logo
25 MART 2026

Uzungöl eski haline dönüştürülecek

Dünyaca ünlü turizm merkezi Uzungöl'ün eski haline dönüştürülmesi için göl etrafında rehabilatasyon ve iyileştirme çalışmaları başlıyor

18.11.2020 13:05:00
Uzungöl eski haline dönüştürülecek
Uzungöl eski haline dönüştürülecek
Trabzon'un Çaykara ilçesine bağlı doğal güzellikleri ile dünyaca ünlü Uzungöl'ün eski görünümüne kavuşması için hazırlanan çalışma başlıyor. Çam ağaçları ve yeşilin binbir tonunu barındıran örtüsüyle dünyaca ünlü turizm merkezi haline gelen Uzungöl son yıllarda kaçak yapılaşması nedeniyle tepki çekmesiyle ardından yetkililer harekete geçti. Yoğun yapılaşma nedeniyle eski görünümünden uzaklaşan Uzungöl için göl etrafında rehabilatasyon ve iyileştirme çalışması yapılacak. 2 etaptan oluşacak projeyle gölün etrafındaki yürüyüş alanları ve kaldırımlar yenilenecek. Binlerce yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği turizm merkezinde ziyaretçiler bu projeyle rahatça dolaşabilecek. Gölü n etrafının bütünüyle açılmasını kapsayan projenin 2. etabında gölün çevresindeki yapılar yıkılacak. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yürütülen projeyle Uzungöl'ün 2021 sezonuna yetiştirilmesi planlanıyor.



Mısır tarlasından turizm merkezine

40 yıl önce bir mısır tarlasını andıran, bugün ise dünyaca bir ünlü turizm merkezi haline gelen Uzungöl için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hazırlanan proje hayata geçirilecek. Özellikle Körfez ülkelerinden gelen turistlerin yoğun ilgi gösterdiği Uzungöl'de bakanlığın destekleriyle toplam 12 milyon TL'lik üstyapı çalışması gerçekleştirilecek. Eskiyen yol, kaldırım, tretuvar, peyzaj, ışıklandırma gibi alanların onarılacağı çalışmalarda otopark projesi de hazırlanıyor. Özellikle yaz aylarında binlerce kişinin ziyaret etmesiyle yoğun trafiğin yaşandığı Uzungöl'de giriş ve çıkışlarda yapılacak otopark ile trafik sorununun da ortadan kaldırılması hedefleniyor. Dik yamaçları, muhteşem orman örtüsü, vadinin ortasında bulunan ve yamaçlardan düşen kayaların Haldizen Deresi'nin önünü kapatmasıyla oluşmuş doğal göl görüntüsünü eski haline getirmek için başlayacak proje ile turizm potansiyeli attırılacak.

Kaçak yapılar yıkıldı

Yaklaşık bin 650 hektar alan üzerine kurulu, 1989 yılında milli park ilan edilen ve 2003 yılında da yaklaşık 30 bin hektara varan özel çevre koruma bölgesi ilan edilen Uzungöl, son yıllarda çarpık yapılaşmasıyla ön plana çıkıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Uzungöl'ü tıpkı Rize'nin Ayder Yaylası gibi çarpık ve çirkin yapılaşmasından kötü bir örneği olarak göstermiş, gereken tedbirlerin alınmasını istemişti. Bunun üzerine harekete geçen Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Uzungöl'de de gerekli incelemelerini tamamlayarak kaçak yapıların yıkımı için karar vermişti. İmara aykırı olduğu tespit edilen kaçak yapılardan bazıları tamamen yıkılmış bazılarında ise kat eksiltilmesine gidilmişti. 23 Aralık 2019 tarihinde gerçekleşen yıkımlarda vatandaşlar ve güvenlik güçleri arasında gerginlik yaşanmıştı.



Uzungöl'de iki ayrı çalışma yapılacak

Özellikle Körfez ülkelerinden gelen turistlerin yoğun ilgi gösterdiği Uzungöl'de iki ayrı çalışma yapılacak. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından tahsis edilen bir alan belediye tarafından yönetilecek. 'Park Uzungöl' ismi verilen alanda kafeterya ve park genelinin onarım tadilatını gerçekleştirilecek. Yemyeşil bir alanda insanların rahatça vakit geçirebilmeleri için bir alan oluşturulurken, projenin ikinci etabında ise göl etrafında rehabilitasyon ve iyileştirme çalışmaları yapılacak. Gölün etrafındaki yürüyüş alanları ve kaldırımların bütünüyle yenileneceği projede vatandaşların rahatlıkla dolaşmaları sağlanacak. Göl çevresindeki bazı yapılarında yıkılacağı proje ile gölün etrafı açılarak eski görünümüne getirilmesi amaçlanıyor.



Bakan Kurum: 'Uzungöl dünya markası haline getirilecek'

