logo
05 MAYIS 2026

Yeni 'takas' gündemde

İsrail Cumhurbaşkanı Herzog'un, "Rehinelerin serbest bırakılmasını sağlamak için yeni bir insani araya hazırız" açıklamasının ardından 'insani ara' yeniden gündeme geldi. İsrail basınına göre, Tel Aviv yönetimi 40 esirin bırakılması karşılığı 1 hafta çatışmalara insani ara öneriyor. Hamas lideri Haniye'nin, üst düzey Hamas heyeti ve Mısır İstihbarat Şefi ile konuyu görüşmek için Mısır'a gittiği belirtiliyor

21.12.2023 12:23:00 / Güncelleme: 21.12.2023 12:28:38
Ahmet Haydar Tarhanlı
Yeni 'takas' gündemde
Yeni 'takas' gündemde
İsrail, 7 Ekim'den bu yana Gazze'nin her noktasına bombalar yağdırmaya ve hem kuzeyde hem de güneyde karadan işgale devam ediyor. Bizzat sivilleri hedefleyerek yaptığı katliamlarda hayatını kaybeden Filistinlilerin sayısı yüzde 70'i kadın ve çocuklar olmak üzere 20 bini aştı. İsrail, saldırılarını sadece 7 günlük insani ara sırasında durdurdu. Tekrar bir insani ara olur mu olmaz mı diye tartışılırken, bu sefer insani ara teklifi İsrail'den geldi. İsrail Cumhurbaşkanı Herzog önceki akşam yaptığı konuşmada, "rehinelerin serbest bırakılmasını sağlamak için ülkesinin yeni bir insani araya ve ilaveten insani yardıma hazır olduğunu" açıkladı. İsrail basını ise, Tel Aviv yönetiminin Hamas'ın Gazze Şeridi'ndeki 40 esirin serbest bırakılması karşılığında en az 1 hafta çatışmalara "insani ara" verilmesi önerisinde bulunduğunu yazdı. Hamas'ın her ne kadar bu öneriye ilk tepkisi "Saldırılar sürerken her türlü müzakereyi reddediyoruz" şeklinde olsa da, Hamas lideri Haniye'nin konuyu müzakere için Mısır'a gitmesi insani araya prensipte hazır olduğunu gösteriyor.

40 esir karşılığı 1 hafta ara

İsrail basını, Tel Aviv yönetiminin Hamas'ın Gazze Şeridi'ndeki 40 esiri serbest bırakması karşılığında en az 1 hafta çatışmalara "insani ara" verilmesi önerisinde bulunduğunu yazdı. "Walla News" isimli internet sitesinde yer alan ve adı açıklanmayan İsrailli yetkililere dayandırılan habere göre, Tel Aviv yönetimi, Hamas ile yeni bir esir takası mutabakatına varılması için önerisini Katar'a iletti. Gazze'deki 40 İsrailli esirin serbest bırakılması karşılığında en az 1 hafta "insani ara" öneren Tel Aviv, yeni bir mutabakata varılması halinde İsrail hapishanelerindeki Filistinli esirlerin bir kısmının da serbest bırakılması teklifinde bulundu. Söz konusu öneriyi İsrail Dış İstihbarat Servisi Mossad Şefi David Barnea, bu hafta başında Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ve ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Direktörü William (Bill) Burns ile Polonya'nın başkenti Varşova'da yaptığı görüşmede dile getirdi.

İsrail Cumhurbaşkanı'ndan 'hazırız' mesajı

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog önceki akşam yaptığı açıklamada, "rehinelerin serbest bırakılmasını sağlamak için ülkesinin yeni bir insani araya ve ilaveten insani yardıma hazır olduğunu" söylemişti. İsrail Başbakanı Netanyahu da geçtiğimiz salı günü rehinelerin aileleriyle yaptığı görüşmede, "Tüm rehinelerin serbest bırakılmasını sağlamak bizim görevimiz" açıklamasını yapmıştı. İsrail'le savaşan bir diğer Filistinli örgütü İslami Cihad, İsrailli iki rehinenin Gazze Şeridi'nde olduğunu gösteren bir video yayınladı. Söz konusu iki rehine videoda rehinelerin serbest bırakılması için İsrail'e baskı yapılması çağrısında bulunuyor. Katar ve Mısır'ın arabuluculuğunda İsrail ile Hamas arasında 24 Kasım'da 4 günlük esir takası mutabakatı kapsamında Gazze'deki çatışmalara "insani ara" verilmişti. Bu mutabakat 3 gün daha uzatılmış ve bu kapsamda 81 İsrailli ve 240 Filistinli esir karşılıklı serbest bırakılmıştı.

