logo
17 EKİM 2026

ABD'de Soçi telaşı

Soçi Zirvesi'nde Türkiye, İran ve Rusya liderlerinin Suriye'deki krizin çözümü için ortaya koyduğu güç birliği, ABD'yi telaşlandırdı. 24 Kasım'da Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı telefonla arayan ABD Başkanı Trump, 'YPG'ye silah vermeyeceğiz' sözü verdi. Konuyla ilgili dün gazetecilerin sorularını yanıtlayan Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, "Trump'ın sözünü tutmasını bekliyoruz" dedi.

26.11.2017 00:00:00
 
Türkiye'nin Suriye konusuna Rusya ve İran ile ittifak halinde yeni bir yola girmesi ABD'yi telaşlandırdı. Terör örgütü PKK-YPG'ye ağır silahlarla donatan ABD'den manidar bir çark geldi.

ABD Başkanı Donald Trump önceki gün Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı arayarak Türkiye, Rusya ve İran liderleri arasında yapılan Soçi Zirvesi'ni, Suriye'de terör örgütlerine verdiği desteği ve Reza Zarrab davası başta olmak üzere ikili ilişkileri konuştu.

Görüşmeye ABD'nin terör örgütü PKK-YPG'ye verdiği silah desteği damga vurdu. Trump'ın görüşmede 'YPG'ye desteği keseceğiz' sözü verdi. ABD'den gelen bu beklenmedik açıklama, Suriye krizinde bir dönüm noktası olarak değerlendirilen Soçi Zirvesi'ndeki işbirliğine çomak sokulmaya çalışılıyor şeklinde değerlendirmelere neden oldu.

YPG'yi tepeden tırnağa silahlandırmış olan ABD'den verilen bu sözün aslında çok bir anlamı yok. Çünkü zaten uzmanlara göre ABD'den YPG'ye verilmesi planlanan silahların tamamı verilmiş durumda.

Dolayısıyla bundan sonra asıl önemli olan PKK/YPG'nin elindeki ABD silahlarının ne olacağı konusu. ABD'den gelen açıklamalarda bu konuya hiç değinilmemesi dikkatlerden kaçmadı.

ABD'den açıklama geldi

ABD Ankara Büyükelçiliği, resmi Twitter hesabı üzerinden, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ABD Başkanı Donald Trump arasında gerçekleştirilen telefon görüşmesine ilişkin dün bir bilgi notu yayınladı.

Bilgi notunda yer alan açıklamada, "ABD Başkanı Donald Trump, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir telefon konuşması gerçekleştirmiştir. Görüşmede Başkan Trump, başta terörün her çeşidiyle mücadele ve bölgesel istikrarın güçlendirilmesi olmak üzere, ABD ile Türkiye arsındaki stratejik ortaklığı bir kez daha teyit etmiştir. Suriye konusunda iki lider, BM Güvenlik Konseyi'nin 2254 sayılı kararının uygulanması ve bu ülkedeki iç savaşın barışçıl yollarla çözümü için BM liderliğindeki Cenevre sürecinin desteklenmesinin önemini konuşmuşlardır. Başkan Trump ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, insani krize son verilmesi, yerlerinden edilen Suriyelilerin evlerine dönmesine izin verilmesi ve kötü niyetli müdahalelerden, teröristlerin barındığı bölgelerden arınmış, birleşik bir Suriye'nin istikrarını temin edilmesi ihtiyacının altını çizmiştir. Daha önceki politikamızla da tutarlı bir şekilde Başkan Trump, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı Suriye'de sahalardaki ortaklara verilen askeri yardımla ilgili bekleyen düzenlemelerin yanı sıra, şimdi Rakka'daki savaşın tamamlandığı, DEAŞ'ın bir daha geri dönmeyeceğini temin edecek şekilde istikrar aşamasına doğru ilerlendiği konularında bilgilendirmiştir. Liderler aynı zamanda, ABD'den askeri ekipman alımını da görüşmüşlerdir" ifadeleri yer aldı.

Trump'a 'sözünü tut' çağrısı

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, dün Antalya'da Trump ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasında gerçekleşen görüşmeyle ilgili konuştu.

Çavuşoğlu, "Trump'ın sözünü tutmasını beklemek en doğal hakkımız" dedi.

Bakan Çavuşoğlu açıklamasında şunları kaydetti: "Şu soruyu soruyoruz: Neden bizim Fırat Kalkanı ile temizlediğimiz bölgelere Türkiye'den yaklaşık 100 bin insan gidiyor da YPG'nin kontrol ettiği bölgeye Kürtler gidemiyor? Kürt kardeşlerimizin nüfus belgeleri yakılıp yıkılmış. O terör örgütüne verilen silahların da PKK'nın eline geçtiği ortada. Cumhurbaşkanımız bunu net bir şekilde Trump'a iletti. Trump da net bir şekilde YPG'ye silah verilmeyeceğini söyledi."               

Bakan Çavuşoğlu daha önceki açıklamasında da "Trump bundan sonra YPG'ye silah verilmeyeceğini net bir şekilde söyledi" açıklamasında bulunmuştu.

Bakan Çavuşoğlu, Trump-Erdoğan görüşmesinin ilerleyen dakikalarında ABD Başkanı Trump'ın bir kez daha talimat verdiğini, bundan sonra YPG'ye silah verilmeyeceğini, bu saçmalığa daha önce son verilmesi gerektiğini net bir şekilde teyit ettiğini ifade etmişti.

Görüşmeye ilişkin Cumhurbaşkanlığı'ndan yapılan açıklamada ise, "Türkiye ve ABD ilişkilerinin güçlendirilmesinin önemine de değinen iki lider, DEAŞ, PKK, FETÖ ve benzeri örgütler dâhil, tüm terör örgütlerine karşı birlikte mücadele etme konusunda mutabık kalmışlardır" denildi.

Trump'ta Ortadoğu pişmanlığı

Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı görüşme öncesinde Twitter hesabından "Ortadoğu'ya en başından girmemeliydik" açıklaması yaptı.

