logo
27 MART 2026

Yayıncılıkta yapay zekâ dönemi

İstanbul Ticaret Üniversitesi, İstanbul Ticaret Odası (İTO) 32 No'lu Basım-Yayım Meslek Komitesi, Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği ve Basın Yayın Birliği Derneği iş birliğiyle "Yapay Zekâ Çağında Yayımcılık Zirvesi"ne ev sahipliği yaptı

23.10.2025 18:11:00
İhlas Haber Ajansı
Yayıncılıkta yapay zekâ dönemi
Yayıncılıkta yapay zekâ dönemi
İstanbul Ticaret Üniversitesi, İstanbul Ticaret Odası (İTO) 32 No'lu Basım-Yayım Meslek Komitesi, Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği ve Basın Yayın Birliği Derneği iş birliğiyle "Yapay Zekâ Çağında Yayımcılık Zirvesi"ne ev sahipliği yaptı. Yayıncılık sektörünün önde gelen temsilcilerini, akademisyenleri ve kamu yöneticilerini bir araya getiren zirvede, yapay zekânın sektöre kazandırdığı imkanların yanı sıra etik, fikrî mülkiyet ve insan emeğinin korunmasına yönelik riskler masaya yatırıldı. Zirvede "teknolojiyi anlamlandıran" bir yayıncılık kültürünün geleceği şekillendireceği görüşü öne çıktı.
İstanbul Ticaret Üniversitesi; İstanbul Ticaret Odası (İTO) 32 No'lu Basım-Yayım Meslek Komitesi, Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği ve Basın Yayın Birliği Derneği iş birliğiyle Yapay Zekâ Çağında Yayımcılık Zirvesi düzenledi.
Sâdâbâd Kampüsü Sütlüce'de gerçekleştirilen zirve, yayıncılık sektörünün geleceğini insan-merkezli bir bakışla tartışmaya açtı. İTO Meclis Başkanı Dr. Erhan Erken'in de katıldığı zirvenin açılış konuşmaları İstanbul Ticaret Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Dr. İsrafil Kuralay, İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necip Şimşek, İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Münir Üstün, İTO 32 No'lu Basım-Yayın Meslek Komitesi Başkanı Halil Çelik, Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği Başkanı M. Burhan Genç tarafından yapıldı. Bilim insanı Prof. Dr. Sinan Canan'ın Açılış Oturumu konuşmasını yaptığı zirveye, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürü Taner Beyoğlu, İstanbul Ticaret Üniversitesi Genel Sekreteri Erdal Cesar, Basın Yayım Birliği Derneği Başkanı Mustafa Karagüllüoğlu, MÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Basım, Yayın ve Medya Sektör Kurulu Başkanı Sadettin Budak, Anadolu Ajansı Yayınlar Müdürü Oğuz Karakaş, yayınevleri yöneticileri, basın mensupları, dekanlar, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.

Ortak vurgu: "İnsan emeği ve etik çerçeve"
Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Kuralay, konuşmasında dijitalleşme ve yapay zekânın en çok etkilediği alanlardan birinin yayıncılık olduğunu belirterek teknolojinin yalnızca bir araç değil, aynı zamanda kendi kültürünü de beraberinde getirdiğini vurguladı. Dr. Kuralay, kağıt kitapların hâlâ güçlü biçimde varlığını sürdürdüğünü, Frankfurt Kitap Fuarı'ndaki yoğun ilgiden bunun açıkça görüldüğünü ifade etti. Dr. Kuralay, "Ben yazılarımı yazarken yapay zekâya sormuyorum, çünkü o zaman yazı artık bana ait olmaz" diyerek teknolojinin insan emeği ve kültürel değerlerle dengeli biçimde kullanılmasının önemine dikkat çekti.

"Görmezden gelinemez"
Rektör Prof. Dr. Şimşek de yapay zekânın matematiksel bir zemin üzerinde yükselen "düşünmeyi kolaylaştırıcı bir yöntem" olduğunu belirterek, yayıncılık alanının bu dönüşümü görmezden gelemeyeceğini söyledi. Prof. Dr. Şimşek, üniversitenin akademik kadrosu ve imkânlarıyla bu tartışmaya katkı vermekten memnuniyet duyduklarını ifade etti. Münir Üstün ise yapay zekânın "bilgiyi üretme ve aktarma biçimimizi" yeniden şekillendirdiğini söyleyerek, verimlilik ve erişim kadar etik ilkeler ile fikrî hakların korunmasının da tartışmanın merkezinde kalması gerektiğini kaydetti. Burhan Genç de yapay zekâyı "nükleer enerjiye benzer çift yönlü bir güç" olarak tanımlayarak, etik-hukuki sınırların şirketler eliyle hızla geliştirilen bu teknolojide kamusal dengeyle desteklenmesi gerektiğini belirtti. Halil Çelik ise yayıncılığın yalnızca bir üretim hattı değil, "kültür aktarımının kalbi" olduğunun altını çizerek, yapay zekânın sektöre getirdiği hız ve kolaylığın yanında "insan eliyle üretilenin değeri nasıl korunacak'" sorusunu gündeme taşıdı.

Açılış oturumu: "Yapay zekâ çağında insan kalmak"
Yapay Zekâ Çağında Yayımcılık Zirvesi'nin açılış oturumu ise İstanbul Ticaret Üniversitesi İşletme Fakültesi Yönetim Bilişim Sistemleri (İng.) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Öykü İyigün'ün moderatörlüğünde, bilim insanı Prof. Dr. Sinan Canan'ın konuşmasıyla gerçekleştirildi. Prof. Dr. Sinan Canan, yapay zekânın özünde insanın ürettiği dil, bilgi ve kültürel birikim bulunduğunu vurguladı. "Yapay zekâ, insan sözünden türeyen bir teknolojidir; yeni olanı söyleyemez, sadece var olanı yeniden biçimlendirir" ifadeleriyle konuşmasına başlayan Prof. Dr. Canan, üreticiliğin hızla üretmek değil, söylenmemiş olanı kurabilme cesareti olduğunu belirtti. Günümüz dijital dünyasının insan psikolojisinin zaaflarını hedef alarak dikkati bir meta haline getirdiğini söyleyen Prof. Dr. Canan, bu çağda bireyin kendi farkındalığını koruyabilmesi için bilinçli bir duruşa sahip olması gerektiğini ifade etti. Prof. Dr. Canan, teknolojiyi insanı yükselten bir araç olarak kullanmanın kültürel bir olgunluk gerektirdiğini ifade etti. Oturum, insanın kendi gündemini belirleyebildiği, dilini zenginleştirdiği ve teknolojiyi anlamlandırabildiği sürece çağın en güçlü öznesi olabileceği mesajıyla sona erdi.