Hamas lideri Haniye Mısır'da

İsrail tarafından gelen "insani ara" önerisinden sonra, Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye, ateşkes ve rehinelerin serbest bırakılmasını görüşmek üzere Mısır'a gitti. İddialara göre, Katar'da yaşayan Haniye, konuyla alakalı üst düzey Hamas heyeti ile birlikte Mısır'da görüşmeler yaptı. Haniye, Mısır İstihbarat Servisi Şefi Abbas Kemal'le de bir görüşme gerçekleştirdi. Mısır'daki görüşmelerin amacı, "tutukluların serbest bırakılması ve Gazze Şeridi'ne yönelik kuşatmanın sona ermesi için bir uzlaşma hazırlamak amacıyla saldırılar ve savaşın durdurulması" olarak açıklandı. Hamas'tan daha önce, "Saldırılar sürerken her türlü müzakereyi reddediyoruz" yanıtı gelmişti.

İsrail yönetimine tepkiler büyük

İsrail ordusunun Gazze'de 'yanlışlıkla' öldürdüğünü duyurduğu 3 esirden Alon Shamriz'in babası Avi Shamriz, Netanyahu hükümetine, "Oğlumu iki kez öldürdünüz" şeklinde seslendi. Netanyahu hükümetinin ülkeye hizmet edebilecek kapasitede olmadığını vurgulayan Shamriz, "Onlar bizim liderlerimiz değil. Yalnızca kendilerini, koltuklarını ve ceplerini düşünüyorlar" ifadelerini kullandı. Gazze'de esir olarak tutulan İsraillilerin geri dönmesi için hükümetin çaba göstermediğini söyleyen Shamriz, "Rehineleri düşünmüyorlar" diye konuştu. İsrail'de muhalefetteki Yeş Atid (Gelecek Var) Partisi Milletvekili Meirav Cohen, "Netanyahu, başbakan olarak İsrail devleti ve toplumunun boynunda bir değirmen taşı haline geldi" değerlendirmesinde bulundu. İsrail medyasına göreyse Netanyahu, 'Gazze' bahanesiyle yolsuzluktan yargılanmasını ertelemeye çalışıyor.

İsrail, 24 saatte 300'den fazla yeri vurdu

Dünyadan gelen ateşkes çağrılarına rağmen İsrail, Gazze Şeridi'ndeki saldırılarını sürdürüyor. İsrail ordusundan yapılan yazılı açıklamada, dün 24 saatte hava, kara ve denizden düzenlenen saldırılarda Gazze'de 300'den fazla yerin bombalandığı bildirildi. Filistin resmi haber ajansı WAFA ise, İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliya bölgesine düzenlediği saldırılarda çoğunluğu çocuk ve kadın onlarca kişinin öldüğünü ve yaralandığını duyurdu. Gazze Şeridi'nin kuzeyinin yanı sıra güneyindeki Han Yunus'a kara saldırısı başlatan İsrail ordusu, bölgeye yönelik bombardımanlarına devam ediyor. Gazze'deki Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, İsrail'in 7 Ekim'den bu yana düzenlediği saldırılarda en az 8 bini çocuk, 6 bin 200'ü kadın olmak üzere, 19 bin 667 Filistinli öldürüldü, 52 binden fazla kişi de yaralandı. İsrail askerlerinin, işgal altındaki Batı Şeria'da 25 Filistinliyi gözaltına aldığı belirtildi. 7 Ekim'den bu yana işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te gözaltına alınan Filistinli sayısının 4 bin 630'a yükseldiği aktarıldı.

BMGK'da Gazze oylaması yine ertelendi

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) pazartesi günü yapılması planlanan, Gazze'deki çatışmaların sona ermesi ve ateşkesin sağlanması için karar tasarısının oylanacağı oturum ikinci kez ertelendi. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres görev süresi boyunca yetkisini ilk kez kullanarak Gazze'deki insani felaketin önlenmesi için BM şartının 99. maddesini işleterek 6 Aralık'ta BMGK'ye mektup göndermişti. Bu mektubun ardından 8 Aralık'ta BMGK'da yapılan oylamada Gazze'de acil insani ateşkes talep edilen karar tasarısı ABD tarafından veto edilmişti. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'nda 13 Aralık'ta yapılan oylamada, Gazze Şeridi'nde acil ateşkes çağrısı yapan karar tasarısı 153 ülkenin oyuyla kabul edilmişti. ABD ve İsrail dahil 10 ülke ret oyu kullandı, 23 ülke çekimser kalmıştı. Hayır oyu kullanan tek Afrika ülkesi Liberya dün oyunu 'evet'e çevirdi.

Malezya, limanlarını İsrail'e kapattı

Malezya Başbakanı Enver İbrahim, Filistinlilere yönelik zulmünü gerekçe göstererek İsrail bayraklı ve bu ülkeye ait tüm gemilerin limanlarına yanaşmasını yasaklandığını duyurdu. Enver, yaptığı yazılı açıklamada, yasağın, İsrail'in Filistin'e saldırılarındaki tutumuna yanıt niteliğinde olduğunu ve derhal yürürlüğe gireceğini bildirdi. Eski hükümetin kararıyla İsrail merkezli şirketlerin ve gemilerin 2005'ten bu yana limanlara yanaşmasına izin verildiğini belirten Enver, bu kararın geçersiz kılındığını kaydetti. Enver, İsrail'e giden tüm gemilerin Malezya limanlarında kargo yüklemesine de yasak getirildiğini duyurdu. Enver, bu kararın Malezya'nın ticari faaliyetlerini etkilemeyeceği değerlendirmesinde bulundu.

