logo
15 EKİM 2026

Batı Trakya'ya sünnetsiz hocalar!

14.05.2009 00:00:00
 
İskeçe Müftüsü Ahmet Mete, Yunanistan'ın imamlar yasası çıkardığını söyleyerek, "Batı Trakya'da imamların maaşlarını ödeyerek, camileri elde etmek istiyorlar. Bunun sonucu sakallı ama sünnetsiz hocalardır!" dedi.

 

Recep BAHAR - İSTANBUL

Batı Trakya İskeçe Müftüsü Ahmet Mete, Avrupa Birliği ülkesi olan Yunanistan'da Batı Trakya Türklerinin haklarının ellerinden alındığını belirterek, "Lozan Anlaşması'na rağmen, Batı Trakya'daki Türk azınlığın hakları verilmiyor. Sadece Türklerin değil Makedon azınlığın hakları da verilmiyor. Haklarımızın ihlalleri karşısında Avrupa'nın sesi çıkmıyor" dedi. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın organizasyonunda İstanbul'da düzenlenen 7. Avrasya İslam Şurası'na katılan Ahmet Mete, Yeni Mesaj'a konuştu.

AB hazırladığı raporların gereğini yerine getirmiyorYunanistan'ın 28 yıldır AB üyesi olduğunu hatırlatan Mete, Avrupa Birliği'nin Batı Trakya Türk azınlığının sorunlarına ilişkin son yıllarda bazı raporlar hazırladığına işaret etti. İskeçe Müftüsü, bu konuda şöyle konuştu: "AB raportörleri, azınlık mensuplarıyla görüştü. Hazırladıkları raporlarda dini özgürlükler ve eğitim hakları konusunda Yunanistan'ı suçladılar. Ancak Yunanistan Avrupa'nın şımarık çocuğu olarak görüldüğünden, Türkiye'ye her türlü dayatmada bulunan  AB, Yunanistan'ın yaptıklarını görmüyor. Yunan makamları nezdinde hukuku konumunun ne olduğu sorulduğunda Mete, 'sahte müftü' şeklinde cevap vererek, bunu şu şekilde açıkladı: "Yunan makamları kendilerince bir müftü atıyor oysa İskeçe halkı bizi bu göreve layık gördü. Yunanistan, Lozan'a rağmen azınlığın haklarına saygı göstermiyor."

Eğitim hakkımız engelleniyorBatı Trakya'nın iki önemli kenti İskeçe ve Gümülcine'de Türk azınlığın birer lise, birer ortaokulu bulunduğunu belirten İskeçe Müftüsü Ahmet Mete, Yunan hükümetinin yeni okul yapımına engel olduğuna dikkatleri çekti. Mete, şöyle devam etti: "Yunan makamları bizlere bina vermiyor. Yeni ya da ek bina yapmamıza izin vermiyorlar. Okul için bina satın almamıza müsaade etmiyorlar. Batı Trakya'da 150 bin Türk yaşıyor. Okullarımız ihtiyaca cevap vermiyor. Dolayısıyla çocuklarımız Yunan okullarına gitmek zorunda kalıyorlar. Bu okullarda ne dillerini, ne de dinlerini öğreniyorlar."

Çocuklarımız tehlikedeBatı Trakya'da şimdiye kadar bir imam - hatip lisesi açılmasına izin verilmediğine işaret eden İskeçe Müftüsü Ahmet Mete, "Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılması için çırpınanlara duyurulur" dedi. Türkiye'de imam - hatip lisesi mezunlarının üniversiteye girişlerde zorluk yaşamaları sonucu Batı Trakya'dan Türkiye'ye gelen öğrenci sayısının azaldığına dikkat çeken Mete, bunun sonucu olarak Yunan okullarına gitmek zorunda kaldıklarını belirtti. Mete, "Yunan okullarına gidenlerin bir kısmı dejenere oldu. Uyuşturucu ve içkiye alışan gençlerimiz ortaya çıktı. Ancak Allaha şükür, Yunan üniversitelerine giden gençlerimiz kimliklerini korumayı başardı."

Sünnetsiz hocalar ortaya çıkabilir!Batı Trakya'da yaklaşık 300 cami olduğuna, bunların bir kısmının kadrosu bulunmadığına dikkatleri çeken İskeçe Müftüsü Ahmet Mete, önümüzdeki yıllarda bu alanda yaşanabilecek çok önemli bir tehlikeye dikkat çekerek, şunları söyledi: "Yunan devleti, imamlar yasası çıkardı. Batı Trakya'da görev yapan imamları devlete bağlamak istiyor. Oysa Lozan Anlaşması gereği müftülere bağlı olmalı. İmamların yüzde 90'ı şu an bize bağlı. Ayrıca imam ve müezzinlerimizin maaşlarını halkımız ödüyor. Yunan devleti cami görevlilerine maaş vererek ibadethanelerimizi elde etmek istiyor. İleride Kuran-ı Kerim'i öğrenen, İslam'ı bilen, hoca kisvesi altında sakallı ama sünnetsiz papazlar ortaya çıkabilir. Böyleleri devlet memuru olunca, karşı da çıkamazsınız. Neticede Türkiye'de papaz istediğini yapıyor, Batı Trakya'da da Yunan bize istediğini yapıyor!"Yunanistan'ın cami görevlilerine baskı yaptığını belirten Mete, "20 yıl önce 3 hocaya ayrı ayrı 20 bin Euro, 15 bin Euro gibi ceza verdiler. Ancak direndik, direnmeye devam ediyoruz. Hala daha bu cezaları kaldırmadılar" dedi.Batı Trakya'da dini hayat canlıİskeçe Müftüsü Ahmet Mete, Batı Trakya'da baskılara rağmen dini hayatın canlı olduğunu dile getirdi. Kış Kuran kurslarına 2 bin 500 çocuğun devam ettiğini belirten Mete, yazın Diyanet İşleri Başkanlığı'nın verdiği kontenjanlar dahilinde çok sayıda öğrenciyi Tekirdağ ve Bursa'ya göndereceklerini söyledi. Cuma ve bayram namazlarına katılımın yüzde 80'ler mertebesinde olduğunu belirten Mete, bu günlerde Batı Trakya'da geleneksel hatim etkinlikleri düzenlendiğini söyledi. Mete, "Camilerimiz dolup taşıyor" dedi.

