HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 27 KASIM 2021, CUMARTESİ

...Ve tarihi eserden şehir mobilyaları…

05.10.2021 00:00:00

Yurdu gezip gördükçe neden yabancıların topraklarımızda gözleri olduğunu çok daha iyi anlayabilirsiniz. 

Türk arkeolojisinde Ord. Prof. Dr. Ekrem Akurgal'ın ismini duymayan yoktur. 1911 ve 2002 tarihleri arasında yaşamış olan Akurgal "Hocaların Hocası" olarak anılmayı hak edecek çalışmalar yapmış, ülkemizdeki pek çok eserin gün ışığına çıkmasına ve dünyaca bilinmesini sağlamıştır. Ölümünden önce 30 yılını verdiği Smyrna kazısı (İzmir) halen harabe şeklinde durmaktadır. 

Arkeolojiye, dolayısı ise uygarlık tarihine yaptığı katkılar nedeniyle pek çok ülkede liyakat ve onur nişanlarına layık görülmüş, 30'u aşkın yazılı eser, yüzlerce makale yazmıştır. 

2002 tarihinde aramızdan ayrılmış olan Hoca'nın bu günleri görmemiş olmasını büyük bir şans olarak yorumluyorum. Eğer eski eserlerin bulundukları yerden çıkarılıp taşınmasını, şehrin ortasında, belediye refüjünde şehir mobilyası olarak sergilenmesini görseydi her halde arkeoloji adına isyan ederdi. 

Geçtiğimiz yıllarda Ege ve Akdeniz kıyılarına yaptığımız bir gezide, Kaş'taki pazar yerinde bulunan 'lahit'e satıcıların çadırlarını nasıl bağladıklarını; esere nasıl zarar verdiklerini yazmış; olumlu tepkiler almıştım.  

Bu gidişimde 'lahit'in belediyece alınıp Kaş'ın ortasındaki bir refüje süs eşyası olarak yerleştirildiğini ibret ve hayretle gördüm. O toprakların tarihi ile ilgili bilgi hazinesi demek olan bu eserlerin zarar görmemesi için bir açık hava müzesinde bir araya toplanması ve Edirne'deki mezar taşları gibi sergilenmesi mümkün olduğu halde 'şehir mobilyası' olarak kullanılması sadece bende değil, yöreyi ziyaret eden turistlerde de şaşkınlık uyandırmış durumda. Yabancılar bu bölgelere sadece deniz, güneş ve kum için gelmiyorlar. 

Aksine pek çoğu tarihi kalıntıları görmek için Ekrem Hoca'nın yazdığı kitapları izleyerek görmek, bilgi ve görgülerini arttırmak için geliyorlar. Bilinçli gezginler, bu eserlerin doğru dürüst korunmadığının, daha doğrusu Kültür Bakanlığının görevini yapmadığının farkındalar. Zaten son yıllarda ören yerlerinin acınacak durumu da ortada. Ne müzeler, ne de kazı alanları yeterli devlet ilgisini görüyor. Oysa bunlar bizim turizm dediğimiz lokomotifin vagonları…

***

Sadece hazine aramak için kale ve eski konak kazılarını tamir adı altında eskisinden farklı hale getirmek yerine, gerekli teknoloji ve parayı bulana kadar toprak altında tutmak arkeolojinin maalesef kaderi olmuştur. 

Bu durum sadece Türkiye'ye özgü değildir. Gelişmemiş veya az gelişmiş bütün ülkelerde tarihi yerler ayni ihmal edilmişlik veya hazine avcılarının insafına terk edilmiştir. İnsanlar, kolay yoldan zengin olmayı çalışmadan özendikleri lükse kavuşmayı hayal ettikçe resmi veya gayri resmi güçler bu yolu seçeceklerdir. 

Yerli halka maske eziyeti edenlerin, yabancılara seslerini çıkarmadıkları gibi kendilerinin de bu yasağa uymadıklarını gördük. Asıl görevleri salgının yayılabileceği plaj ve işletmeleri denetlemek olanların bunu yapmadıkları, şehrin biraz dışındaki plaj ve 'beach'leri kontrolde aciz kaldıkları da anlaşılıyor. Çünkü medarı iftiharımız tuvaletler her zamanki gibi pis ve bakımsız. 

