logo
23 EKİM 2026

AB- PKK ittifakı

19.01.2007 00:00:00
 
Hükümetin girmek için can attığı AB, terör örgütü PKK ile uyum içinde çalışıyor. Avrupa Adalet Divanı, terör örgütü PKK'nın, terör listesinden çıkmasının yolunu açtı Avrupa Adalet Divanı, terör örgütü PKK'nın AB terör örgütleri listesine alınmasına adli itiraz yolunu açtı ve örgüt yandaşlarının AB terör örgütleri listesinden çıkarılma talebinde bulunmaya hakkı olduğu görüşünü açıkladı.Terörist Osman Öcalan, "PKK'nın şefi" sıfatını kullanarak, Lüksemburg'da bulunan Adalet Divanına avukatları aracılığıyla yaptığı başvuruda, örgütün 2002 yılında dahil edildiği AB terör örgütleri listesinden çıkarılmasını talep etmişti. Bu girişime, KNK (Kürdistan Ulusal Kongresi) adına da Şerif Vanlı katılmıştı.Adalet Divanı, 15 Şubat 2005 tarihinde, AB Konseyinin PKK'yı AB terör örgütleri listesine alan kararına yönelik bu itirazları reddetmiş, Osman Öcalan'ın "artık var olmayan" söz konusu örgütü temsil etme yetkisi bulunmadığını belirtmişti.Temyiz üzerine, dünkü kararında Adalet Divanı, terörist Öcalan'ın adli başvuru hakkı olduğu görüşünü onaylayarak, teröristlerin taleplerinin tekrar incelenmesine yeşil ışık yaktı.

Suyun yolunu kapatan kentler sele davetiye çıkarıyor

Son yıllarda art arda yaşanan sel ve su baskınları, şehirlerin iklim krizine ne kadar hazırlıklı olduğu sorusunu yeniden gündeme taşıyor

23.10.2026 14:10:00
Ahmet Turan Yiğit
 
Suyun yolunu kapatan kentler sele davetiye çıkarıyor
Suyun yolunu kapatan kentler sele davetiye çıkarıyor
Son yıllarda art arda yaşanan sel ve su baskınları, şehirlerin iklim krizine ne kadar hazırlıklı olduğu sorusunu yeniden gündeme taşıyor. Özellikle büyük kentlerde meydana gelen taşkınlar, yalnızca yoğun yağışların değil, yıllardır biriken plansız yapılaşmanın da sonucu olarak değerlendiriliyor. Uzmanlara göre sorun sadece gökten düşen yağmur miktarı değil; yağmurun toprağa ulaşamaması.

Kentlerde betonlaşmanın artması, dere yataklarının daraltılması ve doğal su yollarının yapılaşmaya açılması, şiddetli yağışların afete dönüşmesinde önemli rol oynuyor. Uzmanlar, gelecekte benzer felaketlerin daha sık yaşanabileceği uyarısında bulunurken, doğayla uyumlu kentleşmenin artık bir tercih değil zorunluluk olduğunu vurguluyor.

Sel felaketlerinin nedeni sadece yağış değil

Şiddetli yağmurlar her zaman yaşanabiliyor. Ancak uzmanlara göre bir yağışın afete dönüşüp dönüşmeyeceğini belirleyen temel unsur, kentin bu suyu nasıl karşıladığı.

Yıllar içinde beton ve asfaltla kaplanan şehirlerde yağmurun toprağa sızması zorlaşıyor. Su toprağa karışamadığında ise hızla yüzeyde birikiyor, yolları, alt geçitleri ve yerleşim alanlarını su altında bırakabiliyor.

Bu nedenle uzmanlar, yaşanan felaketleri yalnızca hava koşullarıyla açıklamanın eksik bir yaklaşım olduğunu ifade ediyor.

Dere yatakları unutulduğunda risk büyüyor

Kentleşme sürecinde en çok zarar gören alanların başında dere yatakları geliyor. Uzmanlar, geçmişte suyun doğal geçiş güzergâhı olan birçok bölgenin yıllar içinde yapılaşmaya açıldığına dikkat çekiyor.

Oysa dere yatakları ve taşkın sahaları, yağışlı dönemlerde fazla suyu taşıyan doğal güvenlik koridorları olarak görev yapıyor. Bu alanların daraltılması veya tamamen ortadan kaldırılması halinde, su farklı güzergâhlar arıyor ve bu durum yerleşim alanlarını tehdit eden taşkınlara neden olabiliyor.

Beton yerine suyu emen kentler öneriliyor

Uzmanların çözüm olarak dikkat çektiği yaklaşım ise "mavi-yeşil altyapı" sistemi.

Bu modelde yağmur bahçeleri, geçirimli zeminler, sulak alanlar, bitkilendirilmiş drenaj sistemleri ve yeşil koridorlar birlikte planlanıyor. Amaç, yağmur suyunu mümkün olduğunca düştüğü yerde tutabilmek ve kontrollü şekilde doğaya geri kazandırabilmek.

Uzmanlara göre suyu hızla uzaklaştırmaya çalışan klasik yöntemler tek başına yeterli olmayabiliyor. Bunun yerine suyu yönetebilen ve depolayabilen sistemlere ihtiyaç duyuluyor.

Parklar sadece dinlenme alanı değil

Birçok kişi parkları ve yeşil alanları yalnızca sosyal yaşamın bir parçası olarak görüyor. Ancak uzmanlar bu alanların iklim krizine karşı mücadelede kritik görevler üstlendiğini belirtiyor.

Kent ormanları, sulak alanlar, açık yeşil bölgeler ve ekolojik koridorlar yağmur suyunun tutulmasına yardımcı olurken aynı zamanda kent sıcaklıklarını da düşürebiliyor. Kısacası parklar yalnızca piknik yapılacak yerler değil; aynı zamanda kentin doğal savunma mekanizmaları olarak görülüyor.

