanmalar, yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı, vatandaşların yaşam memnuniyetine doğrudan yansıdı. Türkiye, 10 üzerinden yalnızca 5,3 puan alabilerek Avrupa genelinde hayat memnuniyeti en düşük sondan ikinci ülke oldu.

Bu skorla Türkiye; Balkanlar, Doğu Avrupa ve Güney Avrupa'daki pek çok komşusunun gerisinde kaldı. Türkiye'nin altında yer alan tek ülke ise yıllardır yıkıcı bir savaşın ve ağır bir ekonomik krizin pençesinde mücadele eden Ukrayna (4,7 puan) oldu. Türkiye, savaş bölgesi hariç tutulduğunda Avrupa'da yaşam memnuniyeti en düşük nüfusu barındıran ülke konumuna yerleşti.

İskandinavya yine mutluluğun zirvesinde

Haritanın diğer ucunda ise yıllardır değişmeyen "İskandinav Rüyası" hüküm sürüyor. Finlandiya, 10 üzerinden topladığı 7,8 puanla Avrupa'nın ve dünyanın hayat memnuniyeti en yüksek ülkesi unvanını korudu. Finlandiya'yı 7,5 puanla yakın takibe alan Danimarka ve İzlanda izledi. Kuzey ve Batı Avrupa genelinde güçlü sosyal devlet yapıları, yüksek gelir adaleti ve güvenli yaşam standartları, haritanın bu bölgelerini "yeşil ve yüksek puanlı" bölge olarak sabitledi.

Coğrafi dağılım ne söylüyor?

Harita genel olarak incelendiğinde net bir coğrafi kırılım göze çarpıyor. Kuzey ve Batı Avrupa ülkelerinde hayat memnuniyeti 7 puanın üzerinde seyrediyor. Güçlü ekonomiler ve istikrar mutluluğu besliyor. İtalya, İspanya ve Fransa gibi ülkeler 6 ile 7 bandında "orta-yüksek" bir memnuniyet düzeyine sahip. Balkanlar ve Doğu Avrupa ülkelerinde skorlar 5,5 ile 6 arasına sıkışmış durumda.

Ekonomik dönüşüm süreçleri memnuniyeti baskılıyor. Türkiye ve Ukrayna ile birlikte 5 barajı sınırına gerileyen bu iki ülke, krizlerin gölgesinde kalıyor. Uzmanlar, Türkiye'deki bu düşük memnuniyet oranının sadece gelir düzeyiyle değil; gelecek kaygısı, sosyal güven hissi ve iş-yaşam dengesi gibi yapısal faktörlerle de doğrudan ilişkili olduğunu belirtiyor.

Birleşmiş Milletler Dünya Mutluluk Raporu verileri baz alındığında, Türkiye'nin hayat memnuniyeti skoru son on yılda inişli çıkışlı ama genel olarak aşağı yönlü bir seyir izledi. Ülke, son dönemdeki en yüksek yaşam memnuniyeti seviyesine 10 üzerinden 5,50 puanla 2017 yılında ulaşmıştı.

Nasıl gözünüzden kaçtı?

İYİ Parti Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez, SPK’nın tasfiye kapsamına aldığı fonlarda yaklaşık 515 bin yatırımcının 830 milyar TL’sinin bulunduğunu belirterek dikkat çeken bir hesaplama yaptı

20.09.2026 11:28:00
Haber Merkezi
 
Nasıl gözünüzden kaçtı?
Nasıl gözünüzden kaçtı?
515 bin yatırımcının parasının bulunduğu fonlarda tasfiye tartışması büyüyor. Turhan Çömez, 830 milyar TL'lik büyüklüğü "188 TIR" hesabıyla gündeme taşırken, eski MASAK Başkan Yardımcısı Ramazan Başak'ın "Tera'yı şikâyet ettiğim için iki kez gözaltına alındım" açıklaması denetim tartışmasını daha da büyüttü.

Sermaye piyasalarında fon krizi tartışması büyürken, gözler SPK denetimleri, yatırımcıların korunması ve kamu kurumlarının daha önce yapılan uyarılara nasıl karşılık verdiği sorularına çevrildi.

