logo
20 EYLÜL 2026

Zonguldak'ta kaçak ocakta göçük: 1 ölü

04.05.2007 00:00:00
 
Zonguldak'ta kaçak kömür ocağında meydana gelen göçükte toprak altında kalan işçi hayatını kaybetti. 19 yaşındaki işçinin cesedi yaklaşık 7 saat sonra çıkarılabildi. Zonguldak merkeze bağlı Gelik beldesi Esenler mahallesi 300 mevkiinde, A.A'ya ait olduğu belirtilen kaçak kömür ocağında, tavan kısmından toprak kayması sonucu göçük meydana geldi. Göçük altında kalan Sedat Çiv'in (19) cesedi, yaklaşık 7 saat süren çalışmanın ardından vatandaşlar tarafından ocaktan çıkarılırken, göçükte kalan Çiv'in birlikte çalıştığı öğrenilen babası Erdoğan Çiv'in kaçarak göçük altında kalmaktan kurtulduğu belirtildi.Hayatını kaybeden Sedat Çiv'in cenazesi, Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı. Olayla ilgili inceleme başlatılırken, ocak sahibi A.A'nın arandığı, ölen Çiv'in babası Erdoğan Çiv'in de ifadesine başvurulacağı belirtildi.

Tahir Sarıkaya'nın mali trafiği incelemeye alındı

Tutuklu Tahir Sarıkaya'nın banka hesap hareketleri, MASAK verileri üzerinden KOM birimlerince incelendi. Hazırlanan raporda Sarıkaya'nın hesaplarında 2017-2026 yılları arasında 101 milyon 932 bin 207 TL para girişi ve 134 milyon 170 bin 972 TL para çıkışı olmak üzere toplam 236 milyon 103 bin 179 TL'lik hareket tespit edildi.

20.09.2026 18:03:00
İhlas Haber Ajansı
 
Tahir Sarıkaya'nın mali trafiği incelemeye alındı
Tahir Sarıkaya'nın mali trafiği incelemeye alındı
Tutuklu Tahir Sarıkaya'nın banka hesap hareketleri, MASAK verileri üzerinden KOM birimlerince incelendi. Hazırlanan raporda Sarıkaya'nın hesaplarında 2017-2026 yılları arasında 101 milyon 932 bin 207 TL para girişi ve 134 milyon 170 bin 972 TL para çıkışı olmak üzere toplam 236 milyon 103 bin 179 TL'lik hareket tespit edildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığını soruşturması kapsamında tutuklu bulunan Tahir Sarıkaya'nın banka hesap hareketleri, MASAK verileri üzerinden KOM birimlerince incelendi. Hazırlanan Mali Veri İnceleme Raporu'nda para girişlerinin 69 milyon 649 bin 61 TL'lik, para çıkışlarının ise 106 milyon 524 bin 970 TL'lik bölümünün işlem açıklamaları ve Sarıkaya'nın mali profili yönünden "izaha muhtaç şüpheli para transferi" olarak değerlendirildiği belirtildi.

Kripto para ve şirket hesaplarına yönelik inceleme



İncelemede Sarıkaya'nın Paribu Teknoloji A.Ş. hesabından 499 işlemle 21 milyon 409 bin 825 TL aldığı, aynı platforma 320 işlemde 27 milyon 569 bin TL gönderdiği tespit edildi. Raporda, toplam 48 milyon 978 bin TL'lik bu hareket "şüpheli kripto para hareketi" olarak değerlendirildi.
Sarıkaya'nın Kıbrıs'ta faaliyet gösteren bazı otel şirketlerine yaptığı transferler de raporda yer aldı. Grand Sapphire Resort Ltd.'ye 23 işlemde 2 milyon 407 bin 400 TL, Merit Kıbrıs Turizm Limited'e ise 5 işlemde toplam 500 bin TL gönderildiği, Merit Kıbrıs'tan da Sarıkaya'nın hesabına 420 bin TL geldiği kaydedildi.

Eşinin ortak olduğu şirketlerde 560 milyon TL'lik hareket

Raporda ayrıca Sarıkaya'nın eşi Rabia Arslan Sarıkaya'nın ortaklığının bulunduğu iki şirketin hesap hareketleri de incelendi. 2020-2026 döneminde şirketlerin hesaplarında toplam 560 milyon 822 bin 423 TL'lik para hareketi tespit edildi. Raporda, şirketlerden Madamra Tekstil'in banka hareketleri ile son üç yıllık vergi matrahı arasında uyumsuzluk bulunduğu değerlendirilerek şirket hakkında ayrıca vergi incelemesi yapılması gerektiği belirtildi.

"Gazetecilik geliriyle bağdaşmıyor" değerlendirmesi

Mali Veri İnceleme Raporu'nun sonuç bölümünde, Sarıkaya'nın hesaplarındaki yüksek tutarlı para hareketlerinin önemli bölümünün işlem açıklamalarının yetersiz olduğu belirtildi. Raporda, tespit edilen para trafiğinin ücretli gazetecilik geliriyle bağdaşmadığı yönünde değerlendirmeye yer verilirken, kesin sonuca bankacılık veya mali bilirkişi incelemesiyle ulaşılabileceği kaydedildi.