İklim krizine karşı doğa temelli çözümler gerekiyor

Uzmanlara göre gelecekte aşırı hava olaylarının sıklığında artış yaşanabilir. Bu nedenle sadece beton kanallar ve mühendislik projeleriyle çözüm aramak yeterli olmayabilir.

Doğa temelli çözümler olarak adlandırılan yöntemler; ekosistemlerin kendi işleyişinden yararlanarak suyu tutmayı, filtrelemeyi ve yönlendirmeyi hedefliyor. Böylece hem taşkın riski azaltılıyor hem de doğal yaşam destekleniyor.

Bu yaklaşımın şehir planlamasına entegre edilmesi gerektiği belirtiliyor.

Kentler doğayla mücadele ederek değil uyum sağlayarak korunabilir

Uzmanlar, afetlere karşı dayanıklı şehirler oluşturmanın yolunun doğayı kontrol etmeye çalışmaktan değil, doğal süreçlerle uyum içinde yaşamaktan geçtiğini ifade ediyor.

Dere yataklarının korunması, yeşil alanların artırılması, geçirimsiz yüzeylerin azaltılması ve suyun doğal döngüsüne saygı gösteren planlama anlayışının benimsenmesi gerektiği vurgulanıyor.

Kentleşmenin kısa vadeli kazançlar yerine uzun vadeli güvenlik perspektifiyle ele alınmasının önemine dikkat çeken uzmanlar, bugün alınacak doğru kararların gelecekte yaşanabilecek can ve mal kayıplarını azaltabileceğini belirtiyor. Yağmurun düşmesini engellemek mümkün değil; ancak suya hareket edeceği güvenli alanlar bırakıldığında şehirlerin sel felaketlerine karşı çok daha dirençli hale gelebileceği ifade ediliyor.

Şanlıurfa'da yaprak sarması 12 öğrenciyi hastanelik etti

Şanlıurfa'da bir ortaokulda yaprak sarması yiyen 12 öğrenci zehirlenerek hastaneye kaldırıldı

23.10.2026 14:06:00
İHA
 
Şanlıurfa'da yaprak sarması 12 öğrenciyi hastanelik etti
Şanlıurfa'da yaprak sarması 12 öğrenciyi hastanelik etti
Edinilen bilgiye göre olay, Eyyübiye ilçesine bağlı Süleymanşah Mahallesi'nde bulunan Mustafa Vedat Mutlu Ortaokulu'nda meydana geldi. İddiaya göre, bir velinin okula getirdiği yaprak sarmasını yiyen 12 öğrenci, bir süre sonra rahatsızlandı.

Durumun bildirilmesi üzerine okula sağlık ekipleri sevk edildi. Zehirlenme şüphesi bulunan 12 öğrenci, sağlık ekipleri tarafından ambulanslarla hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı.

Öğrencilerin kent merkezindeki hastanelerde tedavisi sürüyor.

Olayla ilgili inceleme başlatıldı.

"Sumud Filosu"na saldıran 35 sanığın yargılanmasına başlandı

Küresel Sumud Filosu'na silahlı müdahalede bulunulmasına ilişkin, aralarında Netanyahu'nun da bulunduğu 35 sanığın yargılanmasına başlandı

 

23.10.2026 12:05:00
Anadolu Ajansı
 
"Sumud Filosu"na saldıran 35 sanığın yargılanmasına başlandı
"Sumud Filosu"na saldıran 35 sanığın yargılanmasına başlandı

Gazze'ye insani yardım taşıyan Küresel Sumud Filosu'na silahlı müdahalede bulunulmasına ilişkin, aralarında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun da bulunduğu 35 sanığın yargılanmasına başlandı.

İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya bazı müştekiler katıldı.

İstanbul 2 Nolu Barosu Başkanı Rıza Saka ve çok sayıda avukatın da katıldığı duruşmada, izleyiciler de yer aldı.

Duruşma, müştekilerin beyanlarıyla devam ediyor

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, Emine Güneş, Hüseyin Şuayb Ordu, Aaro Whıte, Abdallah Messaoudi, Abdulaziz Yalçın, Abdullah Gündem, Abdullah Yonuıs Mohammad Ghabbash, Abdülmecid Bağçivan, Abdulsamed Turan, Adem Ordu, Adnan Mustafa Alişan, Akif Yasin Bahçeci, Alişan Adnan, Alparslan Aslan, Anıs Abbası, Ayoub Habraouı, Aziz Meliani, Bayram Kuş, Bekir Develi, Bekir Turunç, Berat Arıkan, Burçin Günay, Bülent Çebi, Davut Daşkıran, Emrah Atiş, Enes Harman, Ercan Tokcan, Erdem Özveren, Ergün Akpınar, Ersin Çelik, Evie Rose Snedker, Evren Akan, Ewa Maria Jasıewıchz, Fatih Özsöz, Fethullah Badem, Fethullah Kirenci, Fikret Ayçin Kantoğlu, Frances Jane Cumigns, Haci Durak, Hakan Şimşek, Halil İbrahim Şehidoğlu, Halil Fırat Çanakçı, Hamza Baltacı, Hamza Bouzoıda, Hamza Yalçın, Hasan Şerefoğlu, Haşmet Yazıcı, Hatice İkbal Gürpınar, Houssem Eddine Rmadı, Hüsamettin Eyüpoğlu, Hüseyin Burak Baygın, Kasım Aktağ, Kıeran İsaac Fabıen Andrıeu, Lotfi Ben Salah Hajji, Margaret Ann Pacetta, Mehmet Atmaca, Mehmet Emin Aydın, Mehmet Sait Direkçi, Mesut Çakar, Metehan Sarı, Mohamed Mrad, Mohamed Vall Mohameden, Muhammed Emin Işık, Muhammed Mustafa Çakmakçı, Muhammed Salih Dallı, Muhammet Emin Yıldırım, Muhammet Fatih Sinan, Muhemmed Huzeyfe Küçükaytekin, Mustafa Şekerli, Müslüm Ziyalı, Necmettin Çalışkan, Noureddine Salouej, Onur Murat Kolğu, Osman Çetinkaya, Ömer Faruk Narlı, Rahim Mercan, Ramazan Duman, Sait Karahasan, Sarah Louise Wılkinson, Selma Silkin Ün, Semanur Sönmez Yaman, Semih Fener, Serhat Evin, Sinan Akılotu, Sjaad Hussain, Sümeyra Akdeniz, Sümeyye Sena Elmacıgil, Şamil Özkan, Tacettin Sarı, Taha Ovacı, Tevfik Aydin, Tevhit Yıldız, Turgay Turan, Umut Aslan, Yaşar Yavuz, Youns Ait Yassın, Youssef Ghalllal, Yunus Demir, Yusuf Işık, Zeynel Abidin Özkan, Zeynep Tekocak ve Zıed Jaballah "müşteki", İstanbul 2 Nolu Baro Başkanlığı ise "ihbar eden" sıfatıyla yer alıyor.

