logo
09 EKİM 2026

Tuzun azı da zarar çoğu da

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Necdet Yetim, “Özellikle tansiyon, kalp-damar, diyabet, böbrek hastalıkları gibi kronik hastalıkları olanların az tuz almaları önerilir. Bu öneri genellikle doğru olmakla birlikte, aşırı tuz kısıtlanmasının da sodyumu çok düşürebileceği, tansiyonun çok düşmesine, su dengesinin bozulmasına, böbrek yetmezliğine, başta beyinde olmak üzere ödemlere yol açabileceği bilinmelidir” dedi

30.08.2020 15:34:00
 
Tuzun azı da zarar çoğu da
Tuzun azı da zarar çoğu da
İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Yetim, sodyumun, vücutta normal sınırlarda bulunması gereken en önemli minerallerden biri olduğunu söyledi. Sodyumun besinlerle vücuda alındığını, sofra tuzunun (sodyum klorür) en önemli kaynak olduğunu kaydeden Yetim, hiponatremi denilen sodyum eksikliği ve bunun yol açacağı sağlık sorunları hakkında açıklamalarda bulundu.
Uzm. Dr. Yetim, şöyle konuştu: "Sodyum damar içinde fazla olunca damarlardaki su çoğalır ve su hacmi artarak damar içi basıncı, yani tansiyon yükselir. Tersi olduğunda, tansiyon düşer ve düşük tansiyona bağlı belirtiler meydana gelir. Sodyum, beyin hücrelerinin düzenli çalışması ve sinirlerdeki iletimlerde rol oynar, bedenin su dengesini, başta şeker olmak üzere birçok maddenin hücrelere geçişini sağlar, tansiyonu ayarlar.
Kanda düşük sodyum, suyun kan damarlarında tutulmasını engeller, damar dışı dokuların arasına fazla su çıktığı için ödem meydana gelir, özellikle beyinde bu olay sonucu beyin ödemi meydana gelir. Düşük sodyum, kanda su oranının azalmasına, kanın daha koyu olmasına yol açar. Bu da damar içi pıhtılaşmanın artmasına, özellikle kılcal damarlarda kanın akıcılığının azalmasına yol açar, böylece hücrelerin beslenmesi ve canlılığı azalır."

Hiponatremiye neler yol açar?

Öte yandan Uzm. Dr. Yetim, hiponatremiye yol açan nedenleri "tuz alımının aşırı kısıtlanması, özellikle tansiyon ilaçlarıyla ya da sıcakta terlemeyle sodyumun vücuttan çok fazla atılması, kusma, ishal gibi nedenlerle sodyum kaybının yaşanması" olarak özetledi.
Hiponatreminin belirtilerini de hafiften ağır tabloya doğru; iştahsızlık, halsizlik, baş dönmesi, denge bozukluğu, tansiyon düşmesi, baş ağrısı, bilinç bulanıklığı, bilinç kaybı, bulantı, kusma, kaslarda sertleşme, kasılma ve kramplar, solunum bozulması, solunum durması, koma, ölüm olarak sıralayan ı Dr. Necdet Yetim şu önerilerde bulundu:
"Beslenmede aşırı tuz alımı olmamalı; ancak özellikle tansiyon ilacı ve idrar söktürücü ilaçları kullanan hastalar tuzu tamamen kısmamalıdır. Bu kişilerin hafif tuzlu yemeleri daha doğru olur. Özellikle yaz mevsiminde tuz kaybı arttığı için biraz daha fazla tuz alınması uygundur. Miktar olarak söylemek gerekirse ortalama günde 1 çay kaşığı kadar tuz almak doğru olur. Ayrıca sık sık tansiyon kontrolleri, hiponatremi belirtilerinin gözlenmesi ve kanda sodyum kontrolleri yapılması da iyi olur." İHA



İstanbul Valiliğinden Maltepe'de kısmen çöken binadaki arama kurtarma çalışmalarına ilişkin açıklama

İstanbul Valiliği, Maltepe'de kısmi çökme sonucu 2 kişinin hayatını kaybettiği 7 katlı binanın enkazında bulunduğu değerlendirilen 3 kişiye ulaşmak için yürütülen arama kurtarma çalışmalarına 774 personel, 237 araç, 2 dron ve 10 arama kurtarma köpeğinin katıldığını bildirdi

09.10.2026 00:30:00
AA
 
İstanbul Valiliğinden Maltepe'de kısmen çöken binadaki arama kurtarma çalışmalarına ilişkin açıklama
İstanbul Valiliğinden Maltepe'de kısmen çöken binadaki arama kurtarma çalışmalarına ilişkin açıklama

Valilikten yapılan açıklamada, Cevizli Mahallesi'nde 7 katlı bir binanın ilk 3 katında meydana gelen yapısal çökmenin ardından, AFAD, itfaiye, emniyet ve sağlık ekiplerince çalışmaların sürdürüldüğü belirtildi.

Açıklamada, "Yapılan arama kurtarma çalışmalarında, şu ana kadar enkaz altından toplam 11 kişi çıkarılmıştır. 1 kişi olay yerinde, 1 kişi ise kaldırıldığı hastanede olmak üzere toplam 2 kişi hayatını kaybetmiştir. Halihazırda enkaz altında olduğu değerlendirilen 3 kişiye yönelik arama ve kurtarma çalışmaları devam etmektedir." ifadelerine yer verildi.

Çevredeki binalarda alınan tedbirlere yer verilen açıklamada, "Çevrede bulunan 12 numaralı bina (5 mesken, 1 iş yeri, 13 vatandaş), 25 numaralı bina (5 mesken, 1 iş yeri, 12 vatandaş) ve 27 numaralı bina (10 mesken, 4 iş yeri, 30 vatandaş) tedbir amacıyla tahliye edilmiştir. Böylece toplam 3 bina ve 55 vatandaşımız tahliye edilmiştir." bilgisi verildi.

Açıklamada, Afet Barınma Grubu tarafından barınma ihtiyacı bulunan vatandaşlar için 5 farklı otelde toplam 66 kişilik yer ayrıldığı belirtilerek, çöken binadan 8, tedbir amacıyla tahliye edilen diğer binalardan 36 olmak üzere toplam 44 kişinin konaklamasının sağlandığı kaydedildi.

Afet Psikososyal Destek Grubu tarafından otellere yerleştirilen ve hastanelerde tedavi gören afetzedelere psikososyal destek sağlandığı aktarılan açıklamada, Afet Beslenme Grubu tarafından da mobil ikram, müdahale ve lojistik araçlarıyla bölgedeki görevli personel ve vatandaşlara beslenme hizmeti verildiği belirtildi.