İskeçe Müftüsü Ahmet Mete kimdir? İskeçe Müftüsü Ahmet Mete, Batı Trakya Türk'ünün iradesiyle 9 Eylül 2006 tarihinde vefat eden İskeçe seçilmiş Müftüsü Mehmet Emin Aga'nın yerine camilerde bayram namazı öncesinde el kaldırma usulüyle yapılan oylamayla seçildi. Ahmet Mete, 1965 yılında İskeçe'ye bağlı Yassıören köyünde dünyaya geldi. İstanbul Gaziosmanpaşa İmam Hatip Lisesini bitirdi. Bir dönem Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde eğitim gördükten sonra, Suudi Arabistan'daki Medine İslam Üniversitesinin Dava Fakültesine kaydını yaptıran Ahmet Mete, 1991 yılında bu fakülteden mezun oldu. Yüksek öğrenimini Suudi Arabistan'da tamamlamasından sonra Batı Trakya'ya dönerek, İskeçe Müftülüğü çatısı altında Vaizlik ve Kuran kursu öğretmenliği görevlerinde bulunan Ahmet Mete, 2000 yılından bu yana kendi köyü olan Yassıören'de imamlık görevinde bulundu.

Eski SPK Başkanı hakkında soruşturma izni

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, yürütülen bir fon soruşturması kapsamında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi üzerine, eski Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı İbrahim Ömer Gönül hakkında soruşturma izni verdi

14.10.2026 19:20:00
Haber Merkezi
 
Eski SPK Başkanı hakkında soruşturma izni
Eski SPK Başkanı hakkında soruşturma izni
Sermaye piyasaları ve finans dünyasında yankı uyandıran önemli bir hukuki gelişme yaşandı. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Bakanlık Teftiş Başkanlığı tarafından hazırlanan ön inceleme raporu doğrultusunda, eski SPK Başkanı İbrahim Ömer Gönül hakkında adli soruşturma yürütülmesine onay verdi.

Bakanlık ivedilikle inceleme başlattı

Edinilen bilgilere göre süreç, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürütmekte olduğu geniş kapsamlı bir fon soruşturması çerçevesinde başladı. Başsavcılık, soruşturma kapsamında eski SPK Başkanı İbrahim Ömer Gönül hakkında işlem yapılabilmesi amacıyla Hazine ve Maliye Bakanlığından resmi soruşturma izni talep etti.

Gelen talep üzerine Bakan Mehmet Şimşek, iddiaların titizlikle araştırılması amacıyla 2 Ekim'de Hazine ve Maliye Bakanlığı Teftiş Kurulunu "ivedi" koduyla görevlendirdi.

Teftiş raporu tamamlandı, izin çıktı

Bakanlık müfettişlerinin gerçekleştirdiği kapsamlı ön inceleme ve hazırladıkları detaylı teftiş raporunun tamamlanmasının ardından, iddiaların yargı makamlarınca incelenmesi gerektiği kanaatine varıldı. Bakan Şimşek, Teftiş Başkanlığının raporuna istinaden Gönül hakkında soruşturma açılmasına izin veren kararı imzaladı.

Soruşturma izninin verilmesiyle birlikte dosyanın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına sevk edildiği ve adli sürecin resmi olarak devam edeceği öğrenildi.

Şarkıcı Alpay vefat etti

"Eylülde Gel", "Fabrika Kızı", "Kara Tren" ve "Ayrılık Rüzgarı" şarkılarıyla tanınan Türk pop ve romantik folk müziğinin usta isimlerinden, şarkıcı ve besteci Alpay, 91 yaşında vefat etti

14.10.2026 17:49:00 / Güncelleme: 14.10.2026 17:56:34
AA
 
Şarkıcı Alpay vefat etti
Şarkıcı Alpay vefat etti
"Eylülde Gel", "Fabrika Kızı" ve "Kara Tren" adlı eserleriyle hafızalarda yer edinen Alpay, 91 yaşında hayatını kaybetti.

Şarkıcı Bora Gencer, sosyal medya hesabından yaptığı "Alpay abime Allah'tan rahmet, sevenlerine ve ailesine sabırlar dilerim." paylaşımıyla sanatçının vefatını duyurdu.

Yarım asrı aşan sanat yaşamında romantik ezgileri, Türkçe aranjmanları ve kendine özgü yorumuyla Türk müziğinin önemli isimlerinden olan usta sanatçı, arkasında onlarca albüm ve unutulmaz eserler bıraktı.