İddianamede, Gazze'de uzun süredir devam eden silahlı çatışma ortamı, temel yaşam ihtiyaçlarına erişimin bilinçli ve süreklilik arz edecek şekilde engellenmesi, gıda, su, elektrik, yakıt ve sağlık hizmetlerine ulaşımın kısıtlanması sebebiyle uluslararası kamuoyunda bölgeye insani yardım ulaştırılmasına yönelik çeşitli sivil girişimlerin organize edildiği belirtiliyor.

Kamuoyunda "Sumud Filosu" olarak anılan deniz organizasyonunun da farklı ülke vatandaşlarının katılımıyla İsrail'in Gazze'de sivillere karşı sürdürdüğü, mahiyeti ve sonuçları itibarıyla soykırım suçunu, insanlığa karşı suçları ve diğer uluslararası hukuk ihlallerini oluşturduğu değerlendirilen fiiller nedeniyle büyük bir insani yıkıma maruz bırakılan halka yardım ulaştırmak, bölgedeki ağır hak ihlallerine dikkati çekmek, devam eden sistematik yok etme, sindirme ve sivil yaşamı ortadan kaldırmaya yönelen uygulamalara karşı uluslararası vicdani tepkiyi görünür kılarak insan onurunun korunmasına yönelik sivil dayanışmayı somutlaştırma niteliği taşıdığı kaydediliyor.

"İsrail'in bölgedeki eylemleri yalnızca bir güvenlik uygulaması olarak değerlendirilemez" yorumu

Gazze'de sivillere yönelik yaygın ve sistematik saldırılar, sivil yaşam araçlarının tahribi, insani yardımın engellenmesi, halkın açlığa, susuzluğa ve tedavisizliğe mahkum edilmesi, sivil nüfusun zorla yerinden edilmesi ve bir topluluğun fiziksel varlığını kısmen veya tamamen ortadan kaldırmaya elverişli yaşam şartlarının bilinçli şekilde oluşturulduğu aktarılan iddianamede, İsrail'in bölgede gerçekleştirdiği eylemlerin yalnızca bir güvenlik uygulaması olarak değerlendirilemeyecek nitelikte olduğu, uluslararası ceza hukuku bakımından soykırım ve insanlığa karşı suç teşkil eden fiillerle doğrudan bağlantılı olduğunun değerlendirildiği ifade ediliyor.

İddianamede, soruşturmaya konu olayda, aralarında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının da bulunduğu sivil kişilerin yer aldığı filonun, Doğu Akdeniz'de seyir halinde bulunduğu sırada İsrail güvenlik unsurlarınca durdurulduğu anımsatılıyor. Gemide bulunan kişilerin rızaları dışında fiili hakimiyet altına alındıkları, bir kısmının zor kullanılarak gemiden indirildiği ve İsrail'e götürüldüğü, akabinde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının sınır dışı edilerek 4, 7, 9 ve 10 Ekim 2025'te hava yolu ile Türkiye'ye geldikleri iddianamede hatırlatılıyor.

İsrail'in filoya yönelik müdahalesinin, gerçekleştiği yer ve koşullar itibarıyla yalnızca bir güvenlik uygulaması olarak değerlendirilemeyecek nitelikte olduğu belirtilen iddianamede, uluslararası sularda sivil gemilere yönelik müdahale iddiasıyla birlikte, gemilerde bulunan kişilerin rızaları hilafına özgürlüklerinden yoksun bırakılmaları ve başka bir ülkeye zorla nakledilmelerinin, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı, seyahat özgürlüğü, kötü muamele yasağı ve insan onurunun korunması ilkeleri bakımından ciddi hukuki sonuçlar doğurabilecek mahiyette olduğu vurgulanıyor.

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının bu süreçte maruz kaldıkları fiillerin Anayasa'da güvence altına alınan temel hak ve özgürlükler ile Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası insan hakları sözleşmeleri çerçevesinde değerlendirilmek durumunda bulunulduğu kaydedilen iddianamede, devletin vatandaşlarının temel haklarına yönelik hukuka aykırı müdahaleler karşısında etkili soruşturma yürütme ve gerekli adli mekanizmaları işletme yükümlülüğünün bulunduğuna işaret ediliyor.

İddianamede, uluslararası hukukta cezasızlıkla mücadele ve hukukun üstünlüğü ilkesi gereğince, temel hak ve özgürlükleri ihlal ettiği ileri sürülen fiillerin, failin sıfatına, olayın gerçekleştiği yere veya uluslararası boyutuna bakılmaksızın, soruşturma sürecine konu edilmesinin zorunlu olduğu, bu bağlamda soruşturmaya konu eylemlerin hem bireysel ceza sorumluluğu hem de insan hakları hukuku bakımından doğurduğu sonuçların değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.

