Kırkından sonra azanın vay haline vay.
Rahman'a değil de şeytana kulak kabartarak
fıtratını bozanın vay haline vay.
Hak ile hakikat ile, hak ile hukuk ile, hak ile
adalet ile bağlarını çözenin vay haline vay.
Hesabı-kitabı, tartıyı-teraziyi, kıyameti-mahşeri
dikkate almadan yaşayıp zayıfı ve mazlumu
ezenin, yetimi-yoksulu ezenin, fakiri-fukarayı
ezenin vay haline vay.
Rüzgâr önündeki kuru ot yığını gibi, fırtınanın
önünde kül yığını gibi, başıboş, gayesiz idealsiz,
plansız-programsız rast gele gezenin vay haline
vay.
Kendi beş kuruşluk çıkarı için başkalarını beş yüz
liralık zarara sokarak, yaptığı her işte, çizdiği her
planda, söylediği her cümlede sürekli hile tarafını
seçerek, sürekli "kazanç bana zarar başkalarına"
esasına göre çalışarak aslında kendi eliyle kendi
kuyusunu kazanın vay haline vay.
Yalanı bir maymuncuk gibi kullanarak adeta her
kapıyı açan sözde ilim adamlarının, sözde
siyasilerin, sözde dava adamlarının, sözde yazar-
çizer takımın ve sözde tarihçilerin dillerine düşen
Lozan'ın vay haline vay.
Sazının teline mertçe vurmayan, kelimelerini
cürufun içinden cevher seçer gibi seçmeyen,
mısralarını gerektiğinde yerinde ve zamanında
birer gönül eri gibi cepheye sürmeyen ozanın vay
haline vay.
Sularda yaşayan canlılar her an bir mücadele ve
tehlike içinde oldukları halde, çok daha pür
dikkat olmaları şart olduğu halde, gördüğü her
oltaya atlayan sazanın vay haline vay.
İnsana bir dil iki dudak, bir dil iki kulak verilmiş
olmasının sırrı ve hikmetini kavramadan,
kurbağalarla yarışırcasına konuşanların, ağzına
geleni sarf edenlerin, esip-savuranların, esip-
tozanların vay haline vay.
Dine karşı, dinin kutsal saydığı değerlere karşı
umursamaz, lakayt ve alaycı davranarak Allah ve
Resulünü üzenlerin, toplumda kabul görmüş
edep-terbiye ölçülerini, adab-ı muaşeret
kurallarını çiğneyerek büyüklerini üzenlerin vay
haline vay.
"Kaleme ve satır satır yazdıklarına yemin edilen"
bir medeniyetin mensubu oldukları halde
elindeki kalemin kıymetini bilmeyerek, yazma
kabiliyetini rast gele harcayarak fitne-fesat
yazanların, fisk u fücur yazanların, yalan dolan
yazanların vay haline vay.
Rahman'a değil de şeytana kulak kabartarak
fıtratını bozanın vay haline vay.
Hak ile hakikat ile, hak ile hukuk ile, hak ile
adalet ile bağlarını çözenin vay haline vay.
Hesabı-kitabı, tartıyı-teraziyi, kıyameti-mahşeri
dikkate almadan yaşayıp zayıfı ve mazlumu
ezenin, yetimi-yoksulu ezenin, fakiri-fukarayı
ezenin vay haline vay.
Rüzgâr önündeki kuru ot yığını gibi, fırtınanın
önünde kül yığını gibi, başıboş, gayesiz idealsiz,
plansız-programsız rast gele gezenin vay haline
vay.
Kendi beş kuruşluk çıkarı için başkalarını beş yüz
liralık zarara sokarak, yaptığı her işte, çizdiği her
planda, söylediği her cümlede sürekli hile tarafını
seçerek, sürekli "kazanç bana zarar başkalarına"
esasına göre çalışarak aslında kendi eliyle kendi
kuyusunu kazanın vay haline vay.
Yalanı bir maymuncuk gibi kullanarak adeta her
kapıyı açan sözde ilim adamlarının, sözde
siyasilerin, sözde dava adamlarının, sözde yazar-
çizer takımın ve sözde tarihçilerin dillerine düşen
Lozan'ın vay haline vay.
Sazının teline mertçe vurmayan, kelimelerini
cürufun içinden cevher seçer gibi seçmeyen,
mısralarını gerektiğinde yerinde ve zamanında
birer gönül eri gibi cepheye sürmeyen ozanın vay
haline vay.
Sularda yaşayan canlılar her an bir mücadele ve
tehlike içinde oldukları halde, çok daha pür
dikkat olmaları şart olduğu halde, gördüğü her
oltaya atlayan sazanın vay haline vay.
İnsana bir dil iki dudak, bir dil iki kulak verilmiş
olmasının sırrı ve hikmetini kavramadan,
kurbağalarla yarışırcasına konuşanların, ağzına
geleni sarf edenlerin, esip-savuranların, esip-
tozanların vay haline vay.
Dine karşı, dinin kutsal saydığı değerlere karşı
umursamaz, lakayt ve alaycı davranarak Allah ve
Resulünü üzenlerin, toplumda kabul görmüş
edep-terbiye ölçülerini, adab-ı muaşeret
kurallarını çiğneyerek büyüklerini üzenlerin vay
haline vay.
"Kaleme ve satır satır yazdıklarına yemin edilen"
bir medeniyetin mensubu oldukları halde
elindeki kalemin kıymetini bilmeyerek, yazma
kabiliyetini rast gele harcayarak fitne-fesat
yazanların, fisk u fücur yazanların, yalan dolan
yazanların vay haline vay.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Yüz yıl sonrasına bir mektubum var / 21.06.2026
- Terazinin başındakiler sizler adaletten muaf mısınız? / 20.06.2026
- Sarayda taht kavgası halk içinde ekmek kavgası / 17.06.2026
- İktidarın işleri var / 14.06.2026
- Bu resim şimdilerde tüm ülkeyi resmediyor / 13.06.2026
- Ülkenin kazancı ile iktidarınki ters orantılı / 12.06.2026
- Tuhaf zamanlardan geçiyoruz / 11.06.2026
- İktidar dedikodu ile besleniyor da yoksullar ne ile beslenecek? / 09.06.2026
- Nerede ne varsa / 08.06.2026
- Ey ahali! Haliniz nicedir? / 07.06.2026
- Terazinin başındakiler sizler adaletten muaf mısınız? / 20.06.2026
- Sarayda taht kavgası halk içinde ekmek kavgası / 17.06.2026
- İktidarın işleri var / 14.06.2026
- Bu resim şimdilerde tüm ülkeyi resmediyor / 13.06.2026
- Ülkenin kazancı ile iktidarınki ters orantılı / 12.06.2026
- Tuhaf zamanlardan geçiyoruz / 11.06.2026
- İktidar dedikodu ile besleniyor da yoksullar ne ile beslenecek? / 09.06.2026
- Nerede ne varsa / 08.06.2026
- Ey ahali! Haliniz nicedir? / 07.06.2026


























































