Zulüm-merhamet-cimrilik-cömertlik
Mazlumun bedduasından sakının; mazlumun gözyaşından sakının; mazlumun yanık kalbinden sakının
Haber Merkezi





Mazlumun bedduasından sakının; mazlumun gözyaşından sakının; mazlumun yanık kalbinden sakının.
Mü'min kendisine zulmeden kişinin düştüğü kötü akıbeti görmeden bu dünyadan göçmez. Onun ölümünü, cenazesinin bulunduğu evin kapısındaki kalabalığı, çocuklarının yetim kalışını, mallarının kapışılmasını ve yetkisinin başkalarına geçişini mutlaka görür…

Zekât verirken zulmedebileceğinizi hiç düşündünüz mü?
Çünkü başa kakmak kalplere eziyet verir ve verilen şeyi bulandırır. Fakirlerden pek çoğu fakirlik ateşine tahammül ederler; ama minnet cefasına tahammül edemezler.
Başa kakmadan vereceksen ne ala! Yoksa hiç verme daha iyi.
Allah'ın, "Ey iman edenler! Sadakalarınızı başa kakarak ve eziyet ederek yok etmeyin" buyurduğunu hiç duymadın mı?
Sadakanın yok olması, sevabının kalmaması demektir. Bu durumda başa kakan hem malını, hem de sevabını kaybetmiş olur, üstelik kalbi de kararır.
Çünkü minnet etmek bir bakıma şirk koşmaktır. Mü'min verir ama minnet etmez. Aksine vermeye muvaffak kıldığı için Allah'a şükreder ve gerçekte verenin kendisi değil, Allah olduğuna inanır…

MERHAMET ETMEK
Hz. Peygamber (s.a.v.)'in şöyle buyurduğu nakledilmiştir: "Cebrail Bana şöyle dedi: Allah kullarından ancak merhametli olanlara merhamet eder." "Siz yeryüzündekilere merhamet edin ki, Allah da size merhamet etsin."
Ey Allah'tan rahmet dileyen! Bedelini öde ki merhamet eline gelsin. Peki, bedeli nedir? İnsanlara merhamet ve şefkat etmek ve onlar için temiz niyetler beslemektir.
Sen hiçbir şey ödemeden karşılık bekliyorsun. Kusura bakma ama senin eline hiçbir şey geçmez. Parayı ver ki, paranın karşılığını alabilesin.

Yazık sana! Sen Allah'ı tanıdığını iddia ediyorsun; ama yarattıklarına merhamet etmiyorsun. Sen güttüğün bu davada yalancısın…
Rahmet, mü'minlere ait bir sıfattır, kasvet ise kâfirlere aittir. Sizinle ilişkiyi kesenle iyi ilişkiler kurmaya çalışın; sizi yoksun bırakandan siz esirgemeyin, size haksızlık edeni bağışlayın!
Bunu yaptığınızda ipiniz Allah'ın ipine bağlanacak; sizin yanınızdakilerle O'nun nezdinde olanlar birbirine eklenecektir. Çünkü bu güzel huylar Hakk'ın ahlakındandır.

CÖMERTLİK
Allame en-Neccar Tarihinde, Cübai'den Abdülkadir Geylani'nin şöyle dediğini nakleder:
"Bütün amelimi araştırıp kontrol ettim. Bunlar arasında yemek yedirmekten daha faziletli, güzel ahlaktan daha şerefli olanını görmedim. Keşke bütün dünya elimde olsaydı da onu açlara yedirseydim.
Şayet Bana 1000 dinar verilse, yanımda bir gece bile kalmadan harcayacak şekilde, içinde hiçbir şey saklamayan delik bir cebe sahip olmak yeter."

CİMRİLİK
Cenab-ı Hak Al-i İmran suresinin 14. ayetinde buyurur: "Kadınlara, oğullara, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüşlere, güzel ve cins atlara, hayvanlara ve ekinlere karşı zevkler insanlara çekici kılınmıştır. Bütün bunlar dünya hayatının meta'ıdır. Asıl varılacak güzel yer Allah katındadır."
Bir imtihan sırrı olarak dünyaya gelen insan için elinde olanı fakire fukaraya verebilmek de ayrı bir imtihan günümüzde…
Tasavvuf ehli cimri olmaz. Çünkü cimrilik yapması için elinde bir şey yoktur. Her şeyi bıraktığı iddiasındadır.
Birine bir şey verse Hakk'ın rızası için verir; kendisi için değil. Onun kalbi, varlıklardan ve suretlerden temizlenmiştir. Tasavvuf ehlinin verdiği kendi malı olsa cimrilik eder. Halbuki o bütün varını başkasına adamıştır.
Vermek, almak onun için bir mana taşımaz; zarar ve kâr onun için önemli değildir. Hepsini Allah'tan bilir." (Abdülkadir Geylani Hazretlerinden)














































