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, geçtiğimiz aylarda Trabzon'u ziyaret ederek Uzungöl'ün dünya markası haline getirileceğini belirtmişti. Uzungöl'deki kaçak yapıların yıkımının gerçekleştirildiğini belirten Bakan Kurum, 'Ülkemize gelen herkesin gelip görmek istediği bir Uzungöl'ümüz var. Bu çerçevede hem kaçak yapılaşmayla mücadele hem de Uzungöl'deki, Ayder'imizdeki, Türkiye'mizdeki doğal olan güzel olan korunması gereken tüm alanları korumaya gayret gösteriyoruz. Bu çerçevede valiliğimizle birlikte kaçak yapılarla mücadele kapsamında yapıların yıkımını gerçekleştirdik. Uzungöl'ün merkezinde bir dönüşüm projesine başladık. Diğer taraftan Uzungöl'deki kaldırımların, sokakların aydınlatmalarının iyileştirilmesi kapsamında tıpkı Ayder'de olduğu gibi Uzungölümüzde de bir proje yürütüyoruz. İnşallah orada giden vatandaşlarımız orada huzurlu bir şekilde vakit geçireceği sosyal alanların, yürüyüş alanlarının içinde olduğu projeyi Büyükşehir Belediyemizle İller Bankanı Genel Müdürlüğümüz yürütüyorlar. Bu çerçevede ilk etapta yaklaşık 3 milyon lira bedelli bir projeyi başlatıyoruz. Haziran ayı içerisinde ihalesi gerçekleşecek Temmuz ayı içerisinde de hızlı bir şekilde imalatlara başlayacağız. İkinci etabını da inşallah yıl bitmeden yine Tabiat Varlıkları Genel Müdürlüğümüzün hazırladığı bakanlığımızın bünyesindeki projeyi de ihalesini gerçekleştireceğiz. Oraya hem maddi anlamda hem de teknik anlamda her türlü desteği verip Uzungölümüzü dünya markası haline getirecek projeleri adımları da inşallah yapıyor olacağız" ifadelerini kullanmıştı.İHA

Galatasaraylı futbolcu Metehan Baltacı hakkında tahliye kararı

Galatasaraylı futbolcu Metehan Baltacı, bahis ve şike iddiasıyla 13 yıla kadar hapis talebiyle hakim karşısına çıktı. Mahkeme, Baltacı'nın ilk duruşmada tahliyesine karar verdi. Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk kararın ardından yaptığı açıklamada, "Tahliye oldu, hepimiz çok mutluyuz" dedi

25.03.2026 14:35:00
İHA
Galatasaraylı futbolcu Metehan Baltacı hakkında tahliye kararı
Galatasaraylı futbolcu Metehan Baltacı hakkında tahliye kararı
Galatasaraylı futbolcu Metehan Baltacı'nın, bahis ve şike iddialarıyla 13 yıla kadar hapis talebiyle yargılanmasına başlandı. İstanbul 3.Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada tutuklu sanık Metehan Baltacı ve taraf avukatları hazır bulundu. Duruşmaya Baltacı'ya destek için Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, futbolcular Kazım Karataş, Doğan Alemdar ve Bertuğ Yıldırım da izleyici olarak katıldı.

Sanık avukatları müvekkilinin mahkemeden tahliyesini ve beraatını istedi

Duruşmada görüşü sorulan Cumhuriyet Savcısı, dosyanın esasa ilişkin mütalaa hazırlanması için tarafına gönderilmesine ve sanık Baltacı'nın tutuklulukta geçirdiği süreyi de dikkate alarak tahliyesine karar vermesini talep etti.

İlk duruşmada tahliye kararı

Ara kararını açıklayan mahkeme, sanık Metehan Baltacı'nın tutuklulukta geçirdiği süreyi de dikkate alarak tahliyesine karar verdi. Mahkeme, dosyanın mütalaasını hazırlaması için Cumhuriyet Savcısı'na gönderilmesine de hükmederek duruşmayı 12 Haziran tarihine erteledi. Duruşmanın ardından Okan Buruk, "Tahliye oldu, hepimiz çok mutluyuz" dedi.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede, şüpheli Metehan Baltacı'nın 'bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılığa teşebbüs' ve 'şike ve teşvik primi' suçlarından 4 yıldan 13 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.

7 işçinin öldüğü faciada fabrika sahibinin diğer oğlu da hakim karşısında: "Kalbim ağrıyor"

Kocaeli'nin Dilovası ilçesinde 7 kişinin hayatını kaybettiği fabrika yangınına ilişkin yargılanan sanıklardan, fabrika sahibi Kurtuluş Oransal'ın oğlu Altay Ali Oransal da, fabrikanın asıl yöneticisinin ölen babası Kurtuluş Oransal olduğunu, şirketin sadece kağıt üzerinde kendilerine ait olduğunu öne sürdü. Avukatların, fabrikadaki iş güvenliği eksikliklerini hatırlatarak, "Makine mühendisisiniz, çıplak gözle görülebilecek bu eksiklikleri görmediniz mi, kör müydünüz" şeklindeki sorusuna sanık Oransal, "Makine mühendisiyim ancak o alanda hiç çalışmadım" yanıtını verdi. Yine avukatların 7 işçinin acı ölümünü hatırlatıp vicdan azabı çekip çekmediğini sorduğu sanık Altay Ali Oransal, kendisinin de acılı olduğunu söyleyerek, "Ben de babamı kaybettim, tabii ki kalbim ağrıyor" ifadelerini kullandı

25.03.2026 14:14:00 / Güncelleme: 25.03.2026 14:20:28
İHA
7 işçinin öldüğü faciada fabrika sahibinin diğer oğlu da hakim karşısında: "Kalbim ağrıyor"
7 işçinin öldüğü faciada fabrika sahibinin diğer oğlu da hakim karşısında: "Kalbim ağrıyor"
Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi'nde yapılan duruşmanın ikinci gün oturumunda savunması alınan tutuklu sanıklardan Ravive Kozmetik'in resmi yetkilisi Altay Ali Oransal (35), hayatını kaybedenlerin yakınlarına Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dileyerek savunmasına başladı. Babası Kurtuluş Oransal'ın tutuklu bulunduğu cezaevinde kalp krizi geçirerek vefat ettiğini hatırlatan Oransal, "Ben de sorumluların cezalandırılmasını istiyorum" dedi.

