Dış politik olayların yoğunluğu yüzünden çok istediğimiz halde iç politikadaki ufuksuzluklara maalesef bir süre daha el atamayacağız.
Lâf aramızda, etrafta bu durumdan memnun olanlar hayli çoğunlukta ki onlar da suskunluklarını koruyup, eskiden olduğu gibi telefon ve elektronik posta yoluyla bile olsa fikrimize hiç müracaat etmiyorlar. Sağlık olsun.
Ama biz Amerika ile uğraşırken içerde AB'nin istediği Anayasa değişiklikleri gözden sürme çekilir gibi komisyondan geçiriliverdi. "Kimse" Kürtçeye, kıyak emekliliğe, parti kapatmanın zorlaştırılmasına, yıkıcı ve bölücü düşüncenin önünün açılmasına ses çıkarmadı.
"Kimse" parantezinin içini açmama, üzerimdeki yoğun baskı engel.. Erbâbı anlar.
Amerika son derece dramatik bir biçimde en başa döndü.
Digital teknoloji ile uzayda füze kalkanı projesini gündeme getirmeye çalışırken çakı ile kaçırılan uçaklarda gırtlak gırtlağa boğuşma başlayan bir ilkel savaşın içinde buldu kendini.
Olayın adı "Gayri Nizamî Savaş"tır. Zenginin teknolojisi ve nükleer silâhı ile nizamî birlikleri; fakat fakirin, güçsüz ve çaresizin biyolojik ve kimyasal silâhı ile gayri nizamî savaş teknikleri vardır elinde.
Terör ve Gerilla yöntemleri, bu savaşın bakış açınıza göre dışarıya farklı yansıyan, farklı isimlendirdiğiniz teknikleridir.
Gerilla, mücahit'tir. İşgal edilmiş vatanının bağımsızlığı gibi kutsal bir gaye için savaşır. Terörist ise aynı teknikleri kullanmakla birlikte kurulu düzene başkaldıran, hakim otoriteyi yıpratmaya, devletin ülkesi ve milleti ile bütünlüğünü bozmaya uğraşır.
Devlet'seniz, teröriste karşı ülke bütünlüğünü korumak için yaptığını uğraşın adı "Kontrterör=Karşı terör"dür.
Yok eğer teröristten yanaysanız, onun uğraşına kutsal bir gaye atfeder ve kolaylıkla yaptığı işi gerilla, ona karşı yapılan faaliyeti de son derece yanlış bir şekilde "kontrgerilla" olarak isimlendirebilirsiniz. Yanılgı içinde değilseniz, soyut bir takım kavramlar uğruna art niyetlisiniz, kafa karıştırmaya, mide bulandırmaya niyetlisiniz demektir.
Tıpkı Ecevit'in 70'li yılların ikinci yarısında yaptığı gibi.
Onun için muhteremin 30 sene sonra şimdi "Düşünün ki binlerce kişiyi öldürüp, bütün dünyaya savaş ilanı gibi duran bu terör eylemi bir tek silah atılmadan gerçekleştirildi. Saldırganlar bir tek el silah atmadan dünyanın en güçlü ülkesini kalbinden vurdu, binalar yıkıldı, insanlar öldü. Yepyeni bir durumla karşı karşıyayız. Çağımızda terörist saldırılar çok kolay, bunlara karşı savunma da çok zor ve pahalı bir hale geldi. Son saldırı, şimdiye dek izlenen politikaların artık etkili olmadığını göstermiş oldu. Demek ki bizlerin, demokratik toplumların, teröre karşı ülkelerin de buna karşı yeni stratejiler, yeni güvenlik politikaları geliştirmemiz gerekiyor" noktasına gelmiş olmasının en ufak bir kıymet-i harbiyesi yoktur.
Terör onların romantik isimlendirmeleri ve duygusal yaklaşımlarının suladığı hoşgörü ve barış vahasında serpilip büyümüştür.
Bu Türkiye'nin savaşı değildir.
Kamuoyu TBMM toplantıda olmadığı için oradan görüntü alamıyor ama Bush'un Senato'da yaptığı "muhteşem" konuşmanın rüzgârıyla teshir edilmeye çalışılıyor.
Bush saçmalamıştır kıymetli okuyucu.
"Ya bizimlesiniz, ya teröristlerle" demiş Bush.
İkisine de kocaman hayır. Bu ülke, devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü hedefleyen "bölücü terör"e karşı tam on beş yıl savaşmış, otuz bin şehit vermiştir.