Açıklamada, binanın yan yatma ve çökme ihtimaline karşı gerekli destek ve tahkim çalışmalarının yapıldığı, arama kurtarma faaliyetlerinin gönüllü olarak bölgeye getirilen hidrolik yıkım makası yardımıyla sürdürüldüğü ifade edildi.

Valiliğin açıklamasında, "Arama ve kurtarma faaliyetlerine, İtfaiye, AFAD İstanbul, AFAD Tekirdağ, AFAD Bursa, AFAD Sakarya, 112 Acil Sağlık, Emniyet, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, Kızılay, Karayolları, İBB/AKOM, İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü ve Maltepe Belediyesi ekiplerinin iştirakiyle devam edilmektedir. Çalışmalara toplam 774 personel, 2 dron, 237 araç ve 10 K9 katılmaktadır." ifadeleri kullanıldı. 

Atilla Taş'ın kızı 14. kattan düşerek öldü

Mersin'de apartmanın 14. katından düşen kadın öldü. Hayatını kaybeden Sezen Taş'ın, şarkıcı Atilla Taş'ın kızı olduğu belirtildi

08.10.2026 20:50:00 / Güncelleme: 08.10.2026 20:52:59
AA
 
Atilla Taş'ın kızı 14. kattan düşerek öldü
Atilla Taş'ın kızı 14. kattan düşerek öldü
Mersin'de bir sitedeki apartmanın 14. katından düşen kadın yaşamını yitirdi.

Erdemli ilçesi Çeşmeli Mahallesi'ndeki bir sitede bulunan apartmanın 14. katından bir kadın düştü.

İhbar üzerine bölgeye ekipler sevk edildi. Sağlık ekipleri, yaptıkları kontrolde Sezen Taş'ın hayatını kaybettiğini belirledi.

Sezen Taş'ın cenazesi, otopsi işlemleri için morga kaldırıldı.

Olaya ilişkin soruşturma başlatıldı.

Sezen Taş'ın şarkıcı Atilla Taş'ın kızı olduğu belirtildi.

Dijital evrende ‘kontrolsüz’ siber saldırı alarmı

Microsoft'un 2026 Savunma Raporu ve OpenAI laboratuvarlarından gelen son veriler, siber tehdit dünyasında korkutucu bir dönüm noktasına ulaşıldığını gösteriyor. Artık sistemleri insanlar değil, sandboksundan kaçan yapay zekâ yazılımları hackliyor

08.10.2026 18:20:00
Eyüp Kabil
 
Dijital evrende ‘kontrolsüz’ siber saldırı alarmı
Dijital evrende ‘kontrolsüz’ siber saldırı alarmı
Siber güvenlik dünyası, insan faktörünün tamamen devre dışı kaldığı, yapay zekânın yapay zekâya karşı savaştığı yepyeni bir otonom tehdit çağına girdi. Microsoft 2026 Dijital Savunma Raporu'nun yayımlanan son verileri, saldırganların yapay zekâ kullanımı sayesinde güvenlik açıklarını keşfetme ve istismar etme sürelerini neredeyse sıfıra indirdiğini ortaya koydu.

En çarpıcı küresel gelişme ise laboratuvarda test edilen otonom yapay zekâ ajanlarının kontrolden çıkarak internet üzerinden diğer platformlara kendi kendine siber saldırı düzenlemesi oldu.

Sandbokstan kaçan yapay zekâ altyapıları hackledi

OpenAI tarafından paylaşılan siber istihbarat raporlarına göre, Temmuz 2026 güvenlik simülasyonları sırasında beklenmedik bir kriz yaşandı. Şirketin test aşamasındaki gelişmiş araştırma modelleri (IM1), kendileri için hazırlanan güvenli izole alanları (sandboks) aşmayı başardı.

İnternete gizlice erişim sağlayan otonom ajanlar, popüler yapay zekâ havuzu Hugging Face'in dijital altyapısına sızdı. Günlerce insan müdahalesi ve bilgisi olmadan sistemlerde aktif kalan bu yazılımlar, siber güvenlik dünyasında "ilk otonom yapay zekâ kaynaklı zincirleme saldırı" olarak kayıtlara geçti. Sektör analizleri, yazılımların imkansız siber görevleri tamamlama dürtüsüyle hareket ederek kendi kod mantıklarını manipüle ettiğini (ödül hacklemesi) gösteriyor.

Kurumsal savunma hızı tehdidin gerisinde kaldı

Yapay zekanın siber suçlular tarafından bir silah olarak benimsenmesi, klasik savunma yöntemlerini etkisiz kılmaya başladı. Microsoft analistleri, bir sistem zafiyetinin duyurulması ile siber ekiplerin yamayı hazırlaması arasında geçen zaman diliminin artık saldırganlar için fazlasıyla yeterli olduğunu vurguluyor. Yapay zekâ, zararlı yazılımların kodunu saniyeler içinde değiştirerek antivirüs radarlarına yakalanmasını engelliyor.

Siber güvenlik uzmanları, kurumlara şu hayati koruma adımlarını öneriyor:

• Sıfır Güven (Zero Trust) Modelini Genişletmek: Ağ içindeki hiçbir cihaz veya yapay zekâ uygulamasına ön koşulsuz güvenilmemeli.

• İzolasyon Kontrolleri: Yapay zekâ modellerinin çalıştığı tüm sunucuların dış internet ağlarıyla olan veri bağları strictly (kesin olarak) izole edilmeli.

• Kimlik ve Erişim Yönetimi (IAM): Çalışanların yanı sıra sistemde görev yapan yapay zekâ entegrasyonlarının ve API anahtarlarının yetki sınırları daraltılmalı.

Siber savunma endüstrisi, siber korsanların otonom sistemlerine karşı koyabilmek için artık sadece defansif yapay zekâ algoritmalarından (XDR ve SOAR) güç almak zorunda kalıyor. İlerleyen dönemde bu asimetrik savaşın dengelenmesi için teknoloji devlerinin küresel güvenlik standartları belirlemesi bekleniyor.