İBB Davası'nda 32. gün

Ekrem İmamoğlu'nun da tutuklu isimler arasında bulunduğu 414 sanıklı İBB davasının 32. gününde, "Cebeci Maden Sahası'nda yapılan hafriyat dökümü nedeniyle kamu zararı oluştuğu" iddiasından yargılanan Ahmet Güldü savunmasını yaptı

05.05.2026 13:20:00 / Güncelleme: 05.05.2026 14:48:38
Haber Merkezi
İBB Davası'nda 32. gün
İBB Davası'nda 32. gün
Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu İBB Davası'nın duruşması 32. gününde, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki 1 No'lu salonda devam ediyor.

77'si tutuklu toplam 414 sanığın yargılandığı duruşmaya, görevden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkan Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun ile diğer tutuklu sanıklar katılırken, babası Hasan İmamoğlu tutuksuz sanıklar arasında yer aldı.

"Yaptığım iş esasen ofis işidir"

Duruşma, "Cebeci Maden Sahası'nda yapılan hafriyat dökümü nedeniyle kamu zararı oluştuğu" iddiasından tutuklu yargılanan Ahmet Güldü'nün savunmasıyla devam etti. Tutuklu sanık Ahmet Güldü, Kuzey İstanbul şirketinde ofisboy olarak çalıştığını, bankadan para çekme ve yatırma işlerinin görevleri arasında olduğunu belirtti.

Kuzey İstanbul Modern şirketinde 2014 yılında ofis boy olarak işe girdiğini, şirkette 10 yıldır çalıştığını ifade eden Güldü, "Yaptığım iş esasen ofis işidir, yani diğer yerlere evrak götürür; noter, ticaret odası, trafik şube müdürlüğü, elektrik ve su abonelikleri tarzında işler yapardım. Bankadan para çekme ve para yatırma işlemleri de görevlerimin arasında bulunurdu. Ancak bu işlemleri kendi inisiyatifimle değil, bana verilen talimatlar doğrultusunda yapardım. Yaptığım işe göre talimat aldığım kişiler değişir. Örneğin noter, vergi dairesi, trafik şube müdürlüğü işlerinde şirketin idari işler müdürü olan genel sorumlulardan talimat alınırdı. Banka işlemlerinde finans bölümünde çalışan Adem Başer'den, ayrıyeten de Murat Gülibrahimoğlu'ndan talimat almışlığım vardır. Benim görevim, bana söylenen idari ve günlük işleri yerine getirmekten ibarettir" diye konuştu.

"Bir emekçi olarak, çalışan olarak nasıl tutuklanabilirim?"

Cebeci Maden sahası ile alakalı hiçbir görevi bulunmadığını, hafriyat döküm işinden de maden işinden de anlamadığını aktaran Güldü, şu savunmayı yaptı:

"Murat Gülibrahimoğlu ile en son yurt dışına çıkmadan önce görüştüğümü ve sonrasında ise görüşmediğimi kendilerine ilettim. Ayrıca bana, eski patronumun hesabına 5.000.000 TL yatırdığım ve 169.000.000 TL çektiğim yönünde sorular geliyor. Benim yıllar içinde yatırıp çektiğim tutarı hâlâ bilmiyorum, bilmem de mümkün değil. Ben de bunun işimin bir parçası olduğunu, talimatla hareket ettiğimi ve bu nedenle suç işlediğimi düşünmedim. Çektiğim ve yatırdığım paraların toplam tutarını bilmem zaten mümkün değil ki? Başkanım, ben tutuklandığımda gerçekten çok şaşırdım. Bir emekçi olarak, çalışan olarak nasıl tutuklanabilirim? İfadeye çağrılabilirim ama 'nasıl tutuklanabilirim?' diye kafamdan soru işaretleri geçti. Çünkü savcı bana doğrudan hangi suçu işlediğimi açık şekilde söylemedi. Eğer ne ile suçlandığımı açıkça anlatsaydı ben de kendimi ona göre savunmaya çalışırdım. Ama o gün neye karşı ayrıntılı savunma yapmam gerektiğini tam olarak bile anlayamadım. Daha sonra örgüt üyeliği suçlamasıyla tutuklandığımı öğrendim."

"Belediye yönetiminin değişmesi, çalışma hayatımda bir değişiklik yaratmamıştır"

Sanık Güldü, 2014 yılında işe girdiğini, 2025'e kadar aynı işe devam ettiğini belirterek, "Belediye yönetiminin değişmesi, Sayın Ekrem İmamoğlu'nun başkan olması; benim çalışma hayatımda, görevimde, gelirimde, günlük iş işleyişimde herhangi bir değişiklik yaratmamıştır. Ben aynı şekilde çalışmaya devam ettim. İddianamede yer verilen suçlamaların kapsamı ile benim görev ve sorumluluğum arasında somut bir bağ kurulması mümkün değildir" şeklinde konuştu.