Eurofighter Typhoon uçak bakım tesisleri incelendi

Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Eurofighter Typhoon tedarik projesi kapsamında uzman personelden oluşan heyetin İngiltere'deki Kraliyet Hava Kuvvetleri Coningsby Hava Üssü'nde uçak bakım tesislerini incelediğini bildirdi

20.09.2026 15:53:00
İhlas Haber Ajansı
 
Eurofighter Typhoon uçak bakım tesisleri incelendi
Eurofighter Typhoon uçak bakım tesisleri incelendi
MSB, Eurofighter Typhoon savaş uçağı tedarik projesi kapsamında Hava Kuvvetleri Komutanlığı Uçak Bakım Çalışma Grubu ve Askeri Fabrikalar Genel Müdürlüğü personelinden oluşan heyetin, İngiltere'deki Coningsby Hava Üssü'nde uçak bakım tesislerini incelediğini açıkladı.

Konuya ilişkin Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, "Hava Kuvvetlerimizin modernizasyon çalışmaları kapsamında Birleşik Krallık ile yürütülen Eurofighter Typhoon tedarik projesi çalışmaları devam ediyor.

Bakanlığımız, Hava Kuvvetleri Komutanlığı Uçak Bakım Çalışma Grubu ve Askeri Fabrikalar Genel Müdürlüğümüzden oluşan uzman personelimizin katılımıyla 15-17 Eylül tarihleri arasında Kraliyet Hava Kuvvetleri Coningsby Hava Üssündeki uçak bakım tesisleri incelendi. Gerçekleştirilen bu stratejik ziyaret; bakım-idame süreçlerinin planlanması, teknik altyapı uyumu ve ortak iş birliğinin güçlendirilmesi yolunda önemli bir adım oldu" ifadelerine yer verildi.

Kandil başka konuşuyor, Meclis başka

Kandil’den peş peşe gelen açıklamalar ile TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un “ayrılıkçı dil kullanılmasın” uyarısı, yürütülen sürecin taraflar açısından aynı anlama gelmediğini bir kez daha ortaya koydu

20.09.2026 15:30:00
Haber Merkezi
 
Kandil başka konuşuyor, Meclis başka
Kandil başka konuşuyor, Meclis başka
Kandil'den peş peşe gelen açıklamalar ile TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un "ayrılıkçı dil kullanılmasın" uyarısı, yürütülen sürecin taraflar açısından aynı anlama gelmediğini bir kez daha ortaya koydu.

Kamuoyunda "Terörsüz Türkiye" ve yeni çözüm süreci olarak tartışılan süreçte, Ankara ile Kandil'den gelen mesajlar arasındaki fark dikkat çekiyor.

KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanı Cemil Bayık, 18 Eylül'de yaptığı açıklamada sürecin ilerlemesi için KCK yöneticilerinin İmralı'ya giderek Abdullah Öcalan ile doğrudan görüşmesi gerektiğini savundu. Bayık, bunun gerçekleşmemesi halinde sürecin sağlıklı ilerlemeyeceğini söyledi.

Bayık bununla da yetinmedi. Öcalan'ın özgür bırakılmaması halinde silah bırakmayacaklarını ve Türkiye'ye dönmeyeceklerini ifade ederken, siyasi ve hukuki alanda somut değişiklikler yapılmasını da istedi.

Ankara'nın mesajı ise farklı

Bu açıklamaların hemen ardından TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, 19 Eylül'de Kırşehir'de yaptığı konuşmada sürecin Türkiye'nin birlik ve bütünlüğü temelinde yürütülmesi gerektiğini vurguladı.

Kurtulmuş, "Bundan sonra Türkiye'de kimsenin ayrılıkçı bir şekilde konuşmasını istemiyoruz. Kimsenin de ayrımcı bir dil kullanmasını istemiyoruz" dedi. Ayrıca sürecin TBMM tarafından takip edileceğini ve 1 Ekim'den sonra bütün partilerin katılımıyla bir komisyon kurulacağını açıkladı.

Kurtulmuş'un açıklamasında dikkat çeken bir başka nokta ise hazırlanan yasanın ülkenin birliğini ve milli bütünlüğünü tehdit edecek herhangi bir hüküm içermediğinin özellikle vurgulanması oldu.

Peki aynı süreçten iki farklı beklenti mi çıkıyor?

Ortaya çıkan tablo şu soruyu gündeme getiriyor: Ankara "ayrılıkçı dil olmasın" derken, Kandil neden Öcalan'ın özgürlüğünü, İmralı'da doğrudan görüşmeyi ve yeni hukuki-siyasi adımları sürecin ön şartları olarak ortaya koyuyor?

Bu soru, sürecin kamuoyuna anlatılan hedefleriyle Kandil tarafından dile getirilen beklentiler arasındaki farkı gösteriyor.

Kurtulmuş, "Terörsüz Türkiye" hedefini Türkiye'nin bütünlüğünü güçlendirecek bir proje olarak tanımlarken, Bayık'ın açıklamaları örgüt açısından sürecin yalnızca silah bırakma meselesinden ibaret olmadığını gösteriyor. Bayık, siyasi faaliyet, hukuk, cezaevleri, kayyumlar ve Öcalan'ın konumuna ilişkin talepleri aynı çerçevede sıralıyor.