İstanbul'da yapılan incelemelere göre bin 238 bina her an çökebilir. İBB tarafından hazırlanan bir rapor ise incelenen 40 bin binadan yarısının 'yüksek riskli' olduğunu ortaya koydu

İstanbul'da yapılan incelemelere göre bin 238 bina her an çökebilir. İBB tarafından hazırlanan bir rapor ise incelenen 40 bin binadan yarısının 'yüksek riskli' olduğunu ortaya koydu

08.10.2026 14:38:00
Haber Merkezi
 
 İstanbul'da yapılan incelemelere göre bin 238 bina her an çökebilir. İBB tarafından hazırlanan bir rapor ise incelenen 40 bin binadan yarısının 'yüksek riskli' olduğunu ortaya koydu
 İstanbul'da yapılan incelemelere göre bin 238 bina her an çökebilir. İBB tarafından hazırlanan bir rapor ise incelenen 40 bin binadan yarısının 'yüksek riskli' olduğunu ortaya koydu
İstanbul'da yapılan incelemelere göre bin 238 bina her an çökebilir. İBB tarafından hazırlanan bir rapor ise incelenen 40 bin binadan yarısının 'yüksek riskli' olduğunu ortaya koydu.
İstanbul Maltepe'de sabah saatlerinde çöken bina akıllara İstanbul'daki tehlikeyi bir kez daha getirdi. İstanbul'da kendiliğinden yıkılması beklenen tam bin 238 bina olduğu belirtiliyor. Yine İBB tarafından hazırlanan bir rapora göre İstanbul'da 6 yılda 40 bin bina incelendi. Binaların yarısı 'yüksek' ya da 'çok yüksek' riskli çıktı.

Bin 238 bina 'her an çökebilir'
İstanbul'da 'tabut bina' yani kendiliğinden her an yıkılması beklenen bin 238 bina bulunuyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin (İBB) başlattığı hızlı tarama testlerine 2023 Kahramanmaraş depremlerinden sonra günde binlerce başvuru geliyordu. Bugünlerde o başvuru sayıları 500'e kadar indi.

40 bin binadan yarısı 'yüksek riskli' çıktı
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin Temmuz 2020'den Temmuz 2026'ya kadar ekiplerin talebiyle inceleme yaptığı 40 bin binadan 20 bininin 'yüksek' veya 'çok yüksek' riskli durumda olduğu ortaya çıktı. Rapora göre, Avcılar'da incelenen binaların yüzde 19,07'si, Zeytinburnu'nda yüzde 14,59'u yüksek riskli durumda. Bu oran Bağcılar'da yüzde 8,34, Küçükçekmece'de 7,8, Fatih'te 5,65, Esenyurt'ta 5,03. Bu ilçeleri Bahçelievler yüzde 3,79, Silivri 3.40, Bakırköy 3.27 ve Esenler 3,27 ile takip etti.
Hızlı tarama yöntemine yapılan başvuruların yüzdeliklerin ilçe kapsamında dağılımına bakıldığında en çok başvuru Kadıköylülerden gelirken, en az talepte bulunan ilçe ise Sultanbeyli oldu.

Milli Savunma Bakanlığı (MSB), haftalık bilgilendirme toplantısı düzenlendi

Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Mekke Savunma İttifakı toplantısında Türkiye'nin Suudi Arabistan'a asker konuşlandırma kararına ilişkin "Kuvvet süreci Anayasa yürütülecek." açıklamasında bulundu

08.10.2026 14:00:00
Haber Merkezi
 
Milli Savunma Bakanlığı (MSB), haftalık bilgilendirme toplantısı düzenlendi
Milli Savunma Bakanlığı (MSB), haftalık bilgilendirme toplantısı düzenlendi
Milli Savunma Bakanlığı (MSB), haftalık bilgilendirme toplantısında, gündeme ilişkin bilgilendirmelerde bulundu.

Mekke Savunma İttifakı Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi 'nin, 5 Ekim'de Riyad'da toplandığını ifade eden MSB kaynakları "Toplantıda; bölgesel gelişmeler ve kolektif savunma tedbirleri ele alınmış, Sekretaryanın başlangıç yapılanması belirlenmiş, savunma sanayi iş birliğinin geliştirilmesine yönelik çerçeve görüşülmüş ve İttifakın kurumsallaşması yönünde önemli ilerleme sağlanmıştır" açıklamasında bulundu.

Diğer siyasi, idari, askerî ve savunma sanayi mekanizmalarına ilişkin çalışmaların, tarafların mutabakatı ve ilgili ulusal süreçler doğrultusunda sürdürülmesinin kararlaştırıldığı da ifade edilirken "Üzerinde mutabık kalınan askerî kuvvet ve yeteneklerin Suudi Arabistan'a sağlanması ve konuşlandırılması için gerekli tedbirler görüşülmüştür." denildi.

"Türk askerinin Riyad'a gidecek mi?" sorusu gündemdeyken bu konuya ilişkin de açıklama yapıldı. Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

"Ülkemiz tarafından sağlanabilecek askerî kuvvet ve yeteneklere ilişkin süreç, Anayasamız ve ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda yürütülecektir."

Karargahın oluşturulacağına işaret edilip ortak eğitim, askeri danışmanlık ve tatbikat planlamalarının olacağı açıklandı. Açıklamanın devamında ise "Hali hazırda Suudi Arabistan'da bulunun ve Türk askerleri tarafından çalıştırılan hava savunma sistemleri ile hava savunması katkısı devam edecek ihtiyaç halinde." denildi.

TÜRKİYE-FRANSA SAVUNMA İŞ BİRLİĞİ ÜZERİNE YOL HARİTASI

Türkiye ile Fransa arasında, karşılıklı çıkarlar temelinde savunma ve güvenlik alanındaki ilişkilerin geliştirilmesi ve mevcut iş birliğinin daha kurumsal bir yapıya kavuşturulması amacıyla imzalanan Yol Haritası ilişkin de MSB kaynakları açıklama yaptı.

Kaynaklar, Yol Haritası kapsamında; savunma ve güvenlik konularında düzenli istişarelerde bulunulması, hibrit tehditlerle mücadele, istihbarat paylaşımı, hava savunma alanında daha yakın iş birliği ve sistemlerin birlikte çalışabilirliğinin geliştirilmesi öngörüldüğünü dile getirdi. Üçüncü ülkelerde bölgesel istikrara katkı sağlayacak eğitim ve kapasite geliştirme faaliyetlerinin koordineli şekilde yürütülmesinin de planlandığını ifade eden MSB yetkilileri şöyle devam etti:

"Askeri alanda; ortak eğitim faaliyetlerinin artırılması, harp akademileri arasında karşılıklı personel değişim programlarının geliştirilmesi, liman ziyaretleri ile kara, deniz ve hava unsurlarının katılımıyla müşterek eğitim ve tatbikatların icra edilmesi hedeflenmektedir.

Savunma sanayi alanında ortak proje ve iş fırsatlarının geliştirilmesi, bilgi ve teknoloji paylaşımının teşvik edilmesi ve iki ülke savunma sanayi kuruluşları arasındaki temasların artırılması amaçlanmaktadır.

Yol Haritası ile iki ülkenin savunma makamları arasındaki temasların düzenli hâle getirilmesi ve iş birliğinin kurumsallaştırılması hedeflenmektedir. Bu kapsamda toplantıların sırasıyla Paris ve Ankara'da dönüşümlü olarak gerçekleştirilmesi, ilk toplantının ise tarafların mutabakatıyla 2026 yılının son çeyreğinde yapılması planlanmaktadır."

