logo
18 EYLÜL 2026

Yayıncılıkta yapay zekâ dönemi

İstanbul Ticaret Üniversitesi, İstanbul Ticaret Odası (İTO) 32 No'lu Basım-Yayım Meslek Komitesi, Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği ve Basın Yayın Birliği Derneği iş birliğiyle "Yapay Zekâ Çağında Yayımcılık Zirvesi"ne ev sahipliği yaptı

23.10.2025 18:11:00
İhlas Haber Ajansı
 
Yayıncılıkta yapay zekâ dönemi
Yayıncılıkta yapay zekâ dönemi
İstanbul Ticaret Üniversitesi, İstanbul Ticaret Odası (İTO) 32 No'lu Basım-Yayım Meslek Komitesi, Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği ve Basın Yayın Birliği Derneği iş birliğiyle "Yapay Zekâ Çağında Yayımcılık Zirvesi"ne ev sahipliği yaptı. Yayıncılık sektörünün önde gelen temsilcilerini, akademisyenleri ve kamu yöneticilerini bir araya getiren zirvede, yapay zekânın sektöre kazandırdığı imkanların yanı sıra etik, fikrî mülkiyet ve insan emeğinin korunmasına yönelik riskler masaya yatırıldı. Zirvede "teknolojiyi anlamlandıran" bir yayıncılık kültürünün geleceği şekillendireceği görüşü öne çıktı.
İstanbul Ticaret Üniversitesi; İstanbul Ticaret Odası (İTO) 32 No'lu Basım-Yayım Meslek Komitesi, Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği ve Basın Yayın Birliği Derneği iş birliğiyle Yapay Zekâ Çağında Yayımcılık Zirvesi düzenledi.
Sâdâbâd Kampüsü Sütlüce'de gerçekleştirilen zirve, yayıncılık sektörünün geleceğini insan-merkezli bir bakışla tartışmaya açtı. İTO Meclis Başkanı Dr. Erhan Erken'in de katıldığı zirvenin açılış konuşmaları İstanbul Ticaret Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Dr. İsrafil Kuralay, İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necip Şimşek, İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Münir Üstün, İTO 32 No'lu Basım-Yayın Meslek Komitesi Başkanı Halil Çelik, Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği Başkanı M. Burhan Genç tarafından yapıldı. Bilim insanı Prof. Dr. Sinan Canan'ın Açılış Oturumu konuşmasını yaptığı zirveye, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürü Taner Beyoğlu, İstanbul Ticaret Üniversitesi Genel Sekreteri Erdal Cesar, Basın Yayım Birliği Derneği Başkanı Mustafa Karagüllüoğlu, MÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Basım, Yayın ve Medya Sektör Kurulu Başkanı Sadettin Budak, Anadolu Ajansı Yayınlar Müdürü Oğuz Karakaş, yayınevleri yöneticileri, basın mensupları, dekanlar, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.

Ortak vurgu: "İnsan emeği ve etik çerçeve"
Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Kuralay, konuşmasında dijitalleşme ve yapay zekânın en çok etkilediği alanlardan birinin yayıncılık olduğunu belirterek teknolojinin yalnızca bir araç değil, aynı zamanda kendi kültürünü de beraberinde getirdiğini vurguladı. Dr. Kuralay, kağıt kitapların hâlâ güçlü biçimde varlığını sürdürdüğünü, Frankfurt Kitap Fuarı'ndaki yoğun ilgiden bunun açıkça görüldüğünü ifade etti. Dr. Kuralay, "Ben yazılarımı yazarken yapay zekâya sormuyorum, çünkü o zaman yazı artık bana ait olmaz" diyerek teknolojinin insan emeği ve kültürel değerlerle dengeli biçimde kullanılmasının önemine dikkat çekti.

"Görmezden gelinemez"
Rektör Prof. Dr. Şimşek de yapay zekânın matematiksel bir zemin üzerinde yükselen "düşünmeyi kolaylaştırıcı bir yöntem" olduğunu belirterek, yayıncılık alanının bu dönüşümü görmezden gelemeyeceğini söyledi. Prof. Dr. Şimşek, üniversitenin akademik kadrosu ve imkânlarıyla bu tartışmaya katkı vermekten memnuniyet duyduklarını ifade etti. Münir Üstün ise yapay zekânın "bilgiyi üretme ve aktarma biçimimizi" yeniden şekillendirdiğini söyleyerek, verimlilik ve erişim kadar etik ilkeler ile fikrî hakların korunmasının da tartışmanın merkezinde kalması gerektiğini kaydetti. Burhan Genç de yapay zekâyı "nükleer enerjiye benzer çift yönlü bir güç" olarak tanımlayarak, etik-hukuki sınırların şirketler eliyle hızla geliştirilen bu teknolojide kamusal dengeyle desteklenmesi gerektiğini belirtti. Halil Çelik ise yayıncılığın yalnızca bir üretim hattı değil, "kültür aktarımının kalbi" olduğunun altını çizerek, yapay zekânın sektöre getirdiği hız ve kolaylığın yanında "insan eliyle üretilenin değeri nasıl korunacak'" sorusunu gündeme taşıdı.

Açılış oturumu: "Yapay zekâ çağında insan kalmak"
Yapay Zekâ Çağında Yayımcılık Zirvesi'nin açılış oturumu ise İstanbul Ticaret Üniversitesi İşletme Fakültesi Yönetim Bilişim Sistemleri (İng.) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Öykü İyigün'ün moderatörlüğünde, bilim insanı Prof. Dr. Sinan Canan'ın konuşmasıyla gerçekleştirildi. Prof. Dr. Sinan Canan, yapay zekânın özünde insanın ürettiği dil, bilgi ve kültürel birikim bulunduğunu vurguladı. "Yapay zekâ, insan sözünden türeyen bir teknolojidir; yeni olanı söyleyemez, sadece var olanı yeniden biçimlendirir" ifadeleriyle konuşmasına başlayan Prof. Dr. Canan, üreticiliğin hızla üretmek değil, söylenmemiş olanı kurabilme cesareti olduğunu belirtti. Günümüz dijital dünyasının insan psikolojisinin zaaflarını hedef alarak dikkati bir meta haline getirdiğini söyleyen Prof. Dr. Canan, bu çağda bireyin kendi farkındalığını koruyabilmesi için bilinçli bir duruşa sahip olması gerektiğini ifade etti. Prof. Dr. Canan, teknolojiyi insanı yükselten bir araç olarak kullanmanın kültürel bir olgunluk gerektirdiğini ifade etti. Oturum, insanın kendi gündemini belirleyebildiği, dilini zenginleştirdiği ve teknolojiyi anlamlandırabildiği sürece çağın en güçlü öznesi olabileceği mesajıyla sona erdi.

