Fransa, İspanya, Belçika, İtalya, Almanya, Arnavutluk, Yunanistan gibi birçok Avrupa ülkesinde çalışanlar, işsizler, emekliler, gençler, öğrenciler sokaklarda eylemler yapıyorlar. ABD ise zaten kaynıyor.
Yerli ve yabancı medya bu eylemlerin ana başlıklarını şöyle sıralıyor:
Gıda, enerji ve akaryakıt fiyatlarının yükselmesi.
Maaşların yaşam maliyetlerine yetişmemesi.
Konut krizi, yüksek kiralar ve ev sahibi olmanın zorlaşması.
Öğretmen eksikliği ve kamu hizmetlerindeki yetersizlikler.
Emeklilik, sosyal haklar ve daha güvenceli yaşam talebi.
Yolsuzluk iddialarına ve yönetim politikalarına yönelik tepkiler.
Bütün bu başlıkları topladığımızda karşımıza gerçek sebep çıkıyor: Dünyada sistem sorunu var.
İnsanlar bu sisteme karşı çıkıyor. 20. yüz yılın dayatmaları ile sözde sözleşmeleri ile bu yüzyılı yönetemezsin, diyor.
İnsanlar kapitalizmi sorguluyor. Dolar sömürüsünü sorguluyor. ABD'ye göre politika üreten, ABD'ye göre duruş gösteren yönetimleri sorguluyor. Özetle emperyalizmi sorguluyor insanlık.
ABD ve batı ülkelerindeki taşeron yöneticileri artık insanları El Kaide, Taliban, IŞID, İslam tehdidine inandıramıyorlar.
Artık insanlar biliyor ki dünyada akan kanın, vahşetin ve bizzat kendi ülkelerindeki ekonomik krizlerin sebebi ABD ve İsrail'in ihtirasları, dünyayı tekellerine alma gayretleri ve kendi yönetimlerinin buna taşeronluk yapmalarıdır.
İşte Amerika'da ve Avrupa'da yaşayanlar buna itiraz ediyor. Yönetimlerinin Hürmüz Boğazı, enerji tedariki gibi mazeretlerini kabul etmiyorlar. Kanunlarında yazılı hakların kesintiye uğramasını kabul etmiyorlar. Savaş istemiyorlar, insanca yaşamak istiyorlar. Geleceğe umutla bakmak istiyorlar.
Avrupa'da durum bu kadar vahim mi?
Rakamlara baktım. 2026 yılı için açıklanan aylık brüt asgari ücret Almanya'da 2.343 avro, Fransa'da 1.823 avro, Portekiz'de ise 1.073 avro düzeyinde.
Eylül 2026 verilerine göre Aynı dönemde Almanya'da enflasyon yüzde 3,3, Fransa'da yüzde 3,4 ve İspanya'da yüzde 5 civarında.
Ağustos 2026'da Avrupa Birliği işsizlik ortalaması yüzde 6,1 olarak açıklanmış. Vahim tabi!
Türkiye mi?
Yok, bizim öyle enflasyon, konut, işsizlik, sosyal haklar gibi sorunlarımız yok.
İktidarımız 25 yıl önce 3Y sözü verdi. Yasaklar kalktı, yolsuzluklar bitti, fakirlik suç sayılır hale geldi.
Demokrasimiz tıkır tıkır işliyor. Yargı, yasama ve yürütme birbirinin kırmızı çizgilerini zorlamıyor. Kanunlar önünde herkes eşit, kimseye ayrıcalık yok.
Öyle yolsuzluk, vurgun, yalan, talan, rüşvet, adam kayırma vs. haberlerine inanmayın. Hepsi dış güçlerin uydurması.
Depremler, yangınlar, seller, afetler yaşıyoruz. Doğru. Ama kader planında bunlar var!
Gözaltılar, tutuklamalar mı? Yok, yok! Öyle bildiğiniz gibi değil! Her alanda şaha kalkmış artık küresel oyun kurucu olmuş iktidarımızı çekemeyenlere haliyle yargıya hesap vermek zorunda.
