logo
02 EYLÜL 2026

ABD'de Soçi telaşı

Soçi Zirvesi'nde Türkiye, İran ve Rusya liderlerinin Suriye'deki krizin çözümü için ortaya koyduğu güç birliği, ABD'yi telaşlandırdı. 24 Kasım'da Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı telefonla arayan ABD Başkanı Trump, 'YPG'ye silah vermeyeceğiz' sözü verdi. Konuyla ilgili dün gazetecilerin sorularını yanıtlayan Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, "Trump'ın sözünü tutmasını bekliyoruz" dedi.

26.11.2017 00:00:00
 
Türkiye'nin Suriye konusuna Rusya ve İran ile ittifak halinde yeni bir yola girmesi ABD'yi telaşlandırdı. Terör örgütü PKK-YPG'ye ağır silahlarla donatan ABD'den manidar bir çark geldi.

ABD Başkanı Donald Trump önceki gün Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı arayarak Türkiye, Rusya ve İran liderleri arasında yapılan Soçi Zirvesi'ni, Suriye'de terör örgütlerine verdiği desteği ve Reza Zarrab davası başta olmak üzere ikili ilişkileri konuştu.

Görüşmeye ABD'nin terör örgütü PKK-YPG'ye verdiği silah desteği damga vurdu. Trump'ın görüşmede 'YPG'ye desteği keseceğiz' sözü verdi. ABD'den gelen bu beklenmedik açıklama, Suriye krizinde bir dönüm noktası olarak değerlendirilen Soçi Zirvesi'ndeki işbirliğine çomak sokulmaya çalışılıyor şeklinde değerlendirmelere neden oldu.

YPG'yi tepeden tırnağa silahlandırmış olan ABD'den verilen bu sözün aslında çok bir anlamı yok. Çünkü zaten uzmanlara göre ABD'den YPG'ye verilmesi planlanan silahların tamamı verilmiş durumda.

Dolayısıyla bundan sonra asıl önemli olan PKK/YPG'nin elindeki ABD silahlarının ne olacağı konusu. ABD'den gelen açıklamalarda bu konuya hiç değinilmemesi dikkatlerden kaçmadı.

ABD'den açıklama geldi

ABD Ankara Büyükelçiliği, resmi Twitter hesabı üzerinden, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ABD Başkanı Donald Trump arasında gerçekleştirilen telefon görüşmesine ilişkin dün bir bilgi notu yayınladı.

Bilgi notunda yer alan açıklamada, "ABD Başkanı Donald Trump, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir telefon konuşması gerçekleştirmiştir. Görüşmede Başkan Trump, başta terörün her çeşidiyle mücadele ve bölgesel istikrarın güçlendirilmesi olmak üzere, ABD ile Türkiye arsındaki stratejik ortaklığı bir kez daha teyit etmiştir. Suriye konusunda iki lider, BM Güvenlik Konseyi'nin 2254 sayılı kararının uygulanması ve bu ülkedeki iç savaşın barışçıl yollarla çözümü için BM liderliğindeki Cenevre sürecinin desteklenmesinin önemini konuşmuşlardır. Başkan Trump ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, insani krize son verilmesi, yerlerinden edilen Suriyelilerin evlerine dönmesine izin verilmesi ve kötü niyetli müdahalelerden, teröristlerin barındığı bölgelerden arınmış, birleşik bir Suriye'nin istikrarını temin edilmesi ihtiyacının altını çizmiştir. Daha önceki politikamızla da tutarlı bir şekilde Başkan Trump, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı Suriye'de sahalardaki ortaklara verilen askeri yardımla ilgili bekleyen düzenlemelerin yanı sıra, şimdi Rakka'daki savaşın tamamlandığı, DEAŞ'ın bir daha geri dönmeyeceğini temin edecek şekilde istikrar aşamasına doğru ilerlendiği konularında bilgilendirmiştir. Liderler aynı zamanda, ABD'den askeri ekipman alımını da görüşmüşlerdir" ifadeleri yer aldı.

Trump'a 'sözünü tut' çağrısı

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, dün Antalya'da Trump ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasında gerçekleşen görüşmeyle ilgili konuştu.

Çavuşoğlu, "Trump'ın sözünü tutmasını beklemek en doğal hakkımız" dedi.

Bakan Çavuşoğlu açıklamasında şunları kaydetti: "Şu soruyu soruyoruz: Neden bizim Fırat Kalkanı ile temizlediğimiz bölgelere Türkiye'den yaklaşık 100 bin insan gidiyor da YPG'nin kontrol ettiği bölgeye Kürtler gidemiyor? Kürt kardeşlerimizin nüfus belgeleri yakılıp yıkılmış. O terör örgütüne verilen silahların da PKK'nın eline geçtiği ortada. Cumhurbaşkanımız bunu net bir şekilde Trump'a iletti. Trump da net bir şekilde YPG'ye silah verilmeyeceğini söyledi."               