1. Oturum - Çocuk yayıncılığı ve çizerlik
Zirvenin Çocuk Yayıncılığı ve Çizerlik başlıklı ilk oturumu, Doç. Dr. İlker Köse moderatörlüğünde yapıldı. Oturumda Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi'nden Dr. Melike Palsü Kurt, İllüstratörler Platformu Kurucu Başkanı Nurgül Şenefe, Zürafa Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Adem Kaya ve Çocuk kitabı yazarı Ahmet Melih Karauğuz, çocuk yayıncılığı ile çizerliğin yapay zekâ çağında nasıl konumlanması gerektiğini; fırsatları, riskleri ve etik sınırlarıyla tartıştı. Kurt, Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi'ne atıfla "yapay zekâ bilincinin" çocuklukta başlaması gerektiğini vurguladı. Ekran süresi tartışmalarının tek başına yeterli olmadığını, asıl meselenin algoritmik farkındalık, etik ve siber güvenlik olduğunu söyledi. Kurumun çocuklara yönelik uzay ve yapay zekâ temalı projelerinden örnekler paylaşan Kurt, "Kodlamayı tek başına bir hedef değil, analitik düşünme ve problem çözme kültürünün parçası olarak görmek zorundayız" dedi.
İkinci konuşmacı Şenefe ise üretken yapay zekânın üretici sektörlerde "hak ihlali ve şeffaflık" sorunlarını büyüttüğünü belirtti. Eğitim ve toplumsal bilinç olmadan kullanıcıların "yönetilen tüketicilere" dönüşebileceği uyarısında bulunan Şenefe, veri madenciliği süreçlerinin telif ve insan hakları boyutuyla ele alınmasını, şeffaf eğitim verisi, izin ve ücretlendirme ilkelerinin netleşmesini istedi.
Kaya ise büyük uluslararası yayınevlerinin çocuk kitaplarında yapay zekâ üretimini sınırlayan politikalarına dikkat çekti. Metin başlığı bulma, dil düzeltme gibi yardımcı işlevlerde fayda görürken, sanatsal üretim ve pedagojik denetimin insanın sorumluluğunda kalması gerektiğini vurgulayan Kaya, e-kitabın basılı kitabı bitirmediğini hatırlatarak "Amaç hızlı üretim değil, iyi eser üretmektir" mesajı verdi. Şair Abdürrahim Karakoç'un Mihriban şiirinden örnek veren, yapay zekanın insana yönelik tüm tehditlerine rağmen, "Lambada titreyen alev üşüyor" ifadesindeki duyguyu hiçbir zaman veremeyeceğini hatırlattı.
Oturumun son konuşmacısı Karauğuz da yapay zekâyı "sanatın yerine geçen değil, asistan" bir araç olarak konumlandırdı. Yapay zekânın taslak, sahne kurgusu ve görsel oluşturma gibi aşamalarda süreyi kısaltabileceğini; asıl katma değerin ise yayıncılıkta veri analitiği gibi alanlarda ortaya çıkacağını belirten Karauğuz, Türkiye'de yayıncılığın düşük kârlılık ve verimsizlik sorunlarına da değinerek teknolojinin akıllı kullanımını önerdi.

2. Oturum: Edisyon ve çeviri
Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürü Taner Beyoğlu moderatörlüğünde gerçekleşen "Edisyon ve Çeviri" oturumunda Kronik Kitap Proje Editörü M. Murtaza Özeren, İstanbul Ticaret Üniversitesi Yayınları Müdürü Halil İbrahim Binici, Epona Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Dr. Sedat Demir, 29 Mayıs Üniversitesi'nden Mütercim ve Tercümanlık Öğretim Üyesi Prof. Dr. Işın Öner katıldı.
Özeren, çevirmenlerin bireysel olarak kullandığı üçüncü taraf yapay zekâ araçlarının sektörü "kontrolsüz" bıraktığını belirterek yayıncıların kendi ihtiyaçlarına göre özelleştirilmiş çeviri-edisyon motorlarına yatırım yapması çağrısı yaptı. Özeren, "Yapay zekâ 'özne' değil bir araç. Bu nedenle yayınevleri bünyesinde yapay zekâ operatörleri istihdam edilmeli, editör ve çevirmenlere sistemli eğitim verilmeli. Araç doğru kurgulanır ve denetlenirse mesleği bitirmez, tersine nitelikli editör ve çevirmenin değerini artırır" dedi.
Binici de büyük akademik yayınevlerinde editoryal ajanların kullanılmaya başlandığını, ilk çıktıları kısa sürede görüleceğini söyledi. Türkiye'de YÖK'ün 2024'te yayımladığı yapay zekâ etik çerçevesini hatırlatan Binici, üniversite yayıncılığının öncülüğünde tüm sektöre yayılan ortak bir etik kullanım rehberi hazırlanmasını önerdi.
Dr. Demir ise yapay zekânın yayıncılıkta kaçınılmaz bir ortak olacağını ancak kurmaca ve şiirde üslup, kişisel deneyimin yerini alamayacağını vurguladı. Telif ve düzenleme alanında bağlayıcı kurallar gerektiğini belirten Dr. Demir, "Klişe kurguyu makine kurar; fakat travmayı, birikimi hâlâ yazar kurar" ifadesini kullandı.
Son konuşmacı Prof. Dr. Öner de konuşmasında Can Yücel ve Shakespeare üzerinden yaptığı sınıf içi deneyleri paylaştı. ChatGPT'nin İngilizce şiirsel formları taklit ederken uyak ve ritimde zaman zaman başarılı sonuçlar verdiğini; ancak Türkçeye geçtiğinde hece ölçüsü, akıcılık ve anlam katmanlarında bariz hatalar ürettiğini anlattı. Prof. Dr. Öner, bu bulguların insan çevirmenin estetik kararları ve dili içerden sezme yeteneğinin yerini şimdilik tutmadığını gösterdiğini söyledi.

3. Oturum: Eğitim yayıncılığı ve pazarlama
İstanbul Ticaret Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Gözde Sunal moderatörlüğünde düzenlenen Eğitim Yayıncılığı ve Pazarlama oturumda ise Marka Uzmanı-Yazar Ömer Şengüler, Necmettin Erbakan Üniversitesi'nden Dr. Öğretim Üyesi Fatih Kaleci, Kastamonu Üniversitesi Yapay Zekâ Çalışmaları Koordinatörü Prof. Dr. Selman Tunay Kamer ve UK Danışmanlık Kurucusu Dr. Umut Köksal konuşmacı olarak katıldı.
Şengüler konuşmasında bilgiye erişimin hızlanmasıyla yayınevlerinin yalnızca basım yapan kurumlardan içerik küratörlüğüne evrileceğini söyledi. Okur tercihlerinde belirleyici unsurun yayıncının marka güveni olacağını vurgulayan Şengüler, kişilerin ve kurumların 'dijital ikizleri'nin şimdiden üretilebildiğini, bu nedenle seçici ve rehberlik eden yayıncılık yaklaşımının öne çıkacağını belirtti.
Dr. Kaleci de yapay zekâ entegrasyonundan en yüksek verimi akademik yayıncılığın aldığını ifade etti. Dr. Kaleci, ön inceleme, dil-kaynak kontrolü, intihal ve referans güncelliği gibi editoryal adımların otomasyonu sayesinde süreçlerin haftalara indiğini anlattı. Açık erişim ve yaşayan yayın gibi yeni formatların yükseldiğini söyleyen Dr. Kaleci, buna paralel etik ihlaller ve sahte yayıncılık risklerine karşı daha sıkı denetim çağrısı yaptı.
Prof. Dr. Kamer ise teknolojik dönüşümün meslekleri yok etmekten çok rolleri dönüştürdüğünü vurguladı. Prof. Dr. Kamer, eğitim yayıncılığında yapay zekânın özetleme, görselleştirme ve içerik sıralama gibi işlerde asistan olduğunu; nihai içeriklerin pedagojik uygunluk, etik ve seviye açısından insan editörlerce doğrulanması gerektiğini belirtti.
Son konuşmacı Dr. Köksal da eğitim yayıncılığında başarının veri analitiği-yapay zekâ birlikteliğine dayandığını söyledi. Dr. Köksal, okurun sayfa/dakika bazlı okuma alışkanlıkları, terk noktaları ve geri dönüş oranlarının makine öğrenmesi ile anlamlandırıldığını; böylece kişiye özel içerik önerileri, bölge ve kitle bazlı satış öngörüleri, stok ve baskı planlamasında optimizasyon yapılabildiğini aktardı.