İYİ Parti Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez, SPK'nın tasfiye kapsamına aldığı fonlarda yaklaşık 515 bin yatırımcının 830 milyar TL'sinin bulunduğunu belirterek dikkat çeken bir hesaplama yaptı.

Çömez'e göre 830 milyar TL, 200 TL'lik banknotlarla yaklaşık 4 milyar 150 milyon adet banknota denk geliyor. Banknot ağırlığı üzerinden yapılan hesaplamada ise yaklaşık 4 bin 690 tonluk bir ağırlık ortaya çıkıyor. Çömez, 25 ton taşıma kapasiteli TIR'lar üzerinden bunun yaklaşık 188 TIR edeceğini söyledi.

Nasıl gözünden kaçtı?

Çömez, sosyal medya paylaşımında doğrudan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'i hedef alarak, "Bu paralar götürülürken nasıl gözünden kaçtı?" sorusunu yöneltti.

Çömez ayrıca yaklaşık 10 ay önce yapılan ve fon piyasasındaki manipülasyonların farkında olunduğuna ilişkin açıklamalara atıfta bulunarak, "Farkındaysanız neden önlem alınmadı?" sorusunu gündeme taşıdı.

Buradaki temel tartışma ise şu: Yüz binlerce yatırımcıyı ilgilendiren böylesine büyük bir finansal risk neden daha erken tespit edilemedi ve kamu denetimi neden zamanında sonuç vermedi?

ESKİ MASAK YÖNETİCİSİNDEN ÇARPICI İDDİA

Tartışmanın en dikkat çekici başlıklarından biri ise eski MASAK Başkan Yardımcısı Ramazan Başak'ın açıklamaları oldu.

Başak, Tera hakkında yaptığı şikâyetler ve yatırımcıları uyardığı paylaşımları nedeniyle iki kez gözaltına alındığını söyledi. Başak'ın kendi açıklamasına göre ilk işlemde kendisine banka itibarını zedeleme suçlaması yöneltildiğini, ikinci işlemde ise halkı yanıltıcı bilgi yayma ve piyasa manipülasyonu iddialarıyla gözaltına alındığını belirtti.

Başak, Tera ve bağlantılı olduğu iddia edilen para trafiği hakkında Vergi Denetim Kurulu, CİMER, SPK ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurular yaptığını da ifade etti.

"BEN UYARDIM, İKİ KEZ GÖZALTINA ALINDIM"

Başak'ın açıklamalarında dikkat çeken nokta, kamu kurumlarına yaptığı bildirimlerin ardından yaşadığını söylediği adli süreç.

Eski MASAK yöneticisi, yaptığı açıklamalarda kendisinin sorgulandığını ve hakkında adli kontrol, yurt dışına çıkış yasağı ve telefonuna el konulması gibi tedbirler uygulandığını belirtti. Bunlar Başak'ın kendi beyanlarıdır ve ilgili süreçlerin hukuki sonucunu ifade etmemektedir.

Başak ayrıca, kamu kurumlarına bildirdiğini söylediği iddialar hakkında yeterli işlem yapılmadığını savunarak, "Benim yaptığım şikâyetler dikkate alınmıyor, ama onların şikâyeti ile bana bunlar yaşatılıyor" şeklinde tepki gösterdi.

ASIL SORU: 515 BİN YATIRIMCI NASIL KORUNDU?

Fon krizinde tartışmanın merkezinde artık yalnızca fonların tasfiyesi değil, denetim mekanizmasının zamanında çalışıp çalışmadığı bulunuyor.

Çömez'in açıkladığı 515 bin yatırımcı ve 830 milyar TL rakamı, kamuoyunda "Bu büyüklükteki bir risk nasıl daha önce fark edilmedi?" sorusunu gündeme getirirken; Başak'ın iki kez gözaltına alındığını söylemesi de uyarıların ve ihbarların nasıl değerlendirildiği konusundaki tartışmayı derinleştiriyor.

Dolayısıyla iktidarın ve ilgili kamu kurumlarının önündeki soru yalnızca "Tasfiye nasıl yapılacak?" değil:

Yatırımcıların parasını korumakla görevli denetim mekanizmaları nerede devre dışı kaldı?

Ve daha önemlisi:

Daha önce yapılan uyarılar neden zamanında sonuç vermedi?