Yoksa ülkemizde Avrupa ülkelerindeki gibi bir durum olsa insanımız, Anayasa'nın 34'cü maddesinde kendilerine verilen, 'Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir' hakkını kullanır.
Foncuları mı soruyorsunuz?
Onlar nefislerine yenilmişler!
Bakın cumhurbaşkanımız açıkça dedi: "Ne mutlu bize ki soran, sorgulayan, eleştiren bir tabanımız var. Ne mutlu bize ki yanlışa yanlış, doğruya doğru diyen bir seçmenimiz var.
Bizi bugünlere getiren, bizi son 25 yılda başarıdan başarıya koşturan, işte böyle bir kadroya ve böyle bir tabana sahip olmamızdır…
Biz buralarda, bu koltuklarda en çok da fakir fukaranın, garip gurebanın sesi, soluğu, sığınağı olmak için varız…
İnancımızın bir gereği olarak "emri bil maruf, nehyi anil münker" çizgisini hatırlatan her türlü teklif ve tenkidi elbette önemsiyoruz'.
Ya!
Timur hayatta olsaydı birkaç düzine fil daha göndermesini isterdim…
Yerli ve yabancı medya bu eylemlerin ana başlıklarını şöyle sıralıyor:
Gıda, enerji ve akaryakıt fiyatlarının yükselmesi.
Maaşların yaşam maliyetlerine yetişmemesi.
Konut krizi, yüksek kiralar ve ev sahibi olmanın zorlaşması.
Öğretmen eksikliği ve kamu hizmetlerindeki yetersizlikler.
Emeklilik, sosyal haklar ve daha güvenceli yaşam talebi.
Yolsuzluk iddialarına ve yönetim politikalarına yönelik tepkiler.
Bütün bu başlıkları topladığımızda karşımıza gerçek sebep çıkıyor: Dünyada sistem sorunu var.
İnsanlar bu sisteme karşı çıkıyor. 20. yüz yılın dayatmaları ile sözde sözleşmeleri ile bu yüzyılı yönetemezsin, diyor.
İnsanlar kapitalizmi sorguluyor. Dolar sömürüsünü sorguluyor. ABD'ye göre politika üreten, ABD'ye göre duruş gösteren yönetimleri sorguluyor. Özetle emperyalizmi sorguluyor insanlık.
ABD ve batı ülkelerindeki taşeron yöneticileri artık insanları El Kaide, Taliban, IŞID, İslam tehdidine inandıramıyorlar.
Artık insanlar biliyor ki dünyada akan kanın, vahşetin ve bizzat kendi ülkelerindeki ekonomik krizlerin sebebi ABD ve İsrail'in ihtirasları, dünyayı tekellerine alma gayretleri ve kendi yönetimlerinin buna taşeronluk yapmalarıdır.
İşte Amerika'da ve Avrupa'da yaşayanlar buna itiraz ediyor. Yönetimlerinin Hürmüz Boğazı, enerji tedariki gibi mazeretlerini kabul etmiyorlar. Kanunlarında yazılı hakların kesintiye uğramasını kabul etmiyorlar. Savaş istemiyorlar, insanca yaşamak istiyorlar. Geleceğe umutla bakmak istiyorlar.
Avrupa'da durum bu kadar vahim mi?
Rakamlara baktım. 2026 yılı için açıklanan aylık brüt asgari ücret Almanya'da 2.343 avro, Fransa'da 1.823 avro, Portekiz'de ise 1.073 avro düzeyinde.
Eylül 2026 verilerine göre Aynı dönemde Almanya'da enflasyon yüzde 3,3, Fransa'da yüzde 3,4 ve İspanya'da yüzde 5 civarında.
Ağustos 2026'da Avrupa Birliği işsizlik ortalaması yüzde 6,1 olarak açıklanmış. Vahim tabi!
Türkiye mi?