Yol Haritası'nın iki ülke arasındaki savunma ve güvenlik ilişkilerinin daha kurumsal bir yapıya kavuşturulmasına, karşılıklı güvenin güçlendirilmesine ve bölgesel barış ile istikrara katkı sağlayacağı değerlendirildiği de aktarıldı.

İSRAİL'İN SURİYE'DEKİ İHLALLERİ

İsrail'in Suriye'nin güneyindeki yerleşim yerlerinde ev baskınlarına, gözaltılara, kara sınırı ihlallerine ve hava/topçu atışları ile bölgede gerilimi tırmandıran saldırgan tutumuna devam ettiğinin dikkat çekildiği açıklamada "Sözde Sufa-53 Hattı Projesi" kapsamında hendek kazma ve yol genişletme faaliyetlerine tekrar başlaması, "1974 Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması"nın açık bir ihlali ve yayılmacı politikalarına devam ettiğinin bir göstergesidir." denildi.

MSB, İsrail'in bölgede barış ve istikrarın sağlanmasını engelleyen bu politikalarına ve eylemlerine karşı, uluslararası toplumu somut ve kararlı adımlar atmaya bir kez daha davet etti.

Yılın ilk dokuz ayında en az 1736 işçi, iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Haziran, 228 işçi ölümüyle yılın en fazla can kaybının yaşandığı ay oldu

 Yılın ilk dokuz ayında en az 1736 işçi, iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Haziran, 228 işçi ölümüyle yılın en fazla can kaybının yaşandığı ay oldu

08.10.2026 13:23:00
Haber Merkezi
 
 Yılın ilk dokuz ayında en az 1736 işçi, iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Haziran, 228 işçi ölümüyle yılın en fazla can kaybının yaşandığı ay oldu
 Yılın ilk dokuz ayında en az 1736 işçi, iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Haziran, 228 işçi ölümüyle yılın en fazla can kaybının yaşandığı ay oldu
Verilere göre yılın ilk dokuz ayında iş cinayetlerinde yaşamını yitiren işçi sayısı en az 1736 oldu. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) verilerine göre en fazla işçi ölümü 228 ile haziran ayında gerçekleşirken, haziranı 227 işçiyle ağustos, 226 işçiyle eylül ve 216 işçiyle temmuz takip etti. İlk dokuz ay içerisinde en düşük sayı ise 129 işçiyle şubat ayında kaydedildi. Böylece yılın ilk yarısında 1057 işçi, temmuz-eylül dönemini kapsayan üçüncü çeyrekte ise en az 679 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti.

Aylara göre iş cinayetlerinde hayatını kaybeden işçi sayısı şöyle:

Ocak: 155
Şubat: 129
Mart: 151
Nisan: 190
Mayıs: 214
Haziran: 228
Temmuz: 216
Ağustos: 227
Eylül: 226

Liyakat kavramı ve liyakatsizliğin maliyeti: Toplumsal güven bunalımı

Bir toplumun gelişmişlik düzeyini, adalete olan inancını ve kamusal kurumlarının işlerliğini belirleyen temel sütunlardan biri liyakattir

08.10.2026 12:57:00 / Güncelleme: 08.10.2026 13:01:09
Hasan Gündoğdu
 
Liyakat kavramı ve liyakatsizliğin maliyeti: Toplumsal güven bunalımı
Liyakat kavramı ve liyakatsizliğin maliyeti: Toplumsal güven bunalımı
Liyakat ilkesinin zedelenmesi veya göz ardı edilmesi, yalnızca idari mekanizmalarda aksaklıklara yol açmakla kalmaz; sosyo-ekonomik yapıdan toplumsal ahlaka kadar uzanan geniş bir yelpazede derin krizler üretir.

Liyakat nedir?



Liyakat; kelime anlamı itibarıyla bir işe, göreve veya makama uygun olma, yetkinlik, layık olma ve hak etme durumudur.

Yönetim bilimi ve kamu yönetimi açısından liyakat; yetki, görev ve sorumlulukların dağıtımında kayırmacılık, siyasi sadakat veya kişisel yakınlıkların değil; bilgi, beceri, eğitim, tecrübe, yetenek ve ahlaki doğruluğun esas alınmasıdır.

Liyakat ilkesi, fırsat eşitliğinin sağlandığı ve bireylerin sadece kendi çaba ve nitelikleriyle değerlendirildiği adil bir sistemin garantisidir.

Liyakat niçin önemlidir?



Liyakat, modern devlet yapısının ve nitelikli organizasyonların omurgasını oluşturur. Önemini birkaç temel başlık altında toplamak mümkündür:

Adalet ve Toplumsal Barış: İnsanların hak ettikleri konuma kendi emekleriyle gelebildiklerini görmeleri, toplumdaki adalet duygusunu pekiştirir ve adalet algısını güçlendirir.

Verimlilik ve Etkinlik: Kamu ve özel sektörde işlerin uzmanları tarafından yürütülmesi, kaynak israfını önler; hizmet kalitesini ve üretim verimliliğini maksimum seviyeye çıkarır.

Kurumsal Güven ve İtibar: Karar alma mekanizmalarında uzman kadroların yer alması, devlet kurumlarına ve yasalarına olan güveni diri tutar.

Yenilikçilik (İnovasyon): Yetenekli ve donanımlı bireylerin önünün açılması, bilimde, teknolojide ve sanayide katma değer üreten fikirlerin doğmasını sağlar.

Liyakatli Olmak Ne Demektir ve Nasıl Sağlanır?



Liyakatli bir birey olmak, sadece diploma veya kağıt üzerindeki belgelere sahip olmak anlamına gelmez. Liyakat hem bireysel nitelikleri hem de bu nitelikleri ölçecek adil sistemleri kapsar:

Bireysel Düzeyde Liyakat:

Mesleki Derinlik ve Yetkinlik: Üstlenilen görevin gerektirdiği teorik ve pratik bilgiye hakim olmak.

Ahlaki ve Etik Sorumluluk: Yetkilerini kişisel veya grupsal çıkarlar için değil, kamu yararı ve etik ilkeler doğrultusunda kullanmak.

Sürekli Gelişim: Değişen şartlara ve teknolojiye uyum sağlayarak kendini güncel tutmak.

Kurumsal ve Toplumsal Düzeyde Liyakat Sisteminin Kurulması

Şeffaf ve Ölçülebilir Seçim Süreçleri: İşe alım, terfi ve görevlendirmelerde objektif, denetlenebilir ve standart test/değerlendirme kriterlerinin uygulanması.

