İnsanlık tarihinin en kadim kültür - uygarlık ve medeniyetine sahip olan yüce Türk milleti, maalesef bugün tarihin en karanlık ve buhranlı günlerini yaşamaktadır.
Son günlerde meydana gelen ve aslında yönetimdeki liyakatsizliğin en çarpıcı ve somut yansımalarından sadece birisi olarak görülmesi gereken Fon krizi meselesi, Türkiye'nin uzun yıllara dayanan kötü yönetimini ve bundan böyle aynı anlayışla yönetilmeyeceğini ortaya koymaktadır.
Bugün Türkiye'nin tek gündem maddesi olarak tartışılan borsadaki fon krizinin maliyetinin, 22 milyar dolar olduğu ileri sürülmektedir.
Bir kişinin günde gün 10 milyon lira para harcaması halinde, bu parayı ancak 300 senede bitirebileceğini bir düşünün.
200 TL'lik banknotları yan yana getirdiğinizde bu miktardaki para ile 20 kez dünyayı dolaşabilirsiniz.
Medya ve kamuoyunun günlerdir üzerinde tartıştığı bu konu, esasen 24 yıllık iktidarın ısrarla uygulamaya devam ettiği ve bütünüyle kapitalist sisteme odaklı politikaların, iflası ettiği anlamına gelmektedir.
Meseleyi sadece bir konudan ibaretmiş veya bir kurumun hatası imiş gibi sunmaya çalışmak, yanmakta olan ormanı toplumun gözden ve dikkatinden kaçırarak sadece bir kibrit çöpüne odaklanılmasını istemek, gerçek sorun ve sorumluları ustaca gizlemekten başka bir işe yaramayacaktır.
24 yıldır uygulanmakta olan ve sadece milletimizi fakirleştirip belli çevreleri zenginleştiren bu politikaların sonucunda Türkiye, 598 milyar dolar faiz ödemiştir.
Peki, 598 milyar dolarla Türkiye'de neler yapılabilirdi hiç düşündünüz mü?
Bu para ile maliyeti ortalama 100 milyon dolar olan KAAN milli muharip uçaklarından, yaklaşık 5.980 adet üretebilirdi.
Maliyeti yaklaşık 1 milyar dolar olan büyük köprü ve otoyol projelerinden, 600'e yakın inşa edebilirdi.
598 milyar dolar ile 300 bin orta sınıf fabrika inşa edilebilirdi.
Bu devasa bütçe ile dünyanın en yüksek teknolojili tesislerinden en temel üretim atölyelerine kadar çok geniş bir yelpazeyi kapsayan onlarca devasa fabrikalar kurulabilir ve yüz binlerce insan istihdam edilebilirdi.
Dünyanın en pahalı yatırımları olan ve tanesi ortalama 20 milyar dolara mal olan son teknoloji çip fabrikalarından yaklaşık 30 adet kurulabilirdi.
Elektrikli araçlar için batarya üreten ve tanesi ortalama 3 milyar dolara mal olan devasa batarya fabrikalarından, yaklaşık 200 adet inşa edilebilirdi.
1,5 milyar dolar yatırım maliyeti üzerinden yaklaşık 400 adet tam kapsamlı otomobil fabrikası kurulabilirdi.
İşte tüm bu gerçekler ışığında ve net bir ifade ile denebilir ki; Türkiye, tarihinde görülmemiş bir soygun ile karşı karşıya bulunmakta ve ekonomik olarak iflasın eşiğine gelmiş bulunmaktadır.
Hiç kuşkusuz Türkiye; dünyanın en zengin yer altı ve yer üstü kaynaklarına sahip bir ülkedir.
Bunu en somut ve tüm detayları ile Prof. Dr. Haydar Baş Bey'e ait olanı Milli Ekonomi Modeli doktrininde görebiliyoruz.
O yüzdendir ki, Haydar Baş'a ait bu eşsiz model dünyada ve özellikle de Asya ülkelerinde tek çözüm kabul edilerek hayat bulmaktadır.
Çin bu sayede ABD'yi ekonomik ve özellikle de teknolojik sahada fersah fersah geçerek geride bırakmıştır.
Rusya Haydar Baş sayesinde, 4 yıldır ve esasen Ukrayna değil, dünya ile savaştığı halde dimdik ayakta kalmayı başarmıştır.