"Açılım" tartışması yeniden gündemde

Geçmiş çözüm sürecinin ardından bugün yeniden başlayan tartışmanın temel sorularından biri de burada ortaya çıkıyor:

Devletin "terörsüz Türkiye" hedefi ile Kandil'in talepleri aynı noktada buluşuyor mu?

Kurtulmuş, "Bizim işimiz toparlamak, birleştirmek, büyütmektir" derken; Bayık, mevcut yaklaşımın örgütün beklentilerini karşılamadığını ve güven sorununun sürdüğünü söylüyor.

Dolayısıyla süreç ilerledikçe asıl tartışma, yalnızca "silah bırakılacak mı?" sorusuyla sınırlı kalmayacak gibi görünüyor. Türkiye'nin milli bütünlüğü, örgütün siyasi talepleri, Öcalan'ın konumu ve yapılması planlanan hukuki düzenlemelerin sınırları sürecin en kritik başlıkları olacak.

TBMM'nin 1 Ekim sonrasında kuracağı komisyonun, bu farklı beklentilerin nasıl yönetileceği konusunda belirleyici bir işlev üstlenmesi bekleniyor.

Kamuoyunun önündeki temel soru ise açık: Türkiye "terörsüzleşirken" süreç hangi tavizler ve hangi sınırlar içinde ilerleyecek?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM Genel Kurulu'na katılmak üzere ABD'ye gitti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu'na katılmak üzere "TUR" uçağıyla ABD'nin New York kentine hareket etti

20.09.2026 13:09:00
AA
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM Genel Kurulu'na katılmak üzere ABD'ye gitti
Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM Genel Kurulu'na katılmak üzere ABD'ye gitti
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı, Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi'nden Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İstanbul Valisi Davut Gül ile AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir uğurladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, eşi Emine Erdoğan'ın yanı sıra Adalet Bakanı Akın Gürlek, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç ile Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım da eşlik etti.

Kurulda 16. kez hitap edecek
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, yüksek düzeyli hafta olarak bilinen ve liderlerin konuşmalarının yer alacağı BM 81. Genel Kurulu'nun ilk günü olan 22 Eylül'de dördüncü sırada söz alması bekleniyor.

BM Genel Kurulu'na 16'ncı kez hitap edecek Erdoğan'ın konuşmasının ana gündem maddesinin İsrail'in Gazze'de uyguladığı soykırım, Filistin'in devlet olarak tanınması ve uluslararası alanda İsrail'e karşı atılacak adımlara ilişkin olması öngörülüyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın özellikle Gazze'deki duruma dikkati çekmesi, üye ülkelerden İsrail'in saldırılarına karşı durmalarını talep etmesi bekleniyor.

Zirve kapsamında devlet ve hükümet başkanlarıyla da görüşecek Erdoğan'ın, 23 Eylül'de de BM Genel Sekreteri İklim Etkinliği'nde konuşma yapması planlanıyor.

Nasıl gözünüzden kaçtı?

İYİ Parti Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez, SPK’nın tasfiye kapsamına aldığı fonlarda yaklaşık 515 bin yatırımcının 830 milyar TL’sinin bulunduğunu belirterek dikkat çeken bir hesaplama yaptı

20.09.2026 11:28:00
Haber Merkezi
 
Nasıl gözünüzden kaçtı?
Nasıl gözünüzden kaçtı?
515 bin yatırımcının parasının bulunduğu fonlarda tasfiye tartışması büyüyor. Turhan Çömez, 830 milyar TL'lik büyüklüğü "188 TIR" hesabıyla gündeme taşırken, eski MASAK Başkan Yardımcısı Ramazan Başak'ın "Tera'yı şikâyet ettiğim için iki kez gözaltına alındım" açıklaması denetim tartışmasını daha da büyüttü.

Sermaye piyasalarında fon krizi tartışması büyürken, gözler SPK denetimleri, yatırımcıların korunması ve kamu kurumlarının daha önce yapılan uyarılara nasıl karşılık verdiği sorularına çevrildi.

İYİ Parti Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez, SPK'nın tasfiye kapsamına aldığı fonlarda yaklaşık 515 bin yatırımcının 830 milyar TL'sinin bulunduğunu belirterek dikkat çeken bir hesaplama yaptı.

Çömez'e göre 830 milyar TL, 200 TL'lik banknotlarla yaklaşık 4 milyar 150 milyon adet banknota denk geliyor. Banknot ağırlığı üzerinden yapılan hesaplamada ise yaklaşık 4 bin 690 tonluk bir ağırlık ortaya çıkıyor. Çömez, 25 ton taşıma kapasiteli TIR'lar üzerinden bunun yaklaşık 188 TIR edeceğini söyledi.

Nasıl gözünden kaçtı?

Çömez, sosyal medya paylaşımında doğrudan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'i hedef alarak, "Bu paralar götürülürken nasıl gözünden kaçtı?" sorusunu yöneltti.

Çömez ayrıca yaklaşık 10 ay önce yapılan ve fon piyasasındaki manipülasyonların farkında olunduğuna ilişkin açıklamalara atıfta bulunarak, "Farkındaysanız neden önlem alınmadı?" sorusunu gündeme taşıdı.

Buradaki temel tartışma ise şu: Yüz binlerce yatırımcıyı ilgilendiren böylesine büyük bir finansal risk neden daha erken tespit edilemedi ve kamu denetimi neden zamanında sonuç vermedi?