4. Oturum: Telif hakları
Son oturum, İstanbul Ticaret Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker moderatörlüğünde gerçekleşti. Konuşmacılar Kültür ve Turizm Bakanlığı Uluslararası İlişkiler ve Belgelendirme Daire Başkanı Dr. Belgin Aslan, Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği Genel Sekreteri Av. Arb. Melahat Boran ile İstanbul Medeniyet Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğr. Üyesi Av. Doç. Dr. Cahit Suluk oldu.
İlk konuşmacı Dr. Aslan, küresel düzeyde yapay zekâ düzenlemelerinin hızla yayıldığını, özellikle AB Yapay Zekâ Tüzüğü'nün yayınevlerine yeni yükümlülükler getirdiğini ifade etti. Bu tüzüğün genel amaçlı yapay zekâ sistemlerine veri kaynağı açıklama, telif uyum politikası ve model eğitimi şeffaflığı şartı getirdiğini belirten Dr. Aslan, Türkiye'de yapay zekâya özgü bir yasa bulunmamakla birlikte, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun hâlen geçerli temel dayanak olduğunu söyledi.
Av. Boran da yapay zekâ sistemlerinin eğitiminde telifli yayınların kaçınılmaz veri kaynağı olduğunu belirterek, çözümün toplu lisanslama ve şeffaflık ilkelerinde yattığını söyledi. Av. Boran, Meta, OpenAI davalarından örneklerle, korsan içerikle model eğitiminin uluslararası yargıda artık ihlâl sayıldığını ifade etti.
Av. Doç. Dr. Suluk ise telif hukukunun sanayi çağında doğan bir teşvik ve tekel sistemi olduğunu hatırlatarak, yapay zekâ çağında karşılaşılan üç temel sorun alanını sıraladı: eğitim verilerinin kullanımı, üretilen çıktılar üzerindeki hakların korunması ve taklit ya da işleme sorunları. Klasik telif anlayışının geniş bir koruma sunduğunu ancak model eğitiminde izinsiz veri kullanımının ihlâl riskini artırdığını belirten Dr. Suluk, çıktılara eser statüsü verilmemesi gerektiğini vurguladı. Dr. Suluk, dünya genelinde benimsenen yaklaşımın, "eser sahibinin insan olduğu, yapay zekânın ise yalnızca bir araç olarak değerlendirildiği" yönünde olduğunu ifade etti.İHA

Erdoğan: "Sivil havacılıkta şampiyonlar ligindeyiz"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün hizmete alacağımız 4. ana pist ve ilave yatırımlar, küresel bağlantı gücünde dünya lideri olan İstanbul Havalimanı'mıza inşallah çok önemli katkılar yapacak. Genel havacılık operasyonlarından taksi ve bekleme sürelerine, iniş-kalkış emniyetinden yakıt ve zaman tasarrufuna, bu yatırımlar havalimanımızın hizmet standartlarını daha da yükseltecek" dedi

18.09.2026 19:20:00
AA
 
Erdoğan: "Sivil havacılıkta şampiyonlar ligindeyiz"
Erdoğan: "Sivil havacılıkta şampiyonlar ligindeyiz"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul Havalimanı'nda düzenlenen 4. Pist ve İlave Yatırımların Açılış Töreni'nde konuştu.

Açılışı yapılacak eser ve yatırımların İstanbul'a, ülkeye, millete ve sivil havacılık camiasına hayırlı olmasını dileyen Erdoğan, "Bugün hizmete alacağımız 4. ana pist ve ilave yatırımlar, küresel bağlantı gücünde dünya lideri olan İstanbul Havalimanı'mıza inşallah çok önemli katkılar yapacak. Genel havacılık operasyonlarından taksi ve bekleme sürelerine, iniş-kalkış emniyetinden yakıt ve zaman tasarrufuna, bu yatırımlar havalimanımızın hizmet standartlarını daha da yükseltecek." diye konuştu.

Bu eserlerde emeği bulunanlara teşekkür eden Erdoğan, Türkiye'nin dünya haritasında çok müstesna bir konumda yer aldığını anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 67 ülkeden 1,5 milyar insanın sadece 4 saatlik bir uçuş yaparak Türkiye'ye kolayca gelebileceğini belirterek, kara, deniz ve demir yolları da hesaba katıldığında Türkiye'nin bağlantı altyapısının çok daha net bir şekilde ortaya çıktığını ifade etti.

Sahip olunan bu konumun sunduğu avantajları en iyi şekilde değerlendirmeye gayret ettiklerini dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"86 milyonun daha rahat, daha konforlu, daha huzurlu yaşaması için tabiri caizse dişimizi tırnağımıza takıyoruz. Bu ülkenin her bir ferdinin kendisini güvende hissetmesi, gençlerimizin geleceğe güvenle bakabilmesi için tüm imkanlarımızı seferber ediyoruz. Çünkü bizim on yıllar boyunca ihmal edilen, kaynakları pervasızca heba edilen bu millete karşı sorumluluğumuz, ödememiz gereken borcumuz var. Bizim Türkiye Cumhuriyeti'ni yatırımlarla, eserlerle, hizmetlerle ihya etmek gibi bir gayemiz var. Bizim içinde bulunduğumuz asrı 'Türkiye Yüzyılı' yapmak gibi büyük bir idealimiz var. Bunun için ne gerekiyorsa yaptık ve yapıyoruz. Ekonomiden adalete, sağlıktan güvenliğe, dış politikadan eğitime, bu aziz millete layıkıyla hizmet edebilmek için uğraştık, uğraşıyoruz. Milletimizin bize duyduğu güvenin karşılığını 81 ilimizi, 922 ilçemizi, 86 milyonun tamamını kapsayan hizmetlerle vermeye çalıştık. Allah'a hamdolsun, içeride güçlü, bölgesinde söz sahibi, dünyada ise muteber bir Türkiye'yi milletimizle beraber kuvveden fiile çıkardık. Şimdi artık yeni hedeflerle vahdet, sıhhat ve kuvvet çizgisinde yolumuza devam ediyoruz."

"Türkiye'yi dünyanın en geniş uçuş alanına sahip ülkelerinden biri haline getirdik"

Erdoğan, dünyanın göz bebeği İstanbul ile Türkiye'yi güçlendirecek yatırımları hız kesmeden ve vites yükselterek devreye almayı sürdüreceklerinin altını çizerek, şunları kaydetti:

"Sadece İstanbul'da 604,4 milyar lirası hava yolu olmak üzere ulaştırma ve altyapı alanında güncel fiyatlarla toplam 2,12 trilyon liralık yatırım yaptık. Türkiye'yi dünyanın en geniş uçuş alanına sahip ülkelerinden biri haline getirdik. 2002'den bugüne aktif havalimanı sayımızı 26'dan 58'e çıkardık. Hava ulaştırma anlaşması imzaladığımız ülkelerin sayısını 81'den 175'e yükselttik. Dış hat nokta sayımızı 50 ülkede 60 noktadan, 133 ülkede 356 noktaya taşıdık. Yapımı devam eden Yozgat ve Bayburt-Gümüşhane havalimanlarımızla aktif havalimanı sayımızı 60'a ulaştıracağız. Ordu-Giresun ve Rize-Artvin'den sonra deniz üzerindeki üçüncü havalimanımızı da Trabzon'da inşa edeceğiz. Bir zamanlar sadece elitlerin kullanabildiği hava yolunu halkın yolu haline getirdik."

"İç ve dış hatlarda yolcu sayısı 2025'te 247 milyonu geride bıraktı"

Erdoğan, yaptığı konuşmada, ülkede 2002'de iç ve dış hatlarda 34,5 milyon olan yolcu sayısının 2025'te 247 milyonu geride bıraktığını söyledi.