Trump'ın mesajı şu şekildeydi: "Bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan ile karışıklığı miras aldığım Ortadoğu'ya barış getirmekle ilgili olarak görüşeceğim. Hepsini halledeceğim ancak bu, 6 trilyon dolara ve hayatlara mal olan bir hata. En başında oraya girmemeliydik."

Oktay Saral hangi sözleri verdi?

Ankara’da er şehit aileleri ve er gazilerin eşit özlük hakları için başlattığı 48 günlük nöbetin ardından gözler, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral’ın verdiği sözlere çevrildi

17.10.2026 17:40:00
Haber Merkezi
 
Oktay Saral hangi sözleri verdi?
Oktay Saral hangi sözleri verdi?
Ankara'da er şehit aileleri ve er gazilerin eşit özlük hakları için başlattığı 48 günlük nöbetin ardından gözler, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral'ın verdiği sözlere çevrildi. Eylemlerine çözüm beklentisiyle ara veren platform, ekim ayının sonuna kadar somut adım atılmaması hâlinde kasım ayında yeniden meydanlara çıkma kararı aldı.

Peki, Oktay Saral hangi sözleri verdi? Meclis açıldığında gündeme taşınması beklenen talepler için neden henüz somut bir sonuç açıklanmadı?

OKTAY SARAL HANGİ SÖZLERİ VERDİ?

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral, 28 Ağustos'ta gazilerle yaptığı görüntülü görüşmede, Meclis açıldığında taleplerin Cumhurbaşkanı'na ve ilgili yetkililere iletilmesi için girişimde bulunacağını belirtti.

Saral'ın açıklaması şöyleydi:

"Meclis açıldığında da bizzat Cumhurbaşkanımıza da inşallah bizzat yetkili arkadaşlara da sonuna kadar sizin almanız gereken haklar hususunda, sizin bir kardeşiniz olarak elimden ne geliyorsa yapacağım."

Saral, konuşmasının devamında da şu ifadeleri kullandı:

"Ben bir kardeşiniz olarak ekimde Meclis açıldığında inşallah sizlerin haklarını iade noktasında, verilmesi noktasında ne gerekiyorsa bunun sözünü ben size veriyorum."

Bu görüşmenin ardından gaziler, çözüm için ekim ayının sonuna kadar beklemek üzere eylemlerine ara verdi.

HANGİ HAKLAR İSTENİYOR?

Er Şehit Aileleri ve Er Gaziler Platformu'nun temel talebi, rütbe ayrımı yapılmaksızın emsal özlük ve sosyal hakların sağlanması.

Platform, aynı vatan savunması için mücadele eden er gazileri ile rütbeli askerler arasındaki hak farklılıklarının giderilmesini istiyor. Talepler, gazilerin özlük ve sosyal haklarının yanı sıra şehit er yakınlarının haklarının da iyileştirilmesini kapsıyor.

SÖZLER TUTULMADI MI?

16 Ekim itibarıyla platformun açıklamalarına ve basına yansıyan bilgilere göre, gazilerin beklediği somut bir adım henüz duyurulmadı. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin ekim ayında çalışmalarına başlamasına rağmen taleplerin karşılanmasına yönelik somut bir gelişme yaşanmadığı bildirildi.

Ancak burada önemli bir ayrım var: Oktay Saral'ın kamuoyuna yansıyan sözleri, hakların belirli bir tarihte kesin olarak yasalaşacağı garantisinden ziyade, konuyu Cumhurbaşkanı'na ve ilgili yetkililere taşıma ve çözüm için girişimde bulunma taahhüdüydü.

Dolayısıyla şu aşamada verilen girişim sözünün yerine getirilip getirilmediğine ilişkin kamuya açık, kesin bir sonuç bulunmuyor. Buna karşılık gazilerin taleplerinin karşılandığını gösteren bir düzenleme de açıklanmış değil.

KASIMDA YENİDEN MEYDANLARA ÇIKACAKLAR

Er Şehit Aileleri ve Er Gaziler Platformu, ekim ayının sonuna kadar somut bir adım atılmaması ve yetkili makamlardan olumlu yanıt gelmemesi durumunda kasım ayında yeniden eylem yapacağını duyurdu.

Platformun mesajı açık: 48 gün boyunca sürdürülen hak arayışına çözüm beklentisiyle ara verildi; şimdi verilen sözlerin karşılığının görülmesi bekleniyor.

Şimdi gözler Oktay Saral'da, Cumhurbaşkanlığı'nda ve Meclis'te. Er şehit aileleri ile gazilerin eşit özlük hakları talebi için ekim sonuna kadar hangi somut adımların atılacağı, kasım ayında yeni bir eylem sürecinin başlayıp başlamayacağını belirleyecek.

Yargıtay'dan emsal karar: Ziynet alacağı karar beklenmeden icraya konacak

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, ziynet alacağına ilişkin mahkeme kararının icraya konulabilmesi için boşanma kararının kesinleşmesinin gerekmeyeceğine hükmetti. Emsal kararla birlikte, boşanma kesinleşmeden de ilamlı icra takibi yapılabilecek

17.10.2026 11:46:00 / Güncelleme: 17.10.2026 11:49:42
İHA
 
Yargıtay'dan emsal karar: Ziynet alacağı karar beklenmeden icraya konacak
Yargıtay'dan emsal karar: Ziynet alacağı karar beklenmeden icraya konacak
Yıllar süren evliliğin ardından boşanmaya karar veren çift altınlar konusunda da mahkemelik oldu. 1. Aile Mahkemesi'nin altın (ziynet) alacağına dair kararına rağmen eli boş kalan mağdur kadın, eski kocası hakkında icra takibi başlattı. İcra Hukuk Mahkemesi'ne koşan eski koca, boşanma davasının kesinleşmediğine dikkat çekerek icra takibine itiraz etti.