ESKİ MASAK YÖNETİCİSİNDEN ÇARPICI İDDİA

Tartışmanın en dikkat çekici başlıklarından biri ise eski MASAK Başkan Yardımcısı Ramazan Başak'ın açıklamaları oldu.

Başak, Tera hakkında yaptığı şikâyetler ve yatırımcıları uyardığı paylaşımları nedeniyle iki kez gözaltına alındığını söyledi. Başak'ın kendi açıklamasına göre ilk işlemde kendisine banka itibarını zedeleme suçlaması yöneltildiğini, ikinci işlemde ise halkı yanıltıcı bilgi yayma ve piyasa manipülasyonu iddialarıyla gözaltına alındığını belirtti.

Başak, Tera ve bağlantılı olduğu iddia edilen para trafiği hakkında Vergi Denetim Kurulu, CİMER, SPK ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurular yaptığını da ifade etti.

"BEN UYARDIM, İKİ KEZ GÖZALTINA ALINDIM"

Başak'ın açıklamalarında dikkat çeken nokta, kamu kurumlarına yaptığı bildirimlerin ardından yaşadığını söylediği adli süreç.

Eski MASAK yöneticisi, yaptığı açıklamalarda kendisinin sorgulandığını ve hakkında adli kontrol, yurt dışına çıkış yasağı ve telefonuna el konulması gibi tedbirler uygulandığını belirtti. Bunlar Başak'ın kendi beyanlarıdır ve ilgili süreçlerin hukuki sonucunu ifade etmemektedir.

Başak ayrıca, kamu kurumlarına bildirdiğini söylediği iddialar hakkında yeterli işlem yapılmadığını savunarak, "Benim yaptığım şikâyetler dikkate alınmıyor, ama onların şikâyeti ile bana bunlar yaşatılıyor" şeklinde tepki gösterdi.

ASIL SORU: 515 BİN YATIRIMCI NASIL KORUNDU?

Fon krizinde tartışmanın merkezinde artık yalnızca fonların tasfiyesi değil, denetim mekanizmasının zamanında çalışıp çalışmadığı bulunuyor.

Çömez'in açıkladığı 515 bin yatırımcı ve 830 milyar TL rakamı, kamuoyunda "Bu büyüklükteki bir risk nasıl daha önce fark edilmedi?" sorusunu gündeme getirirken; Başak'ın iki kez gözaltına alındığını söylemesi de uyarıların ve ihbarların nasıl değerlendirildiği konusundaki tartışmayı derinleştiriyor.

Dolayısıyla iktidarın ve ilgili kamu kurumlarının önündeki soru yalnızca "Tasfiye nasıl yapılacak?" değil:

Yatırımcıların parasını korumakla görevli denetim mekanizmaları nerede devre dışı kaldı?

Ve daha önemlisi:

Daha önce yapılan uyarılar neden zamanında sonuç vermedi?

Fonlardaki süreç devam ederken yüz binlerce yatırımcının gözü artık SPK, MASAK, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile yargı makamlarından gelecek açıklamalarda.

İstanbul Valiliğinden Büyükçekmece'deki göçükle ilgili açıklama: Göçük altında bir kişi hayatını kaybetti

İstanbul Valiliği, Büyükçekmece'de inşaat alanında meydana gelen göçükle ilgili yaptığı son açıklamada, göçük altında bulunan A.M.'in kurtarılamayarak hayatını kaybettiğini belirtti

20.09.2026 08:00:00
İHA
 
İstanbul Valiliğinden Büyükçekmece'deki göçükle ilgili açıklama: Göçük altında bir kişi hayatını kaybetti
İstanbul Valiliğinden Büyükçekmece'deki göçükle ilgili açıklama: Göçük altında bir kişi hayatını kaybetti
Valilik tarafından yapılan son açıklamada, "19 Eylül Cumartesi günü saat 18.40 sıralarında Büyükçekmece İlçesi Alkent 2000 Mahallesi'nde bulunan bir inşaat alanında toprak kayması meydana gelmiştir. Bölgeye sevk edilen ekipler, göçük altında kalan A.M. (39) ve B.M. (28) isimli inşaat çalışanları için arama kurtarma çalışmalarına başlamıştır." denildi.


Göçük altında bir kişi hayatını kaybetti



B.M. isimli kişinin yaralı halde göçükten çıkarıldığı belirtilirken henüz çıkarılamayan A.M.'nin hayatını kaybettiğinin belirlendiği, 'Çalışmalar sonucu göçük altından çıkarılan B.M. isimli şahıs sağlık görevlilerince hastaneye kaldırılarak tedavi altına alınmıştır. Göçük altında bulunan A.M. isimli inşaat çalışanı ise kurtarılamayarak hayatını kaybetmiştir.' şeklinde ifade edildi. Öte yandan göçük altında hayatını kaybeden A.M.'nin cansız bedeninin 01.00 sıralarında çıkarıldığı ve Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldığı öğrenildi.


Firması sahibi, şantiye şefi ve firma çalışanı gözaltına alındı



Açıklamada, firma sahibinin gözaltına alındığı 'Başlatılan soruşturma kapsamında inşaat firması sahibi Ö.T., şantiye şefi T.U. ve firma çalışanı N.Ş. isimli şahıslar yakalanarak gözaltına alınmıştır. Konu ile ilgili yakalanan şüpheli şahıslar hakkında yürütülen tahkikat işlemleri devam etmektedir.' sözleriyle belirtildi.

