logo
31 TEMMUZ 2026

Yayıncılıkta yapay zekâ dönemi

İstanbul Ticaret Üniversitesi, İstanbul Ticaret Odası (İTO) 32 No'lu Basım-Yayım Meslek Komitesi, Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği ve Basın Yayın Birliği Derneği iş birliğiyle "Yapay Zekâ Çağında Yayımcılık Zirvesi"ne ev sahipliği yaptı

23.10.2025 18:11:00
İhlas Haber Ajansı
 
Yayıncılıkta yapay zekâ dönemi
Yayıncılıkta yapay zekâ dönemi
İstanbul Ticaret Üniversitesi, İstanbul Ticaret Odası (İTO) 32 No'lu Basım-Yayım Meslek Komitesi, Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği ve Basın Yayın Birliği Derneği iş birliğiyle "Yapay Zekâ Çağında Yayımcılık Zirvesi"ne ev sahipliği yaptı. Yayıncılık sektörünün önde gelen temsilcilerini, akademisyenleri ve kamu yöneticilerini bir araya getiren zirvede, yapay zekânın sektöre kazandırdığı imkanların yanı sıra etik, fikrî mülkiyet ve insan emeğinin korunmasına yönelik riskler masaya yatırıldı. Zirvede "teknolojiyi anlamlandıran" bir yayıncılık kültürünün geleceği şekillendireceği görüşü öne çıktı.
İstanbul Ticaret Üniversitesi; İstanbul Ticaret Odası (İTO) 32 No'lu Basım-Yayım Meslek Komitesi, Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği ve Basın Yayın Birliği Derneği iş birliğiyle Yapay Zekâ Çağında Yayımcılık Zirvesi düzenledi.
Sâdâbâd Kampüsü Sütlüce'de gerçekleştirilen zirve, yayıncılık sektörünün geleceğini insan-merkezli bir bakışla tartışmaya açtı. İTO Meclis Başkanı Dr. Erhan Erken'in de katıldığı zirvenin açılış konuşmaları İstanbul Ticaret Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Dr. İsrafil Kuralay, İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necip Şimşek, İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Münir Üstün, İTO 32 No'lu Basım-Yayın Meslek Komitesi Başkanı Halil Çelik, Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği Başkanı M. Burhan Genç tarafından yapıldı. Bilim insanı Prof. Dr. Sinan Canan'ın Açılış Oturumu konuşmasını yaptığı zirveye, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürü Taner Beyoğlu, İstanbul Ticaret Üniversitesi Genel Sekreteri Erdal Cesar, Basın Yayım Birliği Derneği Başkanı Mustafa Karagüllüoğlu, MÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Basım, Yayın ve Medya Sektör Kurulu Başkanı Sadettin Budak, Anadolu Ajansı Yayınlar Müdürü Oğuz Karakaş, yayınevleri yöneticileri, basın mensupları, dekanlar, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.

Ortak vurgu: "İnsan emeği ve etik çerçeve"
Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Kuralay, konuşmasında dijitalleşme ve yapay zekânın en çok etkilediği alanlardan birinin yayıncılık olduğunu belirterek teknolojinin yalnızca bir araç değil, aynı zamanda kendi kültürünü de beraberinde getirdiğini vurguladı. Dr. Kuralay, kağıt kitapların hâlâ güçlü biçimde varlığını sürdürdüğünü, Frankfurt Kitap Fuarı'ndaki yoğun ilgiden bunun açıkça görüldüğünü ifade etti. Dr. Kuralay, "Ben yazılarımı yazarken yapay zekâya sormuyorum, çünkü o zaman yazı artık bana ait olmaz" diyerek teknolojinin insan emeği ve kültürel değerlerle dengeli biçimde kullanılmasının önemine dikkat çekti.

"Görmezden gelinemez"
Rektör Prof. Dr. Şimşek de yapay zekânın matematiksel bir zemin üzerinde yükselen "düşünmeyi kolaylaştırıcı bir yöntem" olduğunu belirterek, yayıncılık alanının bu dönüşümü görmezden gelemeyeceğini söyledi. Prof. Dr. Şimşek, üniversitenin akademik kadrosu ve imkânlarıyla bu tartışmaya katkı vermekten memnuniyet duyduklarını ifade etti. Münir Üstün ise yapay zekânın "bilgiyi üretme ve aktarma biçimimizi" yeniden şekillendirdiğini söyleyerek, verimlilik ve erişim kadar etik ilkeler ile fikrî hakların korunmasının da tartışmanın merkezinde kalması gerektiğini kaydetti. Burhan Genç de yapay zekâyı "nükleer enerjiye benzer çift yönlü bir güç" olarak tanımlayarak, etik-hukuki sınırların şirketler eliyle hızla geliştirilen bu teknolojide kamusal dengeyle desteklenmesi gerektiğini belirtti. Halil Çelik ise yayıncılığın yalnızca bir üretim hattı değil, "kültür aktarımının kalbi" olduğunun altını çizerek, yapay zekânın sektöre getirdiği hız ve kolaylığın yanında "insan eliyle üretilenin değeri nasıl korunacak'" sorusunu gündeme taşıdı.

Açılış oturumu: "Yapay zekâ çağında insan kalmak"
Yapay Zekâ Çağında Yayımcılık Zirvesi'nin açılış oturumu ise İstanbul Ticaret Üniversitesi İşletme Fakültesi Yönetim Bilişim Sistemleri (İng.) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Öykü İyigün'ün moderatörlüğünde, bilim insanı Prof. Dr. Sinan Canan'ın konuşmasıyla gerçekleştirildi. Prof. Dr. Sinan Canan, yapay zekânın özünde insanın ürettiği dil, bilgi ve kültürel birikim bulunduğunu vurguladı. "Yapay zekâ, insan sözünden türeyen bir teknolojidir; yeni olanı söyleyemez, sadece var olanı yeniden biçimlendirir" ifadeleriyle konuşmasına başlayan Prof. Dr. Canan, üreticiliğin hızla üretmek değil, söylenmemiş olanı kurabilme cesareti olduğunu belirtti. Günümüz dijital dünyasının insan psikolojisinin zaaflarını hedef alarak dikkati bir meta haline getirdiğini söyleyen Prof. Dr. Canan, bu çağda bireyin kendi farkındalığını koruyabilmesi için bilinçli bir duruşa sahip olması gerektiğini ifade etti. Prof. Dr. Canan, teknolojiyi insanı yükselten bir araç olarak kullanmanın kültürel bir olgunluk gerektirdiğini ifade etti. Oturum, insanın kendi gündemini belirleyebildiği, dilini zenginleştirdiği ve teknolojiyi anlamlandırabildiği sürece çağın en güçlü öznesi olabileceği mesajıyla sona erdi.