Makine mühendisliği bölümü mezunu olduğunu söyleyen Oransal, "Annem ve babam boşandıktan sonra kardeşimle annemle kalmaya başladık. Web sitesi üzerinden e-ticarete atıldık. Babam borçları olduğunu söyledi. Kendine ufak bir yer açmak istedi ve borç para istedi. Borcu sebebiyle adına şirket kuramıyordu. Pandemide yaşanan kolonyaya olan ihtiyaç sebebiyle kârlı olacağını düşündük ve borç para verdik. Adımıza şirketi açtı" dedi.



"Ben senede birkaç kez gittiğim Ravive'den gelir elde etmedim"

Patlamanın yaşandığı Ravive isimli fabrikayı çok az ziyaret ettiğini ve söz konusu işletmeden para almadığını iddia eden eden Altay Ali Oransal, "Geçimimizi krem markamızdan sağlıyorduk. Kadınlar tarafından çok tercih edilen markamızdır. Shauran da Fransa'da üretilen markamızdır. Biz gelirimizi bu iki markadan sağlıyorduk. Ben senede birkaç kez gittiğim Ravive'den gelir elde etmedim. Yöneticilik veya başka bir ilişkim yoktur. Fabrikaya son 6 ayda 1veya 2 kez gitmişimdir. Buranın denetlenmesini veya üretimini yapmış değilim" diye konuştu.

"Hiç gitmediğim fabrikada nasıl talimat verebilirim"

Sanık Oransal, savunmasına şöyle devam etti:
"Tuncay Yıldız'ı (fabrikanın vefat eden çalışanı) hayatımda birkaç kez aradım. Babamdan sonra fabrikada en etkili kişidir. Gülhan Bendi'yi (çalışan) simaen bilirim. Kendisine hiç talimat vermedim. Talimat verdiğim iddiası yalandır. Hiç gitmediğim fabrikada nasıl talimat verebilirim' Gülhan Bendi, WhatsApp gruplarında talimat veriyormuş, fabrikadaki sorumlu kişilerden biridir. İfadesi ile sorumluluğu üzerinden atmaktadır."

"Yanımda pasaportum varken kaçmadım"

Olay günü yaşananları da anlatan Oransal, "Olay günü kardeşim beni aradı ve patlama olduğunu söyledi. İkinci arayışında can güvenliğimizin olmadığını, avukatın da il dışına çıkmamız gerektiğini söylediğini aktardı. Ravive'de hiçbir yetkim yoktur. Fiili yöneticisi Kurtuluş Oransal'dır. 5 aydır tutukluyum, hiçbir kusurum ve kastım yoktur. O gün kaçabilecek şansım varken, sınıra 1,5 kilometre uzaklıktayken ve yanımda pasaportum varken kaçmadım. Çünkü olayda sorumluluğum olmadığını düşünüyorum. Serbest bırakılmayı talep ediyorum. Olay günü kardeşim beni aldı ve dayımın fabrikasına gittik. Oradan da eve geçtik. Güvenli bir eve gittik. Tekirdağ'a gitmeden önce Gökberk kardeşimin dizüstü bilgisayarını ofisten alıp kendisine getirmiş."

"Biz hammaddeyi veriyorduk"

Markalarına ait jel kremin Ravive'de üretildiğini söyleyen Oransal, "Markamız, Ravive dışında başka yerde de üretiliyordu. Sadece markamıza ait jel krem Ravive'de üretiliyordu. Ravive'de üretilen markamızın denetimini kim yapıyordu bilmiyorum. Biz hammaddeyi veriyorduk" şeklinde konuştu.

"Ravive'deki kişilerin sigortasız olduğuna dair bilgim yok"

Sanık Altay Ali Oransal, Ravive'deki tüm işleyişin babasına ait olduğunu öne sürerek, "Ravive'deki tüm gelir ve giderler babama aitti. Ravive'nin hem eski hem de yeni yeriyle ilgili bilgim yok. Taşınma olayıyla ilgili bilgim yok. Üretim kısmıyla ilgili de söz sahibi ve müdahale hakkına sahip değilim. Ravive'deki depoda kardeşimle olan markamıza ait patlama anında stoklanmış olan ürün olup olmadığını bilmiyorum. Bir yazılım şirketim vardı. Yazılım bilgimden dolayı açtık ancak beceremedik. Sonra Gökberk'e ve Aleyna'ya devrettik. Başakşehir'deki ofisimizde Gökberk göstermelik kiraladı. Gökberk'in ürünleri nereden temin ettiğini bilmiyorum ancak Ravive'de fason üretim yapıyordu. Ravive'ye müşteri bulma gibi bir durumum ve çabam olmadı. Hayatımın büyük bir kısmını markam olan Shauran'a adadım. Ravive'deki kişilerin sigortasız olduğuna dair bilgim yok. Ravive'de denetim, üretim veya yönetici pozisyonum yoktur. Fabrika ve üretimde olan her şey babama aitti, o ilgileniyordu. Benim veya kardeşimin ilgisi yoktur" ifadelerini kullandı.

"İsteseydim uçakla da gidebilirdim, evim havalimanına yakındır"

Yakalandıkları sırada üzerlerinde ele geçirilen 530 avro, 4 bin 350 dolar, 20 bin lira ve 2 pasaporta ilişkin mahkeme heyetinin sorusunu yanıtlayan sanık Oransal, söz konusu meblağın kardeşiyle kendisine ait toplam para olduğunu ifade etti. İşleri gereği sık sık yurt dışına çıktıkları için yanlarında sürekli döviz taşıdıklarını ve güvenlik sebebiyle banka kartlarının kapatıldığını öne süren Oransal, "Kaçma eylemi firari olan, kaçma ihtimali olan kişidir. Beni polis de aramadı. İsteseydim uçakla da gidebilirdim, evim havalimanına yakındır" şeklinde savunma yaptı.