201 gözaltıyla büyüyen dosya!

İsrail bağlantılı uluslararası dolandırıcılık şebekesine operasyon: Forex, sahte yatırım ve kara para iddiası

19.09.2026 23:18:00
Haber Merkezi
 
201 gözaltıyla büyüyen dosya!
201 gözaltıyla büyüyen dosya!
İstanbul'da MİT, emniyet ve savcılığın ortak operasyonunda 248 kişi hakkında çalışma yürütülürken 201 şüpheli gözaltına alındı. Dosyanın merkezinde ise sosyal medya üzerinden yüksek kazanç vaadiyle yabancı yatırımcıların hedef alındığı uluslararası bir forex yapılanması bulunuyor.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, MİT İstanbul Bölge Başkanlığı ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından yürütülen soruşturmada önemli bir aşamaya gelindi. İsrail bağlantılı olduğu değerlendirilen uluslararası dolandırıcılık yapılanmasına yönelik çalışmalarda 248 şüpheliden 201'i gözaltına alındı.

40'TAN FAZLA OFİS, ÇOK SAYIDA ŞİRKET

Soruşturmanın önceki aşamasında Türkiye'de faaliyet gösteren 31 firmaya bağlı 40'tan fazla çağrı merkezi ve finans ofisi mercek altına alındı. Bu şirketlerin sosyal medya üzerinden forex ve kripto yatırım reklamları yayınladığı, reklamlar aracılığıyla sisteme ulaşan kişilere yüksek kazanç vaadinde bulunulduğu tespit edildi.

Savcılık açıklamasına göre mesele tek tek şirketlerin gerçekleştirdiği münferit dolandırıcılık olaylarından ibaret değildi. Yapılan incelemelerde daha geniş bir organizasyon bulunduğu değerlendirilerek bilişim sistemleri kullanılarak dolandırıcılık, Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet, suç örgütü kurma ve üyelik ile suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçları yönünden soruşturma yürütüldü.

YÜZLERCE MAĞDURUN BAŞVURUSU İNCELENDİ

Soruşturmada MASAK analizleri, emniyetin mali incelemeleri ve MİT çalışmalarıyla birlikte Interpol üzerinden ulaşılan yüzlerce mağdur başvurusunun da incelendiği bildirildi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, şirketlerin sahiplik ve nihai faydalanıcı yapılarında İsrail bağlantılı kişilerin ağırlıkta olduğunun tespit edildiğini açıkladı. Ancak bu ifade, soruşturmada adı geçen bütün kişilerin veya şirketlerin İsrail bağlantılı olduğu anlamına gelmiyor; bağlantının niteliği ve sorumluluklar yargı sürecinde ortaya konulacak.

201 ŞÜPHELİNİN 45'İ YABANCI

Gözaltına alınan 201 kişi içerisinde 45 yabancı uyruklu şüpheli bulunuyor. Bu kişilerin 20 farklı ülkenin vatandaşı olduğu bildirildi.

Gözaltı listesinde 9 İsrail, 11 Pakistan vatandaşı bulunurken; Azerbaycan, Suriye, Ürdün, Ukrayna, Tayland, Endonezya ve Fas uyruklu ikişer kişi yer aldı. Diğer bazı ülkelerden de birer şüphelinin gözaltında olduğu bildirildi.

ASIL SORU: TÜRKİYE'DE NASIL BU KADAR BÜYÜDÜLER?

Dosyanın dikkat çeken tarafı yalnızca gözaltı sayısının yüksekliği değil. Çok sayıda şirket, çağrı merkezi ve finans ofisinin aynı sistem içerisinde çalıştığı iddiası, soruşturmanın Türkiye'deki yapılanmanın nasıl kurulduğu ve nasıl yıllarca faaliyet gösterdiği sorularını da gündeme getiriyor.

Önümüzdeki süreçte şüphelilerin kimlerle bağlantılı olduğu, para trafiğinin hangi hesaplar üzerinden yürütüldüğü, mağdurlardan ne kadar para toplandığı, elde edilen paranın nasıl aklandığı ve Türkiye'deki organizasyonun uluslararası yapıdaki konumunun ne olduğu soruşturmanın en kritik başlıkları olacak.

201 gözaltı, 248 şüpheli ve 40'tan fazla ofis… İstanbul'daki operasyon, uluslararası bir dolandırıcılık ağının Türkiye ayağına ilişkin şimdiye kadarki en kapsamlı soruşturmalardan biri olarak dikkat çekiyor.