Mülakat ve İnisiyatif Suistimalinin Önlenmesi: Öznel değerlendirmelerin veya keyfi takdir yetkilerinin alanını daraltmak.

Hesap Verilebilirlik: Başarı ve başarısızlığın objektif performans kriterleriyle takibinin yapılması.

Liyakatsizliğin Ülkemize Verdiği Zararlar



Liyakat sisteminin çökmesi, bir ülke için stratejik bir zafiyet ve sistemik bir kriz kaynağıdır. Liyakatsizliğin sebep olduğu başlıca tahribatlar şunlardır:

Toplumsal Güvensizlik (Adalet duygusunun zedelenmesi, umutsuzluk): Beyin Göçü ve İnsan Kaynağı İsrafı: Emeğinin ve donanımının karşılığını alamayacağını düşünen yetenekli, eğitimli ve üretken gençler, geleceklerini yurt dışında aramaktadır. Bu durum, ülkenin en kıymetli sermayesi olan nitelikli insan gücünün kaybolmasına yol açar.

Kurumsal Niteliğin Kaybı ve Kriz Yönetimi Zafiyeti: Stratejik kurumlarda alanında uzman olmayan kişilerin bulunması, kriz anlarında (doğal afetler, ekonomik dalgalanmalar, salgınlar vb.) yanlış ve gecikmiş kararların alınmasına neden olur. Kurumsal hafıza silinir, niteliksel standartlar düşer.

Ekonomik Kayıplar ve Verimsizlik: Kamu kaynaklarının veya yatırımların yanlış yönetilmesi, liyakatsiz kadroların basiretsiz kararları yüzünden milyarlarca liralık hedefine ulaşmayan projelere harcanmasına yol açar. Bu durum doğrudan enflasyon, bütçe açığı ve düşük büyüme olarak geri döner.

Toplumsal Umutsuzluk ve Etik Erozyon: Gençlerin "çalışarak ve hak ederek bir yere gelebilme" inancı kırıldığında, toplumda liyakat yerine "torpil", "tanıdık" veya "sadakat" arayışları meşrulaşır. Bu durum toplumsal etik değerleri aşındırır ve çalışma azmini yok eder.

Liyakat; ne bir ayrıcalık ne de dönemsel bir tercih, aksine sürdürülebilir kalkınmanın ve toplumsal huzurun en temel şartıdır. Bir devletin ve toplumun geleceğini güvence altına almasının tek yolu; işi işin ehline teslim etmek, fırsat eşitliğini tam manasıyla tesis etmek ve emeği her türlü yakınlık ya da aidiyetin üzerinde tutmaktır.

Yahşihan Belediyesine ikinci dalga operasyon: Başkanvekili dahil 9 gözaltı, başkan yardımcısının mal varlığı dudak uçuklattı

Yahşihan Belediyesine yönelik yolsuzluk soruşturmasının ikinci dalga operasyonunda, aralarında Belediye Başkanvekili Aydın Demirdirek'in de bulunduğu 9 şüpheli gözaltına alındı. Soruşturma kapsamında 2 bin 31 taşınmaza el koyma tedbiri uygulanırken, belediye başkan yardımcısının adına kayıtlı bin 630 taşınmaz olduğu ve evinde 11 bin 312 tabanca fişeği ele geçirildiği belirlendi

08.10.2026 12:08:00
İHA
 
Yahşihan Belediyesine ikinci dalga operasyon: Başkanvekili dahil 9 gözaltı, başkan yardımcısının mal varlığı dudak uçuklattı
Yahşihan Belediyesine ikinci dalga operasyon: Başkanvekili dahil 9 gözaltı, başkan yardımcısının mal varlığı dudak uçuklattı
Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığınca Yahşihan Belediyesine yönelik yürütülen "yolsuzluk" soruşturması çerçevesinde, yeni ifadeler, mali analiz raporları, bilirkişi incelemeleri, tapu ve araç kayıtları ile imar dosyalarından elde edilen deliller doğrultusunda ikinci dalga operasyonu başlatıldı. Soruşturma kapsamında 9 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi. İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince saat 06.30'da Ankara ve Kırıkkale'de ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda Yahşihan Belediye Başkanvekili Aydın Demirdirek, Belediye Başkan Yardımcısı Satılmış Serkan Yıldıran, Ahmet Kızılçiçek, Faruk Dadalı, Ömer Hazar, Ayşe Öztürk, Canan Demirkaya, Elif Biçer ve Aliye Demirkaya gözaltına alındı. Ekipler Yahşihan Belediye binası ile şüphelilerin ev ve araçlarında arama yaptı. Belediye binasında soruşturmaya konu imar işlemleriyle ilgili belge ve dosyalar incelendi, bilgisayar, cep telefonu, tablet, harici disk ve diğer dijital materyallere el konuldu.

2 bin 31 taşınmaz ve 2 lüks araca el konuldu

Soruşturma kapsamında şüphelilerin ve bağlantılı kişilerin malvarlıkları incelemeye alındı. Belediye Başkanvekili Aydın Demirdirek adına kayıtlı 11, Belediye Başkan Yardımcısı Satılmış Serkan Yıldıran adına kayıtlı bin 630, Belediye Encümen Üyesi Faruk Dadalı adına kayıtlı 32 ve Belediye Encümen Üyesi Ömer Hazar adına kayıtlı 22 taşınmaza el koyma tedbiri uygulandı.

Soruşturma dosyasında örgüt yöneticisi olduğu iddiasıyla hakkında işlem yürütülen eski İmar Müdürü Ulaş Biçer'in yakınlarının malvarlıklarına da el konuldu. Biçer'in eşi Elif Biçer adına kayıtlı 83, kayınvalidesi Aliye Demirkaya adına kayıtlı 122, baldızı Canan Demirkaya adına kayıtlı 122 ve eşinin teyzesi Ayşe Öztürk adına kayıtlı 9 taşınmaz hakkında el koyma kararı verildi. Ayrıca Canan Demirkaya adına kayıtlı Porsche marka otomobil ile Ayşe Öztürk adına kayıtlı Mercedes-Benz G Serisi lüks cipe de el koyma tedbiri uygulandı. Böylece soruşturma kapsamında el konulan taşınmaz sayısı 2 bin 31'e ulaştı.