İsrail donanması unsurlarınca filoya uluslararası sularda saldırı yapıldı

İnsani yardım ulaştırmak amacıyla Küresel Sumud Filosu içerisinde yer alan aktivistlerin deniz ulaşım araçlarıyla Gazze'ye doğru yol aldıkları, Küresel Sumud Filosu'na İsrail donanması unsurlarınca uluslararası sularda saldırı gerçekleştirildiği vurgulanan iddianamede, "Gerçekleştirilen saldırı neticesinde alıkonulan mağdurlarla ilgili olarak Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesindeki düzenlemeler, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 15. maddesindeki yetki kuralları ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 12/13. Maddelerindeki görev kuralları çerçevesinde Cumhuriyet Başsavcılığımızca resen soruşturma başlatıldı." ifadelerine yer veriliyor.

İddianamede, İsrail Devleti tarafından alıkonulan mağdurların hava yolu ile Türkiye'ye gönderildikleri, Türkiye'ye gelen mağdurların İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'nda adli ve psikolojik muayenelerinin yapıldığı, düzenlenen adli muayene raporlarının savcılığa gönderildiği ve müşteki-mağdur sıfatıyla beyanlarına başvurulduğu aktarılıyor. Yürütülen soruşturma işlemleri sırasında maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ve olayda cezai sorumluluğu bulunan şahısların tespiti amacıyla İstanbul İl Emniyet Müdürlüğüne ve Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığına müzekkereler yazıldığı kaydediliyor.

Toplanan deliller, müşteki anlatımları, açık kaynak görüntüleri ve ilgili kurum yazışmaları birlikte değerlendirildiğinde, gemiye müdahalede bulunan ve operasyonel süreci sevk ve idare eden şüphelilerin fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettikleri, eylem üzerinde birlikte hakimiyet kurdukları ve fiilleri müşterek faillik kapsamında soruşturmaya konu müdahalenin planlı, organize ve fiili hakimiyet tesis edilmek suretiyle gerçekleştirildiği iddianamede belirtiliyor.

İddianamede, şüphelilerin İsrail devletinin çeşitli kademelerinde görev yaptıkları, planlı ve sistematik şekilde hem müşteki anlatımları hem dünya kamuoyunda yer verilen bilgiler ışığında birlikte hareket ettikleri, fikir ve eylem birliği içerisinde Sumud filosunda bulunan müşteki mağdurlara yönelik müşterek fail sıfatıyla, sivil nitelikteki gemilere silahlı ve organize biçimde müdahalede bulunmak suretiyle mağdurları rızaları dışında özgürlüklerinden yoksun kıldıkları anlatılıyor.

Müdahale sırasında bazı müşteki mağdurların fiziksel bütünlüğünü ihlal ederek yaralanmalarına neden oldukları, eylemin silahla ve birden fazla kişi tarafından birlikte gerçekleştirildiği vurgulanan iddianamede, şüphelilerin müşteki mağdurlara yönelik sistematik kötü muamele, aşağılayıcı ve insan onurunu zedeleyici davranışlarda bulundukları belirtiliyor.

Şüpheliler ve ceza istemleri

İddianamede, 35 şüphelinin "insanlığa karşı suçlar", "soykırım", "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma", "eziyet", "mala zarar verme", "nitelikli yağma", "ulaşım araçlarının hareketinin engellenmesi, kaçırılması veya alıkonulması" suçlarından ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet ve bin 102'şer yıl 9'ar aydan 4 bin 596'şar yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep ediliyor.

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilen iddianamede, şu isimler "şüpheli" olarak yer alıyor:

"İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, Eski İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, İsrail Miras Bakanı Amichai Eliyahu, İsrail Kamu Güvenlik Bakanı İtamar Ben Gvir, İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, İsrail Deniz Kuvvetleri Komutanı David Saar Salama, İsrail Genelkurmay Başkanlığı Sözcüsü Arye Sharuz Sharuz Shalicar, İsrail Savunma Kuvvetleri Sözcülük Birimi Başkanı Daniile Hagari, İsrail Harekat Dairesi Başkanı Itzhak Cohen, İsrail 146. Tümen Komutanı (Subay) Beni Aharon, Eski Mossad Direktörü Yesi Cohen, İsrail Siyasetçisi - Eski Askeri Binbaşı - Siyonist Konseyi Üyesi Yigal Brand, Avukat - Siyasetçi - Knesset Üyesi Tally Gotli, Emekli İsrail Askeri (Albay) - Siyasetçi Ran Cohen, Emekli İsrail Askeri (Albay) Omer Barlev, İsrail Eski Askeri (Yarbay) - Jenix Teknoloji Firması Sahibi Tom Elgara, İsrail Emekli Askeri - Müzisyen Yehuda Vach, İsrailli Gazeteci - Savunma/Güvenlik Uzmanı Yoav Zaıtoun, İsrailli Kabalist-Haham Nir Ifergan, İsrail Sosyal Medya Fenomeni Sivan Amitai, Ghassan Alian, Ariek Kalnner, Guy Tankhilevich, Itay Yari, Moshe Trofi, Oded Edni, Omri Gu, Or Volochinsky, Sean Glass, Shalev Subai, Sharon Kori, Daniel Ella, Afek Moskovitch" 

Zonguldak'ın Kilimli ilçesindeki maden ocağında meydana gelen grizu patlaması sonucu 2 kişi hayatını kaybetti, 5 kişi yaralandı

Zonguldak'ın Kilimli ilçesindeki maden ocağında meydana gelen grizu patlaması sonucu 2 kişi hayatını kaybetti, 5 kişi yaralandı

23.10.2026 12:01:00
AA
 
 Zonguldak'ın Kilimli ilçesindeki maden ocağında meydana gelen grizu patlaması sonucu 2 kişi hayatını kaybetti, 5 kişi yaralandı
 Zonguldak'ın Kilimli ilçesindeki maden ocağında meydana gelen grizu patlaması sonucu 2 kişi hayatını kaybetti, 5 kişi yaralandı
Zonguldak'ın Kilimli ilçesindeki maden ocağında meydana gelen grizu patlaması sonucu 2 kişi hayatını kaybetti, 5 kişi yaralandı.