Ahmet Alpay Nazikioğlu, 17 Temmuz 1935'te Ankara'da dünyaya geldi.

Babası TCDD'de bürokrat, annesi ise parti başkatibesi olarak görev yapan Alpay, ilk ve ortaöğrenimini Ankara'da tamamladıktan sonra Ankara Atatürk Lisesinden mezun oldu.

Gençlik yıllarında spora duyduğu merakla futbol dünyasına adım atan Alpay, Ankara Demirspor ve Gençlerbirliği kulüplerinde forma giydi.

Başarılı performansıyla Genç Milli Futbol Takımı'na kadar yükselen sanatçı, yükseköğrenimini ise Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde tamamladı.

Hukuk eğitiminin ardından müzik tutkusunun peşinden giden Alpay, profesyonel müzik kariyerine 1960'lı yılların başında adım attı.



Unutulmaz ve özgün albümlere imza attı

Alpay, 1964'te kendi orkestrasını kurarak müzik çalışmalarını hızlandırdı. Kariyerinin ilk döneminde Fransız Chansonlarının ve İtalyan Napolitenlerinin Türkçe aranjmanlarını seslendiren sanatçı, İngilizce, İspanyolca, Fransızca ve İtalyanca eserleri de yorumladı.

Romantik folk, rock ve Anadolu pop türlerinde deneysel çalışmalara imza atan sanatçı, dönemin yenilikçi gruplarından Üç Hürel ile ortak projelere imza attı.

Fecri Ebcioğlu gibi dönemin önemli müzik adamlarıyla yakın dostluklar kuran Alpay, 1964'te yayımladığı "Girl in My Town"ın ardından "Kirpiklerini Ok Ok Eyle", "Cennet Yolu", "7 Dilde Alpay", "Güven Parkı" ve "Aşk"ın da aralarında olduğu 25'i aşkın albümle müzikseverlerle buluştu.

Toplumsal olaylara duyarsız kalmayan sanatçı, eserlerinde aşk, ayrılık ve insan hikayelerini odağına aldı.

Türk pop müziğinin gelişim sürecinde köprü rolü üstlenen Alpay, "Eylülde Gel", "Fabrika Kızı", "Kara Tren", "Gitme" ve "Ayrılık Rüzgarı" şarkılarını farklı kuşaklara sevdirdi.

Sanatçı, Antalya'da tedavi gördüğü hastanede hayata veda etti.

Sağanak ve fırtına megakenti esir aldı

Meteoroloji ve AKOM'un günlerdir yaptığı uyarıların ardından Balkanlar üzerinden gelen soğuk ve yağışlı hava dalgası İstanbul'u vurdu. Sabahtan itibaren etkisini gösteren, öğleden sonra ise fırtınayla birleşerek şiddetini artıran sağanak yağış nedeniyle yollar göle döndü, hastaneleri su bastı, vatandaşlar ve sürücüler yollarda mahsur kaldı

14.10.2026 17:20:00
Haber Merkezi
 
Sağanak ve fırtına megakenti esir aldı
Sağanak ve fırtına megakenti esir aldı
Megakent güne fırtına sessizliği ve aniden kararan bir gökyüzüyle başladı. Sabah saat 09.00 civarında kentin üzerine çöken kara bulutlar, öğleden sonra yerini adeta bir felakete bıraktı.

Saatteki hızı zaman zaman 80 kilometreye ulaşan şiddetli kuzeyli rüzgarlar, gök gürültülü sağanak yağışla birleşince İstanbul genelinde günlük yaşam tamamen felç oldu.

Yollar göle döndü, araçlar battı

Sabah saatlerinde trafikte başlayan yoğunluk, öğleden sonra yağışın kentin her iki yakasında da en üst seviyeye ulaşmasıyla tam bir kaosa dönüştü. Ana arterlerde ve ara sokaklarda rögarların yetersiz kalması sonucu dev su birikintileri oluştu.

Avcılar ve Esenyurt'ta sular yükseldi. Avcılar Yeşilkent Mahallesi'nde sokaklar tamamen suyla dolarken, Beysan Sanayi Sitesi alt geçidi adeta bir dere yatağına dönüştü. Araçlar tavanlarına kadar suya gömüldü.

Sarıyer İstinye'de yolların göle dönmesiyle araçlar ilerlemekte güçlük çekti, yayalar yolun karşısına geçemedi. Beykoz'da Tokatköy ve Akbaba-Dereseki güzergahlarında da yollar su altında kaldı.

Şiddetli sağanak yer altı ulaşımını da vurdu; Hacıosman Metro İstasyonu'nun tavanından akan sular yolculara zor anlar yaşattı.



Esenyurt'ta bir kadın sele kapıldı

Öğleden sonra yağışın en yoğun vurduğu noktalardan biri olan Esenyurt Dereyolu Hürriyet Mahallesi'nde tam anlamıyla bir can pazarı yaşandı. Yoğun su akıntısına kapılan bir kadın, metrelerce sürüklendi. Çevredeki vatandaşların ve bir panelvan sürücüsünün zamanla yarışarak yaptığı müdahale sonucunda talihsiz kadın son anda kurtarıldı.