Kaşif Kozinoğlu soruşturmasında Hasan Ataman Yıldırım ve Hasan Atilla Uğur hakkında ev hapsi kararı

Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınan Hasan Ataman Yıldırım ve Hasan Atilla Uğur hakkında ev hapsi şeklinde adli kontrol kararı verilirken, Ali İşgören ve Necip Doğan ise tutuklandı

19.09.2026 12:14:00 / Güncelleme: 19.09.2026 12:50:26
AA
 
Kaşif Kozinoğlu soruşturmasında Hasan Ataman Yıldırım ve Hasan Atilla Uğur hakkında ev hapsi kararı
Kaşif Kozinoğlu soruşturmasında Hasan Ataman Yıldırım ve Hasan Atilla Uğur hakkında ev hapsi kararı

Silivri Cumhuriyet Başsavcılığınca, Silivri Cezaevi'nde 2011'de yaşamını yitiren Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma devam ediyor.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen 4 şüpheliden, olay tarihinde Silivri Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yapan Ali İşgören ile cezaevi savcısı Necip Doğan, savcılıktaki ifadelerinin ardından "suç örgütüne üye olma" suçundan tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

Kozinoğlu'nun koğuş arkadaşları emekli Deniz Yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım ve Jandarma Albay Hasan Atilla Uğur ise sağlık durumları ve yaşları göz önüne alınarak "kasten öldürme" suçundan ev hapsi şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanması talebiyle hakimliğe gönderildi.

Şüpheliler Doğan ve İşgören'in tutuklanmasına karar veren hakimlik, şüpheliler Ataman ve Uğur hakkında ise ev hapsi şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına hükmetti.

Ne olmuştu?

Adalet Bakanı Akın Gürlek, NSosyal hesabından, Silivri Cezaevi'nde 2011'de yaşamını yitiren eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin soruşturmaya yönelik açıklama yapmıştı.

Kozinoğlu'nun tutuklu bulunduğu Silivri 1 No'lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda 12 Kasım 2011'de rahatsızlanarak Silivri Devlet Hastanesi'ne sevk edildiğini anımsatan Gürlek, "Hastaneye ulaştırıldığında hayatını kaybetmiş olduğu tespit edilmiştir. Olayın ardından yürütülen soruşturmada kamera kayıtları ve tıbbi belgeler incelenmiş, ceza infaz kurumu, jandarma ve sağlık personeli ile koğuş arkadaşları ve müteveffanın eşinin tanık ifadeleri alınmış, 10 Nisan 2012'de kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir." ifadelerini kullanmıştı.

Bakan Gürlek, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığınca dosyanın yeniden incelendiğini belirterek, şunları kaydetmişti:

"Silivri Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından yapılan değerlendirmeler ışığında Silivri Sulh Ceza Hakimliğinin 26 Ağustos 2026 tarihli kararıyla takipsizlik kararı kaldırılmış ve soruşturma yeniden başlatılmıştır. Yeni soruşturma kapsamında gizlilik kararı alınmış, özel bir soruşturma ekibi oluşturularak olayın tüm yönleriyle yeniden aydınlatılmasına yönelik kapsamlı çalışmalar başlatılmıştır. Bugün gelinen aşamada, Silivri Cumhuriyet Başsavcılığımızca olay tarihinde ceza infaz kurumunda görev yapan 11 şüpheli hakkında adli işlem başlatılmış, 10 şüpheli gözaltına alınmış, 1 şüphelinin ise FETÖ firarisi olarak yurt dışında bulunduğu tespit edilmiştir."

Gözaltına alınan 10 şüpheliden biri tutuklanmış, 7'si adli kontrol şartıyla olmak üzere 9 şüpheli serbest bırakılmıştı.

Soruşturma kapsamında yürütülen çalışmalarda, biri muhabir, biri kameraman ve 7'si sağlık çalışanı olmak üzere 9 şüpheli daha gözaltına alınmıştı.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheliler, adliyeye sevk edilmişti.

Savcılıkça ifadeleri alınan, muhabirin de arasında olduğu 3 şüpheli tutuklanmaları, kameramanın da arasında bulunduğu 3 şüpheli "yurt dışına çıkış yasağı" ve "imza atmak", diğer 3 şüpheli ise "yurt dışına çıkış yasağı" şeklinde adli kontrol uygulanması talebiyle hakimliğe sevk edilmişti.

Hakimlik, muhabirin de arasında olduğu 3 şüphelinin tutuklanmasına, kameramanın da arasında bulunduğu 6 şüpheli hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar vermişti.

Soruşturma kapsamında tutuklu sayısı 4, hakkında adli kontrol tedbiri uygulanan şüpheli sayısı da 13 olmuştu.

Bu arada Silivri Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine, Kozinoğlu'nun kesin ölüm nedeninin ve ölümünde üçüncü kişilerin müdahalesinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi amacıyla alınan karar kapsamında fethi kabir işlemi gerçekleştirilmişti.

Soruşturma kapsamında, Kurtlar Vadisi dizisinin senaristleri Raci Şaşmaz, Bahadır Özdener ve Cüneyt Aysan "bilgi sahibi" sıfatıyla savcılığa ifade vermişti.

Başsavcılık soruşturma kapsamında, Kurtlar Vadisi Pusu dizisinin incelenmesine karar verildiğini bildirmişti.

Soruşturma kapsamında, olay tarihinde görev yapan Silivri Cumhuriyet Başsavcısı Ali İşgören ile cezaevi savcısı Necip Doğan ve Kozinoğlu'nun koğuş arkadaşları emekli Deniz Yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım ve Jandarma Albay Hasan Atilla Uğur gözaltına alınmıştı.

Şüpheliler, jandarmadaki işlemlerinin ardından Silivri Adliyesi'ne sevk edilmişti. 