Kim bu modele sahip çıktı ise, dünya liderliğine yelken açmıştır.
Dolayısıyla bugün ülkemizde asıl konuşulması ve her gün tartışılması gereken konu, Haydar Baş'ın bu çözüm dolu harika modeli değil midir?
Daha ne olmasını bekliyoruz!?
Neden iktidar olmak için, illaki ABD'den icazet almak gibi tuhaf ve utanç verici bir tercihte bulunuyoruz?
Biz Türk değil miyiz?
Türkler ne zaman başkalarına bağımlı oldu ve yaşadı?
Ne zaman başkalarından emir aldı?
Osmanlı dışa bağımlı oldu ve emir aldı bu doğrudur.
Peki ya sonuç ne oldu?
Allah bu aziz milletin içinde eşsiz bir önder çıkartarak, yeniden tam bağımsızlığımızı elde ettik.
Atatürk'ün gösterdiği yoldan gitmez ve Haydar Baş'ın dünyayı aydınlatan modelini hayata geçirmezsek ne olur biliyor musunuz?
Tekrar Osmanlı'nın son dönemlerinde yaşadığı kaderi yaşarız.
Hatta o kaderi bile mumla ararız!
Son günlerde meydana gelen ve aslında yönetimdeki liyakatsizliğin en çarpıcı ve somut yansımalarından sadece birisi olarak görülmesi gereken Fon krizi meselesi, Türkiye'nin uzun yıllara dayanan kötü yönetimini ve bundan böyle aynı anlayışla yönetilmeyeceğini ortaya koymaktadır.
Bugün Türkiye'nin tek gündem maddesi olarak tartışılan borsadaki fon krizinin maliyetinin, 22 milyar dolar olduğu ileri sürülmektedir.
Bir kişinin günde gün 10 milyon lira para harcaması halinde, bu parayı ancak 300 senede bitirebileceğini bir düşünün.
200 TL'lik banknotları yan yana getirdiğinizde bu miktardaki para ile 20 kez dünyayı dolaşabilirsiniz.
Medya ve kamuoyunun günlerdir üzerinde tartıştığı bu konu, esasen 24 yıllık iktidarın ısrarla uygulamaya devam ettiği ve bütünüyle kapitalist sisteme odaklı politikaların, iflası ettiği anlamına gelmektedir.
Meseleyi sadece bir konudan ibaretmiş veya bir kurumun hatası imiş gibi sunmaya çalışmak, yanmakta olan ormanı toplumun gözden ve dikkatinden kaçırarak sadece bir kibrit çöpüne odaklanılmasını istemek, gerçek sorun ve sorumluları ustaca gizlemekten başka bir işe yaramayacaktır.
24 yıldır uygulanmakta olan ve sadece milletimizi fakirleştirip belli çevreleri zenginleştiren bu politikaların sonucunda Türkiye, 598 milyar dolar faiz ödemiştir.
Peki, 598 milyar dolarla Türkiye'de neler yapılabilirdi hiç düşündünüz mü?
Bu para ile maliyeti ortalama 100 milyon dolar olan KAAN milli muharip uçaklarından, yaklaşık 5.980 adet üretebilirdi.
Maliyeti yaklaşık 1 milyar dolar olan büyük köprü ve otoyol projelerinden, 600'e yakın inşa edebilirdi.
598 milyar dolar ile 300 bin orta sınıf fabrika inşa edilebilirdi.
Bu devasa bütçe ile dünyanın en yüksek teknolojili tesislerinden en temel üretim atölyelerine kadar çok geniş bir yelpazeyi kapsayan onlarca devasa fabrikalar kurulabilir ve yüz binlerce insan istihdam edilebilirdi.
Dünyanın en pahalı yatırımları olan ve tanesi ortalama 20 milyar dolara mal olan son teknoloji çip fabrikalarından yaklaşık 30 adet kurulabilirdi.
Elektrikli araçlar için batarya üreten ve tanesi ortalama 3 milyar dolara mal olan devasa batarya fabrikalarından, yaklaşık 200 adet inşa edilebilirdi.
1,5 milyar dolar yatırım maliyeti üzerinden yaklaşık 400 adet tam kapsamlı otomobil fabrikası kurulabilirdi.