Şişli Hamidiye Etfal Hastanesi sular altında

Sarıyer Çayırbaşı'nda bulunan Şişli Hamidiye Etfal Hastanesi de sağanaktan nasibini aldı. Hastanenin bodrum katlarını ve giriş bölümlerini su basması üzerine itfaiye ve tahliye ekipleri seferber oldu. Hastanede biriken suların boşaltılması için çalışmalar saatlerce sürdü. Sultangazi'de ise bir okulun istinat duvarı yağışın yüküne dayanamayarak çöktü.



Trajikomik görüntüler de oluştu

Tüm bu zor anların yanında İstanbul klasiği haline gelen ilginç manzaralar da kameralara yansıdı. Başakşehir Bahçeşehir Menderes Bulvarı'nda göle dönen yolda bir vatandaşın eline olta alarak su birikintisine atması sosyal medyada gündem oldu.

Büyükçekmece'de ise okullarına girmeye çalışan öğrenciler, bahçedeki dev su birikintisini geçebilmek için bankları yan yana dizerek kendilerine köprü yaptı.

Valilik ve AKOM'dan yeni uyarı

İstanbul Valiliği ve AKOM güncel durum raporlarında, sıcaklıkların mevsim normallerinin 4 ila 6 derece altına düştüğünü belirtti. Fırtına ve kuvvetli sağanak yağışın bu gece ve yarın (Perşembe) öğle saatlerine kadar özellikle kuzey ve doğu ilçelerinde (Pendik, Tuzla, Şile, Sarıyer vb.) yer yer metrekareye 40-70 kilogram düşecek şekilde etkisini sürdüreceği açıklandı.

Yetkililer, vatandaşların su baskını, çatı uçması ve ulaşımda aksamalara karşı zorunlu olmadıkça dışarı çıkmaması noktasında uyardı.

Halk TV çalışanlarından ortak bildiri

Şafak operasyonuyla yönetimine TMSF kayyumu atanan ve ekranı karartılan Halk TV’de sular durulmuyor. Kanal binası önünde barikat kuran Halk TV çalışanları, "Hakikat kayyumla yok edilemez" diyerek ortak bir bildiri yayımladı. Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel ise, "Halk TV’yi kapatacak noktaya geldilerse bu iktidarın sonu gelmiştir. Korkak olan onlardır, teslim olmayacağız!" sözleriyle sert tepki gösterdi

14.10.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
Halk TV çalışanlarından ortak bildiri
Halk TV çalışanlarından ortak bildiri
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın mali soruşturması kapsamında sabah saatlerinde polisin şafak baskını düzenlediği ve yönetimine el konularak canlı yayın akışı durdurulan Halk TV'de direniş dalgası büyüyor. Giriş kapıları polis barikatlarıyla kapatılan ve içeri girmelerine izin verilmeyen Halk TV emekçileri, bina önünde omuz omuza vererek tarihi bir ortak açıklama gerçekleştirdi.

Akşam saatlerinde ise muhalefetin en güçlü siyasi figürlerinden biri olan Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ve parti heyetiyle birlikte kanala destek ziyaretinde bulunarak adeta gövde gösterisi yaptı.


Halk TV çalışanlarından ortak açıklama


Kanalın yayın akışının kesilerek bant yayınına zorlanmasının ardından Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş ile kayyum heyeti arasında yapılan müzakerelerin sonuçsuz kalması üzerine, ekran arkasındaki ve önündeki yüzlerce emekçi bina önünde toplandı.

Kayyum başkanıyla yapılan hukuksuz devir teslim anlarını kayıt altına alan Halk TV programcısı Deniz Bayramoğlu ve ekran yüzleri, ortak bir bildiri okuyarak karara meydan okudu.

Çalışanlar tarafından yapılan ortak açıklamada şu vurgular öne çıktı:

• Halk TV'nin yalnızca ticari bir şirket değil, milyonlarca yurttaşın sesi olduğu belirtilerek, anayasal bir hak olan basın özgürlüğünün şafak operasyonuyla çiğnendiği ifade edildi.

• Suat Toktaş'ın kayyum heyetine bizzat söylediği "Burada haksız, hukuksuz bir şey oluyor. Dolayısıyla hani birlikte bir iş yaparız gibi bir durumumuz olamaz" sözleri hatırlatılarak, hiçbir personelin kayyum idaresine biat etmeyeceği aktarıldı.

• Kapılara kilit vurulmasının hakikati gizleyemeyeceğini belirten basın emekçileri, dijital platformlar ve sosyal medya başta olmak üzere halka ulaşabilecekleri her mecradan gerçeği aktarmaya devam edeceklerini ilan etti.


Özgür Özel ve Yeni Parti Heyeti'nden ziyaret


Sabah saatlerinde sosyal medya üzerinden operasyona çok sert tepki gösteren ve yaşananları sert bir dille eleştiren Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, gün boyu Silivri'de görülen İBB davasının 98. gün duruşmasını yerinde takip etti.

Yeni Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik tarafından yapılan resmi açıklamaya göre, Özgür Özel Silivri'deki duruşmanın ardından heyetiyle birlikte İstanbul merkez binasına gelerek saat 17.00 itibarıyla Halk TV emekçilerine destek ziyaretinde bulunacak. Çelik, tüm demokratik kitle örgütlerini ve yurttaşları da aynı saatte Halk TV binası önünde buluşmaya çağırdı.


Silivri kürsüsünden ilk tepki İmamoğlu'ndan geldi


Silivri'deki duruşmada yaklaşık 19 ay sonra ilk kez savunma yapmak üzere kürsüye çıkan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, savunmasının ilk dakikalarında Halk TV'ye yapılan baskını gündeme getirdi.