1. Oturum - Çocuk yayıncılığı ve çizerlik
Zirvenin Çocuk Yayıncılığı ve Çizerlik başlıklı ilk oturumu, Doç. Dr. İlker Köse moderatörlüğünde yapıldı. Oturumda Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi'nden Dr. Melike Palsü Kurt, İllüstratörler Platformu Kurucu Başkanı Nurgül Şenefe, Zürafa Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Adem Kaya ve Çocuk kitabı yazarı Ahmet Melih Karauğuz, çocuk yayıncılığı ile çizerliğin yapay zekâ çağında nasıl konumlanması gerektiğini; fırsatları, riskleri ve etik sınırlarıyla tartıştı. Kurt, Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi'ne atıfla "yapay zekâ bilincinin" çocuklukta başlaması gerektiğini vurguladı. Ekran süresi tartışmalarının tek başına yeterli olmadığını, asıl meselenin algoritmik farkındalık, etik ve siber güvenlik olduğunu söyledi. Kurumun çocuklara yönelik uzay ve yapay zekâ temalı projelerinden örnekler paylaşan Kurt, "Kodlamayı tek başına bir hedef değil, analitik düşünme ve problem çözme kültürünün parçası olarak görmek zorundayız" dedi.
İkinci konuşmacı Şenefe ise üretken yapay zekânın üretici sektörlerde "hak ihlali ve şeffaflık" sorunlarını büyüttüğünü belirtti. Eğitim ve toplumsal bilinç olmadan kullanıcıların "yönetilen tüketicilere" dönüşebileceği uyarısında bulunan Şenefe, veri madenciliği süreçlerinin telif ve insan hakları boyutuyla ele alınmasını, şeffaf eğitim verisi, izin ve ücretlendirme ilkelerinin netleşmesini istedi.
Kaya ise büyük uluslararası yayınevlerinin çocuk kitaplarında yapay zekâ üretimini sınırlayan politikalarına dikkat çekti. Metin başlığı bulma, dil düzeltme gibi yardımcı işlevlerde fayda görürken, sanatsal üretim ve pedagojik denetimin insanın sorumluluğunda kalması gerektiğini vurgulayan Kaya, e-kitabın basılı kitabı bitirmediğini hatırlatarak "Amaç hızlı üretim değil, iyi eser üretmektir" mesajı verdi. Şair Abdürrahim Karakoç'un Mihriban şiirinden örnek veren, yapay zekanın insana yönelik tüm tehditlerine rağmen, "Lambada titreyen alev üşüyor" ifadesindeki duyguyu hiçbir zaman veremeyeceğini hatırlattı.
Oturumun son konuşmacısı Karauğuz da yapay zekâyı "sanatın yerine geçen değil, asistan" bir araç olarak konumlandırdı. Yapay zekânın taslak, sahne kurgusu ve görsel oluşturma gibi aşamalarda süreyi kısaltabileceğini; asıl katma değerin ise yayıncılıkta veri analitiği gibi alanlarda ortaya çıkacağını belirten Karauğuz, Türkiye'de yayıncılığın düşük kârlılık ve verimsizlik sorunlarına da değinerek teknolojinin akıllı kullanımını önerdi.

2. Oturum: Edisyon ve çeviri
Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürü Taner Beyoğlu moderatörlüğünde gerçekleşen "Edisyon ve Çeviri" oturumunda Kronik Kitap Proje Editörü M. Murtaza Özeren, İstanbul Ticaret Üniversitesi Yayınları Müdürü Halil İbrahim Binici, Epona Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Dr. Sedat Demir, 29 Mayıs Üniversitesi'nden Mütercim ve Tercümanlık Öğretim Üyesi Prof. Dr. Işın Öner katıldı.
Özeren, çevirmenlerin bireysel olarak kullandığı üçüncü taraf yapay zekâ araçlarının sektörü "kontrolsüz" bıraktığını belirterek yayıncıların kendi ihtiyaçlarına göre özelleştirilmiş çeviri-edisyon motorlarına yatırım yapması çağrısı yaptı. Özeren, "Yapay zekâ 'özne' değil bir araç. Bu nedenle yayınevleri bünyesinde yapay zekâ operatörleri istihdam edilmeli, editör ve çevirmenlere sistemli eğitim verilmeli. Araç doğru kurgulanır ve denetlenirse mesleği bitirmez, tersine nitelikli editör ve çevirmenin değerini artırır" dedi.
Binici de büyük akademik yayınevlerinde editoryal ajanların kullanılmaya başlandığını, ilk çıktıları kısa sürede görüleceğini söyledi. Türkiye'de YÖK'ün 2024'te yayımladığı yapay zekâ etik çerçevesini hatırlatan Binici, üniversite yayıncılığının öncülüğünde tüm sektöre yayılan ortak bir etik kullanım rehberi hazırlanmasını önerdi.
Dr. Demir ise yapay zekânın yayıncılıkta kaçınılmaz bir ortak olacağını ancak kurmaca ve şiirde üslup, kişisel deneyimin yerini alamayacağını vurguladı. Telif ve düzenleme alanında bağlayıcı kurallar gerektiğini belirten Dr. Demir, "Klişe kurguyu makine kurar; fakat travmayı, birikimi hâlâ yazar kurar" ifadesini kullandı.
Son konuşmacı Prof. Dr. Öner de konuşmasında Can Yücel ve Shakespeare üzerinden yaptığı sınıf içi deneyleri paylaştı. ChatGPT'nin İngilizce şiirsel formları taklit ederken uyak ve ritimde zaman zaman başarılı sonuçlar verdiğini; ancak Türkçeye geçtiğinde hece ölçüsü, akıcılık ve anlam katmanlarında bariz hatalar ürettiğini anlattı. Prof. Dr. Öner, bu bulguların insan çevirmenin estetik kararları ve dili içerden sezme yeteneğinin yerini şimdilik tutmadığını gösterdiğini söyledi.