Boşanma ilamı kesinleşmeden onun ferisi (bağlı) niteliğindeki alacakların da talep edilemeyeceğini belirterek, takibin iptaline karar verilmesini istedi. İcra Hukuk Mahkemesi, şikayetin reddine karar verdi. Davacı eski koca kararı istinafa taşıdı. Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 8. Hukuk Dairesi, alacaklı davalı tarafından borçlu hakkında başlatılan ilamlı takibin dayanağının 1. Aile Mahkemesi'nin 2025/17 K. sayılı ilamı olduğu, takipte ilamda hüküm altına alınan ziynet iadesinin ve bu konuya ilişkin hükmedilen yargılama gideri ve vekalet ücretinin tahsilinin talep edildiğine dikkat çekti.

Şikayetin niteliği itibariyle süresiz şikayete tabi olduğuna vurgu yapan Daire kararında şu ifadelere yer verildi:

''Aile ve şahsın hukuku ile ilgili hükümler kesinleşmedikçe takibe konu edilemezler. Ayrıca, boşanma kararının eklentisi olan tazminat, vekalet ücreti ve yargılama giderine yönelik hükümler de aynı kurala tabidirler. Ancak, ilamın boşanma davası ile birlikte görülen ve hüküm altına alınan ziynet alacağına ilişkin kısmı, tarafların şahsi ya da ailevi yapılarına ilişkin durumlarında bir değişikliğe yol açmayan, sonuçları itibariyle ancak tarafların mal varlığını etkileyebilen, boşanma ilamının ferisi niteliğinde olmayıp ondan bağımsız olan edaya ilişkin ilamlardır.

Bu nitelikleri itibariyle de ziynet alacağına ilişkin ilamların, diğer edaya ilişkin ilamlar gibi, kesinleşmeden icraya konulmaları mümkündür. Somut olayda da, takibe konulan husus ziynet iadesine ve bu konuya ilişkin hükmedilen yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin olmakla, her ne kadar boşanma davası ile birlikte görülmüş olsa da boşanma ilamının ferisi niteliğinde olmadığından kesinleşmeden icraya konulması mümkündür. Bu nedenle davacı tarafın buna yönelen talebinin reddine karar verilmesi yerindedir.''

BAM 8. Hukuk Dairesi'nden de eli boş dönen davacı koca, kararı temyiz etti. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi de BAM kararını yerinde buldu. Yüksek Mahkeme; ziynet alacaklarının tarafların şahsi durumlarında bir değişiklik yaşatmadığını, yalnızca malvarlığını etkilediğini belirterek, boşanma hükmü kesinleşmesse dahi bu alacakların icra edilebileceğine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararını onadı.

Etimesgut Belediyesi soruşturmasında 7 kişi tutuklandı

Etimesgut Belediyesindeki ihale, otopark kiralama ve imar işlemlerinde usulsüzlük yapıldığı ve menfaat temin edildiği iddialarına ilişkin yürütülen soruşturmada, aralarında belediye başkan yardımcıları G.B. ve F.G.'nin de bulunduğu 7 şüpheli tutuklandı. Ankara merkezli 5 ilde düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 25 şüpheliden 4'ü hakkında ev hapsi şeklinde adli kontrol kararı verilirken, 9 şüphelinin etkin pişmanlık hükümleri kapsamında ifade verdiği bildirildi

17.10.2026 11:33:00 / Güncelleme: 17.10.2026 11:36:47
İHA
 
Etimesgut Belediyesi soruşturmasında 7 kişi tutuklandı
Etimesgut Belediyesi soruşturmasında 7 kişi tutuklandı
Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca, Etimesgut Belediyesince gerçekleştirilen bazı ihalelerde usulsüzlük yapıldığı, sahte belgeler düzenlendiği, otopark kiralama ve inşaat projelerine ilişkin imar ve ruhsat işlemlerinde menfaat temin edildiği iddiaları üzerine soruşturma başlatıldı.

Soruşturma kapsamında Sayıştay raporları, etkin pişmanlık hükümleri çerçevesinde alınan şüpheli ifadeleri, müşteki beyanları, CİMER başvuruları, ses ve video kayıtları ile Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) ve HTS analizleri incelendi.

İncelemeler sonucunda "Suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme, kurulan örgüte üye olma, zimmet, rüşvet, irtikap, ihaleye fesat karıştırma ve edimin ifasına fesat karıştırma" suçlarından, aralarında Etimesgut Belediye Başkan Yardımcıları G.B. ve F.G.'nin de bulunduğu, 5'i belediye görevlisi olmak üzere 25 şüpheliye yönelik 13 Ekim 2026'da Ankara merkezli 5 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi.

7 şüpheli tutuklandı

Operasyon kapsamında arama, el koyma ve gözaltı işlemlerinin ardından Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığına getirilen şüphelilerden 9'unun etkin pişmanlık hükümleri kapsamında ifade verdiği belirtildi. Beş şüpheli hakkında ise mevcut delil durumu dikkate alınarak yurt dışına çıkış yasağı ve imza yükümlülüğü şeklinde adli kontrol uygulanması talep edildi.

Tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edilen 11 şüpheliden, Etimesgut Belediye Başkan Yardımcıları G.B. ve F.G.'nin de aralarında bulunduğu 7'sinin tutuklanmasına karar verildi. Diğer 4 şüpheli hakkında ise ev hapsi şeklinde adli kontrol tedbiri uygulandı.

Başsavcılık, soruşturmanın tüm yönleriyle ve titizlikle sürdürüldüğünü bildirdi.

İzmir merkezli yasa dışı bahis operasyonu: 27 şüpheli tutuklandı

İzmir merkezli 4 ilde yasa dışı bahis şebekesine yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 35 şüpheliden 27'si çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. zanlıların banka hesapları üzerinden yaklaşık 1 milyar 800 milyon liralık para trafiği yürüttüğü belirlendi

17.10.2026 11:30:00 / Güncelleme: 17.10.2026 11:34:14
İHA
 
İzmir merkezli yasa dışı bahis operasyonu: 27 şüpheli tutuklandı
İzmir merkezli yasa dışı bahis operasyonu: 27 şüpheli tutuklandı
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, 7258 sayılı Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun'a muhalefet suçu kapsamında çalışma yürüttü.