"Babam gelir gideri hesaplayamayan biriydi"

Ayrıca, şirketin uzun yıllar neden kendi adlarına kayıtlı kaldığına yeniden açıklık getiren Oransal, babasının borç batağında olduğunu savunarak, "Babam borç batağındaydı. Ona yardımcı olmak sebebiyle şirketin kurulumunu kabul ettik. Babam gelir gideri hesaplayamayan biriydi. Babamın borçlarının bitmemesi sebebiyle uzun yıllar firmayı devredemedik. Ravive'den gelecek gelire ihtiyacım yok. Zaten iki markamızdan da gelirim vardı" dedi.

"Babamın böyle bir ifade verdiğine inanmıyorum"

Savunmasının ardından müşteki avukatlarının çapraz sorgusuna geçilen sanık Altay Ali Oransal'a, babası Kurtuluş Oransal'ın soruşturma aşamasında verdiği "Şirket oğullarımın yönetimindeydi" şeklindeki ifadesi hatırlatıldı. Bu beyana karşı çıkan sanık, "Babamın böyle bir ifade verdiğine inanmıyorum. Sadece kağıt üzerinde yönetim kurulunda göründüğüm için yargılanıyorum ancak olayda hiçbir sorumluluğum yoktur" diye konuştu.

"Kör müydünüz'" tepkisi

Müşteki avukatlarının fabrikadaki iş güvenliği ihlallerini hatırlatarak, "Bu risklerden haberdarsınız. Hem şirkette yetkilisiniz hem de kendi markanız Ravive firmasında üretiliyor. Neden denetlemediniz'" sorusunu yöneltmesi üzerine Oransal, "Benim üretim tecrübem yoktu. 25 yıldır bu sektörde olan babam orayı işletiyordu" savunmasını yaptı.

Bir avukatın, "Makine mühendisi olarak oradaki eksiklikleri çıplak gözle görebilecekken bunları görmediniz mi, kör müydünüz" şeklindeki sert tepkisine ise sanık, "Ben sadece makine mühendisliği bölümünden mezunum, o alanda hiç çalışmadım" yanıtını verdi.

Sanığa, savunmasında sıkça dile getirdiği "babasının borç batağında olduğu" yönündeki ifadeleri üzerinden borcun miktarı ve neden kendi markalarından elde ettikleri gelirle bu borcu kapatmadıkları da soruldu. Babasının ne kadar borcu olduğunu tam olarak bilmediğini ancak ortada ciddi bir rakam olduğunu öne süren sanık, babasının gelir-gider dengesinin sürekli inişli çıkışlı olduğunu belirtti.

Müşteki avukatlarının, vergi denetimi raporlarına yansıyan ve "kişisel borç" açıklamasıyla şahsına gönderilen 1 milyon 800 bin liralık para transferini sorması üzerine ise Oransal, "Bu gelen para ile ilgili hiçbir bilgim yok. Muhasebecinin yaptığı bir işlemdir" dedi.

"Ben de babamı kaybettim, kalbim ağrıyor"

Fabrikadaki yangın merdiveni eksikliği ve yangın denetimlerine ilişkin sorular üzerine de bilgisi olmadığını savunan sanık, "Babamın fason kolonya dolumu yaptığından haberim vardı ancak babam kolonya üretimi yapmadı. Sadece fason dolum hizmeti veriyordu" ifadelerini kullandı.

Son olarak müşteki avukatlarının, "Olayda 7 kişi hayatını kaybetti. Hiç vicdan azabı duymuyor musunuz'" şeklindeki sorusuna sanık Oransal, "Ben de babamı kaybettim. Tabii ki kalbim ağrıyor" şeklinde karşılık verdi.

Altay Ali Oransal'ın savunmasının ardından duruşmaya ara verildi.

Ne olmuştu?

Olay, 8 Kasım 2025 tarihinde Dilovası Mimar Sinan Mahallesi Mimar Sinan Caddesi'ndeki Ravive Kozmetik'te meydana geldi. Tesiste çıkan yangında Hanım Gülek (65), Esma Dikan (65), Şengül Yılmaz (55), Tuncay Yıldız (48), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (17) ile Cansu Esatoğlu (16) hayatını kaybetmişti.

Soruşturma kapsamında hazırlanan ve Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesince delil yetersizliği gerekçesiyle iade edilen ilk iddianame, eksikliklerin giderilmesinin ardından yeniden revize haliyle kabul edilmişti. Ayrıca, fabrika sahibi Kurtuluş Oransal ise tutuklu bulunduğu cezaevinde kalp krizi geçirerek hayatını kaybetmişti.

İstenen cezalar

İddianamede, kozmetik firması yetkilileri tutuklu sanıkları İsmail Oransal ile abisi Altay Ali Oransal, ortak üretim yaptığı öne sürülen kozmetik firmasının tutuklu yetkilileri Aleyna Oransal ve Gökberk Güngör hakkında 'olası kastla öldürme' suçundan 7'şer kez müebbet, 'nitelikli mala zarar verme' suçundan ise 3'er kez 6 aydan 4 yıla kadar hapis cezası istenmişti.
İddianamede, fabrikaya iş sağlığı ve güvenliği hizmeti veren firmanın işletmecisi Ümit Ç., sorumlu müdürü Ünal A., iş güvenliği uzmanları Muhammet D. ile Seyfullah Ç., fabrika binasının eski sahibi Güven D., binayı satın alan şirketin yetkilileri Caner Özgür Y., Özcan Y. ve Özkan Y.'nin 'bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma' suçundan 2 yıl 8 aydan 22'şer yıl 6'şar aya kadar hapis talep edilmişti. Ayrıca Oransal kardeşlerin dayısı Ali Osman A., Onay Y., Ömer A. ve Abdurrahman B.'nin ise 'suçluyu kayırma' suçundan 6 aydan 5'er yıla kadar hapsi istenmişti.

