logo
21 EYLÜL 2026

UEFA heyeti, Atatürk Olimpiyat Stadı'nda

22.06.2006 00:00:00
 
UEFA heyeti, Atatürk Olimpiyat Stadı'nda, Galatasaray Kulübü yetkilileriyle bir araya geldi.

5 kişiden oluşan heyet, Galatasaray'ın, 3. ön eleme turunu geçmesi durumunda, Avrupa Şampiyonlar Ligi'nde kendi evindeki grup maçlarını oynayacağı statta, sarı-kırmızılı kulübün yetkilileriyle buluştu.

Gün boyunca sürecek toplantılarda, maçlarda uygulanacak teknik konular hakkında fikir alışverişinde bulunulduğu bildirildi. 80 bin kişi kapasiteli Atatürk Olimpiyat Stadı, 2005 yılında İngiltere'nin Liverpool ile İtalya'nın Milan takımları arasındaki Avrupa Şampiyonlar Ligi finaline ev sahipliği yapmıştı.

Alihan Kuriş Suç Örgütü'ne yönelik soruşturmada kayıt dışı para ve menkul kıymet transferi yapıldığı tespiti üzerine 29 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. 23 şirkete ise kayyum atandı

Alihan Kuriş Suç Örgütü'ne yönelik soruşturmada kayıt dışı para ve menkul kıymet transferi yapıldığı tespiti üzerine 29 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. 23 şirkete ise kayyum atandı

20.09.2026 23:56:00
Haber Merkezi
 
 Alihan Kuriş Suç Örgütü'ne yönelik soruşturmada kayıt dışı para ve menkul kıymet transferi yapıldığı tespiti üzerine 29 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. 23 şirkete ise kayyum atandı
 Alihan Kuriş Suç Örgütü'ne yönelik soruşturmada kayıt dışı para ve menkul kıymet transferi yapıldığı tespiti üzerine 29 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. 23 şirkete ise kayyum atandı
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca "Alihan Kuriş çıkar amaçlı suç örgütü" soruşturması kapsamında 29 şüphelinin gözaltına alınmasına, 23 şirkete kayyum atanmasına karar verildi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamaya göre, "Alihan Kuriş çıkar amaçlı suç örgütü"ne yönelik "suç örgütü kurma ve yönetme, suç örgütüne üye olma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık ve Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında yeni deliller elde edildi.
Soruşturma kapsamında, Alihan Kuriş suç örgütüyle bağlantılı veya iltisaklı olduğu değerlendirilen bazı kişiler ile şirketlerin, örgütün yurt içi ve yurt dışındaki para ve malvarlığı hareketlerini organize ettiği, kayıt dışı finansal transferleri kolaylaştırdığı ve suçtan elde edildiği değerlendirilen gelirlerin aklanmasına yönelik faaliyetlerde bulunduğu belirlendi.

Suçlamalar neler?
Kayıt dışı para ve menkul değer transferlerinin gerçekleştirildiği, örgütün resmi ve bürokratik süreçlerinde danışmanlık faaliyetleri yürütüldüğü, ihtiyaç duyduğu taşınır ve taşınmaz malvarlıklarının düşük bedellerle temin edilmesine aracılık edildiği, ayrıca yurt dışına yapılan yardım sevkiyatları içine nakit para gizlenerek suçtan elde edilen gelirlerin lojistik şirketleri vasıtasıyla sevk edildiğine ilişkin deliller saptandı.
Soruşturmada, örgütün yurt dışına aktardığı maddi yardımların bir kısmının çevrim içi ödeme sistemleri üzerinden, önemli bir kısmının ise lojistik firmaları aracılığıyla kayıt dışı şekilde güvenilir kuryeler vasıtasıyla ulaştırıldığı, usule aykırı yürütülen bu işlemlerin görünürde yasal hale getirilmesi amacıyla bazı şirketler ve şahıslar tarafından danışmanlık hizmeti verildiği yönünde tespitlere ulaşıldı.

Seçi sürecini etkilemeye yönelik adımlar
Ayrıca soruşturmada elde edilen dijital materyaller, tanık beyanları, mali kayıtlar ve diğer deliller kapsamında, şüphelilerin yurtta gerçekleştirilen seçim süreçlerini etkilemeye yönelik organizasyonel ve finansal faaliyetlerde bulunduklarına ilişkin bulgular da soruşturma dosyasına yansırken, bu konudaki inceleme devam ediyor.
Bu kapsamda, 29 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi, şüphelilere ait ikamet ve iş yerlerinde arama gerçekleştirildi. Örgütle bağlantılı olduğu değerlendirilen 23 şirkete ise kayyum atanmasına karar verildi.
"Alihan Kuriş çıkar amaçlı suç örgütü"ne yönelik soruşturma kapsamında daha önce gözaltına alınarak hakimliklere sevk edilen şüphelilerden 81'i tutuklanmış, örgütle bağlantılı olduğu değerlendirilen 4 dernek ve 55 şirkete el konulmuş, bu şirketlerden 50'sine kayyum atanmıştı.