"Şirkette yasa dışı işlere şahit de olmadım"

Şirkette muhasebe kayıtları tutan, e-fatura, e-arşiv veya defter sistemleri kullanan, sahte fatura düzenleyen ya da piyasadan sahte fatura temin eden bir kişi olmadığını söyleyen Güldü, "Şirkette bu tür yasa dışı işlere şahit de olmadım. Finans işleri benim görev alanımda da değildir. Ben şirkette günlük işlerini yapan, talimatla hareket eden bir çalışan olarak görevimi yaptım. Bu nedenle para transferleri veya banka hareketlerinden yola çıkılarak benim sahte fatura yöntemiyle para aktardığım ya da örgüte bilerek ve isteyerek kazanç sağladığım sonucuna varılması doğru değildir" savunmasını yaptı.

Sanık Güldü, cezaevinde 70 kişiyle aynı koğuşta kaldığını de belirterek, "Hepsi de uyuşturucu mahkumu. Ben nasıl bir suç işledim ki bu devlet beni uyuşturucu mahkumunun içine atıyor? Ben uyuşturucu maddesinin isimlerini bilmezdim ya. Hani yaşam koşullarını geçtim; ben uyuşturucu maddenin isimlerini bilmezdim. Seneye üniversite sınavlarına hazırlanacak evladım; 'Baba istersen okulu bırakırım' diyor bana. Ben bunu duyacak bir ebeveyn olmadım eşimle beraber, bir baba olmadım. Bunun vebali kimdeyse Allah'a havale ediyorum. Benim eşim buraya gelebilmek için -çalışmak ayıp değil- gündelik işe gidiyor" dedi.

Üzerine atılan suçları kabul etmeyen Güldü, tahliyesine ve beraatine karar verilmesini istedi.

Eylem Tok cezaevinden mektup gönderdi

Eylem Tok, ABD'deki cezaevinden gönderdiği mektupta Kemerburgaz’daki ölümlü kazanın ardından oğlu Timur Cihantimur’u kaçırmasının sorumluluğunu üstlendi. Eylem Tok, “Eğer bir hata varsa en büyük sorumluluk anne ve babası olarak bize aittir” dedi

05.05.2026 10:58:00
Haber Merkezi
Eylem Tok cezaevinden mektup gönderdi
Eylem Tok cezaevinden mektup gönderdi
İstanbul Kemerburgaz'da 1 Mart 2024'te meydana gelen ölümlü trafik kazasının ardından oğlu Timur Cihantimur'u önce Mısır'a, ardından ABD'ye kaçıran yazar Eylem Tok, Boston'daki tutukluluğunun sürdüğü cezaevinden 3 sayfalık bir mektup gönderdi.

Avukatı aracılığıyla kamuoyuna yansıyan mektupta Tok, "Eğer bir hata varsa bunun en büyük sorumluluğu anne ve babası olarak bize aittir. Evladımızı çok sevdik, çok koruduk; belki de bazı anlarda gerekli sınırları koyamadık. Bunun yükünü her gün yüreğimde taşıyorum" ifadelerine yer verdi.

Mektubunda olay gecesi "içgüdüsel" davrandığını savunan Tok, 16 yaşındaki oğlunu korumak dışında bir amacı olmadığını belirterek, "Bir annenin kendi çocuğunu koruma çabası, başka bir ailenin acısını hafifletmez. Bunun bilincindeyim ve bu gerçekle yaşamayı öğrenmeye çalışıyorum" dedi.

Hayatını kaybeden Oğuz Murat Aci'nin ailesine başsağlığı dileyen Tok, "Bu kaybın telafisi yok, biliyorum. Ancak yasal varislerle bir sulh anlaşması yaparak helalleştiğimizi de belirtmek isterim" ifadelerini kullandı. Ayrıca kaza yerine gitmediğini, telefonları almadığını ve polisin aranmasını engellemediğini iddia etti.

Kaza ve kaçış süreci

Kaza, Eyüpsultan Kemerburgaz Belgrad Ormanı yolunda saat 23.50 sıralarında meydana geldi. Timur Cihantimur'un ehliyetsiz kullandığı 34 EEG 06 plakalı araç, yol kenarında arıza nedeniyle park halinde bulunan üç ATV'ye çarptı. Kazada 29 yaşındaki Oğuz Murat Aci hayatını kaybetti; Süleyman Keçici, İbrahim Gümüş, Hasan Topal ve Tahsin Arslan yaralandı. Tanıklara göre araç aşırı hızlıydı ve kaza sonrası sürücü olay yerinden uzaklaştı.