1. Oturum - Çocuk yayıncılığı ve çizerlik
Zirvenin Çocuk Yayıncılığı ve Çizerlik başlıklı ilk oturumu, Doç. Dr. İlker Köse moderatörlüğünde yapıldı. Oturumda Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi'nden Dr. Melike Palsü Kurt, İllüstratörler Platformu Kurucu Başkanı Nurgül Şenefe, Zürafa Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Adem Kaya ve Çocuk kitabı yazarı Ahmet Melih Karauğuz, çocuk yayıncılığı ile çizerliğin yapay zekâ çağında nasıl konumlanması gerektiğini; fırsatları, riskleri ve etik sınırlarıyla tartıştı. Kurt, Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi'ne atıfla "yapay zekâ bilincinin" çocuklukta başlaması gerektiğini vurguladı. Ekran süresi tartışmalarının tek başına yeterli olmadığını, asıl meselenin algoritmik farkındalık, etik ve siber güvenlik olduğunu söyledi. Kurumun çocuklara yönelik uzay ve yapay zekâ temalı projelerinden örnekler paylaşan Kurt, "Kodlamayı tek başına bir hedef değil, analitik düşünme ve problem çözme kültürünün parçası olarak görmek zorundayız" dedi.
İkinci konuşmacı Şenefe ise üretken yapay zekânın üretici sektörlerde "hak ihlali ve şeffaflık" sorunlarını büyüttüğünü belirtti. Eğitim ve toplumsal bilinç olmadan kullanıcıların "yönetilen tüketicilere" dönüşebileceği uyarısında bulunan Şenefe, veri madenciliği süreçlerinin telif ve insan hakları boyutuyla ele alınmasını, şeffaf eğitim verisi, izin ve ücretlendirme ilkelerinin netleşmesini istedi.
Kaya ise büyük uluslararası yayınevlerinin çocuk kitaplarında yapay zekâ üretimini sınırlayan politikalarına dikkat çekti. Metin başlığı bulma, dil düzeltme gibi yardımcı işlevlerde fayda görürken, sanatsal üretim ve pedagojik denetimin insanın sorumluluğunda kalması gerektiğini vurgulayan Kaya, e-kitabın basılı kitabı bitirmediğini hatırlatarak "Amaç hızlı üretim değil, iyi eser üretmektir" mesajı verdi. Şair Abdürrahim Karakoç'un Mihriban şiirinden örnek veren, yapay zekanın insana yönelik tüm tehditlerine rağmen, "Lambada titreyen alev üşüyor" ifadesindeki duyguyu hiçbir zaman veremeyeceğini hatırlattı.
Oturumun son konuşmacısı Karauğuz da yapay zekâyı "sanatın yerine geçen değil, asistan" bir araç olarak konumlandırdı. Yapay zekânın taslak, sahne kurgusu ve görsel oluşturma gibi aşamalarda süreyi kısaltabileceğini; asıl katma değerin ise yayıncılıkta veri analitiği gibi alanlarda ortaya çıkacağını belirten Karauğuz, Türkiye'de yayıncılığın düşük kârlılık ve verimsizlik sorunlarına da değinerek teknolojinin akıllı kullanımını önerdi.

2. Oturum: Edisyon ve çeviri
Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürü Taner Beyoğlu moderatörlüğünde gerçekleşen "Edisyon ve Çeviri" oturumunda Kronik Kitap Proje Editörü M. Murtaza Özeren, İstanbul Ticaret Üniversitesi Yayınları Müdürü Halil İbrahim Binici, Epona Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Dr. Sedat Demir, 29 Mayıs Üniversitesi'nden Mütercim ve Tercümanlık Öğretim Üyesi Prof. Dr. Işın Öner katıldı.
Özeren, çevirmenlerin bireysel olarak kullandığı üçüncü taraf yapay zekâ araçlarının sektörü "kontrolsüz" bıraktığını belirterek yayıncıların kendi ihtiyaçlarına göre özelleştirilmiş çeviri-edisyon motorlarına yatırım yapması çağrısı yaptı. Özeren, "Yapay zekâ 'özne' değil bir araç. Bu nedenle yayınevleri bünyesinde yapay zekâ operatörleri istihdam edilmeli, editör ve çevirmenlere sistemli eğitim verilmeli. Araç doğru kurgulanır ve denetlenirse mesleği bitirmez, tersine nitelikli editör ve çevirmenin değerini artırır" dedi.
Binici de büyük akademik yayınevlerinde editoryal ajanların kullanılmaya başlandığını, ilk çıktıları kısa sürede görüleceğini söyledi. Türkiye'de YÖK'ün 2024'te yayımladığı yapay zekâ etik çerçevesini hatırlatan Binici, üniversite yayıncılığının öncülüğünde tüm sektöre yayılan ortak bir etik kullanım rehberi hazırlanmasını önerdi.
Dr. Demir ise yapay zekânın yayıncılıkta kaçınılmaz bir ortak olacağını ancak kurmaca ve şiirde üslup, kişisel deneyimin yerini alamayacağını vurguladı. Telif ve düzenleme alanında bağlayıcı kurallar gerektiğini belirten Dr. Demir, "Klişe kurguyu makine kurar; fakat travmayı, birikimi hâlâ yazar kurar" ifadesini kullandı.
Son konuşmacı Prof. Dr. Öner de konuşmasında Can Yücel ve Shakespeare üzerinden yaptığı sınıf içi deneyleri paylaştı. ChatGPT'nin İngilizce şiirsel formları taklit ederken uyak ve ritimde zaman zaman başarılı sonuçlar verdiğini; ancak Türkçeye geçtiğinde hece ölçüsü, akıcılık ve anlam katmanlarında bariz hatalar ürettiğini anlattı. Prof. Dr. Öner, bu bulguların insan çevirmenin estetik kararları ve dili içerden sezme yeteneğinin yerini şimdilik tutmadığını gösterdiğini söyledi.