Bakan Çavuşoğlu daha önceki açıklamasında da "Trump bundan sonra YPG'ye silah verilmeyeceğini net bir şekilde söyledi" açıklamasında bulunmuştu.

Bakan Çavuşoğlu, Trump-Erdoğan görüşmesinin ilerleyen dakikalarında ABD Başkanı Trump'ın bir kez daha talimat verdiğini, bundan sonra YPG'ye silah verilmeyeceğini, bu saçmalığa daha önce son verilmesi gerektiğini net bir şekilde teyit ettiğini ifade etmişti.

Görüşmeye ilişkin Cumhurbaşkanlığı'ndan yapılan açıklamada ise, "Türkiye ve ABD ilişkilerinin güçlendirilmesinin önemine de değinen iki lider, DEAŞ, PKK, FETÖ ve benzeri örgütler dâhil, tüm terör örgütlerine karşı birlikte mücadele etme konusunda mutabık kalmışlardır" denildi.

Trump'ta Ortadoğu pişmanlığı

Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı görüşme öncesinde Twitter hesabından "Ortadoğu'ya en başından girmemeliydik" açıklaması yaptı.

Trump'ın mesajı şu şekildeydi: "Bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan ile karışıklığı miras aldığım Ortadoğu'ya barış getirmekle ilgili olarak görüşeceğim. Hepsini halledeceğim ancak bu, 6 trilyon dolara ve hayatlara mal olan bir hata. En başında oraya girmemeliydik."

Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Melih Gökçek, şüpheli sıfatıyla ifade verecek. Tarih ve saat belli oldu

Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Melih Gökçek, şüpheli sıfatıyla ifade verecek. Tarih ve saat belli oldu

02.09.2026 14:23:00
Haber Merkezi
 
 Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Melih Gökçek, şüpheli sıfatıyla ifade verecek. Tarih ve saat belli oldu
 Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Melih Gökçek, şüpheli sıfatıyla ifade verecek. Tarih ve saat belli oldu
Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Melih Gökçek, şüpheli sıfatıyla ifade verecek. Tarih ve saat belli oldu.
İbrahim Melih Gökçek, şüpheli sıfatıyla ifade verecek.

Melih Gökçek ne zaman ifadeye gidecek?
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Melih Gökçek'in, 4 Eylül Cuma günü saat 16.00'da şüpheli sıfatıyla ifade vermek üzere Başsavcılığa çağrıldığı öğrenildi.

Ne olmuştu? Gökçek hakkında iddialar neler?
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Melih Gökçek hakkında "yurt dışındaki şirketlere kayıt dışı para aktarıldığı" iddialarına ilişkin resen soruşturma başlatmıştı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca, Gökçek hakkında "yurt dışındaki şirketlere kayıt dışı para aktarıldığı" iddialarına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında Ankara Adliyesi'ne çağırılan Ağırel, savcılığa "tanık" sıfatıyla ifade vermişti. Ağırel, ifadesinin ardından Ankara Adliyesi önünde yaptığı basın açıklamasında soruşturmaya ilişkin, "Ben ilgili belgelere sahip olduğumu ve savcılığa teslim edebileceğimi beyan etmiştim. Dolayısıyla savcılık, tanık sıfatıyla ifademi almak üzere davet etti. Elimdeki tüm belgeleri, bilgileri, hepsini ayrıntılı şekilde anlattım." ifadelerini kullanmıştı.

Dumlupınar’dan İzmir’e: Zaferin 10 günü

30 Ağustos 1922’de Dumlupınar’da kazanılan Başkumandanlık Meydan Muharebesi, Türk istiklal mücadelesinin askeri safhasındaki en kritik dönüm noktası oldu. Ancak bu zafer, savaşın bittiği anlamına gelmiyordu; işgal altındaki Batı Anadolu’nun hızla temizlenmesi ve Yunun ordusunun imha edilerek takip edilmesi gerekiyordu

02.09.2026 13:19:00
Hasan Gündoğdu
 
Dumlupınar’dan İzmir’e: Zaferin 10 günü
Dumlupınar’dan İzmir’e: Zaferin 10 günü
30 Ağustos'tan 9 Eylül'de İzmir'in kurtuluşuna kadar geçen 10 günlük süreç, dünya askeri tarihine geçen eşsiz bir takip harekatına sahne oldu.

"Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz'dir, ileri!"

Dumlupınar'da çember içine alınan Yunan ordusunun ana gövdesi imha edilmiş, komutanı General Trikupis dahi birkaç gün sonra esir alınmıştı. Ancak dağınık halde Batı'ya, yani İzmir ve Marmara kıyılarına doğru kaçan büyük Yunan birlikleri bulunuyordu.

Mustafa Kemal Paşa, Yunan ordusunun toparlanmasına, savunma hatları kurmasına ya da müttefik devletlerden yardım alarak vakit kazanmasına fırsat vermemek amacıyla 1 Eylül 1922'de Uşak'tan o tarihi emrini verdi: "Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz'dir, ileri!"

Bu emrin ardından Türk ordusu, insanüstü bir fiziksel ve ruhsal dayanıklılıkla tarihin en hızlı yürüyüşlerinden birini başlattı.

Anadolu bozkırında yıldırım hızıyla takip

1-8 Eylül tarihleri arasında yaşanan takip harekatı, Piyade ve Süvari birliklerinin inanılmaz temposuyla ilerledi:

1 Eylül: Uşak kurtarıldı. Kaçan Yunan birlikleri geçtikleri şehirleri, kasabaları ve köyleri yakıp yıkarak çekiliyordu.

2 Eylül: Eskişehir ve Gediz düşman işgalinden temizlendi. General Trikupis, Uşak yakınlarında Türk birliklerine teslim oldu.

5-6 Eylül: Türk süvarileri ve piyadeleri Salihli, Alaşehir, Gördes ve Simav'a girdi. Yunan ordusu arkasında sistemli bir yıkım bırakırken, Türk ordusu günde ortalama 40-50 kilometre katederek ilerliyordu. Süvari birlikleri ise zaman zaman günde 70-80 kilometre yol alarak dünyadaki tüm askeri strateji ezberlerini bozdu.

7-8 Eylül: Turgutlu, Manisa, Nif (Kemalpaşa) ve Belkahve hattı ele geçirildi. Manisa, kaçan işgal kuvvetleri tarafından büyük oranda yakılmıştı. 8 Eylül akşamı Mustafa Kemal Paşa, Belkahve'ye ulaşarak İzmir'e bakan tepelerden şehri seyretti.

9 Eylül: İzmir'in kurtuluşu ve "denize dökülme"

9 Eylül sabahı, Yüzbaşı Şerafettin (İzmir) komutasındaki 1. Süvari Tümeni'ne bağlı süvariler, Bornova üzerinden İzmir'e girdi. Süvariler, kordon boyunca ilerleyerek Hükümet Konağı'na ulaştı.

Yüzbaşı Şerafettin, vücudundaki şarapnel yaralarına rağmen saat 10.30'da Hükümet Konağı'na Türk bayrağını çekti. Ardından Kadifekale ve Sarıkışla'ya da ay-yıldızlı bayraklar çekildi.

"Yunanın denize dökülmesi" ifadesi, hem mecazi hem de somut bir gerçeği yansıtır:

Kaçış ve tahliye: İzmir Limanı'na yığılan binlerce işgal askeri, limanda bekleyen Yunan ve müttefik gemilerine sığınmak için birbirini ezdi. Kaçmayı başaramayanlar esir alındı, deniz yoluyla tahliye olmaya çalışanlar ise kıyılara sıkıştırıldı.

Diplomatik yansıma: İzmir'in kurtuluşuyla birlikte İngiltere, Fransa ve İtalya'nın Doğu Akdeniz'deki hesapları tamamen çöktü. Yunan ordusunun askeri varlığı Anadolu'da tamamen son buldu.

Sürecin tarihi anlamı

30 Ağustos-9 Eylül arasındaki bu 10 gün, yalnızca askeri bir başarı değil; imkansızlıklar içindeki bir milletin lojistik ve manevi gücünü sahaya yansıtma şeklidir.

9 Eylül'de İzmir'in kurtarılması, Türk Ulusal Bağımsızlık Savaşı'nın askeri safhasını zaferle kapatmış ve Mudanya Mütarekesi ile Lozan Barış Antlaşması'na giden yolu açmıştır.