Fonlardaki süreç devam ederken yüz binlerce yatırımcının gözü artık SPK, MASAK, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile yargı makamlarından gelecek açıklamalarda.

İstanbul Valiliğinden Büyükçekmece'deki göçükle ilgili açıklama: Göçük altında bir kişi hayatını kaybetti

İstanbul Valiliği, Büyükçekmece'de inşaat alanında meydana gelen göçükle ilgili yaptığı son açıklamada, göçük altında bulunan A.M.'in kurtarılamayarak hayatını kaybettiğini belirtti

20.09.2026 08:00:00
İHA
 
İstanbul Valiliğinden Büyükçekmece'deki göçükle ilgili açıklama: Göçük altında bir kişi hayatını kaybetti
İstanbul Valiliğinden Büyükçekmece'deki göçükle ilgili açıklama: Göçük altında bir kişi hayatını kaybetti
Valilik tarafından yapılan son açıklamada, "19 Eylül Cumartesi günü saat 18.40 sıralarında Büyükçekmece İlçesi Alkent 2000 Mahallesi'nde bulunan bir inşaat alanında toprak kayması meydana gelmiştir. Bölgeye sevk edilen ekipler, göçük altında kalan A.M. (39) ve B.M. (28) isimli inşaat çalışanları için arama kurtarma çalışmalarına başlamıştır." denildi.


Göçük altında bir kişi hayatını kaybetti



B.M. isimli kişinin yaralı halde göçükten çıkarıldığı belirtilirken henüz çıkarılamayan A.M.'nin hayatını kaybettiğinin belirlendiği, 'Çalışmalar sonucu göçük altından çıkarılan B.M. isimli şahıs sağlık görevlilerince hastaneye kaldırılarak tedavi altına alınmıştır. Göçük altında bulunan A.M. isimli inşaat çalışanı ise kurtarılamayarak hayatını kaybetmiştir.' şeklinde ifade edildi. Öte yandan göçük altında hayatını kaybeden A.M.'nin cansız bedeninin 01.00 sıralarında çıkarıldığı ve Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldığı öğrenildi.


Firması sahibi, şantiye şefi ve firma çalışanı gözaltına alındı



Açıklamada, firma sahibinin gözaltına alındığı 'Başlatılan soruşturma kapsamında inşaat firması sahibi Ö.T., şantiye şefi T.U. ve firma çalışanı N.Ş. isimli şahıslar yakalanarak gözaltına alınmıştır. Konu ile ilgili yakalanan şüpheli şahıslar hakkında yürütülen tahkikat işlemleri devam etmektedir.' sözleriyle belirtildi.

Kaşif Kozinoğlu soruşturmasında Hasan Ataman Yıldırım ve Hasan Atilla Uğur hakkında ev hapsi kararı

Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınan Hasan Ataman Yıldırım ve Hasan Atilla Uğur hakkında ev hapsi şeklinde adli kontrol kararı verilirken, Ali İşgören ve Necip Doğan ise tutuklandı

19.09.2026 12:14:00 / Güncelleme: 19.09.2026 12:50:26
AA
 
Kaşif Kozinoğlu soruşturmasında Hasan Ataman Yıldırım ve Hasan Atilla Uğur hakkında ev hapsi kararı
Kaşif Kozinoğlu soruşturmasında Hasan Ataman Yıldırım ve Hasan Atilla Uğur hakkında ev hapsi kararı

Silivri Cumhuriyet Başsavcılığınca, Silivri Cezaevi'nde 2011'de yaşamını yitiren Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma devam ediyor.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen 4 şüpheliden, olay tarihinde Silivri Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yapan Ali İşgören ile cezaevi savcısı Necip Doğan, savcılıktaki ifadelerinin ardından "suç örgütüne üye olma" suçundan tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

Kozinoğlu'nun koğuş arkadaşları emekli Deniz Yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım ve Jandarma Albay Hasan Atilla Uğur ise sağlık durumları ve yaşları göz önüne alınarak "kasten öldürme" suçundan ev hapsi şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanması talebiyle hakimliğe gönderildi.

Şüpheliler Doğan ve İşgören'in tutuklanmasına karar veren hakimlik, şüpheliler Ataman ve Uğur hakkında ise ev hapsi şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına hükmetti.

Ne olmuştu?