İstanbul'da 122 tabanca ele geçirildi

İstanbul'da kaçak silah operasyonu: 2 av tüfeği ve 122 tabanca ele geçirildi

25.03.2026 10:54:00
İhlas Haber Ajansı
İstanbul'da 122 tabanca ele geçirildi
İstanbul'da 122 tabanca ele geçirildi
İstanbul'un Sancaktepe ilçesinde yasadışı silah kaçakçılarına yönelik bir araca ve eve yapılan operasyonda, 2 av tüfeği, 122 kurusıkıdan çevirme tabanca ve bu silahlara ait 350 mermi ile çok sayıda silah parçası ele geçirildi. Silah ve mühimmatlar ile bağlantılı 2 şüpheli gözaltına alındı.

Emniyet kaynaklarına dayanan bilgilere göre, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri ile İstihbarat Şube Müdürlüğü birimleri, araçlarla Sancaktepe ve Kartal ilçelerine kaçak silah sevkiyatının yapılacağı bilgisi üzerine harekete geçti.



Savcılık tarafından alınan izinle bir kapalı kasa bir minibüsü Sancaktepe ilçesi İnönü Mahallesi civarında yakın takibe alan Organize Polisi, silah sevkiyatı olacağı yönünde elde edilen istihbari bilgiler neticesinde bir süre sonra aracın önünü keserek durdurdu.

Sancaktepe ilçesi İnönü Mahallesi'nde sokak içerisinde durdurulan araçtaki 2 kişi gözaltına alındı. ve sonrasında bir ikamette yapılan aramalarda toplamda, kurusıkıdan çevirme 122 tabanca, 2 av tüfeği, bu silahlara ait 350 mermi, 12 sürgü, 44 gövde, 100 namlu ve muhtelif sayıda silah parçası ele eğitildi.

Olayla bağlantılı oldukları iddiasıyla gözaltına alınan 2 şüpheli, sorgulanmak üzere Organize Suçlarla Mücadele Şubesine götürüldü. Zanlılar ile ilgili yürütülen tahkikat işlemleri devam ediyor.

Uyuşturucu operasyonunda yeni dalga: Çok sayıda ünlü isime gözaltı kararı

Ünlülere yönelik uyuşturucu operasyonu kapsamında İstanbul Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince eski Beşiktaş Başkanı ve İş İnsanı Fikret Orman gözaltına alındı. Soruşturma da Burak Elmas, Hakan Sabancı, Hande Erçel, Güzide Duran, Didem Soydan, Kerim Sabancı hakkında da gözaltı kararı olduğu öğrenildi

25.03.2026 03:20:00 / Güncelleme: 25.03.2026 07:08:50
Haber Merkezi
Uyuşturucu operasyonunda yeni dalga: Çok sayıda ünlü isime gözaltı kararı
Uyuşturucu operasyonunda yeni dalga: Çok sayıda ünlü isime gözaltı kararı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ünlülere yönelik yürüttüğü "uyuşturucu" soruşturması kapsamında Fikret Orman gözaltına alındı.

Aynı soruşturma kapsamında Burak Elmas, Hakan Sabancı, Hande Erçel, Güzide Duran, Didem Soydan, Kerim Sabancı hakkında gözaltı kararı verildi.


Gözaltına alınan bazı isimler sağlık kontrolünden geçirildi



Uyuşturucu soruşturması kapsamında son dalga operasyonunda gözaltına alınan isimlerden Burak Elmas ve Didem Soydan sağlık kontrolünden geçirildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen uyuşturucu soruşturmasının son dalgası kapsamında Narkotik Şube ekiplerince gözaltına alınan Galatasaray Eski Başkanı Burak Elmas ve oyuncu Didem Soydan sağlık kontrolünden geçirilmek üzere Kanuni Sultan Süleyman Hastanesi'ne getirildi.

Sağlık kontrolünün ardından gözaltına alınan isimler işlemlerinin yapılması için İstanbul Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'ne götürüldü.
 




Fikret Orman gözaltına alındı


İstanbul'daki uyuşturucu ve fuhuş soruşturmasında iş insanı Fikret Orman gözaltına alındı.
 
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca "uyuşturucu madde imal ve ticareti", "uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırmak için özel yer, donanım veya malzeme sağlayan ve kullananların yakalanmalarını zorlaştıracak önlemler almak", "kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak", "uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak", "fuhşa teşvik ve aracılık etmek" suçlarından yürütülen soruşturmalar sürüyor.
 
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, soruşturma kapsamında Fikret Orman'ı gözaltına aldı.
 
Orman, işlemleri için emniyete götürüldü. 

İstanbul ve Yalova'da DEAŞ operasyonu: 9 gözaltı

24.03.2026 10:38:00
İhlas Haber Ajansı
İstanbul ve Yalova'da DEAŞ operasyonu: 9 gözaltı
İstanbul ve Yalova'da DEAŞ operasyonu: 9 gözaltı
İstanbul ve Yalova'da küresel terör örgütü DEAŞ'a yönelik düzenlenen operasyonda, çatışma bölgelerinde örgüt adına faaliyet yürüten teröristlerin ailelerine para aktarmakla suçlanan 9 şüpheli yakalandı.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, bu sabah erken saatlerde İstanbul ve Yalova'daki belirlenen adreslere baskınlar düzenledi.



Adreslerde yapılan aramalarda çok sayıda dijital materyal, örgütsel doküman ve para transferlerini belgeleyen kayıtlara el konuldu.
Gözaltına alınan 9 zanlı, ifadeleri alınmak üzere emniyet müdürlüğüne götürüldü.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturmada, şüphelilerin çatışma bölgelerinde örgüt adına faaliyet yürüten kişilerin ailelerine para aktardığı tespit edildi.