Silivri açıklarında kaybolan geminin firmasında endişeli bekleyiş

Marmara Denizi Silivri açıklarında gece saatlerinde meydana gelen gemi kazasının ardından irtibatın kesildiği "Tuğberk İmamoğlu" isimli ticari gemi ve 10 kişilik mürettebatı için arama kurtarma çalışmaları sürerken, geminin sahibi İmamoğlu Gemicilik firmasından henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Firma önünde ise endişeli bekleyiş devam ediyor

02.09.2026 11:53:00
İHA
 
Silivri açıklarında kaybolan geminin firmasında endişeli bekleyiş
Silivri açıklarında kaybolan geminin firmasında endişeli bekleyiş
Edinilen bilgiye göre, gece saat 03.00 sıralarında Silivri açıklarında Türk bayraklı "Tuğberk İmamoğlu" isimli kuru yük gemisi ile "Alsu" isimli tanker çarpıştı. Çarpışmanın ardından "Tuğberk İmamoğlu" isimli gemiyle ve gemide bulunan 10 mürettebatla irtibat kesildi.

Bölgeye sevk edilen Sahil Güvenlik ekipleri ile diğer arama kurtarma unsurları, kayıp gemi ve mürettebata ulaşmak için çalışmalarını sürdürüyor. Yetkililer, geminin kısa sürede battığının değerlendirildiğini belirtirken, bölgede denizden ve havadan geniş çaplı arama çalışması yürütülüyor.

Öte yandan, kaybolan geminin sahibi olan İmamoğlu Gemicilik firmasının önünde bekleyiş sürüyor.

Kazanın üzerinden yaklaşık 9 saat geçmesine rağmen şirket tarafından kamuoyuna yönelik herhangi bir açıklama yapılmazken, firma önündeki endişeli bekleyiş devam ediyor.

Melih Gökçek ve Ailesi hakkında yeni suç duyurusu

Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, ailesi ve bazı eski belediye bürokratları hakkında yeni bir adli süreci gündeme taşıdı

01.09.2026 21:43:00
Haber Merkezi
 
Melih Gökçek ve Ailesi hakkında yeni suç duyurusu
Melih Gökçek ve Ailesi hakkında yeni suç duyurusu
Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, ailesi ve bazı eski belediye bürokratları hakkında yeni bir adli süreci gündeme taşıdı.

ABB avukatı Nadi Türkaslan, 7 Ağustos 2026 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu'na kapsamlı bir suç duyurusunda bulunulduğunu açıkladı.

Suç duyurusunda yalnızca Gökçek'in değil, ailesinin, bazı eski belediye yöneticilerinin, belediyeyle yoğun ticari ilişkileri bulunduğu belirtilen iş insanlarının yanı sıra Beyaz TV ve Osmanlıspor bağlantılarının da incelenmesinin talep edildiği bildirildi.

60'a yakın ihale dosyada

ABB tarafından yapılan başvurunun merkezinde, Gökçek dönemindeki belediye kaynaklarının, taşınmazların ve ihalelerin nasıl kullanıldığına ilişkin iddialar bulunuyor.

Edinilen bilgilere göre belediye müfettişlerinin incelemelerinde tespit edilen 60'a yakın ihaleye ilişkin bilgi ve belgeler savcılığa sunuldu. Başvuruda; suç örgütü kurma ve yönetme, rüşvet, ihaleye fesat karıştırma ve suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama gibi iddiaların araştırılması istendi.

Türkaslan'ın açıklamalarına göre amaç, belediye imkanlarının hukuka aykırı biçimde kullanılıp kullanılmadığının, belediye kaynaklarından herhangi bir şekilde haksız menfaat sağlanıp sağlanmadığının ve bu kaynakların daha sonra farklı alanlarda kullanılıp kullanılmadığının ortaya çıkarılması.

Gökçek Ailesinin mal varlıkları da mercekte



ABB avukatı Türkaslan, daha önce de Gökçek ve yakınlarının mal varlıklarının araştırılması amacıyla ayrı bir suç duyurusunda bulunduklarını belirtti.

Bu başvurunun temelinde ise "sebepsiz mal edinme" iddiasının bulunduğu aktarıldı. Türkaslan, belediyenin özellikle geçmiş dönemdeki kamu kaynaklarının ve taşınmazlarının kimler tarafından, hangi yöntemlerle ve ne şekilde kullanıldığının araştırılmasını istediklerini ifade etti.

Almanya dosyası süreci de devrede

Gökçek ailesiyle ilgili tartışmalar, son dönemde Almanya'daki gayrimenkul ve şirket iddialarıyla yeniden gündeme gelmişti.

Gazeteci Murat Ağırel'in haberinde, Gökçek ailesinin Almanya'nın Düsseldorf kentinde bir bina, Velbert kentinde ise bir alışveriş merkezi için anlaşmalar yaptığı ve yurt dışındaki şirketlere kayıt dışı para aktarımı yapıldığı yönünde iddialar ortaya atılmıştı.

Bu iddiaların ardından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından resen soruşturma başlatıldığı bildirilmişti.