3. Oturum: Eğitim yayıncılığı ve pazarlama
İstanbul Ticaret Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Gözde Sunal moderatörlüğünde düzenlenen Eğitim Yayıncılığı ve Pazarlama oturumda ise Marka Uzmanı-Yazar Ömer Şengüler, Necmettin Erbakan Üniversitesi'nden Dr. Öğretim Üyesi Fatih Kaleci, Kastamonu Üniversitesi Yapay Zekâ Çalışmaları Koordinatörü Prof. Dr. Selman Tunay Kamer ve UK Danışmanlık Kurucusu Dr. Umut Köksal konuşmacı olarak katıldı.
Şengüler konuşmasında bilgiye erişimin hızlanmasıyla yayınevlerinin yalnızca basım yapan kurumlardan içerik küratörlüğüne evrileceğini söyledi. Okur tercihlerinde belirleyici unsurun yayıncının marka güveni olacağını vurgulayan Şengüler, kişilerin ve kurumların 'dijital ikizleri'nin şimdiden üretilebildiğini, bu nedenle seçici ve rehberlik eden yayıncılık yaklaşımının öne çıkacağını belirtti.
Dr. Kaleci de yapay zekâ entegrasyonundan en yüksek verimi akademik yayıncılığın aldığını ifade etti. Dr. Kaleci, ön inceleme, dil-kaynak kontrolü, intihal ve referans güncelliği gibi editoryal adımların otomasyonu sayesinde süreçlerin haftalara indiğini anlattı. Açık erişim ve yaşayan yayın gibi yeni formatların yükseldiğini söyleyen Dr. Kaleci, buna paralel etik ihlaller ve sahte yayıncılık risklerine karşı daha sıkı denetim çağrısı yaptı.
Prof. Dr. Kamer ise teknolojik dönüşümün meslekleri yok etmekten çok rolleri dönüştürdüğünü vurguladı. Prof. Dr. Kamer, eğitim yayıncılığında yapay zekânın özetleme, görselleştirme ve içerik sıralama gibi işlerde asistan olduğunu; nihai içeriklerin pedagojik uygunluk, etik ve seviye açısından insan editörlerce doğrulanması gerektiğini belirtti.
Son konuşmacı Dr. Köksal da eğitim yayıncılığında başarının veri analitiği-yapay zekâ birlikteliğine dayandığını söyledi. Dr. Köksal, okurun sayfa/dakika bazlı okuma alışkanlıkları, terk noktaları ve geri dönüş oranlarının makine öğrenmesi ile anlamlandırıldığını; böylece kişiye özel içerik önerileri, bölge ve kitle bazlı satış öngörüleri, stok ve baskı planlamasında optimizasyon yapılabildiğini aktardı.

4. Oturum: Telif hakları
Son oturum, İstanbul Ticaret Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker moderatörlüğünde gerçekleşti. Konuşmacılar Kültür ve Turizm Bakanlığı Uluslararası İlişkiler ve Belgelendirme Daire Başkanı Dr. Belgin Aslan, Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği Genel Sekreteri Av. Arb. Melahat Boran ile İstanbul Medeniyet Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğr. Üyesi Av. Doç. Dr. Cahit Suluk oldu.
İlk konuşmacı Dr. Aslan, küresel düzeyde yapay zekâ düzenlemelerinin hızla yayıldığını, özellikle AB Yapay Zekâ Tüzüğü'nün yayınevlerine yeni yükümlülükler getirdiğini ifade etti. Bu tüzüğün genel amaçlı yapay zekâ sistemlerine veri kaynağı açıklama, telif uyum politikası ve model eğitimi şeffaflığı şartı getirdiğini belirten Dr. Aslan, Türkiye'de yapay zekâya özgü bir yasa bulunmamakla birlikte, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun hâlen geçerli temel dayanak olduğunu söyledi.
Av. Boran da yapay zekâ sistemlerinin eğitiminde telifli yayınların kaçınılmaz veri kaynağı olduğunu belirterek, çözümün toplu lisanslama ve şeffaflık ilkelerinde yattığını söyledi. Av. Boran, Meta, OpenAI davalarından örneklerle, korsan içerikle model eğitiminin uluslararası yargıda artık ihlâl sayıldığını ifade etti.
Av. Doç. Dr. Suluk ise telif hukukunun sanayi çağında doğan bir teşvik ve tekel sistemi olduğunu hatırlatarak, yapay zekâ çağında karşılaşılan üç temel sorun alanını sıraladı: eğitim verilerinin kullanımı, üretilen çıktılar üzerindeki hakların korunması ve taklit ya da işleme sorunları. Klasik telif anlayışının geniş bir koruma sunduğunu ancak model eğitiminde izinsiz veri kullanımının ihlâl riskini artırdığını belirten Dr. Suluk, çıktılara eser statüsü verilmemesi gerektiğini vurguladı. Dr. Suluk, dünya genelinde benimsenen yaklaşımın, "eser sahibinin insan olduğu, yapay zekânın ise yalnızca bir araç olarak değerlendirildiği" yönünde olduğunu ifade etti.İHA

Marmaris'te belediyeye rüşvet soruşturması

Muğla'nın Marmaris ilçesinde belediyeye yönelik rüşvet ve usulsüzlük iddiaları kapsamında yürütülen soruşturmada 3 kişi gözaltına alındı

27.03.2026 10:56:00
AA
Marmaris'te belediyeye rüşvet soruşturması
Marmaris'te belediyeye rüşvet soruşturması
Marmaris Cumhuriyet Başsavcılığınca, belediyede imar ve ruhsat işlemlerinde usulsüzlük yapıldığı ve bazı kamu görevlilerinin bu işlemler karşılığında maddi menfaat sağladığı iddiaları üzerine soruşturma başlatıldı.

Soruşturma kapsamında, belediye içinde belirli yöneticilerin, kendi belirledikleri personel aracılığıyla usulsüz işlemleri yönlendirdiği ve bu süreçten kazanç elde ettiği öne sürüldü.

Güvenlik güçlerince yapılan teknik ve fiziki takip sonucu belirlenen adreslere eş zamanlı operasyon başlatıldı.

Soruşturma kapsamında, belediye başkan yardımcısı, imar müdürü ve zabıta müdürünün de aralarında bulunduğu bazı şüpheliler hakkında gözaltı kararı verildi. Şüphelilerin ikametleri, iş yerleri ve belediyedeki ofislerinde arama yapıldı.

Polis ekipleri Ö.H, T.D. ve M.K'yi gözaltına aldı.

CHP Muğla Milletvekili Cumhur Uzun belediye önünde gazetecilere yaptığı açıklamada, soruşturmanın münferit bir olay olduğunu söyledi.

Marmaris Cumhuriyet Başsavcılığının yürütmekte olduğu bir soruşturma çerçevesinde belediye çalışanlarının gözaltına alınıp belediye binasına getirildiğini aktaran Uzun, "Belediye çalışanlarının görevi ile ilgili soruşturmanın derinleştirilmesi ve delillerinin elde edilmesi adına iş yerinde yapılan bir aramadan müteşekkil olduğu bunun dışında ilgili kişinin konutu ve başkaca yerlerde de aramanın bu soruşturma kapsamında yürütülmekte olduğunu belediye ve belediye işleyişi ile ilgili bir konunun olmadığı bilgisi bize şu an itibari ile verildi." dedi.

Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü de soruşturmanın münferit olduğunu belediye başkanı ve yönetimin çalışmalarına devam edeceğini kaydetti.

Öte yandan, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele ekiplerince belediye binasında arama çalışmaları sürdürülürken, çevik kuvvet ekiplerince de bina çevresinde güvenlik önlemi alındı.

Marmaris Belediyesi'ne gece yarısı yapılan baskınla ilgili Başkan Ünlü'den açıklama

Marmaris Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturma kapsamında gece yarısı Marmaris Belediyesi'ne gerçekleştirilen polis baskını ile ilgili Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü ve CHP Muğla Milletvekili Cumhur Uzun Marmaris Belediyesi önünde açıklama yaptı. Başkan Ünlü, ekibi ile birlikte Marmaris Belediyesi olarak çalışmalarına devam edeceklerini belirtirken, CHP Muğla Milletvekili Cumhur Uzun ise, polis operasyonunun münferit bir soruşturma kapsamında yapıldığını öğrendiklerini söyledi

27.03.2026 03:06:00
İHA
Marmaris Belediyesi'ne gece yarısı yapılan baskınla ilgili Başkan Ünlü'den açıklama
Marmaris Belediyesi'ne gece yarısı yapılan baskınla ilgili Başkan Ünlü'den açıklama
Marmaris Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütüldüğü öğrenilen bir soruşturma kapsamında gece yarısı Muğla İl Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı ekipler Marmaris Belediyesi'ne baskın düzenledi. Operasyon çerçevesinde çok sayıda polis ekibi tarafından belediye binasına baskın düzenlenirken bazı belediye çalışanları ve önceki dönem belediyede görev yapan üst düzey yetkililer ikametlerinden alınarak belediyeye getirilirdi.

Belediye binasında aramalar devam ederken gece yarısı çoğunluğu partili çok sayıda kişi belediye binasının önünde toplandı. Bu arada Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü ve CHP Muğla Milletvekili Cumhur Uzun da belediye binası önüne gelerek, toplanan kalabalığa teşekkür edip basın mensuplarına da açıklamada bulundu.

Görevinin başında olduğunu belirten Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü, "Marmaris Belediyesi başkanı ve yönetimi ile çalışmalarına devam edecektir. Umarım bu soruşturma da en kısa sürede sonuçlanır. Konuyla ilgili bilgi geldikçe sizlerle paylaşacağız" dedi.

Geceye saat 24:00 itibariyle başlayan bir polis araması ile güne başladıklarını belirten CHP Muğla Milletvekili Cumhur Uzun ise Marmaris Cumhuriyet Savcılığı tarafından yürütülen soruşturanın belediye ve belediyedeki işleyişle ilgili değil münferit bir soruşturma olduğunu öğrendiklerini belirtti. Uzun, "Aramanın burada görev yapan arkadaşın yapmış olduğu görevle ilgili iş yerinde yapılan bir aramadan müteşekkil olduğunu öğrendik. Bunun dışında ilgili kişinin konutunda da arama yapıldığını öğrendik. Belediye ve belediye işleyişi ile ilgili bir konu olmadığı yönünde bilgi verildi. Bundan sonraki gelişmeler hakkında da bilgi paylaşacağız. Destek için buraya geldiğiniz için teşekkür ediyoruz" diyerek soruşturmanın bir olaya ilişkin münferit bir soruşturma olduğunu ve bunun detayı hakkında kendilerine bilgi verilmediğini söyledi.

Dilovası'ndaki yangın davasında faciadan önce işçiden dikkat çeken söz: "İçimde kötü bir his var"

Kocaeli'nin Dilovası ilçesinde 7 kişinin hayatını kaybettiği fabrika yangınına ilişkin davada, tanık olarak dinlenen çevre sakinleri patlama seslerinin peş peşe geldiğini, içeride kalanlara müdahale edemediklerini ve iş yerinin daha önce defalarca şikayet edildiğini öne sürdü

27.03.2026 00:32:00 / Güncelleme: 27.03.2026 06:39:16
İHA
Dilovası'ndaki yangın davasında faciadan önce işçiden dikkat çeken söz: "İçimde kötü bir his var"
Dilovası'ndaki yangın davasında faciadan önce işçiden dikkat çeken söz: "İçimde kötü bir his var"
Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi'nde görülen davanın duruşmasında, aralarında şirket yetkililerinin de bulunduğu 8'i tutuklu, 9 sanığın savunmaları ile müşteki ifadelerinin dinlenmesi tamamlandı. Sıra tanıkların dinlenmesine geçildi.



"Patlamalar peş peşe oldu"



Tanık Cemil Düzgüner, yangının çıktığı fabrikanın evine çok yakın olduğunu belirterek, "Yanan fabrika evime yaklaşık 10 metre mesafedeydi. Patlama sesi duydum. Dışarı çıktığımda Tuncay'ın yandığını gördüm. Hürol'un ise onu söndürmeye çalıştığını gördüm. Hemen hortumla müdahale ettik. Çocukların ve kadınların içeride olduğunu öğrendik. Alevlere yaklaşamadık. Onları kurtarma imkanımız olmadı. Patlamalar peş peşe oldu. Altay ve İsmail'i iş yerinde gördüm. Çalışanlar kaldırımda yemek yiyordu, çalışma şartları kötüydü" dedi.



"İkinci patlamadan sonra içeriden ses gelmedi"



Tanık Mehmet Düzgüner ise olay günü yaşananları anlatarak, "Olay günü gümleme ve çığlık sesleri duydum. Yanan birini gördüm. Abim Cemil ile altlı üstlü oturuyoruz. Hemen hortumu çektik ve şahsı söndürdük. İkinci bir patlamadan sonra içeridekilerin sesi kesildi. Orası daha önce başka bir iş yeriydi, lazer işleri yapılıyordu. Sonrasında parfüm üretimi yapılmaya başlandı. Kurtuluş'u tehlike konusunda uyardığımda bana 'Biz önlemlerimizi aldık' dedi" diye konuştu.



"Elimden geldiğince yardım etmeye çalıştım"



Olay gününden bahseden İlhan Altan, "Olay yerine 50-60 metre mesafemiz vardı. Patlama sesi duyunca olay yerine gittim. Elimden geldiğince yardım etmeye çalıştım ancak çok da yapabileceğim bir şey yoktu" ifadelerini kullandı.