Yaşananları "medyayı ve toplumu susturma hamlesi" olarak nitelendiren İmamoğlu, tüm izleyicilere ve kamuoyuna "Halk TV'yi yalnız bırakmayın, gazetecilerinize sahip çıkın" çağrısında bulundu.


Sosyal medyadan tam destek


Siyasi liderlerin yanı sıra Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da yapığı açıklamayla operasyonu kınadı. Yeni Parti lideri Özgür Özel, Halk TV'nin karartılan televizyon ekranına inat, kanalın YouTube kanalı ve dijital mecraları için "İzleyin, izlettirin" çağrısında bulundu. Özel ayrıca, bu sansür cenderesinden yeni imecelerle, yeni sosyal medya örgütlenmeleri ve yeni kanallar kurarak çıkacaklarının da müjdesini verdi.

Sultangazi'de sağanak yağış nedeniyle alt geçidi su bastı

İstanbul Sultangazi'de etkili olan sağanak nedeniyle İBB sorumluluğundaki alt geçidi su bastı. Araçlar suda mahsur kalırken, suyu tahliye etmek için olay yerine giden itfaiye aracı suda mahsur kaldı

14.10.2026 12:08:00
İHA
 
Sultangazi'de sağanak yağış nedeniyle alt geçidi su bastı
Sultangazi'de sağanak yağış nedeniyle alt geçidi su bastı
İstanbul'da etkili olan kuvvetli sağanak nedeniyle su baskınları yaşanıyor. Sultangazi Selçuklu Bulvarı üzerinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi sorumluluğundaki ait alt geçidi su bastı.

O esnada alt geçit içerisinde bulunan bazı araçlar mahsur kaldı. Araç sürücüleri ve araçta bulunanlar kendi imkanları ile araçtan çıkarken, ihbar üzerine bölgeye çok sayıda ekip sevk edildi. Su tahliyesi için olay yerine giden itfaiye aracı da suda mahsur kaldı.

Ekiplerin alt geçitteki su tahliye ve araçları kurtarma çalışmaları sürüyor.

Milli Savunma Bakanlığı (MSB), piyade uzman çavuş Mustafa Aslan'ın Pençe-Kilit operasyon bölgesinde meydana gelen silah kazasında yaralanarak şehit olduğunu bildirdi

Milli Savunma Bakanlığı (MSB), piyade uzman çavuş Mustafa Aslan'ın Pençe-Kilit operasyon bölgesinde meydana gelen silah kazasında yaralanarak şehit olduğunu bildirdi

14.10.2026 10:40:00
Haber Merkezi
 
Milli Savunma Bakanlığı (MSB), piyade uzman çavuş Mustafa Aslan'ın Pençe-Kilit operasyon bölgesinde meydana gelen silah kazasında yaralanarak şehit olduğunu bildirdi
Milli Savunma Bakanlığı (MSB), piyade uzman çavuş Mustafa Aslan'ın Pençe-Kilit operasyon bölgesinde meydana gelen silah kazasında yaralanarak şehit olduğunu bildirdi
Milli Savunma Bakanlığı, Pençe-Kilit operasyon bölgesinde meydana gelen silah kazasında yaralanan Piyade Uzman Çavuş Mustafa Aslan'ın, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak şehit olduğunu duyurdu.

Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler'in şehit asker için yayımladığı taziye mesajına da yer verildi. Güler, mesajında şu ifadeleri kullandı:

"Pençe-Kilit operasyon bölgesinde görevli kahraman silah arkadaşımız, meydana gelen silah kazasında yaralanmış, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak şehit olmuştur. Kahraman şehidimize şahsım ve Milli Savunma Bakanlığı mensupları adına Allah'tan rahmet, kederli ailesine ve asil milletimize başsağlığı ve sabır dilerim."

ATATÜRK NEDEN ANKARA’YI SEÇTİ?

Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti Ankara, 13 Ekim 1923’te Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen kanunla başkent ilan edildi

13.10.2026 20:48:00
Haber Merkezi
 
ATATÜRK NEDEN ANKARA’YI SEÇTİ?
ATATÜRK NEDEN ANKARA’YI SEÇTİ?
Türkiye Cumhuriyeti'nin başkenti Ankara, 13 Ekim 1923'te Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edilen kanunla başkent ilan edildi.

Cumhuriyet'in ilanından 16 gün önce alınan bu karar, yalnızca bir yönetim merkezinin değiştirilmesi değil, Millî Mücadele'nin merkezinde şekillenen yeni devletin yönünün belirlenmesiydi. Peki, Mustafa Kemal Atatürk neden İstanbul yerine Ankara'yı tercih etti? Bu tarihî karar nasıl alındı?

Ankara'nın başkent oluşunun bugün 103'üncü yıl dönümü. Millî Mücadele yıllarında Anadolu'nun ortasında bir direniş merkezi olarak öne çıkan kent, 13 Ekim 1923'te resmen Türkiye'nin başkenti oldu. Karar, Cumhuriyet'in ilanına giden sürecin en önemli adımlarından biri olarak tarihe geçti.

MİLLÎ MÜCADELE'NİN MERKEZİ ANKARA OLDU

Mustafa Kemal Paşa ve Heyet-i Temsiliye, 27 Aralık 1919'da Ankara'ya geldi. İstanbul'un işgal altındaki konumu ve Anadolu'daki bağımsızlık mücadelesinin yönetilmesi ihtiyacı, Ankara'yı öne çıkaran başlıca etkenler arasındaydı.