İşte tüm bu gerçekler ışığında ve net bir ifade ile denebilir ki; Türkiye, tarihinde görülmemiş bir soygun ile karşı karşıya bulunmakta ve ekonomik olarak iflasın eşiğine gelmiş bulunmaktadır.
Hiç kuşkusuz Türkiye; dünyanın en zengin yer altı ve yer üstü kaynaklarına sahip bir ülkedir.
Bunu en somut ve tüm detayları ile Prof. Dr. Haydar Baş Bey'e ait olanı Milli Ekonomi Modeli doktrininde görebiliyoruz.
O yüzdendir ki, Haydar Baş'a ait bu eşsiz model dünyada ve özellikle de Asya ülkelerinde tek çözüm kabul edilerek hayat bulmaktadır.
Çin bu sayede ABD'yi ekonomik ve özellikle de teknolojik sahada fersah fersah geçerek geride bırakmıştır.
Rusya Haydar Baş sayesinde, 4 yıldır ve esasen Ukrayna değil, dünya ile savaştığı halde dimdik ayakta kalmayı başarmıştır.
Kim bu modele sahip çıktı ise, dünya liderliğine yelken açmıştır.
Dolayısıyla bugün ülkemizde asıl konuşulması ve her gün tartışılması gereken konu, Haydar Baş'ın bu çözüm dolu harika modeli değil midir?
Daha ne olmasını bekliyoruz!?
Neden iktidar olmak için, illaki ABD'den icazet almak gibi tuhaf ve utanç verici bir tercihte bulunuyoruz?
Biz Türk değil miyiz?
Türkler ne zaman başkalarına bağımlı oldu ve yaşadı?
Ne zaman başkalarından emir aldı?
Osmanlı dışa bağımlı oldu ve emir aldı bu doğrudur.
Peki ya sonuç ne oldu?
Allah bu aziz milletin içinde eşsiz bir önder çıkartarak, yeniden tam bağımsızlığımızı elde ettik.
Atatürk'ün gösterdiği yoldan gitmez ve Haydar Baş'ın dünyayı aydınlatan modelini hayata geçirmezsek ne olur biliyor musunuz?
Tekrar Osmanlı'nın son dönemlerinde yaşadığı kaderi yaşarız.
Hatta o kaderi bile mumla ararız!
Hacı Gaydan / diğer yazıları
- Uyan Türk milleti soyulan sensin! / 02.10.2026
- Eşsiz önderimiz Atatürk diyor ki / 23.09.2026
- Türkler Anadolu’ya 1071’de geldi yalanı! / 22.09.2026
- Kozinoğlu ‘ŞEHİT’ edilmeden uyarmıştı: “Ülke intihar ediyor” / 15.09.2026
- “Kürtlerin annesi” / 14.09.2026
- Türkiye-Pakistan-S.Arabistan Paktı’na farklı bir bakış açısı / 17.08.2026
- ABD dolar saltanatını kaybettiği için savaşıyor / 15.08.2026
- Federasyon ufukta değil, kapıda! / 14.08.2026
- Türkler Osmanlı'da hamaldı / 13.08.2026
- 10 Ağustos 1920 Sevr / 10 Ağustos 2026 çerçeve yasa / 12.08.2026
- Eşsiz önderimiz Atatürk diyor ki / 23.09.2026
- Türkler Anadolu’ya 1071’de geldi yalanı! / 22.09.2026
- Kozinoğlu ‘ŞEHİT’ edilmeden uyarmıştı: “Ülke intihar ediyor” / 15.09.2026
- “Kürtlerin annesi” / 14.09.2026
- Türkiye-Pakistan-S.Arabistan Paktı’na farklı bir bakış açısı / 17.08.2026
- ABD dolar saltanatını kaybettiği için savaşıyor / 15.08.2026
- Federasyon ufukta değil, kapıda! / 14.08.2026
- Türkler Osmanlı'da hamaldı / 13.08.2026
- 10 Ağustos 1920 Sevr / 10 Ağustos 2026 çerçeve yasa / 12.08.2026


























