Bu performansla yolcu sayısında Avrupa'da üçüncü, dünyada 7'nci olduklarını belirten Erdoğan, "2026'nın ilk 8 ayında ise ülkemiz genelinde hava yoluyla seyahat eden yolcu sayısı 167,5 milyonu aşarak nüfusumuzun neredeyse iki katına ulaştı. Haziran ayında Halkalı-İstanbul Havalimanı Metrosu Halkalı-Arnavutköy kesimini hizmete alarak toplam uzunluğu 69 kilometre olan Gayrettepe-İstanbul Havalimanı-Halkalı Metro Projesi'ni başarıyla tamamladık. Böylelikle Türkiye'nin en uzun ve en hızlı metro hattını vatandaşlarımızın istifadesine sunduk. İstanbul Havalimanı'na ulaşımı da önemli ölçüde kolaylaştırdık." diye konuştu.

"Bunlarda hiçbir vizyon olmadığı bir kere daha anlaşılmış oldu"

Erdoğan, bir gerçeği de ülke ve millet adına üzülerek ifade etmek durumunda olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

"Biz İstanbul Havalimanı'nı ülkemize kazandırmaya çalışırken eskisi ve yenisiyle muhalefetin aktörleri de bu yatırımın önünü kesmeye çalışıyordu. Ne dediklerini hepimiz hatırlıyoruz değil mi? Çıktılar 'Yeni havalimanı kuşların göç yolunu engelliyor.' dediler. 'İstanbul'a yeni bir havalimanı yapmanın ne gereği var?' dediler. 'Burası rüzgarlı, uçaklar buraya inemez.' dediler. 'Burası bataklık, uçaklar buradan kalkamaz.' dediler. 'Kuş uçmaz, kervan geçmez bu yerde havalimanının ne işi var?' dediler. Daha bir sürü akıl ve mantık dışı eleştirilerle İstanbul Havalimanı'nı hedef aldılar. Ön açmak, kolaylaştırmak, yapıcı eleştirilerde bulunmak yerine sürekli yıkmanın, tahrip etmenin, engellemenin ve yavaşlatmanın peşinde oldular. Ama sonuçta ne oldu? Dediklerinin tamamı fos çıktı. Bunlarda hiçbir vizyon olmadığı bir kere daha anlaşılmış oldu."

"Uçak inmez" dedikleri İstanbul Havalimanı'nın hizmete girdiği günden beri rekordan rekora, başarıdan başarıya koştuğunu vurgulayan Erdoğan, havalimanının geçen yıl 84,5 milyon yolcuya ev sahipliği yaparak yolcu sayısı bazında Avrupa'da ikinci, dünyada 8'inci sıraya yerleştiğini kaydetti.

Erdoğan, İstanbul Havalimanı'nın bugüne kadar birçok kez "Yılın En İyi Havalimanı" ve "Dünyanın En Aile Dostu Havalimanı" ödüllerine layık görüldüğünü, 110'un üzerinde hava yolu şirketiyle 340'tan fazla noktaya uçuş imkanı sunduğunu ve geçen temmuzda 8,15 milyon yolcuya hizmet vererek Avrupa'nın en yoğun havalimanı olduğunu belirtti.

İstanbul Havalimanı'nın 16 Ağustos'ta 291 bin yolcuyla Türkiye ve Avrupa'nın günlük yolcu rekorunu kırdığına işaret eden Erdoğan, "30 Ağustos'ta 1787 uçuşla tüm zamanların uçuş rekorunu yeniledik. Böylece İstanbul Havalimanı'mız hem Türkiye hem Avrupa genelinde tek günde ulaşılan en yüksek sefer sayısına imza attı. 'Buradan uçaklar kalkamaz.' diyorlardı ama sadece bir günde tam 1787 uçak indi ve kalktı. Nisan 2025'te hayata geçirdiğimiz üçlü bağımsız paralel pist operasyonuyla dünyada ikinci, Avrupa'da ise ilk kez aynı anda 3 pistten bağımsız iniş-kalkış yapılabilen seçkin merkezler arasına girdi." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yalnızca yolcu taşımacılığında değil, kargo ve yük taşımacılığında da aynı başarıyı yakaladıklarını, orada da herkesi sevindiren ve gururlandıran rakamların olduğunu aktardı.


"Bundan sonra Türkiye'de siyasi partilerin programları ve projeleri yarışacaktır"

Erdoğan, şunları kaydetti:

"Şöyle geriye doğru baktığımızda gördüğümüz şudur: Havalimanımız, İstanbul'a yapılmış en vizyoner yatırımlardan biridir. İstanbul Havalimanı'yla şehrimiz dev bir eser kazanmıştır. Ülkemizin marka değeri global ölçekte daha da artmıştır. Türkiye, sivil havacılıkta Şampiyonlar Ligi'ne çıkarak gücüne güç katmıştır. Bize İstanbul Havalimanı üzerinden saldıranlar ise en güzel cevabı işte bu başarılarla, bu ödüllerle, kırılan bu rekorlarla almıştır. Yıllarca taş üstüne taş koymayıp sadece takoz siyasetiyle gemilerini yüzdürmeye çalışan ve buna alışanlar için artık deniz tükenmiştir. Entrikayla, yolsuzlukla, karanlık odalarda kotarılan siyaset mühendislikleriyle bu ülkede siyasetçilik oynama devri de tamamen kapanmıştır. İnanıyoruz ki bundan sonra Türkiye'de eser yarışacak, vizyon yarışacak, siyasi partilerin programları ve projeleri yarışacaktır."

Büyüme hedefleri doğrultusunda İstanbul Havalimanı'ndaki altyapı yatırımlarına hızla devam ettiklerini bildiren Erdoğan, "Bugün 76,5 milyon metrekarelik bu devasa alanda 3 ana ve 2 yedek olmak üzere 5 pistten hizmet veren İstanbul Havalimanı'mızın doğu-batı yönlü ilk beton pistini milletimizin hizmetine sunuyoruz. 890 milyon avro yatırım değerine sahip, 2 bin 820 metre uzunluğunda ve 45 metre genişliğindeki 4'üncü ana pistle buradaki toplam pist sayımızı 6'ya yükseltiyoruz." dedi.

"Havada bekleme süreleri kısalacak"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 4. ana pistin hangar alanlarına yakın olması sayesinde genel havacılık operasyonlarını hızlandıracağını kaydetti.

Özellikle iç hat ve doğu yönlü rotalarda taksi ve havada bekleme sürelerini kısaltacağını söyleyen Erdoğan, "Yakıt, zaman ve emisyon tasarrufu sağlayacak. Olumsuz hava koşullarında dahi operasyonel çeşitliliği, iniş kalkış emniyetini ve zamanında kalkış oranlarını azami seviyeye çıkartacaktır. Bir kez daha şehrimiz, ülkemiz, milletimiz ve sivil havacılık sektörümüz için hayırlı uğurlu olsun diyorum. Şunun altını özellikle çizmekte fayda görüyorum. İstanbul Havalimanı, bir ulaşım noktası olmanın ötesinde başlı başına dev bir saha içi ekonomidir." ifadelerini kullandı.