Para gelsin de nasıl gelirse gelsin diyerek fiyatları bile kontrol etmeyen, bir çayın 20 lira, bir kahvenin 40 lira olduğu kıyı mekânları, otoparkların adeta bile bile lades denerek mafya bozuntularına teslim edildiği, her türlü kazıklama faaliyetinin kontrol dışı bırakıldığı bir ülkenin medeni dünyanın parçası olma hayalinin nasıl gerçekleşeceğini merak ettim. 

***

Burada söyleyince yine bana kızacaklar. 

Turizmin de 'millileştirilme'sine, kültür deyince sadece Selçuklu ve Osmanlı, daha doğrusu İslam eserlerini onarmak şeklinde anlaşılmasına sebep olan zihniyetin değişmesine ihtiyaç var. 

Bu ülkenin her karış toprağı, yer altı ve yer üstü zenginlikleri, tarihi, turizm değerleri ile bizimdir. Nerede denize girileceğine, Fransız tatil köyü, İngiliz koyu gibi ayrımlar ile Türk vatandaşlarının kullanımına kapatılması akıl ile izah edilecek şeyler değildir. 

Bizim milli duruşumuz vatanımızı korumayı ve kollamayı gerektirir. 

Bu vesile ile ülkemizin tanıtılmasına büyük hizmetleri dokunmuş, kitap ve fikirleri ile yaşamaya, yetiştirdiği arkeologlar ile duyarlı bir kitle yaratmaya çalışmış olan Ord. Prof. Dr. Ekrem Akurgal Hocayı minnet ve şükranla anıyorum. 

Sağlıcakla kalın.