Adalet Bakanı Akın Gürlek, NSosyal hesabından, Silivri Cezaevi'nde 2011'de yaşamını yitiren eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin soruşturmaya yönelik açıklama yapmıştı.

Kozinoğlu'nun tutuklu bulunduğu Silivri 1 No'lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda 12 Kasım 2011'de rahatsızlanarak Silivri Devlet Hastanesi'ne sevk edildiğini anımsatan Gürlek, "Hastaneye ulaştırıldığında hayatını kaybetmiş olduğu tespit edilmiştir. Olayın ardından yürütülen soruşturmada kamera kayıtları ve tıbbi belgeler incelenmiş, ceza infaz kurumu, jandarma ve sağlık personeli ile koğuş arkadaşları ve müteveffanın eşinin tanık ifadeleri alınmış, 10 Nisan 2012'de kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir." ifadelerini kullanmıştı.

Bakan Gürlek, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığınca dosyanın yeniden incelendiğini belirterek, şunları kaydetmişti:

"Silivri Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından yapılan değerlendirmeler ışığında Silivri Sulh Ceza Hakimliğinin 26 Ağustos 2026 tarihli kararıyla takipsizlik kararı kaldırılmış ve soruşturma yeniden başlatılmıştır. Yeni soruşturma kapsamında gizlilik kararı alınmış, özel bir soruşturma ekibi oluşturularak olayın tüm yönleriyle yeniden aydınlatılmasına yönelik kapsamlı çalışmalar başlatılmıştır. Bugün gelinen aşamada, Silivri Cumhuriyet Başsavcılığımızca olay tarihinde ceza infaz kurumunda görev yapan 11 şüpheli hakkında adli işlem başlatılmış, 10 şüpheli gözaltına alınmış, 1 şüphelinin ise FETÖ firarisi olarak yurt dışında bulunduğu tespit edilmiştir."

Gözaltına alınan 10 şüpheliden biri tutuklanmış, 7'si adli kontrol şartıyla olmak üzere 9 şüpheli serbest bırakılmıştı.

Soruşturma kapsamında yürütülen çalışmalarda, biri muhabir, biri kameraman ve 7'si sağlık çalışanı olmak üzere 9 şüpheli daha gözaltına alınmıştı.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheliler, adliyeye sevk edilmişti.

Savcılıkça ifadeleri alınan, muhabirin de arasında olduğu 3 şüpheli tutuklanmaları, kameramanın da arasında bulunduğu 3 şüpheli "yurt dışına çıkış yasağı" ve "imza atmak", diğer 3 şüpheli ise "yurt dışına çıkış yasağı" şeklinde adli kontrol uygulanması talebiyle hakimliğe sevk edilmişti.

Hakimlik, muhabirin de arasında olduğu 3 şüphelinin tutuklanmasına, kameramanın da arasında bulunduğu 6 şüpheli hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar vermişti.

Soruşturma kapsamında tutuklu sayısı 4, hakkında adli kontrol tedbiri uygulanan şüpheli sayısı da 13 olmuştu.

Bu arada Silivri Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine, Kozinoğlu'nun kesin ölüm nedeninin ve ölümünde üçüncü kişilerin müdahalesinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi amacıyla alınan karar kapsamında fethi kabir işlemi gerçekleştirilmişti.

Soruşturma kapsamında, Kurtlar Vadisi dizisinin senaristleri Raci Şaşmaz, Bahadır Özdener ve Cüneyt Aysan "bilgi sahibi" sıfatıyla savcılığa ifade vermişti.

Başsavcılık soruşturma kapsamında, Kurtlar Vadisi Pusu dizisinin incelenmesine karar verildiğini bildirmişti.

Soruşturma kapsamında, olay tarihinde görev yapan Silivri Cumhuriyet Başsavcısı Ali İşgören ile cezaevi savcısı Necip Doğan ve Kozinoğlu'nun koğuş arkadaşları emekli Deniz Yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım ve Jandarma Albay Hasan Atilla Uğur gözaltına alınmıştı.

Şüpheliler, jandarmadaki işlemlerinin ardından Silivri Adliyesi'ne sevk edilmişti. 