Anadolu'nun iç kesimlerinde bulunan Ankara, Batı Cephesi'ne ulaşım ve askerî gelişmelerin yönetimi bakımından stratejik bir konuma sahipti. Demir yolu bağlantısı da kentin önemini artırıyordu.

23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Ankara'da açılmasıyla kent, Millî Mücadele'nin siyasi ve idari merkezi hâline geldi. Kurtuluş Savaşı'nın sevk ve idaresine ilişkin önemli kararlar burada alındı. Sakarya Meydan Muharebesi ve Büyük Taarruz'la zafere uzanan süreçte Ankara, yeni devletin yönetim merkezi olarak fiilen öne çıktı.

ATATÜRK NEDEN İSTANBUL'U DEĞİL ANKARA'YI SEÇTİ?



Ankara'nın başkent seçilmesinde coğrafi konumu, askerî güvenliği ve Millî Mücadele'de üstlendiği rol belirleyici oldu.

İstanbul, Osmanlı Devleti'nin yüzyıllardır yönetim merkeziydi. Ancak işgal yıllarında Boğazlar üzerindeki konumu ve dış müdahalelere açıklığı, yeni devletin yönetim merkezinin Anadolu'da kurulması düşüncesini güçlendirdi.

Ankara ise Anadolu'nun iç kesimlerinde yer alıyor, Batı Cephesi'ndeki gelişmelerin yönetilmesine imkân sağlıyor ve Millî Mücadele'nin siyasi merkezini temsil ediyordu. Böylece başkent tercihi, eski imparatorluğun merkezinden bağımsızlık mücadelesinin yürütüldüğü Anadolu'ya yönelişin simgesi oldu.

Atatürk, Nutuk'ta başkent seçimini anlatırken coğrafi durum ve askerî stratejinin önemini özellikle vurguladı. Başkentin belirlenmesiyle ülke içinde ve dışında süren belirsizliklerin sona erdirilmesi gerektiğini ifade etti.

"Bütün düşünceler, yeni Türkiye Devleti'nin başkentinin Anadolu'da ve Ankara kenti olması gerektiğinde toplanıyordu. Devletin başkentini bir an önce saptayarak iç ve dış kararsızlıklara son vermek çok gerekli idi.'

ANKARA'NIN BAŞKENT OLMASI TARTIŞILDI

Ankara'nın başkent olması konusunda herkes aynı görüşte değildi. İstanbul'un tarihî ve ekonomik konumu nedeniyle başkent olarak kalmasını savunanlar vardı. Ankara'nın iklimi, ulaşım imkânları, mevcut tesisleri ve gelişme kapasitesi de tartışma konusu yapılıyordu.

İzmit'te 16-17 Ocak 1923'te gazetecilerle yaptığı görüşmede Atatürk, Ankara'nın başkent olması fikrini gündeme getirdi. Başkentlik tartışmaları 1923 boyunca basında ve siyasi çevrelerde devam etti.

Lozan Barış Antlaşması'nın ardından Türkiye'nin bağımsızlığının uluslararası alanda kabul görmesi ve işgal kuvvetlerinin İstanbul'dan çekilme sürecinin tamamlanmasıyla yeni devletin başkentinin hukuken belirlenmesi gündeme geldi.

9 EKİM'DE TEKLİF EDİLDİ, 13 EKİM'DE KABUL EDİLDİ

Ankara'nın başkent ilan edilmesine ilişkin kanun teklifi, dönemin Dışişleri Bakanı İsmet Paşa ve 14 milletvekili tarafından 9 Ekim 1923'te TBMM'ye sunuldu.

Teklif, 13 Ekim 1923'te Meclis'te kabul edildi. Kanunun tek maddesinde şu hüküm yer aldı:

"Türkiye Devleti'nin makarr-ı idaresi Ankara şehridir."

Bu ifadeyle Ankara, Türkiye devletinin resmî yönetim merkezi oldu. 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet'in ilan edilmesine daha 16 gün vardı.

KÜÇÜK BİR ANADOLU KENTİNDEN CUMHURİYET'İN BAŞKENTİNE

Ankara, başkent seçildiği dönemde bugünkü görünümünden oldukça uzaktı. Kentin imkânları sınırlı, yapılaşması yetersizdi. Buna rağmen Millî Mücadele'nin karargâhı olması ve yeni devletin siyasi merkezini temsil etmesi, Ankara'yı diğer şehirlerden ayırdı.

20 Nisan 1924'te kabul edilen Anayasa'da da başkentin Ankara olduğu hükme bağlandı. Cumhuriyet döneminde kent, yeni yönetim kurumlarının kurulması ve şehir planlamasıyla giderek büyüdü.

13 Ekim 1923'te alınan karar, Ankara'nın yalnızca başkent olmasını değil, Millî Mücadele'nin merkezinde doğan yeni devletin yönetim anlayışının da simgeleşmesini sağladı. Ankara, 103 yıldır Türkiye'nin başkenti olmayı sürdürüyor.