"Sadece yukarıdaki ofiste elektrik vardı"



Tesisin elektrik işleriyle ilgilenen tanık Adem Çukan, "Elektrik işleri ile uğraşıyorum. Kurtuluş Bey beni çağırdı, üst katta dağıtım panosunu yaptım. Elektrik kablosu çektim. Ben işlemleri yaptığımda sadece yukarıdaki ofiste elektrik vardı. Kaçak akım rölesi çektim" dedi.



"Bir işçi 'İçimde kötü bir his var' dedi"



Tanık Gökçe Şadiye Sağlam, "Raviva'da ön muhasebe işlerini yapıyordum. Hafta sonu mesaisine gittim, Tuncay ve Hürol ürün yapıyordu. Bir işçi, 'İçimde tarif edemediğim bir sıkıntı var' dedi. Kısa bir süre sonra patlama meydana geldi. Eski yerde de tesise kadar çalıştım. Olaydan bir hafta önce Kurtuluş çağırdı, yeni yerde öylece çalışmaya başladım. Sheliq marka krem ve Shauran markalarına ait parfüm yapılıyordu. Dosyada yer alan iş yeri müracaat kontrol müessese açma ruhsatı gösterildi. Atılan imzaların kendisine ait olmadığını söyledi" ifadelerini kullandı.


"Eşyalarını almaya gittiler, çıkamadılar"



Kıvılcımın karıştırıcıdan çıktığını belirten tanık Hürol Eroğlu, "Olay günü Tuncay ile iş yerine geldik. O gün yapmamız gereken karışımlar vardı. Ben krem, Tuncay ise kolonya karışımı yapıyordu. Birden patlama oldu. Alevlerin içinden Tuncay geldi, onun üzerini söndürmeye çalıştım. Komşu hortum uzattı, onunla söndürdük. 112'yi aradım, içeri giremedim. Kurtuluş'u aradım, 'Yangın var, hemen gel' dedim. Sonra itfaiye geldi. 4-5 aydır orada çalışıyordum, geçici süreliğine orada işe başladım. Tuncay, yaralıyken 'Karıştırıcıda kıvılcım çıktı' dedi. Ataşehir'deki merkez ofiste Kurtuluş'un çocukları kalıyordu. Ayten'e olay günü, 'Nasıl oldu da sen yangından çıkabildin, diğerleri çıkamadı'' diye sorduğumda bana, 'İşçiler telefon ve çantalarını almaya gitti' dedi" ifadelerini kullandı.


"Hürol Eroğlu'nun yalancı şahitlik yaptığını düşünüyoruz"



Müşteki avukatı, "Tanık, bizim sorduğumuz sorulara düşünerek; sanık avukatlarının sorularına ise soluksuz ve düşünmeden cevap verdi. Tanık Hürol Eroğlu'nun yalancı şahitlik yaptığını düşünüyoruz. Bu sebeple hesap hareketleri ile HTS kayıtlarının incelenmesini talep ediyoruz. Kendisi hakkında suç duyurusunda bulunacağız" dedi.
Duruşma, avukatların savunmasının alınması ve ara karar verilmesi amacıyla yarına ertelendi.

İran petrolüne çökme operasyonu Petrol Mühendisi Necdet Pamir Değerlendirdi

Petrol Mühendisi Necdet Pamir, küresel enerji piyasaları, petrol ve doğalgaz fiyatları, Türkiye’nin enerji stratejisi ve bölgesel jeopolitik riskleri detaylı şekilde analiz etti

26.03.2026 20:37:00
Ahmet Turan Yiğit
İran petrolüne çökme operasyonu Petrol Mühendisi Necdet Pamir Değerlendirdi
İran petrolüne çökme operasyonu Petrol Mühendisi Necdet Pamir Değerlendirdi
Petrol Mühendisi Necdet Pamir, küresel enerji piyasaları, petrol ve doğalgaz fiyatları, Türkiye'nin enerji stratejisi ve bölgesel jeopolitik riskleri detaylı şekilde analiz etti. Pamir, enerji krizlerinin arka planındaki ekonomik ve stratejik unsurları örneklerle açıkladı.

Pamir, "Bugünün British Petrolumu, o zamanın Anglo-Persian Oil Company'si, İngiliz hükümetinin kontrolündeki şirket tamamen İran petrolünün üstüne çökmüş durumdaydı. Musadık geldi petrolü millileştirdi. En büyük günahı bu. CIA ve MI6 birlikte TP Ajax denen bir operasyonla Musaddık'ı devirdiler. Yani o zaman da nükleere mi gidiyordu? İran ya sürekli böyle palavradan ve bakın şeyler, gerekçeler uydurmaya çalışıyorlar. Yıllar geçtikten sonra 1953'ün üzerinden bir takım belgeler sır niteliğini kaybettikten sonra Amerikan merkezi haber alma örgütü 60 yıl sonra açık açık İran'ı Sovyet saldırısına açık bırakmanın ABD'yi TP Ajax'ı planlamak ve uygulamak zorunda bıraktı" dedi.

Petrol Mühendisi Necdet Pamir'in konuşmasını izleyin:

Yenidoğan çetesi davasında ara karar

İstanbul'da bebekleri kendilerinin anlaşmalı olduğu hastanelere sevk ederek haksız kazanç sağlayan ve ihmali davranışlarda bulunarak ölmelerine neden olan 'Yenidoğan Çetesi'nin yöneticileri ve üyelerinin yargılandığı davada arar karar açıklandı

26.03.2026 17:01:00
İhlas Haber Ajansı
Yenidoğan çetesi davasında ara karar
Yenidoğan çetesi davasında ara karar
İstanbul'da bebekleri kendilerinin anlaşmalı olduğu hastanelere sevk ederek haksız kazanç sağlayan ve ihmali davranışlarda bulunarak ölmelerine neden olan 'Yenidoğan Çetesi'ne yönelik düzenlenen 2'nci dalga operasyona ilişkin geçtiğimiz günlerde iddianame hazırlanmıştı. Çete lideri olduğu iddia edilen Fırat Sarı'yla birlikte hareket ettikleri belirlenen şüphelilere yönelik hazırlanan ve ana dava dosyası ile birleştirilen iddianame ile sanık sayısı 61'e yükselmişti. Adliyenin konferans salonunda Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi'nce görülen 8'nci duruşmada, aralarında Fırat Sarı'nın da bulunduğu 4 tutuklu sanık ile bir kısım tutuksuz sanık ile tarafların avukatları hazır bulundu. Bazı tutuklu ve tutuksuz sanıklar da duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı. Dün yapılan yargılamada, sanık avukatları savunma yapmıştı. Avukat beyanlarının alınmasıyla devam edilen bugünkü duruşmada ise beyanlar tamamlandı.

