Türkiye'nin gündemi deprem olmalı!
“Ülkemizde Deprem ve Depreme Dirençli Kentler” konulu seminerde önemli açıklamalar yapan, Yerbilimci Prof. Dr. Naci Görür, Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunu kabul etmemiz gerektiğini vurgulayarak deprem dirençli yerleşim alanlarının önemine dikkat çekti





Mikrobölgeleme yapılmalı
Prof. Dr. Görür, kentleri deprem dirençli hale getirmenin altı bileşeni olduğunu ve bunların yönetim, halk, altyapı, yapı stoku, çevre ekosistem ve ekonomi olduğunu belirterek şöyle devam etti: "İl yönetimleri ve mekan kullanımının mikrobölgeleme çalışmaları çerçevesinde yapılması önemli. Bu çalışmalar ağırlıklı olarak 1999 depreminden sonra yapıldı. O dönem bir ilçenin mikrobölgeleme çalışmaları 20-25 milyon dolar tutuyordu. Bu çalışmaların bütün Türkiye'de yapılması gerekiyor." Geliştirilme çalışmaları süren erken uyarı sistemlerinin esas amacının doğalgaz, su, elektrik gibi stratejik kurumlarda önden sistemlerde kesinti sağlayarak güvenlik önemlerini artırmak olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Görür, "Bugünkü teknolojiyle deprem dirençli kentler yapmak hiç zor değil. Olası bir İstanbul depreminde kanalizasyon sistemi ve içme suyu sistemlerinin zarar görebileceğini görüyoruz. Buna göre sistem düzeltme çalışmaları yürütmeye başladık. Bu Türkiye'de bir ilk. Ciddi bir şekilde çalışmaya başlarsak, biz İstanbul'u deprem dirençli hale dönüştürebiliriz" diye konuştu.
'7 ve üzeri deprem olma olasılığı yüzde 64'
Beklenen İstanbul depremiyle ilgili de değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Naci Görür açıklamasını şöyle sürdürdü: "1999'dan itibaren 30 sene içinde her an olmak üzere İstanbul'da 7 ve üzeri deprem olma olasılığı yüzde 64. Bu 2029'a kadar bir süre demek. Bu tahmin 15 yıl artı veya eksi olarak düşünülüyor. Bu en iyi ihtimali düşündüğümüzde 2044'e kadar zamanımız olabildiği anlamına geliyor. Bir Afet Bakanlığı kurulabilirse ve iyi de bir bütçesi olursa Türkiye genelinde önemli bir gelişme sağlayabiliriz." YENAL ARMAN
















































