Yapılan teknik ve fiziki takipler sonucunda şüphelilerin yurt dışı bağlantılı siteler üzerinden yasa dışı bahis oynanmasına aracılık ettikleri belirlendi. Şebekenin mali boyutunu da inceleyen ekipler, zanlıların üçüncü kişilerden temin ettikleri banka hesaplarını kullandıklarını ve bu hesaplar üzerinden yaklaşık 1 milyar 800 milyon liralık para trafiği gerçekleştirdiklerini tespit etti.

Eş zamanlı baskınlarda 35 gözaltı

Yasa dışı bahis faaliyetlerinde kullanılmak üzere banka hesabı ve GSM hattı temin eden şüphelilere yönelik İzmir merkezli 4 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Baskınlarda 35 şüpheli gözaltına alınırken, adreslerde yapılan aramalarda çok sayıda dijital materyale el konuldu. Ayrıca yurt dışından yayın yapan 22 yasa dışı bahis sitesine Sulh Ceza Hâkimliği kararıyla erişim engeli getirildi.



27 zanlı cezaevine gönderildi

Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen 35 şüpheliden 27'si çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Şüphelilerden 5'i hakkında ev hapsi kararı verilirken, 3 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Milyarlık bahis ağının kara para çarkı deşifre edildi

Kırıkkale merkezli 8 ilde düzenlenen operasyonda, yasa dışı bahis gelirlerini başkaları adına açılan banka hesapları ve kripto para platformları üzerinden akladıkları belirlenen suç örgütünün 1 milyar 219 milyon lirayı aşan para trafiği deşifre edildi

17.10.2026 10:10:00
İhlas Haber Ajansı
 
Milyarlık bahis ağının kara para çarkı deşifre edildi
Milyarlık bahis ağının kara para çarkı deşifre edildi
Kırıkkale merkezli 8 ilde düzenlenen operasyonda, yasa dışı bahis gelirlerini başkaları adına açılan banka hesapları ve kripto para platformları üzerinden akladıkları belirlenen suç örgütünün 1 milyar 219 milyon lirayı aşan para trafiği deşifre edildi. Örgütün yapılanması ve para aklama yöntemlerinin ortaya çıkarıldığı soruşturmada, adliyeye sevk edilen 18 şüpheliden 11'i tutuklanırken, 7'si hakkında adli kontrol tedbiri uygulandı.
Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 18 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Hakimlikçe 11 şüphelinin tutuklanmasına karar verilirken, 3 şüpheli hakkında konutu terk etmeme (ev hapsi), 4 şüpheli hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulandı.

Örgütün para aklama yöntemi ortaya çıkarıldı



Soruşturmada, şüphelilerin kamuoyunda "panel" olarak bilinen sistemler üzerinden üçüncü kişilere ait kişisel verileri ele geçirdikleri belirlendi. Bu bilgileri kullanarak kişilerin haberi ve rızası olmadan, gerçeğe aykırı beyanlarla banka hesapları açtırdıkları tespit edildi. Açılan hesapların yasa dışı bahis organizasyonunda para toplamak ve transfer etmek amacıyla kullanıldığı, suçtan elde edilen gelirlerin ise kripto para platformlarına aktarılarak aklandığı belirlendi.

Örgütün yasa dışı bahis gelirlerini farklı hesaplar üzerinden dolaşıma soktuğu, suç gelirleriyle şüpheliler ve aile bireyleri adına taşınır ve taşınmaz mal edinilerek paranın kaynağının gizlenmeye çalışıldığı değerlendirildi. Şüphelilerin banka hesaplarındaki toplam işlem hacminin yaklaşık 1 milyar 219 milyon 242 bin lira olduğu bildirildi.
Operasyon kapsamında gerçekleştirilen aramalarda çok sayıda dijital materyal ele geçirilirken, 12 araç ve 8 taşınmaza el konuldu.

Ne olmuştu?

Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığının 2025/13270 sayılı soruşturma dosyası kapsamında, şüpheli B.H.'nin cep telefonunda yasa dışı bahis faaliyetlerine ilişkin mesajlaşmalar tespit edilmişti. Telefon incelemesiyle genişletilen soruşturmada, MASAK ve BTK raporları ile HTS kayıtlarının değerlendirilmesi sonucunda örgütün yönetim kadrosu, mali yapılanması ve para trafiğine ilişkin delillere ulaşılmıştı.

Soruşturma dosyasında B.H.'nin yasa dışı bahis panelinin sahibi ve örgüt lideri konumunda olduğu, A.Z.G.'nin panelin ortağı ve karar alma mekanizmasında yer aldığı, A.B.E.'nin ise panelin yönetimini üstlendiği değerlendirilmişti. A.T. ve İ.E.K.'nin örgütün mali işleyişini ve para transferlerini yönettikleri, diğer şüphelilerin de üçüncü kişiler adına banka ve ticari hesaplar açtırarak organizasyona destek sağladıkları belirlenmişti.

MASAK raporlarında, şüphelilerin 2021-2025 yılları arasındaki toplam mali işlem hacminin 1 milyar 219 milyon 242 bin 883 lira 16 kuruş olduğu tespit edilmişti. Elde edilen deliller üzerine Kırıkkale merkezli Ankara, İzmir, İstanbul, Kocaeli, Antalya, Elazığ ve Kayseri'de toplam 27 adrese eş zamanlı operasyon düzenlenmişti. Haklarında işlem başlatılan 21 şüpheliden 18'i yakalanarak gözaltına alınmıştı.

Soruşturma kapsamında şüphelilerin mal varlıkları ile banka ve ödeme kuruluşlarındaki hesaplarına el koyma tedbirleri uygulanmıştı.

