logo
23 HAZİRAN 2026

Batılılar ve mülteciler

19.03.2016 00:00:00
Batılılar, 'demokrasi' ve 'insan hakları' gibi değerlerin, kendi medeniyetlerine ait olduklarını iddia ediyor ve o değerlerle diğer toplumları sorgulayıp yargılıyorlar. Böylece kendilerine bir üstünlük payesi biçiyorlar.
Özellikle Müslüman ülkelere askeri güçle demokrasi getirmeyi (!) bir hak olarak görüyorlar. Bunu ilkönce Afganistan ve Irak'ta denediler. Bu denemede milyonlarca insan öldürüldü, ülkeler işgal edildi, evlerbarklar viran oldu, kan ve gözyaşı sel gibi aktı. Kısa sürede anlaşıldı ki, demokrasi içi boş bir sömürü aracıymış.
Aynı hüküm 'insan hakları' kavramı için de geçerlidir. Batılıların ilân ettikleri "İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi"nde, "Her insanın can tehlikesi olması halinde bir başka ülkeye sığınma hakkı vardır" denilmektedir. Ama gel gör ki, Batılılar, mültecilerine kapılarını kapatıyor ve daha da kötüsü değerli eşyalarına el koyuyorlar.
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Ban KiMun, Balkan ülkeleri başta olmak üzere Batı ülkelerinin mültecilere kapılarını açmalarını istiyor. AB'nin Göçten Sorumlu Komiseri Dimitris Avramopulus'un ise korkudan ödü patlıyor. "Mülteciler, Avrupa'nın sonunu getirecek" diyerek feryat ediyor. 
Avrupalı yetkililer, "Mülteci akımının neden olduğu krizi daha önce hiç yaşamadık" itirafında bulunuyorlar. İşte Batı medeniyetinin insancıllığı, gücü, kuvveti ve ağırlığı bu kadardır. Onların mültecilere reva gördükleri muamele, sömürgecilikte yaptıkları gibi bir yüz karası olarak tarihte yerini alacaktır. 
Mülteciler, Avrupa'nın değil, ama değerlerinin sonunu getirdikleri, açıkça ortaya çıkmıştır. Daha yerinde bir deyişle, Batı medeniyetinin değerlerinin boş lâftan ibaret olduğu bir kez daha gözler önüne serilmiştir.  
Batılılar, savaşları terör örgütleriyle kendi topraklarının dışında sürdürerek, her zaman kazanan tarafta yer almayı amaçladılar. Ne var ki, bu sefer yanıldılar. Mülteci akımının büyüklüğünü hesap edemediler. Müslüman ülkelerde çıkardıkları yangının kıvılcımların ülkelerine de sıçrayacağını düşünmediler.
Kelimenin tam anlamıyla Müslüman ülkeleri ateşe verdiler. O ateşten canını kurtarmak isteyen mültecileri de kendileri gibi bir plân ve proje içerisinde görmeye başladılar. Bu hastalıklı ruh halini Çek Cumhuriyetinin Cumhurbaşkanı Milos Zeman'ın şu sözleri açıkça gösteriyor: "Ben, organize bir istilâ ile karşı karşıya olduğumuz olgusuna tamamen ikna oldum. Bu kendiliğinden gelişen bir mülteci akımı değil." Tabii ki, mülteci akımları kendiliğinden gelişmez. Kim, yeriniyurdunu terk ederek mülteci konuma düşmek ister?  
Batılılar, böyle düşüneceklerine, mültecilere karşı sorumluluklarını yerine getirsinler. Onların, sömürü emelleri ve kirli savaşları olmasaydı, hiç kimse mülteci olarak kapılarına dayanmazdı. Hem zulmü yapıyorlar, hem de mülteci akımlarının Avrupa'yı değiştireceğinden korkuyorlar.
Evet, tarihte en büyük değişimler, savaş ve sonrası oluşan mülteci akımlarıyla gerçekleşmiştir. Mülteciler, Avrupa'da böyle bir değişime yol açacaklarsa, Avrupalılar korkmasınlar, o mutlaka olumlu yönde olacaktır.
 
M. Hilmi Yıldırım / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.