İngilizce "Crusade"ın karşılığını bilen Bush, Türkçe "Şehit"in anlamını da öğrenmelidir.
Biz hemen teröre karşıyız, hem Bush'un kendi "kirli" Crusade'ine.
Ecevit de diyor ki; "Bana savaştan bahsetmeyin".
Ona da hayır... Dünya savaştan bahsederken, hükümetiniz Nato senedinin 5'inci maddesinin altına imza atmışken, Dışişleri Bakanınız "Türkiye en ön safta yer alacak" derken; IMF başkanı Köhler; "Terörle mücadelede en ön safta yer alacak olan Pakistan ve Türkiye'ye öncelikli yardım yapılacağından" söz ederken Ecevit kimden neyi kaçırmaya çalışıyor?
Bush, Köhler ve diğerleri Türkiye 15 yıl boyunca 30 bin şehit verirken neredeydi? O zaman neden "Ya Türkiye'nin yanındasınız, ya terörün" dememişlerdi?
Şu an terör konusunda alnı en ak, ama "müttefikleri"nin ise yüzünün hep kara, kapkara olduğu tek ülke Türkiye'dir. Türkiye'nin kızıl, kara, yeşil rengârenk teröristlerinin hepsi yıllar boyu Norveç, İsveç, İsviçre(tarafsız), Hollanda, Belçika, Yunanistan, Fransa, Almanya, İtalya yâni Nato'lu müttefikler tarafından pışpışlanıp, beslenip el bebek-gül bebek büyütülmemişler midir?
İş; bunu haykıracak "yürekli" lider bulmak, haysiyetli politika üretmek noktasına gelip dayanmıştır.
Mevcutlardan ümidiniz var mı ey millet?
Lâf aramızda, etrafta bu durumdan memnun olanlar hayli çoğunlukta ki onlar da suskunluklarını koruyup, eskiden olduğu gibi telefon ve elektronik posta yoluyla bile olsa fikrimize hiç müracaat etmiyorlar. Sağlık olsun.
Ama biz Amerika ile uğraşırken içerde AB'nin istediği Anayasa değişiklikleri gözden sürme çekilir gibi komisyondan geçiriliverdi. "Kimse" Kürtçeye, kıyak emekliliğe, parti kapatmanın zorlaştırılmasına, yıkıcı ve bölücü düşüncenin önünün açılmasına ses çıkarmadı.
"Kimse" parantezinin içini açmama, üzerimdeki yoğun baskı engel.. Erbâbı anlar.
Amerika son derece dramatik bir biçimde en başa döndü.
Digital teknoloji ile uzayda füze kalkanı projesini gündeme getirmeye çalışırken çakı ile kaçırılan uçaklarda gırtlak gırtlağa boğuşma başlayan bir ilkel savaşın içinde buldu kendini.
Olayın adı "Gayri Nizamî Savaş"tır. Zenginin teknolojisi ve nükleer silâhı ile nizamî birlikleri; fakat fakirin, güçsüz ve çaresizin biyolojik ve kimyasal silâhı ile gayri nizamî savaş teknikleri vardır elinde.
Terör ve Gerilla yöntemleri, bu savaşın bakış açınıza göre dışarıya farklı yansıyan, farklı isimlendirdiğiniz teknikleridir.
Gerilla, mücahit'tir. İşgal edilmiş vatanının bağımsızlığı gibi kutsal bir gaye için savaşır. Terörist ise aynı teknikleri kullanmakla birlikte kurulu düzene başkaldıran, hakim otoriteyi yıpratmaya, devletin ülkesi ve milleti ile bütünlüğünü bozmaya uğraşır.
Devlet'seniz, teröriste karşı ülke bütünlüğünü korumak için yaptığını uğraşın adı "Kontrterör=Karşı terör"dür.
Yok eğer teröristten yanaysanız, onun uğraşına kutsal bir gaye atfeder ve kolaylıkla yaptığı işi gerilla, ona karşı yapılan faaliyeti de son derece yanlış bir şekilde "kontrgerilla" olarak isimlendirebilirsiniz. Yanılgı içinde değilseniz, soyut bir takım kavramlar uğruna art niyetlisiniz, kafa karıştırmaya, mide bulandırmaya niyetlisiniz demektir.
Tıpkı Ecevit'in 70'li yılların ikinci yarısında yaptığı gibi.