İsrail bağlantılı uluslararası dolandırıcılık şebekesine operasyon: 201 kişi gözaltında

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, yürütülen İsrail bağlantılı uluslararası dolandırıcılık şebekesine yönelik operasyonda, hakkında çalışma yürütülen 248 şahıstan 201'i gözaltına alındı. Gözaltına alınan 201 kişinin 45'inin yabancı ülke vatandaşı olduğu, yabancı uyrukluların ise 20 farklı ülke vatandaşından oluştuğu belirlendi

19.09.2026 12:04:00
İHA
 
İsrail bağlantılı uluslararası dolandırıcılık şebekesine operasyon: 201 kişi gözaltında
İsrail bağlantılı uluslararası dolandırıcılık şebekesine operasyon: 201 kişi gözaltında
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) İstanbul Bölge Başkanlığı ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekiplerince İsrail bağlantılı uluslararası dolandırıcılık şebekesine yönelik operasyon gerçekleştirildi.

Operasyon kapsamında hakkında çalışma yürütülen 248 şahıstan 201'i gözaltına alındı. Gözaltına alınan şüphelilerin uyruk bilgilerine ilişkin yapılan incelemede, 201 kişiden 45'inin yabancı ülke vatandaşı olduğu tespit edildi.

Yabancı uyruklu 45 şüphelinin 20 farklı ülke vatandaşından oluştuğu belirlendi. Buna göre gözaltına alınanlar arasında 9 İsrail, 11 Pakistan vatandaşı bulunurken, Azerbaycan, Suriye, Ürdün, Ukrayna, Tayland, Endonezya ve Fas uyruklu 2'şer kişinin olduğu öğrenildi.

Öte yandan gözaltı listesinde Kazakistan, Filipinler, İran, Çin, Lübnan, Filistin, Meksika, Mısır, Mozambik, Arjantin ve Bangladeş uyruklu birer kişinin de bulunduğu kaydedildi.

9 İsrail vatandaşının isimleri belli oldu

Operasyon kapsamında gözaltına alınan 9 İsrail vatandaşının ise Anton Bihun, Ceni Caen, Hamsa Güneyli, İlker Hason, Karolin Hason, Sami Tovim, Yako Benhabib, Jak Levi ve Amid Ygal olduğu belirtildi.

Böylece operasyon kapsamında gözaltına alınan 201 kişinin 45'inin yabancı ülke vatandaşı olduğu, yabancı uyruklu şüphelilerin ise toplam 20 farklı ülke vatandaşından oluştuğu öğrenildi.

İddia ne?

‘Suikast hazırlığı’ iddiasıyla açılan davanın ilk duruşmasında mahkeme ara kararını verdi. 8’i tutuklu 19 sanığın yargılandığı davada 6 sanık tahliye edildi

19.09.2026 11:47:00
Haber Merkezi
 
İddia ne?
İddia ne?
'Suikast hazırlığı' iddiasıyla açılan davanın ilk duruşmasında mahkeme ara kararını verdi. 8'i tutuklu 19 sanığın yargılandığı davada 6 sanık tahliye edildi. Selahattin Yılmaz ve Cem Duman'ın tutukluluğu ise devam etti. Duruşma 5 Ekim'e ertelendi.

Aziz İhsan Aktaş'a yönelik silahlı saldırı hazırlığı yapıldığı iddiasıyla açılan davada ilk duruşma tamamlandı. İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada 8'i tutuklu 19 sanık hakim karşısına çıktı.

Mahkeme, tutuklu sanıklardan Adem Kuru, Cem Çebi, İsa Aydın, Mehmet Tuğlu, Mustafa Serdar Yılmaz ve Özgür Kılıç'ın tahliyesine karar verdi.

Mahkeme, davanın iki önemli sanığı Selahattin Yılmaz ile Cem Duman'ın ise tutukluluk hallerinin devamına hükmetti. Dava 5 Ekim 2026 tarihine ertelendi.

İddia ne?

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Selahattin Yılmaz'ın liderliğini, avukat Cem Duman'ın ise yöneticiliğini yaptığı öne sürülen silahlı bir suç örgütünün Aziz İhsan Aktaş'a yönelik saldırı hazırlığında olduğu iddia ediliyor.

İddianameye göre saldırı hazırlığı, operasyon nedeniyle gerçekleşmeden teşebbüs aşamasında kaldı.