Melih Gökçek ise soruşturmanın gündeme gelmesinin ardından yaptığı açıklamada, adalete güvendiğini belirterek savcılığa gerekli bilgileri vereceğini söylemişti.

"Üç dosya birlikte yürütülebilir"

Sürecin dikkat çeken noktalarından biri ise farklı başvuruların aynı soruşturma çatısı altında toplanma ihtimali.

Nadi Türkaslan, ABB'nin daha önce yaptığı iki suç duyurusu ile savcılığın resen başlattığı Almanya bağlantılı soruşturmanın birleştirilmesi için başvuracaklarını açıkladı.

Türkaslan'a göre dosyaların birlikte yürütülmesi, hem delillerin bütünlüğünün korunması hem de iddialarda söz konusu olduğu ileri sürülen bağlantıların daha net ortaya çıkarılması açısından önem taşıyor.

Bozcaada'da 69 kaçak göçmen yakalandı

Çanakkale'nin Bozcaada ilçesi açıklarında Sahil Güvenlik ekiplerince lastik bot içinde 24'ü çocuk olmak üzere 69 kaçak göçmen yakalandı

01.09.2026 10:58:00
İhlas Haber Ajansı
 
Bozcaada'da 69 kaçak göçmen yakalandı
Bozcaada'da 69 kaçak göçmen yakalandı
Çanakkale'nin Bozcaada ilçesi açıklarında Sahil Güvenlik ekiplerince lastik bot içinde 24'ü çocuk olmak üzere 69 kaçak göçmen yakalandı.

Sahil Güvenlik Batı Marmara Grup Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü ekiplerince Bozcaada açıklarında, Sahil Güvenlik Mobil Radarı 'MORAD-7' ve Çanakkale İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından bir grup kaçak göçmen olduğu tespit edildi.

Bölgeye Sahil Güvenlik Botları 'TCSG-23' ve 'KB-57' sevk edildi. Ekipler tarafından hareket halinde durdurulan lastik bot içinde 24'ü çocuk olmak üzere 69 kaçak göçmen yakalandı.

Kaçak göçmenler işlemlerinin ardından Ayvacık ilçesindeki Göçmen Ön Kabul ve Sevk Merkezine (GÖKSEM) teslim edildi.

Beyin sağlığı için 'düzenli hayat' şart


 
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Başkanı ve Türk Nöroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Murat Terzi, "Beyin sağlığı sadece bir güne sığdırılacak bir durum değil. Düzenli uyku, düzenli beslenme alışkanlığı ve düzenli fiziksel aktivitelerle bunu sadece bir güne değil, her güne yaymamız lazım. Her güne yaymış olduğumuz programı da daha anne karnından, bebeklikten başlatmamız lazım ki sağlıklı beyinlerle sağlıklı gelecekleri ortaya koyalım" dedi.

01.09.2026 00:37:00
AA
 
 Beyin sağlığı için 'düzenli hayat' şart
 Beyin sağlığı için 'düzenli hayat' şart

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Başkanı ve Türk Nöroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Murat Terzi, beyin sağlığını olumsuz etkileyen pek çok risk faktörü bulunduğuna dikkati çekti. Terzi, "Bunların başında çevre kirliliği, elektromanyetik alan, tuz ve sigara tüketimi, obezite ve yanlış beslenme alışkanlıkları geliyor. Bununla beraber genetik risk faktörlerimiz var. Anneden, babadan ya da kuşaklardan gelen Alzheimer, MS, Parkinson gibi bir hastalık varsa bu da nörolojik hastalık riskini artırıyor" diye konuştu.

Anne karnında başlıyor

Beyin sağlığının anne karnında başladığına işaret eden Terzi, şöyle devam etti: "Ne kadar iyi bir beynimiz varsa, gelecek beyinlerimiz ve geleceğimiz o kadar iyi olacaktır. O nedenle özellikle çevresel faktörleri ve günlük yaşam aktivitelerini önemsiyoruz. Diyoruz ki daha iyi beslenin. Akdeniz tipi mutfak alışkanlığınız olsun, tuzsuz, az yağlı, sebze ve meyve ağırlıklı beslenmeyi önemsiyoruz. Tuz tüketimini azaltmak, sigara ve alkol gibi beyin sağlığını olumsuz etkileyecek unsurlardan uzak durmak, özellikle gün içinde daha az ekran maruziyeti, en azından kapalı ortamlarda, akşam evimizde uyurken Wi-Fi, telefon gibi bu elektromanyetik alanlardan uzak durmak beyin sağlığı açısından önemli. Anne karnından itibaren bunlara dikkat etmek, bebek dünyaya geldikten sonra bunu önemseyerek devam ettirmek lazım."