Tahir Sarıkaya'nın mali trafiği incelemeye alındı

Tutuklu Tahir Sarıkaya'nın banka hesap hareketleri, MASAK verileri üzerinden KOM birimlerince incelendi. Hazırlanan raporda Sarıkaya'nın hesaplarında 2017-2026 yılları arasında 101 milyon 932 bin 207 TL para girişi ve 134 milyon 170 bin 972 TL para çıkışı olmak üzere toplam 236 milyon 103 bin 179 TL'lik hareket tespit edildi.

20.09.2026 18:03:00
İhlas Haber Ajansı
 
Tahir Sarıkaya'nın mali trafiği incelemeye alındı
Tahir Sarıkaya'nın mali trafiği incelemeye alındı
Tutuklu Tahir Sarıkaya'nın banka hesap hareketleri, MASAK verileri üzerinden KOM birimlerince incelendi. Hazırlanan raporda Sarıkaya'nın hesaplarında 2017-2026 yılları arasında 101 milyon 932 bin 207 TL para girişi ve 134 milyon 170 bin 972 TL para çıkışı olmak üzere toplam 236 milyon 103 bin 179 TL'lik hareket tespit edildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığını soruşturması kapsamında tutuklu bulunan Tahir Sarıkaya'nın banka hesap hareketleri, MASAK verileri üzerinden KOM birimlerince incelendi. Hazırlanan Mali Veri İnceleme Raporu'nda para girişlerinin 69 milyon 649 bin 61 TL'lik, para çıkışlarının ise 106 milyon 524 bin 970 TL'lik bölümünün işlem açıklamaları ve Sarıkaya'nın mali profili yönünden "izaha muhtaç şüpheli para transferi" olarak değerlendirildiği belirtildi.

Kripto para ve şirket hesaplarına yönelik inceleme



İncelemede Sarıkaya'nın Paribu Teknoloji A.Ş. hesabından 499 işlemle 21 milyon 409 bin 825 TL aldığı, aynı platforma 320 işlemde 27 milyon 569 bin TL gönderdiği tespit edildi. Raporda, toplam 48 milyon 978 bin TL'lik bu hareket "şüpheli kripto para hareketi" olarak değerlendirildi.
Sarıkaya'nın Kıbrıs'ta faaliyet gösteren bazı otel şirketlerine yaptığı transferler de raporda yer aldı. Grand Sapphire Resort Ltd.'ye 23 işlemde 2 milyon 407 bin 400 TL, Merit Kıbrıs Turizm Limited'e ise 5 işlemde toplam 500 bin TL gönderildiği, Merit Kıbrıs'tan da Sarıkaya'nın hesabına 420 bin TL geldiği kaydedildi.

Eşinin ortak olduğu şirketlerde 560 milyon TL'lik hareket

Raporda ayrıca Sarıkaya'nın eşi Rabia Arslan Sarıkaya'nın ortaklığının bulunduğu iki şirketin hesap hareketleri de incelendi. 2020-2026 döneminde şirketlerin hesaplarında toplam 560 milyon 822 bin 423 TL'lik para hareketi tespit edildi. Raporda, şirketlerden Madamra Tekstil'in banka hareketleri ile son üç yıllık vergi matrahı arasında uyumsuzluk bulunduğu değerlendirilerek şirket hakkında ayrıca vergi incelemesi yapılması gerektiği belirtildi.

"Gazetecilik geliriyle bağdaşmıyor" değerlendirmesi

Mali Veri İnceleme Raporu'nun sonuç bölümünde, Sarıkaya'nın hesaplarındaki yüksek tutarlı para hareketlerinin önemli bölümünün işlem açıklamalarının yetersiz olduğu belirtildi. Raporda, tespit edilen para trafiğinin ücretli gazetecilik geliriyle bağdaşmadığı yönünde değerlendirmeye yer verilirken, kesin sonuca bankacılık veya mali bilirkişi incelemesiyle ulaşılabileceği kaydedildi.

Hayat memnuniyetinde son sıralardayız

Birleşmiş Milletler verileriyle hazırlanan güncel Avrupa Hayat Memnuniyeti Haritası, kıtadaki refah ve mutluluk uçurumunu gözler önüne serdi. İskandinav ülkeleri zirvedeki yerini korurken, 10 üzerinden 5,3 puan alan Türkiye, Avrupa genelinde hayat memnuniyeti en düşük sondan ikinci ülke olarak kayıtlara geçti

20.09.2026 16:00:00
Haber Merkezi
 
Hayat memnuniyetinde son sıralardayız
Hayat memnuniyetinde son sıralardayız
Avrupa genelinde bireylerin yaşam kalitesini ve genel mutluluk düzeylerini ölçen en güncel "Avrupa Hayat Memnuniyeti Haritası" kamuoyuyla paylaşıldı. Birleşmiş Milletler (BM) verileri baz alınarak Geo Mapped tarafından hazırlanan ve 0 ile 10 puan arasında bir değerlendirme içeren araştırma, kıtanın batısı ile doğusu arasındaki derin sosyal ve ekonomik uçurumu bir kez daha tescilledi.

