Almanya'da yapılan seçimlerde bazılarının beklediği, ama AB ve Almanya'nın beklemediği bir netice çıktı.Almanya'da başı çeken iki muhalif lider Merkel ve Schröder, Alpan Parlamentosunda birbirlerine çok yakın sayıda sandalyeye sahip oldular.Konuyla ilgili daha önceki değerlendirmemde, çıkan sonucun Almanya'nın Türkiye politikasını değiştirmeyeceğini, Merkel başbakan olsa dahi, Alman devlet politikasının gereği olarak 3 ekim müzakerelerinin başlayacağını, seçim öncesi konuştuklarının ise sadece bir siyaset gereği olduğunu ifade etmiştim. 3 ekimle başlayan müzakere sürecinin, sayın Başmüzakereci Babacan'ın da ifade ettiği gibi, bir müzakere şeklinde değil, onların emredeceği, bizim de itaat edeceğimiz bir taviz süreci şeklinde olduğu bir gerçektir. Bu sebeple Merkel de gelse, Schröder de gelse AB, Türkiye için Sevr'den de öte olan bu taviz sürecini veto etmeyecektir. Dost gibi görünüp sırtımızı sıvazlamaya devam edecektir. Başımıza vurup elimizdeki almanın gayreti içinde olacaklardır.Seçim sonuçlarının Türkiye açısından etkileri böyle. Peki, AB ve dünya açısından nasıl bir etkisi olabilir?Gazetemiz yazarlarından Alperen Polat'ın yorumu buna ışık tutmaktadır.Seçimlerden Almanya için bir kaos çıkmıştır ve bu AB'deki dengeleri sarsacaktır.Alman Parlamentosunda birbirine muhalif olan iki parti oldukça yakın oylar almıştır. Kurulacak herhangi bir koalisyonun tam manasıyla bir istikrar ortaya koyması mümkün olmayacaktır.Çıkacak bu kaostan en fazla faydalanacak olan irade, AB içinde Almanya'dan sonra en etkin güç olan İngiltere olacaktır.İngiltere'nin, ABD'nin stratejik müttefiki ve de AB içindeki truva atı olduğunu hesaba katarsak bu durumdan en çok nemalanacak olan diğer ve de asıl irade ABD olacaktır. Zaten el altından Merkel'e verdikleri desteğin sebebi de bu senaryo olsa gerek.Peki, ABD'nin bu kaostan ve AB'de İngiltere'nin etkinliğinin artmasından beklentisi ne olabilir?ABD, Irak'tan sonra Bush'un ifadesiyle, Afrika kıyılarından Afganistan'a kadar büyük bir savaşın hazırlığını yapmaktadır. Bush "ben var olduğum müddetçe savaş devam edecektir" diyerek Ortadoğu politikasını net olarak belirtmektedir.ABD, BOP çerçevesinde gerçekleştirdiği bu işgal ve de soykırım faaliyetlerini tek başına yapamayacağını çok iyi bilmektedir.Almanya'nın başını çektiği AB, Irak işgaline gerekli desteği vermemişti. ABD, Sadece İngiltere'nin tam olarak desteğini alabilmişti.Eğer stratejik müttefiki İngiltere AB'de baş çekerse, yanına AB'nin desteğini alması da mümkün olacaktır. Böylece topyekün bir haçlı seferiyle gayesine ulaşabilir.ABD Ortadoğu'da bir İsrail projesi olan Büyük Ortadoğu Projesini hayata geçirmek için önünde iki büyük engel var. Birincisi, İran, ikincisi ise Türkiye.1980'li yıllarda Amerikan ve İngiliz ajanlarının katılımıyla ortaya konulan Times Anlaşması'na göre kaos çıkarılması planlanan hedef ülkeler Yugoslavya, Irak ve Türkiye olarak sıralanmıştı. İlk iki ülkede işlem tamam. Sıradaki de belli.Dünyada yaşanan bütün gelişmeler Prof. Dr. Haydar Baş Bey'in "Oyun, Türkiye üzerine oynanıyor" ifadesinde vurguladığı gerçeğe yönelmektedir.Ülkemiz üzerindeki harici ve harici destekli dahili tehditler her geçen gün artmaktadır. Bizim siyasiler ise bu tehditlerin asıl faillerine dostluk mesajları göndermekteler. Adam seni ortadan kaldırmak için her türlü yol ve yöntemi uyguluyor, sen ise yüzü dost özü düşman olan bu adama dost ve müttefik gözüyle bakıyorsun. Böyle siyaset olmaz, böyle devlet yönetilmez. Bu gidişatın sonucu yok olmaktır. Artık, çok gecikmeden Mustafa Kemal Atatürk'ün çizdiği milli politikalara dönmeliyiz.Bugün milli projeler ortaya koyan, ülkemiz üzerinde oynanan oyunları önceden fark edip uyaran ve her geçen gün haklılığı gün yüzüne çıkan Prof. Dr. Haydar Baş Bey'e de kulak vermeliyiz.Onun bu gerçekleri görmesinden ve de bunları ifade edip, aziz Türk milletini ayıktırmasından rahatsız olup da onun önünü kesmeye çalışanlara da asla müsaade etmemeliyiz.Unutmayalım ki it ürür, kervan yürür.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Dolar imparatorluğundan “milli paralar” eksenli çok kutupluluğa / 23.05.2026
- Bir ömrün nihayetinde mahcubiyet ve sessizlik / 22.05.2026
- Siyasetin yaşlı prangaları ve 38 yaşındaki devrim / 21.05.2026
- Sorun anayasa değil, anayasanın uygulanmaması / 20.05.2026
- 19 Mayıs ruhu bize çaresizliği değil, çare üretmeyi emreder / 19.05.2026
- Trump’ın Çin ziyareti ve küresel güç savaşının perde arkası / 18.05.2026
- BAE üzerinden kurulan İsrail tuzağı / 17.05.2026
- Kâr hırsının karanlığında sönen 301 can / 16.05.2026
- Mutlak butlan, güç hukuku ve toplumsal muhalefet / 15.05.2026
- Vergi kıskacındaki Türkiye ve özelleştirme masalı / 14.05.2026
- Bir ömrün nihayetinde mahcubiyet ve sessizlik / 22.05.2026
- Siyasetin yaşlı prangaları ve 38 yaşındaki devrim / 21.05.2026
- Sorun anayasa değil, anayasanın uygulanmaması / 20.05.2026
- 19 Mayıs ruhu bize çaresizliği değil, çare üretmeyi emreder / 19.05.2026
- Trump’ın Çin ziyareti ve küresel güç savaşının perde arkası / 18.05.2026
- BAE üzerinden kurulan İsrail tuzağı / 17.05.2026
- Kâr hırsının karanlığında sönen 301 can / 16.05.2026
- Mutlak butlan, güç hukuku ve toplumsal muhalefet / 15.05.2026
- Vergi kıskacındaki Türkiye ve özelleştirme masalı / 14.05.2026




























