3. Oturum: Eğitim yayıncılığı ve pazarlama
İstanbul Ticaret Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Gözde Sunal moderatörlüğünde düzenlenen Eğitim Yayıncılığı ve Pazarlama oturumda ise Marka Uzmanı-Yazar Ömer Şengüler, Necmettin Erbakan Üniversitesi'nden Dr. Öğretim Üyesi Fatih Kaleci, Kastamonu Üniversitesi Yapay Zekâ Çalışmaları Koordinatörü Prof. Dr. Selman Tunay Kamer ve UK Danışmanlık Kurucusu Dr. Umut Köksal konuşmacı olarak katıldı.
Şengüler konuşmasında bilgiye erişimin hızlanmasıyla yayınevlerinin yalnızca basım yapan kurumlardan içerik küratörlüğüne evrileceğini söyledi. Okur tercihlerinde belirleyici unsurun yayıncının marka güveni olacağını vurgulayan Şengüler, kişilerin ve kurumların 'dijital ikizleri'nin şimdiden üretilebildiğini, bu nedenle seçici ve rehberlik eden yayıncılık yaklaşımının öne çıkacağını belirtti.
Dr. Kaleci de yapay zekâ entegrasyonundan en yüksek verimi akademik yayıncılığın aldığını ifade etti. Dr. Kaleci, ön inceleme, dil-kaynak kontrolü, intihal ve referans güncelliği gibi editoryal adımların otomasyonu sayesinde süreçlerin haftalara indiğini anlattı. Açık erişim ve yaşayan yayın gibi yeni formatların yükseldiğini söyleyen Dr. Kaleci, buna paralel etik ihlaller ve sahte yayıncılık risklerine karşı daha sıkı denetim çağrısı yaptı.
Prof. Dr. Kamer ise teknolojik dönüşümün meslekleri yok etmekten çok rolleri dönüştürdüğünü vurguladı. Prof. Dr. Kamer, eğitim yayıncılığında yapay zekânın özetleme, görselleştirme ve içerik sıralama gibi işlerde asistan olduğunu; nihai içeriklerin pedagojik uygunluk, etik ve seviye açısından insan editörlerce doğrulanması gerektiğini belirtti.
Son konuşmacı Dr. Köksal da eğitim yayıncılığında başarının veri analitiği-yapay zekâ birlikteliğine dayandığını söyledi. Dr. Köksal, okurun sayfa/dakika bazlı okuma alışkanlıkları, terk noktaları ve geri dönüş oranlarının makine öğrenmesi ile anlamlandırıldığını; böylece kişiye özel içerik önerileri, bölge ve kitle bazlı satış öngörüleri, stok ve baskı planlamasında optimizasyon yapılabildiğini aktardı.

4. Oturum: Telif hakları
Son oturum, İstanbul Ticaret Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker moderatörlüğünde gerçekleşti. Konuşmacılar Kültür ve Turizm Bakanlığı Uluslararası İlişkiler ve Belgelendirme Daire Başkanı Dr. Belgin Aslan, Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği Genel Sekreteri Av. Arb. Melahat Boran ile İstanbul Medeniyet Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğr. Üyesi Av. Doç. Dr. Cahit Suluk oldu.
İlk konuşmacı Dr. Aslan, küresel düzeyde yapay zekâ düzenlemelerinin hızla yayıldığını, özellikle AB Yapay Zekâ Tüzüğü'nün yayınevlerine yeni yükümlülükler getirdiğini ifade etti. Bu tüzüğün genel amaçlı yapay zekâ sistemlerine veri kaynağı açıklama, telif uyum politikası ve model eğitimi şeffaflığı şartı getirdiğini belirten Dr. Aslan, Türkiye'de yapay zekâya özgü bir yasa bulunmamakla birlikte, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun hâlen geçerli temel dayanak olduğunu söyledi.
Av. Boran da yapay zekâ sistemlerinin eğitiminde telifli yayınların kaçınılmaz veri kaynağı olduğunu belirterek, çözümün toplu lisanslama ve şeffaflık ilkelerinde yattığını söyledi. Av. Boran, Meta, OpenAI davalarından örneklerle, korsan içerikle model eğitiminin uluslararası yargıda artık ihlâl sayıldığını ifade etti.
Av. Doç. Dr. Suluk ise telif hukukunun sanayi çağında doğan bir teşvik ve tekel sistemi olduğunu hatırlatarak, yapay zekâ çağında karşılaşılan üç temel sorun alanını sıraladı: eğitim verilerinin kullanımı, üretilen çıktılar üzerindeki hakların korunması ve taklit ya da işleme sorunları. Klasik telif anlayışının geniş bir koruma sunduğunu ancak model eğitiminde izinsiz veri kullanımının ihlâl riskini artırdığını belirten Dr. Suluk, çıktılara eser statüsü verilmemesi gerektiğini vurguladı. Dr. Suluk, dünya genelinde benimsenen yaklaşımın, "eser sahibinin insan olduğu, yapay zekânın ise yalnızca bir araç olarak değerlendirildiği" yönünde olduğunu ifade etti.İHA

Ahbap Derneğine ilişkin soruşturmada gözaltına alınan 7 şüpheli tutuklandı

"Ahbap Derneği adına toplanan bağışların şüphelilerin hesaplarına aktarıldığı" iddiasına ilişkin soruşturma kapsamındaki dördüncü dalga operasyonda gözaltına alınan 13 şüpheliden 7'si tutuklandı

31.07.2026 03:00:00
AA
 
Ahbap Derneğine ilişkin soruşturmada gözaltına alınan 7 şüpheli tutuklandı
Ahbap Derneğine ilişkin soruşturmada gözaltına alınan 7 şüpheli tutuklandı

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonunda gerçekleştirilen operasyonda gözaltına alınan şüphelilerin emniyetteki işlemleri tamamlandı.

Sağlık kontrolünden geçirilen zanlılar, Çağlayan'daki İstanbul Adliyesine götürüldü.

Savcılıkta ifadeleri tamamlanan şüphelilerden 7'si tutuklama, 6'sı adli kontrol istemiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

Tutuklanmaları istenen şüphelilerin Hüseyin Başaran, Deniz Şimşek, Ayhan Çevik, Murat Yaren, Nejdet Kuy, Emin Arat ve Muhammed Ali Yılmaz, adli kontrol talep edilenlerin ise Ali Demirhan, Orhan İnan, Faruk Koç, Emre Saral, Recep Demir ve Ayhan Demir olduğu öğrenildi.

Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği, 7 şüphelinin tutuklanmasına, 6 şüpheli hakkında ise adli kontrol hükümlerinin uygulanmasına karar verdi.

Savcılığın sevk yazısı

Savcılığın, tutuklanması talep edilen 7 şüpheliyle ilgili sulh ceza hakimliğine gönderdiği sevk yazısında, soruşturma kapsamında 6 Şubat 2023'teki Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Ahbap Derneği tarafından toplanan bağışların harcamalarının araştırıldığı, mal veya hizmet alımı için sözleşme yapılan özel hukuk tüzel kişiliklerinin yetkilerinin ve yapılan harcamaların irdelendiği belirtildi.

Şüpheli Haluk Levent tarafından edinilen görece fazla sayıda taşınmaz devirlerinin de araştırma konusu olduğu aktarılan yazıda, bu taşınmazların Haluk Levent ve diğer şüphelilerce devredildiği üçüncü kişilerin soruşturmaya dahil edildiği kaydedildi.

Yazıda, Haluk Levent veya işaret ettiği şüphelilere yapılan taşınmaz devirlerinin gerçeği yansıtıp yansıtmadığının, bu taşınmazların alım ve satımında değerlerinin çok üzerinde yahut altında rakamlar belirlenip belirlenmediğinin halen soruşturulduğu ifade edildi.

Sevk yazısında, şüphelilerin üzerine atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve tutuklama nedeninin bulunduğu belirtilerek, şüphelilerin üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, suça dair yasada yazılı cezanın üst haddi dikkate alınarak tutuklanmalarına karar verilmesi talep edildi.

Öte yandan şüpheli Hüseyin Başaran savcılıkta verdiği ifadesinde, Haluk Levent'in kendisine Amerika'da bir iş insanından bahsettiğini belirterek, "Bu kişiye tekne satabileceğimizi söyledi. 'Ben de bundan komisyonumu alırım' dedi. Sonra bizden birtakım belgeler istediler, verdik ses seda çıkmadı. Ayrıca bana kendisi için bir jet satın almak istediğini söyledi. Benim jetimin satılık olduğunu bir şekilde öğrenmiş. Sonra bana bir protokol getirdi. Sonra satış gerçekleşmedi. Ben protokole imza attım ama satış tabii ki gerçekleşmedi. Birisine göstereceğini söylemişti ama kim olduğunu söylememişti." beyanında bulundu.

Operasyon

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamaya göre, soruşturma dosyasında elde edilen deliller doğrultusunda gerçekleştirilen dördüncü dalga operasyonda şüpheliler hakkında 4 ana başlık altında soruşturma işlemi yürütüldü.

Şüphelilerle ilgili "konut ve konteyner alımlarına ilişkin işlemler" başlığındaki soruşturma, Ahbap Derneğinin 2023'te konut yapımı amacıyla anlaşma sağladığı ve bağışlardan önemli miktarda para aktardığı halde taahhüt edilen konutları tamamlamadığı değerlendirilen şirketlerin yetkilileri hakkında yürütülmüştü.

Soruşturmanın "Yeliz Kaya'ya devredilen taşınmazlara ilişkin işlemler"e yönelik kısmında ise bazı şirketler ve kişiler tarafından şüpheli Kaya'ya sıralı şekilde çok sayıda taşınmazın devredildiği belirlenmişti.

Başaran Holding AŞ tarafından 22, Power İnşaat AŞ tarafından 10, Koçsu Yapı AŞ tarafından 17 ve Orhan İnan tarafından da 10 taşınmazın Yeliz Kaya'ya devredildiği tespit edilmiş, bununla ilgili Başaran Holding AŞ'nin sahibi Hüseyin Başaran'ın da bulunduğu 5 kişi hakkında işlem yapılmıştı.

"Dernek çeklerine ilişkin işlemler" kısmında da Ahbap Derneği tarafından düzenlenen bazı çeklerin dolaşımı ve tahsil süreçleri soruşturma kapsamında incelenmiş, bu kapsamda çeklerin son cirantası olduğu belirlenen Sibel Kaya ile Muhammed Ali Yılmaz hakkında işlem başlatılmıştı.

Soruşturmanın "Haluk Levent ile bağlantılı şüpheli ilişkilere ilişkin işlemler" başlığında ise Haluk Levent ile arasındaki mali ve ticari ilişkinin şüpheli nitelikte olduğu değerlendirilen Ali Demirhan hakkında işlem yapılmış ve Ayhan Demir, Nejdet Kuy, Murat Yaren, Ayhan Çevik, Hüseyin Başaran, Recep Demir, Emre Saral, Faruk Koç, Orhan İnan, Sibel Kaya, Muhammed Ali Yılmaz, Ali Demirhan ile Deniz Şimşek hakkında gözaltı kararı verilmişti.

Çalışmaların tamamlanmasının ardından 27 Temmuz'da düzenlenen operasyonda 13 şüpheli gözaltına alınmıştı. 

Cem Küçük gözaltına alındı

Gazeteci Cem Küçük, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "şantaj" suçlarından gözaltına alındı

31.07.2026 01:21:00
AA
 
Cem Küçük gözaltına alındı
Cem Küçük gözaltına alındı

Başsavcılıkça yürütülen soruşturma kapsamında Küçük hakkında, "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "şantaj" suçlarından gözaltı kararı verildi.

Cem Küçük bu kapsamda, İstanbul İl Jandarma Komutanlığı KOM Şube Müdürlüğü ekiplerince gözaltına alındı.

Küçük'ün jandarmadaki işlemleri sürüyor.


 

İsviçre bor alarmı vererek raflardan toplattı; Kızılay'dan "sınır aşımı" iddialarına açıklama

İsviçreli yetkililer, denetimlerde mevzuatta izin verilen sınırın üzerinde bor tespit edildiğini belirterek Kızılay markasına ait iki maden suyu ürününü geri çağırdı. Tüketicilere "Kullanmayın" uyarısı yapılan içeceğin Türkiye'deki akıbeti merak konusu olurken Kızılay'dan açıklama geldi

30.07.2026 18:00:00
Haber Merkezi
 
İsviçre bor alarmı vererek raflardan toplattı; Kızılay'dan "sınır aşımı" iddialarına açıklama
İsviçre bor alarmı vererek raflardan toplattı; Kızılay'dan "sınır aşımı" iddialarına açıklama
İsviçre'de yüksek oranda bor tespit edildiği açıklanan Kızılay markalı iki maden suyu için geri çağırma kararı alındı. İsviçre resmi makamlarının açıklamasına göre karar, ülkenin yürürlükteki gıda güvenliği mevzuatı kapsamında gerçekleştirilen analizler sonrasında alındı.