Ayasofya'nın altında bambaşka bir dünya var


 
Ayasofya Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Hasan Fırat Diker, "Ayasofya'nın Arkeolojisi"ni anlattı. Diker, Roma'nın Ayasofya'nın altında devasa bir altyapı sistemi inşa ettiğini belirtti. 
 

17.10.2026 07:38:00
Haber Merkezi/AA
 
 Ayasofya'nın altında bambaşka bir dünya var
 Ayasofya'nın altında bambaşka bir dünya var

Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'nin Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Hasan Fırat Diker, Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi'nin içerisindeki kültür-sanat alanı BlackBox'a konuk oldu. Diker, İş Sanat tarafından düzenlenen Cengiz Özdemir yönetimindeki "İstanbul Sohbetleri" dizisi kapsamında "Ayasofya'nın Arkeolojisi" başlıklı konuşma yaptı.
Ayasofya'nın yüzyıllara uzanan tarihine arkeoloji penceresinden bakıldığı programda Diker, Ayasofya'nın geçirdiği dönüşümleri, yapının arkeolojik katmanlarını, mimari özelliklerini ve İstanbul'un tarihindeki yerini sunum eşliğinde katılımcılara anlattı.

Su şebekesinin merkezi

Diker, Roma'nın Ayasofya'nın altında devasa bir altyapı sistemi inşa ettiğini belirterek, yapının bir mabet olmanın ötesinde, korunaklı ve güvenli bir alan sunan, şehrin su şebekesinin dağıtımını sağlayan bir istasyon işlevi gördüğünü aktardı.
Yapıda revaklı avlu izlerini 17. yüzyıla kadar Avrupalı seyyahların betimlemelerinden takip ettiklerini söyleyen Diker, yine Ayasofya'da bugüne kadar izleri duran, fakat ayakta olmayan katmanlı yapı topluluğu hakkında bilgiler verdi.

Bugün ayakta duran yapı üçüncü kez inşa edilen Ayasofya

Diker, Ayasofya'nın çok derinlikli ve mimari bir kurgusu olduğuna işaret ederek, ilk yapılan Ayasofya'nın 5. yüzyılda bir yangından dolayı ortadan kalktığını, o yüzyılda yine ikinci bir Ayasofya'nın yapıldığını ve Nika ayaklanmasında yakılıp yıkıldığını, bugünkü yapının ise üçüncü Ayasofya olduğunu anlattı.

İlk Ayasofya'nın grovak (sert, koyu renkli kaya türü) kayası üzerine inşa edildiği bilgisini veren Diker, "İlk Ayasofya, şimdiki yapının yaklaşık 2 metre 30 santim altında kalıyor. Tabii önceden şimdiki gibi hafriyat kamyonları olamadığından şehir, bütün yıkıntılarıyla gömüle gömüle üst üste inşa ediliyor" dedi.
Yapıda 1935-1936 yıllarında Alman Arkeoloji Enstitüsü ve ABD'den gelen ekibin kazı çalışmalarından bahseden Hasan Fırat Diker, "Biz de bugün Atatürk'ün 90 yıl önce başlattığı çalışmaları devam ettirmenin ve inşallah da bitirmenin mutluluğunu yaşıyoruz" ifadesini kullandı.



Ayasofya'nın altındaki tünellerden tonlarca moloz çıkarıldı

Diker, Ayasofya'daki 5. yüzyıla tarihlenen Roma Caddesi'nin üst kısmını ilk olarak Alman arkeolog Alfons Maria Schneider'ın ortaya çıkardığını ve belgelediğini, bilim kurulu olarak da bugün bu caddenin alt kısmında çalışma yürüttüklerini dile getirdi.
Ayasofya'nın yanında olan ve Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılan Fatih Medresesi'nin 1869'a kadar varlığını sürdürdüğünü söyleyen Diker, şunları kaydetti:
"1869'da yani Sultan 1. Abdülaziz döneminde dönemin belediye başkanı Server Paşa, Ayasofya'nın siluetini bozduğu gerekçesiyle bu medreseyi yıktırıyor. Hatta Server Paşa, yol genişletme bahanesiyle minarelerden birinin de yıktırılmasını öneriyor. Medrese yıkılıyor. Daha sonra 1873'te dönemin şeyhülislamı yeniden medresenin inşa edilmesini padişahtan rica ediyor. 1874'te yapı yeniden yapılıyor. Sonra kimsesizler yurdu olarak da bir dönem kullanılıyor. Yine böyle bir yurdun Ayasofya'nın bahçesinde ne işi var diye yeniden bina yıkılıyor. Son olarak 2014'te Ayasofya'nın son müze müdürü Hayrullah Cengiz'in yoğun girişimleriyle medresenin tekrar rekonstrüksiyonu gündeme geliyor. 2017'de yapımına başlanıyor. 2020'de bitmek üzereyken Ayasofya'nın camiye çevrilmesiyle, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesine veriliyor."

Diker, Ayasofya'daki altyapıların Alfons Maria Schneider'ın yanı sıra 1943'te Amerika Bizans Enstitüsü tarafından belgelendiğini, 2017'de iç ve dış tarafta kendilerinin tarama ve belgeleme çalışmaları yaptıklarını belirtti.

Tüneller karmaşık

Ayasofya altındaki tünellerin çok karmaşık ve adeta bir metro ağı gibi olduğuna dikkati çeken Diker, Romalıların bu devasa altyapı sistemiyle caddeye gelen yağmur suyunun tahliye edilerek denize dökülmesini 1600 yıl önce düşündüklerini söyledi. Prof. Dr. Diker, tünellerde halen çalışmaya devam ettiklerini ve bugüne kadar 2025 şubat ayından bu yana yaklaşık 3 bin ton çamur, moloz çıkardıkları bilgisini verdi.
Yapının altındaki ana arter Roma Caddesi'nin bir tarafının Sarayburnu'ndan başlayarak Küçük Ayasofya'ya kadar devam ettiğine işaret eden Diker, bu yolun bugüne kadar 170 metresini temizlediklerini ve bu çalışmaların bugüne kadar hiç yapılamadığını aktardı.