Terzi, fiziksel aktivitenin de beyin sağlığı için oldukça faydalı olduğunu dile getirerek, "Haftada en az 2-3 gün yürüyüş ve egzersiz yapmak, kilo almamak, obeziteden uzak durmaya çalışmak çok önemli. Bu, beyin damar tıkanıklıkları, beyin kanamaları gibi risk faktörlerinin azaltılması açısından oldukça önemli. Tansiyon, diyabet gibi kontrol altına alınması gereken risk faktörlerimiz var. Bunlar beyin sağlığı açısından zararlı. O nedenle nörolojik hastalık dışında başka bir hastalığımız varsa bunların da kontrol altına alınması lazım" diye konuştu.

Prof. Dr. Terzi, "Beyin sağlığı sadece bir güne sığdırılacak bir durum değil. Düzenli uyku, düzenli beslenme alışkanlığı ve düzenli fiziksel aktivitelerle bunu sadece bir güne değil, her güne yaymamız lazım. Her güne yaymış olduğumuz programı da daha anne karnından, bebeklikten başlatmamız lazım ki sağlıklı beyinlerle sağlıklı gelecekleri ortaya koyalım. Onun için diyoruz ki beyin sağlığınızı önemsiyoruz. Beynimize iyi bakalım. Bununla ilgili herhangi bir problem hissediyorsak, baş ağrısı, nöbet, yürüme güçlüğü, görme kaybı gibi şikayetler var ise nöroloji kliniklerine mutlaka gidilmelidir."

Trabzon, Ordu, Rize ve Giresun'da su ürünleri av sezonu törenle açıldı

Trabzon, Ordu, Rize ve Giresun'da, 2026-2027 Su Ürünleri Av Sezonu Açılış Töreni gerçekleştirildi

01.09.2026 00:12:00
AA
 
Trabzon, Ordu, Rize ve Giresun'da su ürünleri av sezonu törenle açıldı
Trabzon, Ordu, Rize ve Giresun'da su ürünleri av sezonu törenle açıldı

Trabzon Valisi Tahir Şahin, Çarşıbaşı Merkez Balıkçı Barınağı'nda düzenlenen törende 1 Eylül'ün denizden ekmeğini kazanan binlerce kişi için yeni bir umut olduğunu söyledi.

Balıkçılığın Trabzon için çok önemli olduğunu belirten Şahin, "Kıymetli balıkçılarımız, balıkçılık ülkemizde olduğu gibi şehrimiz için de çok kıymetli ekonomik değere sahip. Bugün ilimizde bin 73 balıkçı gemimiz, 5 bin 125 tayfamız denizden ekmek kazanıyor. Denizdeki üretimimiz yanında 67 su ürünleri üretim tesisimiz yaklaşık 39 bin 900 tonluk proje kapasitesiyle sektörümüzün gücüne güç katıyor." dedi.

Ordu

Denizlerde av yasağının sona erecek olması dolayısıyla Fatsa Limanı'nda tören düzenlendi.

Törende konuşan Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Hilmi Güler, "Av yasağının sona ermesiyle birlikte yeniden denizlere açılacak tüm balıkçı reislerimize ve emekçilerimize hayırlı, bereketli ve kazasız bir sezon diliyorum. Denizimiz bereketli, ağlarımız dolu, sofralarımız balıkla şen olsun." dedi.

Duaların edildiği programa, Vali Muammer Erol, Ordu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Orhan Baş, Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdür Yardımcısı Erdinç Güneş, Fatsa Belediye Başkanı İbrahim Etem Kibar, İl Tarım ve Orman Müdürü Bayram Ay ile balıkçılar ve aileleri katıldı.

Rize

Gündoğdu Balıkçı Barınağı'nda düzenlenen törende Rize Vali Yardımcısı Mustafa Batuhan Alpboğa, yeni av sezonunun hayırlı olmasını dileyerek, Rize'nin denizle iç içe yaşayan, geçimini çaydan sonra büyük ölçüde denizden sağlayan bir şehir olduğunu söyledi.

Alpboğa, "Ancak biliyoruz ki denizimizin bereketini sürdürmenin yolu kaynaklarımızı korumaktan, kurallara uygun sürdürülebilir avcılık yapmaktan ve denizlerimizi korumaktan geçiyor. Bu konuda hepimize büyük sorumluluk düştüğünü belirtmek istiyorum." dedi.

Törene, Rize Belediye Başkanı Rahmi Metin ile davetliler katıldı.

