Malum. Günümüzün konusu EYT.
Her aileden yaşa takılan birileri var. Bizim aileden üç kişi emeklilikte yaşa takılanlardan… Oğlum, kızım, gelinim derken bir anda kendimi yaşlı hissetmeme neden olan telefon geldi.
Kızım, telefonun ucunda "Baba, kızın emekli oldu" diyerek EYT müjdesi verdi. Sesi heyecandan titriyordu. Ona ne söyleyeceğimi bilemedim. "Hayırlısı olsun bakalım. Hele ilk maaşını al da, o zaman inanırım" dedim.
Valla ben hiç de EYT'nin çıkacağına, çıksa bile pek bir işe yarayacağına inanmayanlardandım.
İşçiye, memura, emekliye verilecek zamların ve hakların verilmesi ile bütçedeki açığın nasıl büyüyeceğini biraz da olsa fark edenlerdenim.
Ayrıca yapılan zamların bütçeye yansıması ile büyük bir enflasyon farkı oluşacağını, bir dönem yaşadığımız gibi paramızın bir günde pula döneceğini hatırlayanlardanım. Mesele zam yapmak değil, piyasadaki fiyat artışlarını durdurabilmekte…
Bugün alacağınız üç kuruş zam yarın size beş kuruş olarak çarşı-pazarda yansıyacak. Bin liranın yüz lira, yüz liranın on lira, on liranın bir lira olduğu günlerden geçiyoruz. Yirmi liralık beyaz peynir iki yüz lira oldu ise kıyaslamak için başka bir malzeme göstermeye gerek yok.
***
Her şeyi birlikte yaşayıp göreceğiz.
Önemli olan birliğimizi ve dirliğimizi bozmadan, birbirimize dayanarak yaşamı sürdürmek, çoluk çocuğu okutanlara destek olmaktır.
Yaşam yangın yerine dönse de, tepenizde bombalar patlasa da sürmeli; bize bahşedilmiş olan hayatı korumalı, gelecek için taze fidanlar ekmeli ve onları yeşertmeye çalışmalıyız.
Ülkede gerçekleri fark edenlerin kenara çekilmek, siyaset arenasından uzak durmak, doğruları insanlara söylememek gibi bir hakkı yoktur. Çok sesli düşünmek, yorumlamak, öneriler getirmek, geleceğe uzanan yolda sokakları aydınlatan ışıklardır. İnsanlar, doğru düşünce ve fikirleri yanlış fikir ve düşüncelerden ayıracak kadar akla sahiptir. Yeter ki önlerine fikir süren, toplumu aydınlatmaya çalışanlar olsun.
12 Eylül dönemini yaşamamış olanlar elbette o günlerde insanların neler çektiklerini, nelerden korkup, nelerden çekindiklerini, hangi haksızlıklara ve adaletsizliklere uğradıklarını elbette bilemezler.
Her dönemde demokrasi ve adalet düşmanları, üzerlerine giydikleri yalan giysileri, çıkar rozetleri, gerçeği saklayan şapkaları, kan bulaşmış botları ile toplumu ezmeye, konuşanları ve düşünenleri öldürmeye çalışmışlar, gerçeği örtüp yok etmeye uğraşmışlardır.
Ne yazık ki bu konuda kısa süreli sindirmeler, gerçeği karartmalar mümkün olmuşsa da; gerçeğin hiç ummadık anda ortaya çıkması ile mağlup olmuşlardır.
Türkiye yılı deyip durdukları şey, "Gençlerin yılıdır…" genç insanların, genç düşüncelerin, genç ideallerin, beklentilerin, kanı kaynayan ülkesi adına bir şeyler yapmaya, toplumu kötülüklerden, fakirlikten, zulümden, haksızlıktan, adaletsizlikten, çıkar hesaplarından korumaya çalışanların yılıdır.
Babalarından devraldıkları mirası vatan ve millet yolunda sarf edenlerin, Atatürk yolunda yürümekten korkmayanların, fakirliğin bir kader değil, beceriksizlik olduğunu, ülkeyi soyanlara karşı direnenlerin, gerçeği haykıranların yılıdır.
Gerçekleri saklamayın.
Hele, hele gençlerden asla saklamayın… Onlar keşfettiğinde mahcup olursunuz…
Tıpkı EYT de olduğu gibi…
- Bu çocuklara neler oluyor? / 19.04.2026
- Bir anma toplantısının düşündürdükleri / 13.04.2026
- Etiketli yıllar… / 11.04.2026
- Yağmur… / 06.04.2026
- İnsan olmanın ağırlığı… / 03.04.2026
- Gençlere fırsat vermek… / 31.03.2026
- Kadınların savaşı / 27.03.2026
- Köylerimiz… / 25.03.2026
- Geçmişte bir bayram günü… / 23.03.2026



























