Hasan Fırat Diker, Ayasofya'nın en katmanlı bölümünün kuzeydoğu cephesi olduğunun altını çizerek, burada 1946'da ilk olarak Muzaffer Ramazanoğlu tarafından yer altı mezarı olarak yan yana 4 odadan oluşan hipojenin (toprak altında ya da kaya içine oyularak inşa edilmiş antik yeraltı mezarı veya mezar odası) bulunduğunu kaydetti.
Bu bölgede hipojenin hem üst hem de alt kısmını temizlediklerini belirten Diker, "Hipojenin bir buçuk metre daha altına indik. Çamur doluydu. Bu kısım Ayasofya'dan daha eski bir yer" dedi.
Diker, Ayasofya'da altyapıda geniş alanların ziyarete açılabilmesi için de çok titiz bir çalışma yürüttüklerini vurgulayarak, bir teşhir projesi hazırlayacaklarını sözlerine ekledi.

Fon şüphelisi Cübbeli’nin damadı: ‘nefsimize yenildik’

Yatırım fonu soruşturmasında bu kez kamuoyunda Cübbeli Ahmet olarak tanınan Ahmet Mahmut Ünlü’nün damadı Esat Palazoğlu gündemde

16.10.2026 21:30:00
Haber Merkezi
 
Fon şüphelisi Cübbeli’nin damadı: ‘nefsimize yenildik’
Fon şüphelisi Cübbeli’nin damadı: ‘nefsimize yenildik’
Yatırım fonu soruşturmasında bu kez kamuoyunda Cübbeli Ahmet olarak tanınan Ahmet Mahmut Ünlü'nün damadı Esat Palazoğlu gündemde. Mal varlığı dondurulan, banka hesapları bloke edilen ve soruşturmada şüpheli sıfatının sürdüğü bildirilen Palazoğlu, fona para yatırdığını kabul ederken kendisinin de mağdur olduğunu savunuyor. Ancak gazeteci İsmail Saymaz'ın sorularına verdiği yanıtlar, dinî hassasiyet söylemiyle yüksek kazanç arayışı arasındaki çelişkiyi yeniden tartışmaya açıyor.

Palazoğlu, Pusula'nın PCS adlı kapalı fonuna mayıs ayında yatırım yaptığını, haziran, temmuz ve ağustos aylarında hesabında sırasıyla yüzde 30, yüzde 20 ve yüzde 10 artış gördüğünü anlattı. Üç ayda ana parasının yaklaşık dörtte üçü kadar kazanç oluştuğunu aktaran Saymaz'ın, "Neden böyle bir kazanç yolunu seçtiğini" sorması üzerine Palazoğlu şu yanıtı verdi:

"Dini anlamda çok uygundur diye iddia etmiyorum. Yanlışsa yanlışımız var, eyvallah. Ama hepimiz bunları yapıyoruz. Herkesin girdiği fonlar da bu kazancı verdi. Nefsimize yenildik diyebiliriz. Tabii böyle olsun istemezdik."

"ALLAHTAN PARAMIZ BATMIŞ" DİYOR

Palazoğlu, şirketinin giderleri için 31 Temmuz'da fondan bir miktar para çektiğini, ağustos sonunda yeniden para çekmek istediğinde ise kendisine "Şu an sıkışıklık var, bir iki hafta bekleyebilir misiniz?" denildiğini söyledi. 16 Eylül itibarıyla ana parasının dörtte üçünü kaybettiğini öne süren Palazoğlu, fondan zamanında çıkmadığını ve içeriden bilgi alarak parasını kurtarmadığını savundu.

Saymaz'ın, temmuz ayında para çekmesinin şüpheli görülmesine neden olup olmadığını sorması üzerine Palazoğlu, sebebini bilmediğini belirtti. Ardından şu ifadeleri kullandı:

"Ben mağdur tarafım. Kazandığımız bir bedel yok, niye şüpheliyim, bilmiyorum, öyle bir durumdayız ki, Allahtan paramız batmış diyoruz. Para alsaydım içeride olurdum muhtemelen."

Palazoğlu ayrıca, "Bu parayı 5-10 Eylül'de çeksem ne olacaktı? 'Esat kaçtı, sen bu bilgiyi kimden aldın' diyeceklerdi" diyerek kendisini savundu. Fonun patronu Serdar Turhan'ı tanıdığını, ağabeyi Ahmet'in Turhan'la bir şirkette ortak olduğunu da söyledi. Ancak ağabeyinin faaliyetlerinden dolayı kendisine haksız suçlama yöneltildiğini savundu.

Palazoğlu'nun anlatımı, soruşturmadaki konumunun açıklığa kavuşturulması gerektiğini gösteriyor. Bir kişinin fonda zarar ettiğini söylemesi, tek başına suç işlediğini kanıtlamadığı gibi şüpheli sıfatı da suçlu olduğu anlamına gelmiyor. Bununla birlikte, kısa sürede olağan dışı kazançlar oluştuğu belirtilen bir yatırımda hangi koşullarda karar verildiği ve para hareketlerinin nasıl gerçekleştiği de soruşturmanın yanıtlaması gereken sorular arasında.

CÜBBELİ NE DEMİŞTİ? "ÇOK BÜYÜK KUL HAKLARI YENDİ"

Cübbeli Ahmet, ekim ayındaki sohbetinde fon soruşturmasına değinerek "Şu fon vurgunlarında çok büyük bir kul hakları geçti, yendi" dedi. Borsada spekülasyonla hisse fiyatlarının yükseltildiğini savundu; "Bir defa burada yalan var. En büyük haram nedir? Yalan" ifadelerini kullandı. Ayrıca muhafazakâr çevrelerden de bu işlere karışanlar bulunduğunu belirterek, "Hacı hoca var mı? Var. Namazlı abdestli var mı? Var" diye konuştu.