Giresun

Giresun'da denizlerde av yasağının sona erecek olması dolayısıyla tören düzenlendi.

Kumyalı Balıkçı Barınağı'nda gerçekleştirilen törende Vali Mustafa Koç, balıkçılara bereketli bir sezon diledi.

Tören, dua edilmesiyle sona erdi.

Artvin

Öte yandan Artvin'de balıkçıların olumsuz hava koşullarından dolayı denize açılamayacağı bildirildi.

Hopa Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Serkan Aksoy, AA muhabirine, hava koşullarının denize açılmaya elverişli olmadığını belirterek, sezon açılışını hava şartlarının düzelmesinin ardından gerçekleştireceklerini söyledi.

Hopa'da balıkçıların sezona 1-2 gün gecikmeli başlayacağına işaret eden Aksoy, "Bu gece ve yarın denizlerde fırtına bekleniyor. Biz balıkçılar olarak hazırlıklarımızı tamamladık ama fırtına nedeniyle balığa çıkmayacağız. Açılışı erteledik. Sonraki günler hava koşullarına göre denize açılacağız" dedi. 

Arap Alevileriyle ilgili sözleri tepki çekmişti

Gazeteci ve eski Anadolu Ajansı Genel Müdürü Kemal Öztürk hakkında, bir televizyon programında Suriye’deki Arap Alevileri (Nusayriler) hakkında kullandığı ifadeler nedeniyle yürütülen soruşturma kapsamında gözaltı kararı verildi

31.08.2026 17:57:00
Haber Merkezi
 
Arap Alevileriyle ilgili sözleri tepki çekmişti
Arap Alevileriyle ilgili sözleri tepki çekmişti
Gazeteci ve eski Anadolu Ajansı Genel Müdürü Kemal Öztürk hakkında, bir televizyon programında Suriye'deki Arap Alevileri (Nusayriler) hakkında kullandığı ifadeler nedeniyle yürütülen soruşturma kapsamında gözaltı kararı verildi.

Tartışma yaratan sözler

Öztürk, NTV ekranlarında Suriye'deki gelişmeleri değerlendirirken Arap Alevileri hakkında, "Bu Nusayrilerin hepsini katletseler yeridir diyesiniz geliyor" şeklinde ifadeler kullanmıştı. Söz konusu açıklamalar kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, Alevi kurumları ve bazı siyasi çevrelerden Öztürk hakkında soruşturma başlatılması yönünde çağrılar gelmişti.

Soruşturma Samandağ'da yürütülüyor

Tepkilerin ardından Samandağ Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı. Soruşturma kapsamında müşteki beyanlarının alındığı ve Öztürk hakkında gözaltı kararı verildiği bildirildi.

Öztürk'ün İstanbul'da gözaltına alınarak, 1 Eylül 2026 tarihinde SEGBİS üzerinden Samandağ'daki soruşturma kapsamında hazır edilmesi için İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına talimat yazıldığı aktarıldı.

Sözler tartışmayı büyüttü

Öztürk'ün açıklamalarının ardından DEM Parti de yaptığı açıklamayla sözleri sert biçimde eleştirmiş ve soruşturma çağrısında bulunmuştu. Partinin açıklamasında, Arap Alevilerin kimlik ve inançları üzerinden hedef gösterilmesinin toplumsal barış açısından tehlikeli olduğu savunulmuştu.

Gözaltı kararının ardından gözler soruşturmanın bundan sonraki aşamasına çevrildi. Öztürk hakkında yürütülen adli sürecin, tartışmalı televizyon açıklamalarının hukuki boyutuna ilişkin nasıl sonuçlanacağı merak konusu oldu.

Girne'de ailelerin acılı bekleyişi gece boyunca devam etti

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Girne'den, Mersin'e hareket eden yolcu feribotunun kazası sonrası kaybolan 18 kişiyi arama kurtarma çalışmalarına gece saatlerinde yapılırken, acılı ailelerin umut dolu bekleyişi Girne'de liman önünde sürdü

31.08.2026 05:54:00 / Güncelleme: 31.08.2026 06:35:43
İHA
 
Girne'de ailelerin acılı bekleyişi gece boyunca devam etti
Girne'de ailelerin acılı bekleyişi gece boyunca devam etti
Olay, bugün öğlen saatlerinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Girne kentinden Türkiye Mersin'e doğru hareket eden yolcu feribotunda yaşanmıştı. Henüz bilinmeyen bir nedenden dolayı feribot içerisindeki 267 kişiyle birlikte alabora olmuş 8 kişi hayatını kaybetmiş 18 kişi ise kaybolmuştu. Kaybolan yolcuları arama kurtarma çalışmaları gece de devam etti. Girne'de liman önünde ise yolcuların yakınları gece boyunca bekledi.