Gelik beldesi Dereiçi mevkisindeki özel kömür madeni ocağında grizu patlaması meydana geldi.

İhbar üzerine bölgeye AFAD, sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi.

Ocaktan çıkarılan 2 kişinin hayatını kaybettiği belirlendi, 5 yaralı hastaneye kaldırıldı.

Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 11 şüpheli tutuklandı

İstanbul'da sermaye piyasalarında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürütülen fon soruşturmaları kapsamında yapılan incelemeler doğrultusunda gözaltına alınan 11 şüpheli tutuklandı

23.10.2026 08:00:00
AA
 
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 11 şüpheli tutuklandı
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 11 şüpheli tutuklandı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, sermaye piyasalarında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürütülen fon soruşturmaları sürüyor.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan 31 şüpheliden 16'sının sulh ceza hakimliğindeki sorgu işlemleri tamamlandı.

Hakimlik, şüphelilerden Çetin Genç, Eren Yeşilyurt, Hakan Avdan, Konuralp Özkan, Metin Kartal Emür, Osman Uçar, Seyit Tahir Özek, Ahmet Haluk Güner, Mehmet Selim Tunçbilek, Mustafa Terzi ve Ümit Yılmaz'ın tutuklanmalarına karar verdi.

Şüpheliler Fadimenur Demir, Gülsüm Doğan, Zuhal Topaloğlu ve Yasemin Yılmaz hakkında ise "konutu terk etmeme" şeklindeki adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verildi.

Gözaltında bulunan 15 şüphelinin emniyetteki ifade işlemlerinin sürdüğü öğrenildi. Öte yandan Altınbaş Holding'in sahibi Nusret Altınbaş'ın da aralarında bulunduğu 5 şüpheli ise aranıyor.

Başsavcılığın açıklaması

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca sermaye piyasalarında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürütülen fon soruşturmaları kapsamında, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından iletilen raporlar ve yapılan yazılı başvurular doğrultusunda, Işıklar Enerji ve Yapı Holding AŞ (IEYHO), Vişne Madencilik Üretim Sanayi ve Ticaret AŞ (VSNMD), Odine Solutions Teknoloji Ticaret ve Sanayi AŞ (ODINE) ve Tera Finansal Yatırımlar Holding AŞ (TRHOL) paylarına ilişkin inceleme gerçekleştirildiği belirtilmişti.

Bu kapsamda, söz konusu şirketlerin paylarına ilişkin iddialar ve SPK tarafından iletilen raporlar değerlendirilerek 31 kişi hakkında gözaltı kararı verildiği bildirilen açıklamada, soruşturma işlemlerinin ilgili mevzuat çerçevesinde titizlikle sürdürüldüğü kaydedilmişti.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince düzenlenen operasyonda Pirnus Yapı Gayrimenkul Anonim Şirketi Fatih Şubesi Müdürü Çetin Genç, eski bürokrat Eren Yeşilyurt, Alnus Yatırım Menkul Değerler Firması Yönetim Kurulu Üyesi Fadimenur Demir, Atlas Portföy Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Avdan ile yöneticisi Gülsüm Doğan, diğer yöneticiler Osman Uçar ve Canan Özdemir, Alnus Yatırım Firması Yönetim Kurulu Başkan Vekili Metin Kartal Emür, A1 Capital Portföy Yönetimi Anonim Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Terzi, Atlas Portföy Yönetimi AŞ ortağı Zuhal Topaloğlu, Alnus Yatırım Menkul Değerler Yönetim Kurulu Başkanı Seyit Tahir Özek, Atlas Portföy çalışanı Konuralp Özkan, Pardus Portföy Yönetimi Anonim Şirketi yöneticileri Rüstem Karakaya ve Furkan Açar, Hedef Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı Yönetim Kurulu Üyeleri Neda Soydan ve Ömer Eryılmaz, yöneticisi Mustafa Zeki Kayahan, çalışan Anıl Tokat, Pardus Portföy Genel Müdürü Mehmet Selim Tunçbilek ile Yönetim Kurulu Üyesi Ali Cesur ve çalışanı Ahmet Haluk Güner, bankalardaki portföy çalışanları Ümit Yılmaz, Yasemin Yılmaz ve Burak Poyraz, Altınbaş Holding yetkilisi İnan Altınbaş ile Tera Portföy yöneticisi Ayşegül Kaya gözaltına alınmıştı.

Soruşturma kapsamında ayrıca şüpheliler Ertan Aydın, Seda Tarım Kocabalkan, Abdullah Dal, Hakan Eryılmaz ve Fahri Uğur da gözaltına alınmıştı.

Soruşturma kapsamında hakkında gözaltı kararı verilen Altınbaş Holding'in sahibi Nusret Altınbaş'ın şüpheliler arasında yer aldığı ancak yakalanmadığı, kardeşi İnan Altınbaş'ın gözaltında olduğu ve diğer aile fertlerinin tüm mal varlıklarının dondurulduğu öğrenilmişti. 