İstanbul Havalimanı'nda 102 bin insanın çalıştığını, 1100'ün üzerinde de ticari işletmenin faaliyet gösterdiğini belirten Erdoğan, "İstihdam etkisinin 300 binin üzerine çıktığı İstanbul Havalimanı'nın Türkiye ekonomisine katkısı, milli gelirimizin yaklaşık yüzde 2,2'sine yani 24,2 milyar dolara tekabül ediyor." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Buraya yapılan her 1 liralık yatırım, ekonomimize 5,6 milyar olarak geri dönerken, her bir kişilik doğrudan istihdam Türkiye genelinde 5 kişilik iş gücü etkisi üretiyor. 2030 yılında İstanbul Havalimanı bağlantılı faaliyetlerde 472 bin kişilik istihdama ve 44 milyar dolarlık gelire ulaşmayı öngörüyoruz. Çevremizdeki savaşların son bulması ve bölgemizde sükunetin yeniden sağlanmasıyla birlikte havalimanımızın yıldızı daha da parlayacaktır. Biz de önümüzdeki yıllarda hayata geçireceğimiz yeni yatırımlarla İstanbul Havalimanı'mızı küresel havacılığın zirvesinde tutmaya devam edeceğiz. Bu vizyon projemizi 'israf' diyerek eleştirenler, isim tartışmasıyla, kurultay tartışmalarıyla günlerini israf ede dursun. Biz ülkemize yeni yatırımlar, yeni eserler kazandırmaktan geri durmayacağız. Kavgacılardan farklı olarak bizim yapacak çok işimiz var."

"Yaptıkları her işi ellerine yüzlerine bulaştıranlardan farklı olarak bizim ülkemize kazandıracağımız daha nice eser ve yatırımımız var." diyen Erdoğan, "Burunlarının ucunu dahi göremeyenlerden farklı olarak bizim Türkiye için büyük hayallerimiz, büyük hedeflerimiz var. Cenabıallah ömür ve sağlık verdikçe ülkemiz için kurduğumuz bu büyük hayallerin peşinden koşmakta kararlıyız." şeklinde konuştu.

İstanbul Havalimanı'ndaki 4. ana pistin ve ilave yatırımların bir kez daha hayırlı olmasını dileyen Erdoğan, eserlerde emeği geçen herkesi canıgönülden tebrik etti.

"TK1763" sefer sayılı uçağa kalkış iznini Cumhurbaşkanı Erdoğan verdi

Programda, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ile İGA Yönetim Kurulu Başkanı Cemal Kalyoncu da birer konuşma yaptı.

Konuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, Bakan Uraloğlu tarafından hediye takdim edildi.

Cemal Kalyoncu ve İGA Yönetim Kurulu Başkan Vekili Mehmet Cengiz de Cumhurbaşkanı Erdoğan'a günün anısına hediye verdi.

Hediye takdiminin ardından Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Hafiz Osman Şahin dua etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "TK1763" sefer sayılı İstanbul-Helsinki seferini yapan uçağın kaptan pilotlarıyla telsiz görüşmesi gerçekleştirdi.

Kaptan pilotlardan Cemile Nur, İstanbul Havalimanı 4. pistinin hizmete alınmasından büyük gurur ve mutluluk duyduklarını, yeni pistin hayırlı olmasını dilediğini belirterek, ay yıldızlı bayrağı dünyanın dört bir yanında gururla dalgalandırmak üzere İstanbul Havalimanı'nın 4. pistinden ilk kalkışı gerçekleştirmek için hazır olduklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da "Pist 09, rüzgar 0.50'den 15 knot, kalkış serbest. Hayırlı yolculuklar." diyerek uçağa kalkış izni verdi. Daha sonra Erdoğan ve beraberindekiler, açılış kurdelesini kesti.

Programa, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Büyükelçi Akif Çağatay Kılıç, AK Parti Kurucular Kurulu Üyesi ve Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım, İstanbul Valisi Davut Gül, İGA İstanbul Havalimanı CEO'su Selahattin Bilgen, İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç ve birçok davetli katıldı.

Ünlüler Adli Tıp Kurumuna sevk edildi

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nca ünlülere yönelik 'uyuşturucu madde kullanma ve temini', 'fuhşa aracılık etme', 'şantaj' ve 'özel hayatın gizliliğini ihlal etme' suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 21 şüpheli, işlemleri yapılmak üzere Adli Tıp Kurumuna sevk edildi

18.09.2026 17:30:00
İhlas Haber Ajansı
 
Ünlüler Adli Tıp Kurumuna sevk edildi
Ünlüler Adli Tıp Kurumuna sevk edildi
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nca, ünlü isimlere yönelik uyuşturucu soruşturması başlatılmıştı. Sabah saatlerinde jandarma ekipleri tarafından düzenlenen operasyonda, aralarında oyuncu Aras Bulut İynemli, "Sefo" lakaplı şarkıcı Seyfullah Sağır, oyuncu Melis Sezen'in de bulunduğu bazı ünlü isimler gözaltına alınmıştı.

Şüpheliler Adli Tıp Kurumuna sevk edildi

'Uyuşturucu' soruşturması kapsamında gözaltına alınan oyuncu Aras Bulut İyinemli, "Sefo" lakaplı şarkıcı Seyfullah Sağır, oyuncu Melis Sezen, oyuncu Nilperi Şahinkaya, Hande Demir, futbolcu antrenörü Hasan Şaş, Melis İşiten, Yeşim Yeşilçimen, Anıl Durmuş, Sayat Zurnacı, Yağız Sabuncuoğlu, Aytaç Kart, Muhammet Kahyaoğlu, Aydan Osmanoğlu ile Melisa Şenolsun, işlemleri yapılmak üzere Adli Tıp Kurumuna sevk edildi.

Öte yandan, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 'uyuşturucu madde kullanma ve temini', 'fuhuşa aracılık etme', 'şantaj' ve 'özel hayatın gizliliğini ihlal etme' suçlarına yönelik yürütülen soruşturmada ise 6 şüpheli gözaltına alınmıştı. Şüpheliler, Volkan Akçıray, Zeynep Akçıray, Eda Güzelcik, Sezer Çakır, Hazal Filiz Küçükköse ile Yeliz Tuba da işlemleri yapılmak üzere Adli Tıp Kurumuna sevk edildi.

Batman'da kan donduran aile faciası: 4 ölü

Batman'ın Kozluk ilçesinde meydana gelen korkunç olayda, cinnet getiren bir baba mutfaktan aldığı bıçakla eşini ve 2 çocuğunu öldürdükten sonra kendini iple asarak yaşamına son verdi. Aynı aileden 4 kişinin hayatını kaybettiği vahşet, ilçede büyük bir şok ve üzüntü yarattı

18.09.2026 17:00:00
Haber Merkezi
 
Batman'da kan donduran aile faciası: 4 ölü
Batman'da kan donduran aile faciası: 4 ölü
Batman'ın Kozluk ilçesi Tepecik Mahallesi Devlet Hastanesi sokağında bulunan 5 katlı bir binada bugün saat 14.00 sıralarında kan donduran bir aile faciası yaşandı.

Edinilen bilgilere göre, henüz bilinmeyen bir nedenle cinnet getiren baba, evdeki mutfaktan aldığı bıçakla eşini ve 2 çocuğunu katletti. Gözü dönmüş baba, ailesini katlettikten sonra aynı odada kendisini iple asarak intihar etti.

Çığlık sesleri üzerine ekipler sevk edildi

Evden yükselen çığlık seslerini ve gürültüleri duyan çevredeki komşuların ihbarı üzerine olay yerine çok sayıda 112 Acil Sağlık ve polis ekibi sevk edildi. Eve giren sağlık ekiplerinin yaptığı ilk incelemelerde; anne, baba ve 2 çocuğun da olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi.



"İlçemizde ilk defa böyle bir şey yaşanıyor"

Korkunç olayın ardından olay yerine giden Kozluk Belediye Başkanı Veysi Işık, yaşanan trajediyle ilgili derin üzüntü duyduklarını belirtti. Başkan Işık yaptığı açıklamada, "Korkunç bir olayla sarsıldık. İki çocuğu ve eşini öldürdükten sonra söz konusu şahıs da iple canına kıymış. İlk defa ilçemizde böyle bir olay yaşanıyor, hepimiz olayın şokundayız" ifadelerini kullandı.