Haritaya göre Kuzey Avrupa ülkeleri refah ve mutlulukta ulaşılamaz bir seviyeye tırmanırken, Türkiye'nin tablosu alarm veriyor.

Türkiye 5,3 puanla sondan ikinci sırada

Araştırmanın en dikkat çekici ve düşündürücü sonuçlarından biri Türkiye'ye ait. Son yıllarda yaşanan ekonomik dalgalanmalar, yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı, vatandaşların yaşam memnuniyetine doğrudan yansıdı. Türkiye, 10 üzerinden yalnızca 5,3 puan alabilerek Avrupa genelinde hayat memnuniyeti en düşük sondan ikinci ülke oldu.

Bu skorla Türkiye; Balkanlar, Doğu Avrupa ve Güney Avrupa'daki pek çok komşusunun gerisinde kaldı. Türkiye'nin altında yer alan tek ülke ise yıllardır yıkıcı bir savaşın ve ağır bir ekonomik krizin pençesinde mücadele eden Ukrayna (4,7 puan) oldu. Türkiye, savaş bölgesi hariç tutulduğunda Avrupa'da yaşam memnuniyeti en düşük nüfusu barındıran ülke konumuna yerleşti.

İskandinavya yine mutluluğun zirvesinde

Haritanın diğer ucunda ise yıllardır değişmeyen "İskandinav Rüyası" hüküm sürüyor. Finlandiya, 10 üzerinden topladığı 7,8 puanla Avrupa'nın ve dünyanın hayat memnuniyeti en yüksek ülkesi unvanını korudu. Finlandiya'yı 7,5 puanla yakın takibe alan Danimarka ve İzlanda izledi. Kuzey ve Batı Avrupa genelinde güçlü sosyal devlet yapıları, yüksek gelir adaleti ve güvenli yaşam standartları, haritanın bu bölgelerini "yeşil ve yüksek puanlı" bölge olarak sabitledi.

Coğrafi dağılım ne söylüyor?

Harita genel olarak incelendiğinde net bir coğrafi kırılım göze çarpıyor. Kuzey ve Batı Avrupa ülkelerinde hayat memnuniyeti 7 puanın üzerinde seyrediyor. Güçlü ekonomiler ve istikrar mutluluğu besliyor. İtalya, İspanya ve Fransa gibi ülkeler 6 ile 7 bandında "orta-yüksek" bir memnuniyet düzeyine sahip. Balkanlar ve Doğu Avrupa ülkelerinde skorlar 5,5 ile 6 arasına sıkışmış durumda.

Ekonomik dönüşüm süreçleri memnuniyeti baskılıyor. Türkiye ve Ukrayna ile birlikte 5 barajı sınırına gerileyen bu iki ülke, krizlerin gölgesinde kalıyor. Uzmanlar, Türkiye'deki bu düşük memnuniyet oranının sadece gelir düzeyiyle değil; gelecek kaygısı, sosyal güven hissi ve iş-yaşam dengesi gibi yapısal faktörlerle de doğrudan ilişkili olduğunu belirtiyor.

Birleşmiş Milletler Dünya Mutluluk Raporu verileri baz alındığında, Türkiye'nin hayat memnuniyeti skoru son on yılda inişli çıkışlı ama genel olarak aşağı yönlü bir seyir izledi. Ülke, son dönemdeki en yüksek yaşam memnuniyeti seviyesine 10 üzerinden 5,50 puanla 2017 yılında ulaşmıştı.

Eurofighter Typhoon uçak bakım tesisleri incelendi

Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Eurofighter Typhoon tedarik projesi kapsamında uzman personelden oluşan heyetin İngiltere'deki Kraliyet Hava Kuvvetleri Coningsby Hava Üssü'nde uçak bakım tesislerini incelediğini bildirdi

20.09.2026 15:53:00
İhlas Haber Ajansı
 
Eurofighter Typhoon uçak bakım tesisleri incelendi
Eurofighter Typhoon uçak bakım tesisleri incelendi
MSB, Eurofighter Typhoon savaş uçağı tedarik projesi kapsamında Hava Kuvvetleri Komutanlığı Uçak Bakım Çalışma Grubu ve Askeri Fabrikalar Genel Müdürlüğü personelinden oluşan heyetin, İngiltere'deki Coningsby Hava Üssü'nde uçak bakım tesislerini incelediğini açıkladı.

Konuya ilişkin Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, "Hava Kuvvetlerimizin modernizasyon çalışmaları kapsamında Birleşik Krallık ile yürütülen Eurofighter Typhoon tedarik projesi çalışmaları devam ediyor.

Bakanlığımız, Hava Kuvvetleri Komutanlığı Uçak Bakım Çalışma Grubu ve Askeri Fabrikalar Genel Müdürlüğümüzden oluşan uzman personelimizin katılımıyla 15-17 Eylül tarihleri arasında Kraliyet Hava Kuvvetleri Coningsby Hava Üssündeki uçak bakım tesisleri incelendi. Gerçekleştirilen bu stratejik ziyaret; bakım-idame süreçlerinin planlanması, teknik altyapı uyumu ve ortak iş birliğinin güçlendirilmesi yolunda önemli bir adım oldu" ifadelerine yer verildi.