MESEM okullarına yönelik 'dolandırıcılık ve rüşvet' operasyonu: 22 tutuklama

Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Mesleki Eğitim Merkezlerine (MESEM) yönelik 'nitelikli dolandırıcılık ve rüşvet' suçlarına yönelik polisin düzenlediği eş zamanlı operasyonda gözaltına alınan şüphelilerden 22'si tutuklandı

23.10.2026 07:30:00
İHA
 
MESEM okullarına yönelik 'dolandırıcılık ve rüşvet' operasyonu: 22 tutuklama
MESEM okullarına yönelik 'dolandırıcılık ve rüşvet' operasyonu: 22 tutuklama
Alınan bilgiye göre, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri MESEM'lere yönelik 'nitelikli dolandırıcılık ve rüşvet' suçlarına yönelik çalışma yaptı.

Ekiplerin çalışmasında bazı MESEM okullarında iddia edilen suçlardan 36 milyon 244 bin 715 TL kamu zararına sebebiyet verildiği, 8 milyon 749 bin TL, 2 adet laptop ve 2 adet renkli yazıcının rüşvet olarak alanlarında olduğu bir biriyle bağlantılı 45 şahıs belirlendi.

Devam eden çalışmalarda 45 şüpheliden 1'inin yakın zamanda vefat ettiği, 2'sinin ise farklı suçlardan cezaevine girdiği tespit edildi. Diğer 42 şüphelinin yakalanması için Mersin merkez ve Silifke ilçesiyle, Adana, İzmir ve İstanbul'da eş zamanlı operasyon yapıldı.



Operasyonda aralarında Mersin ve Silifke'deki MESEM okullarının bazı eski müdür ve yardımcılarının da olduğu 39 şüpheli yakalandı. Yakalanan şüpheliler adli işlemleri için emniyete götürülerek ifadesi sonrasında adliyeye sevk edildi.

Nöbetçi mahkemeye çıkarılan şüphelilerden 22'si isnat edilen suçlardan tutuklanarak cezaevine gönderildi. Diğer şüphelilerin ise adli kontrol ve tutuksuz yargılanmak üzere serbest kaldığı öğrenildi.

Operasyonla ilgili soruşturmanın sürdüğü bildirildi.

COP31 Zirvesi'nde 26 bin personel görev yapacak

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31) hazırlık çalışmaları kapsamında Antalya'ya gelen İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, zirve kapsamında yaklaşık 26 bin personelin görev yapacağını belirterek güvenlik tedbirlerinin kara, hava ve denizden yürütüleceğini söyledi

22.10.2026 21:45:00
İhlas Haber Ajansı
 
COP31 Zirvesi'nde 26 bin personel görev yapacak
COP31 Zirvesi'nde 26 bin personel görev yapacak
COP31 sürecinde yapılan çalışmalar ile planlanan faaliyetleri değerlendirmek için Antalya'ya gelen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ile İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, zirve alanında yürütülen çalışmaları yerinde inceledikten sonra basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. COP31 hazırlıklarında son aşamaya gelindiğini belirten Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, zirveye şu ana kadar 85 liderin katılım bildirdiğini aktardı.


"Hazırlıklarımızı hassasiyetle sürdürüyoruz"


İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, COP31 Zirvesi kapsamında yaklaşık 26 bin personelin görev yapacağını belirterek güvenlik tedbirlerinin kara, hava ve denizden yürütüleceğini bildirdi. Bakan Çiftçi, zirveye yönelik hazırlıkların NATO Zirvesi'ndeki hassasiyetle sürdürüldüğünü ifade etti. Günlük ziyaretçi sayısının 100 bine ulaşmasının beklendiğini belirten Bakan Çiftçi, güvenlik planlamasının en ince ayrıntısına kadar hazırlandığını ifade etti. Güvenlik önlemlerinin yanı sıra afet ve acil durumlara yönelik hazırlıkların da sürdüğünü aktaran Bakan Çiftçi; konferans alanı ve konaklama noktalarında yangın önlemleri, tahliye planları ve acil durum hazırlıklarının gözden geçirildiğini kaydetti.


Gösteri başvuruları Antalya Valiliğine yapılacak


COP31 kapsamında düzenlenebilecek gösterilere ilişkin de açıklamalarda bulunan Bakan Çiftçi, sürecin yerel düzeyde yönetilmesi amacıyla yetkinin Antalya Valiliğine devredildiğini açıkladı. COP31'in Türkiye'nin itibarı ve prestiji açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Bakan Çiftçi, "NATO Zirvesi'nde olduğu gibi burada da gerekli tedbirleri aldık" ifadelerini kullandı.

Ziyaretlerinde Bakan Kurum ile Bakan Çiftçi'ye; Antalya Valisi Hulusi Şahin, İçişleri Bakan Yardımcısı Ali Çelik, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Fatma Varank, Emniyet Genel Müdürü Ali Fidan, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Ali Çardakçı, Sahil Güvenlik Komutanı Koramiral Ahmet Kendir, Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir, vali yardımcıları, kaymakamlar, belediye başkanları ile kurum ve kuruluş yetkilileri eşlik etti.

Kataloglu üreme şebekesine darbe: 8 tutuklama

CİMER ihbarıyla ortaya çıkarılan ve 14 ile yayılan yasa dışı üreme hücresi ticareti soruşturmasında adliyeye sevk edilen 8 şüpheli örgüt faaliyeti suçlamasıyla tutuklanırken, 36 kişi adli kontrolle serbest bırakıldı

22.10.2026 21:00:00
Haber Merkezi
 
Kataloglu üreme şebekesine darbe: 8 tutuklama
Kataloglu üreme şebekesine darbe: 8 tutuklama
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu koordinesinde yürütülen yasa dışı üreme hücresi ticareti soruşturmasında son dakika gelişmesi yaşandı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele ve Hudut Kapıları Şube Müdürlüğü ekiplerince gözaltına alınan ve sabah saatlerinde Anadolu Adliyesi'ne sevk edilen şüphelilerin savcılık ve hakimlik sorguları tamamlandı.

Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği'ne sevk edilen aralarında örgüt yöneticilerinin de bulunduğu 8 şüpheli, "suç işlemek amacıyla örgüt kurma" ve "2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun'a muhalefet" suçlarından tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Sağlık sorunları ve ileri derece hastalıkları bulunan şüphelilerin de dahil olduğu 36 kişi hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verildi. Emniyetteki işlemleri tamamlanan 1 şüpheli ise savcılık talimatıyla serbest bırakıldı.


Eşinin şüphesi şebekeyi çökertti


Milyonlarca avroluk yasa dışı ağın, suç örgütü lideri olduğu öne sürülen kadının durumundan şüphelenen eşinin Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi'ne (CİMER) yaptığı ihbarla deşifre olduğu ortaya çıktı.

İhbarın ardından harekete geçen göçmen kaçakçılığı ekipleri; HTS kayıtları, MASAK verileri ve yurt dışı seyahat trafiğini incelemeye alarak dev bir şebekeyi gün yüzüne çıkardı.


41 kadın 811 kez yurt dışına gönderildi


Yapılan teknik ve fiziki takip çalışmalarında, şebekenin maddi zorluk yaşayan 22-33 yaş aralığındaki Türk vatandaşı 41 kadını donör olarak kullandığı belirlendi. Bu kadınların yumurta hücrelerini satmaları amacıyla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC), Gürcistan ve Arnavutluk'taki tüp bebek merkezlerine toplamda 811 kez seyahat ettirildiği saptandı.


"Sarı saç, mavi göz" siparişiyle 2 milyon avroluk vurgun


Soruşturma dosyasındaki detaylara göre şebeke, donör kadınlardan yumurtalıkların tanesini 60 ila 80 avro arasında değişen fiyatlarla satın alıyordu. Toplanan bu hücreler, yurt dışındaki tüp bebek merkezlerine 100 avro civarında pazarlanarak yaklaşık 2 milyon avroluk yasa dışı bir para trafiği oluşturuldu.

Çocuk sahibi olmak isteyerek şebekeye başvuran kişilerin "sarı saç, mavi göz" gibi spesifik gen taleplerinde bulunduğu, organizatörlerin ise bu taleplere "her türlü buluruz, hemen buluruz" yanıtını vererek katalog üzerinden donör seçtirdiği belirlendi.

Şebeke yöneticilerinden eski bir eczacının sevgilisi aracılığıyla işlemlerde kullanılacak yasa dışı ilaçları temin ettiği, bir diğer yöneticinin ise donör kadınların fotoğraflarını çekerek müşterilere pazarladığı tespit edildi.


14 ilde eş zamanlı darbe


Soruşturma kapsamında delillerin toplanmasının ardından İstanbul merkezli Ankara, İzmir, Adana, Antalya, Tekirdağ, Giresun, Aydın, Edirne, Kocaeli, Sakarya, Şanlıurfa, Karaman ve Muğla olmak üzere 14 ilde operasyon yapıldı. Haklarında işlem başlatılan toplam 53 şüphelinin arasında 1 örgüt lideri, 5 örgüt yöneticisi, 41 donör kadın, 2 kadın hastalıkları ve doğum uzmanı ile 4 seyahat organizatörü yer alıyor.

Başsavcılık, kimlikleri belirlenen ancak henüz yakalanamayan firari durumdaki 8 şüphelinin yakalanması için operasyonların titizlik ve kararlılıkla sürdürüldüğünü açıkladı.

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Alman mevkidaşı Johann Wadephul da dahil olmak üzere 7 ülkenin dışişleri bakanları Cuma günü İstanbul'da bir araya gelecek

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Alman mevkidaşı Johann Wadephul da dahil olmak üzere 7 ülkenin dışişleri bakanları Cuma günü İstanbul'da bir araya gelecek

22.10.2026 20:44:00
Haber Merkezi
 
 Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Alman mevkidaşı Johann Wadephul da dahil olmak üzere 7 ülkenin dışişleri bakanları Cuma günü İstanbul'da bir araya gelecek
 Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Alman mevkidaşı Johann Wadephul da dahil olmak üzere 7 ülkenin dışişleri bakanları Cuma günü İstanbul'da bir araya gelecek
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Avrupa'nın üç büyük ülkesi Almanya, Fransa ve İngiltere'yi (E3), Türkiye, Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan'dan oluşan R4 grubuyla ilk kez aynı formatta buluşturacak toplantılara ev sahipliği yapacak.

Toplantılarda Ortadoğu'daki çatışmalar, Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer güvenliği, Yemen'deki gelişmeler ve Rusya-Ukrayna Savaşı'nın etkileri masaya yatırılacak. Tarafların, önümüzdeki dönemde hayata geçirilebilecek iş birliği ve koordinasyon olanaklarını değerlendirmesi bekleniyor.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı'nın aktardığı bilgilere göre, Fidan, bölgesel güvenliğin sağlanmasında bölge ülkelerinin sorumluluk üstlenmesi gerektiği mesajını verecek. Fidan'ın ayrıca mevcut anlaşmazlıkların birbirini derinleştirmesinin, çatışmaların yeni bölgelere yayılmasının ve bölgesel gerilimlerin daha geniş çaplı istikrarsızlığa dönüşmesinin önlenmesi gerektiğine dikkat çekmesi bekleniyor.

İsrail'in politikaları ve Suudi Arabistan'ın güvenliği
Toplantının gündeminde Filistin meselesi ve Batı Şeria'daki yerleşim faaliyetleri de bulunuyor. Uluslararası toplumun, İsrail'in yerleşim faaliyetlerini genişletmesine ve yerleşimci şiddetine karşı baskıyı artırması gerektiği mesajının öne çıkması bekleniyor.