Savcılık, Yılmaz hakkında "suç işlemek amacıyla silahlı örgüt kurma" ve "tasarlayarak kasten öldürmeye teşebbüs" suçlarından ceza talep ediyor. Cem Duman hakkında da örgüt yöneticiliği kapsamında benzer suçlamalar bulunuyor.

Dosyanın kilit noktası: "Opet Aziz İhsan Aktaş" mesajı

Soruşturmanın dikkat çeken delillerinden biri, iddianamede yer verilen bir WhatsApp mesajı.

Savcılık, Mehmet Tuğlu'nun 5 Şubat 2025'te Selahattin Yılmaz'a "Opet Aziz İhsan Aktaş" şeklinde mesaj gönderdiğini ve ertesi gün ikili arasında telefon görüşmesi yapıldığını belirtiyor.

Savcılık bu mesajlaşmayı saldırı hazırlığına ilişkin deliller arasında değerlendiriyor. Ancak Selahattin Yılmaz duruşmada mesajın suikast hazırlığıyla ilgisi olmadığını savundu.

Yılmaz'a göre mesaj, Aktaş'ın etkin pişmanlıktan yararlanarak ifade vermesinden aylar önce gönderilmişti. Yılmaz, Aktaş'ın daha sonra itirafçı olacağını o tarihte bilmesinin mümkün olmadığını söyleyerek suçlamayı reddetti.

Aktaş: "Şikayetçiyim"

Davanın müştekisi Aziz İhsan Aktaş ise mahkemede saldırı iddiasının operasyon nedeniyle tamamlanamadığını savundu.

Aktaş, etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadeler nedeniyle hedef haline getirildiğini, kendisi ve ailesine yönelik silahlı saldırı hazırlığı bulunduğunun kendisine bildirildiğini söyledi.

Aktaş, sanıklardan şikayetçi olduğunu ve sorumluların cezalandırılmasını istedi.

Sanıklar suçlamaları kabul etmiyor

Duruşmada sanıkların önemli bölümü suçlamaları reddetti.

Emekli polis memuru Adem Kuru, Aktaş'ı hayatında görmediğini ve kendisiyle herhangi bir bağlantısının bulunmadığını söyledi.

Cem Çebi de Aktaş'ı tanımadığını, herhangi bir emir veya talimat almadığını savundu.

Bu savunmaların ardından mahkemenin 6 sanık hakkında tahliye kararı vermesi, dosyanın ilerleyen aşamalarında delillerin nasıl değerlendirileceği konusundaki tartışmayı da büyüttü. Şimdi gözler 5 Ekim'de

Alzheimer hastalarının umudu artıyor


 
İstanbul'da 21 Eylül Dünya Alzheimer Günü vesilesiyle düzenlenen basın toplantısında Alzheimer hastalığında tanı ve tedavi alanındaki güncel bilimsel gelişmeler, yeni tedavilere erişim, hastalığın davranışsal belirtileri ve bakım verenlerin yaşadığı zorluklar ele alındı. 

19.09.2026 01:30:00
Murat Çorbacı
 
 Alzheimer hastalarının umudu artıyor
 Alzheimer hastalarının umudu artıyor

İstanbul'da 21 Eylül Dünya Alzheimer Günü vesilesiyle düzenlenen basın toplantısında Alzheimer hastalığında tanı ve tedavi alanındaki güncel bilimsel gelişmeler, yeni tedavilere erişim, hastalığın davranışsal belirtileri ve bakım verenlerin yaşadığı zorluklar ele alındı. Türkiye Alzheimer Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dilek Şahinöz, Türkiye Alzheimer Derneği Tıbbi Kurul Başkanı Prof. Dr. Başar Bilgiç, Türkiye Alzheimer Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve hasta yakını Hatice Sertaç Süslü ile Abdi İbrahim Otsuka Genel Müdürü Zeynep Alptekin Basa'nın katıldığı toplantıda güncel gelişmeler ile yürütülen kampanyalara dikkat çekildi. 

