EMPERYAL İHTİRASLARIN ODA?INDAKİ ORTADO?U
Fanatizm ve bağnazlıkKendileri dışındaki bütün insanları "tanrının koyunları" sayan sözde inanışın doğurduğu fanatizm ve bağnazlık! Bugünkü İsrail'de Tevrat tamamen tahrif edilmiş ve kendilerince kutsal kitap yeniden yazılmıştır. Tevrat'ı ortadan kaldıran Yahudi fanatizmi onu dört ayrı kitaba bölmüşlerdir. İnsan eliyle yazılan bu kitaplarda tıpkı İncil gibi İlahi Kelamın tamamen tahrif edilmesiyle dünyayı felaketlere sürükleyecek bir takım hurafelerle doludur. Bu kitaplardan; Tohar'ın (Tevrat) Yahudi inancının kutsal metinlerini içerdiğine inanılmaktadır. Yine Yahudi inancının sözlü geleneklerini içeren Mişna ve Talmud Tevrat'ın yerini almış sözde yorumlardır. Hatta Yahudiler bugün Talmud'un da yorumunu okumaktadırlar. Yani yorumun da yorumunu! Tarihsel miras, ahlaki yükümlülükler, ayin kuralları ve bağlayıcı yorumları içeren kitab ise Midraş'tır. Midraş'ta Tanrının Hz. İbrahim'in şahsında İsrailoğulları'yla anlaşma yaptığı anlatılır. Bu anlaşmaya Berit denir. Yahudi İnancına göre; İsrailoğulları Tanrının seçilmiş kavmidir. Hatta o kadar ileriye gitmişlerdir ki sapıkça inanışlarında (Haşa) İsrailoğulları Tanrıyı bile yenmişlerdir. Bağnazlıkta o kadar ileriye gitmişlerdir ki; İsrailoğulları dışında kalan bütün insanların aslında insan şeklinde yaratılan Tanrının koyunları olduğunu bile iddia etmekten kaçınmazlar! Yüce Allah'ın ilahi emirlerini kendilerince değiştirdiler. Yüce Tevrat'ı tamamen devre dışı bırakarak sapıklık ve ırkçı fanatizmi en koyu çizgilerle yansıtan sözde kutsal kitaplar yazdılar. Bu kitaplar baştan aşağı sapıklık ve hurafelerle doludur. Öyle ki bu kitapların muhtevasını anlatmak bile insanı küfre sokar! Şu kadarını söyleyeyim ki; İsrail inancına göre Peygamberlerin hayatı bile sapıklıklarla doludur. Örnek verirsek (Haşa) Hz. Hud (A.S)'ın geliniyle zina yaptığından tutun da kızlarıyla ve yakınlarıyla cinsel münasebete giren peygamberlerden bahsedilir. Benim burada bunları anlatmaktan bile hicap duyduğumu belirtmeliyim.Bundan dolayıdır ki; "İbrahimi Dinler" safsatadır. Dinlerarası diyalog ise Yahudi ve Hıristiyan fanatizmine hizmetten başka bir şey değildir. Kökü çok eskilerde olan DinlerArası Diyalog planı ancak Türkiye içinden uygulayıcılar bulunca İslam dünyasını acılara boğmuştur.Antik çağın karanlıklarında kalan İsrailoğullarının kurduğu o çok güçlü devlet iç karışıklıklar ve ilahi inancı terk etmelerinden ötürü, önce ikiye bölünmüş (Kuzeyde İsrail, güneyde Yahuda) ve daha sonra günümüzden yaklaşık iki bin beş yüz sene öncesinde de çeşitli sebeplerden dolayı ortadan kalkmışlardır. Böylece devletsiz ve korumasız kalan İsrailoğulları dünyanın dört bir yanına dağılmışlardır.Filistinliler Arap mı?Filistin halkına baktığımızda ise; onların Sami ırkından olmadığını görüyoruz. Filistinliler Girit kökenli bir halk olup, "denizden gelen" anlamına Filist'ler olarak isimlendirilmişlerdir. Filist halkı bu sebeple Arap değil, aksine batı kökenli bir millettir.Hazar Yahudileriİ.S. Dokuzuncu yy.'da Hazar Hanı Museviliği kabul edince bir kısım halkı da onun yolundan gitmişler ve Yahudiliği benimsemişlerdir. Ama bu Hazar Türklerinin dini inancının tamamen Musevi olduğu anlamına gelmez. Aksine Hazar halkının büyük bir kısmı Müslümanlığı benimsemiştir. Müslüman Hazarların dışında kalan halkın bir kısmı Hıristiyan, bir kısmı da Şaman inancını sürdürmekte idi. Hazar Devletinin Musevi olan halkının tek kitapları da Tevrat'tı. Talmud'a itibar etmemişlerdi. İşte bu Hazar Yahudilerine "Karaim" ya da "Karay"lar denmektedir. Hazar Devleti 12 yy.'da yıkılınca Musevi halkı Doğu Avrupa'nın çeşitli ülkelerine