Öte yandan Cübbeli, aynı konuşmasında "Burada bir kuruşumuz yok, biz bir şey kaptırmadık" dedi. Damadının fonda yatırım yaptığının ve mağdur olduğunu ileri sürdüğünün gündeme gelmesiyle birlikte, kamuoyunda şu soru öne çıkıyor: Dinî çevrelerde yüksek kazanç arayışı ve finansal riskler konusunda yıllardır yapılan uyarılar, bu çevrelerin kendi yakınları için de aynı ölçüde geçerli miydi?

FADIL AKGÜNDÜZ VE CAPRICE GOLD HAFIZASI



Cübbeli Ahmet'in geçmişte Fadıl Akgündüz'ün Caprice Gold projesiyle ilgili tutumu da yeniden hatırlanıyor. Projeden devre mülk alan çok sayıda kişinin mağduriyet iddiaları ve açılan davalar kamuoyunda tartışılırken Cübbeli, 2016'da yaptığı açıklamada kendisine yöneltilen eleştirilere şu sözlerle yanıt vermişti:

"Fadıl Bey'in otelinden yer alın demedim, sadece fetva soranlara caiz dedim. Ben dünya işinden anlamam. Sen bunları duymayıp enayilik ettiysen ben de enayilik ettim. Benim de birkaç dairem gitti."

FON DOSYASINDA İKİ AYRI HUKUK MU?

Türkiye’nin yüz binlerce yatırımcıyı ilgilendiren fon soruşturmasında tutuklamalar, mal varlığı dondurmaları ve şirketlere yönelik tedbirler sürerken, eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya ile eşi İlyas Kaya hakkındaki işlemler tartışma konusu oldu

16.10.2026 20:30:00
Haber Merkezi
 
FON DOSYASINDA İKİ AYRI HUKUK MU?
FON DOSYASINDA İKİ AYRI HUKUK MU?
Türkiye'nin yüz binlerce yatırımcıyı ilgilendiren fon soruşturmasında tutuklamalar, mal varlığı dondurmaları ve şirketlere yönelik tedbirler sürerken, eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya ile eşi İlyas Kaya hakkındaki işlemler tartışma konusu oldu.

Diğer şüpheliler hakkında peş peşe tutuklama kararları verilirken Kaya çiftinin tutuklanmaması, "Aynı soruşturmada herkese aynı hukuk mu uygulanıyor?" sorusunu gündeme taşıdı.

TUTUKLAMALAR, DONDURULAN MAL VARLIKLARI…

Fon soruşturmasında eylül ayının sonlarında tutuklu sayısının 51'e yükseldiği, ekim ayının ilk haftasında ise 85'e ulaştığı bildirildi. 13 Ekim'de Fatma Betül Sayan Kaya ve eşinin de aralarında bulunduğu 141 kişinin mal varlığına yönelik dondurma tedbiri uygulandığı haberleştirildi.

Kamuoyunun yanıt beklediği sorular ortada: Diğer şüpheliler hakkında tutuklama kararı verilirken Kaya çifti yönünden hangi hukuki ölçütler dikkate alındı? Delil durumu ve tutuklama nedenleri bakımından ne gibi farklılıklar bulunuyor?

MİLYARLIK HİSSE İŞLEMİ İDDİASI VE SPK RAPORU

YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre, Fatma Betül Sayan Kaya'nın 8 Nisan 2026'da 250 bin hisseyi yaklaşık 255 liradan aldığını, eylül ayında ise yaklaşık 4.482 liradan sattığını ileri sürdü. Açıklanan rakamlar üzerinden milyar lirayı aşan satış tutarı ve yüksek kazanç iddiası gündeme geldi. İşlemlerin gerçek tutarı ve hukuki niteliği ise mali kayıtlarla belirlenmeli.

Kaya çifti soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla ifade verdi. SPK'nın çift hakkındaki denetim raporu da savcılığa gönderildi. Kaya'nın AKP'deki görevlerinden ayrılması ve ardından partiden ihraç edilmesi siyasi sonuçlar doğurdu; ancak bu gelişmeler hukuki soruşturmanın yerine geçmiyor.

Yüksek kazanç tek başına suç kanıtı olmadığı gibi, siyasi görevlerden ayrılmak da varsa hukuki sorumluluğu ortadan kaldırmıyor.

ASIL SORU: HUKUKİ TEDBİRLERİN ÖLÇÜTÜ NE?

Fon dosyasında tutuklanan diğer şüphelilerle Kaya çifti arasında hangi hukuki farklılıkların bulunduğu açıklığa kavuşturulmalı. Savcılık, her şüphelinin durumunu deliller, isnat edilen fiiller ve tutuklama koşulları çerçevesinde ayrı ayrı değerlendirmek zorunda.

Kamuoyunun yanıt beklediği başlıca sorular şunlar:

Kaya çifti hakkında tutuklama tedbiri uygulanmamasının somut hukuki gerekçeleri neler?

SPK raporunda hangi tespitler yer alıyor ve savcılık bu tespitler doğrultusunda hangi adımları atacak?

Fon soruşturmasındaki bütün şüphelilere aynı hukuki standartların uygulandığı nasıl gösterilecek?

Fon krizinde kamuoyu yalnızca milyarlık işlemlerin nasıl gerçekleştiğini değil, sorumluların kim olduğunun hangi delillerle belirleneceğini de bilmek istiyor. Siyasi kimliklerden bağımsız, şeffaf ve eşit uygulanan bir hukuk süreci, sermaye piyasalarına duyulan güven açısından belirleyici olacak.

