Ne demişti Anayasaya göre yemin eden ve yetkisini anayasandan alan Cumhurbaşkanı; "Anayasa Mahkemesi'nin vermiş olduğu karara uymuyorum, saygı da duymuyorum."
Siz siz olun yürütmenin başını veya diğer organlarını örnek alıp da; ben bu mahkeme kararına saygı duymuyorum demeyin. Değil Anayasa Mahkemesi, en alt derece mahkemenin kararı bile olsa şöyle deyin: "Kararı hukuki değil ancak bağımsız yargının kararıdır saygı duyuyorum. Uymak zorundayım."
Çünkü yargıya karşı sarf ettiğimiz o iki dakikalık kabadayılık sözleriniz nedeniyle iki yıl hapis cezası ile cezalandırılabilirsiniz. Türk Ceza Kanunu'nun 301. maddesi aynen şu şekildedir: "Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve Devletin yargı organlarını alenen aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır."
Anayasa'nın 53'üncü maddesine göre, "Anayasa Mahkemesi kararları; yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını gerçek ve tüzel kişileri bağlar." AYM kararları; saygı duyanı da, beğeneni de, beğenmeyeni de bağlar.
Yürütmenin başı olarak CB'nin sözleri sadece Anayasa Mahkemesi ve diğer yargı mercileri bakımından manevi bir baskıdır.
CB sadece vatana ihanetten yargılanacağına göre Anayasayı yok saymak, anayasaya göre en yetkili yargı organı anayasa mahkemesine saygı duymamayı, kararlarına uymamayı, kamuoyuna telkin etmek fiilini nasıl yorumlamalıyız?
CB veya yürütme AYM'nin verdiği kararın tarafı değil? AYM, CB'nin taraf olduğu bir davada veya CB ile ilgili bir karar vermediğine göre CB kendisi ile ilgili olmayan karara neden "uymuyorum, saygı duymuyorum" desin!
Hükümet, durumun hukuk nezdinde sindirilemeyeceğinin farkında ki, önce; CB'nin eleştiri hakkını kullandığını açıkladı. Oysa CB sözcüsü bu açıklamanın devletin ve hükümetin başı sıfatıyla yapıldığını net bir şekilde ifade etti. Akabinde hükümet tekrar çark edip CB çizgisinde açıklamalar yaptı. Neticede AYM üyelerinin Meclis tarafından seçilmesi gerektiği yönünde bir kampanya sosyal medyada başladı bile.
Görünen köy kılavuz istemez misalinden iki kısa bilgi verip bir soru ile konuyu bitirelim:
1- AYM üyelerinin çoğunu eski CB Abdullah GÜL atadı.
2- Erdoğan'ın yürütmenin başı görevini devraldıktan sonra Anayasa Mahkemesi'ne başvurular 2015'te yüzde 50 artmış ve 543 hak ihlali kararı verilmiş.
Buna göre yürütme tarafından AYM'nin topa tutulmasının arkasında şu endişenin yattığını düşünebilir miyiz?
Ya %10 seçim barajı ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesi'ne tekrar bir başvuru olursa? İşte; CB'nin önce, hükümetin de sonradan gördüğü kâbus bu.
Siz siz olun yürütmenin başını veya diğer organlarını örnek alıp da; ben bu mahkeme kararına saygı duymuyorum demeyin. Değil Anayasa Mahkemesi, en alt derece mahkemenin kararı bile olsa şöyle deyin: "Kararı hukuki değil ancak bağımsız yargının kararıdır saygı duyuyorum. Uymak zorundayım."
Çünkü yargıya karşı sarf ettiğimiz o iki dakikalık kabadayılık sözleriniz nedeniyle iki yıl hapis cezası ile cezalandırılabilirsiniz. Türk Ceza Kanunu'nun 301. maddesi aynen şu şekildedir: "Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve Devletin yargı organlarını alenen aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır."
Anayasa'nın 53'üncü maddesine göre, "Anayasa Mahkemesi kararları; yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını gerçek ve tüzel kişileri bağlar." AYM kararları; saygı duyanı da, beğeneni de, beğenmeyeni de bağlar.
Yürütmenin başı olarak CB'nin sözleri sadece Anayasa Mahkemesi ve diğer yargı mercileri bakımından manevi bir baskıdır.
CB sadece vatana ihanetten yargılanacağına göre Anayasayı yok saymak, anayasaya göre en yetkili yargı organı anayasa mahkemesine saygı duymamayı, kararlarına uymamayı, kamuoyuna telkin etmek fiilini nasıl yorumlamalıyız?
CB veya yürütme AYM'nin verdiği kararın tarafı değil? AYM, CB'nin taraf olduğu bir davada veya CB ile ilgili bir karar vermediğine göre CB kendisi ile ilgili olmayan karara neden "uymuyorum, saygı duymuyorum" desin!
Hükümet, durumun hukuk nezdinde sindirilemeyeceğinin farkında ki, önce; CB'nin eleştiri hakkını kullandığını açıkladı. Oysa CB sözcüsü bu açıklamanın devletin ve hükümetin başı sıfatıyla yapıldığını net bir şekilde ifade etti. Akabinde hükümet tekrar çark edip CB çizgisinde açıklamalar yaptı. Neticede AYM üyelerinin Meclis tarafından seçilmesi gerektiği yönünde bir kampanya sosyal medyada başladı bile.
Görünen köy kılavuz istemez misalinden iki kısa bilgi verip bir soru ile konuyu bitirelim:
1- AYM üyelerinin çoğunu eski CB Abdullah GÜL atadı.
2- Erdoğan'ın yürütmenin başı görevini devraldıktan sonra Anayasa Mahkemesi'ne başvurular 2015'te yüzde 50 artmış ve 543 hak ihlali kararı verilmiş.
Buna göre yürütme tarafından AYM'nin topa tutulmasının arkasında şu endişenin yattığını düşünebilir miyiz?
Ya %10 seçim barajı ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesi'ne tekrar bir başvuru olursa? İşte; CB'nin önce, hükümetin de sonradan gördüğü kâbus bu.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Kazım Üstün / diğer yazıları
- İklim krizinin çözümü Z kuşağına kaldı / 17.12.2021
- ABD’nin Afganistan aynası -2- / 10.07.2021
- ABD’nin Afganistan aynası -1- / 09.07.2021
- Aşı emperyalizmi savaşları / 11.06.2021
- Atatürk’ün harp sanatının sırrı / 25.05.2021
- Dijital Ramazan Bayramı / 13.05.2021
- İsrail’in saldırısına hangi dizi ile karşılık vereceğiz! / 09.05.2021
- Çin Ortadoğu’da ABD’ye ‘şah’ dedi / 02.04.2021
- İnsanın sayısallaşması / 25.03.2021
- ABD, Kuzey Kore’ye neden demokrasi getiremiyor? / 18.03.2021
- ABD’nin Afganistan aynası -2- / 10.07.2021
- ABD’nin Afganistan aynası -1- / 09.07.2021
- Aşı emperyalizmi savaşları / 11.06.2021
- Atatürk’ün harp sanatının sırrı / 25.05.2021
- Dijital Ramazan Bayramı / 13.05.2021
- İsrail’in saldırısına hangi dizi ile karşılık vereceğiz! / 09.05.2021
- Çin Ortadoğu’da ABD’ye ‘şah’ dedi / 02.04.2021
- İnsanın sayısallaşması / 25.03.2021
- ABD, Kuzey Kore’ye neden demokrasi getiremiyor? / 18.03.2021
































































