Toplatma kararı alınırken İsviçre'nin gıda güvenliği mevzuatındaki sınır değerlerin esas alındığı Kızılay'dan açıklama geldi.

"İçerik kaynağın doğal yapısına bağlı olarak farklılık göstermektedir"
"Doğal mineralli suların mineral içeriği, beslendiği kaynağın doğal yapısına bağlı olarak farklılık göstermektedir. Doğal mineral seviyelerine ilişkin yasal düzenlemeler ise ülkelerin ulusal mevzuatına göre değişmektedir" sözlerinin altının çizildiği açıklama şöyle oldu:

"Türkiye'deki yasal düzenlemelere uygun olarak üretilen doğal mineralli sular, Avrupa Birliği üyesi olmayan ve farklı bor limitleri uygulayan İsviçre'de farklı kriterlere göre değerlendirilebilmektedir. Ürünlerimizin, ilgili ülkelerin mevzuatlarına uygun şekilde Avrupa'nın ve dünyanın birçok ülkesine ihracatı kesintisiz olarak devam etmektedir. Bu kapsamda, İsviçre'de doğal mineralli sular için uygulanan bor üst limiti 1 mg/L'dir. İçme suyundaki bor için sağlık temelli düzenleyici sınır ise Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından 2,4 mg/L, Avustralya Ulusal Sağlık ve Tıp Araştırmaları Konseyi tarafından 4 mg/L olarak belirlenmiştir. Amerika Birleşik Devletleri Çevre Koruma Ajansı (U.S. EPA), içme suyundaki bor minerali için düzenleyici bir üst sınır belirlememiş; ancak ömür boyu sağlık danışma değerini 5 mg/L olarak açıklamıştır. Erzincan kaynağındaki doğal bor seviyesi, üretim dönemlerine bağlı olarak 0,8–2,0 mg/L aralığında seyretmektedir. Firmamız, ürünlerimizin Türkiye'deki Doğal Mineralli Sular Hakkında Yönetmelik'e ve ilgili uluslararası standartlara uygun olduğunu açıkça beyan etmektedir. Ayrıca Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Amerika Birleşik Devletleri Çevre Koruma Ajansı tarafından belirtilen sağlık temelli değerler bakımından uygun aralıkta bulunduğumuzu vurgulamak isteriz. İsviçre'de gündeme gelen konu, ülkeler arasında uygulanan farklı mevzuat hükümleri ve bor limitlerinden kaynaklanmaktadır. Süreç, ilgili resmî kurumların değerlendirmeleri doğrultusunda yakından takip edilmektedir."

Eren Kaşıkçı'nın ölümündeki kahreden detay ortaya çıktı

MasterChef Türkiye'nin 2021 şampiyonu ve gastronomi dünyasının sevilen ismi Eren Kaşıkçı, Kilyos'taki evinde hareketsiz halde bulundu. 37 yaşındaki şefin ani vefatı sevenlerini yasa boğarken, olay yeri incelemelerindeki ilaç detayı ve kalp krizi şüphesi soruşturmanın seyrini değiştirdi

30.07.2026 18:00:00
Haber Merkezi
 
Eren Kaşıkçı'nın ölümündeki kahreden detay ortaya çıktı
Eren Kaşıkçı'nın ölümündeki kahreden detay ortaya çıktı
Televizyon ekranlarında sakin tavırları, teknik bilgisi ve "Kızıl Sakal" lakabıyla geniş bir hayran kitlesi edinen profesyonel şef Eren Kaşıkçı'dan yaklaşık iki gündür haber alınamıyordu. Olay, dün saat 17.00 sıralarında Sarıyer Kumköy Mahallesi'nde meydana geldi. Kaşıkçı'ya ulaşamayan iş ortağı Mikail Malkoçoğlu, ünlü şefin yalnız yaşadığı eve gitti ve kendisini yerde hareketsiz halde buldu. İhbar üzerine adrese hızla sevk edilen jandarma ve acil sağlık ekiplerinin yaptığı ilk kontrollerde, Eren Kaşıkçı'nın hayatını kaybettiği kesinleşti.

İlk şüphe kalp krizi: "İlaçlarına uzanmaya çalışıyordu"

Olay yerinde yapılan ilk incelemelerde yürek burkan bir detay gün yüzüne çıktı. İddialara göre ünlü şef, yatağının hemen başucundaki komodinin üzerinde bulunan ilaçlarına uzanmaya çalıştığı sırada yaşamını yitirdi.

Konuyla ilgili basın mensuplarına açıklamalarda bulunan iş ortağı Mikail Malkoçoğlu, "Biz de kesin sonucu Adli Tıp raporu çıkınca öğreneceğiz. Ancak adrese gelen sağlık ekiplerinin ilk izlenimi, arkadaşımızın kalp krizi geçirmiş olabileceği yönünde" ifadelerini kullandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, şefin ölümüyle ilgili herhangi bir ihmal ya da şüphe kalmaması adına kapsamlı bir tahkikat yürütüyor.

Yeni şubeler için yoğun bir mesai harcıyordu

MasterChef şampiyonluğunun ardından gastronomi kariyerine hız kesmeden devam eden Eren Kaşıkçı, Kadıköy'de kurduğu ve büyük emek verdiği "Kızıl Sakal Sandviç & Burger" isimli restoranıyla adından söz ettiriyordu.

Son günlerinde işlerine oldukça yoğunlaştığı belirtilen Kaşıkçı'nın, mevcut restoranını büyütmekle kalmayıp Pendik Kurtköy'de açmayı planladığı yeni şubesinin hazırlıkları için gece gündüz çalıştığı öğrenildi. Acı haberin ardından Kadıköy'deki restoranı bugün kapılarını açmayarak sessizliğe büründü.

Kızının doğum gününden iki gün sonra gelen acı veda

Ünlü şefin vefatının arkasındaki bir diğer dramatik detay ise aile yaşantısında saklıydı. Olay esnasında eşi ve çocuğunun Gökçeada'da olduğu öğrenilirken, Kaşıkçı'nın çok sevdiği kızı Maya'nın doğum gününün 27 Temmuz olduğu ortaya çıktı.