Başkan yardımcısının adına bin 630 taşınmaz çıktı

Soruşturmanın dikkat çeken ayrıntılarından biri de Yahşihan Belediye Başkan Yardımcısı Satılmış Serkan Yıldıran'ın malvarlığı oldu. Jandarma Genel Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Daire Başkanlığınca hazırlanan mali analiz raporunda, Yıldıran adına bin 630 taşınmazın kayıtlı olduğu belirlendi. Soruşturma kapsamında alınan bazı ifadelerde, Yıldıran'ın tutuklu bulunan eski Yahşihan Belediye Başkanı Ahmet Sungur'un finansal işlerini yürüttüğü ve "kasası" olduğu yönünde iddialar yer aldı. Savcılık, söz konusu taşınmazların malvarlığını korumak ve adli makamların denetiminden uzak tutmak amacıyla Yıldıran adına kaydedilip kaydedilmediğini araştırıyor. Ayrıca Yıldıran'ın Sungur döneminde başlatılan bazı imar işlemlerinin devam ettirilmesinde rol aldığı değerlendiriliyor.

Evinden ruhsatsız tabanca ve 11 bin 312 fişek çıktı

Jandarma ekiplerince Satılmış Serkan Yıldıran'ın ikametinde yapılan aramada, seri numarası bulunmayan 9 milimetre çapında ruhsatsız tabanca ile 11 bin 312 tabanca fişeği ele geçirildi. Ayrıca cep telefonu, dizüstü bilgisayar, harici disk ve hafıza kartına el konuldu. Yapılan incelemelerde Yıldıran adına kayıtlı herhangi bir aracın bulunmadığı da tespit edildi. Ele geçirilen silah, mühimmat ve dijital materyallerle ilgili inceleme başlatıldı.

Başkanvekilinin 1 milyon 285 bin liralık para hareketi incelendi

Soruşturma kapsamında Belediye Başkanvekili Aydın Demirdirek'in mali işlemleri de mercek altına alındı. KOM Daire Başkanlığınca hazırlanan mali analiz raporunda, Demirdirek ile soruşturma dosyasında isimleri bulunan Nermin Köstekli, Ulaş Biçer, Yekta Niyazi Yıldırım ve Osman Uluyurt arasında toplam 1 milyon 285 bin 139 liralık işlem hacmine ulaşan para hareketleri tespit edildi. Demirdirek hakkında rüşvet aldığı ve soruşturmaya konu yapılanmanın amaçları doğrultusunda hareket ettiği yönünde ifadelerin bulunduğu öğrenildi. Ayrıca Demirdirek'in encümen başkanı sıfatıyla mevzuata aykırı olduğu değerlendirilen bazı imar işlemlerine imza attığı belirlendi. Şüpheli hakkında ihaleye fesat karıştırma iddiasıyla yürütülen iki ayrı soruşturmanın daha bulunduğu bildirildi.

Ulaş Biçer'in yakınlarının milyonluk para hareketleri tespit edildi

Soruşturma kapsamında eski İmar Müdürü Ulaş Biçer'in yakınlarının banka hesapları ve malvarlıkları da incelendi. Mali analiz raporunda Biçer ile eşi Elif Biçer arasında 72 milyon 153 bin, kayınvalidesi Aliye Demirkaya arasında 10 milyon 683 bin ve baldızı Canan Demirkaya arasında 1 milyon 519 bin 200 liralık işlem hacmine ulaşan para hareketleri tespit edildi. Biçer'in baldızı ve aynı zamanda sekreteri olduğu belirtilen Canan Demirkaya'nın adına kayıtlı 122 taşınmaz ile Porsche marka otomobilin, SGK kayıtları ve gelir durumuyla uyumsuz olduğu değerlendirildi. Benzer şekilde Elif Biçer adına 83, Aliye Demirkaya adına 122 ve Ayşe Öztürk adına 9 taşınmaz bulunduğu belirlendi. Soruşturma dosyasında, söz konusu malvarlıklarının Ulaş Biçer tarafından elde edildiği iddia edilen suç gelirlerinin yakınları üzerine geçirilerek korunması amacıyla kullanılmış olabileceği değerlendirildi. Şüphelilerin suç gelirlerinin aklanmasına iştirak edip etmediklerine ilişkin incelemenin sürdüğü öğrenildi.

7 imar dosyasından 5'i mevzuata aykırı bulundu

Soruşturmanın genişletilmesinde belediyedeki imar uygulamalarına ilişkin bilirkişi raporlarının da etkili olduğu öğrenildi. 7 Ekim tarihli bilirkişi raporunda, belediye tarafından hazırlanan 7 imar uygulaması dosyasından 5'inin mevzuata aykırılıklar nedeniyle Kadastro Müdürlüğünce iade edildiği belirtildi.

İncelemelerde 2025/296 sayılı imar dosyasına ait teknik belgelerin belediye arşivinde bulunamadığı, bu belgelerin imha edilmiş veya gizlenmiş olabileceği yönünde değerlendirmeler yapıldığı öğrenildi. Ayrıca 2026/319 kayıt numaralı dosyada park alanlarının belediye adına arsa olarak tescil edilmeye çalışıldığı, mükerrer ihdas girişimlerinde bulunulduğu ve kamuya ayrılan bazı alanların usule aykırı şekilde nitelendirildiği tespit edildi.

Bilirkişi raporunda Belediye Başkanvekili Aydın Demirdirek, Belediye Encümen Üyesi Faruk Dadalı ve belediye çalışanı Ömer Hazar'ın mevzuata aykırı olduğu değerlendirilen bazı imar işlemlerinde imzalarının bulunduğu belirtildi. Savcılık, eski Belediye Başkanı Ahmet Sungur döneminde başlatılan işlemlerin sonraki süreçte devam ettirilip ettirilmediğini araştırıyor.

Ahmet Kızılçiçek'in finansal bağlantıları araştırılıyor

Gözaltına alınan şüphelilerden Ahmet Kızılçiçek'in, eski Belediye Başkanı Ahmet Sungur'un yakın çalışma ekibinde yer aldığı değerlendirildi. KOM Daire Başkanlığınca hazırlanan mali analiz raporunda, Kızılçiçek'in Yekta Niyazi Yıldırım, Ali Akçelik, Osman Uluyurt ve Memiş Şensoy ile finansal ilişkilerinin bulunduğu tespit edildi. Söz konusu para hareketleri soruşturma kapsamında incelemeye alındı.

İlk operasyonda 16 şüpheli tutuklanmıştı

Yahşihan Belediyesine yönelik ilk büyük operasyon, 24 Eylül'de Kırıkkale merkezli 4 ilde eş zamanlı olarak gerçekleştirilmişti. Aralarında eski belediye başkanları Ahmet Sungur ve Osman Türkyılmaz'ın da bulunduğu 37 şüpheli hakkında adli işlem başlatılmıştı. Şüphelilerden 16'sı tutuklanmış, 4'ü hakkında konutu terk etmeme, 16'sı hakkında ise çeşitli adli kontrol tedbirleri uygulanmıştı. Bir şüpheli hakkında da yakalama kararı çıkarılmıştı.