Acı bilanço ağırlaşıyor, can kaybı 4'e yükseldi

84 yılın yağış rekorunun kırıldığı İstanbul'da yaklaşık 30 saat süren aralıksız sağanak felakete yol açtı. Ayazağa'da bir kişinin daha cansız bedenine ulaşılmasıyla can kaybı 4'e yükselirken, kayıp 3 kişiyi arama ve kent genelinde hasar tespit çalışmaları aralıksız sürüyor

16.10.2026 18:10:00
Haber Merkezi
 
Acı bilanço ağırlaşıyor, can kaybı 4'e yükseldi
Acı bilanço ağırlaşıyor, can kaybı 4'e yükseldi
İstanbul'da 14 Ekim'de başlayan ve kenti etkisi altına alan şiddetli sağanak yağışların yol açtığı sel felaketinde acı bilanço ağırlaşıyor. Kent genelinde yaklaşık 30 saat boyunca aralıksız süren tarihi yağışlar neticesinde meydana gelen sel felaketinde can kaybı sayısı 4'e yükseldi.


Acı haber Ayazağa'dan geldi


Selin en çok etkilediği noktalardan biri olan Sarıyer ilçesine bağlı Ayazağa Mahallesi Kemerburgaz Caddesi'ndeki bir köprü altında erkek cesedi bulunduğu ihbarı üzerine ekipler hızla harekete geçti. Olay yerinde yapılan incelemelerin ardından, hayatını kaybeden kişinin iki gündür kayıp olarak aranan 66 yaşındaki Turgut Dursun olduğu teşhis edildi.

Kağıthane Deresi'nin taşmasıyla sular altında kalan bölgeden çıkarılan Dursun'un cansız bedeni, ambulansla Sarıyer Seyrantepe'deki Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi morguna kaldırıldı. Olayla ilgili geniş çaplı soruşturma başlatıldı.


3 kayıp vatandaş için zamana karşı yarış


İçişleri Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen arama-kurtarma faaliyetlerinde bilanço güncellendi. Daha önce 4 olarak bildirilen kayıp sayısının, Turgut Dursun'un bulunmasıyla birlikte 3'e düştüğü açıklandı.

Sel sularına kapılarak gözden kaybolan diğer 3 vatandaşı arama çalışmaları, dere yatakları, köprü altları ve su baskınının yoğun yaşandığı kritik noktalarda AFAD, itfaiye, polis ve sağlık ekiplerinin katılımıyla havadan ve karadan titizlikle sürdürülüyor.


Hasar tespiti sürüyor


84 yılın rekorunun kırıldığı sağanak yağışların ardından İstanbul genelinde yaralar sarılmaya çalışılıyor. İstanbul Valiliği ve belediye ekiplerinin koordinasyonunda kent genelinde yaklaşık 46 bin personel arama, kurtarma, tahliye, temizlik ve hasar tespit çalışmalarında görev alıyor.

Başta en ağır hasarı alan Sarıyer Ayazağa Mahallesi olmak üzere, sular altında kalan yüzlerce ev, iş yeri ve araçta maddi hasar tespit çalışmaları sürdürülüyor. Bir yandan su tahliye işlemleri tamamlanan binalarda çamur ve balçık temizliği yapılırken, diğer yandan zarar gören vatandaşların mağduriyetinin giderilmesi adına kayıtlar tutuluyor.

Erdoğan Gültekin'in cenaze törenine katıldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Düzce'de geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını kaybeden Üsküdar Belediye Başkan Vekili Dündar Ziya Gültekin'in cenaze törenine katıldı

16.10.2026 17:10:00
AA
 
Erdoğan Gültekin'in cenaze törenine katıldı
Erdoğan Gültekin'in cenaze törenine katıldı
Geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını kaybeden Üsküdar Belediye Başkan Vekili Dündar Ziya Gültekin toprağa verildi.

Gültekin için Büyük Çamlıca Camisi'nde cuma namazı sonrası cenaze töreni düzenlendi.

Gültekin'in ailesi cami avlusunda taziyeleri kabul ederken, cuma namazını kıldıktan sonra avluya gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan da merhumun ailesine başsağlığı diledi.

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, tezkiye konuşması yaptı ve cenaze namazını kıldırdı.



Gültekin'in çocuklarıyla birlikte saf tutan Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra yaptığı konuşmada, ebediyete uğurlayacakları Gültekin'le ilgili Arpaguş'ın gerekli tezkiyeleri yaptığını belirterek, "Rabbim inşallah ebedi alemde de bizleri sevgili habibinin livaü'l-hamd ismiyle müsemma sancağı altında haşru cem eylesin. Rabbim yar ve yardımcımız olsun" dedi.

Erdoğan, Gültekin'in çok kısa sürede Üsküdar'da önemli bir görevi üstlendiğini aktararak, "Ankara'da bir görevi ifa için yola çıkmışken de ne yazık ki bir trafik kazasında ebedi aleme kendisini uğurladık, uğurluyoruz. Öncelikle tüm kardeşlerime sabırlar temenni ediyorum. Rabbim yar, yardımcımız olsun, mekanı cennet olsun, makamı ali olsun inşallah." diye konuştu.

Gültekin'e hakkını helal ettiğini söyleyen Erdoğan, "Yavruları da yanımızda, Rabbim onlara da inşallah sabrı cemil lütfeylesin. Hep birlikte bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız ama bileceğiz ki hepimizin de sonu bu. Durmak yok, yola gideceğiz. Bu yol hepimiz için mukadder. Tüm ailesine, tüm kardeşlerimize sabırlar diliyorum. Bu yolculuk hepimiz için mukadder, bu mukadder olan yolculuğa hepimiz de her an hazır olalım. Rabbim yar ve yardımcımız olsun inşallah, makamı cennet olsun. Sevgili habibin sancağı altında da bizleri haşru cem eylesin" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, namazın ardından Gültekin'in tabutuna omuz verdi.

Gültekin'in naaşı, defnedilmek üzere Nakkaştepe Mezarlığı'na götürüldü.

Cenaze merasimine, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkan Vekili Nuri Aslan, İstanbul Müftüsü Emrullah Tuncel, bazı bakanlar, milletvekilleri, belediye başkanları, belediye meclis üyeleri, çalışanları, vatandaşlar ve Gültekin'in yakınları katıldı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.