Başbakan Erdoğan, YÖK Başkanı Erdoğan Teziç, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik ve hükümetin diğer üyeleri arasında başlayan YÖK ve üniversiteler demagojisine anlam vermek mümkün değil. 7 yıldır uygulanan katsayı adaletsizliğinin, Anayasa'yı değiştirecek çoğunluğuna sahip AKP iktidarı tarafından seçim öncesi verilen sözlere rağmen hala düzeltilemediğini görüyoruz. Hükümetin son günlerde bazı basın yayın organları aracılığıyla "katsayı adaletsizliği gideriliyor, yeni puanlama sistemi getiriliyor" şeklinde haberler yayıp, vatandaşa yeni umutlar dağıttığına üzülerek şahit oluyoruz. Çünkü hükümetin bu tür girişimlerinin bilinen tek sonucu var: Geri adım atmak!Son olayda da toplanan YÖK Genel Kurulu farklı bir karar almadı ve mevcut adaletsizliği devam ettireceğini büyük bir zevkle kamuoyuna duyurdu. Aslında buraya kadar olağandışı bir durum sözkonusu değil. YÖK'ün ve Erdoğan Teziç'in bu konularla ilgili görüşleri biliniyor. Fakat bu tartışmalardan bu adaletsizliğin mağdurları kadar, zaten perişan durumda olan Türk üniversiteleri de büyük zarar görüyor.Maalesef üniversitelerimiz YÖK Başkanı Teziç ile Başbakan Erdoğan arasındaki tartışmaların kurbanı oluyor ve sahipsiz bırakılıyor. Hükümet, üniversitelerin şu anki kötü durumuyla ilgili bütün suçu YÖK'e yıkıp "sen önce bu durumun hesabını ver" şeklinde bir mantık dayatıyor. YÖK de, "sen üniversiteleri siyasete alet etme, çocuğunu Amerika'da okutmaya bak!" şeklinde bir mantıkla mukabele ediyor.Başbakan Erdoğan, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik ve AKP'nin üst düzey yetkililerinin ortak açıklamaları şu yönde: "Bugün dünyanın ilk 500 üniversitesi arasında bir tane bile Türk üniversitesi olmamasının suçu YÖK'ündür. Erdoğan Teziç önce bu soruna bir çözüm bulsun, sonra bizimle demagojiye girsin."Bu açıklamalardan hareketle Türk üniversitelerinin kötü durumuna bir kez daha içerlemenin yanında, yasakların ve çağdışılığın devamından yana olan Erdoğan Teziç'i ve başında bulunduğu üniversitelerimizi yok eden YÖK'ü savunacak değilim. Ancak şunu da belirtmek gerekiyor ki, üniversitelerimizin bugün düştüğü bu halin faturasını şu an için sadece YÖK'e çıkarmak mümkün değildir. Seçim öncesinde verdiği sözler ve hükümeti kurar kurmaz Acil Eylem Planı'nın ilk sırasına aldığı YÖK değişikliğini bugüne kadar yapamayan AKP iktidarı suçun büyük bölümünün mesulüdür. AKP'nin bugün YÖK sistemini komple ortadan kaldırmasının önünde hiçbir engel bulunmamaktadır. Birileri ısrarla bazı engeller uydursa da, Türkiye'nin eğitim açmazının tek sorumlusu konumundaki YÖK'ten kurtulmamak için uydurulan hiçbir bahanenin geçerliliği bulunmamaktadır. Bazı konularda siyasi ihtiras ve halkı kandırma mantığı terk edildiği takdirde YÖK'ün mevcut yapısından rahatsız olmayacak tek bir toplum katmanının bulunmadığı görülecektir. Yoksa iki Erdoğan'ın girdiği bu anlamsız demagoji sadece ve sadece üniversitelerimizin, saplandığı batağa daha da gömülmesine yarayacaktır.Lütfen üniversitelerimizi, elbirliğiyle sapladığınız bu bataktan kurtarın!
Alperen Polat / diğer yazıları
- Sadaka sosyalizmi / 17.04.2013
- Namusumuza dokunan yanar / 14.04.2013
- MHP'nin misyonu / 26.03.2013
- Tarihe şahitlik ettim / 04.03.2013
- Teröre teslim olduk / 15.01.2013
- Atatürk’e sahip çıkana sahip çıkmak / 12.01.2013
- Talabani miadını doldurdu, sıradaki gelsin! / 21.12.2012
- Arınç misyonu / 20.12.2012
- 1962’den 2012’ye ‘satılık müttefik’ Türkiye! / 19.12.2012
- ‘NATO toprağı Türkiye’den dünya savaşının fitilini ateşlemek / 18.12.2012
- Namusumuza dokunan yanar / 14.04.2013
- MHP'nin misyonu / 26.03.2013
- Tarihe şahitlik ettim / 04.03.2013
- Teröre teslim olduk / 15.01.2013
- Atatürk’e sahip çıkana sahip çıkmak / 12.01.2013
- Talabani miadını doldurdu, sıradaki gelsin! / 21.12.2012
- Arınç misyonu / 20.12.2012
- 1962’den 2012’ye ‘satılık müttefik’ Türkiye! / 19.12.2012
- ‘NATO toprağı Türkiye’den dünya savaşının fitilini ateşlemek / 18.12.2012


























