Nasıl gözünüzden kaçtı?

İYİ Parti Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez, SPK’nın tasfiye kapsamına aldığı fonlarda yaklaşık 515 bin yatırımcının 830 milyar TL’sinin bulunduğunu belirterek dikkat çeken bir hesaplama yaptı

20.09.2026 11:28:00
Haber Merkezi
 
Nasıl gözünüzden kaçtı?
Nasıl gözünüzden kaçtı?
515 bin yatırımcının parasının bulunduğu fonlarda tasfiye tartışması büyüyor. Turhan Çömez, 830 milyar TL'lik büyüklüğü "188 TIR" hesabıyla gündeme taşırken, eski MASAK Başkan Yardımcısı Ramazan Başak'ın "Tera'yı şikâyet ettiğim için iki kez gözaltına alındım" açıklaması denetim tartışmasını daha da büyüttü.

Sermaye piyasalarında fon krizi tartışması büyürken, gözler SPK denetimleri, yatırımcıların korunması ve kamu kurumlarının daha önce yapılan uyarılara nasıl karşılık verdiği sorularına çevrildi.

İYİ Parti Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez, SPK'nın tasfiye kapsamına aldığı fonlarda yaklaşık 515 bin yatırımcının 830 milyar TL'sinin bulunduğunu belirterek dikkat çeken bir hesaplama yaptı.

Çömez'e göre 830 milyar TL, 200 TL'lik banknotlarla yaklaşık 4 milyar 150 milyon adet banknota denk geliyor. Banknot ağırlığı üzerinden yapılan hesaplamada ise yaklaşık 4 bin 690 tonluk bir ağırlık ortaya çıkıyor. Çömez, 25 ton taşıma kapasiteli TIR'lar üzerinden bunun yaklaşık 188 TIR edeceğini söyledi.

Nasıl gözünden kaçtı?

Çömez, sosyal medya paylaşımında doğrudan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'i hedef alarak, "Bu paralar götürülürken nasıl gözünden kaçtı?" sorusunu yöneltti.

Çömez ayrıca yaklaşık 10 ay önce yapılan ve fon piyasasındaki manipülasyonların farkında olunduğuna ilişkin açıklamalara atıfta bulunarak, "Farkındaysanız neden önlem alınmadı?" sorusunu gündeme taşıdı.

Buradaki temel tartışma ise şu: Yüz binlerce yatırımcıyı ilgilendiren böylesine büyük bir finansal risk neden daha erken tespit edilemedi ve kamu denetimi neden zamanında sonuç vermedi?

ESKİ MASAK YÖNETİCİSİNDEN ÇARPICI İDDİA

Tartışmanın en dikkat çekici başlıklarından biri ise eski MASAK Başkan Yardımcısı Ramazan Başak'ın açıklamaları oldu.

Başak, Tera hakkında yaptığı şikâyetler ve yatırımcıları uyardığı paylaşımları nedeniyle iki kez gözaltına alındığını söyledi. Başak'ın kendi açıklamasına göre ilk işlemde kendisine banka itibarını zedeleme suçlaması yöneltildiğini, ikinci işlemde ise halkı yanıltıcı bilgi yayma ve piyasa manipülasyonu iddialarıyla gözaltına alındığını belirtti.

Başak, Tera ve bağlantılı olduğu iddia edilen para trafiği hakkında Vergi Denetim Kurulu, CİMER, SPK ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurular yaptığını da ifade etti.

"BEN UYARDIM, İKİ KEZ GÖZALTINA ALINDIM"

Başak'ın açıklamalarında dikkat çeken nokta, kamu kurumlarına yaptığı bildirimlerin ardından yaşadığını söylediği adli süreç.

Eski MASAK yöneticisi, yaptığı açıklamalarda kendisinin sorgulandığını ve hakkında adli kontrol, yurt dışına çıkış yasağı ve telefonuna el konulması gibi tedbirler uygulandığını belirtti. Bunlar Başak'ın kendi beyanlarıdır ve ilgili süreçlerin hukuki sonucunu ifade etmemektedir.

Başak ayrıca, kamu kurumlarına bildirdiğini söylediği iddialar hakkında yeterli işlem yapılmadığını savunarak, "Benim yaptığım şikâyetler dikkate alınmıyor, ama onların şikâyeti ile bana bunlar yaşatılıyor" şeklinde tepki gösterdi.

ASIL SORU: 515 BİN YATIRIMCI NASIL KORUNDU?

Fon krizinde tartışmanın merkezinde artık yalnızca fonların tasfiyesi değil, denetim mekanizmasının zamanında çalışıp çalışmadığı bulunuyor.

Çömez'in açıkladığı 515 bin yatırımcı ve 830 milyar TL rakamı, kamuoyunda "Bu büyüklükteki bir risk nasıl daha önce fark edilmedi?" sorusunu gündeme getirirken; Başak'ın iki kez gözaltına alındığını söylemesi de uyarıların ve ihbarların nasıl değerlendirildiği konusundaki tartışmayı derinleştiriyor.