dağılmıştır. Litvanya'da hala sayıları iki yüz elli civarında Hazar kökenli Türklerden olan Karay vardır. Kırım'da Çufutkale'de de Karaylar yaşamaktadır. İstanbul'da Karaköy civarına yerleşen bu Türk Yahudilerin sayıları, bugün yok denecek kadar azalmıştır. Karaköy'e ismini veren de bu Hazar Yahudileridir. "Karayi Köy" adı, zamanla Karaköy'e dönüşmüştür. Bu insanlar günümüzde sadece İstanbul'da Hasköy civarında yaşamaktadırlar. Sayıları ancak otuz kişi kadar kalmıştır. Aslında Hitler tarafından soykırıma uğratılan Avrupalı Yahudiler (Almanya, Polonya, Çekoslavakya, Avusturya, Macaristan ve Batlık ülkelerinde yaşamlarını sürdüren ve asimile olmuş Türk asıllı Karaim Yahudileriydi) Karaylardır. Karaylar İsrailoğulları tarafından Yahudi olarak pek kabul görmemişler ve benimsenmemişlerdir. Zira Yahudilik bir inançtan çok bağnaz ırkçılıktır. Yahudilik; ırkçı temellere dayalı Yahudi fanatizmidir tanımı doğru bir tanımlamadır. Orhan Gazi'nin Bizans zulmünden kurtardığı Bursa YahudileriOsmanlılar Bursa'yı zaptettiklerinde şehirde tecrit edilmiş bir toplulukla karşılaştılar. Bunlar Bursa'da Bizans zulmü altında yaşamlarını binbir zorlukla zar zor idame ettirmeye çalışan Yahudilerdi. Bu Yahudi topluluk Osmanlıları sevinçle karşıladılar. Nasıl karşılamasınlar ki; Bursa'nın yeni sahipleri olan bu mert insanlar onların zulümden kurtulup, soylarının devam etmesini sağlamışlardı. Yahudiler böylece soylarının Hıristiyanlarca yok edilmesini önleyecek kurtarıcılarıyla ilk defa karşılaşıyorlardı. Yıl miladi 1326... Bursa Yahudileri Orhan Gazi Handan kendi ibadethanelerini inşa etmek için izin isterler. Buna bağlı olarak da; Bursa'da "Efza-Hayim" sinagogu Orhan Gazinin özel izniyle inşa edilir. Bundan sonra Osmanlı Türk'ü; "yaratılanı hoş gördük/Yaratandan ötürü" diyerek, sadece "Eşref-i Mahlukat" yani Allah'ın yarattığı en büyük eser olarak inandığı tüm insanlara nasıl hak ve adaletle yaklaşmışsa, Yahudilere de bu manada dünyanın her yerinde sahip çıkmıştır. Böylece Müslüman Türk; "Anti Semitizm"in (Hıristiyanlarca Hz.İsa a.s.'ın İsrailoğulları tarafından öldürüldüğü var sayılarak oluşan ve buna bağlı olarak da intikam alma duygusu ile soykırıma dönüşen Yahudi düşmanlığı) oluşturduğu nefretin tetiklediği ve soykırıma dönüşen Hıristiyan saldırılarını da bertaraf ederek belki de İsrailoğulları'nın yeryüzünden silinip gitmesine engel olmuştur!Allah'ın kutsadığı ve nimetlerle doldurduğu ülkeEdirne'nin Osmanlı topraklarına katılmasından sonra ise çok kalabalık oranda bir Yahudi göçü başlar Devlet-i Ali Osman yurduna. Birinci Murat Han da tıpkı babası gibi Balkan Yahudilerini Hıristiyan zulmünden kurtarmıştır. Böylece Avrupa'da uygulanan sistematik Yahudi katliamından kaçan İsrailoğulları akın akın Osmanlı topraklarına göç ederek bir manada canlarını kurtarmışlardır. Başlayan bu göç dalgası ile; 1376'da Macaristan'dan "Eşkenaz" Yahudileri Osmanlı topraklarına göç ederler. 1394'de ise II. Charles tarafından Fransa ve Belçika'da "Getto"lar (etrafı duvarlarla ya da çitlerle çevrilerek tecrit edilmiş Yahudi yerleşim yerleri) da yaşamaya mahkum olarak, ölüme terk edilmiş yüzbinlerce Yahudi buralardan kaçarak Edirne'ye sığındılar.