Eylem Tok, oğlu Timur'u olay yerinden aldıktan sonra eşi Bülent Cihantimur'u bilgilendirdi. Anne-oğul, 2 Mart 2024'te önce Mısır'a, ardından ABD'ye kaçtı. Türkiye'nin iade talebi üzerine 14 Haziran 2024'te Boston'da yakalandılar. Her ikisinin de tutukluluk hali devam ediyor. Timur Cihantimur ayrı bir soruşturmayla "taksirle öldürme ve yaralama" suçlamasıyla yargılanıyor.

Hukuki gelişmeler

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Şubat 2026'da hazırladığı iddianamede, Eylem Tok ve eski eşi Bülent Cihantimur'un da aralarında bulunduğu 5 şüpheli için "suçluyu kayırma" ve "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçlarından 10'ar yıla kadar hapis cezası istendi. İddianamede, ailenin kazadan hemen sonra delil kararttığı ve Timur'u yurt dışına çıkardığı vurgulandı.

ABD mahkemesi, Türkiye'nin iade talebini Şubat 2025'te kabul etmişti ancak Eylem Tok'un avukatlarının itirazı üzerine süreç geçici olarak durduruldu. Tutukluluk kararları ise Ekim 2024'teki üçüncü duruşmada da onandı.

Aci ailesinin durumu

Olayın ardından Oğuz Murat Aci'nin eşi Şükriye Aci şikayetinden vazgeçti ve yasal varislerle sulh sağlandı. Bu karar, Aci ailesi içinde tartışmalara yol açtı. Özer Aci (ölenin babası), "Benim oğlumun kanını sattı" diyerek tepki gösterdi. Şükriye Aci ise para iddialarını yalanladı ve aile içi baskıdan söz etti. Eylem Tok'un mektubunda bahsettiği "helalleşme", bu sulh anlaşmasına işaret ediyor.

Eylem Tok mektubunda sessiz kalmayı tercih ettiğini ancak "eksik ve önyargılı yorumlar" nedeniyle konuşma ihtiyacı duyduğunu da belirtti. "Kimseye bilerek ya da isteyerek zarar vermediklerini" savunan Tok, sürecin hem hukuki hem insani bir sınav olduğunu ifade etti.

Olay, Türkiye'de uzun süre gündemde kalmış, ehliyetsiz araç kullanımı, aile korumacılığı ve adalet tartışmalarına yol açmıştı. Eylem Tok ve Timur Cihantimur'un iade süreci ile Türkiye'deki davalar devam ederken, Tok'un cezaevinden gönderdiği mektup kamuoyunda yeni tartışmalara neden oldu.

Yetersiz su tüketimi böbrek taşına yol açıyor


 
Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Emre Salabaş, çay ve kahvenin sanıldığı gibi vücutta sıvı kaybına yol açmadığını, aksine böbrek taşı riskini azaltabildiğini belirterek, taş oluşumunda belirleyici faktörün çay tüketimi değil, yetersiz su alımı olduğunu bildirdi. 

05.05.2026 10:32:00
AA
Yetersiz su tüketimi böbrek taşına yol açıyor
Yetersiz su tüketimi böbrek taşına yol açıyor

Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Emre Salabaş, çay ve kahvenin sanıldığı gibi vücutta sıvı kaybına yol açmadığını, aksine böbrek taşı riskini azaltabildiğini belirterek, taş oluşumunda belirleyici faktörün çay tüketimi değil, yetersiz su alımı olduğunu bildirdi. Günde 4-6 bardak çay veya 3-5 fincan kahve tüketiminin hidrasyon açısından suyla benzer etki gösterdiğini aktaran Salabaş, düzenli tüketimde kafeinin 'sıvı attırıcı' etkisinin ortadan kalktığını ve klinik olarak anlamlı sıvı kaybı oluşmadığını aktardı.

Salabaş, "Yarım milyonu aşkın kişinin takip edildiği çalışmalarda düzenli çay içenlerde böbrek taşı riskinin yüzde 27'ye kadar daha düşük bulundu. Yüz binlerce kişiyi kapsayan başka araştırmalarda ise kahve tüketimi taş riskini yüzde 26 ile 31 arasında azalttığı kaydedildi. Türkiye verilerine göre böbrek taşı hastalarının yüzde 46'sı günde 1 litrenin altında su tüketiyor. Taş oluşumunda belirleyici faktör çay tüketimi değil, yetersiz su alımıdır. 'Çay dehidratasyon yapar' veya 'Her çayın yanında su içilmeli' gibi yaygın öneriler, güncel bilimsel verilerle desteklenmemektedir" ifadelerini kullandı.

Salabaş, günlük sıvı tüketiminin 2-2.5 litre olması gerektiğini belirterek, çay ve kahvenin bu miktara dahil edilebileceğini ancak su tüketiminin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı. Yeşil çayın antioksidan içeriği sayesinde böbrek sağlığını destekleyebileceğini de ifade eden Salabaş, yapılan laboratuvar çalışmalarında çayın içindeki doğal bileşenlerin taş kristallerinin böbrek dokusuna tutunmasını azalttığını belirtti.