Dolayısıyla iktidarın ve ilgili kamu kurumlarının önündeki soru yalnızca "Tasfiye nasıl yapılacak?" değil:

Yatırımcıların parasını korumakla görevli denetim mekanizmaları nerede devre dışı kaldı?

Ve daha önemlisi:

Daha önce yapılan uyarılar neden zamanında sonuç vermedi?

Fonlardaki süreç devam ederken yüz binlerce yatırımcının gözü artık SPK, MASAK, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile yargı makamlarından gelecek açıklamalarda.

201 gözaltıyla büyüyen dosya!

İsrail bağlantılı uluslararası dolandırıcılık şebekesine operasyon: Forex, sahte yatırım ve kara para iddiası

19.09.2026 23:18:00
Haber Merkezi
 
201 gözaltıyla büyüyen dosya!
201 gözaltıyla büyüyen dosya!
İstanbul'da MİT, emniyet ve savcılığın ortak operasyonunda 248 kişi hakkında çalışma yürütülürken 201 şüpheli gözaltına alındı. Dosyanın merkezinde ise sosyal medya üzerinden yüksek kazanç vaadiyle yabancı yatırımcıların hedef alındığı uluslararası bir forex yapılanması bulunuyor.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, MİT İstanbul Bölge Başkanlığı ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından yürütülen soruşturmada önemli bir aşamaya gelindi. İsrail bağlantılı olduğu değerlendirilen uluslararası dolandırıcılık yapılanmasına yönelik çalışmalarda 248 şüpheliden 201'i gözaltına alındı.

40'TAN FAZLA OFİS, ÇOK SAYIDA ŞİRKET

Soruşturmanın önceki aşamasında Türkiye'de faaliyet gösteren 31 firmaya bağlı 40'tan fazla çağrı merkezi ve finans ofisi mercek altına alındı. Bu şirketlerin sosyal medya üzerinden forex ve kripto yatırım reklamları yayınladığı, reklamlar aracılığıyla sisteme ulaşan kişilere yüksek kazanç vaadinde bulunulduğu tespit edildi.

Savcılık açıklamasına göre mesele tek tek şirketlerin gerçekleştirdiği münferit dolandırıcılık olaylarından ibaret değildi. Yapılan incelemelerde daha geniş bir organizasyon bulunduğu değerlendirilerek bilişim sistemleri kullanılarak dolandırıcılık, Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet, suç örgütü kurma ve üyelik ile suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçları yönünden soruşturma yürütüldü.

YÜZLERCE MAĞDURUN BAŞVURUSU İNCELENDİ

Soruşturmada MASAK analizleri, emniyetin mali incelemeleri ve MİT çalışmalarıyla birlikte Interpol üzerinden ulaşılan yüzlerce mağdur başvurusunun da incelendiği bildirildi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, şirketlerin sahiplik ve nihai faydalanıcı yapılarında İsrail bağlantılı kişilerin ağırlıkta olduğunun tespit edildiğini açıkladı. Ancak bu ifade, soruşturmada adı geçen bütün kişilerin veya şirketlerin İsrail bağlantılı olduğu anlamına gelmiyor; bağlantının niteliği ve sorumluluklar yargı sürecinde ortaya konulacak.

201 ŞÜPHELİNİN 45'İ YABANCI

Gözaltına alınan 201 kişi içerisinde 45 yabancı uyruklu şüpheli bulunuyor. Bu kişilerin 20 farklı ülkenin vatandaşı olduğu bildirildi.

Gözaltı listesinde 9 İsrail, 11 Pakistan vatandaşı bulunurken; Azerbaycan, Suriye, Ürdün, Ukrayna, Tayland, Endonezya ve Fas uyruklu ikişer kişi yer aldı. Diğer bazı ülkelerden de birer şüphelinin gözaltında olduğu bildirildi.

ASIL SORU: TÜRKİYE'DE NASIL BU KADAR BÜYÜDÜLER?

Dosyanın dikkat çeken tarafı yalnızca gözaltı sayısının yüksekliği değil. Çok sayıda şirket, çağrı merkezi ve finans ofisinin aynı sistem içerisinde çalıştığı iddiası, soruşturmanın Türkiye'deki yapılanmanın nasıl kurulduğu ve nasıl yıllarca faaliyet gösterdiği sorularını da gündeme getiriyor.

Önümüzdeki süreçte şüphelilerin kimlerle bağlantılı olduğu, para trafiğinin hangi hesaplar üzerinden yürütüldüğü, mağdurlardan ne kadar para toplandığı, elde edilen paranın nasıl aklandığı ve Türkiye'deki organizasyonun uluslararası yapıdaki konumunun ne olduğu soruşturmanın en kritik başlıkları olacak.

201 gözaltı, 248 şüpheli ve 40'tan fazla ofis… İstanbul'daki operasyon, uluslararası bir dolandırıcılık ağının Türkiye ayağına ilişkin şimdiye kadarki en kapsamlı soruşturmalardan biri olarak dikkat çekiyor.