5 sanık hakkındaki adli kontrol tedbiri kaldırıldı

Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, hayatını kaybeden Bağcılar Medilife Hastanesi Başhekimi tutuksuz sanık Cafer Akdur'un dosyasının ayrılmasına hükmetti. Heyet, tutuksuz sanıklar Funda Özen, Renas Kılıç, Fehmi Alperen, Volkan Karataş ve Serdar Yüksel'in 'yurt dışına çıkış' yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirlerinin ayrı ayrı kaldırılmasına karar verdi. Mahkeme, aralarında örgüt lideri olduğu öne sürülen Fırat Sarı'nın da bulunduğu 10 sanığın ise tutukluluk hallerinin devamına hükmetti. Duruşma, eksik hususların giderilmesi için erteledi.

Güngören'de bıçaklı saldırıda hayatını kaybeden Atlas Çağlayan'ın ölümüne ilişkin hazırlanan iddianamenin detaylarına ulaşıldı

İstanbul Güngören'de bıçaklanarak öldürülen 17 yaşındaki Atlas Çağlayan'ın ölümüne ilişkin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamenin detaylarına ulaşıldı. İddianamede, şüpheli E.Ç. hakkında, 13 yıl 6 aydan, 21 yıl 7 ay 15 güne kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi. İddianame, Bakırköy Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildi

26.03.2026 14:09:00
İHA
Güngören'de bıçaklı saldırıda hayatını kaybeden Atlas Çağlayan'ın ölümüne ilişkin hazırlanan iddianamenin detaylarına ulaşıldı
Güngören'de bıçaklı saldırıda hayatını kaybeden Atlas Çağlayan'ın ölümüne ilişkin hazırlanan iddianamenin detaylarına ulaşıldı
İstanbul Güngören'de çıkan kavgada bıçaklanarak hayatını kaybeden 17 yaşındaki Atlas Çağlayan'ın ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma tamamlandı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, E.Ç. (14) 'şüpheli', Atlas Çağlayan 'maktul', aralarında Çağlayan'ın ikiz kardeşi Doruk'un da bulunduğu 4 çocuk 'mağdur', Çağlayan'ın anne ve babasının da bulunduğu 3 kişi ise 'müşteki' sıfatıyla yer aldı. Hazırlanan iddianamede, olay günü olan 14 Ocak günü saat 20.16 sıralarında bir kafede iki grup arasında tartışma çıktığı, bu sırada Suça Sürüklenen Çocuk (SSÇ) E.Ç.'nin, Atlas Çağlayan'ı bıçakladığı, bu olay sonucunda ise Çağlayan'ın kaldırıldığı hastanede hayatını kaybettiği, olay kapsamında ise soruşturma başlatıldığı aktarıldı.

Ölü muayene raporunda, yaralanmanın tek başına öldürücü nitelikte olduğu aktarıldı

Hazırlanan iddianamede Adli Tıp Kurumu (ATK) raporu yer aldı. Raporda, E.Ç.'nin işlemiş olduğu 'kasten öldürme', '6136 sayılı ateşli silahlar ve bıçaklar ile diğer aletler kanununa muhalefet' ve 'silahla tehdit' suçlarını işlediği, suçların fiili olarak hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp, davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmiş olduğu vurgulandı.
Öte yandan Maktul Atlas Çağlayan'ın 15 Ocak 2026 tarihli ölü muayene raporu da iddianamede yer aldı. Rapora göre Çağlayan'ın göğüs ön ortada 3 buçuk santimlik kesi, göğüs solda 1 buçuk santimlik kesi olduğu, otopsi raporunda ise, vücutta 2 adet kesici delici alet yarasının tespit edildiği, göğsünün belli yerlerinde geniş kesici delici alet yarasının bulunduğu ve bu yaralanmanın tek başına öldürücü nitelikte olduğu aktarıldı.

Olay gününe ait görüntü inceleme tutanakları da iddianamede yer aldı. Tutanaklara göre, olay günü E.Ç. ve arkadaşlarının kafede oturduğu, daha sonra Atlas'ın geldiği, E.Ç.'nin, kafeden çıkarken Atlas ile bakıştığı, Atlas ve arkadaşlarının SSÇ ve arkadaşlarının arkasından gittiği, E.Ç.'nin cebinden bıçak çıkarttığı, elinde bulunan bıçağı Çağlayan'a 2-3 defa sallayarak yaraladığı, SSÇ'nin maktulü bıçakladıktan sonra arkadaşları ile kaçtığı belirtildi. Öte yandan şüpheli E.Ç.'nin ve maktul Atlas Çağlayan'ın 3 aylık arama ve aranma baz verilerinde, taraflar arasında herhangi bir baz kaydına rastlanmadığı da belirtildi. E.Ç.'nin telefonunda yapılan incelemeye göre, şüphelinin elinde silah olan birden fazla fotoğraf, tek başına silah fotoğrafları ve 1 adet çakı fotoğrafının bulunduğu da iddianamede değinildi.

"E.Ç. itildikten sonra bıçak çıkardı ve bıçağı Atlas'ın göğüs bölgesine doğru sapladı"

Müşteki anne Gülhan Ünlü'nün ve baba Cüneyt Çağlayan'ın, olayı görmediklerini diğer oğulları Doruk Çağlayan'ın kendilerini arayarak olaydan haberdar olduklarını belirttikleri iddianamede yer aldı. Olay sırasında Atlas'ın yanında bulunan ikiz kardeşi Doruk savcılık ifadesinde, "İçeri girdiğimiz andan beri E.Ç. ve yanındaki şahıslar bize bakıyorlardı. Daha önceden şahısları tanımıyorduk, E.Ç. ve arkadaşları, masadan kalkıp kasaya doğru geldikleri sırada E.Ç.'nin yanında bulunan kısa boylu esmer çocuk, Y.O., bize hitaben, 'ne bakıyorsun' dedi. E.Ç. ise araya girerek 'senin gücün küçük çocuğa mı yetiyor, ne bakıyorsun' ve 'dışarı gelin' dedi. E.Ç. ve arkadaşları dışarı çıktıktan sonra Y.O., Atlas çıktı. Ben ise farklı bir kapıdan çıktım. Çıktığımda Y.O. ve diğer çocuklar tartışıyordu. E.Ç. isimli şahıs bize hitaben 'sizi öldürürüm, hepinizi deşerim' dedi. Bıçağı görünce bize bir şey yapmasın diye E.Ç.'yi ittik. Atlas'ta bu sırada çocuğu bir kere itti. E.Ç. itildikten sonra bıçak çıkardı ve bıçağı Atlas'ın göğüs bölgesine doğru sapladı, şikayetçiyim" dedi.