Kocaeli'de 7 kişinin öldüğü fabrika yangını davası başladı

Kocaeli'nin Dilovası ilçesinde parfüm dolum tesisinde çıkan ve 7 kişinin hayatını kaybettiği yangına ilişkin 16 sanığın yargılandığı davanın ilk duruşması, Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi'nde başladı

24.03.2026 10:34:00 / Güncelleme: 24.03.2026 19:15:33
İHA
Kocaeli'de 7 kişinin öldüğü fabrika yangını davası başladı
Kocaeli'de 7 kişinin öldüğü fabrika yangını davası başladı
Olay, 8 Kasım 2025 tarihinde Dilovası Mimar Sinan Mahallesi Mimar Sinan Caddesi'ndeki bir parfüm dolum tesisinde meydana geldi. Tesiste çıkan yangında Hanım Gülek (65), Esma Dikan (65), Şengül Yılmaz (55), Tuncay Yıldız (48), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (17) ile Cansu Esatoğlu (16) hayatını kaybetti.



Soruşturma kapsamında hazırlanan ve Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesince delil yetersizliği gerekçesiyle iade edilen ilk iddianame, eksikliklerin giderilmesinin ardından kabul edildi.



Tutuklu şüpheliler İsmail Oransal, Altay Ali Oransal, Aleyna Oransal, Gökberk Güngör, Ali Osman Altay, Onay Yürüklü, Ünal Aslan, Güven Demirbaş ve tutuksuz sanık Ömer Aktan ile soruşturma sürecinde cezaevinde geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybeden Kurtuluş Oransal'ın da aralarında bulunduğu 16 kişi hakkında dava açıldı.



7 kişinin öldüğü fabrika yangınına ilişkin ilk duruşma bugün başladı. Taraf sayısının fazlalığı nedeniyle adliyedeki duruşma salonlarının kapasitesinin yetersiz kalacağından yargılama, Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi'ndeki 250 kişi kapasiteli duruşma salonunda gerçekleştiriliyor.

Nevruz etkinliğinde terör örgütü pankartı açtılar: 6 gözaltı

Diyarbakır'da düzenlenen Nevruz etkinlikleri sırasında örgüt mensuplarının fotoğrafının olduğu pankart açan 6 kişiye gözaltı

24.03.2026 03:37:00
İHA
Nevruz etkinliğinde terör örgütü pankartı açtılar: 6 gözaltı
Nevruz etkinliğinde terör örgütü pankartı açtılar: 6 gözaltı
Diyarbakır'da düzenlenen Nevruz etkinlikleri sırasında, geçmiş yıllarda Türkiye'de gerçekleştirilen terör saldırılarına karışan örgüt mensuplarına ait fotoğrafların yer aldığı pankartı açtıkları tespit edilen 6 şahsa yönelik eş zamanlı operasyon gerçekleştirildiği Emniyet Genel Müdürlüğü'nün sosyal medya hesabından paylaşıldı.

Paylaşımda, operasyon kapsamında şahısların tamamının yakalanarak gözaltına alındığı belirtildi.

Şekerin vücuda 6 ciddi zararı


Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, şekerli besinlerin neden tüketilmemesi gerektiğini, vücuda çok önemli zararlarını anlattı.

24.03.2026 00:10:00
MURAT ÇORBACI
 Şekerin vücuda 6 ciddi zararı
 Şekerin vücuda 6 ciddi zararı

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), günlük enerji gereksiniminin ortalama yaklaşık 10'unun şekerden alınabileceğini ancak uzun vadeli hedefin yüzde 5 ve altı olduğunu vurgulamakta. Örneğin enerji gereksinimi 2000 kalori olan bir birey, günde maksimum 200 kalorisini basit şekerden alabilir ki bu da ortalama bir küçük porsiyon tatlıya eşit. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, şekerli besinlerin neden tüketilmemesi gerektiğini, vücuda çok önemli zararlarını anlattı.

Kalp ve damar hastalıklarına yol açıyor

Aşırı şeker tüketimi nedeniyle karaciğerde trigliserid adı verilen yağ asitleri artarak, damar duvarlarında birikmeye başlar. Zamanla damar yapısı bozulup damar sertliği ve diğer kalp hastalıklarına yol açar. Artan şeker tüketimiyle karın çevresi yağlanması ve bel çevresinin artması kalp hastalıkları açısından önemli diğer risk faktörlerindendir. Bu nedenle şeker ve tatlı tüketimini azaltıp, kalp ve damar sağlığı için yeşil yapraklı sebzeler başta olmak üzere, sebze, meyve, çiğ kuruyemiş vb liften zengin gıdalara beslenmede yer vermek gerekir.

İnsülin direnci ve Tip-2 diyabet riskini artırır

Şeker gibi basit karbonhidratlar yedikten sonra kana çok hızlı karışarak kan şekerini hızla yükseltir. Bu nedenle, vücudun, kan şekeri metabolizmasını düzenleyen hormonlardan biri olan insüline verdiği cevap bozularak insülin direncinin oluşmasına ve tip-2 diyabet riskinin artmasına yol açar. Özellikle ailede diyabet öyküsü olanlar şeker ve tatlıyı sınırlandırmalıdır. Eğer son zamanlarda fazla şeker tüketiyor, tatlı yeme isteğinizin arttığını düşünüyorsanız mutlaka bir hekim ile görüşüp insülin direnci ve diyabet ile ilgili kontrollerinizi yaptırmalısınız.