Onun için muhteremin 30 sene sonra şimdi "Düşünün ki binlerce kişiyi öldürüp, bütün dünyaya savaş ilanı gibi duran bu terör eylemi bir tek silah atılmadan gerçekleştirildi. Saldırganlar bir tek el silah atmadan dünyanın en güçlü ülkesini kalbinden vurdu, binalar yıkıldı, insanlar öldü. Yepyeni bir durumla karşı karşıyayız. Çağımızda terörist saldırılar çok kolay, bunlara karşı savunma da çok zor ve pahalı bir hale geldi. Son saldırı, şimdiye dek izlenen politikaların artık etkili olmadığını göstermiş oldu. Demek ki bizlerin, demokratik toplumların, teröre karşı ülkelerin de buna karşı yeni stratejiler, yeni güvenlik politikaları geliştirmemiz gerekiyor" noktasına gelmiş olmasının en ufak bir kıymet-i harbiyesi yoktur.
Terör onların romantik isimlendirmeleri ve duygusal yaklaşımlarının suladığı hoşgörü ve barış vahasında serpilip büyümüştür.
Bu Türkiye'nin savaşı değildir.
Kamuoyu TBMM toplantıda olmadığı için oradan görüntü alamıyor ama Bush'un Senato'da yaptığı "muhteşem" konuşmanın rüzgârıyla teshir edilmeye çalışılıyor.
Bush saçmalamıştır kıymetli okuyucu.
"Ya bizimlesiniz, ya teröristlerle" demiş Bush.
İkisine de kocaman hayır. Bu ülke, devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü hedefleyen "bölücü terör"e karşı tam on beş yıl savaşmış, otuz bin şehit vermiştir.
İngilizce "Crusade"ın karşılığını bilen Bush, Türkçe "Şehit"in anlamını da öğrenmelidir.
Biz hemen teröre karşıyız, hem Bush'un kendi "kirli" Crusade'ine.
Ecevit de diyor ki; "Bana savaştan bahsetmeyin".
Ona da hayır... Dünya savaştan bahsederken, hükümetiniz Nato senedinin 5'inci maddesinin altına imza atmışken, Dışişleri Bakanınız "Türkiye en ön safta yer alacak" derken; IMF başkanı Köhler; "Terörle mücadelede en ön safta yer alacak olan Pakistan ve Türkiye'ye öncelikli yardım yapılacağından" söz ederken Ecevit kimden neyi kaçırmaya çalışıyor?
Bush, Köhler ve diğerleri Türkiye 15 yıl boyunca 30 bin şehit verirken neredeydi? O zaman neden "Ya Türkiye'nin yanındasınız, ya terörün" dememişlerdi?
Şu an terör konusunda alnı en ak, ama "müttefikleri"nin ise yüzünün hep kara, kapkara olduğu tek ülke Türkiye'dir. Türkiye'nin kızıl, kara, yeşil rengârenk teröristlerinin hepsi yıllar boyu Norveç, İsveç, İsviçre(tarafsız), Hollanda, Belçika, Yunanistan, Fransa, Almanya, İtalya yâni Nato'lu müttefikler tarafından pışpışlanıp, beslenip el bebek-gül bebek büyütülmemişler midir?
İş; bunu haykıracak "yürekli" lider bulmak, haysiyetli politika üretmek noktasına gelip dayanmıştır.
Mevcutlardan ümidiniz var mı ey millet?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Hüseyin Mümtaz / diğer yazıları
- Ekonomi, İslam ve Rusya / 01.04.2006
- Küresel aktörler, bölgesel piyonlar / 20.12.2005
- 'Namkör' kedi / 16.07.2002
- Cılkı çıkan siyaset / 15.07.2002
- İsmail Cem'in sakladıkları / 14.07.2002
- Cem fotoğrafları / 13.07.2002
- Vitesten atan siyaset / 12.07.2002
- Freni patlayan siyaset / 11.07.2002
- "Nankör kedi" / 10.07.2002
- "Bindir bir alamete" politikası / 09.07.2002
- Küresel aktörler, bölgesel piyonlar / 20.12.2005
- 'Namkör' kedi / 16.07.2002
- Cılkı çıkan siyaset / 15.07.2002
- İsmail Cem'in sakladıkları / 14.07.2002
- Cem fotoğrafları / 13.07.2002
- Vitesten atan siyaset / 12.07.2002
- Freni patlayan siyaset / 11.07.2002
- "Nankör kedi" / 10.07.2002
- "Bindir bir alamete" politikası / 09.07.2002




























































