Kızının doğum gününü kutladıktan yalnızca iki gün sonra hayata gözlerini yuman başarılı şefin ani ölümü, TV8 ve Acun Medya başta olmak üzere tüm televizyon ile gastronomi dünyasında derin bir şok etkisi yarattı. Acun Ilıcalı ve programın jüri üyeleri sosyal medya hesaplarından duygusal taziye mesajları yayınladı.

Memleketi Tokat'a uğurlandı

Adli Tıp Kurumu'ndaki otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından Eren Kaşıkçı'nın cenazesi ailesi tarafından teslim alındı. Ünlü şefin cenazesi, ikindi namazına müteakip Yenidoğan Cemevi'nden kaldırıldı. Kaşıkçı, törenin ardından toprağa verilmek üzere memleketi Tokat'a doğru uğurlandı.

Bu arada Eren Kaşıkçı'nın son röportajını Meltem TV'ye verdiği öğrenildi.

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, X sosyal medya hesabından Türkiye ile ABD ilişkileri üzerine bir paylaşım yaptı

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, X sosyal medya hesabından Türkiye ile ABD ilişkileri üzerine bir paylaşım yaptı

30.07.2026 16:48:00
Ahmet Turan Yiğit
 
 Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, X sosyal medya hesabından Türkiye ile ABD ilişkileri üzerine bir paylaşım yaptı
 Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, X sosyal medya hesabından Türkiye ile ABD ilişkileri üzerine bir paylaşım yaptı
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, X sosyal medya hesabından Türkiye ile ABD ilişkileri üzerine bir paylaşım yaptı. Paylaşımında Türkiye ile ABD arasındaki ilişkiler Türkiye'nin sürekli taviz vermesiyle ilerlediğine dikkati çeken BTP lideri Baş, "Türkiye, ABD'ye "stratejik ortak" derken; ABD, Türkiye'yi düşman ülkelere uyguladığı CAATSA yaptırımlarına tabi tutuyor" ifadelerine yer verdi. 
BTP lideri Hüseyin Baş, şu açıklamada bulundu:
"Türkiye'nin ABD ile ilişkileri tek taraflı bir taviz süreci şeklinde ilerliyor.
Türkiye, ABD'ye "stratejik ortak" derken; ABD, Türkiye'yi düşman ülkelere uyguladığı CAATSA yaptırımlarına tabi tutuyor.
ABD Başkanı Trump'ın NATO Zirvesi için geldiği Ankara'da yaptığı açıklamalar hâlâ gündemde.
Ankara'ya hediyelerle gelecek denilen Trump, Sayın Cumhurbaşkanımızı bol bol övdükten sonra CAATSA yaptırımlarının kaldırılma ihtimalinden bahsetti.
Bu açıklama, Türk basınında zafer başlıklarıyla yer alırken, araya F-35'ler ve KAAN uçağı motorları da sıkıştırıldı.
Peki, sonuç?
Yine sonuç yok!
ABD, bırakın yaptırımların kaldırılmasını, hazırgiyimde yüzde 12,5 oranında ek vergi getirdiği ülkelerin arasına Türkiye'yi de dâhil etti.
Bu durum bir kez daha tescillemiştir ki; ABD, ülkemizi bölgedeki çıkarları için bir aparat olarak görmektedir.
ABD'nin bölgede bir tane stratejik ortağı vardır; o da İsrail'dir.
İsrail'in çıkarları, ABD'nin kendi çıkarlarından bile önceliklidir.
Türkiye konusunda da İsrail ne derse, ABD onu yapmaktadır ve yapmaya devam edecektir.
Amaç, bölgeyi bu iki ülkenin çıkarlarına göre dizayn etmektir.
Gazze'den İran'a kadar yaşananlar ne yazık ki bu durumun kanıtıdır.
Bağımsız Türkiye Partisi, Türkiye'nin bu kötü gidişatını değiştirecek olan partidir.
Ekonomi başta olmak üzere, gerçek anlamda bağımsız bir Türkiye ancak Bağımsız Türkiye Partisi iktidarı ile mümkün olabilecektir."

Aydıncık'taki orman yangınında 80 hane tahliye edildi

Mersin'in Aydıncık ilçesinde sabah saatlerinde çıkan orman yangınını kontrol altına almak için havadan ve karadan başlatılan yoğun müdahale devam ediyor. Mersin Valiliği, yangına 325 personel ve 115 araçla müdahale edildiğini, tedbir amacıyla 80 hanenin tahliye edildiğini açıkladı

30.07.2026 15:55:00 / Güncelleme: 30.07.2026 17:04:22
İhlas Haber Ajansı
 
Aydıncık'taki orman yangınında 80 hane tahliye edildi
Aydıncık'taki orman yangınında 80 hane tahliye edildi
Mersin'in Aydıncık ilçesi Eskiyürük Mahallesi Karatepe mevkisindeki ormanlık alanda saat 09.18 sıralarında henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı. Dumanları fark eden vatandaşların 112 Acil Çağrı Merkezi'ne yaptığı ihbar üzerine bölgeye Mersin Orman Bölge Müdürlüğü koordinesinde çok sayıda ekip sevk edildi.

Yangına havadan 2 yangın söndürme uçağı ile 2 helikopter müdahale ederken, karadan ise Orman Teşkilatı, AFAD, Jandarma, Mersin Büyükşehir Belediyesi, Aydıncık Belediyesi, İl Sağlık Müdürlüğü ve Karayolları Bölge Müdürlüğü ekipleri çalışmalarını sürdürüyor. Yangın söndürme çalışmalarında 32 arazöz ve 11 su ikmal aracının da bulunduğu toplam 115 araç ile 325 personel görev yapıyor.

Söndürme çalışmalarına ayrıca Gülnar ilçesinde yapımı devam eden Akkuyu Nükleer Güç Santrali bünyesindeki Akkuyu İtfaiye Birimi ekipleri de destek veriyor.

Kuvvetli rüzgar nedeniyle zaman zaman yön değiştiren alevlerin yerleşim alanları ile seralara yaklaşması üzerine ekipler bu bölgelerde tedbirlerini artırdı. Yangının daha geniş alanlara yayılmasını önlemek amacıyla havadan ve karadan müdahale aralıksız devam ediyor.