 
Taner Tümerdirim / diğer yazıları
- Okul her yerdedir / 27.11.2021
- Gençliğin gücü… / 25.11.2021
- Görmezden gelmek / 20.11.2021
- Sakallı Celal Efendi / 16.11.2021
- “Dostlar beni hatırlasın…” / 13.11.2021
- Atatürk denince… / 09.11.2021
- 'Vera'yı unutan toplum / 06.11.2021
- İndirin perdeleri, güneş battı! / 03.11.2021
- Cumhuriyeti korumak… / 29.10.2021
- Nedamet güneşi… / 26.10.2021
- 'Langa' hıyarı / 23.10.2021
- Köyler ve Levanten düşünceler / 19.10.2021
- Fütuhu’l gayb ‘Âlemlerin Kapısı’ / 18.10.2021
- Gençler için hangisi doğru? / 17.10.2021
- Gençler için hangisi doğru? / 16.10.2021
- Türk izciliği örgütleniyor / 13.10.2021
- ...Ve tarihi eserden şehir mobilyaları… / 05.10.2021
- Belediyeler kimin tarafında? / 28.09.2021
- Edirne sokakları… / 25.09.2021
- Türkiye’nin milli duruşa ihtiyacı var… / 22.09.2021
- 1999 Spor Şûrası / 17.09.2021
- Baş ucumda iki bardak durur… / 14.09.2021
- Basketbol kampları ve Hayri Koyuncu / 12.09.2021
- 9 Eylül’ü kimse unutturamaz / 10.09.2021
- ‘Hüseyin Boğuldu’ ve ‘Süt Veren’ Şelalesi / 07.09.2021
- Felaket senaryoları / 05.09.2021
- Eskiler satıyorum… / 31.08.2021
- Cumhuriyet'e giden yol / 28.08.2021
- Atatürk'ü rahat bırakın, vatanı kurtarsın / 24.08.2021
- Bir şeyleri değiştiremeden yaşamak… / 21.08.2021
- Bir toplum gönüllüsü: İzmir Baba / 17.08.2021
- Türk gençlerini bekleyen yeni tehlike: Uyuşturucu / 15.08.2021
- Türkiye, Amerika ile savaşabilir mi? / 10.08.2021
- Çiçeklerin ölümü… / 07.08.2021
- Muhalefet, iktidarı denetlemektir / 03.08.2021
- Vicdan terazisi… / 31.07.2021
- Kaz Dağları’ndan esen rüzgâr: Erkut Onart / 27.07.2021
- Çoçuklar… / 20.07.2021
- Yaşadıklarımız… / 17.07.2021
- …Ve bir gün bitiverir hayat… / 13.07.2021
- Akıl tutulması… / 11.07.2021
- Düzen sokaktan başlar / 06.07.2021
- Sudan korkan nesil / 04.07.2021
- Çok büyüğüne gerek yok… / 29.06.2021
- Bir Babalar Günü daha geçti / 25.06.2021
- Siyasetin dengeleri değişiyor / 22.06.2021
- Devir, gençlerin devri… / 19.06.2021
- Kahvenin köpüğü… / 15.06.2021
- “Milli dil…” / 12.06.2021
- Denizin çığlığı / 08.06.2021
- Mora’nın tohumları / 04.06.2021
- Yine Atatürk düşmanlığı, yine vurdumduymazlık / 01.06.2021
- 29 Mayıs: Batının kara günü… / 28.05.2021
- Haydar Hoca’nın kitapları… / 25.05.2021
- İki insan - İki acı… / 23.05.2021
- İki insan - İki acı ... / 22.05.2021
- Hasan Tahsin ya da Osman Nevres neden önemlidir? / 18.05.2021
- Bayramları sakladık , güneşi sarmaladık … / 14.05.2021
- Nevi şahsına münhasır insanlar… / 11.05.2021
- Yönetim beceriksizliği bizim sonumuz olacak / 03.05.2021
- Yorgun fenerler… / 30.04.2021
- İzmir’de bir tarih: Kemeraltı / 27.04.2021
- Vatandaşın coşkusu öfkeye dönüyor / 23.04.2021
- Firavunların sonu / 20.04.2021
- Aydınlanma zamanı… / 16.04.2021
- 14 Nisan unutulur mu? / 13.04.2021
- Ramazan ayı ve hoşgörü / 09.04.2021
- İnandığın şey gerçeğindir / 06.04.2021
- Atıklar ve Avrupalı yaşlılar cenneti... / 02.04.2021
- Sadece karın doyurmak yetmez / 31.03.2021
- Bir ormanın içinde… / 22.03.2021
- Kendini inkâr eden 'milli' bakanlık / 19.03.2021
- Milli devlet yok mu oluyor? / 16.03.2021
- Yol kenarı çocukları... / 12.03.2021
- Kara elmasın karası... / 10.03.2021
- Kara elmasın karası... / 09.03.2021
- Zamanın ötesinde yaşamak... / 05.03.2021
- Sevgili Haydar Hocam... / 02.03.2021
- Her şey eskisi gibi olacak mı? / 26.02.2021
- Kışı eğlenceye çevirenler / 23.02.2021
- Derneklerin işi zor... / 19.02.2021
- 18 ve 20 yaş aymazlığı… / 16.02.2021
- Edirne sokakları... / 12.02.2021
- Geleceğin mimarları, geleceğin liderleri… / 09.02.2021
- Kestane kokusu… / 05.02.2021
- Uludağ ve milli parklar... / 02.02.2021
- 'Milli' olmayı kaybetmek... / 29.01.2021
- Milli paranın gücü / 26.01.2021
- Milli devlet olmadan, beyin göçü durdurulamaz / 22.01.2021
- Süt, ekmek ve gazete… / 19.01.2021
- Aklın arkasındaki krallık: Amerika / 15.01.2021
- Ülkü birliği ve bir ulusu yok etmek… / 08.01.2021
- Su özgürlük istiyor… / 05.01.2021
- Çin’e kolera aşısı gönderen Türkiye! / 31.12.2020
- Kanlı Noel… / 29.12.2020
- Cehennem çiçekleri açmadan / 22.12.2020
- ‘Şimdi sıra bende…’ / 13.12.2020
- Öğretmenler; ‘Uzay çağı başladı, biz sınıfta kaldık’ / 08.12.2020
- Atatürk size minnettardır / 01.12.2020

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

05.10.2020, 05.10.2019, 05.10.2018, 05.10.2017, 05.10.2016, 05.10.2015, 05.10.2014, 05.10.2013, 05.10.2012, 05.10.2011, 05.10.2010, 05.10.2009, 05.10.2008, 05.10.2007, 05.10.2006, 05.10.2005, 05.10.2004, 05.10.2003, 05.10.2002


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.