Kaşif Kozinoğlu soruşturmasında Hasan Ataman Yıldırım ve Hasan Atilla Uğur hakkında ev hapsi kararı

Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınan Hasan Ataman Yıldırım ve Hasan Atilla Uğur hakkında ev hapsi şeklinde adli kontrol kararı verilirken, Ali İşgören ve Necip Doğan ise tutuklandı

19.09.2026 12:14:00 / Güncelleme: 19.09.2026 12:50:26
AA
 
Kaşif Kozinoğlu soruşturmasında Hasan Ataman Yıldırım ve Hasan Atilla Uğur hakkında ev hapsi kararı
Kaşif Kozinoğlu soruşturmasında Hasan Ataman Yıldırım ve Hasan Atilla Uğur hakkında ev hapsi kararı

Silivri Cumhuriyet Başsavcılığınca, Silivri Cezaevi'nde 2011'de yaşamını yitiren Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma devam ediyor.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen 4 şüpheliden, olay tarihinde Silivri Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yapan Ali İşgören ile cezaevi savcısı Necip Doğan, savcılıktaki ifadelerinin ardından "suç örgütüne üye olma" suçundan tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

Kozinoğlu'nun koğuş arkadaşları emekli Deniz Yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım ve Jandarma Albay Hasan Atilla Uğur ise sağlık durumları ve yaşları göz önüne alınarak "kasten öldürme" suçundan ev hapsi şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanması talebiyle hakimliğe gönderildi.

Şüpheliler Doğan ve İşgören'in tutuklanmasına karar veren hakimlik, şüpheliler Ataman ve Uğur hakkında ise ev hapsi şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına hükmetti.

Ne olmuştu?

Adalet Bakanı Akın Gürlek, NSosyal hesabından, Silivri Cezaevi'nde 2011'de yaşamını yitiren eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin soruşturmaya yönelik açıklama yapmıştı.

Kozinoğlu'nun tutuklu bulunduğu Silivri 1 No'lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda 12 Kasım 2011'de rahatsızlanarak Silivri Devlet Hastanesi'ne sevk edildiğini anımsatan Gürlek, "Hastaneye ulaştırıldığında hayatını kaybetmiş olduğu tespit edilmiştir. Olayın ardından yürütülen soruşturmada kamera kayıtları ve tıbbi belgeler incelenmiş, ceza infaz kurumu, jandarma ve sağlık personeli ile koğuş arkadaşları ve müteveffanın eşinin tanık ifadeleri alınmış, 10 Nisan 2012'de kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir." ifadelerini kullanmıştı.

Bakan Gürlek, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığınca dosyanın yeniden incelendiğini belirterek, şunları kaydetmişti:

"Silivri Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından yapılan değerlendirmeler ışığında Silivri Sulh Ceza Hakimliğinin 26 Ağustos 2026 tarihli kararıyla takipsizlik kararı kaldırılmış ve soruşturma yeniden başlatılmıştır. Yeni soruşturma kapsamında gizlilik kararı alınmış, özel bir soruşturma ekibi oluşturularak olayın tüm yönleriyle yeniden aydınlatılmasına yönelik kapsamlı çalışmalar başlatılmıştır. Bugün gelinen aşamada, Silivri Cumhuriyet Başsavcılığımızca olay tarihinde ceza infaz kurumunda görev yapan 11 şüpheli hakkında adli işlem başlatılmış, 10 şüpheli gözaltına alınmış, 1 şüphelinin ise FETÖ firarisi olarak yurt dışında bulunduğu tespit edilmiştir."

Gözaltına alınan 10 şüpheliden biri tutuklanmış, 7'si adli kontrol şartıyla olmak üzere 9 şüpheli serbest bırakılmıştı.

Soruşturma kapsamında yürütülen çalışmalarda, biri muhabir, biri kameraman ve 7'si sağlık çalışanı olmak üzere 9 şüpheli daha gözaltına alınmıştı.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheliler, adliyeye sevk edilmişti.

Savcılıkça ifadeleri alınan, muhabirin de arasında olduğu 3 şüpheli tutuklanmaları, kameramanın da arasında bulunduğu 3 şüpheli "yurt dışına çıkış yasağı" ve "imza atmak", diğer 3 şüpheli ise "yurt dışına çıkış yasağı" şeklinde adli kontrol uygulanması talebiyle hakimliğe sevk edilmişti.

Hakimlik, muhabirin de arasında olduğu 3 şüphelinin tutuklanmasına, kameramanın da arasında bulunduğu 6 şüpheli hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar vermişti.

Soruşturma kapsamında tutuklu sayısı 4, hakkında adli kontrol tedbiri uygulanan şüpheli sayısı da 13 olmuştu.

Bu arada Silivri Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine, Kozinoğlu'nun kesin ölüm nedeninin ve ölümünde üçüncü kişilerin müdahalesinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi amacıyla alınan karar kapsamında fethi kabir işlemi gerçekleştirilmişti.

Soruşturma kapsamında, Kurtlar Vadisi dizisinin senaristleri Raci Şaşmaz, Bahadır Özdener ve Cüneyt Aysan "bilgi sahibi" sıfatıyla savcılığa ifade vermişti.

Başsavcılık soruşturma kapsamında, Kurtlar Vadisi Pusu dizisinin incelenmesine karar verildiğini bildirmişti.