80 hane tahliye edildi

Mersin Valiliğinden yapılan açıklamada, yangın nedeniyle Eskiyürük Mahallesi Karatepe mevkisinde tedbir amacıyla 80 hanenin tahliye edildiği, 50 vatandaşın ise güvenli bölgelere nakledildiği bildirildi. Bölgede vatandaşların can güvenliğinin sağlanmasına yönelik çalışmaların sürdüğü kaydedildi.

D-400 yolu yeniden ulaşıma açıldı

Yangın nedeniyle kontrollü olarak ulaşıma kapatılan D-400 kara yolunun Aydıncık-Mersin istikametinin yeniden araç trafiğine açıldığı belirtilirken, ulaşımın ayrıca Gülnar güzergahı üzerinden de sağlandığı ifade edildi.

Valilik açıklamasında, bölgede tedbir amacıyla elektrik kesintisi uygulandığı belirtilirken, yangını kontrol altına alma ve söndürme çalışmalarının tüm kurumların koordinasyonuyla aralıksız sürdüğü bildirildi.

Bayraktar KIZILELMA dahili mühimmat yuvasından ilk atış testlerini tamamladı

Baykar tarafından milli ve özgün olarak geliştirilen insansız savaş uçağı Bayraktar KIZILELMA, dahili mühimmat yuvasından gerçekleştirdiği ilk atış testlerini başarıyla tamamladı

30.07.2026 15:23:00
AA
 
Bayraktar KIZILELMA dahili mühimmat yuvasından ilk atış testlerini tamamladı
Bayraktar KIZILELMA dahili mühimmat yuvasından ilk atış testlerini tamamladı
Baykar tarafından milli ve özgün olarak geliştirilen insansız savaş uçağı Bayraktar KIZILELMA, dahili mühimmat yuvasından gerçekleştirdiği ilk atış testlerini başarıyla tamamladı.

Baykar'dan yapılan yazılı açıklamaya göre, KIZILELMA'nın geliştirme ve yeni kabiliyetlerin entegrasyon çalışmaları, Tekirdağ'daki Çorlu Uçuş Eğitim ve Test Merkezi'nde sürdürülüyor.

Çalışmalar kapsamında KIZILELMA'nın S2 kuyruk numaralı seri üretim modeli, 25 Temmuz'da dahili silah istasyonunda taşıdığı ROKETSAN üretimi TEBER-82 mühimmatıyla atış gerçekleştirdi. KIZILELMA, 28 Temmuz'da ise ASELSAN tarafından geliştirilen TOLUN mühimmatını dahili yuvasından ateşledi.

Çorlu'dan havalanarak hedef bölgesine ilerleyen KIZILELMA, her iki testte de belirlenen hedefleri tam isabetle vurdu. Testlerle birlikte KIZILELMA'nın düşük radar görünürlüğünü koruyarak hassas taarruz gerçekleştirme kabiliyeti geliştirilmiş oldu.

Dahili mühimmat yuvası radar izini azaltıyor
KIZILELMA, mühimmatların gövde içinde taşınmasını sağlayan dahili mühimmat yuvası sayesinde, düşük radar görünürlüğünü koruyabiliyor. Bu yapı, uçağın radar izini azaltırken, yüksek süratini ve aerodinamik verimliliğini korumasına da katkı sağlıyor.

Daha önce GÖKDOĞAN hava-hava füzesi, TOLUN, TEBER-82, KGK, LGK-82 ve JET-230 süpersonik füzesinin kullanıldığı atış testlerini de tamamlayan KIZILELMA ile hava savunma sistemlerinin yoğun olduğu bölgelerde milli mühimmatlarla stratejik görevler icra edebilmesi hedefleniyor.

Otonom kol uçuşu gerçekleştirmişti
KIZILELMA'nın PT3 ve PT5 prototipleri, 27 Aralık 2025'te gerçekleştirilen testte, Baykar tarafından geliştirilen akıllı filo otonomisi algoritmalarıyla eş güdümlü hareket ederek, otonom yakın kol uçuşu gerçekleştirmişti.

Sinop açıklarında 29 Kasım 2025'te yapılan testte ise KIZILELMA, ASELSAN üretimi MURAD AESA Radarının işaretlediği jet motorlu hedef uçağı, TÜBİTAK SAGE tarafından geliştirilen GÖKDOĞAN görüş ötesi hava-hava füzesiyle vurmuştu.

Baykar'ın ihracat anlaşmaları
Açıklamaya göre, Baykar 2025'te 2,2 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirirken, şirket son yıllarda gelirlerinin yüzde 90'ını, ihracattan elde etti.

Baykar, Bayraktar TB2 için 36, AKINCI için 16 ülkeyle olmak üzere, toplam 39 ülkeyle ihracat anlaşması imzaladı.

Türkiye'deki tüm sektörlerde 2023, 2024 ve 2025 yıllarında en çok ihracat yapan ilk 10 firma arasına girerek İhracatın Şampiyonları Ödülü alan Baykar, 2021, 2022, 2023 ve 2024 yıllarında Savunma Sanayii Başkanlığı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre savunma ve havacılık sektörünün ihracat lideri oldu.

Diyanet İşleri Başkanlığı, 2027 hac kurasında ismi çıkan adayların kesin kayıt işlemlerinin bugün itibarıyla başladığını bildirdi

Diyanet İşleri Başkanlığı, 2027 hac kurasında ismi çıkan adayların kesin kayıt işlemlerinin bugün itibarıyla başladığını bildirdi

30.07.2026 15:20:00
AA
 
 Diyanet İşleri Başkanlığı, 2027 hac kurasında ismi çıkan adayların kesin kayıt işlemlerinin bugün itibarıyla başladığını bildirdi
 Diyanet İşleri Başkanlığı, 2027 hac kurasında ismi çıkan adayların kesin kayıt işlemlerinin bugün itibarıyla başladığını bildirdi
Diyanet İşleri Başkanlığı, 2027 hac kurasında ismi çıkan adayların kesin kayıt işlemlerinin bugün itibarıyla başladığını bildirdi.

Hac ve Umre Hizmetleri Genel Müdürlüğünün internet sayfasında yer alan bilgiye göre, ​hacı adayları, işlemleri 18 Ağustos'a kadar e-Devlet kapısı üzerinden yapabilecek.

Boş kalan kontenjanların doldurulması işlemleri ise kura sırası gözetilerek 24 Ağustos-1 Eylül'de gerçekleştirilecek.

