Yunan uzmanlardan Atina'ya eleştiri
Türkiye ve Yunanistan Ege'de olduğu gibi Doğu Akdeniz'de de deniz yetki alanlarına ilişkin anlaşmazlıklar yaşarken tüm adaların ana kara kadar kıta sahanlığına sahip olduğu yönündeki dayanaksız Yunan tezi, bazı Yunan uzman ve siyasiler tarafından bile eleştiri konusu ediliyor





Yıllardır alıştığımız "Ege'de sular ısındı" kalıbının Doğu Akdeniz'e de sıçraması ve işin içine hidrokarbon kaynaklarının da girmesiyle Türkiye ile Yunanistan arasında onlarca yıldır çözülememiş sorunlar tekrar gün yüzüne çıktı. İki ülke arasında deniz yetki alanlarına ilişkin yaşanan anlaşmazlıklar son aylarda Yunanistan gündeminin ilk sıralarında yer aldı. Türkiye'nin Libya ile Kasım 2019'da imzaladığı Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası Atina'nın büyük tepkisine yol açmıştı. Atina, bu anlaşmayı tanımadığını defalarca dile getirip, dünyadan da bu konuda destek istemişti. Türkiye karşısında elini güçlendirmek amacıyla Haziran ayında İtalya ve ağustos ayında Mısır ile deniz yetki alanlarını belirlemeye yönelik anlaşmalar imzaladı. Yunanistan'ın en son Mısır ile imzaladığı anlaşma için Ankara "Bizim için yok hükmündedir" diyerek tepkisini ortaya koydu. Türkiye'nin, Oruç Reis Sismik Araştırma Gemisi'nin Doğu Akdeniz'deki çalışmaları için 23 Ağustos'a kadar geçerli Navtex ilan etmesi ise Atina'nın tepkisine yol açtı.
Atina'ya içeriden eleştiri
Atina'nın süreci idare biçimine Yunanistan'daki uzmanlar ve siyasilerden bile tepki geliyor. Tepki gösterenlerden biri olan SYRIZA döneminin Dışişleri Eski Bakanı Nikos Kocyas, Yunanistan'ın, Mısır ile imzaladığı anlaşma ile bir çok tavizde bulunduğunu; anlaşmanın Yunanistan'ın elini güçlendirmek yerine, Türkiye'nin tezlerini güçlendiren detaylar barındırdığını savundu. Muhalefetteki bazı partiler de anlaşmanın acele ile yapılmasının ve "kısmi" bir anlaşma olmasının Yunanistan açısından sakıncalarına işaret etti. Yunan uzmanlardan da benzer açıklamalar geliyor. Pandion Üniversitesi Uluslararası İlişkiler ve Çatışma Analiz ve Çözümü Bölümü'nden Aleksis Iraklidis, Atina'nın yıllardır iç kamuoyuna yansıttığı "Ege'nin bir Yunan gölü" olduğuna ilişkin algının doğru olamayacağını vurguladı. Yunanistan'ın ulusal hava sahasını 10 mile çıkarmak isteğinin de uluslararası hukuka aykırı olduğunu dile getirdi. İraklidis, Doğu Akdeniz'de de Türkiye'nin sahil şeridi uzunluğuna işaret ederek, Atina'nın Türkiye'yi görmezden gelen politikasını eleştirdi. Ayrıca, Uluslararası Mahkemelerin anakaraların orta çizgisinin ters tarafında bulunan adalara ya hiç deniz yetki alanı vermediğini ya da az verdiğini hatırlattı ve Türkiye'nin saldırgan olmadığını vurguladı. Uluslararası Hukuk Profesörü ve Dışişleri Eski Bakan Yardımcısı Hristos Rozakis de uluslararası hukuk ve deniz hukukunda Yunanistan'ın, adaların yüzde 100 yetki alanına sahip olacağına dair görüşün karşılık bulamayabileceğini ve Meis'e muhtemelen çok kısıtlı bir yetki alanı verileceğini kaydetti. Öte yandan Yunanistan'ın Mısır ile imzaladığı ve Türkiye'nin yok hükmünde saydığı anlaşmanın Yunan Parlamentosu'nun onayına 26 Ağustos sunulması öngörülüyor.












































