Karaciğer yağlanmasına neden olur

Son zamanlarda alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması gençlerde de yaygınlaşıyor. Bunun öncelikli nedenlerinin başında; basit şeker, hazır paketli ürünler ve tatlılarda kullanılan fruktoz şurubu tüketiminin artması geliyor. Sofra şekeri ve yüksek fruktoz büyük ölçüde karaciğerde işlenir ve fazla tüketildiğinde karaciğer bu enerjiyi yağa dönüştürür. Karaciğer yağlanmasının artması sağlığı olumsuz etkiler. Tüketim sıklığına ve porsiyonlara dikkat etmek, işlenmiş ve etiket bilgisinde fruktoz şurubu içeren gıdalardan uzak durmak gerekir.

Obeziteye zemin hazırlar

Yüksek şeker içeren besinler; kalorisi yüksek ve karbonhidrat ağırlıklı olup, vücut için gerekli vitamin-minerallerden ise oldukça fakirdir. Genellikle protein ve liften düşük oldukları için sık acıkmanıza, kan şekeri dengesizliği nedeniyle sürekle tatlı tüketme isteğinizin artmasına yol açar. Bu da kişiyi bitmeyen bir kısır döngüye sokarak, gün içerisinde alınan toplam kalori miktarının artmasına, kilo artışına ve uzun vadede obeziteye zemin hazırlar.

Diş çürüklerini artırır

Şeker tüketimi diş minesinin zarar görmesine, çürüklere ve buna bağlı diş kayıplarına neden olurken ağız sağlığını da olumsuz etkiler. Şekerli besin tükettikten sonra ise mutlaka dişleri fırçalamak gerekir.

Bağımlılık yaratır

Yüksek miktarda şeker tüketimi hem metabolik hem de nörobiyolojik süreçleri etkiler. Hızlı emildiği için kan şekerinde ani yükselmelere ve ardından hızlı düşüşlere neden olarak yeniden tatlı, şekerli gıda tüketme isteğine yol açar. Aynı zamanda beynin ödül merkezinde dopamin salınımını artırarak kısa süreli haz duygusu ve buna bağlı daha fazla tüketme isteğine sebep olur. Bu nedenle şeker ve tatlının ödül yerine tüketilmemesi haz duygusu ile örtüşmemesi açısından önemlidir.

Horlamaya çare yok mu?


 
 
Vücudun gece boyunca yeterince nefes alamadığını haber veren bir alarm sistemi olan horlama, sosyal bir sorun olmasının dışında, kişinin kendi sağlığı için de ciddi bir risk göstergesi olabiliyor. Peki ya çaresi?

23.03.2026 23:28:00
MURAT ÇORBACI
Horlamaya çare yok mu?
Horlamaya çare yok mu?

Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Zerrin Boyacı, bu nedenle alarmı susturmak değil, neden çaldığını araştırmak gerektiğini belirterek, "Horlama normal bir durum değildir. Her horlayan kişide ciddi bir hastalık olmayabilir; ancak hayati risk taşıyan her uyku apnesi hastalığı önce horlama ile başlar. Dolayısıyla, horlamayı basit bir ses problemi olarak görmek yerine, bir sağlık sinyali olarak değerlendirmek gerekmektedir" dedi.

Eskiden  daha çok orta yaş ve üzeri bireylerde görülen horlamaya artık 20'li yaş grubunda da sık rastlandığına işaret eden Doç. Dr. Zerrin Boyacı, gençlerde artış gösteren obezitenin bu durumun en önemli nedenleri arasında yer aldığını vurgulayarak, "Bilgisayar başında uzun süreli oturma, düzensiz uyku alışkanlıkları, fast food ve şeker içeren yiyeceklerle beslenme ve buna bağlı kilo artışı gençlerde horlama riskini artırmaktadır. Özellikle boyun çevresindeki yağ dokusu arttıkça üst solunum yolu daralmakta ve horlama ortaya çıkmaktadır" şeklinde konuştu.

Modern yaşamla birlikte giderek artıyor

Horlama; uyku sırasında üst solunum yolundaki dokuların daralma veya gevşeme nedeniyle titreşmeleri sonucu ortaya çıkan ses olarak tanımlanıyor. Dünya genelinde erişkin nüfusun yaklaşık yüzde 30–40'ında zaman zaman horlama görülürken, düzenli ve kronik horlama oranı yüzde 20 civarında seyrediyor. Horlamanın görülme sıklığı ileri yaşlarda giderek artıyor. Öyle ki 30 yaş altı erkeklerde yüzde 10 oranında rastlanırken, 60 yaş üzerinde bu oran yüzde 60'a yükseliyor. Erkeklerde daha sık görülmekle birlikte, menopoz sonrası kadınlarda oran belirgin şekilde artıyor. Türkiye'de de benzer rakamlar söz konusu. Ayrıca, son yıllarda hem dünyada hem ülkemizde horlama sıklığında artış gözlendiği belirtiliyor. Bu yükselmenin en önemli nedenleri arasında; obezite, hareketsiz yaşam tarzı, uyku düzensizliği, stres, alerjik hastalıklar ve sigara kullanımındaki artış gösteriliyor.

Horlamanın başlıca nedenleri

Doç. Dr. Zerrin Boyacı, kişinin aile ve sosyal hayatında önemli sorunlar oluşturabilen horlamaya yol açan etkenleri şöyle özetliyor:
Obezite: İdeal kilonun yüzde 15 daha fazlasına sahip olan kişilerde horlama riski artmaktadır. Bunun nedeni ise boyun çevresindeki yağlanmanın üst solunum yolunu daraltması. Kadınlarda boyun çevresinin 38,10 cm'nin ve  erkeklerde 43,18 cm'nin üzerinde olması kritik değer olarak hesaplanmış.
Burun tıkanıklığı: Septum deviasyonu, konka hipertrofisi, burun çatısının darlığı gibi statik bozukluklar ile alerjik rinit, sinüzit ve polip gibi enflamatuar bozukluklar önemli sebeplerini oluşturmaktadır.
Büyük geniz eti ve bademcikler: Özellikle gençlerde hava yolunu daraltabilmektedir.
Alkol ve sigara kullanımı: Kas gevşemesi ve mukozal ödem artışına sebep olmaktadır.
Sırtüstü uyuma: Dil kökünün geriye düşmesine yol açabilmektedir.