Mahmut ve Mustafa Demir isimli 2 yakınını beklediğini ifade eden Naif Ezer, "Sadece 1 arkadaşımız çıktı burada kimse yardım etmedi dedi. Yüzebilen yüzdü geldi yüzemeyen mahsur kaldı. Burada insanlar perişan halde. Bekliyoruz" dedi.

Otomobillerdeki multimedya ekranlarını hedef alan yeni siber saldırı yöntemi, sürücüler hiçbir hata yapmasa dahi sistem güncellemeleri üzerinden araçlara zararlı yazılım bulaştırıyor

Otomobillerdeki multimedya ekranlarını hedef alan yeni siber saldırı yöntemi, sürücüler hiçbir hata yapmasa dahi sistem güncellemeleri üzerinden araçlara zararlı yazılım bulaştırıyor. Uzmanlar aşırı veri tüketimi ve donmalara karşı araç sahiplerini uyardı

30.08.2026 22:00:00
Haber Merkezi
 
 Otomobillerdeki multimedya ekranlarını hedef alan yeni siber saldırı yöntemi, sürücüler hiçbir hata yapmasa dahi sistem güncellemeleri üzerinden araçlara zararlı yazılım bulaştırıyor
 Otomobillerdeki multimedya ekranlarını hedef alan yeni siber saldırı yöntemi, sürücüler hiçbir hata yapmasa dahi sistem güncellemeleri üzerinden araçlara zararlı yazılım bulaştırıyor
Bağlantılı araç teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte otomobiller açık hedef haline geldi. Siber güvenlik kuruluşu Kaspersky tarafından saptanan son saldırı dalgası, Android tabanlı araç içi multimedya sistemlerinin doğrudan hedef alındığını ortaya koydu. Kullanıcının şüpheli bir bağlantıya tıklamasına veya korsan dosya indirmesine gerek kalmadan, doğrudan aracın meşru güncelleme mekanizması üzerinden sızan zararlı yazılımlar otomotiv dünyasında yeni bir güvenlik açığını tetikledi.

Güncelleme görünümünde sızan zararlı yazılım
Gelişmiş saldırı zincirinde siber korsanlar, sistemde yer alan "TWCore" isimli meşru güncelleme uygulamasının iletişim kanalını kötüye kullanıyor. Üretici sunucusu gibi davranan saldırganlar, ilk etapta "JarService" adlı yükleyiciyi, ardından da çok aşamalı ek zararlı modülleri araca yüklüyor.
Bilişim Uzmanı Osman Demircan, Upstream Security verilerine işaret ederek siber olayların yüzde 92'sinin uzaktan ve fiziksel temas gerekmeksizin gerçekleştirildiğini vurguladı. Demircan, sürecin sürücünün hiçbir hatası olmadan, tamamen arka plandaki OTA (uzaktan yazılım güncelleme) kanalı üzerinden işlediğini aktardı.

Aracınızın ele geçirildiğini gösteren belirtiler
Saldırıya uğrayan araçlarda sistem kaynaklarının arka planda gizlice tüketildiğine dikkat çeken uzmanlar, sürücülerin dikkat etmesi gereken kritik işaretleri paylaştı. Otomobil ekranının nedensiz yere yavaşlaması, sistemin sık sık kendiliğinden yeniden başlaması ve kontrolsüz aşırı internet verisi tüketimi en belirgin işaretler arasında yer alıyor.
Aracın internet bağlantısının izinsiz bir proxy ağı gibi kullanılabileceğini belirten Demircan; park halindeyken oluşan olağan dışı veri trafiği, ekranda beliren şüpheli reklamlar ve donanımın aşırı ısınması durumunda siber saldırı ihtimalinin değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Sonradan takılan ekranlara ve ev ağına dikkat
Uzmanlar, piyasada markası belirsiz ve ucuz Android multimedya sistemlerinin güncelliğini hızla yitirmesi nedeniyle yüksek risk taşıdığı konusunda uyarıyor. Araç alımlarında UN R155 (araç siber güvenliği) ve UN R156 (yazılım güncelleme yönetimi) standartlarının sorgulanması gerektiği belirtiliyor.
Araca bağlanan akıllı telefonlardaki rehber ve arama kayıtlarının risk altına girebileceğini belirten uzmanlar; ev Wi-Fi ağına bağlı park halindeki bir otomobilin, yerel ağdaki diğer cihazları hedeflemek için bir sıçrama tahtası olarak kullanılabileceğine de dikkat çekiyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.