"Bıçağı 1 kez karnına vurdum"

Suça Sürüklenen Çocuk şüpheli E.Ç.'nin de savcılık ifadesi iddianamede yer aldı. E.Ç.'nin ifadesinde, "Olay günü maktul ve arkadaşlarıyla kafede karşılaştık. Karşı tarafı daha önceden tanımıyordum. Sürekli bize bakıyorlardı ve kafeden çıktıktan sonra arkamızdan geldiler. Atlas bize, 'ne bakıyorsun" diyerek küfür etti ve üzerime yürüdü. Bu nedenle bıçağı 1 kez karnına vurdum. 2 kez de isabet etmeyecek şekilde bıçağı salladım. Olaydan sonra kaçtım ancak A.H.'nin teslim ol demesi üzerine, kendi irademle olay yerine geri geldim. Bıçağı kaçtığımız sırada A.H. benden aldı. Olay yerine geldikten sonra bir erkek şahsın bıçağı atın demesi üzerine yere attık. Bıçağı olay günü almıştım. Bana aittir ancak kimseyi tehdit etmedim" dediği belirtildi.

"Atlas ve arkadaşları hiç bakmıyorlardı. E.Ç. ise ısrarla 'kavga edelim' demesi üzerine kavga çıkacağını anladım ve kafeden kalkmak istedim"

Olay sırasında E.Ç.'nin yanına bulunan A.H., iddianamede 'tanık' sıfatıyla yer aldı ve ifadesi dosyaya eklendi. A.H. ifadesinde, "E.Ç. ile çocukluk arkadaşıyız. Karşı tarafı ilk kez olay günü gördük. Kafeye gittik sonra Atlas ve arkadaşlarının geldi. E.Ç. sürekli, 'niye bakıyorlar kavga edelim' beyanında bulunuyordu, ben sadece bir kez Atlasların olduğu masaya dönüp baktım. Atlas ve arkadaşları hiç bakmıyorlardı. Telefonla oynuyorlardı. E.Ç. ise ısrarla 'kavga edelim' demesi üzerine kavga çıkacağını anladım ve kafeden kalkmak istedim. E.Ç.'yi de yanıma alarak önden çıktım, çıkarken Y.M. isimli arkadaşımız bir anda koşarak önüme geçti. Y.M.'nin laf atmış olabileceğini düşündüm ve Y.M.'yi tuttum. Çıkarken karşı tarafla herhangi bir diyalog geçmedi. Biz çıktıktan sonra Atlas ve arkadaşları arkamızdan çıktı. Karşı taraftan bir şahıs Y.M.'ye küfür etti, E.Ç., küfür eden çocuğu yakasından tuttu, aralarında itişme oldu. Bir anda E.Ç.'nin elinde bıçak gördüm ancak Atlas'a bıçakla nasıl vurduğunu görmedim. Bıçaklamadan önce E.Ç., 'seni vururum, sizi vururum' dedi. Atlas sadece olayı ayırmak için E.Ç.'yi itti. Atlas bıçaklandıktan sonra kaçtık, E.Ç. bıçağı saklamasın diye cebime koydum. Bıçak, E.Ç.'nin babasına aittir. Bunu E.Ç.'nin annesi, benim abime söyledi. Bıçakla alakam yoktur. Olay yerinden kaçtıktan sonra E.Ç. çok korktu, onu kolundan tutarak olay yerine geri getirdim. Bu sırada bir şahıs gelerek bıçağı sordu, ben de bıçağı yere attığımı söyledim. Olay yerinden kaçtıktan sonra geri geldik. Karşı tarafla husumetimiz veya tanışıklığımız yoktur. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum" ifadelerini kullandığı vurgulandı.

21 yıl 7 aya kadar hapis cezası talebi

Hazırlanan iddianamede, şüpheli E.Ç. hakkında, 'çocuğa karşı kasten öldürme', '6136 sayılı yasaya muhalefet etme' ve 'zincirleme şekilde silahla tehdit' suçlarından toplam 13 yıl 6 aydan, 21 yıl 7 ay 15 güne kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi. İddianame, değerlendirilmek üzere Bakırköy Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildi. Şüphelinin yargılanmasına önümüzdeki günlerde başlanacak.

İZBETON davasında ara karar açıklandı

İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZBETON AŞ'deki usulsüzlük iddialarına yönelik açılan davanın beşinci duruşması tamamlandı. Mahkeme heyeti ara kararında sanıkların adli kontrol tedbirlerinin devamına ve bilirkişinin reddi talebinin reddedilmesine hükmetti

26.03.2026 13:58:00 / Güncelleme: 26.03.2026 14:03:38
İHA
İZBETON davasında ara karar açıklandı
İZBETON davasında ara karar açıklandı
İZBETON AŞ Kentsel dönüşüm projelerinde "ihaleye fesat karıştırma" ve "nitelikli dolandırıcılık" suçlamalarıyla açılan davaya Aliağa'da devam edildi. 5. Duruşmada tutuksuz yargılanan sanıklar hakim karşısına çıktı.



Başka bir dosyadan tutuklu bulunan eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, eski İZBETON AŞ Genel Müdürü Heval Savaş Kaya ve eski CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu da duruşmaya katıldı.



Yoklamayla başlayan duruşmada sanık avukatları dosyaya atanan yeni bilirkişi heyetine itiraz etti. Mahkeme heyeti avukatların bilirkişinin reddi talebini kabul etmedi.



Adli kontrol tedbirleri sürecek

iddianamede 449 mağdur ve 7 müşteki bulunurken, sanıklar hakkında 3 yıldan 45 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor. Operasyonlarda 139 şüpheli yakalandı ve adliyeye sevk edilen şüphelilerden 60'ı tutuklandı. Süreç içerisinde yapılan itirazlar ve tahliyelerle İZBETON ana davasında tutuklu sanık kalmadı. Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanıklar hakkında daha önce uygulanan adli kontrol tedbirlerinin devam etmesine karar verdi.

Dosyada yer alan eksikliklerin tamamlanması ve bilirkişi raporunun mahkemeye sunulması kararlaştırıldı. Mahkeme heyeti, tüm eksiklerin giderilmesi amacıyla duruşmayı 17 Haziran 2026 saat 10.00'a erteledi.