Renkler hastalık habercisi olabilir


 
 
Birçok hastalıkta vücudumuzun renkleri değişir. Hatta birçok hastalığın ilk belirtisi 'cildinizin renginin değişikliği' olabilir.

19.09.2026 04:20:00
Murat Çorbacı
 
 Renkler hastalık habercisi olabilir
 Renkler hastalık habercisi olabilir

Birçok hastalıkta vücudumuzun renkleri değişir. Hatta birçok hastalığın ilk belirtisi 'cildinizin renginin değişikliği' olabilir. Hekimler, vücudun hangi renklerde hangi hastalık ihtimallerinin olabileceğini ise şöyle sıralıyor:

Sarı/turuncu tonlar (sararma)

Ne anlatır? Genellikle karaciğer, safra yolları ve metabolizma ile ilişkilidir. Cildin renginin kırmızı ile kendini ifade ettiği hastalıklardan bazıları:
• Sarılık: Kanda bilirubin artışıyla cilt ve göz akları sararır. Karaciğer hastalıkları, safra yolu tıkanıklığı veya hepatit neden olabilir.
• Yeşilimsi sarılık: Bilirubin çok yükseldiğinde sarı renk yeşilimsi tona dönebilir.
• Karotenemi: Havuç, kabak gibi gıdaların fazla tüketimiyle oluşur. Deri sarı-turuncu olur, göz akı beyaz kalır (ayırt edici özellik).

Kırmızı tonlar

Dolaşım artışı, enflamasyon (yangı) veya bazı sistemik durumlar. Cildin renginin kırmızı ile kendini ifade ettiği hastalıklardan bazıları:
• Eritem: Ateş, egzersiz, güneş yanığı veya iltihabi hastalıklarda kızarıklık.
• Flushing (yüz kızarması): Alkol, ilaçlar, stres veya ince cilt yapısında geçici ya da kalıcı kızarma.
• Rosacea (gül hastalığı): Yüzde kalıcı kızarıklık ve hassasiyet.
• Polisitemi vera: Kanda kırmızı hücre artışı; yüzde dolgun kırmızı görünüm olabilir.
• Alkol flush reaksiyonu: Alkol sonrası ani kızarma.

Koyu kahverengi/siyah tonlar

Hormonlar, metabolizma, kronik hastalıklar öne çıkar. Cildin renginin kahverengi ile kendini ifade ettiği hastalıklardan bazıları;
• Addison Hastalığı: Böbreküstü bezi yetmezliğinde cilt koyulaşır.
• Böbrek Yetmezliği: Cilt 'toprak rengi' kahverengimsi görünüm alabilir.
• Acanthosis nigricans: Boyun ve koltuk altında koyulaşma, insülin direnci göstergesi olabilir.

Beyaz/soluk tonlar

Pigment eksikliği veya kan hastalıkları öne çıkar. Cildin renginin beyaz ile kendini ifade ettiği hastalıklardan bazıları şöyle:
• Anemi (kansızlık): Melanin pigmentinin yokluğudur. Normalde derinin rengini veren farklı miktarlardaki melanin pigmentidir. Genetik olarak doğumdan itibaren melanin yoksa genel olarak beyaz renkli bir ten rengi olur. Saçlar, kaşlar kirpiklerde beyaz renklidir.
• Vitiligo: Önceden varolan melanin pigmenti, çeşitli nedenlerle daha sonra bölgesel olarak kaybolursa buna vitiligo denir.
• Albinizm: Doğuştan melanin eksikliği... Saç, kaş, kirpikler beyazdır.

Mavi/mor tonlar

Oksijen yetersizliği, dolaşım bozuklukları veya kanama öne çıkar. Cildin renginin maviı ile kendini ifade ettiği hastalıklardan bazıları:
• Siyanoz: Dudak, parmak uçlarında morarma; kalp veya akciğer hastalıklarını düşündürür.
• Kalp Yetmezliği / KOAH / Şok: Oksijenlenme ve dolaşım bozulduğunda mavi-mor renk oluşabilir.
• Hemoglobin hastalıkları: Oksijen taşıma kapasitesi azalır, morarma görülür.

Alzheimer hastalarının umudu artıyor


 
İstanbul'da 21 Eylül Dünya Alzheimer Günü vesilesiyle düzenlenen basın toplantısında Alzheimer hastalığında tanı ve tedavi alanındaki güncel bilimsel gelişmeler, yeni tedavilere erişim, hastalığın davranışsal belirtileri ve bakım verenlerin yaşadığı zorluklar ele alındı. 

19.09.2026 01:30:00
Murat Çorbacı
 
 Alzheimer hastalarının umudu artıyor
 Alzheimer hastalarının umudu artıyor

İstanbul'da 21 Eylül Dünya Alzheimer Günü vesilesiyle düzenlenen basın toplantısında Alzheimer hastalığında tanı ve tedavi alanındaki güncel bilimsel gelişmeler, yeni tedavilere erişim, hastalığın davranışsal belirtileri ve bakım verenlerin yaşadığı zorluklar ele alındı. Türkiye Alzheimer Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dilek Şahinöz, Türkiye Alzheimer Derneği Tıbbi Kurul Başkanı Prof. Dr. Başar Bilgiç, Türkiye Alzheimer Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve hasta yakını Hatice Sertaç Süslü ile Abdi İbrahim Otsuka Genel Müdürü Zeynep Alptekin Basa'nın katıldığı toplantıda güncel gelişmeler ile yürütülen kampanyalara dikkat çekildi. 