Hatay'da 37 kaçak göçmen yakalandı

Hatay'da jandarma ekipleri tarafından gerçekleştirilen dron destekli operasyonda 37 göçmen yakalandı.

05.05.2026 10:14:00
İhlas Haber Ajansı
Hatay'da 37 kaçak göçmen yakalandı
Hatay'da 37 kaçak göçmen yakalandı
Hatay'da jandarma ekipleri tarafından gerçekleştirilen dron destekli operasyonda 37 göçmen yakalandı.

Hatay İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince göçmen kaçakçılığıyla mücadele çalışmaları aralıksız sürüyor. Jandarma ekiplerinin çalışmaları neticesinde; 4 Mayıs günü Yayladağı ilçesi Yukarıpulluyazı Mahallesi'nde dron destekli icra edilen faaliyet sonucunda yabancı uyruklu 37 düzensiz göçmen yakalandı.

Yakalanan şahıslar hakkında gerekli yasal işlemlerin yapıldığı öğrenildi.

Baharda cilt sorunlarına karşı 7 etkili önlem


 
Kış aylarının soğuk, rüzgarlı ve kurutucu etkisinin ardından bahar mevsimine geçiş, cildimiz için önemli bir adaptasyon sürecini beraberinde getiriyor. Kış boyunca düşük nem, soğuk hava ve kapalı ortamlarda geçirilen uzun süreler cildin bariyerini zayıflatabiliyor ve kuruluğa neden olabiliyor. 

05.05.2026 08:29:00
MURAT ÇORBACI
Baharda cilt sorunlarına karşı 7 etkili önlem
Baharda cilt sorunlarına karşı 7 etkili önlem

Kış aylarının soğuk, rüzgarlı ve kurutucu etkisinin ardından bahar mevsimine geçiş, cildimiz için önemli bir adaptasyon sürecini beraberinde getiriyor. Kış boyunca düşük nem, soğuk hava ve kapalı ortamlarda geçirilen uzun süreler cildin bariyerini zayıflatabiliyor ve kuruluğa neden olabiliyor. Bahar aylarıyla birlikte ise sıcaklık artıyor, nem oranı değişiyor ve güneş ışınları daha güçlü hissedilmeye başlıyor. Ayrıca bahar aylarında artan ağaç ve çimen polenleri ile küf sporları gibi çevresel alerjenler de daha yoğun hale geliyor. Bu çevresel etkenler nedeniyle, cilt bakımına dikkat edilmediğinde; ciltte kuruluk, hassasiyet, kızarıklık, pullanma,  lekelenme ve yağ üretiminin artmasına bağlı akne oluşumu gibi sorunlar gelişebiliyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Name Cemşitoğlu, "Kışın uygulanan yoğun ve besleyici bakım rutinlerinin bahar aylarına uygun şekilde yeniden düzenlenmesi, cildin bu geçiş sürecine daha sağlıklı  uyum sağlaması için çok önemlidir" dedi.

Dermatoloji Uzmanı Dr. Name Cemşitoğlu, bahar aylarında cilt sağlığı için dikkat edilmesi gereken 7 kuralı anlattı.
1. Cildinizi günde iki kez temizleyin. Özellikle akşam temizliği; makyaj, güneş koruyucu ve gün boyunca biriken çevresel kirletici etkenlerin uzaklaştırılması açısından önemli.
2. Güneşten korunmayı rutin haline getirin. Bahar aylarında UV ışınlarının yoğunluğu artmaya başlıyor ve bu durum ciltte fotoaging (ışığa bağlı yaşlanma) ile pigmentasyon artışına, yani cilt lekelerinin gelişimine yol açabiliyor.

3. Mevsime uygun nemlendirici kullanın. Cilt bariyerinin sağlıklı olması, çevresel faktörlere karşı cildin direncini artırıyor. Ancak kış aylarında kullanılan yoğun ve yağ bazlı nemlendiriciler, bahar aylarında bazı cilt tiplerine ağır gelebiliyor ve gözeneklerin tıkanmalarına neden olabiliyor.
4. Mevsim geçişlerinde, cilt yüzeyinde biriken ölü hücreler, cildin mat ve cansız görünmesine yol açabiliyor. Cilt sağlığı için haftada 1-2 kez nazik peeling uygulamalarını önerdiklerine işaret etti.

5. Günde 2-2.5 litre su için. Yeterli sıvı alımı, vücudun genel metabolik fonksiyonlarının yanı sıra cilt sağlığı için de önem taşıyor.