İstanbul Yahudileri ve Sultan II. Mehmet1453 Yılında İstanbul'a giren Sultan İkinci Mehmet Han burada zulüm altında ölüm kalım savaşı veren Yahudileri tam manası ile özgürlüklerine kavuşturur. Bizans Yahudileri (Romanoitler) kurtarıcıları İkinci Mehmet Han sayesinde can, mal, inanç hürriyetine kavuşmuşlardır. Böylece Sultan hem Bizans'ı, hem de bütün reayanın gönüllerini fethederek Fatih unvanını hak etmiştir. Fatih Sultan Mehmet Hanın izin vermesi ile Moşe Kapsali; Müslüman ve Türk İstanbul'da yaşayan Yahudilerin ilk hahambaşısı olur.Kuzey Avrupa da hızla yayılan Protestanlık Yahudi toplumuna karşı daha bir hınçla bakmaya başlar. Tüm Hıristiyan topluluklarınca istenmeyen halk olan Yahudiler bu kez Bavyera'dan kovulacaklardır. Zira Fransiskan Papazlar onuncu Ludvige baskı yaparak Tüm Yahudilerin sürülmesini istemektedirler. Bu baskılar sonucunda 1470 yılında Bavyeradan Osmanlı topraklarına yeni bir Yahudi göçü başlayacaktır.Sefarat Yahudileri ve Sultan II. Beyazıt HanYaklaşık sekiz asır devam eden Müslüman Endülüs'ün yıkılması ile İspanya ve Portekiz'de kötü günler başlayacaktır. Hem Müslümanlar ve hem de Yahudiler Cizvit papazlarının organizasyonunda "Engizisyon" mahkemelerince yakılarak ölüme mahkum ediliyor ve hüküm anında uygulanmaya konuyordu. Böylece Avrupa'nın güney batısından yükselen keskin yanık insan eti kokusu her bir ciheti kaplamaya başlıyordu. Bu zulüm karşısında bigane kalamayan Sultan İkinci Beyazıt Han Bir ferman yayınlayarak Allah'ın yarattığı kulları yakarak öldürenleri uyaracaktır. Bu ültimatom karşısında gerek İspanyol ve gerekse Portekiz'de Müslüman ve Yahudi soykırımı duracaktır. Müslümanlar Kuzey Afrika'ya Magrip ülkelerine göç ederler. Yahudiler ise 1492 yılında Sultan İkinci Beyazıt Hanın korumasında Osmanlı topraklarına yerleşirler. İspanya ve Portekiz'den göç ederek gelenlere "Sefarat" Yahudileri denilecektir. Genellikle bu Yahudiler İstanbul'un Galata semtine yerleşmişlerdir.Theodor Herzl ve Siyonizm1860 yılında Budapeşte'de (Edlach) Macar Yahudisi bir ailede dünyaya geldi. Bu doğum dünyadaki bütün pozitif dengeleri değiştirecektir. T. Herzl'in doğumu dünyaya Yahudi fanatizmini yeniden yaşatmaya başlayacaktır. Yahudi ırkçılığı olarak Siyonizm'in ortaya çıkması ile dünya yeni bir kabusun girdabına düşecektir. Zira Theodor Herzl; Siyonizmin (Büyük İsrail Devletinin yeniden inşası ve dünya hegemonyası) kurucusudur.Thedor Herzl Yüksek tahsilini tamamladıktan sonra Neue Freie Presse'te Paris Muhabiri ılarak çalışmaya başlar. Oldukça iyi bir gazeteci olarak ünlenir. Maddi olarak hiçbir sıkıntısı yoktur. Toplumsal olaylara ise oldukça ilgisizdir. Dine ilgisizdir. Yahudi davasına ise tamamen duyarsızdır. Ta ki "Dreyfus olayı"na kadar!
Yahudi fanatizmi ve İsrail (1) http://www.yenimesaj.com.tr/index.php?sayfa=yazarlar&haberno=9997&tarih=2006-01-03
Mustafa Bekaroğlu / diğer yazıları
- Yahudi fanatizmi ve İsrail (48) / Yazı dizisi / 07.03.2006
- Yahudi fanatizmi ve İsrail (47) / Yazı dizisi / 06.03.2006
- Yahudi fanatizmi ve İsrail (46) / Yazı dizisi / 05.03.2006
- Yahudi fanatizmi ve İsrail (45) / Yazı dizisi / 04.03.2006
- Yahudi fanatizmi ve İsrail (44) / Yazı dizisi / 03.03.2006
- Yahudi fanatizmi ve İsrail (43) / Yazı dizisi / 02.03.2006
- Yahudi fanatizmi ve İsrail (42) / Yazı dizisi / 01.03.2006
- Yahudi fanatizmi ve İsrail (42) / Yazı dizisi / 28.02.2006
- Yahudi fanatizmi ve İsrail (41) / Yazı dizisi / 27.02.2006
- Yahudi fanatizmi ve İsrail (40) / Yazı dizisi / 26.02.2006
- Yahudi fanatizmi ve İsrail (47) / Yazı dizisi / 06.03.2006
- Yahudi fanatizmi ve İsrail (46) / Yazı dizisi / 05.03.2006
- Yahudi fanatizmi ve İsrail (45) / Yazı dizisi / 04.03.2006
- Yahudi fanatizmi ve İsrail (44) / Yazı dizisi / 03.03.2006
- Yahudi fanatizmi ve İsrail (43) / Yazı dizisi / 02.03.2006
- Yahudi fanatizmi ve İsrail (42) / Yazı dizisi / 01.03.2006
- Yahudi fanatizmi ve İsrail (42) / Yazı dizisi / 28.02.2006
- Yahudi fanatizmi ve İsrail (41) / Yazı dizisi / 27.02.2006
- Yahudi fanatizmi ve İsrail (40) / Yazı dizisi / 26.02.2006



























