Uyku apnesinin ilk sinyali olabiliyor!

Horlama ile beraber görülen ve gece ani ölümlere sebep olabilen uyku apnesi üst solunum yolunun tamamen kapanması sonucu oluşuyor.  Horlama genellikle masum nedenlerden kaynaklansa da yaşamsal risk taşıyan uyku apnesinin ilk sinyali olabiliyor! Özellikle gece nefes durmaları, sabahları yorgun uyanma, baş ağrısından yakınma, gün içinde uyku hali, dikkat ve konsantrasyon bozukluğu gibi sorunlardan biri bile horlamaya eşlik ediyorsa, zaman kaybetmeden hekime başvurmak yaşamsal önem taşıyor.

Uyku apnesi ani ölüme bile yol açabiliyor!

Uyku apnesinde erken tanı ve tedavi büyük önem taşıyor. Bunun nedeni ise uyku apnesinin; hipertansiyon, kalp ritim bozuklukları, kalp krizi, inme ve diyabet gibi ciddi sağlık sorunlarına, hatta gece ani ölüme bile  yol açabilmesi. Ayrıca, insülin direnci ve kilo artışıyla kısır döngü oluşabiliyor. Tedavi edilmemiş uyku apnesi olan bireylerde trafik kazası riski de 2–7 kat artıyor. Uzun süreli uyku apnesi aynı zamanda beyinde hasara neden olarak; hafıza problemleri ve erken bilişsel gerileme riskini de artırabiliyor. Doç. Dr. Zerrin Boyacı, erken değerlendirmenin olası ciddi komplikasyonların önlenmesinde kritik rol oynadığını aktarıyor.

Etkili ve kalıcı çözüm mümkün!

Erken teşhis, doğru tedavi ve yaşam tarzı değişiklikleriyle horlamanın büyük oranda kontrol altına alınabildiğini belirten Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Zerrin Boyacı, "Horlama kader değildir. Doğru değerlendirmeyle çoğu hastada etkili ve kalıcı çözümler mümkündür. Önemli olan, geceleri bu sesi duymazdan gelmemektir" diye konuşuyor. Tedavinin kişiye özel planlandığını ve altta yatan nedene göre şekillendirildiğini vurgulayan Doç. Dr. Zerrin Boyacı, "Basit işlemler arasında yer alan radyofrekans uygulamaları, lazer destekli işlemler ve kişiye özel burun ile ağız içi apareyler, yaygın olarak başvurulan yöntemlerdir" diyor.

Uyku apnesinde altın standart: CPAP maskesi!

Horlamaya uyku apnesi eşlik ediyorsa, tedavide altın standart yöntemin CPAP maskesi olduğunu ifade eden Doç. Dr. Zerrin Boyacı, bu tedavinin uyku sırasında hava yolunun açık kalmasını sağlayarak, solunum durmalarını önlediğini ve hastanın gece boyunca yeterli oksijen almasına yardımcı olduğunu belirtiyor. 

Cerrahi yöntem gündeme gelebiliyor

Özellikle ileri düzey ve yapısal sorunların eşlik ettiği tablolarda cerrahi seçenekler gündeme geliyor. Doç. Dr. Zerrin Boyacı, uyku apnesi olanlarda maske kullanmak istemeyenler için maksillofasyal ilerletme operasyonuna, yani çenenin öne alınması ameliyatına başvurulduğunu söyleyerek, şu bilgileri paylaşıyor: "Bu ameliyatın başarı oranı yüzde 97'ye kadar ulaşmaktadır. Bunun yanı sıra dil ve dil köküne yönelik cerrahiler ile yumuşak damağa yönelik cerrahi girişimler de horlamanın ve üst solunum yolu daralmasının giderilmesinde tercih edilen yöntemler arasında bulunmaktadır."

Zonguldak'ta hemşire spor yaparken öldü


 
 
Zonguldak'ta spor salonunda fenalaşan hemşire Eda Kerim Tekin (47) yaşamını yitirdi.

23.03.2026 23:19:00 / Güncelleme: 23.03.2026 23:22:32
Haber Merkezi/AA
 Zonguldak'ta hemşire spor yaparken öldü
 Zonguldak'ta hemşire spor yaparken öldü

Zonguldak'ta spor salonunda fenalaşan kadın yaşamını yitirdi. Türk Kızılay Zonguldak Şubesinde görevli hemşire Eda Kerim Tekin (47), Bahçelievler Mahallesi'ndeki bir spor salonunda antrenman yaptığı sırada fenalaştı.
İhbar üzerine salona gelen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından Tekin, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesine kaldırıldı.
Tekin, burada yapılan müdahaleye rağmen kurtarılamadı.

Türk Kızılay Zonguldak Şube Başkanı Kürşat Yağız, Tekin'in 21 yıldır Türk Kızılayına hizmet ettiğini belirterek, "Çok sevdiğimiz, iyi bir insandı. Allah'tan rahmet, ailesi ve sevenlerine baş sağlığı diliyorum" dedi.

Hemşire Tekin'in Bartın AK Tıp Merkezinde Fizik Tedav Uzmanı olarak görev yapan Dr. Yasin Tekin'in eşi olduğu öğrenildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.