6. Cilt bariyerini destekleyen içerikleri tercih edin. Mevsim geçişleri bazı kişilerde cilt hassasiyetini artırabiliyor. Bu nedenle cilt bakım ürünlerinde bariyer onarıcı içeriklerin bulunması fayda sağlayabilir. Güçlü bir cilt bariyeri cildin çevresel stres faktörlerine karşı daha dirençli olmasını sağlar. Seramidler, niasinamid, panthenol ve hyaluronik asit gibi içerikler cildimizin üst tabakasında bariyer fonksiyonunu destekleyerek, ciltten su kaybını azaltmaya yardımcı olur.

7. Cildi tahriş edebilen ürünlerden kaçının. Alkol oranı yüksek tonikler, yoğun parfüm içeren kozmetikler veya aşındırıcı peeling ürünleri bazı ciltlerde hassasiyeti artırabiliyor. Özellikle mevsim geçişlerinde cilt bariyeri daha kırılgan hale gelebileceği için bu tür ürünlerden kaçınılması öneriliyor.

Yağışlar İstanbul'daki barajlara yaradı

İstanbul'da etkili olan yağışlı havanın ardından megakente su sağlayan barajlardaki doluluk oranı yüzde 71,7 oldu   

04.05.2026 17:29:00
İHA
Yağışlar İstanbul'daki barajlara yaradı
Yağışlar İstanbul'daki barajlara yaradı
Megakent İstanbul'da hafta sonu soğuk ve yağış hava etkili oldu. Özellikle dün gün boyu etkili olan yağışlı havanın ardından barajlarda doluluk oranı bir nebze olsun yükseldi. İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) verilerine göre barajlardaki genel doluluk oranı yüzde 71,7'ye yükseldi. Dün ise bu oran 71,35 olarak kayıtlara geçmişti. Öte yandan en dolu baraj yüzde 94,86 ile Ömerli, en az doluluk oranına sahip baraj ise yüzde 46,11'le Istrancalar oldu.

İSKİ'nin verilerine göre 4 Mayıs  itibarıyla İstanbul'da baraj doluluk oranları şöyle:

Ömerli Barajı: Yüzde 94,86

Darlık Barajı: Yüzde 89,37

Elmalı Barajı: Yüzde 94,37

Terkos Barajı: Yüzde 58,73

Alibey Barajı: Yüzde 67,28

Büyükçekmece Barajı: Yüzde 56,83

Sazlıdere Barajı: Yüzde 46,11

Istrancalar Barajı: Yüzde 46,83

Kazandere Barajı: Yazde 60,08

Pabuçdere Barajı: Yüzde 60,34

Hastaneye kaldırılan aileden acı haber

Mersin'in Bozyazı ilçesinde memleketine gelen polis memuru baba, eşi ve 2 çocuğu mide bulantısı, kusma şikayetiyle hastaneye kaldırıldı. Hastanede tedavi altına alınan aileden 2 çocuk hayatını kaybetti

04.05.2026 15:08:00
İhlas Haber Ajansı
Hastaneye kaldırılan aileden acı haber
Hastaneye kaldırılan aileden acı haber
Olay, Bozyazı ilçesi Tekmen Mahallesi Tüllüler Sokak'ta meydana geldi. Alınan bilgiye göre, Karaman İl Emniyet Müdürlüğü kadrosunda görev yapan polis memuru M.T. (39), eşi E.T. (33), çocukları A.T. (7) ve Ö.S.T. (4) ile hafta sonu memleketi Mersin'in Bozyazı ilçesine geldi. Yakınlarında kalan aile rahatsızlanınca, kusma ve mide bulantısı nedeniyle haber verilen sağlık ekipleri, aileyi hastaneye sevk etti. Hastaneye kaldırılan aileden önce Ö.S.T., ardından A.T. yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Anne ve baba ambulansla Mersin Şehir Hastanesi'ne sevk edildi.

Olayla ilgili savcılık ve jandarma ekipleri tarafından incelemelerin sürdürüldüğü bildirildi.

Gaziantep ve Şanlıurfa'yı fırtına vurdu. Bir kişi öldü, çok sayıda yaralı var

Gaziantep ve Şanlıurfa'da şiddetli rüzgarın etkisiyle ağaçlar devrildi, bazı binaların çatıları uçarken, sokakta park halindeki araçlar büyük zarar gördü. Şanlıurfa'da bir kişi hayatını kaybederken, çok sayıda kişi yaralandı. Gaziantep'te ise olumsuz hava koşullarından kaynaklı kazalarda 23 kişi yaralandı.

03.05.2026 21:27:00
İhlas Haber Ajansı
Gaziantep ve Şanlıurfa'yı fırtına vurdu. Bir kişi öldü, çok sayıda yaralı var
Gaziantep ve Şanlıurfa'yı fırtına vurdu. Bir kişi öldü, çok sayıda yaralı var
Gaziantep ve Şanlıurfa'yı fırtına vurdu. Bir kişi öldü, çok sayıda yaralı var IHA
Gaziantep genelinde öğle saatlerinden sonra "süper hücre" fırtınası etkili oldu. Bir anda bastıran ve kısa sürede etkili olan fırtına kentin pek çok noktasında hayatı adeta felç etti.