Yenilikler olsa da zorluklar kendini gösteriyor

Dünyada Alzheimer hastalığının ilerlemesini yavaşlatan yeni ilaçların kullanıma girmesi, zona aşısının demans riskini düşürdüğünü gösteren veriler, hastalarda ajitasyon (hırçınlık) belirtilerine yönelik onaylı tedaviler ve erken tanıyı kolaylaştıran kan testleri Alzheimer hastalığının geleceğine ilişkin umut verici gelişmeler arasında yer alıyor. Bu güncel gelişmeler heyecan yaratırken, hastalar ve hasta yakınları hâlâ birçok zorluk ve engelle çoğu kez tek başlarına mücadele etmek zorunda kalıyor; Türkiye'de ise bu önemli yeniliklere erişimin artırılması önem taşıyor.

Yeni Alzheimer tedavilerine erişim önemli

Türkiye Alzheimer Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dilek Şahinöz, Alzheimer hastalığında beyinde biriken 'amiloid' adlı maddeyi temizleyen ilaçların hastalığın ilerlemesini yavaşlattığını ve günümüzde dünya çapında kullanılmaya başlandığını belirtti.
Bu ilaçların Türkiye'de hâlâ erişilebilir olmadığına dikkat çeken Şahinöz, yeni tedavilere adil ve zamanında erişimin sağlanabilmesi için ilgili tüm paydaşların katkısının önem taşıdığını belirtti. Şahinöz, bununla birlikte ilacın uzun dönem etkilerini izleyecek sistemlerin kurulması, geri ödeme düzenlemelerinin yapılması ve uygulama için gerekli sağlık altyapısının hızla hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.

Yeni kan testleri ile Alzheimer tanısı mümkün ama kimlere, nasıl yapılmalı?

Türkiye Alzheimer Derneği Tıbbi Kurul Başkanı Prof. Dr. Başar Bilgiç de son dönemde Türkiye'de çeşitli klinik laboratuvarlarda, kandan Alzheimer tanısı için bakılan "pTau-217" isimli testin uygulanmaya başlandığını belirterek, gelişmiş ülkelerle aynı dönemde bu testlerin Türkiye'de hizmete girmesinin sevindirici bir gelişme olduğunu ifade etti.
'pTau-217'nin Alzheimer hastalığı ile ilişkili erken beyin değişikliklerini yansıtan bir biyobelirteç olduğunu ve uygun bağlamda kullanıldığında tanısal değerlendirmeye çok değerli bir katkı sağladığını belirten Bilgiç, bu yeni olanağa ilişkin önemli uyarılarda da bulundu. Bilgiç, ölçümün hedef kitlesinin şimdilik zihinsel şikâyet bildiren kişilerle ve hekim isteği dahilinde sınırlı olması gerektiğini; hiç şikâyeti olmayan sağlıklı bireylerde ise günümüzde henüz yeterli veri birikmediğinden yaygın tarama aracı olarak uygulanmasının önerilmediğini ifade etti.

Önümüzdeki dönemde 'pTau-217'ye ek olarak hastalığın ilerlemesini ve şiddetlenmesini öngören başka kan testlerinin de devreye girmesinin beklendiğini belirten Bilgiç, biyobelirteçlerin kullanımı, güvenilir platform seçimi ve sonuçların yorumlanması konusunda ulusal kılavuz ve kalite standartlarının hızla oluşturulmasının önem taşıdığını vurguladı.
Son yıllarda yapılan güçlü çalışmalar ve büyük veri analizlerinin zona (herpes zoster) aşılarının sadece zona hastalığını önlemekle kalmayıp demans riskini yaklaşık yüzde 20 oranında azaltabileceğini ve demansı olanlarda da hastalığın ilerlemesini yavaşlatabileceğini gösterdiğini belirten Prof. Dr. Başar Bilgiç, Galler ve Avustralya'daki çalışmalarda aşıya erişimi olan gruplarda daha az demans tanısı konduğunu ifade etti. Bilgiç, bu çalışmalara ek olarak geniş sağlık sistemi verilerinin de aşı olanlarda demans riskini daha düşük bulduğuna dikkat çekti.