10 tonluk uyuşturucu trafiğine yönelik soruşturma

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, kriptolu haberleşme programları üzerinden ülkeler arasında uyuşturucu madde ticareti yaptığı belirlenen suç örgütlerine yönelik operasyon düzenlendi

13.10.2026 19:30:00
İhlas Haber Ajansı
 
10 tonluk uyuşturucu trafiğine yönelik soruşturma
10 tonluk uyuşturucu trafiğine yönelik soruşturma
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, kriptolu haberleşme programları üzerinden ülkeler arasında uyuşturucu madde ticareti yaptığı belirlenen suç örgütlerine yönelik operasyon düzenlendi. Yurt içinde 35 kez, toplam 10 tonun üzerinde uyuşturucu sevkiyatı gerçekleştirdiği tespit edilen örgütlerle bağlantılı 60 şüphelinin yakalanması için eş zamanlı çalışma başlatıldı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturmada, kriptolu haberleşme programları kullanarak uluslararası uyuşturucu madde ithalatı ve ihracatı yapan suç örgütlerinin faaliyetleri tespit edildi.

Soruşturma kapsamında incelenen yazışmalarda, örgütlerin çeşitli ülkelerden temin ettikleri uyuşturucu maddeleri zaman zaman Türkiye'ye, zaman zaman da başka ülkelere naklettikleri belirlendi. Örgütlerin bu faaliyetlerden yüksek miktarda yasa dışı gelir elde ettiği ve söz konusu gelirleri çeşitli yöntemlerle aklamaya çalıştığı değerlendirildi.
Örgütlerin yurt içinde ve yurt dışında farklı tarihlerde toplam 35 uyuşturucu sevkiyatı gerçekleştirdiği, sevkiyatlara konu uyuşturucuların toplam ağırlığının 10 tonu aştığı tespit edildi.

168 şüphelinin kimliği belirlendi



Yürütülen çalışmalar sonucunda eylemlere iştirak ettiği değerlendirilen 168 şüphelinin kimlik bilgileri tespit edildi. Şüphelilerden 29'unun başka suçlardan cezaevinde bulunduğu, 74'ünün yurt dışında olduğu, 5'inin hayatını kaybettiği, 60'ının ise Türkiye'de bulunduğu belirlendi.

Türkiye'de bulunan 60 şüphelinin yakalanması amacıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince eş zamanlı operasyon gerçekleştirildi. Yurt dışında bulunduğu tespit edilen şüpheliler hakkında ise kırmızı bülten çıkarılmasına yönelik çalışma başlatıldı.

Mal varlıklarına el konuldu

Soruşturma kapsamında suç örgütü üyelerinin suçtan elde ettikleri gelirlerle edindikleri ve aklama işlemine tabi tuttukları değerlendirilen mal varlıkları da tespit edildi. Bu çerçevede 163 gerçek kişiye ait tüm banka hesapları ve kripto varlıklar ile toplam 556 taşınmaz, 155 motorlu taşıt ve 71 şirketin ortaklık payına el konuldu.
Soruşturmanın çok yönlü olarak sürdüğü bildirildi.İHA

Eski Bakan Yardımcısı fon soruşturması kapsamında tutuklandı

Sermaye piyasalarını sarsan dev fon soruşturmasında yeni bir perde açıldı. Kısa süre önce "100 milyon lira kaptırdım, kandırıldım" diyerek mağdur olduğunu iddia eden eski Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mustafa Aksu, yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanarak cezaevine gönderildi. Mahkeme kararıyla Aksu ve eşinin tüm mal varlıklarına el konuldu

13.10.2026 12:40:00
Haber Merkezi
 
Eski Bakan Yardımcısı fon soruşturması kapsamında tutuklandı
Eski Bakan Yardımcısı fon soruşturması kapsamında tutuklandı
Türkiye gündemini meşgul eden ve kamuoyunda büyük yankı uyandıran sermaye piyasalarındaki fon dolandırıcılığı ve piyasa manipülasyonu soruşturması, siyaset dünyasına uzandı. Edinilen bilgilere göre, daha önce yaptığı açıklamalarla odağa yerleşen Kayserili bürokrat ve eski Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mustafa Aksu, savcılık talimatıyla gözaltına alınmasının ardından çıkarıldığı hakimlikçe tutuklandı.

Soruşturmanın seyrini değiştiren bu tutuklama kararıyla birlikte, adli makamların talebi üzerine Mustafa Aksu ve eşinin tüm mal varlıklarına el konulması yönünde tedbir kararı uygulandı.


"Mesele 100 milyon değil, kandırılmış olmak" demişti


Mustafa Aksu'nun ismi, geçtiğimiz haftalarda gazeteci Barış Terkoğlu'na yaptığı çarpıcı açıklamalarla fon krizinin merkezine oturmuştu. Borsadaki bireysel birikimlerini korumak amacıyla 10 Eylül 2026 tarihinde Tera'nın likit fonuna giriş yaptığını belirten Aksu, bu yatırımdan yaklaşık bir hafta sonra Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından fonların tasfiyesine karar verildiğini ve parasını bir daha çekemediğini ifade etmişti.

Yatırım miktarının 100 milyon lira mertebesinde olduğunu itiraf eden eski Bakan Yardımcısı, yaşadığı sürece dair şu sözlerle sitem etmişti:

"Çok rahatsızım, sinirliyim, rencide oldum. Mesele 100 milyon değil, kandırılmış olmak."

Ancak Aksu'nun "mağduriyet" vurgusu yaptığı bu beyanlar, soruşturmayı yürüten adli makamlarca şüpheli işlemler kapsamında değerlendirilerek tutuklanmasına engel olamadı.