Cansız bedenler morga kaldırıldı, soruşturma sürüyor

Olay yeri inceleme ekipleri ve Cumhuriyet Savcısı'nın evde gerçekleştirdiği detaylı incelemelerin ardından, hayatını kaybeden 4 kişinin cansız bedeni otopsi işlemleri yapılmak üzere hastane morguna kaldırıldı.

İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı ekipler, tüm ilçeyi yasa boğan facianın arkasındaki nedeni belirlemek amacıyla çok yönlü ve geniş çaplı bir soruşturma başlattı.

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Rusya’dan alınan S-400 hava ve füze savunma sistemlerine ilişkin soru önergesine yanıt verdi

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Rusya’dan alınan S-400 hava ve füze savunma sistemlerine ilişkin soru önergesine yanıt verdi. Güler, TSK’nın iç ve dış kaynaklardan temin ettiği sistem ve silahları “her an savaşa hazır halde bulundurmak” amacıyla gerekli tedbirleri aldığını bildirdi

18.09.2026 14:39:00
Haber Merkezi
 
 Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Rusya’dan alınan S-400 hava ve füze savunma sistemlerine ilişkin soru önergesine yanıt verdi
 Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Rusya’dan alınan S-400 hava ve füze savunma sistemlerine ilişkin soru önergesine yanıt verdi
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Rusya'dan alınan S-400 hava ve füze savunma sistemlerine ilişkin soru önergesine yanıt verdi. Güler, TSK'nın iç ve dış kaynaklardan temin ettiği sistem ve silahları "her an savaşa hazır halde bulundurmak" amacıyla gerekli tedbirleri aldığını bildirdi.
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Türkiye'nin Rusya'dan satın aldığı S-400 uzun menzilli hava ve füze savunma sistemlerine ilişkin TBMM'de yöneltilen soruları yanıtladı.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, Milli Savunma Bakanı Güler'in yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı'na iki soru önergesi verdi. Çömez, önergelerden birinde S-400 sistemlerinin durumuna ilişkin sorular yöneltti.

S-400'lerin entegrasyonu soruldu
Çömez, Türkiye'nin Rusya'dan satın aldığı S-400 sistemlerinin Türk Hava Kuvvetleri'nin mevcut radar, erken ihbar, komuta-kontrol ve hava savunma ağına entegre edilip edilmediğini sordu.
Bakan Güler, soruya şu yanıtı verdi:
"TSK, hava savunma ve savaş uçak kabiliyetleri de içerisinde olmak üzere iç ve dış kaynaklardan temin ettiği sistem ve silahları, sahadan elde ettiği tecrübelerle geliştirmekte ve her an savaşa hazır halde bulundurmak maksadıyla her türlü tedbiri almaktadır. Bu yetenekler, mevcut imkânlarla planlanırken bir yandan da süratle gelişen savunma sanayi ürünleri ile takviye edilmektedir. Bakanlığımız tarafından millî hak ve menfaatlerimiz doğrultusunda gerekli değerlendirmeler yapılmaktadır. Bu hususta somut gelişmeler olduğunda resmî makamlar tarafından kamuoyu zamanında bilgilendirilecektir."

Suriye'deki hava üssüne ilişkin de yanıt verdi
Bakan Güler, Çömez'in bir diğer sorusu üzerine İsrail'in Suriye'deki Ebu Ez-Zuhur Hava Üssü'ne gerçekleştirdiği saldırıya ilişkin de bilgi verdi.
Güler, saldırıdan önce veya saldırı sırasında Ebu Ez-Zuhur Hava Üssü'nde herhangi bir Türk askerî heyetinin bulunmadığını kaydetti.

Yenilik Partisi'nin "isim benzerliği" başvurusu üzerine Yargıtay’dan ihtar alan YENİ Parti, verilen 30 günlük yasal sürede isim değişikliğine gitmedi

Yenilik Partisi'nin "isim benzerliği" başvurusu üzerine Yargıtay’dan ihtar alan YENİ Parti, verilen 30 günlük yasal sürede isim değişikliğine gitmedi. YENİ Parti yönetimi olası bir iptal kararına karşı A ve B planlarını hazırladı. Peki kulislerde konuşulan alternatif isimler ne oldu?

18.09.2026 14:25:00
Haber Merkezi
 
 Yenilik Partisi'nin "isim benzerliği" başvurusu üzerine Yargıtay’dan ihtar alan YENİ Parti, verilen 30 günlük yasal sürede isim değişikliğine gitmedi
 Yenilik Partisi'nin "isim benzerliği" başvurusu üzerine Yargıtay’dan ihtar alan YENİ Parti, verilen 30 günlük yasal sürede isim değişikliğine gitmedi
Yenilik Partisi ile YENİ Parti arasında patlak veren ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ihtar kararıyla tırmanan tabela krizinde kritik aşamaya geçildi. Yargıtay'ın isim değişikliği için tanıdığı 30 günlük sürenin dolmasına rağmen adım atmayan YENİ Parti, stratejisini Anayasa Mahkemesi'nin vereceği nihai karara göre belirledi.

Parti kurmayları, yüksek mahkemenin isim benzerliği iddiasını reddedeceği görüşünde... Milliyet Gazetesi'ne AYM'nin geçmiş içtihatlarını incelediklerini belirten partili bir üst düzey yetkili, şu değerlendirmede bulundu: "Yargıtay Başsavcılığı ihtarı gönderdiğine göre konuyu otomatikman AYM'ye taşıyacaktır. Yasa gereği AYM bir ay içinde karar vermek zorunda. Biz talebin reddedileceğini düşünüyoruz. Örnek vermek gerekirse; 2023 seçimlerinde 'Türkiye Komünist Partisi' ile 'Türkiye Komünist Hareketi' birlikte seçime girdi ve AYM bunu iltibas (karışıklık) kabul etmedi. YENİ Parti ile Yenilik Partisi ise birbirine karıştırılacak yapılar değil."

KULİSLERDE ÖNE ÇIKAN ALTERNATİF İSİMLER
Anayasa Mahkemesi'nin terkin (ismin sicilden silinmesi) kararı vermesi durumunda kararın bağlayıcı olacağını vurgulayan parti yönetimi, seçimlere girme hakkını riske atmamak adına B planını da hazır tutuyor.

Aleyhte bir karar çıkması halinde Kurucular Kurulu veya Olağanüstü Kurultay toplanarak "YENİ" ifadesini bünyesinde barındıran yeni bir isim benimsenecek. Parti kulislerinde masada olduğu konuşulan alternatif isimler ise şöyle:

Türkiye'nin YENİ Partisi
YENİ Değişim Partisi
YENİ Türkiye Partisi
Yargıtay Başsavcılığı'nın başvurusuyla başlayacak AYM sürecinin önümüzdeki haftalarda netleşmesi bekleniyor.

İşte adım adım YKS ek tercih rehberi

İlk yerleştirme sürecinde herhangi bir üniversite programına yerleşemeyen adaylar için kritik viraj dönüldü. ÖSYM tarafından yayımlanan kılavuzla birlikte 2026 YKS ek tercih işlemleri resmen başladı. Peki, ek yerleştirme süreci nasıl işleyecek, adayların hata yapmamak için hangi altın kurallara dikkat etmesi gerekiyor? İşte adım adım ek tercih rehberi...

17.09.2026 18:30:00
Haber Merkezi
 
 İşte adım adım YKS ek tercih rehberi
 İşte adım adım YKS ek tercih rehberi
Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), üniversite kayıt maratonunun tamamlanmasının ardından merakla beklenen 2026-YKS Ek Yerleştirme sürecini başlattı. İlk yerleştirmede açıkta kalan ya da tercih hakkını kullanmayan yüz binlerce aday için yükseköğretim kurumlarında boş kalan kontenjanlar yeniden erişime açıldı.