Yok, bizim öyle enflasyon, konut, işsizlik, sosyal haklar gibi sorunlarımız yok.
İktidarımız 25 yıl önce 3Y sözü verdi. Yasaklar kalktı, yolsuzluklar bitti, fakirlik suç sayılır hale geldi.
Demokrasimiz tıkır tıkır işliyor. Yargı, yasama ve yürütme birbirinin kırmızı çizgilerini zorlamıyor. Kanunlar önünde herkes eşit, kimseye ayrıcalık yok.
Öyle yolsuzluk, vurgun, yalan, talan, rüşvet, adam kayırma vs. haberlerine inanmayın. Hepsi dış güçlerin uydurması.
Depremler, yangınlar, seller, afetler yaşıyoruz. Doğru. Ama kader planında bunlar var!
Gözaltılar, tutuklamalar mı? Yok, yok! Öyle bildiğiniz gibi değil! Her alanda şaha kalkmış artık küresel oyun kurucu olmuş iktidarımızı çekemeyenlere haliyle yargıya hesap vermek zorunda.
Yoksa ülkemizde Avrupa ülkelerindeki gibi bir durum olsa insanımız, Anayasa'nın 34'cü maddesinde kendilerine verilen, 'Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir' hakkını kullanır.
Foncuları mı soruyorsunuz?
Onlar nefislerine yenilmişler!
Bakın cumhurbaşkanımız açıkça dedi: "Ne mutlu bize ki soran, sorgulayan, eleştiren bir tabanımız var. Ne mutlu bize ki yanlışa yanlış, doğruya doğru diyen bir seçmenimiz var.
Bizi bugünlere getiren, bizi son 25 yılda başarıdan başarıya koşturan, işte böyle bir kadroya ve böyle bir tabana sahip olmamızdır…
Biz buralarda, bu koltuklarda en çok da fakir fukaranın, garip gurebanın sesi, soluğu, sığınağı olmak için varız…
İnancımızın bir gereği olarak "emri bil maruf, nehyi anil münker" çizgisini hatırlatan her türlü teklif ve tenkidi elbette önemsiyoruz'.
Ya!
Timur hayatta olsaydı birkaç düzine fil daha göndermesini isterdim…
Akın Aydın / diğer yazıları
- Avrupalıların hak arayışları ve Türkiye / 23.10.2026
- Bir çağrı bir fetva ve cevabı / 21.10.2026
- ‘Erdoğan Nobel’e aday gösterilmeli’ / 19.10.2026
- Türkiye, suçluların sığınağı olmayacakmış! / 18.10.2026
- Parayı takip etmeyenler sigarayı takibe aldı / 17.10.2026
- Foncular, faizciler ve Mahkeme-i Kübra / 16.10.2026
- Husiler ne kadar da güçlüymüş! / 15.10.2026
- AKP’nin, Yemen politikası / 13.10.2026
- İktidarın mı dediği olacak yoksa Kandil’in mi? / 12.10.2026
- Erdoğan’a darbe iddiaları ve Gazi Meclisimiz / 11.10.2026
- Bir çağrı bir fetva ve cevabı / 21.10.2026
- ‘Erdoğan Nobel’e aday gösterilmeli’ / 19.10.2026
- Türkiye, suçluların sığınağı olmayacakmış! / 18.10.2026
- Parayı takip etmeyenler sigarayı takibe aldı / 17.10.2026
- Foncular, faizciler ve Mahkeme-i Kübra / 16.10.2026
- Husiler ne kadar da güçlüymüş! / 15.10.2026
- AKP’nin, Yemen politikası / 13.10.2026
- İktidarın mı dediği olacak yoksa Kandil’in mi? / 12.10.2026
- Erdoğan’a darbe iddiaları ve Gazi Meclisimiz / 11.10.2026

























