Alzheimer'da ortaya çıkan hırçınlıklarla mücadele mümkün

Türkiye Alzheimer Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve hasta yakını Hatice Sertaç Süslü, Alzheimer hastalarında görülen hırçınlık ve huzursuzluğun hem hasta hem de bakım verenler için yıpratıcı bir sorun olduğunu; günlük yaşamı, uyku düzenini ve sosyal ilişkileri bozduğunu, bakım yükünü ve sağlık harcamalarını artırdığını ve hastalığın seyrini olumsuz etkilediğini belirtti. Süslü, son yıllarda Alzheimer hastalığında görülen bu hırçınlıklara özel olarak iki onaylı ilaç geliştirildiğini ve bunlardan birinin Türkiye'de mevcut olduğunu belirtti.
Abdi İbrahim Otsuka Genel Müdürü Zeynep Alptekin Basa da Türkiye'de Alzheimer hasta sayısının 700 bine ulaştığını kaydetti. 

İsrail bağlantılı forex şebekesine operasyon!

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, MİT ve İstanbul Emniyeti, İsrail bağlantılı olduğu değerlendirilen uluslararası forex dolandırıcılığı şebekesinin Türkiye yapılanmasına operasyon düzenledi

18.09.2026 21:16:00
Haber Merkezi
 
İsrail bağlantılı forex şebekesine operasyon!
İsrail bağlantılı forex şebekesine operasyon!
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, MİT ve İstanbul Emniyeti, İsrail bağlantılı olduğu değerlendirilen uluslararası forex dolandırıcılığı şebekesinin Türkiye yapılanmasına operasyon düzenledi. 31 firmaya ait 40'tan fazla ofisin hedef alındığı operasyonda, şebekenin Türkiye'deki yapılanması ve mağdurları dolandırmak için kullandığı yöntemler deşifre edildi.

Sahte yatırım, gerçek para

Soruşturma kapsamında şebekenin, paravan şirketler ve çağrı merkezleri kurarak farklı ülkelerin vatandaşlarını hedef aldığı belirlendi. Çalışanların yaklaşık bir hafta eğitimden geçirildiği, kendilerine kod adlar ve sahte hayat hikâyeleri verildiği tespit edildi.

Mağdurlar ise bulundukları ülkeye ait yerel telefon numaralarıyla aranıyordu. Gerçek yatırım şirketleri izlenimi oluşturmak için farklı isimlerde yatırım platformları kullanılırken, bu platformlara ait olduğu öne sürülen sahte lisansların da kullanıldığı aktarıldı.

Önce kazandırdılar, sonra parayı kilitlediler



Sistemin en dikkat çekici yöntemi ise mağdurun güvenini kazanmak üzerine kuruluydu. İlk aşamada bazı mağdurların hesaplarından para çekmesine izin verildi. Böylece güven oluşturulduktan sonra daha yüksek miktarlarda para yatırmaları sağlandı.

Ardından ekranda sahte kazanç ve kayıplar oluşturuldu. Gerçekte herhangi bir finansal işlem yapılmadığı, mağdurların yatırım yaptığını sandığı paraların gerçek piyasalarda değerlendirilmediği belirtildi. Para çekmek isteyen mağdurların hesapları ise bir anda zarar etmiş veya eksi bakiyeye düşmüş gibi gösterildi.

Ofislerde olağanüstü gizlilik

Şebekenin ofislerinde çalışanların telefon taşımasının yasak olduğu, dışarıdan konuşmaların duyulmaması için sürekli yüksek sesli müzik kullanıldığı ve İbranice konuşulmasının yasaklandığı tespit edildi. Çalışanların ayrıca belirli aralıklarla yalan makinesi testine tabi tutulduğu bildirildi.

İsrail vatandaşları hedef dışında tutuldu

Soruşturmadaki dikkat çekici tespitlerden biri de şebekenin İsrail vatandaşlarını hedef almama kuralı oldu. Buna karşılık Avrupa, Asya ve Afrika ülkelerindeki kişilerin hedef seçildiği ve elde edilen suç gelirlerinin kripto para ve soğuk cüzdanlar üzerinden İsrail'e aktarıldığının değerlendirildiği bildirildi.

Soruşturma kapsamında ayrıca şebekenin uluslararası bağlantıları, finansal hareketleri ve farklı ülkelerdeki yapılanmaları mercek altına alındı. İsrail bağlantılarına ilişkin değerlendirmeler soruşturma makamlarının tespitleri olarak yer alırken, bunların yargısal süreçte kesinleşmiş hüküm olmadığı da önem taşıyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.