Adayların geleceğini doğrudan etkileyecek olan bu kritik süreçte, tercih işlemlerinin hatasız yapılması büyük önem taşıyor. İşte tercih ekranına girmeden önce bilinmesi gereken tüm detaylar:


YKS ek tercih şartları nelerdir, kimler başvurabilir?


Ek yerleştirme döneminde tercih yapabilmek için ÖSYM'nin belirlediği temel kurallar şu şekildedir:

Hiçbir Programa Yerleşmemiş Olmak: 2026-YKS merkezi yerleştirmede herhangi bir lisans veya ön lisans programına yerleştirilen adaylar (kayıt yaptırmış olsalar dahi) ek tercih hakkından faydalanamazlar.

Tercih Yapıp Yerleşemeyenler veya Hiç Tercih Yapmayanlar: İlk aşamada tercih listesi gönderen ancak açıkta kalanlar ile ilk dönemde hiç tercih bildiriminde bulunmayan adaylar ek yerleştirmeye başvurabilir.

Puan Hesap şartı: Adayın, tercih edeceği programın ilgili YKS puan türünde puanının hesaplanmış olması gerekmektedir.


Ek tercih yaparken nelere dikkat edilmeli?


Uzmanlar, ek tercih döneminin genel yerleştirmeden çok farklı işlediğini belirterek adayları şu konularda uyarıyor:

1. Sıralama Değil, Puan Esas Alınacak: İlk yerleştirmede başarı sıralamaları ön plandayken, ek yerleştirmede taban puanlar dikkate alınır.

2. Taban Puan Şartına Dikkat: Eğer tercih etmek istediğiniz bölüm ilk yerleştirmede dolmuş ve kayıt yaptırmayanlar nedeniyle boş kontenjan oluşmuşsa, puanınızın o bölümün oluşan en küçük taban puanına eşit veya bu puandan yüksek olması şarttır. Puanınız yetmiyorsa o bölümü listenize ekleyemezsiniz.

3. Taban Puanı Oluşmayan Bölümler: İlk yerleştirmede kontenjanı tamamen dolmayan programlar için taban puan oluşmamıştır. Bu bölümleri, ilgili puan türünde barajı geçen ve puanı hesaplanan tüm adaylar tercih edebilir.

4. Gitmek İstemediğiniz Bölümü Yazmayın: Ek tercihle bir bölüme yerleştiğiniz takdirde, önümüzdeki yıl sınava girerseniz Ortaöğretim Başarı Puanınız (OBP) yarı yarıya düşecektir. Bu nedenle sadece gerçekten eğitim görmek istediğiniz yerleri seçin.


YKS ek tercih işlemi nasıl yapılır?


Adaylar ek tercih başvurularını tamamen dijital ortamda, bireysel olarak gerçekleştireceklerdir. Posta veya faks yoluyla gönderilen tercih listeleri geçersiz sayılacaktır.

• Adım 1: ÖSYM tarafından yayımlanan güncel 2026-YKS Ek Yerleştirme Kılavuzu ve boş kontenjan listelerini detaylıca inceleyin.

• Adım 2: T.C. Kimlik Numaranız ve aday şifreniz ile ÖSYM Aday İşlemleri Sistemi (AİS) internet adresine veya ÖSYM AİS Mobil Uygulamasına giriş yapın.

• Adım 3: Seçtiğiniz bölümlerin program kodlarını girerek listenizi oluşturun (En fazla 24 tercih hakkınız bulunmaktadır).

• Adım 4: Tercih listenizi kontrol ettikten sonra sistem üzerinden mutlaka onaylayın.


Son gün ne zaman ve ek tercih ücreti ne kadar?


ÖSYM takvimine göre ek tercih işlemleri 17 Eylül 2026 tarihinde saat 16.00'da başlamış olup, 21 Eylül 2026 günü saat 23.59'da sona erecektir.

Tercih bildirimini tamamlayan adayların yerleştirme işlemlerinin geçerli olabilmesi için 170 TL olan ek yerleştirme ücretini ÖSYM Ödemeler Sayfası veya anlaşmalı bankalar aracılığıyla en geç 22 Eylül 2026 saat 23.59'a kadar yatırmaları gerekmektedir. Ücreti yatırılmayan tercihler sistemde görünse dahi geçersiz sayılacaktır.

Anne ifadesinde babayı suçlamıştı, baba iddiaları kabul etmedi

Sivas'ın Divriği ilçesi kırsalında 7 gün önce kaybolduğu iddia edilen 11 aylık Büşra bebekle ilgili soruşturmada baba Y.B'nin ifadesi ortaya çıktı. Anne E.B'nin ikinci ifadesinde bebeğini öldürmekte suçladığı baba, savcılık ifadesinde kızına ne olduğunu bilmediğini belirtti

17.09.2026 16:46:00
İhlas Haber Ajansı
 
Anne ifadesinde babayı suçlamıştı, baba iddiaları kabul etmedi
Anne ifadesinde babayı suçlamıştı, baba iddiaları kabul etmedi
Sivas'ın Divriği ilçesi kırsalında hayvancılık yapan E.B., 8 gün önce jandarmayı arayarak 11 aylık bebekleri Büşra'nın kayıp olduğu ihbarında bulundu. İhbar üzerine AFAD ve jandarma ekipleri kırsalda arama çalışması başlattı. Aile ilk olarak bebeği yabani hayvanların kaçırmış olabileceğini ileri sürdü. Ailenin çelişkili açıklamaları üzerine ifadesi alınan anne E.B. (27), bebeğin para karşılığı babası tarafından satıldığını iddia etti. Ardından ifadesini değiştiren anne, babanın bebeği öldürdüğü iddiasında bulundu. Geçtiğimiz gece 5 kişiyle birlikte tutuklanarak cezaevine gönderilen anne, bu kez bebeği borca karşılık canlı olarak birine verdiğini iddia etti. İddia üzerine bebeğin verildiği ileri sürülen M.K. Diyarbakır'ın Ergani ilçesinde gözaltına alınarak, sorgulanmak üzere Divriği'de hakim karşısına çıkartıldı.

Öte yandan, annenin ikinci ifadesinde cinayetle suçladığı baba Y.B'nin savcılıktaki ifadesi de ortaya çıktı. Baba Y.B. ifadesinde, kızının başına ne geldiğini bilmediğini belirterek, hakkındaki suçlamaları kabul etmedi. Baba ifadesinde Büşra'yı uyutup hayvanlarını otlatmaya götürdüğünü belirterek, "Saat 23.00 civarıydı. Çay yapamadan K.D. beni aradı. K. bana 'Senin ufak kız yoktur, jandarmaya haber mi verelim yoksa sen geliyor musun' dedi. Ben de geliyorum dedim. Ben çadıra doğru koşarak geldim. Gelirken yolda K.D'yi aradım, kızım Büşra'yı bulup bulamadıklarını sordum. K. da bana bulamadıklarını söyledi. V. ve Ö.'nün yanından benim yaşadığım çadıra yaklaşık yarım saatte gelmişimdir. Benimle birlikte Ö. da geldi. Ö. ile birlikte koşarak geldik. V. de koşarak gittiğimizi görmüştür. Ben çadırın yanına geldiğimde R., K. ve N. oradaydı. Onlar el feneriyle zaten arıyorlardı. Ben de elimde el feneriyle geldim. Eşim E. de oradaydı. Benim koşarak geldiğimi bunlar görmüş olabilirler. Çadıra geldim. İlk çadıra koştum. Kızım Büşra belki çadırdadır, görememişlerdir diye çadıra girip Büşra'yı aradım. Battaniyeyi filan kaldırıp baktım. Ben gittiğimde de çadır dağınıktı. K.'gil dağıtmıştı çadırı. Büşra'yı bulamayınca K.'ya "K. dayı koş jandarmaya haber ver' dedim. K. arabaya binip telefon çeken yere gitti. K. beni aradığında bana kızım Büşra'nın yanımda olup olmadığını sormadı" dedi.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, Abdullah Öcalan'a Terörsüz Türkiye sürecinde kurulan Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyon'unda görev verileceğini açıkladı

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, Abdullah Öcalan'a Terörsüz Türkiye sürecinde kurulan Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyon'unda görev verileceğini açıkladı

17.09.2026 16:30:00
Haber Merkezi
 
 Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, Abdullah Öcalan'a Terörsüz Türkiye sürecinde kurulan Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyon'unda görev verileceğini açıkladı
 Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, Abdullah Öcalan'a Terörsüz Türkiye sürecinde kurulan Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyon'unda görev verileceğini açıkladı
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, Terörsüz Türkiye süreciyle ilgili önemli mesajlar verdi.

Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'la kurulan Takip ve Değerlendirme Kurulu'nun çalışmalarından bahseden Uçum, dört alt komisyon kurulduğunu bildirdi. Uçum, Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyonu'nda terör örgütü lideri Abdullah Öcalan'a görev verileceğini duyurdu.

Öcalan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin çağrısıyla başlayan süreçte PKK'ya doğrudan kendini feshetme çağrısı yapmıştı. Süreç siyasetçilerin görüşmesiyle ilerlemiş, son aşamada çerçeve yasa teklifi Meclis'te rekor çoğunlukla kabul edilerek kanunlaşmıştı.

Kanunda 1 Haziran 2005 tarihinden önce ağırlaştırılmış müebbet cezası alanlar veya ağırlaştırılmış müebbet gerektirecek suçlar işleyenler, yasa kapsamı dışında tutuluyor.

Bu da Öcalan ve yönetim kadrosunun yasadan yararlanamayacağı anlamına geliyor.

Uçum, Öcalan'a verilecek görevin farklı şekilde değerlendirilmemesine işaret etti; İmralı'daki konutun cezaevine bağlı ek ünite olarak inşa edildiğini söyledi.

Bunun Öcalan'ın süreçteki rolünü daha iyi icra edebilmesi için oluşturulmuş bir imkan olduğunu dile getiren Uçum, "Serbest bırakıldı." gibi bir sonucun çıkarılamayacağını sözlerine ekledi: "Öcalan ile yürütülen diyalog sürecidir. Hedef bedellidir. Terör örgütünün tasfiyesinin sağlanmasıdır."

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Uçum, terör meselesinde muhatabın Öcalan olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu: "Örgütü kim kuruyorsa silahı kim kullandırdıysa fesh edecek de odur. Öbür türlü devlet güvenlik politikasıyla yapar diyalogda muhatap aldığı kişi bu görevini iyi yapması için bir komisyonda görevlendirilmesi daha rahat ortamda çalışması gerekliliktir sağlanan imtiyaz değildir. Görevin gerektirdiği ortam sağlamaktan ibarettir bunun dışındakiler doğru değildir."

Uçum, "Hükümlü üzerinden diyalog yürütüyorsan terör örgütünün tasviyesine iliştin, bunun hukuka aykırı bir durumu yok. Rutin dışı süreçler rutin dışı yöntemlerle çözülür…Rutin yöntemlerle yönetemezsiniz." diye de ekledi.

Uçum, PKK üyeleri için altı aylık başvuru süresinin başlaması anlamına gelen Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararının ekim ya da kasım ayında çıkabileceğini söyledi: "Sürecin yürüdüğü, ilerlemenin olduğu tespit edilebilir. Irak Başbakanı açıklama yaptı, buradan sonuç çıkabilir. Dışişleri Bakanı Suriye'ye gitti. Pratik süreçlerin yürüdüğü, ilerlediği noktasında izlenimimiz var. Kasım ayına MGK kararının yetiştirilmesi, teyit ilanı saha süreçlerine göre olacağına göre ilerleme var ki bu işin olabileceği yönünde değerlendirme var."

Ankara'da 20 milyon liralık kaçak akaryakıt ele geçirildi

Ankara'da düzenlenen operasyonda piyasa değeri 20 milyon lira olan kaçak akaryakıt ve sahte motor yağı ele geçirildi

17.09.2026 14:06:00
İHA
 
Ankara'da 20 milyon liralık kaçak akaryakıt ele geçirildi
Ankara'da 20 milyon liralık kaçak akaryakıt ele geçirildi
Türkiye'de kaçakçılığa yönelik operasyonlar hız kesmeden devam ediyor. Ankara İl Jandarma Komutanlığı ekipleri kaçakçılığın önlenmesine yönelik yeni bir operasyon gerçekleştirdi.

Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ve Mamak İlçe Jandarma Komutanlığı ekiplerince yapılan istihbari çalışmalar sonucunda T.A. isimli şahsın piyasadan topladığı madeni yağları kimyasallar ile karıştırmak suretiyle kaçak akaryakıt elde ettiği, ayrıca bu madeni yağlardan sahte motor yağı imal ederek piyasaya sürdüğü tespit edildi.

Ekiplerin dün şüphelinin iş yerine düzenlediği operasyonda piyasa değeri yaklaşık 20 milyon lira olan kaçak malzeme ele geçirildi. Aramalarda 8 bin litre madeni yağ, 13 bin 500 litre temizlik maddesi, 5 bin litre gliserin, 2 bin kilogram temizlik hammaddesi (donmuş yağ), 10 bin 800 adet çeşitli madeni yağ markalarına ait sahte etiket, 1 adet ambalaj makinesi, 1 adet folyo kapatma makinesi ele geçirildi.

Ele geçirilen malzemelere el konulurken, gözaltına alınan T.A. hakkında adli işlem başlatıldı.

Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun şüpheli ölümüne soruşturmada koğuş arkadaşı Hasan Atilla Uğur'un da aralarında olduğu 4 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi

Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun şüpheli ölümüne soruşturmada koğuş arkadaşı Hasan Atilla Uğur'un da aralarında olduğu 4 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi

17.09.2026 13:00:00
Haber Merkezi
 
 Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun şüpheli ölümüne soruşturmada koğuş arkadaşı Hasan Atilla Uğur'un da aralarında olduğu 4 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi
 Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun şüpheli ölümüne soruşturmada koğuş arkadaşı Hasan Atilla Uğur'un da aralarında olduğu 4 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi
Ergenekon soruşturması nedeniyle tutukluyken Silivri Cezaevi'nde yaşamını yitiren eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) görevlisi Kaşif Kozinoğlu ile ilgili soruşturma sürüyor.

Geçtiğimiz günlerde dosyada feth-i kabir kararı alınmış, kabirden alınan örneklerle Kozinoğlu'na cezaevinde farklı bir ilaç verilip verilmediği araştırılmaya başlanmıştı.

Son olarak Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı, yeni gözaltı kararları verildiğini duyurdu.

Bu kişiler şöyle sıralandı:

Kozinoğlu'nun koğuş arkadaşları emekli Deniz Yüzbaşı Hasan Ataman ve eski Jandarma mensubu Emekli Albay Hasan Atilla Uğur,
O dönem dosyayla ilgili takipsizlik kararı veren, sonraki yıllarda FETÖ'den ihraç edilen savcı Ali İşgören
O dönem cezaevi savcısı olarak görev yapan, yine darbe girişiminden sonra FETÖ'den ihraç edilen Necip Doğan

Ataman, İşgören ve Doğan, bugün saat 07.00'de İstanbul ve Ankara'da eş zamanlı gerçekleştirilen operasyonda gözaltına alındı.

Uğur hakkında ise yakalama kararı çıkarıldı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.