Soruşturma kapsamında, olay tarihinde görev yapan Silivri Cumhuriyet Başsavcısı Ali İşgören ile cezaevi savcısı Necip Doğan ve Kozinoğlu'nun koğuş arkadaşları emekli Deniz Yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım ve Jandarma Albay Hasan Atilla Uğur gözaltına alınmıştı.

Şüpheliler, jandarmadaki işlemlerinin ardından Silivri Adliyesi'ne sevk edilmişti. 

İsrail bağlantılı uluslararası dolandırıcılık şebekesine operasyon: 201 kişi gözaltında

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, yürütülen İsrail bağlantılı uluslararası dolandırıcılık şebekesine yönelik operasyonda, hakkında çalışma yürütülen 248 şahıstan 201'i gözaltına alındı. Gözaltına alınan 201 kişinin 45'inin yabancı ülke vatandaşı olduğu, yabancı uyrukluların ise 20 farklı ülke vatandaşından oluştuğu belirlendi

19.09.2026 12:04:00
İHA
 
İsrail bağlantılı uluslararası dolandırıcılık şebekesine operasyon: 201 kişi gözaltında
İsrail bağlantılı uluslararası dolandırıcılık şebekesine operasyon: 201 kişi gözaltında
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) İstanbul Bölge Başkanlığı ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekiplerince İsrail bağlantılı uluslararası dolandırıcılık şebekesine yönelik operasyon gerçekleştirildi.

Operasyon kapsamında hakkında çalışma yürütülen 248 şahıstan 201'i gözaltına alındı. Gözaltına alınan şüphelilerin uyruk bilgilerine ilişkin yapılan incelemede, 201 kişiden 45'inin yabancı ülke vatandaşı olduğu tespit edildi.

Yabancı uyruklu 45 şüphelinin 20 farklı ülke vatandaşından oluştuğu belirlendi. Buna göre gözaltına alınanlar arasında 9 İsrail, 11 Pakistan vatandaşı bulunurken, Azerbaycan, Suriye, Ürdün, Ukrayna, Tayland, Endonezya ve Fas uyruklu 2'şer kişinin olduğu öğrenildi.

Öte yandan gözaltı listesinde Kazakistan, Filipinler, İran, Çin, Lübnan, Filistin, Meksika, Mısır, Mozambik, Arjantin ve Bangladeş uyruklu birer kişinin de bulunduğu kaydedildi.

9 İsrail vatandaşının isimleri belli oldu

Operasyon kapsamında gözaltına alınan 9 İsrail vatandaşının ise Anton Bihun, Ceni Caen, Hamsa Güneyli, İlker Hason, Karolin Hason, Sami Tovim, Yako Benhabib, Jak Levi ve Amid Ygal olduğu belirtildi.

Böylece operasyon kapsamında gözaltına alınan 201 kişinin 45'inin yabancı ülke vatandaşı olduğu, yabancı uyruklu şüphelilerin ise toplam 20 farklı ülke vatandaşından oluştuğu öğrenildi.

İzmir'de 'galerici' görünümlü tefeci şebekesine operasyon

İzmir'de galericilik faaliyeti adı altında vatandaşlara yüksek faizle borç para verip, silah zoruyla senet imzalatarak yağma yaptıkları iddia edilen 10 şüpheliye yönelik operasyon düzenlendi. Haklarında gözaltı kararı bulunan şüphelilerden 8'i yakalanırken, 2'sinin cezaevinde olduğu belirlendi. Operasyonda 2 milyon TL nakit para ve çok sayıda silah ele geçirildi

19.09.2026 11:54:00 / Güncelleme: 19.09.2026 11:57:51
İHA
 
İzmir'de 'galerici' görünümlü tefeci şebekesine operasyon
İzmir'de 'galerici' görünümlü tefeci şebekesine operasyon
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından tefecilik suçuna yönelik geniş çaplı bir çalışma başlatıldı. Edinilen bilgiye göre, Otokent bölgesinde galericilik faaliyeti adı altında araç alım-satımı izi oluşturarak vatandaşlara yüksek faiz karşılığında borç para verdikleri değerlendirilen bir şebeke tespit edildi.

25'in üzerinde mağdur

Emniyet güçlerince gerçekleştirilen teknik ve fiziki takip, saha araştırmaları ve ilgili kurumlar nezdinde yapılan incelemeler sonucunda; şebeke üyelerinin çok sayıda vatandaşa yüksek faizle borç verdiği, alacaklarını tahsil etmek için mağdurları tehdit edip zorla senet imzalattıkları ve bazı mağdurlara yönelik silahla yağma eylemlerinde bulundukları ortaya çıktı. Yürütülen kapsamlı çalışmalar neticesinde 25'in üzerinde mağdur tespit edildi.



Eş zamanlı operasyonla yakalandılar

Elde edilen deliller doğrultusunda, haklarında gözaltı kararı verilen 10 şüpheliye yönelik operasyon düğmesine basıldı. Şüphelilerden 2'sinin farklı suçlardan cezaevinde bulunduğu belirlenirken, 1 şüpheli Mersin'de yakalanarak İzmir'e getirildi. Diğer 7 şüpheli ise İzmir'de düzenlenen eş zamanlı baskınlarla gözaltına alındı.