Yemen'deki Husilerin saldırıları karşısında Suudi Arabistan'ın güvenliğine verilen destek de görüşülecek konular arasında. Fidan'ın Hürmüz ve Babülmendep boğazlarında seyrüsefer özgürlüğünün kalıcı biçimde güvence altına alınması gerektiğini vurgulaması öngörülüyor.

Görüşmelerde ayrıca Karadeniz'deki güvenlik durumu ve Rusya-Ukrayna Savaşı'nın sona erdirilmesine yönelik diplomatik girişimler de ele alınacak. Son haftalarda Karadeniz'de ticari gemilere ve liman altyapısına yönelik saldırıların yoğunlaşması, deniz taşımacılığı açısından güvenlik kaygılarını artırmış bulunuyor. Özellikle insansız hava araçlarıyla (İHA) gerçekleştirilen saldırılarda Türk gemilerinin de hedef hâline geldiği gözlemleniyor.

E3 ve R4 formatları nedir?
E3 formatı, İran'ın nükleer programına ilişkin diplomatik koordinasyonu ilerletmek amacıyla 20 yılı aşkın süre önce Almanya, Fransa ve İngiltere tarafından oluşturuldu.

R4 ise Türkiye, Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan'ı bir araya getiriyor. Bu ülkeler, bölgesel güvenlik ve iş birliğini geliştirmeye yönelik girişimler kapsamında ortak hareket ediyor.

Öte yandan Ankara, kısa süre önce İslamabad ve Riyad ile Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında yeni bir güvenlik ittifakı oluşturmuş bulunuyor.

9 adaylı kritik seçimde gözler Haliç’te

Dünyanın en büyük barolarından biri olan İstanbul Barosu, yeni başkanını seçmek için sandık başına gidiyor. İttifakların ve güçlü grupların karşı karşıya geleceği bu tarihi yarışta, 9 farklı aday ve geniş tabanlı koalisyonlar baronun gelecekteki rotasını belirleyecek

22.10.2026 18:10:00
Haber Merkezi
 
9 adaylı kritik seçimde gözler Haliç’te
9 adaylı kritik seçimde gözler Haliç’te
Yaklaşık 70 bin avukatın kayıtlı olduğu İstanbul Barosu'nun 128. Olağan Genel Kurulu ve başkanlık seçimleri, 24-25 Ekim 2026 tarihlerinde Haliç Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilecek. İki yıllık görev süresinin ardından mevcut yönetim ve muhalif gruplar arasında geçecek olan seçimlerde başkanlık koltuğu için 9 aday resmi olarak yarışacak.


Kritik ittifaklar ve grupların adayları


Seçim atmosferini hareketlendiren en önemli unsur, geçmiş yıllarda ayrı ayrı yarışan bazı güçlü grupların bu yıl geniş tabanlı ittifaklar kurması oldu. Baronun yönetimini belirleyecek öne çıkan adaylar ve onları destekleyen gruplar şu şekilde sıralanıyor:

İbrahim Özden Kaboğlu (Değişim İçin Avukatlar Grubu): İstanbul Barosu'nun mevcut başkanı Av. Prof. Dr. İbrahim Özden Kaboğlu, "Değişim İçin Avukatlar Grubu"nun adayı olarak ikinci dönem için yeniden yetki istiyor.

Ümit Kocasakal (Cumhuriyetçi Güç Birliği): Eski baro başkanlarından Av. Prof. Dr. Ümit Kocasakal, bu seçimin en büyük koalisyonlarından birinin çatı adayı oldu. Kocasakal'ı; Önce İlke Çağdaş Avukatlar Grubu (Ali Gürbüz kanadı), Önce Avukat Grubu ve İstanbul Milliyetçi Avukatlar Grubu (İMAG) ortaklaşa destekliyor.

Hasan Kılıç (Önce İlke Çağdaş Avukatlar Grubu & Yükseliş Hareketi): Seçim maratonunun bir diğer güçlü ittifakı ise Av. Hasan Kılıç'ın adaylığında kuruldu. Önce İlke Çağdaş Avukatlar Grubu'nun Filiz Saraç kanadı ile Önce İlke ÇAG Yükseliş Hareketi güçlerini birleştirerek sandığa tek adayla gitme kararı aldı.

Korkut Kanadoğlu (Avukat Hakları Grubu): Avukat Hakları Grubu (AHG), bağımsız duruşunu koruyarak Av. Prof. Dr. Korkut Kanadoğlu'nu başkan adayı olarak çıkardı.


Yarışacak diğer adaylar ve gruplar


Büyük ittifakların yanı sıra, baro genel kurulunda kendi listeleriyle yer alacak başkan adayları ve temsil ettikleri yapılar da var.

Arife Gökkaya Dinç'i Bağımsız Avukatlar Grubu, Atakan Adem Selanik'i Cumhuriyet Avukatları Grubu, Salih Uçar'ı Türk Milliyetçisi Avukatlar Grubu, Metin Üraçin'i İstanbul Avukatlar Birliği Grubu destekliyor. Gülbeyaz Karadeniz de bir diğer başkan adayı.

Seçim öncesinde aday grupların temsilcileri bir araya gelerek genel kurul protokolünü netleştirdi. Yapılan kura çekimi sonrasında, başkan adaylarına kürsüde 20'şer dakika, grubu adına konuşma yapacak olan temsilcilere ise 7'şer dakika konuşma süresi tanınması kararlaştırıldı.

Yaklaşık 70 bin avukatın Haliç Kongre Merkezi'ne ulaşımını kolaylaştırmak amacıyla İstanbul Barosu yönetimi, şehrin belirli merkezlerinden iki gün boyunca ücretsiz otobüs ve tekne servisleri düzenleneceğini duyurdu. Sandıkların kurulacağı pazar günü geç saatlerde oy sayımının tamamlanmasıyla birlikte İstanbul Barosu'nun yeni başkanı resmen ilan edilecek.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.