Hac ibadeti için kesin kayıt hakkı elde edip kayıt süresince kaydını yapmayanlara ek kayıt süresinde, belgelendirilebilir mücbir sebepler ile Hac ve Umre Hizmetleri Genel Müdürlüğünün onayı olmadıkça kesin kayıt hakkı verilmeyecek.

Aynı yılda kayıt yaptırmayanlara ise gelecek yıllarda kesin kayıt hakkı tanınmayacak.

Ayvacık ve Bayramiç'teki orman yangınları kontrol altına alındı

Çanakkale'nin Ayvacık ve Bayramiç ilçelerindeki orman yangınları kontrol altına alındı

30.07.2026 11:47:00
İHA
 
Ayvacık ve Bayramiç'teki orman yangınları kontrol altına alındı
Ayvacık ve Bayramiç'teki orman yangınları kontrol altına alındı
Ayvacık ilçesine bağlı Ahmetçe köyü yakınlarında dün saat 15.00 sıralarında çıkan yangın bugün 10.30 sıralarında kontrol altına alındı.

Dün Bayramiç Barajı yakınlarındaki ormanda, saat 18.00 sıralarında çıkan yangın, rüzgarın etkisiyle geniş bir alana yayıldı.

Yangın havadan ve karadan yapılan müdahalenin ardından saat 22.30 sıralarında kontrol altına alındı.

Bölgelerde soğutma çalışmaları devam ediyor.

Maden işçileri Enerji Bakanlığı önünde

Yıldızlar SSS Holding'e bağlı Doruk Madencilik işçileri, ödenmeyen maaş ve kıdem tazminatları için bugün Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde eylem düzenledi. Söz verilen ödemeler yapılmadığı için Ankara'dan ayrılmayacaklarını belirten işçilerden biri eylem sırasında fenalaştı

29.07.2026 21:00:00
Haber Merkezi
 
Maden işçileri Enerji Bakanlığı önünde
Maden işçileri Enerji Bakanlığı önünde
Yıldızlar SSS Holding bünyesinde Eskişehir'de faaliyet gösteren Doruk Madencilik'te çalışan Türkiye Maden İşçileri Sendikası (Türk Maden-İş) üyesi işçiler, ödenmeyen maaş ve kıdem tazminatı alacakları için Ankara'daki eylemlerini sürdürüyor.

16 Haziran'da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı nezaretinde imzalanan protokole rağmen 23 Temmuz'da yapılması taahhüt edilen ödemelerin gerçekleşmemesi üzerine dün Çalışma Bakanlığı, bugün ise Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde seslerini yükselttiler. Eylem sırasında bir işçi fenalaşarak baygınlık geçirdi.

Bakanlık önünde eylem ve kararlılık mesajı

İşçiler, 27 Temmuz'da Ankara'daki Yıldızlar SSS Holding binası önünde oturma eylemine başlamıştı. Beypazarı'ndan gelen madenciler, dün Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde açıklama yaptı. Türkiye Maden İşçileri Sendikası Orta Anadolu Şube Başkanı Talih Kocabıyık, 16 Haziran 2026'da bakanlığın katılımıyla imzalanan protokolü hatırlatarak, "Kıdem tazminatlarımızın ve yasal alacaklarımızın 23 Temmuz 2026 tarihinde ödeneceğine dair söz verilmişti. Ancak şirket tarafından herhangi bir ödeme gerçekleşmedi. Yapılan protokolde sözü verilen ödemelerin hepsi hesaplara geçinceye dek Ankara'dan ayrılmayacağız. Perşembe gününe kadar gelişme olmazsa farklı aksiyonlar alacağız" demişti.

Bugün saat 14.00 civarında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı binası önünde toplanan işçiler, baretlerini yere vurarak slogan attı. "Ankara, Ankara duy sesimizi", "Ya bu paralar yatar ya bu paralar yatar" ve "Ölmek var, dönmek yok" gibi sloganların yükseldiği eylemde, abluka altında bekleyen bir işçi fenalaşarak baygınlık geçirdi. Sendika yetkilileri ve işçiler, alacakları ödenene kadar başkentten ayrılmayacaklarını ve akşam net bir cevap gelmezse yarın holding önünde eylemlerini yoğunlaştıracaklarını duyurdu.

Sendika temsilcilerine göre yaklaşık 580-600 işçinin toplam kıdem tazminatı alacağı 150 milyon liranın üzerinde. Maaş ödemelerinin de düzenli yapılmadığı, bazı işçilerin Nisan-Temmuz dönemine ait ücretlerini henüz alamadığı belirtiliyor. İşçiler, "Sadaka değil, yasal haklarımızı istiyoruz" mesajını vurguluyor.

Protokol süreci ve geçmiş direnişler

Doruk Madencilik işçilerinin hak mücadelesi uzun bir geçmişe sahip. Nisan 2026'da Bağımsız Maden-İş Sendikası öncülüğünde Eskişehir'den Ankara'ya yürüyüş başlatan işçiler, Enerji Bakanlığı önünde açlık grevi yapmış, gözaltılar ve polis müdahaleleriyle karşılaşmıştı. 28 Nisan'da üç bakanlığın garantörlüğünde uzlaşı sağlanmış, ancak ödemelerin gecikmesi üzerine Haziran'da yeniden eylemler gündeme gelmişti. Bazı alacakların kısmen ödenmesinin ardından süreç yatışmış gibi görünse de sorunlar devam etti.

16 Haziran'da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın arabuluculuğunda Türkiye Maden İşçileri Sendikası ile işveren arasında yeni bir protokol imzalandı. Bakanlık açıklamasında alacakların bir takvime bağlandığı ve güvence altına alındığı belirtilmişti. Ancak 23 Temmuz tarihinin geçmesine rağmen ödemelerin yapılmaması, işçileri yeniden Ankara'ya getirdi. Sendika yetkilileri, holdingin geçmişte de benzer sözleri tutmadığını hatırlatarak devlet kurumlarının sürece daha etkin müdahale etmesini beklediklerini ifade ediyor.

İşçiler, mağduriyetlerinin yıllardır sürdüğünü, ailelerinin ekonomik zorluk yaşadığını ve artık sabırlarının tükendiğini söylüyor. Eylemin seyri, Perşembe gününe kadar yetkililerden gelecek yanıta bağlı olarak şekillenecek.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.