logo
15 EKİM 2026

ABD'siz NATO mümkün mü?

15.10.2026 00:00:00
 
NATO'nun Avrupa'daki en üst düzey askeri komutanı ABD'li General Alexus Grynkewich, 12 Ekim'de Varşova'da yaptığı açıklamada, ittifakın olası bir saldırıyı nasıl karşılamayı planladığını anlattı. Plan, saldırıyı durdurmanın yanı sıra ilerleyişini engellemeyi ve saldırıyı sürdüren askeri unsurları etkisiz hale getirmeyi öngörüyor. Kara kuvvetlerinin hava, deniz, siber ve uzay imkanlarıyla birlikte hareket etmesi; yalnızca cephedeki birliklerin değil, bunların ikmalini ve komutasını sağlayan sistemlerin de hedef alınabilmesi planın temel unsurları arasında. Ancak açıklamanın ortaya çıkardığı önemli bir soru var: ABD'nin desteği azaldığında veya başka bir bölgede yaşanan kriz nedeniyle geciktiğinde Avrupa, bu planı kendi imkanlarıyla uygulayabilir mi?
 

Avrupa'nın askeri kapasitesindeki açıklar

 
Avrupa ülkelerinin askerleri, savaş uçakları ve modern silah sistemleri var. Buna rağmen bu imkanların tek başına yeterli olması, uzun süreli ve yüksek yoğunluklu bir çatışmayı bağımsız biçimde yürütebilecekleri anlamına gelmiyor. Avrupa orduları; uydu istihbaratı ve gözetleme, havada yakıt ikmali, ağır askeri nakliye, gelişmiş hava ve füze savunması ile uzun menzilli taarruz gibi alanlarda ABD'nin desteğine ihtiyaç duyuyor. Bu imkanlar, birliklerin cepheye ulaştırılmasından hedeflerin belirlenmesine ve operasyonların devam ettirilmesine kadar birçok aşamayı etkiliyor.
 
Bu nedenle Avrupa'nın savunma açığını yalnızca daha fazla tank, uçak veya mühimmat alarak kapatması mümkün değil. Ülkelerin farklı sistemleri birlikte kullanabilmesi, ortak tedarik programları yürütmesi, üretim kapasitesini artırması ve lojistik ağlarını uyumlu hale getirmesi gerekiyor. Üstelik bazı eksiklerin giderilmesi birkaç yıllık yatırımla tamamlanabilecek bir iş değil. Özellikle uzay tabanlı istihbarat ve bazı stratejik askeri destek sistemlerinde Avrupa'nın ABD'ye bağımlılığını azaltması uzun zaman alabilir. Savunma harcamalarının yükselmesi gerekli; fakat harcanan paranın ortak ve kullanılabilir bir askeri kapasiteye dönüşmesi de aynı ölçüde önemli.
 

Silahlar kadar ortak karar da önemli

 
NATO'nun gücü yalnızca sahip olduğu silahlardan değil, üyelerinin saldırı karşısında birlikte hareket edebilmesinden kaynaklanıyor. Ancak bir siber saldırının, sabotajın veya kritik altyapıya yönelik müdahalenin kaynağı kesin olarak belirlenemediğinde müttefikler aynı değerlendirmeyi yapmayabilir. Bazı ülkeler hızlı karşılık verilmesini isterken diğerleri daha fazla kanıt bekleyebilir. Böyle bir durumda askeri kapasite mevcut olsa bile ortak kararın gecikmesi, caydırıcılığı zayıflatabilir.
 
ABD'nin Avrupa'ya verdiği desteğin kapsamı da yalnızca askeri planlara bağlı değil. Washington'un başka bölgelerde karşılaşacağı krizler, siyasi tercihleri ve kaynaklarını nasıl dağıtacağı NATO'nun hareket alanını etkileyebilir. Bu nedenle Avrupa'nın hazırlığı, Amerikan desteğinin tamamen kesileceği varsayımına indirgenmemeli; desteğin geciktiği, sınırlandığı veya belirli koşullara bağlandığı ihtimaller de hesaba katılmalı. Grynkewich'in açıkladığı yaklaşım, savaşın kaçınılmaz olduğu anlamına gelmiyor. Amaç, olası bir saldırının başarı şansını düşürerek karşı tarafı böyle bir girişimden caydırmak. Bunun inandırıcı olabilmesi için askeri planların yanında siyasi karar alma süreçlerinin de hızlandırılması gerekiyor.
 

Türkiye bu değişimin neresinde?

 
Avrupa'nın savunma kapasitesini artırma arayışı Türkiye açısından hem fırsatlar hem de dikkatle değerlendirilmesi gereken gelişmeler barındırıyor. Türkiye'nin savunma sanayisi, üretim tecrübesi ve Karadeniz'deki konumu, Avrupa ülkeleriyle ortak projeler geliştirmesine imkan sağlayabilir. Ancak her savunma programına katılmak tek başına kazanç anlamına gelmez. Türkiye, ortak üretim ve tedarik kararlarını kendi teknolojik kapasitesini geliştirme, dışa bağımlılığını azaltma ve uzun vadeli güvenlik ihtiyaçlarını karşılama hedefleriyle birlikte değerlendirmeli.
 
Karadeniz'in güvenliği de bu tablonun önemli bir parçası. Rusya-Ukrayna Savaşı devam ederken bölgede askeri hareketliliğin artması, Türkiye'nin denge politikasını ve deniz güvenliğine ilişkin sorumluluklarını daha önemli hale getiriyor. Avrupa'nın savunma alanında daha fazla sorumluluk üstlenmesi, Türkiye ile iş birliği imkanlarını genişletebilir. Bununla birlikte Ankara'nın önceliği, bu değişimi yeni bir bloklaşmanın parçası olmak şeklinde değil, kendi güvenliğini güçlendirecek ve bölgesel gerilimi kontrol altında tutacak adımlar üzerinden değerlendirmek olmalı.
 
ABD'siz NATO, bugün için Avrupa'nın Amerikan askeri desteğinden tamamen bağımsız hareket edebilmesi demek değil. Daha çok, bu desteğin sınırlı kaldığı koşullara hazırlık anlamına geliyor. Avrupa'nın ABD'nin sağladığı kritik imkanları ne kadar sürede karşılayabileceği ve müttefiklerin kriz anında ne kadar hızlı ortak karar alabileceği henüz açık değil. Türkiye açısından önemli olan, bu gelişmeleri yalnızca NATO içindeki bir görev paylaşımı tartışması olarak görmemek; savunma sanayisini, Karadeniz'deki güvenliği ve Avrupa ile iş birliği seçeneklerini birlikte değerlendirmek.
 
Cem Bürüç / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.