Süper hücrenin etkisiyle aynı anda bastıran yağmur, dolu, hortum ve fırtına cadde ve sokaklar ile köprü altlarını göle çevirdi.

Gaziantep ve Şanlıurfa'yı fırtına vurdu. Bir kişi öldü, çok sayıda yaralı var 1IHA
Etkili olan yağmur, dolu ve fırtına sonrası çatılar uçtu, dereler taştı, ağaçlar kökünden söküldü. Hortumun da oluştuğu kentte sel meydana gelirken, araçlar zarar gördü.

Gaziantep ve Şanlıurfa'yı fırtına vurdu. Bir kişi öldü, çok sayıda yaralı var 2Anadolu Ajansı
Türkiye Olimpik Hazırlık Merkezi (TOHM) binasının çatısının uçması sonucu yaralanan 3 kişi hastaneye kaldırıldı.

Gaziantep ve Şanlıurfa'yı fırtına vurdu. Bir kişi öldü, çok sayıda yaralı var 3Anadolu Ajansı
Gaziantep Valiliğinden yağışlarla ilgili yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"Büyükşehir Belediyemiz tarafından tedbirler alınmakta ve çalışmalar devam etmekle birlikte ilimizde etkili olan yoğun yağış ve fırtına nedeniyle Alleben Deresi üzerinde yer yer su taşkınları meydana gelmiştir. Vatandaşlarımızın herhangi bir olumsuz durumla karşılaşmamaları açısından yağış etkisini kaybedene ve dere akışı normale dönene kadar hem Alleben Deresi hem de diğer dere yataklarına ve su akışının yoğun olduğu bölgelere yakın olan yerlerden uzak durmaları ve dikkatli olmaları gerekmektedir."

Şiddetli rüzgarın etkisiyle Birecik Köprüsü'nde seyir halindeki bir yük kamyoneti yan yattı. Fırtına nedeniyle duba restoranların halatları koparken, bir caminin minaresi yıkıldı. Devrilen ağaçlar ise araçlarda maddi hasara yol açtı.

Fırtına sonucu bir binanın çatısından kopan güneş paneli, otomobilin üzerine devrildi. Kazada otomobilde bulunan Nur Çakmak (22) ağır yaralandı. Vatandaşların ve polislerin çabalarıyla otomobilden güçlükle çıkarılan Çakmak, kaldırıldığı Birecik Devlet Hastanesi'nde yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

Gaziantep ve Şanlıurfa'yı fırtına vurdu. Bir kişi öldü, çok sayıda yaralı var.

Arnavutköy'de rüzgar nedeniyle minaresi sallanan caminin yakınındaki 2 bina boşaltıldı

İstanbul'un Arnavutköy ilçesinde şiddetli rüzgar nedeniyle minaresi sallanan caminin yakınındaki 2 bina önlem amaçlı boşaltıldı

03.05.2026 19:45:00
AA
Arnavutköy'de rüzgar nedeniyle minaresi sallanan caminin yakınındaki 2 bina boşaltıldı
Arnavutköy'de rüzgar nedeniyle minaresi sallanan caminin yakınındaki 2 bina boşaltıldı
İstanbul'un Arnavutköy ilçesinde şiddetli rüzgar nedeniyle minaresi sallanan caminin yakınındaki 2 bina önlem amaçlı boşaltıldı.

Yavuz Selim Mahallesi'ndeki Berat Camisi'nin minaresi şiddetli rüzgarın etkisiyle sallanmaya başladı.

Çevredeki vatandaşların bildirmesi üzerine olay yerine polis ve zabıta ekipleri sevk edildi.

Ekipler çevrede güvenlik önlemi alırken, caminin yanındaki 2 bina önlem amaçlı tahliye edildi.

Ekiplerin bölgedeki çalışmaları sürüyor.

Kurban Bayramı tatili kaç gün olacak? Bakan Ersoy'a soruldu

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Kurban Bayramı tatilinin dokuz güne çıkarılıp çıkarılmayacağına dair soruyu yanıtladı

03.05.2026 17:21:00
Haber Merkezi
Kurban Bayramı tatili kaç gün olacak? Bakan Ersoy'a soruldu
Kurban Bayramı tatili kaç gün olacak? Bakan Ersoy'a soruldu
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Aydın'da düzenlenen Türkiye Kültür Yolu Festivali'nde gazetecilerle bir araya geldi.

Bakan Ersoy, konuya ilişkin gelen soru üzerine "Dokuz günlük tatil turizm açısından gayet olumlu olur. Ama bu kabinede tartışılıp alınacak bir karar" dedi.

Kurban Bayramı 27 Mayıs'ta başlayacak, 30 Mayıs'ta bitecek. 2016, 2018, 2019, 2021, 2023, 2024 yıllarında Kurban Bayramı tatilinin dokuz güne çıkarılması kararlaştırılmıştı.

Kabine Toplantısı için henüz belirlenmiş bir tarih yok.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.