Elazığ'da deprem

Elazığ'ın Sivrice ilçesinde saat 10.37'de deprem meydana geldi

 

26.03.2026 10:53:00 / Güncelleme: 26.03.2026 11:48:10
Anadolu Ajansı
Elazığ'da deprem
Elazığ'da deprem

Elazığ'ın Sivrice ilçesinde saat 10.37'de 4,3 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, merkez üssü Sivrice olan 4,3 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi.

Depremin 11,33 kilometre derinlikte meydana geldiği belirlendi. 

Türk tankeri saldırıya uğradı

İstanbul Boğazı’nın yaklaşık 15 deniz mili açığında, Karadeniz’de seyir halindeki ham petrol yüklü tanker saldırı sonucu isabet aldı. Bakan Uraloğlu yaptığı açıklamada "Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Nene Hatun Acil Müdahale Gemimiz olay yerine derhal intikal etmiş olup müdahale çalışmaları devam etmektedir” dedi 

26.03.2026 10:42:00
Haber Merkezi
Türk tankeri saldırıya uğradı
Türk tankeri saldırıya uğradı
İstanbul Boğazı'nın yaklaşık 15 deniz mili açığında, Karadeniz'de seyir halindeki ham petrol yüklü Türk tankeri ALTURA'ya insansız hava aracı (İHA) isabet ettiği bildirildi. Olayda geminin köprü üstünde ve güvertesinde şiddetli patlama meydana geldi, makine dairesi su almaya başladı.

İlk gelen bilgilere göre Rusya'nın Novorossiysk limanından hareket eden ve yaklaşık 140 bin ton (1 milyon varil) Urals tipi ham petrol taşıyan ALTURA isimli tanker, bu sabah erken saatlerde saldırıya uğradı. Geminin Sierra Leone bayraklı olduğu, İstanbul merkezli Pergamon Denizcilik'e ait olduğu ve daha önce "Beşiktaş" adıyla anıldığı belirtiliyor. Tankerin, Batı yaptırımları kapsamındaki Rus "gölge filosu" (shadow fleet) ile bağlantılı olduğu da kaydediliyor.

Ekipler bölgeye sevk edildi

Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü ve Sahil Güvenlik Komutanlığı ekipleri, olay yerine derhal sevk edildi. Türkiye'nin en büyük acil müdahale gemisi Nene Hatun ile birlikte Kurtarma 11, Kurtarma 12 römorkörleri ve hızlı botlar bölgeye ulaştı. Gemiye müdahale devam ederken, şu ana kadar denizde petrol sızıntısına rastlanmadığı öğrenildi. Mürettebatın acil yardım çağrısı üzerine en yakın gemilerden de destek sağlandı.

Gemide 27 Türk personel var

Gemide bulunan 27 Türk personelin sağlık durumunun iyi olduğu, herhangi bir yaralanmanın yaşanmadığı bildirildi.

Yetkili makamlar, olayın "saldırı" olup olmadığına dair henüz resmi bir açıklama yapmadı. Olayın tüm yönleriyle incelendiği, teknik analizlerin sürdüğü belirtiliyor. Bazı denizcilik kaynakları, İHA'nın yanı sıra insansız deniz aracı (İDA) ile koordineli bir eylem olabileceğini öne sürüyor.

Olay, İstanbul Boğazı gibi kritik bir deniz ulaşım noktasına çok yakın mesafede gerçekleşmesi nedeniyle uluslararası dikkat çekti. Boğaz trafiği şu anda olumsuz etkilenmedi.

Bakan Uraloğlu'ndan açıklama

Bu arada Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, İstanbul Boğazı'nın yaklaşık 15 deniz mili açığında Karadeniz'de ham petrol yüklü ALTURA tankerine yönelik İHA (insansız hava aracı) ve muhtemel İDA (insansız deniz aracı) saldırısına ilişkin ilk değerlendirmesini yaptı.

Bakan Uraloğlu, olayın hemen ardından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

"Karadeniz'de seyir halinde olan ALTURA isimli ham petrol tankerine insansız hava aracı ve insansız deniz aracı ile saldırı düzenlendiği yönünde ilk bilgiler ulaşmıştır. Makine dairesinin doğrudan hedef alındığını değerlendiriyoruz. Gemideki 27 Türk mürettebatın sağlık durumunun iyi olduğu, herhangi bir can kaybı veya yaralanma yaşanmadığı bilgisini aldık. Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Nene Hatun Acil Müdahale Gemimiz olay yerine derhal intikal etmiş olup müdahale çalışmaları devam etmektedir. Petrol sızıntısına dair şu an için olumsuz bir durum söz konusu değildir."

Bakan Uraloğlu, patlamanın dış müdahale sonucu gerçekleştiğinin güçlü ihtimal dahilinde olduğunu belirterek, "Olayın tüm yönleriyle teknik ve istihbari incelemeleri sürdürülmektedir. Gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Deniz trafiği ve çevresel güvenlik açısından gerekli tüm tedbirler alınmıştır" dedi.

Şanlıurfa'da sağanak nedeniyle 4 ilçede eğitime ara verildi

Şanlıurfa Valiliği, sağanak nedeniyle Ceylanpınar ve Viranşehir ilçelerinin tamamında, Haliliye ile Eyyübiye ilçelerinin ise kırsal mahallelerinde eğitime bir gün ara verildiğini duyurdu

26.03.2026 03:59:00 / Güncelleme: 26.03.2026 07:03:54
AA
Şanlıurfa'da sağanak nedeniyle 4 ilçede eğitime ara verildi
Şanlıurfa'da sağanak nedeniyle 4 ilçede eğitime ara verildi

Valilikten yapılan açıklamada, kentte sağanak yağışın etkisini aralıklarla sürdürdüğü hatırlatıldı.

Bu kapsamda bazı tedbirlerin alındığı belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

"İlimizin bazı bölgelerinde etkili olan aşırı yağış sebebiyle kırsal mahallelerimizde meydana gelen taşkın olayları ve yol ağında oluşan bozulmalar nedeniyle ulaşımda yaşanabilecek sorunlar göz önüne alınarak, Haliliye, Eyyübiye, Ceylanpınar ve Viranşehir ilçelerimizin kırsal mahallelerinde bulunan bütün okullarda eğitim öğretime 26 Mart 2026 Perşembe günü 1 gün süreyle ara verilmiştir."

Valilik, Meteorolojinin son değerlendirmelerine ilişkin yaptığı açıklamada, "Ceylanpınar ve Viranşehir ilçelerimizdeki bütün eğitim kurumlarında eğitim öğretime 26 Mart Perşembe günü 1 gün süreyle ara verilmiştir." ifadelerini kullandı.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.