Yenilikler olsa da zorluklar kendini gösteriyor

Dünyada Alzheimer hastalığının ilerlemesini yavaşlatan yeni ilaçların kullanıma girmesi, zona aşısının demans riskini düşürdüğünü gösteren veriler, hastalarda ajitasyon (hırçınlık) belirtilerine yönelik onaylı tedaviler ve erken tanıyı kolaylaştıran kan testleri Alzheimer hastalığının geleceğine ilişkin umut verici gelişmeler arasında yer alıyor. Bu güncel gelişmeler heyecan yaratırken, hastalar ve hasta yakınları hâlâ birçok zorluk ve engelle çoğu kez tek başlarına mücadele etmek zorunda kalıyor; Türkiye'de ise bu önemli yeniliklere erişimin artırılması önem taşıyor.

Yeni Alzheimer tedavilerine erişim önemli

Türkiye Alzheimer Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dilek Şahinöz, Alzheimer hastalığında beyinde biriken 'amiloid' adlı maddeyi temizleyen ilaçların hastalığın ilerlemesini yavaşlattığını ve günümüzde dünya çapında kullanılmaya başlandığını belirtti.
Bu ilaçların Türkiye'de hâlâ erişilebilir olmadığına dikkat çeken Şahinöz, yeni tedavilere adil ve zamanında erişimin sağlanabilmesi için ilgili tüm paydaşların katkısının önem taşıdığını belirtti. Şahinöz, bununla birlikte ilacın uzun dönem etkilerini izleyecek sistemlerin kurulması, geri ödeme düzenlemelerinin yapılması ve uygulama için gerekli sağlık altyapısının hızla hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.

Yeni kan testleri ile Alzheimer tanısı mümkün ama kimlere, nasıl yapılmalı?

Türkiye Alzheimer Derneği Tıbbi Kurul Başkanı Prof. Dr. Başar Bilgiç de son dönemde Türkiye'de çeşitli klinik laboratuvarlarda, kandan Alzheimer tanısı için bakılan "pTau-217" isimli testin uygulanmaya başlandığını belirterek, gelişmiş ülkelerle aynı dönemde bu testlerin Türkiye'de hizmete girmesinin sevindirici bir gelişme olduğunu ifade etti.
'pTau-217'nin Alzheimer hastalığı ile ilişkili erken beyin değişikliklerini yansıtan bir biyobelirteç olduğunu ve uygun bağlamda kullanıldığında tanısal değerlendirmeye çok değerli bir katkı sağladığını belirten Bilgiç, bu yeni olanağa ilişkin önemli uyarılarda da bulundu. Bilgiç, ölçümün hedef kitlesinin şimdilik zihinsel şikâyet bildiren kişilerle ve hekim isteği dahilinde sınırlı olması gerektiğini; hiç şikâyeti olmayan sağlıklı bireylerde ise günümüzde henüz yeterli veri birikmediğinden yaygın tarama aracı olarak uygulanmasının önerilmediğini ifade etti.

Önümüzdeki dönemde 'pTau-217'ye ek olarak hastalığın ilerlemesini ve şiddetlenmesini öngören başka kan testlerinin de devreye girmesinin beklendiğini belirten Bilgiç, biyobelirteçlerin kullanımı, güvenilir platform seçimi ve sonuçların yorumlanması konusunda ulusal kılavuz ve kalite standartlarının hızla oluşturulmasının önem taşıdığını vurguladı.
Son yıllarda yapılan güçlü çalışmalar ve büyük veri analizlerinin zona (herpes zoster) aşılarının sadece zona hastalığını önlemekle kalmayıp demans riskini yaklaşık yüzde 20 oranında azaltabileceğini ve demansı olanlarda da hastalığın ilerlemesini yavaşlatabileceğini gösterdiğini belirten Prof. Dr. Başar Bilgiç, Galler ve Avustralya'daki çalışmalarda aşıya erişimi olan gruplarda daha az demans tanısı konduğunu ifade etti. Bilgiç, bu çalışmalara ek olarak geniş sağlık sistemi verilerinin de aşı olanlarda demans riskini daha düşük bulduğuna dikkat çekti.

Alzheimer'da ortaya çıkan hırçınlıklarla mücadele mümkün

Türkiye Alzheimer Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve hasta yakını Hatice Sertaç Süslü, Alzheimer hastalarında görülen hırçınlık ve huzursuzluğun hem hasta hem de bakım verenler için yıpratıcı bir sorun olduğunu; günlük yaşamı, uyku düzenini ve sosyal ilişkileri bozduğunu, bakım yükünü ve sağlık harcamalarını artırdığını ve hastalığın seyrini olumsuz etkilediğini belirtti. Süslü, son yıllarda Alzheimer hastalığında görülen bu hırçınlıklara özel olarak iki onaylı ilaç geliştirildiğini ve bunlardan birinin Türkiye'de mevcut olduğunu belirtti.
Abdi İbrahim Otsuka Genel Müdürü Zeynep Alptekin Basa da Türkiye'de Alzheimer hasta sayısının 700 bine ulaştığını kaydetti. 
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.