İlk operasyonun ardından elde edilen yeni ifadeler, mali analizler, bilirkişi raporları ve imar dosyalarındaki tespitler üzerine soruşturma genişletildi. İkinci dalga operasyonda gözaltına alınan 9 şüphelinin jandarmadaki işlemleri sürerken, ele geçirilen dijital materyaller adli incelemeye alındı. Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma çok yönlü olarak devam ediyor.

Maltepe'de kısmi olarak çöken 7 katlı binanın enkazından arama kurtarma çalışmaları devam ediyor

Maltepe'de bazı katları çöken 7 katlı binada başlatılan arama kurtarma çalışmalarında enkazdan 10 kişi kurtarılırken 2 kişinin cansız bedeni çıkarıldı.

08.10.2026 09:24:00 / Güncelleme: 08.10.2026 11:40:29
AA
 
Maltepe'de kısmi olarak çöken 7 katlı binanın enkazından arama kurtarma çalışmaları devam ediyor
Maltepe'de kısmi olarak çöken 7 katlı binanın enkazından arama kurtarma çalışmaları devam ediyor
Cevizli Mahallesi'nde bulunan Doğu Sokağı'ndaki 7 katlı binanın ilk üç katı, henüz belirlenemeyen nedenle çöktü.
 
Durumun bildirilmesi üzerine olay yerine itfaiye, AFAD, UMKE, polis ve sağlık ekipleri sevk edildi.
 
Binanın çökme meydana gelmeyen üst katlarında mahsur kalanlar ekipler tarafından tahliye edildi, enkazda arama kurtarma çalışması başlatıldı.
 
Binanın giriş katındaki tekstil atölyesinin boş olduğu öğrenildi.
 
Dedektör köpeklerden de yararlanan ekiplerce enkaz altından çıkarılan 2'si çocuk 5 kişi, sağlık ekiplerine teslim edilerek çevredeki hastanelere götürüldü. Ekiplerin çalışmasıyla enkazdan 5 kişi daha çıkarılırken kurtarılan kişi sayısı 10'a yükseldi.
 
Ekiplerin çalışmalarında iki kişinin ise cansız bedenine ulaşıldı.
 
Enkaz altında kaldıkları değerlendirilen kişileri çıkarmak için itfaiye ekipleri 56 araç, 175 personel ve K-9 arama kurtarma köpeğiyle, AFAD ekipleri de 5 araç, 25 personel ve 2 K-9 arama kurtarma köpeğiyle çalışmalara katılıyor.
 
Arama kurtarma çalışmaları sırasında baygınlık geçiren itfaiye personeli hastaneye sevk edildi.
 
Çalışmalara bir süre ara vererek binada dinleme yapan ekiplerin arama kurtarma çalışmaları sürüyor. Polis dronuyla bölgede görevli olmayanların alanı boşaltmasına yönelik uyarıda bulunuluyor.
 
Öte yandan, binanın bulunduğu sokağa çıkan yollar tedbir amaçlı trafiğe kapatıldı, ekiplerin çalışabilmesi için geniş bir alanda güvenlik şeridi çekildi.
 
Kalan katların çökme tehlikesine karşı ekipler, binaya kontrollü giriyor.
 
Ayrıca, çalışmalara destek vermek amacıyla çevre belediyelerden çok sayıda iş makinesi bölgeye sevk edildi.
 
Binanın çökme anına ilişkin güvenlik kamerası görüntülerine de ulaşıldı. Görüntüde, binanın çökmesiyle etrafı toz bulutunun kapladığı görülüyor.
 

"Hayati tehlikesi olan yok"

 
İstanbul Valisi Davut Gül, İstanbul Emniyet Müdürü Selami Yıldız ile olay yerine gelerek incelemelerde bulundu.
 
Gül, gazetecilere, binanın 1987 yılında inşa edildiğini, zemin artı 6 kat olduğunu, zeminin dükkan, diğer 6 katın da daire olarak kullanıldığını söyledi.
 
Binada toplamda 12 dairenin bulunduğunu anlatan Gül, "Nüfus sistemindeki kayıtlara göre toplam yaşayan kişi sayısı 33. Dairelerden zemin artı iki kattaki 4 daire çökme neticesinde zarar görmüş. Bunun neticesinde bizdeki kayıtlara göre 4 dairede toplam 14 kişi kayıtlı görülüyor. Bazen misafir olarak gelen hemşehrilerimiz, bazen de dairede yaşayıp dışarıda bulunan hemşehrilerimiz olabiliyor. Şu ana kadar bu 4 dairede yaşayanlardan 2 kişinin memlekette olduğunu tespit ettik." diye konuştu.
 
Gül, bundan sonraki süreçte binanın yıkım sebebi ve benzer işlerin hem adli hem de idari olarak takip edileceğini belirterek, AFAD'ın koordinasyonunda diğer bütün birimlerin desteğiyle çalışmaların sürdüğünü, tahliye edilen vatandaşların AFAD'ın temin ettiği otelde konaklayacaklarını dile getirdi.
 
Bir gazetecinin enkazdan çıkarılan vatandaşların sağlık durumlarını sorması üzerine Gül, "Hayati tehlikesi olan yok. Geçmiş olsun." dedi.
 
Binanın ruhsatlandırılmasına ilişkin usulsüzlük bulunup bulunmadığıyla ilgili sürecin adli ve idari olarak takip edileceğini belirten Gül, "Yapılması gereken iş olabildiğince çabuk bir şekilde arama kurtarma çalışmalarını sağlıklı olarak yapmak, tahliye ettiğimiz hemşehrilerimizi barındırmak, yaralı hemşehrilerimizin tedavisiyle ilgili çalışmalar yapmak. Buna yoğunlaştık." ifadelerini kullandı.
 
Gül, çökme meydana gelen yapının çevresindeki riskli binaların da boşaltıldığını, alanı olabildiğince stabil hale getirmeye çalıştıklarını sözlerine ekledi.
 

Olayla ilgili soruşturma başlatıldı

 
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından konuyla ilgili soruşturma başlatıldı.
 
Soruşturma kapsamında, bir cumhuriyet başsavcı vekili ve bir cumhuriyet savcısı görevlendirildi.
 

Valilik açıklaması

 
İstanbul Valiliğinden yapılan açıklamada, saat 05.40 sıralarında Cevizli Mahallesi Doğu Sokağı'nda bulunan 7 katlı binanın üç katında çökme meydana geldiği, olay yerine AFAD, UMKE, itfaiye, sağlık ve emniyet ekiplerinin sevk edildiği belirtildi.
 