"Ben 100 milyonu dağıtan bir sanayiciyim"


Tutuklama kararı öncesinde hakimlikte savunma yapan Mustafa Aksu'nun, finansal birikiminin kaynağına yönelik suçlamaları ve eleştirileri reddettiği öğrenildi. Köklü ve sanayici bir aileden geldiğini belirten Aksu, ifadesinde şu savunmayı yaptı:

"Borsada tamamen bireysel işlemler yapıyordum ve yatırımlarımda genel olarak zarar ettim. Herhangi birinin yönlendirmesiyle hareket etmedim. Paranın kaynağı tamamen kayıtlı, şeffaf ve yasaldır. Gereksiz yere beni yıprattılar, '100 milyonu küçümsedi' dediler. Ben zaten bu miktarları iş hayatında dağıtan, istihdam sağlayan bir sanayiciyim. İş hayatıma daha iyi odaklanmak amacıyla geçmişte bakan yardımcılığı görevinden de kendi isteğimle ayrılmıştım."

Öte yandan, eski bakanlık kaynakları da Aksu'nun görevde olduğu dönemde devletten maaş almadığını, makam aracı veya bakanlık imkanlarını kullanmadığını doğrulayan açıklamalarda bulunmuştu. Siyasetteki diğer isimlere yönelik soruları yanıtlamaktan kaçınan Aksu, "Her AK Partili aynı değil" diyerek mesafesini korumaya çalışmıştı.


Pakdemirli döneminde olaylı ayrılık


Siyasi hayatına 2003 yılında AK Parti bünyesinde başlayan Mustafa Aksu, parti içinde Ankara İl Başkan Yardımcılığı, Ekonomik İşler Başkanlığı, Çevre ve Enerji Komisyonu gibi kritik pozisyonlarda görev yaptı.

2018-2021 yılları arasında Bekir Pakdemirli'nin Tarım ve Orman Bakanlığı döneminde bakan yardımcılığı koltuğuna oturan Aksu, o dönem Bakan Pakdemirli ile yaşadığı derin fikir ayrılıkları ve sert tartışmaların ardından görevinden istifa etmişti. Bu ayrılık, o süreçte de parti içerisinde uzun süre tartışma konusu olmuştu.


Soruşturma derinleşiyor, sırada ne var?


İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen geniş kapsamlı fon soruşturması, piyasa dolandırıcılığı ve suç gelirlerinin aklanması şüpheleri üzerinden çok katmanlı olarak devam ediyor. Fon krizinden etkilenen diğer tasarruf sahipleri ve siyasi figürlerin de takibe alındığı, olağandışı kâr elde edilen tüm şüpheli işlemlerin geriye dönük olarak mercek altına alındığı bildirildi.

Mustafa Aksu'nun tutuklanması ve mal varlığına el konulması adımı, yargının bu milyarlık krizde siyasi nüfuz iddialarının üzerine kararlılıkla gideceğinin en somut sinyali olarak yorumlanıyor.

Etimesgut Belediyesi'nde ikinci dalga depremi

Ankara merkezli 5 ilde gerçekleştirilen operasyon kapsamında, ihaleye fesat karıştırma, rüşvet ve zimmet suçlamalarıyla aralarında belediye başkan yardımcıları Fikret Gözüoğlu ve Gültekin Bayındır'ın da bulunduğu 25 şüpheli yakalandı

13.10.2026 11:38:00
Haber Merkezi
 
Etimesgut Belediyesi'nde ikinci dalga depremi
Etimesgut Belediyesi'nde ikinci dalga depremi
Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen yolsuzluk soruşturmasında yeni bir gelişme yaşandı. Etimesgut Belediyesi bünyesinde gerçekleştirilen kamu ihaleleri ile ruhsat işlemlerindeki usulsüzlük iddialarına yönelik ikinci dalga operasyon başlatıldı.

Sabah saatlerinde düzenlenen eş zamanlı baskınlarda, belediye yönetiminin tepe isimleri de dahil olmak üzere çok sayıda şüpheli emniyete götürüldü.


5 ilde eş zamanlı baskınlar düzenlendi


Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonunda, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından Ankara merkezli 5 ilde operasyon düzenlendi.

Belirlenen adreslere yapılan şafak baskınlarında, Etimesgut Belediye Başkan Yardımcıları Fikret Gözüoğlu ve Gültekin Bayındır ile birlikte belediye çalışanlarının da yer aldığı 25 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerin ev ve iş yerlerinde arama ve el koyma işlemleri gerçekleştirildi.


Soruşturmanın detayları ve ilk operasyon


İhale usulsüzlükleri, imar ve ruhsat süreçlerinde haksız kazanç iddialarına dayanan soruşturmanın; Sayıştay raporları, şüpheli ifadeleri, MASAK ve HTS analizleri ile CİMER başvuruları gibi delillerin incelenmesiyle derinleştirildiği belirtildi. Şüphelilere örgüt kurma, zimmet, rüşvet, irtikap ve ihaleye fesat karıştırma gibi suçlamalar yöneltiliyor.

30 Temmuz 2026'daki ilk dalga operasyonda dönemin belediye başkanı Erdal Beşikcioğlu dahil 40 kişi tutuklanmıştı. Emniyetteki işlemleri süren 25 şüphelinin adliyeye sevk edilmesi bekleniyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.