Şüphelilerin ev, iş yeri ve araçlarında yapılan aramalarda adeta küçük bir cephanelik ve ciddi miktarda nakit para bulundu. Yapılan aramalarda 6 adet ruhsatsız tabanca, bu tabancalara ait çok sayıda fişek, mağdurlara zorla imzalatıldığı değerlendirilen çok sayıda çek ve senet ile yaklaşık 2 milyon TL nakit paraya el konuldu.

Gözaltına alınan şüphelilerin emniyetteki işlemleri sürerken, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturmanın çok yönlü olarak devam ettiği bildirildi.

İddia ne?

‘Suikast hazırlığı’ iddiasıyla açılan davanın ilk duruşmasında mahkeme ara kararını verdi. 8’i tutuklu 19 sanığın yargılandığı davada 6 sanık tahliye edildi

19.09.2026 11:47:00
Haber Merkezi
 
İddia ne?
İddia ne?
'Suikast hazırlığı' iddiasıyla açılan davanın ilk duruşmasında mahkeme ara kararını verdi. 8'i tutuklu 19 sanığın yargılandığı davada 6 sanık tahliye edildi. Selahattin Yılmaz ve Cem Duman'ın tutukluluğu ise devam etti. Duruşma 5 Ekim'e ertelendi.

Aziz İhsan Aktaş'a yönelik silahlı saldırı hazırlığı yapıldığı iddiasıyla açılan davada ilk duruşma tamamlandı. İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada 8'i tutuklu 19 sanık hakim karşısına çıktı.

Mahkeme, tutuklu sanıklardan Adem Kuru, Cem Çebi, İsa Aydın, Mehmet Tuğlu, Mustafa Serdar Yılmaz ve Özgür Kılıç'ın tahliyesine karar verdi.

Mahkeme, davanın iki önemli sanığı Selahattin Yılmaz ile Cem Duman'ın ise tutukluluk hallerinin devamına hükmetti. Dava 5 Ekim 2026 tarihine ertelendi.

İddia ne?

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Selahattin Yılmaz'ın liderliğini, avukat Cem Duman'ın ise yöneticiliğini yaptığı öne sürülen silahlı bir suç örgütünün Aziz İhsan Aktaş'a yönelik saldırı hazırlığında olduğu iddia ediliyor.

İddianameye göre saldırı hazırlığı, operasyon nedeniyle gerçekleşmeden teşebbüs aşamasında kaldı.

Savcılık, Yılmaz hakkında "suç işlemek amacıyla silahlı örgüt kurma" ve "tasarlayarak kasten öldürmeye teşebbüs" suçlarından ceza talep ediyor. Cem Duman hakkında da örgüt yöneticiliği kapsamında benzer suçlamalar bulunuyor.

Dosyanın kilit noktası: "Opet Aziz İhsan Aktaş" mesajı

Soruşturmanın dikkat çeken delillerinden biri, iddianamede yer verilen bir WhatsApp mesajı.

Savcılık, Mehmet Tuğlu'nun 5 Şubat 2025'te Selahattin Yılmaz'a "Opet Aziz İhsan Aktaş" şeklinde mesaj gönderdiğini ve ertesi gün ikili arasında telefon görüşmesi yapıldığını belirtiyor.

Savcılık bu mesajlaşmayı saldırı hazırlığına ilişkin deliller arasında değerlendiriyor. Ancak Selahattin Yılmaz duruşmada mesajın suikast hazırlığıyla ilgisi olmadığını savundu.

Yılmaz'a göre mesaj, Aktaş'ın etkin pişmanlıktan yararlanarak ifade vermesinden aylar önce gönderilmişti. Yılmaz, Aktaş'ın daha sonra itirafçı olacağını o tarihte bilmesinin mümkün olmadığını söyleyerek suçlamayı reddetti.

Aktaş: "Şikayetçiyim"

Davanın müştekisi Aziz İhsan Aktaş ise mahkemede saldırı iddiasının operasyon nedeniyle tamamlanamadığını savundu.

Aktaş, etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadeler nedeniyle hedef haline getirildiğini, kendisi ve ailesine yönelik silahlı saldırı hazırlığı bulunduğunun kendisine bildirildiğini söyledi.

Aktaş, sanıklardan şikayetçi olduğunu ve sorumluların cezalandırılmasını istedi.

Sanıklar suçlamaları kabul etmiyor

Duruşmada sanıkların önemli bölümü suçlamaları reddetti.

Emekli polis memuru Adem Kuru, Aktaş'ı hayatında görmediğini ve kendisiyle herhangi bir bağlantısının bulunmadığını söyledi.

Cem Çebi de Aktaş'ı tanımadığını, herhangi bir emir veya talimat almadığını savundu.

Bu savunmaların ardından mahkemenin 6 sanık hakkında tahliye kararı vermesi, dosyanın ilerleyen aşamalarında delillerin nasıl değerlendirileceği konusundaki tartışmayı da büyüttü. Şimdi gözler 5 Ekim'de
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.