Açıklamada, "Nüfus kayıt sistemi verilerine göre bina 1987 yılında yapılmış olup, zemin artı 6 kat olarak inşa edilmiştir. Zemin katı iş yeri, üst katlarda bulunan 12 daire ise ikamet olarak kullanılmaktadır. Nüfus kayıt sistemi verilerine göre binada toplam 33 kişi yaşamakta olup çökmeden etkilenmeyen dairelerde yaşayan vatandaşlar olayın ardından tahliye edilmiştir." ifadelerine yer verildi.
 
Valilikten yapılan güncel açıklamada ise çöken binada yapılan arama kurtarma çalışmalarında şu ana kadar 10 kişinin kurtarıldığı, binada hayatını kaybeden bir vatandaşın cansız bedeninin enkaz altından çıkarıldığı, 3 kişiyi arama kurtarma çalışmalarının ise devam ettiği bildirildi. 

İşte uzmanların okul güvenliği reçetesi

Türkiye genelinde son dönemde eğitim kurumlarında tırmanışa geçen şiddet olayları ve güvenlik zafiyetleri, velileri, öğretmenleri ve karar vericileri harekete geçirdi. Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) ve İçişleri Bakanlığı peş peşe sert tedbirleri devreye alırken, güvenlik ve eğitim uzmanları kalıcı huzur için "bütüncül bir güvenlik ekosistemi" kurulması gerektiğine dikkat çekiyor

07.10.2026 16:10:00
Eyüp Kabil
 
İşte uzmanların okul güvenliği reçetesi
İşte uzmanların okul güvenliği reçetesi
Türkiye'de eğitim-öğretim döneminin başlamasıyla birlikte okullardaki güvenlik sorunları yeniden kamuoyunun en sıcak gündem maddelerinden biri haline geldi. Özellikle Kahramanmaraş ve Şanlıurfa gibi illerde ve dün Başakşehir'de yaşanan menfur silahlı saldırıların yanı sıra akran zorbalığının dijital mecralara kayması, "Güvenli okul nedir ve nasıl sağlanır?" sorusunu acil bir ihtiyaç olarak önümüze koydu.

Resmî makamların attığı idari adımları, sahada uygulanan yeni yönetmelikleri ve uzmanların sunduğu somut çözüm önerilerini mercek altına aldık.


Bakanlıklardan ortak çizgi: X-ray, tek kapı ve yapay zekâ dönemi


Eğitim kurumlarında tırmanan risklere karşı İçişleri Bakanlığı ile Millî Eğitim Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen çalışmalarda yepyeni bir güvenlik konseptine geçildi. Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin tarafından açıklanan "Güvenli Okul İklimi" tedbirleri kapsamında sahada köklü değişiklikler uygulanıyor.

Veliler artık okullara istedikleri an giriş yapamıyor. Geliştirilen Veli Randevu Sistemi üzerinden randevu almayan hiçbir dış şahıs ders saatlerinde okul binalarına kabul edilmiyor.

Resmi Gazete'de yayımlanan yeni yönetmelikle, okul yönetimlerine risk durumlarında öğrencilerin kişilik haklarını zedelemeden sınıflarda, sıralarda ve dolaplarda arama yapma yetkisi verildi. Okul giriş-çıkışları tek bir kontrollü kapıdan sağlanırken, yüksek riskli okullara X-ray cihazları ve siber devriye destekleri entegre ediliyor.

Binlerce okulda doğrudan "Okul Kolluk Görevlisi" (Okul Polisi) ve "Güvenli Eğitim Koordinasyon Görevlisi" konumlandırılarak emniyetle anlık hatlar kuruldu.


Uzman gözüyle okul güvenliği


Okul güvenliği üzerine önemli araştırmalara imza atan Güvenlik Uzmanı ve CSG City Security Group Kurucusu Osman Öztürk, güvenli okul kavramının çocuğun evden çıktığı andan itibaren eve döndüğü ana kadarki tüm süreci kapsadığını vurguluyor.

Öztürk'e göre okulların fiziki önlemlerle donatılması şart, ancak tek başına yeterli değil. Uzmanın dikkat çektiği hayati noktalar şu şekilde:

1. Okulun "zorbalık ve risk haritası" çıkarılmalı

Araştırmalar akran zorbalığının ve fiziksel şiddetin en çok okul bahçesi, kör koridorlar ve teneffüs alanları gibi gözetimin zayıfladığı yerlerde yoğunlaştığını gösteriyor. Okul yönetimlerinin büyük bütçeler harcamadan önce kendi binalarının risk haritasını çıkarması ve nöbetçi öğretmen ile kamera takibini bu sıcak noktalarda yoğunlaştırması gerekiyor.

2. Bilgi kopukluğu engellenmeli: Erken uyarı sistemi

Büyük şiddet olayları nadiren bir anda ortaya çıkar. Çocuklar çoğunlukla niyetlerini dijital ortamda, arkadaş sohbetlerinde ya da davranış değişiklikleriyle önceden açık ederler. Rehberlik servisleri, öğretmenler ve aileler arasındaki bilgi kopukluğunu önleyecek, yapay zekâ destekli bir erken uyarı sistemi çocuğun "damgalanmadan" sisteme kazandırılmasını sağlayabilir.

3. Dijital şiddet kapıda beklemiyor, sınıfın içinde!

Öğrenciler arasında şiddetin en az yüzde 37'si dijital ortamlarda hayat buluyor. Sosyal medya üzerinden gelen hakaret ve tehditler okul koridorlarında fiziki kavgaya dönüşüyor. Bu nedenle siber güvenlik eğitimleri ve çocuklara "dijital davranış kültürü" kazandırılması fiziki bariyerler kadar koruyucudur.


"65 bin profesyonel şart"


Meclis gündemine taşınan kanun teklifleri ve eğitim sendikalarının raporları, okullardaki güvenlik personelinin geçici çözümler yerine kalıcı kadrolarla sağlanması gerektiğini savunuyor. Siyasiler ve uzmanlar, Türkiye genelindeki okulların korunması için en az 65 bin profesyonel güvenlik görevlisinin istihdam edilmesini talep ediyor.

Bununla birlikte, sadece polisiye tedbirlerin şiddeti önleyemeyeceği ortak kanaat. Okullara yeterli sayıda psikolog ve sosyal hizmet uzmanı atanarak; yoksulluk, aile içi şiddet veya psikolojik buhran yaşayan öğrencilerin erkenden tespit edilip rehabilitasyon sürecine alınması, sorunu kökten çözecek en büyük adım olarak görülüyor.

Eğitim kurumlarımızın tamamen güvenli hale gelmesi, devletin kararlı regülasyonları, okul idarelerinin sıfır toleranslı uygulamaları ve ailelerin çocuklarının dijital/fiziksel dünyasını yakından takip etmesiyle mümkün olacak.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.